ÖZET: Başvuran, İstanbul’da tedavi gören eşinin yanına geçici veya kalıcı olarak naklini talep etmekte, bu talebinin sağlık raporlarına rağmen kabul edilmediğini belirtmektedir. Başvuranın, eşinin tedavi sürecine dahil olabilmesi için nakil talebinin gerekliliği vurgulanmakta, ancak idare tarafından nakil taleplerinin reddedilmesi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleriyle açıklanmaktadır.

Hukuki değerlendirmede, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesi uyarınca, hükümlülerin isteğe bağlı nakil taleplerinin, bulundukları kurumların kapasitesi ve güvenlik durumları göz önünde bulundurularak değerlendirileceği belirtilmiştir. Başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının dolu olması nedeniyle nakil talebinin reddedilmesi hukuka uygun bulunmuş, ancak ileride boşalma olması durumunda nakil taleplerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talebi kısmen kabul edilmiş, kısmen reddedilmiştir. Nakil koşullarını taşıdığı takdirde, başvuranın talep ettiği kurumlarda boşalma olması durumunda yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/14014-S.22.21468

BAŞVURU NO : 2022/9323

KARAR TARİHİ : 28/10/2022

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın tedavi nedeniyle nakil istemi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 30/06/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, eşinin çocuk sahibi olabilmek için İstanbul’da tedavi gördüğünü, tedaviye kendisinin de dahil olması gerektiğini, işlemlerin İstanbul’da yapılması halinde çok kısa sürede bitebilecekken naklinin yapılmadığını, eşinin bulunduğu yere defalarca gelmek zorunda kaldığını, bu durumun doğru olmadığını, eşinin İstanbul’da yaşadığını, işinin orada olduğunu, eşinden alınan örneklerin orada dondurulduğunu, eşini bulunduğu yere gelmeye zorlayamayacağını, tüp bebek tedavisinin olabilmesi için eşiyle birlikte kendisinin de sürece dahil olması gerektiğini, bu hususların hastane raporlarıyla sabit olduğunu, geçici veya kalıcı olarak eşinin bulunduğu İstanbul ilindeki bir ceza infaz kurumuna nakil olması gerektiğini, bu konuda doktor raporu olmasına rağmen nakil taleplerinin kabul edilmediğini, dört yıldır nakil talebinde bulunduğunu ancak taleplerinin kabul edilmediğini, sağlık nedeniyle nakil hakkı varken isteğe bağlı nakil talebinde bulunabileceğinin belirtildiğini, nakil konusunda başsavcılık ve genel müdürlüğünün birbirlerini yetkili gördüklerini, mevzuatın eşin sağlık durumunu gözetmediğini, eşiyle iletişim kanallarının kısıtlı olduğunu, ziyaretine gelip gitmekte zorluk çektiğini, sadece haftalık 10 dakika sesli görüşme hakkı tanındığını iddia ederek eşinin bulunduğu ve bebek tedavisinin gerçekleştiği İstanbul iline geçici veya kalıcı naklini talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuz 07/07/2022 tarihli ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 30/09/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; “

2.1. Bulundukları ceza infaz kurumundan başka ceza infaz kurumlarına nakil gitmek isteyen hükümlü ve tutukluların, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesi ile

05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin 15 inci maddesinin ilgili fıkraları gereğince, gitmek istedikleri

kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri ve nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul ettiklerini belirtir şekilde yazmış oldukları dilekçelerini, ceza infaz kurumu idaresi aracılığı ile Genel Müdürlüğümüze göndermeleri gerektiği,

2.2. Bunun yanı sıra, Genel Müdürlüğümüzün 25.05.2022 tarihli ve sayılı yazısıyla, her ayın 1’i ilâ 10’u arasında isteğe bağlı nakil taleplerinin alınacağının tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirildiği, adı geçenin de anılan tarihler arasında nakil talebinde bulunduğu, ancak naklini talep ettiği ceza infaz kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle Genel Müdürlüğümüzün

25.08.2022 tarihli ve -TENSİS- sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği,

Ayrıca, adı geçenin ileriki aylarda konumuna uygun en az üç yeri belirtir dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği,

2.3. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,

2.4. Adı geçenin, barındırıldığı Akhisar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1245, doluluk oranının %125 olduğu, Ayrıca, adı geçenin isteğe bağlı nakil talep dilekçesinde naklini talep ettiği, -Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2546, doluluk oranının %145, -Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2534, doluluk oranının %144, -Maltepe 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2976, doluluk oranının %169, -Eskişehir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1526, doluluk oranının %127 olduğu,

2.5) Diğer taraftan, adı geçenin isteğe bağlı nakil talep dilekçesinde naklini talep ettiği, Kartal H Tipi,

Ümraniye T Tipi ve Ümraniye E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının suç türü itibarıyla konumuna uygun olmadığı,

2.6. Hükümlü ve tutukluların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği,

2.7. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması nedeniyle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği,

2.8. Diğer taraftan, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak değerlendirildiği,

2.9. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemler ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı,

2.10. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumu mevcutlarının günaşırı değişmesine yol açtığı,

2.11. Genel Müdürlüğümüzün 172 No.lu Genelgesinin “Yardımcı Üreme Yöntemi Tedavileri” alt başlıklı bölümünde “1- Hükümlü ve tutukluların yardımcı üreme yöntemleri ile çocuk sahibi olma talebinde bulunması için kapalı ceza infaz kurumunda bulunması, “SGK Sağlık Uygulama Tebliği” kapsamındaki koşulları ve hükümlü ve tutukluların iyi halli olma şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde ilgili

Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirilmek suretiyle karar verilecektir. 2- Yardımcı üreme yöntemi tedavisi sürecinde, hastaneye sevklerde, yol ve tedaviye ilişkin tüm masraflar, hükümlü ve tutuklular tarafından karşılanacaktır.” hükmü ile

2.12. Anılan Genelgenin “Tedavi Nedeni İle Nakil” alt başlıklı bölümünde “7- Hükümlü ve tutukluların bulunduğu yerde tetkik, tedavi ve kontrolü yapılamaması nedeniyle yargı çevresi dışında veya acil olarak başka bir sağlık kuruluşuna kısa süreli (Anjiografi, MR tetkiki, biyopsi vb. nedenlerle) götürülüp getirilmesini gerektiren hâllerde sevk işlemleri için Genel Müdürlükten izin istenmeyerek, ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından gereği yapılacaktır. 8- İl veya ilçe dışındaki bir sağlık kuruluşuna sevk edilen hükümlü ve tutukluların, tetkik ve tedavilerinin aynı gün bitmesi veya ileri bir tarihe randevu verilmesi hâlinde, aynı güvenlik kuvvetleriyle geldikleri ceza infaz kurumuna iadeleri sağlanacaktır. Yatarak tedavilerine karar verilmesi hâlinde ise hükümlü ve tutukluların evrakı, o yer ceza infaz kurumu kayıtlarına geçirilmesi için ilgili Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilecektir” hükümlerinin yer aldığı,

2.14. Bu kapsamda, adı geçenin tüp bebek tedavisi için sağlık dosyasının incelenmesinde, -06.09.2019 tarihinde Akhisar Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğinde yapılan muayenesi neticesinde, adı geçenden üreme açısından değerlendirilmek üzere tetkik istendiği, -19.10.2019 tarihinde Akhisar Devlet Hastanesi

Üroloji Polikliniğinde yapılan tetkik neticesinde, adı geçenin değerlerinin normal olduğunun tespit edildiği, -12.02.2020 tarihinde Akhisar Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğinde adı geçenin muayene edildiği, söz konusu muayenede ultrason ve spermiyogram tetkiklerinin yapıldığı ve yapılan tetkikler neticesinde, adı geçenin değerlerinin normal olmasına karşın eşinin 40 yaş üzeri olması sebebiyle tüp bebek denenebileceği kanaatine varıldığı, tüp bebek tedavisi amacıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, -26.02.2020 tarihinde Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji

Polikliniğinde yapılan muayenesi neticesinde, adı geçenden spermiyogram tetkiki istendiği, -20.08.2020 tarihinde Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Polikliniğinde yapılan spermiyogram tetkiki neticesinde, adı geçenin normal yoldan çocuk sahibi olmasına engel bir durum olmadığı kanaatine varıldığı, -29.06.2021 tarihinde adı geçen hakkında Akhisar Devlet Hastanesi Sağlık

Kurulu tarafından düzenlenen durum bildirir raporunda, “Hükümlünün ürolojik muayeneye ve test sonuçlarına göre normal yoldan çocuk sahibi olmasında engeli bulunmamaktadır. Tedaviye gerek yoktur.

Hükümlü eşinin adına İstanbul Okan Üniversite Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan ilgili raporun kamu 3.basamak bir sağlık kuruluşu tarafından teyit edilmesi gerekmektir. Durum bildirir sağlık kurulu raporudur.” ifadesine yer verildiği, -Son olarak 21.02.2022 tarihinde adı geçen ve eşine Manisa Celal Bayar

Üniversitesi Aile Planlaması İnfertilite Uygulama ve Araştırma Merkezinde tüp bebek tedavisi ile ilgili olası seçeneklerin anlatıldığı, adı geçen, eşinin iş ve ikamet adresinin İstanbul olduğunu ve Manisa Celal

/

Beyar Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde tedavi olmak istemediklerini söylemeleri üzerine görüşmenin sonlandığının tespit edildiği,

2.15. Ayrıca, söz konusu bilgi ve belgelerin ekte gönderildiği,

2.16. Adı geçene ait ziyaret ve telefon görüşme raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği”,

İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. Maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış

/

dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 8.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

8.2. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 8.3. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 8.4. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesinde;“ Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan;

a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir…”

8.5. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 8.6. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. Maddesinin ikinci fıkrasında, “ (2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır”, 8.7. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesinde, “ (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.”,

8.8. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. Maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde

Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.

8.9. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. Maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”, 9. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile

Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün; /

9.1. “Acil sağlık sorunları hâlinde sevk” başlıklı 29. Maddesinde; “ (1) Hükümlü ve tutuklular, acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edilir.

(2) Ancak acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk istenir.”, 9.2. “Hastanelerdeki tedavilerin hükümlü koğuşlarında yapılması” başlıklı 33. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Hastaneye sevk edilen hükümlü ve tutuklular, yatarak tedavi edilmeleri gerektiği takdirde, o hastanede bunlara tahsis edilen hükümlü koğuşuna yatırılır ve tedavileri burada yapılır. Hastanede hükümlü koğuşu olmadığı takdirde, jandarma tarafından gerekli güvenlik tedbirleri alınarak oluşturulacak geçici hükümlü koğuşlarında tedavileri tamamlanır.”, 9.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34.

Maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “ (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.

2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu

raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.”, 10. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 11. Adalet Bakanlığının 06/01/2020 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 172 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakilleri, Ceza Tehiri İşlemleri konulu Genelgenin 11.1. “Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı 1,7 ve 8’inci maddelerinde, ‘‘ 1- Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ve tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkûm koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilecektir.

7- Hükümlü ve tutukluların bulunduğu yerde tetkik, tedavi ve kontrolü yapılamaması nedeniyle yargı çevresi dışında veya acil olarak başka bir sağlık kuruluşuna kısa süreli (Anjiografı, VIR tetkiki, biyopsi vb.

nedenlerle) götürülüp getirilmesini gerektiren hâllerde sevk işlemleri için Genel Müdürlükten izin istenmeyerek, ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından gereği yapılacaktır.

8- İl veya ilçe dışındaki bir sağlık kuruluşuna sevk edilen hükümlü ve tutukluların, tetkik ve tedavilerinin aynı gün bitmesi veya ileri bir tarihe randevu verilmesi hâlinde, aynı güvenlik kuvvetleriyle geldikleri ceza infaz kurumuna iadeleri sağlanacaktır. Yatarak tedavilerine karar verilmesi hâlinde ise hükümlü ve

/

tutukluların evrakı, o yer ceza infaz kurumu kayıtlarına geçirilmesi için ilgili Cumhuriyet başsavcılığına teslim edilecektir.”, 11.2. “Yardımcı Üreme Yöntemi Tedavileri” başlıklı 1 ve 2’nci maddelerinde, ‘‘1-Hükümlü ve tutukluların yardımcı üreme yöntemleri ile çocuk sahibi olma talebinde bulunması için; kapalı ceza infaz kurumunda bulunması, “SGK Sağlık Uygulama Tebliği” kapsamındaki koşulları ve hükümlü ve tutukluların iyi halli olma şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde ilgili Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirilmek suretiyle karar verilecektir, 2- Yardımcı üreme yöntemi tedavisi sürecinde, hastaneye sevklerde, yol ve tedaviye ilişkin tüm masraflar, hükümlü ve tutuklular tarafından karşılanacaktır.

12. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 12.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 12.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 13. Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli

Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin; 13.1. Üçüncü Kısım Birinci Bölümünün “A-Tedavi Nedeniyle Hastaneye Sevk” başlığının birinci, ikinci ve üçüncü maddelerinde; “1-Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan Kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; Hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için

Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edileceklerdir.

2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.

3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekiminin veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.”

Hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

14. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

/

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 15. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; çocuk sahibi olabilmek için İstanbul’da tedavi gören eşinin yanına geçici veya kalıcı olarak naklinin yapılması ve tedavi sürecine dahil olması gerektiğini, bu konuda doktor raporu olmasına rağmen nakil taleplerinin kabul edilmediğini, dört yıldır nakil talebinde bulunduğunu ancak taleplerinin kabul edilmediğini, sağlık nedeniyle nakil hakkı varken isteğe bağlı nakil talebinde bulunabileceğinin belirtildiğini, mevzuatın eşin sağlık durumunu gözetmediğini, eşiyle iletişim kanallarının kısıtlı olduğunu, ziyaretine gelip gitmekte zorluk çektiğini, sadece haftalık 10 dakika sesli görüşme hakkı tanındığını iddia ederek eşinin bulunduğu ve bebek tedavisinin gerçekleştiği İstanbul iline geçici veya kalıcı naklini talep etmektedir.

16. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin maddi ve manevi yönden sağlıklı olmaları infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

17. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’ün maddesi, Anayasamızın 17’nci maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 2’in ve 6’ncı maddelerinde kötü muamele yasaklanmıştır.

18. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 71’inci maddesinde; hükümlülerin sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının güvence altına alındığı, anılan kanunun 80’inci maddesinde; hükümlülerin ihtiyaç duyulması halinde hastaneye sevkine kurum hekimi tarafından karar verileceği ve kurum hekimi tarafından kurum idaresine bildirim yapılacağı düzenlenmiştir. Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık Hizmetlerinin

Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün 29’uncu maddesinde; hükümlü ve tutukluların acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edileceği, acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk isteneceği düzenlenmiş, anılan Protokol’ün 33’üncü maddesinde hükümlülerin yatarak tedavi edilmeleri gerektiğinde öncelikle hükümlüler için ayrılmış koğuşlarda tedavilerinin yapılacağı, aynı Protokol’ün 34’üncü maddesinde hükümlü ve tutukluların öncelikle bulunduğu yer veya en yakın devlet ve üniversite hastanelerinin hükümlüler için ayrılmış koğuşlarında tedavi edileceği, buralarda tedavilerinin mümkün olmadığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi halinde en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan devlet veya üniversite hastanelerine sevkinin yapılabileceği düzenlenmiştir. Hükümlülerin hastalık nedeniyle naklini düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 57’inci maddesi ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

/

Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları

Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin yukarıda yer verilen maddelerinde de hükümlülerin hastaneye sevkleri konusunda Protokol’le benzer düzenlemelerin yer aldığı görülmüştür.

19. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumlarında

Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin

“Yardımcı Üreme Yöntemi Tedavileri” başlıklı 1 ve 2’nci maddelerinde, ‘‘Hükümlü ve tutukluların yardımcı üreme yöntemleri ile çocuk sahibi olma talebinde bulunması için; kapalı ceza infaz kurumunda bulunması, “SGK Sağlık Uygulama Tebliği” kapsamındaki koşulları ve hükümlü ve tutukluların iyi halli olma şartlarının birlikte gerçekleşmesi” gerektiği, “Yardımcı üreme yöntemi tedavisi sürecinde, hastaneye sevklerde, yol ve tedaviye ilişkin tüm masrafların” hükümlü ve tutuklular tarafından karşılanacağı ifade edilmiştir.

20. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.

maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.

21. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

22. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

23. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

/

24. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

25. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

26. İdarenin cevabi yazıları ve ekleri incelendiğinde; 27.1. Başvuranın naklini talep ettiği ceza infaz kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle naklinin uygun görülmediği, 27.2. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 27.3. Başvuranın barındırıldığı Akhisar T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1245, doluluk oranının %125 olduğu, 27.4. başvuranın isteğe bağlı nakil talep dilekçesinde naklini talep ettiği, -Maltepe 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2546, doluluk oranının %145, -Maltepe 2 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2534, doluluk oranının %144, -Maltepe 3 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1756, mevcudunun 2976, doluluk oranının %169, -Eskişehir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1526, doluluk oranının %127 olduğu, 27.5. Başvuranın isteğe bağlı nakil talep dilekçesinde naklini talep ettiği, Kartal H Tipi, Ümraniye T Tipi ve Ümraniye E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının suç türü itibarıyla konumuna uygun olmadığı, 27.6. Başvuranın tüp bebek tedavisi için sağlık dosyasının incelenmesinde; “-06.09.2019 tarihinde Akhisar

Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğinde yapılan muayenesi neticesinde, adı geçenden üreme açısından değerlendirilmek üzere tetkik istendiği,

-19.10.2019 tarihinde Akhisar Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğinde yapılan tetkik neticesinde, adı geçenin değerlerinin normal olduğunun tespit edildiği, -12.02.2020 tarihinde Akhisar Devlet Hastanesi Üroloji Polikliniğinde adı geçenin muayene edildiği, söz konusu muayenede ultrason ve spermiyogram tetkiklerinin yapıldığı ve yapılan tetkikler neticesinde, adı geçenin değerlerinin normal olmasına karşın eşinin 40 yaş üzeri olması sebebiyle tüp bebek denenebileceği kanaatine varıldığı, tüp bebek tedavisi amacıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, -26.02.2020 tarihinde Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Polikliniğinde yapılan muayenesi neticesinde, adı geçenden spermiyogram tetkiki istendiği, -20.08.2020 tarihinde Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Polikliniğinde yapılan spermiyogram tetkiki neticesinde, adı geçenin normal yoldan çocuk sahibi olmasına engel bir durum olmadığı kanaatine varıldığı, -29.06.2021 tarihinde adı geçen hakkında Akhisar Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen durum bildirir raporunda, “Hükümlünün ürolojik muayeneye ve test sonuçlarına göre normal yoldan çocuk sahibi olmasında engeli bulunmamaktadır. Tedaviye gerek yoktur. Hükümlü eşinin adına İstanbul Okan

Üniversite Hastanesi tarafından düzenlenmiş olan ilgili raporun kamu 3.basamak bir sağlık kuruluşu tarafından teyit edilmesi gerekmektir. Durum bildirir sağlık kurulu raporudur.” ifadesine yer verildiği, 27.7. Son olarak 21.02.2022 tarihinde adı geçen ve eşine Manisa Celal Bayar Üniversitesi Aile Planlaması

İnfertilite Uygulama ve Araştırma Merkezinde tüp bebek tedavisi ile ilgili olası seçeneklerin anlatıldığı, adı geçen, eşinin iş ve ikamet adresinin İstanbul olduğunu ve Manisa Celal Beyar Üniversitesi Hastanesi

Tüp Bebek Merkezinde tedavi olmak istemediklerini söylemeleri üzerine görüşmenin sonlandığı, 27.8. Başvuranın son 6 ayda 11 yakınıyla görüş gerçekleştirdiği ve düzenli telefon görüşü yaptığı, 27.9. Okan Üniversitesi Hastanesince düzenlenen yazıda “Çiftin isteği üzerine İVF tedavisine başlanmıştır.

Micro enjeksiyon yönetemi ile yapılacak işlemi için erkek eşin de iştiraki gerekmektedir.” İfadelerinin yer aldığı, 27.10. Başvuranın “Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak” suçundan müebbet hapis cezasına hükümlü olduğu, Anlaşılmıştır.

28. Başvuran eşiyle birlikte tüp bebek tedavisine devam edebilmek için eşinin çalıştığı ve ikametinin bulunduğu İstanbul ilindeki ceza infaz kurumlarından birine hastalık nedeniyle nakil talebinde bulunmuş, idare tarafından başvuranın nakil talebi, kapasitenin dolu olduğu gerekçesiyle uygun görülmemiştir.

Hükümlülerin hastalık nedeniyle naklini düzenleyen 5275 sayılı Kanunun 57’inci maddesi ile Adalet

Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların

Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle

Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin yukarıda yer verilen

/

maddelerinde açıkça görüleceği ücere; hükümlülerin hastalık nedeniyle nakil olabilmelerinin “Sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla” mümkündür. Tedavi için nakil halinde da öncelikle, en yakın ve mahkûm koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilecektir. Yine 172 Nolu Genelgenin “Yardımcı Üreme Yöntemi Tedavileri” başlıklı 1 ve 2’nci maddeleri uyarınca hükümlü ve tutukluların yardımcı üreme yöntemleri ile çocuk sahibi olma talebinde bulunabilmeleri için; kapalı ceza infaz kurumunda bulunmaları, “SGK Sağlık Uygulama Tebliği” kapsamındaki koşulları ve hükümlü ve tutukluların iyi halli olma şartlarının birlikte gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca şartları yerine getirenlerle ilgili Cumhuriyet başsavcılığınca değerlendirme yapılarak karar verileceği ve tedavi için yapılacak giderlerin hükümlü ve tutuklularca karşılanacağı da ifade edilmektedir.

29. Başvuru dosyasının incelenmesi sonucunda; başvuranın eşiyle birlikte tüp bebek tedavisinin temini için Akhisar Devlet Hastanesinde yapılan ultrason ve spermiyogram tetkikleri sonucunda başvuranın değerlerinin normal olduğu ancak başvuranın eşinin yaşı nedeniyle tüp bebek düşünülebileceği kanatiyle

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Polikliniğine sevkinin yapıldığı, burada yapılan tetkikler sonucunda başvuranın normal yoldan çocuk sahibi olmasına engel bir durumun olmadığının tespit edildiği, 21.02.2022 tarihinde başvuran ve eşine Manisa Celal Bayar Üniversitesi Aile

Planlaması İnfertilite Uygulama ve Araştırma Merkezinde tüp bebek tedavisi ile ilgili olası seçeneklerin anlatıldığı, adı geçen, eşinin iş ve ikamet adresinin İstanbul olduğunu ve Manisa Celal Beyar Üniversitesi

Hastanesi Tüp Bebek Merkezinde tedavi olmak istemediklerini söylemeleri üzerine görüşmenin sonlandığı anlaşılmıştır. Başvuranın eşiyle birlikte tüp bebek tedavisi görme talebi üzerine yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen mevzuat hükümleri doğrultusunda başvuranın hastaneye sevk işlemlerinin yapıldığı ancak; başvuranın eşinin ikamet ettiği il dışındaki bir yerde tedavi olmayı istemedikleri, bu nedenle tedaviye devam edilemediği, ilgili mevzuat uyarınca başvuranın eşinin bulunduğu yerde tedavi zorunluluğunun bulunmadığı gibi Okan Üniversitesi Hastanesince düzenlenen yazı içeriğinde tedavi sürecine erkek eşinde dahil edilmesi gerektiği belirtilmiş, tedavinin İstanbul ilinde bulunan bir hastanede yapılmasının zorunlu olduğuna yönelik bir ifadeye yer verilmemiştir. Ayrıca söz konusu yazının yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinde aranan rapor olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenlerle, başvuranın eşiyle birlikte tüp bebek tedavisi sürecinde ve tedavi nedeniyle nakil sürecinde idarece tesis edilen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir yön tespit edilememiştir.

30. Başvuranın isteğe bağlı nakil talebiyle ilgili olarak ise; hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ayrıca başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli kısmında kapasitenin uygun olması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının hâlihazırda kapasitelerinin oldukça dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve

/

kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 31. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirildiğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı, başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüş olup idarenin bu ilkelere de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

32. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/