ÖZET: Başvuran, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi’nde eğitimine devam edebilmek için Boğazlıyan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan İzmir’deki bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. İdare, başvuranın ailesinin İzmir’de yaşadığını ve bu nedenle nakil talebinin eğitimine devam etme açısından önemli olduğunu belirtmiştir. Ancak, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesi gereğince, nakil taleplerinin belirli şartlara bağlı olduğu ve başvuranın talep ettiği kurumlarda yer bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddedilmesi hukuka uygun bulunmuştur.

Ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve başvuranın yüksek güvenlikli bir kurumda barındırılması gerektiği gibi hususlar, nakil talebinin değerlendirilmesinde etkili olmuştur. Ayrıca, eğitim hakkının kısıtlanması durumunda, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde belirtilen düzenlemeler çerçevesinde, devletin pozitif yükümlülükleri bulunmadığına karar verilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın nakil talebi kısmen kabul edilerek, gelecekte uygun koşullar oluştuğunda yeniden değerlendirilmesi tavsiye edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/15636-S.21.25000

BAŞVURU NO : 2021/9083

KARAR TARİHİ : 01/11/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

Adres:BOĞAZLIYAN T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, eğitimi ve ailesine yakın olmak gerekçeleriyle İzmir ilindeki durumuna uygun bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 03/05/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Boğazlıyan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırıldığını, 2020 Dikey Geçiş

Sınavı ile İzmir Dokuz Eylül Üniversitesini kazandığını, Covid-19 salgını sebebiyle nakiller durdurulduğu için İzmir’e sevk talebinde bulunamadığını ve 2020-2021 eğitim-öğretim yılında okulunu dondurmak zorunda kaldığını, Mart 2021 yılında eğitim durumu nedeniyle yaptığı nakil talebinin İzmir ilinde bulunan kurumlarda yer olmaması gerekçesiyle reddedildiğini, ancak benzer durumdaki başka tutuklu/hükümlülerin taleplerinin kabul edildiğini, nakil olamaması halinde üniversiteyi ikinci kere dondurma hakkı olmadığından kazandığı bölümde okuma imkânı olamayacağını ifadeyle, yükseköğrenimine devam edebilmesi için İzmir ilinde durumuna uygun bir ceza infaz kurumuna naklini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla 12/05/2021 tarihli ve S.21. sayılı yazımızla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel

Müdürlüğün 29/06/2021 tarihli ve 3718/ sayılı cevabi yazısında, 2.1. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.2. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,” ifadelerine yer verildiği,

2.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırılması nedeniyle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların göz önünde bulundurulduğu, dolayısıyla her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Aşağıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamının yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurum olmayıp, bir bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle hükümlülerin barındırılabileceği oda sayısının çok kısıtlı ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, 2.5. Adı geçenin barındırıldığı Boğazlıyan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 400, mevcudunun 531 ve doluluk oranının %133 olduğu, 2.6. Adı geçenin naklini talep ettiği; İzmir 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1428, doluluk oranının %143, İzmir 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1423, doluluk oranının %142, İzmir 3 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1418, doluluk oranının %142, İzmir 4 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1414, doluluk oranının %141 olduğu, 2.7. Ayrıca adı geçenin “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme (FETÖ/PDY)” suçundan hükümözlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği ve talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, ayrıca bahse konu ceza infaz kurumlarına hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranlarının değil, terör ve örgütlü suçların oranlarının da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, 2.8. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların bahse konu kurumları talep etmesi halinde, talep eden kişilerin ceza miktarlarının ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak ve incelenerek taleplerin değerlendirildiği, 2.9. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin günaşırı değiştiği,

2.10. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü verilerin göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.11. Bunun yanı sıra, hükümlü/tutukluların Genel Müdürlüğün 05.03.2021 tarihli ve E-35211520-249.01890/20512 sayılı genel yazısı ile 01.03.2021-19.03.2021 tarihleri arasında bir defaya mahsus isteğe bağlı nakil taleplerinin alındığı ve 19.03.2021 tarihi itibarıyla sistemin taleplere kapatıldığı, 2.12. Ayrıca, Covid-19 pandemisinin seyrine göre ileriki aylarda nakillerin açılması durumunda ve adı geçenin yeniden isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin değerlendirileceği, bu konuda

Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun, hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda karar verileceği ve işlem yapılacağı, Hususlarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. Maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Eğitim hakkı” başlıklı 2. maddesinde; “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir.” 5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 5.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 5.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.

5.4. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 5.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,

g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.

5.6. “Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri” başlıklı 92 nci maddesinde; “(1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (Ek cümle: 15/8/2016KHK-674/16 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/16 md.) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 7.1. “Öğretimden yararlanma” başlıklı 89 uncu maddesi “ … (2) Hükümlülere okuma-yazma öğretilmesi, örgün veya yaygın öğretim kurumları aracılığıyla, kuruma gelmeden önce eksik kalan eğitimlerinin tamamlattırılması ve öğrenimlerini devam ettirilmesi sağlanır…” 7.3. “Kurum dışına çıkma hâlleri” başlıklı 126 ncı maddesi “(1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz” 7.4. “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127 nci maddesinde “(1)

Hükümlülerin nakilleri 5275 sayılı Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir…” 8. 12/08/2011 Tarihli ve 28023 Sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinin

Ön Lisans Ve Lisans Öğretim Ve Sınav Yönetmeliğinin; 8.1. “Devam zorunluluğu ve devamın denetlenmesi” başlıklı 18 inci maddesinin birinci fıkrası

“Öğrencilerin derslere ve diğer çalışmalara devamı zorunludur. Öğrencilerin devam durumlarının izlenmesi ve denetlenmesi ile ilgili esaslar Senato tarafından belirlenir.” 8.2. “Sınavlar ve sınavların yapılışı” başlıklı 19 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında “Öğrenciler her yarıyılda veya yılda açılan ara sınavlara ve birlikte yapılması gereken diğer tüm yarıyıl içi veya yıl içi çalışmalara katılmak zorundadırlar. İlgili birim yönetim kurulları tarafından kabul edilen haklı ve geçerli

bir mazereti olmadan herhangi bir ara sınavına, yarıyıl içi veya yıl içi çalışmasına, yarıyıl sonu/yılsonu ve bütünleme sınavına katılmamış olan öğrenci, o sınavdan veya o çalışmadan sıfır not almış sayılır.” 8.3. “Öğrenime ara verme izni” başlıklı 31 inci maddesi “(1) Bu Yönetmelikte belirtilen ve ilgili birim yönetim kurulu tarafından kabul edilen haklı ve geçerli bir mazereti nedeni ile öğrenimine ara vermek zorunda kalan bir öğrenciye, kendisine izin verilmesine dair bir dilekçe ile başvurması ve mazeretini belgelendirmesi kaydı ile ilgili birim yönetim kurulu tarafından bir defada en az bir, en çok iki yarıyıl süre için öğrenime ara verme izni verilebilir.(Ek Cümle: RG-14/06/2021-31511) Öğrenime ara verme izninin toplam süresi, 32 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri hariç, diğer hallerde programının normal süresinin yarısı ile sınırlıdır. (2) Öğrenci, izinli olduğu süre içinde öğrenimine devam edemez ve her türlü öğrencilik hakları dondurulur. (Değişik cümle: RG-16/04/2018-30393) Bir yarıyıl süreli ara verme izni, izin verildiği yarıyılın başlangıcından yarıyıl sonu bütünleme sınavlarının bittiği tarihe kadar olan süreyi kapsayacak şekilde verilir.” 8.4. “Haklı ve geçerli mazeretler” başlıklı 32 nci maddesi “(1) İlgili birim yönetim kurulu tarafından kabul edilmiş olmak kaydı ile öğrenciye, mazeret sınavları açılabilir ve aşağıdaki hallerde öğrenime ara verme izni verilebilir: a) Öğrencinin sağlık kuruluşlarından alınacak bir rapor ile belgelendirilmek kaydıyla sağlıkla ilgili mazeretlerinin olması, b) Öğretimin aksaması sonucunu doğuracak olaylar sebebi ile öğrenime Yükseköğretim Kurulu kararı ile ara verilmesi, c) Mahallin en büyük mülki amirince verilecek bir belge ile belgelenmiş olması şartı ile tabii afetler nedeni ile öğrencinin öğrenimine ara vermek zorunda kalmış olması, ç) Öğrencinin ekonomik nedenlerle öğrenimine ara vermek zorunda olduğunu belgelemesi, d) (Değişik:RG-16/04/2020-31101) Gözaltına alınan veya tutuklanan öğrencilerin gözaltı ve tutukluluk hallerinde, e) Öğrencinin tecil hakkını kaybetmesi veya tecilinin kaldırılması sureti ile askere alınması, f)

İlgili birim yönetim kurulu tarafından mazeret olarak kabul edilebilecek diğer hallerin ortaya çıkması, (2) (Değişik:RG-14/06/2021-31511) Öğrenime ara verme izninin verilebilmesi için öğrencinin, birinci fıkranın (ç) ve (f) bentlerinde belirtilen hallerde ilgili dönem derslerinin başlangıcından itibaren en geç dört hafta, diğer hallerde ise mazeretinin sona ermesinden itibaren en geç beş iş günü içinde ilgili fakülte dekanlığına veya yüksekokul müdürlüğüne başvurması ve mazeretinin varlığını kanıtlayan belgeleri sunması gerekir. Aksi halde, bu husustaki başvurusu dikkate alınmaz.” 9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin; 9.1. “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve

Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, … gerekir”; 9.2. “Eğitim ve Öğretim Nedeniyle Nakil” başlıklı 19 uncu maddesinde

“(1) Hükümlülüler Eğitim ve Öğretim Nedeniyle;

a) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, b) Eğitimini sürdürdüğüne dair eğitim kurumundan belge ibraz etmeleri, c) Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması… koşuluyla, süreli veya daimi olarak Bakanlıkça başka bir ceza infaz kurumuna nakledilebileceklerdir.

(2) Milli Eğitim Bakanlığı’na veya Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan

Hükümlü ve tutukluların, yılsonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına; kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri, açık ceza infaz kurumu ve çocuk eğitimevi hükümlüleri ile bu kurumlarda kalmaktayken sınava katılmak amacıyla kapalı ceza infaz kurumlarına nakledilenlerin iç güvenlik görevlileri nezaretinde katılmaları sağlanacaktır…” 10. Genç Yetişkin Hükümlü ve Tutukluların Eğitim ve İyileştirme İşlemleri ve Diğer Hükümler

Hakkında 46/1No’lu Genelge’nin “Eğitim-Öğretim Çalışmaları başlıklı 4 üncü Bölümünün F Yüksek

Öğretim Çalışmaları başlığının birinci fıkrasında; “Herhangi bir yükseköğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında, açık ceza infaz kurumlarından iç güvenlik görevlisi nezaretinde ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır. Talebi olması hâlinde okullarının kabul etmesi koşuluyla kayıt dondurma işlemi yapılması için girişimlerde de bulunulacaktır.”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “ Kısmi

Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 12. Başvuran, 09/08/2020 tarihinde Dikey Geçiş Sınavı ile İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Lojistik

Yönetimi Bölümüne kayıt olduğunu, Boğazlıyan’da bulunduğu için eğitimine devam edemediğini, eğitimine devam edebilmesi için İzmir ilinde durumuna uygun bir ceza infaz kurumuna naklinin sağlanmasını talep etmektedir.

13. İdareden temin edilen belgelerden, başvuranın idareye verdiği dilekçesinde ailesinin İzmir’de ikamet ettiğini, bu sebeple hem eğitimine devam edebilmesi hem de İzmir’de ikamet eden ailesine yakın olabilmesi için nakil talebinde bulunduğu görülmüştür.

14. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir

taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması veya eğitimlerine devam etmelerine imkan tanınması infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

15. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’ şartları düzenlenmiştir. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, eğitim-öğretim nedeniyle başka ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık 5275 sayılı

Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, ‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü kapsamında, maddede düzenlenen şartlar mevcut olduğu takdirde naklin mümkün olduğunu düzenlenmiştir.

16. Anayasa’nın 42. maddesinin birinci fıkrası “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.” hükmünü amirdir. Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’ne ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise “Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.” denmektedir.

17. Mahkûmlar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” şeklinde değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında Anayasa’nın ve

Sözleşme’nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler (Hirst/Birleşik Krallık, B.No. 74025/01, 6/10/2005).

18. Ancak bilindiği üzere, Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca, temel hak ve hürriyetlerin kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak ölçülü olma şartları gözetilerek sınırlandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğe yönelik makul gereklilikler karşısında, tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları temel hak ve hürriyetler, mevzuatla çizilen sınırlar içerisinde ve ölçülü olmak kaydıyla sınırlandırılabilecektir. Bu itibarla, tutuklu ve hükümlüler eğitim haklarını ceza infaz kurumunda bulunmalarının getirdiği doğal sınırlamalar içinde ve mevzuata uygun olarak kullanılabileceklerdir.

19. AİHM “hükümlüler”in bir mahkeme tarafından verilen mahkumiyetin infazı için tutuldukları süreye karşılık gelen süre boyunca (Epistatu/Ramanya, B. No: 29343/10, 24/9/2013), “tutuklular”ın ise devam etmekte olan bir yargılama esnasındaki yasal tutukluluk süresi zarfında (Baltan/Türkiye, B. No: 32777/09, 27/3/2012) tam zamanlı eğitime erişimlerinin engellenmesinin ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinin birinci cümlesi kapsamında eğitimden yoksun bırakma olarak değerlendirilemeyeceği görüşündedir. Bu kapsamda

AİHM, Sözleşme’ye hükümlü veya tutukluların ceza infaz kurumunda bulundukları süre zarfında fiilen eğitimlerine devam edememelerinin eğitim hakkını ihlal ettiğine ilişkin başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Durmaz, Işık, Unutmaz ve Sezal/Türkiye, B. No: 46506/99, 46569/99, 46570/99, 4/9/2001).

20. 27/07/2007 tarihli ve 46/1 Nolu Genelge’nin 4/F-1’inci maddesi “Herhangi bir yüksek öğretim kurumuna devam ederken tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin ya da ceza infaz kurumundayken üniversite sınavını kazanan hükümlü ve tutukluların kapalı ceza infaz kurumlarından, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında ara, yıl sonu, bütünleme ve mazeret sınavlarına katılmaları sağlanacaktır.” hükmü yer almaktadır.

21. 167 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin 19 uncu maddesinde ise hükümlü ve tutukluların, eğitim ve öğretim nedeniyle nakil talep edebilecekleri, ancak bunun için bir takım şartların sağlanması gerektiği belirtilmiş, (f) bendinde “Talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması” koşulu getirilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise 46/1

Nolu Genelge’dekine benzer şekilde, Milli Eğitim Bakanlığı’na veya Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı okullara kayıtlı olan hükümlü ve tutukluların yılsonu, ara ve bütünleme gibi okullarında yapılan sınavlarına; kapalı ceza infaz kurumlarında kalanların dış koruma görevlileri nezaretinde katılacağı belirtilmiştir.

22. Yer verilen mevzuat ve içtihat kapsamında Devlete, tutuklanan veya hüküm giyen öğrencilerin derslere devam etmesini sağlamak adına pozitif bir yükümlülük yüklenmediği görülmektedir. Mevzuat kapsamında, devletin yükümlülüğü, okullarının kabul etmesi durumunda, dış güvenlik görevlisi muhafazasında tutuklu ve hükümlülerin sınavlarına katılmalarını sağlamak olarak belirlenmiştir.

23. Başvuranın kayıtlı olduğu İzmir Dokuz Eylül Üniversitesinin Ön Lisans Ve Lisans Öğretim Ve Sınav

Yönetmeliğine bakıldığında ise 18 inci maddesinde öğrencilerin derslere ve diğer çalışmalara devamının zorunlu olduğu, 19 uncu maddesinde öğrencilerin açılan sınavlara ve birlikte yapılması gereken diğer tüm çalışmalara katılmak zorunda oldukları, 31 inci maddesinde bu Yönetmelikte belirtilen ve ilgili birim yönetim kurulu tarafından kabul edilen haklı ve geçerli bir mazereti nedeni ile öğrenimine ara vermek zorunda kalan bir öğrenciye, mazeretini belgelendirmesi kaydı ile ilgili birim yönetim kurulu tarafından bir defada en az bir, en çok iki yarıyıl süre için öğrenime ara verme izni verilebileceği, öğrenime ara verme izninin toplam süresinin 32 nci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (d) ve (e) bentleri hariç, diğer hallerde programının normal süresinin yarısı ile sınırlı olduğu, öğrencinin izinli olduğu süre içinde her türlü öğrencilik haklarının dondurulacağı belirtilmiştir.

24. Yönetmeliğin 32 nci maddesinde öğrenime ara verme izni verilebilecek haklı ve geçerli mazeretler sayılmıştır. Bunlar kısaca a) sağlıkla ilgili mazeretler, b) öğrenime Yükseköğretim Kurulu kararı ile ara verilmesi, c) tabii afetler, ç) ekonomik nedenler, d) gözaltı ve tutukluluk halleri, e) askere alınma ve f) ilgili birim yönetim kurulu tarafından mazeret olarak kabul edilebilecek diğer haller olarak özetlenebilir.

25. Somut dosyada başvuranın “eğitim nedeniyle nakil” talebinin ilgili mevzuat kapsamında değerlendirilmesinden, başvuranın 5275 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi kapsamında eğitim nedeniyle başka bir kuruma nakledilmeyi talep edebileceği, talebinin değerlendirilmesinde Kanunun 54 üncü maddesinde sayılan ve 167 sayılı Genelge ile bu maddeye eklenen şartların da bulunması gerektiği, buna göre talep edilen kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması koşulunun İzmir ilindeki kurumların kapasitelerinin dolu olması sebebiyle sağlanamadığı; öte yandan mahkeme kararına bağlı olarak kapalı ceza infaz kurumunda bulunması dolayısıyla tam zamanlı lisans eğitimine katılmasının mümkün olmadığı, naklinin İzmir’e gerçekleştirilmesi halinde dahi 46/1 Nolu Genelge’nin 4/F-1’inci maddesi

uyarınca okulunun kabul etmesi durumunda, ancak sınavlara katılma imkânı tanınabileceği, ancak İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesinin Ön Lisans ve Lisans Öğretim Ve Sınav Yönetmeliğinin 18 inci maddesi ile öğrencilerin derslere ve diğer çalışmalara devamının zorunlu olduğu, Yönetmelikte eğitimin dondurulması için hükümlülük haline ilişkin düzenleme bulunmadığı, dolayısıyla başvuranın hükümlülük halinin ilgili birim yönetim kurulu tarafından mazeret olarak kabul edilerek öğretim programının dondurulması halinde bunun kayıtlı olduğu programının normal süresinin yarısı ile sınırlı olduğu, dolayısıyla başvuranın eğitim sebebiyle nakil talebinin güçlü bir nakil gerekçesi teşkil etmediği anlaşılmaktadır.

26. Başvuranın idareye sunmuş olduğu dilekçesinde ayrıca “ailesinin ikametine yakın olmak” amacıyla

İzmir’e naklini talep ettiği görülmüştür.

27. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

28. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.

Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.

maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

29. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.

30. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları

Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).

31. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)

bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir.

Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

32. Bununla birlikte, başvuranın nakil talebini ilettiği dönemde, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Covid-19 salgınına karşı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık

Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulmuştur.

33. Yapılan incelemede, başvuranın suç grubu nedeniyle 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, talep ettiği kurumların bir bölümünün yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu olduğu, ayrıca bahse konu ceza infaz kurumlarına hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranlarının değil, terör ve örgütlü suçların oranlarının da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, ayrıca talep tarihinde Covid-19 pandemisi sebebiyle nakil işlemlerinin durdurulmuş olduğu göz önünde bulundurulduğunda; ilgili mevzuat kapsamında başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte; başvurucunun barındırıldığı kurum ile öğrenci olduğu okul arasındaki mesafe, geçici sevk masrafları, v.b. etkenler dikkate alındığında, başvurucunun halen İzmir

Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi olması ve nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut nakil talep ettiği İzmir iline daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği, kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 34. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Adalet

Bakanlığı tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

35. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE, Diğer yandan başvuranın halen İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencisi olması ve nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut nakil isteminde bulunduğu İzmir iline daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi