|
ÖZET: Başvurucu, oğlu ile farklı ceza infaz kurumlarında barındırılmaları nedeniyle ailevi ilişkilerinin zayıfladığını ve oğlu için Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakil talep etmiştir. Başvurunun reddedilmesi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve başvurucunun yüksek güvenlikli bir kurumda barındırılması gerekliliği gibi gerekçelere dayandırılmıştır. Ancak, başvurucunun ve oğlunun ayrı illerde bulunması, aile ziyaretlerinin zorluğunu artırmakta ve bu durum, aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak değerlendirilmektedir.
Mahkeme, aile bağlarının korunmasının ve aile üyeleriyle iletişimin sağlanmasının, hükümlülerin rehabilitasyonu açısından önemli olduğunu vurgulamıştır. Başvurucunun nakil talebinin kabul edilmesi, aile ilişkilerinin sürdürülmesine katkı sağlayacak ve aile hayatına saygı hakkını güçlendirecektir. Dolayısıyla, başvurucunun nakil talebinin olumlu değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/66632-S.20.72536
BAŞVURU NO : 2020/3652
KARAR TARİHİ : 07/08/2020
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvurucunun, oğlunun barındırıldığı ve ailesinin ikameti
BAŞVURUNUN KONUSU :
yakınında bulunan Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna nakli ile hükümlülerin telefon ile görüş hakkına dair düzenleme kapsamında idari uygulamaya ilişkin istemleridir.
BAŞVURU TARİHİ : 24/02/2020
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvurucu özetle; “Kendisinin Antalya L Tipi, oğlu ’ın ise Silivri 1 No’lu
L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldıklarını, 5 yıla yakın süredir oğlu ile görüşemediklerini, Çanakkale’de ikamet eden eşinin, farklı kurumlarda barındırılmaları dolayısıyla kendisi ve oğullarını ziyaret etmekte güçlük çektiğini, oğlunun barındırıldığı kuruma nakil isteminde bulunduğunu ancak başvurularının Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, bununla birlikte mevzuat dahilinde haftada bir kez olan telefon ile görüş hakkını ceza infaz kurumunda barındırılan oğlu ile görüşerek kullandığında, arayan ve aranan her iki hükümlü/tutuklu yönünden haftalık telefon ile görüş haklarının kullanıldığı yönünde değerlendirme yapıldığını iddia ederek, oğlunun barındırıldığı ve ailesinin ikametine daha yakın konumlu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na naklinin gerçekleştirilmesi ve telefon ile görüş hakkını başka bir ceza infaz kurumunda barındırılan oğlu ile görüşerek kullanması halinde görüşmenin arayan ve aranan tarafların her ikisi yönünden hakkın kullanımı olarak değerlendirilmemesi, tek bir kişi için bu hakkın kullanımı olarak değerlendirilmesi” istemleri ile Kurumumuza başvuruda bulunmaktadır.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 06/03/2020 tarihli ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 08/05/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvurucunun bilgi formunun incelenmesi sonucunda herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği, 2.2. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama
gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumlarında kapasitelerin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Bu itibarla, adı geçenin talep ettiği ceza infaz kurum mevcudunun dolu olması nedeniyle nakil taleplerinin uygun görülmediği, 2.5. Başvurucunun barındırıldığı Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 1952, doluluk oranının %117 olduğu, başvurucunun naklini talep ettiği; Silivri 1, 2, 3, 4, 5 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının kapasite doluluk oranı %138 ile %172 arasında değiştiği, 2.6. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.7. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasiteleri o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği 2.8. Ayrıca, adı geçenin ‘Silâhlı Terör Örgütüne Üye Olma (FETÖ/PDY)’ suçundan hükümlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, 2.9. Bu nedenle, şu an itibarıyla adı geçenin talep ettiği kapalı ceza infaz kurumlarına naklinin sağlanmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği, 2.10. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün
Telefon ile Haberleşme Hakkı” başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.”, 2.11. Başvuru tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 88 inci maddesi ile 29 Mart 2020 tarihli ve
31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.”, 2.12. İkinci fıkrasının (e) bendinde; “Hükümlülerin telefonla görüşme gün ve saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş ve güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.” 2.13. f) bendinde, “Hükümlüler görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir.
Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemez.
Deprem, salgın hastalık, doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık karan ile telefon ile görüşme süresi ve sayısı artırılabilir.”, 2.14. h) bendinde, “Tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen hükümlüler on beş günde bir kez olmak ve on dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ile sadece sesli olarak görüşebilir.” hükümlerinin yer aldığı, 2.15. Bu kapsamda da; hükümlü/tutuklular haftalık telefonla görüşme hakkını anılan
Yönetmelik’in 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişilerden olması şartıyla ya dışarıdaki yakınıyla ya da farklı ceza infaz kurumunda barındırılan yakını ile seçimlik olarak kullanabilmekte olup anılan mevzuat hükümleri gereğince hükümlü/tutukluların haftada bir defa ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabileceği belirtildiğinden, söz konusu görüşmenin arayan ve aranan hükümlü/tutuklu yönünden haftalık telefon hakkının kullanılmış sayılacağı, 2.16. Başvurucunun, eşi ve Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan oğlu ile telefon görüşü yaptığı, hususlarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.2.“Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.4. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir.. Devlet, ailenin huzur ve refahı … için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. ..” 3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3.
ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8.
maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir…”, 5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü”nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19.
maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1 “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”,
6.2 “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci
fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:.. c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır…”,
6.3 “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde;“ Yüksek
güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…”
6.4 “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin,
asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
6.5 “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde;
“(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir…” 6.6. “Hükümlünün Telefon ile Haberleşme Hakkı” başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında: “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.” 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzük’ün “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 165. maddesinde; 5275 sayılı
Kanununun 54. maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Tüzük ile tekrar vurgulanmıştır.
9. Başvuru tarihinde yürürlükte olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün 88 inci maddesi ile 29 Mart 2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin birinci fıkrasında:
“Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.”
İkinci fıkrasında: “ Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:
(e) “Hükümlülerin telefonla görüşme gün ve saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş ve güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.
f) Hükümlüler görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir. Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilen numaralardan bir diğeriyle görüşebilir.
Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemez. Deprem, salgın hastalık, doğal afet gibi zaruri hâllerde Bakanlık karan ile telefon ile görüşme süresi ve sayısı artırılabilir.
h) Tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen hükümlüler on beş günde bir kez olmak ve on dakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ile sadece sesli olarak görüşebilir.” 10. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı
Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin
“Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Tüzük’ün
“Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘…h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”, 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları
Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3.
maddesinde; ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’,
11.1 “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde; “Mahpuslar,
mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’,
11.2 “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde; “Ziyaretler için yapılan
düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“ Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılı yer verilen başvurusuna konu iddia ve istemleri aşağıda iki başlık altında incelenmiştir.
14. Başvurucu oğlu ’ın barındırıldığı ve hali hazırda barındırılmakta olduğu kuruma nazaran, ailesinin ikameti olan Çanakkale iline daha yakın coğrafi mesafede konumlanmış Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklini talep etmektedir.
14.1. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan; AİHS’nin 8. maddesi, Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmış olan aile hayatına saygı hakkı; ceza infaz kurumu idaresinin, hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02), 14.2. 5275 sayılı Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç olarak belirlenmiştir. Kanun koyucu, suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı; sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değil aynı zamanda hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla hükümlünün iyileştirilmesidir. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün de bir parçasıdır.
14.3. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8. maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
14.4. Ayrıca, AİHM, ömür boyu hapis cezası çeken tutuklular dâhil olmak üzere, cezaevi dağılımı konusunda Avrupa düzeyindeki düzenlemede, ulusal makamların aile bağlarının koparılmasını önlemesi ve mümkün olduğu takdirde, tutukluların ikâmet yerlerine yakın bulunan cezaevlerine dağılmalarına imkân sağlaması gerektiğine dair ilkenin desteklendiğini vurgulamaktadır.
14.5. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların
Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
14.6. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6.
maddesinin (b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
14.7. Somut olayda; ilgili idare tarafından, nakil talep edilen kurumun doluluk oranlarının elverişli olmaması ve işlenen suçun niteliği gereği başvurucunun yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli bir kurumda barındırılması gerekliliği değerlendirilerek, başvurucunun nakil istemi reddedilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak
‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
14.8. Başvurucu Antalya ilinde, oğlu İstanbul iline bağlı Silivri ilçesinde bulunan kurumlarda barındırılmakta, tarafların ailesi ise Çanakkale ilinde ikamet etmektedir.
Başvurucunun isteğe bağlı nakline engel infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezası bulunmamaktadır. Farklı yerlerde bulunan ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olan baba ve oğul, hem birbirleri ile hem de aile yakınları ile temaslarını sürdürmeleri bakımından diğer mahpuslara oranla dezavantajlı konumdadır. Kurum ziyaretçi raporu incelendiğinde de başvurucuya yapılan ziyaretlerin nadirliği görülmektedir. Başvurucu ve oğlunun ayrı illerde bulunan kurumlarda barındırılıyor oluşu, bu kurumların birbirilerine ve tarafların yakınının ikametine olan coğrafi mesafesi dikkate alındığında, aile yakınlarının başvurucu ve oğlunu ziyaret edebilmesinin güçleştiği göz önüne alınmıştır. Cezaevi sisteminin düzenlenmesine bağlı güçlükler ile idarenin bu alanda takdir yetkisine sahip olduğu izahtan varestedir. Bununla birlikte Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Tutuklu ya da hükümlünün ailesiyle asgari bir iletişim kurmasının sağlanması şeklindeki bu pozitif yükümlülük özellikle aile bireylerinin her ikisinin de mahpus olduğu ve aynı yerleşke içinde tutulmadıkları durumlarda bu kişilerin mutlaka yüz yüze, yakın şekilde görüştürülmesini gerekli kılmaz. Ne var ki somut olayın özellikleri dikkate alındığında; başvuruya konu tarafların yakın derecedeki aile bireyleri olduğu, başvurucu tarafından nakil talep edilen, oğlunun barındırılmakta olduğu kurum ile aile bireylerinin ikameti arasındaki coğrafi mesafesinin başvurucunun hali hazırda barındırıldığı kuruma kıyasen daha az olduğu, aynı yerleşkede tutulan aile bireylerini ziyaret edebilmenin aileye kolaylık sağlayacağı ve aynı yerleşke içerisinde tutulan yakın aile bireylerinin yüz yüze görüştürülmelerinin güvenlik kriterleri dahilinde yasal olarak mümkün olabileceği kriterleri dikkate alındığında başvurucunun nakil isteminin kabulünün aile bireylerinin birbirleriyle temas etmesine ve aile ilişkilerinin sürdürülmesini katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir.
14.9. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmediği; Antalya L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırılan başvurucunun, ailesinin ikametine coğrafi mesafesi daha yakın olan ve oğlu ’ın barındırıldığı Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu’na nakil talebinin reddine dair kararın aile hayatına saygı hakkı kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
15. Başvurucunun diğer istemi; mevzuat gereği haftada bir kez tanınan telefon ile görüş hakkını ceza infaz kurumunda barındırılan oğlu ile görüşerek kullandığında, her ikisi için de haftalık telefon haklarının kullanıldığı değerlendirilmesinin yapıldığı ancak görüşmenin sadece arayan hükümlü/tutuklu yönünden hakkın kullanımı olarak değerlendirilmesi gerektiği iddiasına dayanmaktadır.
15.1. Ceza infaz kurumunda barındırılan hükümlüler, mevzuat dahilinde, eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile haftada bir kez telefon görüşmeleri yapılabilmektedir. Bu halde ilgilinin bu hakkı yasada belirlenen herhangi bir yakını ile kullanabilmesi imkan dahilinde olup, görüşülen yakının ceza infaz kurumunda barındırılıyor olup olmaması halleri mevzuatta ayrıca düzenlenmemiş, idareye bu hususta takdir yetkisi de tanınmamıştır. Bu halde mevzuat hükümleri gereğince hükümlü/tutukluların haftada bir defa ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabileceği belirtildiğinden, görüş hakkının başka kurumda barındırılmakta olan yakınları ile kullanılması hali için farklı bir düzenleme de getirilmediği görülmekle; söz konusu görüşmenin arayan ve aranan hükümlü/tutuklu yönünden haftalık telefon hakkının kullanılmış sayılacağı yönünde idarece yapılan değerlendirmede hukuka ve hakkaniyete aykırılık görülmemiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
17. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa)
durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara
İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olan başvurucu ile oğlu Besim
Karabıyık’ın dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla, başvurucunun nakil taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ile halen nakil koşullarını taşıyor olması kaydıyla, ailesinin ikametine coğrafi mesafesi daha yakın olan ve oğlu ’ın barındırılmakta olduğu
Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde yer alan durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarından birine nakledilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Başvurucunun mevzuat dahilinde haftada bir kez olan telefon ile görüş hakkını farklı bir ceza infaz kurumunda barındırılmakta olan oğlu ile görüşerek kullandığında görüşmenin arayan ve aranan her iki hükümlü/tutuklu yönünden haftalık telefon hakkının kullanılmış sayıldığı, bu halde değerlendirmenin tek bir kişi için bu hakkın kullanımı olarak yapılması isteminin, mevzuat hükümlerine aykırı olması nedeniyle REDDİNE,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek
işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi