|
ÖZET: Başvuran, ailesinin ikamet ettiği Konya iline yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. 5275 sayılı Kanun, ceza infazının amacını, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek ve topluma kazandırmak olarak belirlemektedir. Bu bağlamda, hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolü açısından önem taşımaktadır. Ancak, başvuranın talebi, nakil talep ettiği kurumların doluluk oranı nedeniyle reddedilmiştir.
Hukuki değerlendirmede, infaz kurumlarının doluluk oranı ve hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin sürdürülmesi arasındaki denge göz önünde bulundurulmuştur. AİHM ve uluslararası sözleşmeler, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumlarında barındırılmalarının önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, başvuranın nakil talebinin reddi hukuka uygun bulunmuş, ancak ileride uygun koşullar oluştuğunda nakil taleplerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, hükümlünün aile hayatına saygı gösterilmesi ve sosyal rehabilitasyon açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 4991-4991
BAŞVURU NO : 2018/12269
KARAR TARİHİ : 28/02/2019
KISMİ TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü(Resen)
Başvuranın ailesinin ikamet ettiği Konya İlinde durumuna
BAŞVURUNUN KONUSU :
uygun bir ceza infaz kurumuna nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 12/10/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza başvuru yapan … başvuru dilekçesi ve eklerinde özetle; 28 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ şüphelisi olarak tutuklanarak Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna konulduğunu, yazılı hiçbir sebep yokken iddianamesi bile hazır olmadığı halde 27 Ocak 2017 tarihinde Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, halen Antalya L Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, yerel mahkemenin kararını verdiğini ve 9 yıl 9 ay ceza ile hüküm özlü konuma geçtiğini, ailesi ve çocuklarının Konya da ikamet ettiğini ve ailesinin görüşüne hem yol uzunluğu hem de ekonomik sebeplerden dolayı düzenli olarak gelemediğini, çocuklarının küçük olduğunu ve yola dayanamadıklarını, çocuklarını ayda bir ya da iki ayda bir sefer görebildiğini, her gelişin ayda en az 400TL masraf olduğunu, evinin kira olduğunu ve herhangi bir gelirinin olmadığını, davasının Konya da görüldüğünü, taleplerinin doluluk sebebiyle reddedildiğini belirterek; Konya İlinde bulunan ceza infaz kurumlarından birine naklini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 23/10/2018 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 21/12/2018 tarih, … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Başvuranın, naklini engelleyecek infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir
disiplin cezasının bulunmadığı,
2.2 Nakil talep ettiği Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının
%247 olduğu,
2.3 Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara
nakledilebilmeleri için, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanun’un 54. Maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” şartlarının gerçekleşmesi gerektiğinin belirtildiği, birçok ceza infaz kurumlarında kapasitelerin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, her talebin uygun değerlendirilemediği,
2.4 Dolayısı ile başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu
olması nedeniyle nakil talebinin uygun görülmediği, ancak hükümlünün talep ettiği bölgede konumuna uygun yeni bir ceza infaz kurumu veya kurumlarının açılması halinde nakle engel bir durumun söz konu olmaması durumunda naklinin yapılacağının uygun değerlendirildiği belirtilmiştir.
3. Kurumumuzun 23/10/2018 tarih ve … sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Antalya L Tipi kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Antalya L Tipi kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından gönderilen 19/12/2018 tarih, … sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
3.1 Başvuranın, Kuruma 27/01/2017 tarihinde nakil olarak geldiği ve halen Kurumda
hüküm özlü olarak barındırıldığı belirtilmiş olup; bu süre zarfında ziyaretine gelen ziyaretçilerin isimleri, yakınlık derecelerini gösterir tablo ve telefon görüşmesi yaptığı kişilerin isim listesi gönderilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
4.1 “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.”
4.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74
üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükümlerine amirdir.
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” kuralına yer verilmiştir.
6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19 uncu maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’
6.1 “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına
İlişkin Prensipler Bütünü” nün 20 nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” hükmü yer almaktadır.
7. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin;
7.1 3 üncü maddesinde; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları,
mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”
7.2 9 uncu maddesinde; “…Taraf Devletler, ana-babasından veya bunlardan
birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.
Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınır dışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana-babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, söz konusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.”
7.3 18 inci maddesinde; “ Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve
gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.
Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf
Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.” 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, “İnfazda
Temel Amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır…”
9.1 “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin
birinci fıkrasının ilgili bentlerinde ‘‘Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda
gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.
e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 9.2. “Ödüllendirme” başlıklı 51 inci maddesinde “(1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler. (2)Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler içinde geçerlidir.
(3)Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır:
a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir.
b) Çocuk hükümlülere, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle kurum ya da eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.
c)Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.
d)Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.” 9.3. “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.” 9.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a)Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b)Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c)Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d)İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f)Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g)Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b)bendi uygulanmaz.
Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.” 10. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzük’ ün ‘‘Ödüllendirme’’ başlıklı 159 uncu maddesinde “(1) Kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, iyileştirme etkinliklerine ilgileri ve uyumları, kurum düzenine karşı tutumları, kendilerine verilen işlerdeki gayretleri gibi beklenen davranış ve tutumları gösteren hükümlülere teşvik esaslı ayrıcalıklar tanınır”, 10.1. ‘‘Ödüllendirilecek tutum ve davranışlar’’ başlıklı 160 ıncı maddesinde;
“Hükümlülerin ödüllendirilecek tutum ve davranışları şunlardır:
a)Katılması gereken iş, eğitim, öğretim ve benzeri faaliyetlerde devamsızlığı bulunmamak, b)Davranışları ile arkadaşları ve çevresine iyi örnek olmak, c) Kurum içi ve dışındaki spor, sanat, kültür ve sosyal faaliyetlerde veya yarışmalarda başarı göstermek, d)İyileştirme faaliyetlerinde gösterdiği davranışlarla bu çalışmalara katkı sağlamak, e)Kurumun araç, gereç ve donanımlarını koruma ve kullanmada örnek olmak, f)Sağlık ve güvenlik konularında örnek tutum ve davranışlar içerisinde olmak.”, 10.2. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 165 inci maddesinde, 5275 sayılı Kanununun 54.
maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Tüzük ile tekrar vurgulanmıştır.
11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları
Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesi “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 11.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1, 17.2 ve 17.3 maddelerinde, ”Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”, 11.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.1, 24.4 ve 24.5 maddelerinde, “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.”, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.”, 12. Adalet Bakanlığının 167 sayılı Genelgesi, nakil işlemleriyle ilgili usul ve esasları göstermek, mevzuatın uygulanmasını kolaylaştırmak ve uygulamada ortaya çıkan sorunları gidermek amacıyla 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. 5275 sayılı
Kanun’un 54. maddesi uyarınca hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Genelge ile tekrar vurgulanmıştır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 14. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda ailesinin ikamet ettiği Konya İlinde, durumuna uygun bir cezaevine naklinin yapılmasını talep etmektedir.
15. 5275 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” ifadeleriyle ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaca değinilmiş olup bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir yandan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken; diğer yandan da, bireyi topluma kazandırarak sosyal barışın sağlanmasına çabalamaktadır.
Dolayısıyla infaz rejimini, sadece suç faillerini cezalandırma ve onları toplumdan tecrit etmeye dönük bir uygulama olarak görmek mümkün değildir. Aksine hükümlülerin, devam eden yaşantılarında kurallara riayet eden ve sosyal yaşama uyumlu bireyler haline gelmesi, infaz usullerinden beklenen en önemli faydadır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
16. Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, herkes özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Hürriyeti bağlayıcı cezalar ile kişi hürriyeti başta olmak üzere, kişinin seyahat hürriyeti, haberleşme hürriyeti ve “aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı” sınırlanmaktadır. Bir kişinin hukuka uygun olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, doğası gereği özel ve aile hayatına belirli düzeyde kısıtlamalar getirmektedir. Ancak bu kısıtlamalar infaz usulünden beklenen faydayla uyumlu olduğu sürece anlamlıdır. Bu kapsamda mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi tarafından da çok defa vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94;
Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
17. 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen, ‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
18. Nitekim AİHM, Vintman-Ukrayna Davasında (Başvuru No : 2018/12269 28403/05) verdiği
Daire kararında; mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmekle birlikte orantılılık yönünden yaptığı incelemede; evinden yaklaşık 700 kilometre uzakta, 12-16 saatlik mesafedeki bir cezaevinde bulunmakta olan başvuranın talebinin reddi işleminde cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir sebep olarak ileri sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve aksi durumda AİHS’in 8 inci maddesinin ihlal edilmiş olabileceğini vurgulamıştır.
19. Buradan hareketle gerek AİHM kararlarında, gerek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin
Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde gerek Avrupa Konseyi Bakanlar
Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye
Kararına Ek 17.1. maddesinde hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğuna dair ifadelere yer verilmiştir. Bunlara ek olarak
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun
Süreli Cezalara Mahkum Olanların Cezaevi İdaresince Yönetimi Hakkında REC (2003) 23
Sayılı Tavsiye Kararı’nın, ‘‘Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Mahkûmiyetin Zarar
Verici Etkileriyle Başa Çıkma’’ başlıklı 22. maddesinde de hükümlünün başarılı bir şekilde toplumla bütünleşmelerini sağlamak ve tahliyelerinden sonra yasalara uyarak yaşama olasılıklarının artırılması ve geliştirilmesi amacı kapsamında hükümlünün aile bağlarının kopmaması için özel çaba gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
20. İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları Denetçiliği de, Yetişkin Mahkûmların
Rehabilitasyonu konulu Eylül 2014 tarihli raporda; Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesinin, özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunmasının, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgili olduğu, aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir.
21. Aynı zamanda, 5275 sayılı Kanunun ‘Kendi istekleri ile nakil’ başlıklı 54 üncü maddesinin gerekçesinde Kanun koyucu, “… Aslında hükümlünün ailesine yakın bir kurumda bulundurulması iyileştirme çabalarını kolaylaştıran ve tercih edilen bir durumdur.” ifadelerine yer vererek, AİHM kararlarıyla benzer bir yaklaşım sergilemiş ve hükümlülerin nakil taleplerinde aileleriyle olan bağın değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.
22. Bunların yanı sıra 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin (b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin hükümlüyü görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin ve Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen çocuğun yüksek yararının birlikte ele alınıp, nakil talebinin daha geniş çaplı değerlendirilmesi gerekmektedir.
23. Şikayet başvurusu kapsamında başvuranın eşi tarafından Kurumumuza gönderilen 29/01/2019 tarihli ek evrakta; Konya-Antalya arasının yaklaşık 6 saat olduğu ayrıca eşinin bulunduğu cezaevinin ilçede olması nedeniyle tekrar 1.5 saatlik otobüs yolculuğu yapmak zorunda olduğunu, sabah saat 10.00 da olan görüşe yetişebilmek için 3 ve 7 yaşında iki çocuğuyla beraber saat 24.00 de yola çıkıp gecenin bir kısmını otogarda geçirerek cezaevine ancak ulaşabildiğini, kızı okula gittiği için ayda ancak bir gün devamsızlık yapabildiğini, bu durumda babasını çok az gördüğünü, ayrıca Antalya Konya karayolunun kış aylarında sıklıkla kapandığını ve çok tehlikeli olduğunu bu nedenle açık görüşe bile çocukları götüremediğini, eşinin 72 yaşındaki Aksaray’da bulunan anne, babasının da kronik rahatsızlıkları olduğu için
10 saat süren yol sebebiyle görüşlere çok az gelebildiklerini, ayrıca aylık 500 TL yol ücretinin
aile yardımı ile geçinmeye çalışan biri olarak geçimlerini zorladığını belirtmiştir.
24. Söz konusu hususların teyidi amacı ile Antalya L Tipi Ceza İnfaz Kurumu ile yapılan ve 30/01/2019 tarihli tutanak ile dosya kapsamına alınan telefon görüşmesinde; başvuranın 28/01/2017 tarihinden itibaren Antalya L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, 31/01/2017 tarihi itibariyle B-11 koğuşuna yerleştirildiği ve söz konusu koğuşun görüş saatlerinin Salı günleri saat 10:00 olduğu, 14/08/2017 tarihinden itibaren başvuranın C-
17 koğuşuna yerleştirildiği ve bu koğuşun da görüş saatinin Çarşamba günleri saat 10:00
olduğu ifade edilmiştir.
25. Antalya L Tipi Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen 06/06/2018-19/12/2018 tarihleri arasındaki Tarih ve Türüne Göre Ziyaret Raporu kayıtlarının incelenmesinde; 6 ay boyunca çocukları ile herhangi bir görüşme yapmadığı dolayısı ile başvuranın nakil talebine gerekçe olarak sunduğu çocuklarının ziyaretine gelemediği iddiasının da doğrulandığı anlaşılmıştır.
26. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesinin Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme’nin 3. maddesinde düzenlenen çocuğun yüksek yararı ile ilgili 14 numaralı
Genel Yorumunda; çocuğun yüksek yararı kavramının hem sözleşmede öngörülen tüm hakların eksiksiz biçimde gerçekleşmesini hem de çocuğun bütünsel gelişimini amaçladığını, özellikle yargısal ve idari kararlarda, çocuğu birey olarak ilgilendiren girişimlerde her aşamada, tüm uygulama önlemlerinde gözetilmesi gerektiğini, taraf devletlerin çocuğun yüksek yararını birinci planda göz önünde bulundurması gerektiğini, devletlerin insanlık onuruna saygılı ve her çocuğun bütünlüklü gelişimini sağlayan bir ortam yaratması gerektiğini, çocuğun aile yaşamı hakkının Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 16. maddesinde koruma altına alınmış bir hak olduğunu, çocuğun aileden ayrılmasının önlenmesi ve aile birliğinin korunmasının çocuk koruma sisteminin önemli bir bileşeni olduğunu, ana babadan ayrılmanın çocuk üzerinde ağır etkilerinin bulunduğunu, ana babasından biri ya da her ikisinden ayrılmış bir çocuğun yüksek yararına aykırı düşmedikçe her iki ebeveyniyle düzenli biçimde kişisel ilişki ve doğrudan temas sürdürme hakkı bulunduğunu vurgulamıştır.
27. Kurumumuzun 2018/16216 Başvuru Numaralı dosyası kapsamında hazırlanan 17/12/2018 tarihli Mesleki Görüşme ve Değerlendirme Raporunda da; Ebeveynin hükümlülük durumunun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinin oldukça fazla olduğu, mahkûm çocuklarının hayatları üzerinde Devletin kuracağı etkinin, son derece önemli olduğu, ceza infaz kurumlarımızda bu çocukların anne-babalarıyla kuracakları ilişki ve etkileşimin sağlıklı olabilmesi için gereken düzenlemelerin yapılması, çocuk-ebeveyn bağının devamını sağlamak adına; yenilikçi ve çocuk merkezli yaklaşımların son derece kıymetli olduğu, 1989 tarihli Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin kabulünün, daha da özelde, çocukların ebeveynleriyle ilişkilerini sürdürme hakkını detaylandıran Sözleşme’nin 9. maddesinin kabulünün hapishanedeki ebeveyn yerine, çocuğa dikkat çektiği, bazı Avrupa ülkelerinde çocuk hakları ile ilgilenen Ombudsmanların, hapishanelere sadece suçlunun cezai yaptırımı açısından değil, aile ve çocuk sorunu olarak da yaklaşılması gerektiği vurgulanmıştır.
28. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kapsamında çocuğun yüksek yararının birinci planda göz önünde bulundurması gerektiği, ebeveynin hükümlülük halinin çocuklar üzerinde olumsuz etkisinin bulunduğu bilinmekte ise de diğer yandan idarenin hükümlülerin insan onuruna yaraşan maddi ve manevi koşulları sağlama yükümlülüğünün de bulunduğu da kabul edilmelidir. Buradan hareketle başvuranın, nakil talebinin, ailesinin ikamet ettiği il (Konya)
ve kendisinin hükümlü olduğu il (Antalya) göz önünde bulundurulduğunda, çok uzak bir mesafe olmadığı, başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu ve başvuranın ailesinin ikamet ettiği yere, en yakın ceza infaz kurumlarından birinde olduğu göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da başvuranın çocukları ile görüşmesi noktasında yaşanan sıkıntılar bakımından çocuğun yüksek yararı dikkate alınarak nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 29. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvuranın dilekçelerine vermiş olduğu yanıtlarda idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere de uyması beklenmektedir.
30. 5275 sayılı Kanunu’nun 51. maddesinde, ilgili Tüzük’ün 159 ve devamı maddelerinde, hükümlülerin ödüllendirilebileceği düzenlenmiş, 28603 Resmi gazete sayılı Hükümlü ve
Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik’te, ise bu maddelerin ayrıntısına yer verilmiştir. Söz konusu Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde ‘‘Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi ile ulaşılmak istenen temel amaç; bu kişilerin yeniden sosyalleşmesini sağlamak suretiyle insan haklarına saygılı, hukukî ve toplumsal kurallara bağlı bireyler olmalarını teşvik etmektir.’’ hükmüyle ödüllendirmenin amacından bahsedilmiştir.
‘Ödül türleri’ başlıklı 7. maddesinde, ise, ödüllerin hükümlülerin, ziyaret süresinin uzatılmasına, ziyaret sürelerinin toplu olarak kullanılmasına, telefon görüşmelerine ilişkin olduğu görülmüştür. Nitekim ziyaret, görüş, telefonla görüşme, yani hükümlülerin ‘Dış dünya ile ilişkilerine’ ilişkin iyileştirmelerin, söz konusu Yönetmeliğin amacında da belirtildiği üzere, hükümlülerin yeniden sosyalleşmesi ve topluma kazandırılması bakımından önem taşıdığı belirtilmiştir.
31. Hükümlülerin ailelerine en yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ülkemizin içinde bulunduğu şartlar ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman mümkün değilse de, aileleri tarafından ziyaret hususunda sıkıntı çeken hükümlüler bakımından birtakım kolaylıklar yapılması, hem hükümlünün rehabilitasyonu açısından önem taşımakta, hem de ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, AİHS 8. maddesi ile düzenlenen ‘‘Özel ve aile hayatına saygı hakkı’’ kapsamında kaldığı değerlendirildiğinde, söz konusu hakkın ihlal edilmemesi bakımından önem taşımaktadır. Bu kapsamda aileleri tarafından ziyaret hususunda sıkıntı çeken hükümlüler bakımından esneklik tanınması, ‘kullanılmayan ziyaret süresinin birleştirilmesi ödülü’ verilmesi gibi, kolaylık sağlanması hususunda, idarenin gereken özeni göstermesi ve gerekli hassasiyetin sağlanması gerekmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
32. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.
Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın çocukları tarafından ziyaret edilebilmesinin kolaylaştırılmasını teminen başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğ edilmesine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
ilgili idarelerce bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’na uygun olarak Güvenli Elektronik İmza ile üretilmiştir. Evrak teyidi
https://ebys.ombudsman.gov.tr/sorgu/sorgula.aspx adresinden 33MT-9HUV-8KLV kodu ile yapılabilir.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi