ÖZET: Başvuranın, bulunduğu ceza infaz kurumundaki koğuşun aşırı kalabalık olmasından kaynaklanan sorunları dile getirdiği ve bu durumun insan haklarına aykırı olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Koğuşta 12 metrekarelik odalarda altı kişi kalmakta, bu da sağlık ve hijyen sorunlarına yol açmaktadır. Ceza infaz kurumlarının inşası ve işletilmesinde Avrupa Konseyi’nin belirlediği standartların göz önünde bulundurulduğu, ancak bazı durumlarda beklenmeyen tutuklamalar nedeniyle geçici kalabalıkların yaşanabildiği ifade edilmektedir. Nakil talepleri, yalnızca doluluk oranları değil, güvenlik ve mahkumların can güvenliği gibi unsurlar da dikkate alınarak değerlendirilmektedir.

Başvuranın nakil talebi, Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) üzerinden otomatik olarak değerlendirilmiş, ancak talep ettiği kurumların dolu olması nedeniyle uygun görülmemiştir. Ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının ulusal ve uluslararası denetim raporlarında sıkça eleştirildiği, bu durumun mahpusların yaşam koşullarını olumsuz etkilediği belirtilmektedir. Dolayısıyla, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, daha uygun kapasiteye sahip kurumlara naklinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın barınma koşullarının mevzuata aykırı olduğu iddiaları reddedilmiş, ancak aşırı doluluk nedeniyle nakil talebinin yeniden gözden geçirilmesi önerilmiştir. Bu bağlamda, ceza infaz kurumlarının yönetiminde insan onuruna saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

2.2. Adı geçenin, dilekçe tarihi itibarıyla barındırılmakta olduğu koğuşun kapasitesinin 46 olduğu, koğuşta barındırılan hükümlü ve tutuklu listesi ile oda yerleşim plânının bir örneğinin ekte gönderildiği, 2.3. Ceza infaz kurumlarımız plânlanıp inşa edilirken ve sonrasında hükümlü ve tutuklu barındırılırken

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında belirtmiş olduğu minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu, bazı illerde öngörülemeyen çok sayıda tutuklama olduğunda geçici olarak kalabalıklaşma yaşanabildiği, ancak bu sorunun sevk ve nakillerle kısa zamanda giderildiği, 2.4. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.5. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.6. Ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, 2.7. Bu kapsamda, kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olup talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması halinde ret onayı, boş yer olması ve konumuna uygun olması durumunda da nakil uygun onayı sistem tarafından otomatik olarak verildiği, 2.8. Adı geçenin, 01.02.2024 tarihli son nakil talebinin de HÜNSİS ekranına düştüğü ancak talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle Genel Müdürlüğümüzün 29.02.2024 tarihli ve sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği, 2.9. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda günümüz itibarıyla infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.10. Kurumunuz tarafından her ne kadar adı geçenin herhangi bir ildeki L tipi kapalı ceza infaz kurumuna nakli talep edilmiş ise de; adı geçenin Genel Müdürlüğümüze ulaşan 01.02.2024 tarihli nakil talep dilekçesinde; Çorum ve Edirne L Tipi ile Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına naklini talep ettiği, naklini talep ettiği ceza infaz kurumlarının; -Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1670, mevcudunun 1879, doluluk oranının %113, -Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 2031, doluluk oranının %154, -Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1453, doluluk oranının %145 olduğu, hususları bildirilmiştir.

3. 09.11.2023 tarihli ve evrak ve başvuru sayılı Gönderme Kararına cevaben Genel

Müdürlük tarafından başvurana tebliğ edilmek üzere gönderilen 15.12.2023 tarihli ve sayılı yazıda ise;

3.1. Ceza infaz kurumlarımız plânlanıp inşa edilirken ve sonrasında hükümlü ve tutuklu barındırılırken

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında belirtmiş olduğu minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin yaşam koşullarının uluslararası standartlara uygun şekilde belirlendiği, bu belirlemelerin BM Mandela kurallarına ve CPT (Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesinin) belirlediği asgari standartlara uygun olduğu, 3.2. Hükümlü/tutuklu sayısının artış gösterdiği zamanlarda kurum fiziki şartlarında geçici olarak yer sıkıntıların yaşanabildiği, ancak bu sıkıntıların en kısa sürede giderilmek için önlemler alındığı ve giderildiği, ayrıca koğuşlarda bulunan ranza sayısının yetersiz kalması halinde hükümlü/tutuklulara mekan yatak verildiği, dolayısıyla hükümlü/tutukluların yerde yatması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, 3.3. Ayrıca, uluslararası literatür ve standartlarda yer almakla birlikte, 17.02.2005 tarihli ve 25730 sayılı

Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve yürütmesi Sağlık Bakanlığı uhdesinde bulunan İnsani

Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’in “İzleme, Dezenfeksiyon ve Analiz Özellikleri” başlığı altında içme-kullanma suları için asgari şartlara uygun izleme programlarında kıstas alınan Tablo B1’de bir kişinin insani amaçlı tüketeceği su miktarının 200 litre/gün varsayılarak takibinin yapılmakta olduğunun ifade edildiği, 3.4. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında Yer Alan Üye

Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına ek olarak yayınladığı kararın Hijyen başlığı altındaki 19.4’üncü maddesinde belirtilen “Genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az 2 kez (veya gerekiyorsa daha sık olarak) banyo veya duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır.” hükmü uyarınca bu imkanın ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklulara sağlandığı, 3.5. Diğer taraftan, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, 3.6. Ayrıca, kurumların sınıflandırılmaları, kapasiteleri ile mevcutları HÜNSİS ekranında tanımlanmış olup talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitesinin dolu olması halinde ret onayı, boş yer olması ve konumuna uygun olması durumunda da nakil uygun onayı sistem tarafından otomatik olarak verildiği, 3.7. Bu kapsamda, adı geçenin son olarak 06.09.2023 tarihli talebinin de HÜNSİS ekranına düştüğü, ancak naklini talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle talebinin sistem tarafından uygun olarak değerlendirilemediği, bu konuda adı geçene Genel Müdürlüğümüzün 29.09.2023 tarihli ve sayılı yazısıyla bilgi verildiği, 3.8. Ayrıca, her ay isteğe bağlı nakillerin açıldığının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de önümüzdeki aylarda belirtilen nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat uyarınca değerlendirileceği, 3.9. Öte yandan, tüm kurumlarımızın iş ve işlemleri yargı denetiminde olup bu kapsamda, ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklular, kurum uygulamalarına karşı öncelikle infaz hâkimliklerine şikâyet, infaz hâkimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri, yargı bağımsızlığına sahip hâkim kararlarına karşı idarenin hiçbir şekilde telkin veya tavsiye suretiyle müdahale imkânı bulunmadığı,

3.10. Bunun yanı sıra, ceza infaz kurumlarımız idarî olarak; ayrıca parlamento ve ulusal/uluslararası denetim mekanizmaları tarafından periyodik olarak ve ihtiyaç olduğunda her zaman denetlendiği, hususlarının bildirildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir…

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 4.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinde “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 4.4. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “İnsan haklarına saygı yükümlülüğü” başlıklı 1 inci maddesi “Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.” 3 üncü maddesinde “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 6. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir. f) Ceza infaz kurumlarında

hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.3. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27 nci maddesi “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır. (2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.” 6.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesi “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.” 6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesi “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması Gerekir.” 6.6. “Hükümlünün barındırılması ve yatırılması” başlıklı 63 üncü maddesi “(1) Tehlikeli hâli bulunan hükümlü ancak bir veya üç kişilik odalarda, diğer hükümlüler ise kurumun fizikî yapısı, kapasite durumu ve güvenlik gerekleri göz önüne alınarak cezaevi yönetimi tarafından belirlenecek sayıda mahkûmun kalabileceği odalarda barındırılırlar. (2) Her hükümlüye yöresel iklime uygun nitelikte tek tip yatak ve yeterli sayıda yatak takımı verilir. (3) Kadınların erkeklerle, hükümlülerin tutuklularla, çocukların yetişkinlerle, örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmez. (4) Oda ve kısımlarda iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık, ısınma, havalandırma ve hijyen sağlanır.” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 8.1. “Hükümlülerin giydirilmesi, barındırılması ve yatırılması” başlıklı 66 ncı maddesinde “(1)

Hükümlülerin giydirilmesi, barındırılması ve yatırılmasında 5275 sayılı Kanunun 63 ve 64 üncü maddeleri uygulanır. (2) Hükümlüler idare tarafından hazırlanan ve koridordaki oda kapılarının yanına asılan resimli yatma planına uygun olarak yerleştirilir.”

8.2. “Hükümlülerin Nakillerinde Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, hükümleri yer almaktadır.

9. Adalet Bakanlığınca 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; düzenlemelerine yer verilmiştir.

10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (Bakanlar Komitesi) tarafından 11/1/2006 tarihinde kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 numaralı Tavsiye

Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kurallarının (Kurallar) 17. ve 18. maddeleri hükümlüler ve tutukluların yerleştirme ve barındırmalarına ilişkin kriterleri düzenlemektedir.

10.1. Bu kuralların “Yerleştirme ve Barındırma” ile ilgili bölümleri şöyledir:

17.1 Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine ve sosyal rehabilitasyon çevrelerine yakın cezaevlerine

yerleştirilmelidirler.

17.2 Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara

uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.

17.3 İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün

olduğunca mahpusa danışılmalıdır.

…

18.1 Mahpuslara sağlanan barınma yerleri ve özellikle yatakhane bölümleri, insan onuruna ve mümkün

olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olmalı, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılamalıdır.

18.2 Mahpusların yaşadığı, çalıştığı veya bir araya geldiği tüm binalarda:

a. Pencereler mahpusların normal koşullarda gün ışığında okumalarını veya çalışmalarını mümkün kılmaya yeterli büyüklükte olmalı ve klima sistemiyle yeterli ölçüde bir havalandırmanın yapıldığı yerler hariç temiz havanın içeriye girmesi sağlanmalıdır.

…

18.4 Ulusal mevzuat, bu asgari gerekliliklerin cezaevlerinin kalabalık olması gerekçe gösterilerek ihlal

edilmemesinin temi için mekanizmalar sağlamalıdır.

18.5 Başkalarıyla aynı koğuşu paylaşmasının tercih edilebilir olması dışında, mahpuslar normal olarak

geceleri tek kişilik odalarda barındırmalıdır…” 10.2. Kurallar’ın hijyen ile giyim ve yatak malzemelerine ilişkin kriterleri düzenleyen 19. ve 21.

maddelerinin ilgili bölümleri şöyledir:

“19. 4 Genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az iki kez (ve gerekiyorsa daha sık olarak) banyo ve duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır.

19. 5 Mahpuslar kendilerini, giysilerini ve kaldıkları yerleri temiz ve düzenli tutmalıdırlar.

…

21. Her mahpusa, düzenli biçimde muhafaza edilen ayrı bir yatak ile temiz tutulmasının sağlanması için gerekli sıklıkta değiştirilen ayrı ve uygun bir yatak takımı sağlanmalıdır.” 11. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT) 2015 yılında mahpus başına düşmesi gereken asgari yaşam alanına ilişkin görüşünü ve standartlarını net bir şekilde açıklamaya karar vermiştir. Bu standartlar çok sayıda CPT ülke ziyareti raporunda sıkça kullanılmakla birlikte ilk defa “Cezaevlerinde Mahkûm Başına Düşen

Yaşam Alanı: Cpt Standartları” başlıklı belgede (CPT/Inf (2015) 44, 15 Aralık 2015) bir araya

getirilmiştir. Bu belgenin ilgili kısımları şöyledir:

“4. Bu belgede bahsedilen odalar disiplin, güvenlik tecrit veya tefrik odalarının yanı sıra mahpusların kalması için tasarlanan sıradan odalardır. Bununla birlikte çok kısa süreler için kullanılan bekleme odaları ya da benzer alanlar burada ele alınmamıştır. (İnsanların özgürlüklerinden mahrum bırakılabilecekleri diğer mekanlardaki (polis karakolları, psikiyatri kurumları, mülteci kampları vb.)

yaşam alanı meselesi bu belgenin kapsamında değildir.)

9. CPT 1990’larda bir mahkuma bir odada sağlanması gereken asgari yaşam alanı için temel bir

“pratik kural” standardı geliştirmiştir.

• tek kişilik oda için 6 m² yaşam alanı

• çok kişilik oda için mahkum başına 4 m² yaşam alanı 10. CPT’nin son yıllarda açıkça belirttiği gibi asgari yaşam alanı standardına oda içindeki banyo ve tuvalet alanı dahil değildir. Sonuç olarak tek kişilik bir oda 6 m² olmalı, ayrıca (genellikle 1 m² ila 2 m² tutarında) bir banyo/tuvalet eklentisi bulunmalıdır. Aynı şekilde çok kişilik odalardaki banyo/tuvalet bölümü de kişi başına düşen 4 m² hesabından ayrı tutulmalıdır. Ayrıca bir mahkumdan fazlasını barındıran her odada banyo ve tuvaletler tamamen ayrılmış olmalıdır.

11. Ayrıca CPT mahkumları barındırmak amacıyla kullanılan her odanın duvarları arasında en az 2 m, zemini ile tavanı arasında da en az 2.5 m mesafe olması gerektiğini düşünmektedir.

16. Bu nedenlerle CPT, dört mahkuma kadar olan çok kişilik odalarda, tek kişilik oda için geçerli olan 6 m²’lik asgari yaşam alanına her ilave mahkum için 4 m² ekleyerek, arzulanan bir standardı teşvik

etmeye karar vermiştir:

• 2 mahkum: en az 10 m² (6m² + 4m²) yaşam alanı + banyo ve tuvalet

• 3 mahkum: en az 14 m² (6m² + 8m²) yaşam alanı + banyo ve tuvalet

• 4 mahkum: en az 18 m² (6m² + 12m²) yaşam alanı + banyo ve tuvalet 21. CPT hiçbir zaman oda boyutu standartlarının mutlak olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmemiştir. Bir başka deyişle CPT, özellikle mahpusların her gün önemli miktarda bir vakti oda dışında geçirebilmeleri (atölyelerde, sınıflarda veya diğer aktivitelerde) gibi hafifletici faktörler bulunduğu sürece, asgari standartlarından küçük bir sapmanın otomatik olarak söz konusu mahkum(lar)ın insanlık dışı ve onur kırıcı muamele gördükleri anlamına gelebileceği görüşünü benimsememektedir. Bununla birlikte CPT böyle durumlarda bile hâlâ asgari standarda bağlı kalınmasını tavsiye etmektedir.

22. Diğer yandan Komite için alıkonma koşullarının insanlık dışı ve onur kırıcı muamele olarak sayılması için odaların aşırı kalabalık olması ya da birçok vakada olduğu gibi, bütün mahkumlar için yeterli sayıda yatak olmaması, yetersiz hijyen, parazit salgını, yetersiz havalandırma, ısıtma ya da aydınlatma, odada tuvalet/banyonun bulunmaması ve doğal ihtiyaçlar için kova ya da şişe kullanılması gibi birçok olumsuz unsuru bir arada bulundurması gerekmektedir. Aslında bir alıkoyma merkezinin hem aşırı kalabalık olma hem de iyi havalandırılma, temiz olma ve yeterli sayıda yatak bulundurma ihtimali oldukça düşüktür. Dolayısıyla CPT’nin sadece yetersiz yaşam alanına atıfta bulunmak yerine sıklıkla ağır tutukluluk şartlarını oluşturan faktörleri sayması şaşırtıcı değildir. Ayrıca CPT –her vakada olmasa da- özel bir durumu değerlendirirken koşullarla doğrudan doğruya bağlantısı olmayan başka faktörleri de dikkate almaktadır. Bu faktörler oda dışında az zaman geçirilmesi ve genellikle kötü bir cezaevi rejimi; açık hava egzersizlerinin azaltılması; yakınlarla yıllarca görüşme mahrumiyeti vb. içerir.

23. Bu belgenin sonundaki Ek cezaevinde alıkoyma koşulları değerlendirilirken göz önünde bulundurulması gereken faktörlerin (mahkum başına düşmesi gereken yaşam alanı miktarı dışında)

kısmi bir listesini içermektedir.

24. Bu belge, CPT’nin belirli bir odada mahkûm(lar) açısında uyulması gereken asgari yaşam alanı standartlarını açıkça belirterek, uygulayıcılara ve diğer ilgili taraflara kılavuz ilkeler sağlamaya çalışmaktadır. Nihai olarak, belirli bir kişinin, o kişinin kişilik yapısı da dahil olmak üzere bütün faktörleri dikkate alarak AİHS’nin 3. maddesi çerçevesinde insanlık dışı ve onur kırıcı muamele eşiğine varacak kadar acı çekip çekmediğine karar vermek mahkemelerin işidir. Kişi başına düşen metrekare miktarı, çoğunlukla anlamlı ve belirleyici olmakla birlikte sadece bir faktördür.” 17. Söz konusu belgenin ekinde yer alan ceza infaz kurumundaki tutulma koşulları değerlendirilirken

göz önünde bulundurulması gereken diğer faktörlerin listesi ilgili olduğu ölçüde aşağıdaki gibidir:

“ Onarım ve temizlik durumu

– Hücreler, mobilyalar da dahil olmak üzere, iyi bir onarım durumunda olmalı ve yaşam alanlarının temiz ve hijyenik kalması için her türlü çaba gösterilmelidir.

– Herhangi bir haşere istilası şiddetle mücadele edilmelidir.

– Mahpuslara gerekli kişisel hijyen ürünleri ve temizlik malzemeleri sağlanmalıdır.

Doğal ışığa, havalandırmaya ve ısıtmaya erişim

– Mahpuslar için tüm yaşam mekânları (hem tek kişilik hem de çok kişilik hücreler), okuma amaçları için yeterli olan yapay aydınlatmanın yanı sıra doğal ışığa da erişebilmelidir.

– Aynı şekilde, hücrelerin içindeki havanın sürekli yenilenmesini sağlamak için yeterli havalandırma olması gerekir.

– Hücreler yeterince ısıtılmalıdır.

Sıhhi tesisler

– Her hücrede en az bir tuvalet ve lavabo bulunmalıdır. Birden fazla kişinin bulunduğu hücrelerde, sıhhi tesisler tamamen bölünmelidir (yani tavana kadar).

Açık hava egzersizi

– CPT, her mahpusa her gün en az bir saat açık havada egzersiz teklif edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Açık hava egzersiz alanları geniş olmalı ve mahkûmlara kendilerini fiziksel olarak efor sarf etmeleri (örneğin spor yapmaları) için gerçek bir fırsat verecek şekilde uygun şekilde donatılmalıdır; ayrıca dinlenme araçları (örneğin bir bank) ve sert hava koşullarına karşı bir barınak ile donatılmalıdır.

Belli bir amaca yönelik etkinlikler

– CPT uzun süredir mahkumlara çeşitli amaçlı faaliyetler (iş, meslek, eğitim, spor ve eğlence)

sunulmasını tavsiye etmektedir.” 12. Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi; Avrupa Cezaevi Kuralları yorumunda yeterli barınma ve ceza infaz kurumu rejimleri için gerekliliklerin kapsamını açıklamıştır. Açıklamanın

ilgili kısmı şöyledir:

“Kural 18 bazı yeni unsurlar içeriyor. İlki, Kural 18.3’te, hükümetleri ulusal hukuk yoluyla uygulanabilecek belirli standartlar ilan etmeye zorlamayı amaçlamaktadır. Bu tür standartlar, insan onuru ile ilgili daha geniş konuların yanı sıra pratik sağlık ve hijyen konularını da karşılamalıdır. CPT, çeşitli ülkelerdeki cezaevlerinde bulunan koşullar ve yer hakkında yorum yaparak bazı asgari standartları belirtmeye başlamıştır. Bunlar, çok kişilik koğuşlardaki mahkumlar için 4 m² ve tek kişilik bir hapishane hücresi için 6 m² olarak kabul edilir. Bununla birlikte, bu minimumlar, mahpusların hücrelerinde gerçekte ne kadar zaman harcadıklarına dair çalışmalar da dahil olmak üzere, belirli hapishane sistemlerinin daha geniş analizleriyle ilgilidir. Bu minimumlar norm olarak görülmemelidir.

CPT böyle bir normu hiçbir zaman doğrudan ortaya koymamış olsa da, göstergeler, bir mahkum için bir hücre için 9 ila 10 m²’yi arzu edilen bir boyut olarak kabul edeceği yönündedir. Bu, CPT’nin bu konuda halihazırda ortaya konanların üzerine inşa edilecek sürekli bir katkı yapabileceği bir alandır.

Gerekli olan, çeşitli sayıdaki kişinin hangi hücre boyutunun kabul edilebilir olduğunun ayrıntılı bir incelemesidir. Uygun büyüklükler belirlenirken mahpusların hücrelerde kilitli kaldıkları saat sayısına dikkat edilmelidir. Hücrelerinin dışında çok fazla zaman geçiren mahpuslar için bile, insan onuru standartlarını karşılayan net bir asgari alan olmalıdır. …” 13. 1955 tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2015 yılında gözden geçirilmiş ve Mahpuslara

Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kurallar (Nelson Mandela Kuralları) adı

verilmiştir. Nelson Mandela Kurallarının ilgili kısmı şöyledir:

“Barınma

Kural 12

1. Mahpusların uyuma yerleri, tek kişilik hücre veya oda ise her mahpus, gece tek başına bu hücre ya da odada kalır. Geçici kalabalık gibi, özel nedenlerle merkezi hapishane idaresinin bu kurala istisna getirmesi gerektiğinde bile, iki mahpusun küçük bir yerde veya odada bir arada tutulması, uygun değildir.

2. Koğuş sisteminin kullanıldığı yerlerde, aynı koğuşa bu şartlar altında birbirleri ile uyuşabilecek kişiler dikkatle seçilerek yerleştirilir. Hapishanenin özelliği dikkate alınarak, düzenli biçimde gece denetimleri yapılır.

Kural 13

Mahpuslara kalmaları için ayrılan bütün yerlerde ve özellikle uyudukları yerlerde, iklim şartlarına ve ayrıca metreküp başına düşen hava miktarına, asgari zemin alanına, aydınlatmaya, ısıtmaya ve havalandırmaya gerekli özen gösterilerek, sağlık için gerekli bütün koşullar karşılanır.

Kural 14

Mahpusların yaşamaları ve çalışmaları gereken her yerde:

(a) Pencereler, mahpusun gün ışığında okuma veya çalışabilmesine yeterli büyüklükte ve yapay bir havalandırma sistemi olmasına bakılmaksızın, temiz havanın girebileceği şekilde inşa edilir.

(b) Mahpusun okuma veya çalışması için, görme yeteneğine zarar vermeyecek ölçüde yeterli yapay aydınlatma sağlanır.

Kural 15

Her mahpusun tuvalet ihtiyaçlarını karşılayabileceği ölçüde yeterli sıhhi tesis bulunur; bu tesisler temiz ve bakımlı tutulur.

Kural 16

Her mahpusun yararlanabileceği, yeterli banyo ve duş yeri bulunur. Mahpusların iklim koşullarına uygun, mevsime ve coğrafi bölgeye göre genel sağlığa uygunluk için gerekli aralıklarda, ılık bir iklim varsa haftada en az bir kez banyo veya duş olanağı sağlanır.

Kural 21

Yerel ve ulusal standartlara uygun olarak, her mahpusa, verildiğinde temiz, iyi durumda ve temizliği korumaya yetecek sıklıkta değiştirilen, yeterli büyüklükte ve sayıda yatak takımı ve ayrı bir yatak sağlanır.

Egzersiz ve spor

Kural 23 1. Hava koşulları izin verdiği ölçüde, dışarıda çalıştırılmayan her mahpus, günde en az bir saat açık havada, uygun bir biçimde egzersiz yapacaktır.”

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

14. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 15. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; Marmara L

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda koğuş içindeki 12 metrekarelik odalarda 6 kişi kaldıklarını, kalabalığın yarattığı sağlık ve hijyen sorunlarının yanı sıra bu şekilde barındırılmalarının insan haklarına aykırı olduğunu belirterek, kalabalık sorunundan kaynaklanan mağduriyetin giderilmesi amacıyla herhangi bir ildeki L tipi ceza infaz kurumuna naklinin sağlanmasını talep etmektedir.

16. Anayasanın 17 nci maddesinin ilgili fıkralarında, “herkesin, … maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı” hüküm altına alınmıştır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3 üncü maddesinde de hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı belirtilmiştir. Bahse konu amir hükümler incelendiğinde, işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyette olduğu açıkça görülmektedir.

17. Nitekim Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi kötü muamele yasağının istisnası öngörülmemiştir. Sözleşme’nin 15. maddesi de benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir sınırlama getirmemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında terörizmle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme’nin mağdurların davranışlarından bağımsız olarak devletleri işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiği belirtilmiştir.

18. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında da “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz” ve aynı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.” şeklindeki düzenlemelerle açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahpuslar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (AYM, Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 36).

19. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, mahpusların Sözleşmede ve Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahip olduğu, bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin sağlanmasına yönelik makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan hakların sınırlanabileceği belirtilmiştir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69; AYM, Turan Günana,§ 35). Bununla birlikte, infazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerektiğinin altı çizilmektedir.

20. Anayasa Mahkemesi kararlarında, tutulma koşullarının, tutulanlara yapılan bazı uygulamaların, ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadelerin, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muamelelerin kötü muamele olarak ortaya çıkabileceği belirtilmiştir (AYM; Cezmi Demir ve diğerleri, § 90). Diğer bir ifade ile kötü muamele ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilmektedir.

21. Bu nedenle, AİHM ve AYM kararlarında ceza infaz kurumunda tutulma koşullarına ilişkin somut iddiaların cezaevindeki yaşamın tüm yönleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda mahpuslara sağlanan aktivitelerin genişliğinden, mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda incelenmesi gerektiği belirtilmektedir (AİHM, Dougoz/Yunanistan, B. No: 40907/98, 6/3/2001, § 46; AYM; Turan Günana, § 37).

22. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (Bakanlar Komitesi) tarafından 11/1/2006 tarihinde kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 numaralı Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kuralları’nın (Kurallar) 18.1 inci maddesinde “mahpuslara sağlanan barınma yerleri ve özellikle yatakhane bölümlerinin, insan onuruna ve mümkün olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olması gerektiği, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılaması gerektiği” belirtilmiştir.

23. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT)

2015 yılında yayımlanan “Cezaevlerinde Mahkum Başına Düşen Yaşam Alanı: Cpt Standartları”

başlıklı belgede (CPT/Inf (2015) 44, 15 Aralık 2015) CPT’nin izleme etkinlikleri sırasında sık sık cezaevi nüfusunun yoğun olduğu durumlarla karşılaştığı belirtilerek, cezaevi nüfusunun yoğun olmasının sonuçları sıkışık ve sağlığa elverişsiz barınma; hiç mahremiyet olmaması; mevcut personelin kapasitesini ve olanakları aşan talep nedeniyle koğuş etkinliklerinin kısıtlanması; sağlık bakım hizmetleri kapasitesinin zorlanması; mahpusların kendi aralarında ve mahpuslarla personel arasında gerilimin ve dolayısıyla da şiddetin artması şeklinde sayılmıştır. (https://rm.coe.int/1680727fa5)

24. Bu kapsamda, yüksek yargı kararlarında koğuşların kalabalık olması sebebiyle yapılan başvuruların, kalabalık sorununun kendisinin tespit edilmesinin yanı sıra, barındırılma koşullarına yönelik uluslararası kabul görmüş asgari standartlar çerçevesinde (bkz. prg. 8-10) kalabalığın sebep olduğu yetersiz havalandırma, aydınlatmanın yetersiz olması, kişisel hijyenin sağlanması için yeterince sıcak su verilmemesi, tuvalet ve banyonun yetersiz, bakımsız ve mahremiyet sağlamayacak şekilde olması, koğuşun genel hijyeninin sağlanamaması, herkese yatak sağlanamaması, ortak olarak kullanılan açık havalandırma alanının yetersiz olması, özel eşyalarının muhafazası için dolap sayısının yetersiz olması gibi unsurlarla birlikte ele alındığı ve incelemenin “kötü muamele yasağının ihlali” çerçevesinde yapıldığı anlaşılmaktadır.

25. Yüksek mahkeme kararlarında, yukarıda ifade edilen tüm hususlara ilave olarak bir muamelenin

Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade edilerek, her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği, bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşıdığı belirtilmektedir. (AYM, Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).

26. Somut olayda başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumunda tutulduğu koğuşun kalabalık olmasını şikayet etmekte, kalabalıktan kaynaklanan mekânsal sıkışıklık dışında başkaca bir eksiklik veya yetersizlikten ya da kamu görevlilerinin kasıtlı uygulamasından şikâyet etmemektedir. Bu minvalde, öncelikle başvuranın kaldığı koğuşta mahpus başına düşen alanın mahpusların barındırılma koşullarına yönelik asgari standartları sağlayıp sağlamadığının incelenmesi gerekmektedir.

27. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT)

ceza infaz kurumlarında kişisel yaşam alanına dair asgari standardı tek kişilik oda için 6m² yaşam alanı

+ sıhhi imkânlar [tuvalet/banyo]; çok kişilik odada mahkûm başına 4m² yaşam alanı + tamamen bölünmüş tuvalet/banyo olarak belirlemiştir. Hem tek hem de çok kişilik odalardaki banyo/tuvalet bölümünün tamamen ayrılmış olması gerektiği ve kişi başına düşen 4 m² ve 6m² hesabından ayrı tutulması gerektiği vurgulanmıştır.

28. CPT ayrıca cezaevlerinde çok kişilik odalarda kişi başına düşmesi gereken 4 m2’nin asgari bir standart olduğunun altını çizerek, bu standardın sağlandığı durumlarda dahi sıkışık koşulların oluşabildiğini, kişi başına bundan daha fazla yaşam alanı sağlanarak CPT’nin “arzulanan” standartlarını karşılanması için en azından gayret göstermenin isabetli olacağını belirtmiştir.

29. AİHM Büyük Dairenin 2016 yılında verdiği Mursic/Hırvatistan kararında çok kişilik koğuşlarda bir mahpusa tahsis edilen asgari kişisel alanın hesaplanmasına ilişkin metodolojiyi netleştirmiştir. Buna göre AİHM, CPT’nin konuyla ilgili metodolojisinden hareketle hücre içi sıhhi tesisatın hücrenin toplam yüzey alanından sayılmamasına karar vermiştir. Öte yandan hücredeki kullanılabilir yüzey alanının hesaplanmasına mobilyaların kapladığı alanın da dâhil olduğunu, bu noktada mahpusların hücre içinde normal bir şekilde hareket etme imkânının olup olmadığının önemli olduğunu belirtmiştir (Mursic/Hırvatistan, §110, 111,114) (AİHM’in (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Ceza

İnfaz Kurumlarının Aşırı Kalabalıklaşmasına İlişkin Ayrıntılı İçtihadı için Bkz: AYM, Cengiz

Yetgin [GK], B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 25-37).

30. AİHM kararlarında mahpuslara tahsis edilmesi gereken belli bir metrekareyi kesin olarak belirleyemeyeceğini birçok kez vurgulamış, çok kişilik koğuşlarda kişisel asgari alan için arzu edilen standardın 4 m² olduğunu belirtmiştir. Mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde ise tutulma koşullarının diğer yönlerinin yeterliliğini/yetersizliğini incelemiştir. Bu durumda alan faktörünün yanı sıra açık hava egzersizi, doğal ışığa veya havaya erişim, havalandırmanın mevcudiyeti, ısıtma düzenlemelerinin yeterliliği, tuvaleti özel olarak kullanma, temel sıhhi ve hijyen gerekliliklerine uygunluk gibi bir dizi diğer ilgili faktörü değerlendirmiştir (AİHM, Ananyev ve diğerleri/Rusya, B. No: 42525/07, 60800/08, 10/1/2012, §149).

31. Anayasa Mahkemesi de aynı doğrultuda Anayasa’nın 17. maddesine uymak için bir mahpusa sağlanması gereken net bir metrekare sayısının kesin olarak belirlenemeyeceğini, yukarıda belirtildiği gibi birçok faktör dikkate alınacağını, önceki içtihadı ve alan faktörünün önemi çerçevesinde dörtten fazla mahpusun barındırıldığı çok kişilik koğuşlarda bir mahpus için asgari yaşam alanının 4 m² olmaya devam edeceği açıklamış; genel tutulma koşullarına ilişkin genel ilkelere kararda yer vermiştir. (AYM, Cengiz Yetgin [GK], §53-69)

32. Mahkeme çok kişilik koğuşlarda bir kişi için olması gereken asgari yaşam alanının 4 m²nin altına düştüğü hâllerde kişisel alan eksikliği nedeniyle 3. maddenin ihlal edilip edilmediğine karar verirken 3 unsuru dikkate alacağını belirtmiştir. Bunlar; (1) kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra olması, (2) bu tür azalmaların yeterli koğuş dışı dolaşım özgürlüğü ve koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesi ve (3)

mahpusun genel olarak uygun nitelikte olan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutuluyor olması olarak sayılmıştır. Mahkeme bu 3 unsurun bir arada bulunuyor olması halinde Anayasa’nın 17. maddesinin ihlaline yönelik ortaya çıkacağı değerlendirilen güçlü karinenin ortadan kaldırılabileceğini belirtmektedir. (AYM, Cengiz Yetgin [GK], § 63)

33. Somut dosyada, başvuran 2024 yılının birinci ayı itibarıyla koğuşta 53-54 kişi olduklarını, güncel fazlalarının 6 kişi olduğunu, bu kadar kişiye sağlanan iki adet banyo ve tuvaletin yetersiz olduğunu, hijyenin sağlanmasının mümkün olmadığını, barındırılma koşullarının insan haklarına aykırı olduğunu iddia etmektedir. Başvuranın koğuştaki havalandırma, aydınlatma ve ısıtmaya ilişkin herhangi bir şikayette bulunmadığı, ayrıca koğuş dışında yeterince zaman geçiremediğine yönelik kurum tarafından yeterince faaliyet düzenlenmediği ya da spor alanlarından faydalandırılmadığı şeklinde bir yakınmasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

34. İdareden temin edilen bilgi-belgelerden, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde 1 adet Açık

Ceza İnfaz Kurumu ve 8 adet L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, 1 adet Kadın Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu, 1 adet Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun bulunduğu, Kurumun 1.327 kişi kapasiteli inşa edildiği, daha sonra yapılan değişiklikler ile hali hazırda kurumda; 46 kişilik 46 oda, 42 kişilik 12 oda, 31 kişilik

1 oda, 44 kişilik 1 oda, 40 kişilik 1 oda, 6 kişilik 4 oda, tek kişilik 35 oda bulunduğu, artırılmış kapasite

ile 2.796 hükümlü ve tutuklunun kalabileceği anlaşılmıştır.

35. Kuruma ilişkin olarak idare ve bağımsız kurullar tarafından yapılan inceleme ve denetimlerde özetle, Kurumdaki hükümlülerin banyo ihtiyaçlarını odalarında bulunan banyolardan sağladıkları, tüm odalara kişi başına günlük 200 litre soğuk su ile 50 litre sıcak suyun verildiği, böylece tutuklu ve hükümlülerin sıcak suya her zaman ve tüm gün ulaşabildikleri, odalarda iki katlı ranzaların kullanıldığı, odaların temizliğine imkânlar ölçüsünde itina gösterildiği, hükümlü ve tutukluların belirli planlar dâhilinde iki adet açık spor sahasından ve kapalı spor alanlarından aktif olarak yararlandırıldığı, 2023 yılı içerisinde koğuşlarda yatak ve nevresimlerin yenilendiği, boya-tadilat yapıldığı, yeteri kadar klozet ve alaturka tuvalet bulunduğu, kurum kapasitesinin üstünde ve kaldırabileceğinden daha yüksek sayıda hükümlü ve tutuklu barındırılmakla birlikte Aralık 2023 yıl sonu itibariyle yerde yatan mahpus olmadığı, ışık ve havalandırma konusunda herhangi bir olumsuzluk gözlemlenmediği, çoklu ve tekli odalarda genel olarak hijyen koşullarının sağlandığı, idare tarafından yapılması gereken boya, badana, tamirat, temizlik işlemlerinin hızla tamamlandığı hususlarının kaydedildiği görülmüştür.

36. Kurumumuzca idareden temin edilen belgelerin incelenmesinden ise, başvuru tarihi itibariyle başvuranın bulunduğu koğuşta 56 kişi bulunduğu, üst katta bulunan 7 adet odanın yatakhane olarak kullanıldığı, alt kattaki oturma alanında mutfak kısmı ile masa ve sandalyelerin olduğu, ayrıca havalandırma bahçesinin bulunduğu, Kurumumuzca yapılan hesaplamalarda 3/4/5/6/7 no’lu odaların alan bilgisi açıkça tespit edilememekle birlikte, tuvalet ve banyolar hariç kişi başına düşen asgari yaşam alanının 56 kişinin barındırıldığı dönemde yaklaşık 3-4 m2 arasında olduğu tespit edilmiştir.

37. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahpuslar için sağlanacak şartların insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olması gerektiği, infazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerektiği, Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek hususların farklı şekillerde tezahür edebileceği, kötü muamele ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabileceği, mahpuslara sağlanan barınma yerlerinin insan onuruna ve mümkün olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olması gerektiği, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılaması gerektiği, bu nedenle somut başvuruda olduğu gibi kalabalık sorununa yönelik şikayetlerde

mahpuslar için bir ceza infaz kurumundaki yaşamın sadece kişisel alana göre değil, barındırılma koşullarına yönelik uluslararası kabul görmüş asgari standartlar çerçevesinde cezaevindeki yaşamın tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerektiği, buna göre çok kişilik koğuşlarda kişisel asgari alan için arzu edilen standardın 4 m² olarak kabul edildiği, mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde ise tutulma koşullarının alan faktörünün yanı sıra açık hava egzersizi, doğal ışığa veya havaya erişim, havalandırmanın mevcudiyeti, temel sıhhi ve hijyen gerekliliklerine uygunluk gibi bir dizi faktörün dikkate alınması gerektiği, bu hususlara ilave olarak bir muamelenin Anayasa’nın 17.

maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiği, her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının değerlendirilerek, bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmaktadır.

38. Somut dosyanın belirtilen kapsamda incelenmesinden; başvuranın tutulduğu odanın aşırı kalabalık olmasını şikayet konusu ettiği, bunun dışında idareden kaynaklı başkaca bir eksiklik veya yetersizlikten ya da kamu görevlilerinin kasıtlı uygulamasından şikâyet etmediği, Kurumumuzca yapılan hesaplamada başvuranın şikayet tarihinde kalmakta olduğu C Blok 7. koğuşta kişisel alanının şikayet tarihinde uluslararası standartlarda belirtilen asgari 4 m² kişisel alan hesaplamasının altında kalmış olabileceği, bununla birlikte yüksek mahkeme içtihatlarında mahpusların kişisel alanının 4 m²’nin altında kaldığı durumlarda kalabalık sorunun yol açtığı sıkıntı düzeyinin asgari eşik seviyesini aşıp aşmadığının değerlendirmesinde aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılaması gibi yukarıda belirtilen cezaevi yaşamının diğer unsurları ile muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler ile birlikte incelenmesi gerektiği, bu kapsamda başvuranın kişisel uyku yerinin olmadığı, mobilyalar arasında serbestçe hareket etme imkânına sahip olmadığı, yatakhane bölümünde hareket edecekleri bir alan olmadığı veya mahremiyetin korunamadığı gibi barınma koşulunu ağırlaştıracak başka herhangi bir unsuru şikayet konusu etmediği, her ne kadar kalabalıktan kaynaklı bir hijyen sorunundan bahsedilebilecekse de koğuşların temizliğinin mahpusların sorumluluğunda olduğu dikkate alındığında bunda idarenin kasti bir eyleminden söz edilemeyeceği, öte yandan başvuranın koğuştan bağımsız olmayan havalandırma alanından faydalanabildiği, kurumdaki sportif, eğitsel, kültürel faaliyetlerden faydalanamadığı yönünde de herhangi bir şikayetinin olmadığı hususları birlikte ele alındığında, başvuranın barınma koşullarının mevzuata aykırı olduğu yönündeki iddialarının reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

39. Bununla birlikte, Ülkemizdeki ceza infaz kurumlarının çoğunun kapasitesinin üzerinde dolu olduğu hususu ulusal ve uluslararası denetim raporlarında yer almıştır. Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi

Komitesi (CPT) tarafından ülkemize son yıllarda yapılan ziyaretler sonucunda hazırlanan raporlarda, Türkiye’nin ceza infaz kurumlarındaki kalabalıklaşma sorunu sebebiyle sıklıkla eleştirildiği görülmüştür (https://hudoc.cpt.coe.int/eng/?i=p-tur-20190506-en-12).

40. Ulusal Önleme Mekanizması yetkisiyle ya da yapılan bireysel başvurular üzerine Türkiye İnsan

Hakları Kurumu tarafından ceza infaz kurumlarına yapılan ziyaretlerde de bu hususun tespit edildiği gözlenmektedir (https://www.tihek.gov.tr/upload/file_editor/2019/07/1563436983.pdf ).

41. Somut dosyada da Marmara 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1677, mevcudunun 2799, doluluk oranının ise %167 olduğunun bildirildiği dikkate alındığında, kurumda

kalabalıklaşma sorunu olduğu açıktır. Nitekim başvuran, kalabalık sebebiyle nakil talebinde bulunduğunu ifade etmektedir.

42. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nâkile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56. maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.

43. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

44. Başvuranın nakil talebinin reddine yönelik işlemde idare tarafından ise özetle; nakil talepleri değerlendirilirken sadece doluluk oranları değil kurumun güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların dikkate alındığı, ayrıca, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, başvuranın naklini talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olması sebebiyle talebinin uygun değerlendirilemediği bildirilmiştir.

45. İdarenin ret işlemine dair gerekçeleri değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesinin” üstünde bir doluluğun varlığı hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, başvuranın bulunduğu kurumun doluluk oranının da %167 olduğu dikkate alındığında, her ne kadar nakil işleminin HÜNSİS üzerinden otomatik olarak yapıldığı ifade edilmişse de bunun sistemi kurgulayan ve işletimini sağlayan idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı değerlendirilerek, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, kapasitesi daha uygun kurumlara naklinin yapılması için talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

46. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; başvuranın barınma koşullarının mevzuata aykırı olduğu iddialarının reddi gerektiği, bununla birlikte başvuranın bulunduğu kurumun doluluk oranının %167 olduğu dikkate alındığında kapasitesi daha uygun kurumlara naklinin yapılması için talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 47. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği

anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

48. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın barınma koşullarının mevzuata aykırı olduğu iddialarının REDDİNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, kapasitesi daha uygun kurumlara naklinin yapılması talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi