ÖZET: Başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumundaki aşırı kalabalık ve su kesintisi sorunları nedeniyle şikayette bulunmuş ve ailesinin ikametine yakın bir kuruma nakil talep etmiştir. 2018 yılından bu yana, ailesinin yaşadığı İstanbul’a yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talepleri, kapasite doluluğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvuran, 10 kişilik koğuşta 32 kişi kaldığını ve bu durumun insani koşullardan uzak olduğunu ifade etmiştir.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın nakil talebinin uygun görülmediğini, çünkü talep edilen kurumların dolu olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, hükümlülerin nakil taleplerinin, ceza miktarları ve güvenlik durumları gibi çeşitli faktörler göz önünde bulundurularak değerlendirildiği ifade edilmiştir. Başvuranın bulunduğu kurumda, kapasite aşımı nedeniyle kalabalıklaşma yaşandığı ve bu durumun, genel güvenlik açısından risk oluşturabileceği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi kısmen kabul edilerek, Adalet Bakanlığı’na, nakil koşullarını taşıması durumunda, talep edilen kurumlarda boşalma olması veya ailesine daha yakın uygun kurumların bulunması halinde yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir. Bu karar, başvuranın ve Adalet Bakanlığı’nın bilgilendirilmesiyle yürürlüğe girecektir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12720-S.24.19221

BAŞVURU NO : 2024/10469

KARAR TARİHİ : 21.11.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumundaki kalabalıklaşma sorunundan şikayet etmekte, ayrıca ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 22.08.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, ailesinin İstanbul ilinde ikamet ettiğini, 2018 yılından bu yana ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talepli dilekçelerinin kapasite doluluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini, bulunduğu Kurumda 10 kişi kapasiteli koğuşta 32 kişi olarak kaldıklarını, saatlerce su kesintisi yaşandığını, kalabalık sebebiyle insani olmayan koşullarda barındırıldıklarını iddia ve şikâyetle, naklinin Silivri L Tipi ceza infaz kurumlarından birine yapılmasını veya kalabalık sorunundan kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü’nden 04/09/2024 tarihli ve S. sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel Müdürlüğün 21.10.2024 tarihli ve / sayılı cevabi yazısında; 2.1. Adı geçen hükümlünün başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesine ilişkin son nakil talebinin

26.09.2024 tarihli ve E- sayılı yazılarıyla uygun görülmediği,

2.2. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.3. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.4. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir

/

kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilmediği; 2.5. 03.09.2024 tarihi itibarıyla Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1830, doluluk oranının %153 olduğu, 2.6. Adı geçenin, 03.09.2024 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; – Marmara 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1677, mevcudunun 3029, doluluk oranının %181, – Marmara 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1716, mevcudunun 3048, doluluk oranının %178, – Marmara 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1677, mevcudunun 2855, doluluk oranının %170, – Edirne L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1322, mevcudunun 2391, doluluk oranının %181, – Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1670, mevcudunun 2481, doluluk oranının

%149, – Tekirdağ 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1740, doluluk oranının %174 olduğu, 2.7. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmalarının gerektiği, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.8. Adı geçenin, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinde barındırılması gereken hükümlü profilinde olduğu, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumlarda barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumlarda terör suçundan bulunan hükümlü/tutuklulara ayrılan odaların kapasitelerinin dolu olması ve yukarıda doluluk oranları verilen ceza infaz kurumlarının verileri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ceza infaz kurumlarında kapasite üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması durumunda kişi ve kurum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği, 2.9. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi ve yukarıda açıklanan nedenlerle talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği, 2.10. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.11. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.12. Bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, /

2.13. Ayrıca her ay isteğe bağlı nakiller açılarak tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına duyurulduğu, adı geçenin de sonraki nakil dönemlerinde konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği, 2.14. Malatya ve çevre illerde yaşanılan depremler neticesinde 18.09.2023 tarihinden itibaren anılan

Kurum mevcudunda bir artış yaşandığı, hükümlünün 20 kişilik odada 32 kişi ile kaldığı, 2.15. Ceza infaz kurumlarının plânlanıp inşa edilirken ve sonrasında hükümlü ve tutuklu barındırılırken

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında belirtmiş olduğu minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu, bazı illerde öngörülemeyen çok sayıda tutuklama olduğunda geçici olarak kalabalıklaşma yaşanabildiği, ancak bu sorunun sevk ve nakillerle kısa zamanda giderilmeye çalışıldığı, 2.16. Başvuranın Kurumda saatlerce su kesintisi yaşandığı iddialarına ilişkin olarak; uluslararası literatür ve standartlarda yer almakla birlikte, 17.02.2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve yürütmesi Sağlık Bakanlığı uhdesinde bulunan İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında

Yönetmelik’in “İzleme, Dezenfeksiyon ve Analiz Özellikleri” başlığı altında içme-kullanma suları için asgari şartlara uygun izleme programlarında kıstas alınan Tablo B1’de bir kişinin insani amaçlı tüketeceği su miktarının 200 litre/gün varsayılarak takibinin yapılmakta olduğunun ifade edildiği, 2.17. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında Yer Alan Üye

Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına ek olarak yayınladığı kararın Hijyen başlığı altındaki 19.4’üncü maddesinde belirtilen “Genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az 2 kez (veya gerekiyorsa daha sık olarak) banyo veya duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır.” hükmü uyarınca bu imkânın ceza infaz kurumlarındaki hükümlü ve tutuklulara sağlandığı, 2.18. Bu kapsamda, anılan Kurumda da her hükümlü/tutuklu için günlük 200 litre soğuk, 50 litre sıcak olmak üzere toplam 250 litre suyun odalara verildiği, kuruma ait su kuyuları ve koğuş önü su sayaçlarının bakım ve onarımlarının yapıldığı, kurumda su konusunda herhangi bir sorun yaşanmadığı, 2.19. Ayrıca Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ilişkin Genel Müdürlüklerine ulaşan Ceza

İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Raporu ile Genel Müdürlükleri Kontrolörler Kurulu

Başkanlığına ait raporun birer örneğinin Kurumumuza iletildiği, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, /

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

/

(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır…” 6.4. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 6.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.

7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”; 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”;

10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’; 10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Kısmen

Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; anılan kurumda aşırı kalabalıklaşma sorunu olduğunu, bu sebeple 10 kişilik koğuşlarda 32 kişi kaldıklarını, sık sık su kesintileri yaşandığını, kalabalık sebebiyle insani olmayan koşullarda barındırıldıklarını belirterek, ailesinin ikameti yakınında bulunan bir kapalı ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesini veya kalabalık sorunundan kaynaklanan mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

13. Başvuranın taleplerinden ilki Kurumdaki kalabalıklaşma sorunun giderilmesine ilişkindir. Konu hakkında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden alınan bilgi ve belgelerden, başvuranın 21.02.2021 tarihinden itibaren Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, Kurumumuzun bilgi-belge talep yazısına İdarenin cevabi yazısı tarihi itibariyle başvuranın 20 kişilik odada 32 kişi ile kaldığı, Malatya ve çevre illerde yaşanılan depremler neticesinde 18.09.2023 tarihinden itibaren anılan Kurum mevcudunda bir artış yaşandığının İdaresince ifade edildiği, Bakanlık olarak ceza infaz kurumlarının plânlanmasında, inşasında ve sonrasında hükümlü ve tutuklu barındırılırken Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza

İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında belirtmiş olduğu minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu, bazı illerde öngörülemeyen çok sayıda tutuklama olduğunda da geçici olarak kalabalıklaşma sorunu yaşanabildiği, ancak bu sorunun sevk ve nakillerle kısa zamanda giderilmeye çalışıldığı, yönünde açıklamalara yer verildiği görülmüştür.

14. Başvuranın Kurumda saatlerce su kesintisi yaşandığı iddialarına ilişkin olarak ise İdaresince; Avrupa

Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında Yer Alan Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına ek olarak yayımladığı kararın

“Hijyen” başlığı altındaki kritere ve 17.02.2005 tarihli ve 25730 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve yürütmesi Sağlık Bakanlığı uhdesinde bulunan “İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında

Yönetmelik”in, “İzleme, Dezenfeksiyon ve Analiz Özellikleri” başlığı altında içme-kullanma suları için asgari şartlara uygun izleme programlarında kıstas alınan Tablo B1’de bir kişinin insani amaçlı tüketeceği su miktarının 200 litre/gün varsayımına uygun olarak, anılan Kurumda da her hükümlü/tutuklu için günlük

200 litre soğuk, 50 litre sıcak olmak üzere toplam 250 litre suyun odalara verildiği, Kuruma ait su kuyuları

ve koğuş önü su sayaçlarının bakım ve onarımlarının yapıldığı, kurumda su konusunda herhangi bir sorun yaşanmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.

/

15. İdare, Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ilişkin Genel Müdürlüklerine ulaşan Ceza İnfaz

Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Raporu ile Genel Müdürlükleri Kontrolörler Kurulu

Başkanlığına ait denetim raporunun birer örneğini Kurumumuza iletmiştir.

16. 25.07.2022-23.01.2023 tarih aralığına ilişkin Kontrolörler Kurulu Başkanlığı Raporu’nun yaşam koşullarına ilişkin tespitleri içeren bölümünde; denetim tarihindeki mevcuda göre bir değerlendirme yapıldığında kapalı ve açık kısım kapasitesine göre sayının normal olduğu, açık kısımdaki ortak kullanım alanlarına 24 saat soğuk su ve her gün 04.00-05.00 ile 17.00-20.00 saatleri arasında sıcak su verildiğinin saptandığı, yönünde açıklamalara yer verildiği görülmüştür. İzleme Kurulu tarafından, denetim dönemi içerisinde Kurum’a yapılan ziyaretler sonucunda düzenlenen 05.03.2024 tarihli raporda ise kalabalıklaşma sorununa değinildiği ve çözüm bulunması hususlarında İdareye önerilerde bulunulduğu görülmüştür.

17. Ülkemizdeki ceza infaz kurumlarının çoğunun kapasitesinin üzerinde dolu olduğu ve kalabalıklaşma sorunu yaşandığı hususu ulusal ve uluslararası denetim raporlarında da yer almıştır. Avrupa Konseyi

İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) tarafından ülkemize son yıllarda yapılan ziyaretler sonucunda hazırlanan raporlarda, Türkiye’nin ceza infaz kurumlarındaki aşırı kalabalıklaşma sorununa işaret edildiği görülmektedir. (https://hudoc.cpt.coe.int/eng/?i=p-tur-20190506-en-12). Ulusal Önleme Mekanizması yetkisiyle ya da yapılan bireysel başvurular üzerine Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu tarafından ceza infaz kurumlarına yapılan ziyaretlerde de bu hususun tespit edildiği gözlenmektedir (https://www.tihek.gov.tr/upload/file_editor/2019/07/1563436983.pdf ; Erişim tarihi: 24/10/2024).

18. Avrupa Konseyi (Bakanlar Komitesi) tarafından cezaevlerindeki kalabalıklaşmanın ve cezaevi mevcudundaki artışın bir bütün olarak hem insan hakları hem de ceza infaz kurumlarının etkin yönetimi bakımından, cezaevi idarelerine ve ceza adaleti sisteminde önemli sorunlara yol açabileceğinin altı çizilmektedir.

19. Komite, cezaevi topluluğunun etkin yönetiminin, tüm suç türleri, suçu önlemede öncelikler, kanun külliyatlarındaki cezaların dağılımı, hükmedilen cezaların ağırlığı, kamusal ceza ve tedbirlerin uygulanma sıklığı, yargılama öncesi tutukluluğun uygulanışı, adli ceza dairelerin etkililiği ve yeterliliği, diğerlerinden önemsiz olmaksızın halkın suç ve cezaya karşı yaklaşımı gibi konulara bağlantılı olduğunu belirtmektedir.

20. “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere, Cezaevinin Aşırı Kalabalıklaşması ve

Cezaevi Mevcudu Enflasyonu Hakkındaki R (99) 22 Sayılı Tavsiye Kararı”nda, cezaevinin aşırı kalabalıklığı ile mücadele eden ve cezaevi mevcudunun azaltılmasını amaçlayan tedbirlerin; suç ve suça yönelmenin önlenmesini, etkin yasa uygulamasını, kamu güvenliği ve bunun korunmasını, ceza ve tedbirlerin bireyselleştirilmesini ve mahkûmların yeniden topluma kazandırılmasını amaçlayan tutarlı ve rasyonel bir suç politikasına yönelik olması gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca, bu tür tedbirlerin, insan haklarının garanti altına alınması yüksek hedefi doğrultusunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile

Sözleşmenin uygulanmasında görevli organların içtihatlarına ve “İşkencenin Önlenmesi, İnsanlık Dışı ve

Küçültücü Muamele veya Cezanın Önlenmesi Hakkındaki Avrupa Sözleşmesi”ne uygun olarak, anılan

Tavsiye Kararındaki ilkelerin uygulanması tavsiye edilmiştir. (Anılan Tavsiye Kararı ve Ekinin tam hali için bkz: https://cte.adalet.gov.tr/Resimler/Dokuman/198201915412711.pdf ; Erişim tarihi: 24/10/2024)

21. Komitenin Türkiye’ye yaptığı 2019 tarihli ziyaretine ilişkin raporunda kalabalıklaşma sorunu ile ilgili olarak özetle, “yeni cezaevleri inşa etmenin tek başına aşırı kalabalık sorununa kalıcı bir çözüm getirmesinin mümkün olmadığı hatırlatılarak, bu sorunun, hapis cezasının (yargılama öncesi tutukluluk da dâhil olmak üzere) gerçekten son çare tedbir olmasını sağlamak için hem cezaevine kabulü hem de cezaevinden tahliyeyi kapsayan tutarlı bir stratejiyi gerektirdiği” belirtilerek; Avrupa Konseyi Bakanlar

Komitesi’nin ilgili tavsiyeleri ışığında, cezaevi nüfus enflasyonunu azaltmak ve cezaevlerindeki aşırı kalabalığı ortadan kaldırmak için kararlı adımların atılması önerilmiştir. (CPT/Inf (2020) 24 | Bölüm: 1/15

| Tarih: 02/12/2019; https://hudoc.cpt.coe.int/eng/?i=p-tur-20190506-en-1; Erişim tarihi: 24/10/2024 )

/

22. Kalabalıklaşma sorununa bağlı olarak nakil talebi istemiyle Kurumumuza yapılan bir başvuruda (2024/8376 sayılı başvuru) konuyla ilgili olarak, idare tarafından 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun genel olarak adli hükümlüleri kapsadığından; 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gereken hükümlü ve tutukluların sayısında herhangi bir azalma olmadığı gibi yeni tutuklamaların olması sebebiyle artış olduğunun bildirildiği de dikkate alındığında, cezaevlerindeki kalabalıklaşma sorununa yönelik mevzuata ve uygulamaya yönelik yapılacak çalışmalarda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yukarıda yer verilen tavsiyelerinin de göz önünde bulundurulmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir.

23. Başvuran ceza infaz kurumundaki kalabalık sorununu şikâyet etmesinin yanı sıra, ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmektedir.

24. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

25. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.

maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.

26. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık

5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi

istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

27. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

28. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini

/

belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

29. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

30. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

31. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

32. Somut dosyaya başvuran tarafından sunulan dilekçe ile idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; başvuranın Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığı, ailesinin

İstanbul ilinde yaşadığını beyan ettiği, ailesinin ikametine yakın ceza infaz kurumlarına yaptığı nakil taleplerinin kapasite doluluğu gerekçe gösterilerek reddedildiğini ifade ettiği görülmüştür.

33. Başvuranın nakil talebinin reddine yönelik işlemde idare tarafından ise özetle; 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, naklini talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olduğu, bu kurumlara yapılan nakil talepleri değerlendirilirken sadece doluluk oranları değil, hükümlü ve tutukluların ceza miktarları ve örgütteki konumları gibi hususların da dikkate alındığı, başvuranın nakil talebinin belirtilen gerekçelerle uygun görülmediği, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların mevcutlarının günaşırı değiştiği, bu nedenle, nakil taleplerinin güncel veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, başvuranın sonraki nakil dönemlerde nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevcut güncel veriler ışığında mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği bildirilmiştir.

34. İdarenin ret işlemine dair gerekçeleri değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin

/

hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

35. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2022/7499 ve 2022/10355 numaralı başvurular hakkında 07/11/2022 tarihli, 2022/14509-S.22.22229 sayılı ve 2022/14505-S.22.22224 sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.

36. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; 36.1. Cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşma sorununa yönelik şikâyet kapsamında, idare tarafından ceza adalet sisteminde mevzuata ve uygulamaya yönelik yapılacak çalışmalarda Avrupa Konseyi Bakanlar

Komitesinin Üye Devletlere R (99) 22 Sayılı Tavsiye Kararında belirtilen tavsiyelerin de göz önünde bulundurulmasının yerinde olacağı, 36.2. Başvuranın ailesinin ikametine yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talebi kapsamında, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olduğu ve belirtilen diğer gerekçelerle yeni nakillere uygun olmadığı göz önüne alındığında başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka uygun olduğu; 36.3. Bununla birlikte, aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı kapsamında; idarenin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle bağlarını devam ettirecek önlemleri almakla yükümlü olduğu, aradaki mesafenin ailesinin başvuranı ziyaretini zorlaştırıcı bir unsur olabileceği dikkate alındığında, nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmesi gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi ve gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 37. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından İdareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece

“makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

38. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, /

Ceza adalet sisteminde mevzuata ve uygulamaya yönelik yapılacak çalışmalarda, cezaevlerindeki aşırı kalabalıklaşma sorununa yönelik Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere R (99) 22 Sayılı

Tavsiye Kararında belirtilen tavsiyelerin de göz önünde bulundurulması ve başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/