|
ÖZET: Başvuran, ailesinin ikametgâhına yakın bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmiştir. Ancak, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının yüksek olduğunu ve başvuranın suç türü itibariyle yüksek güvenlikli kurumlarda barındırılması gerektiğini belirtmiştir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesi gereğince nakil talepleri, belirli koşullara bağlıdır ve bu koşulların sağlanmadığı durumlarda talepler reddedilmektedir.
Hukuki değerlendirmede, başvuranın nakil talebinin reddedilmesi, kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanması amacıyla meşru bir gerekçeye dayanmaktadır. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, hükümlülerin aile hayatına saygı gösterilmesi gerektiği kabul edilse de, mevcut doluluk oranları ve başvuranın suç türü gibi faktörler, nakil talebinin uygun değerlendirilmediğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, başvuranın talebi kısmen kabul edilip, kısmen reddedilmiştir; ilerideki boşalma durumlarında nakil taleplerinin yeniden değerlendirilmesi önerilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/11957-S.23.18997
BAŞVURU NO : 2023/10641
KARAR TARİHİ : 19/09/2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuranın, cezaevi nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 18/07/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan (TCKN: başvurusunda özetle; ailesinin Bodrum’da ikamet ettiğini, kendisinin daha önce Bodrum S Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda yattığını, doluluk sebebi ile Eşen T Tipi Kapalı Cezaevine (Seydikemer/Muğla) getirildiğini, ancak annesinin şeker, tansiyon ve kalp rahatsızlıklarından ve mesafenin uzaklığından dolayı ailesinin ziyaretine gelemediğini, bu durumun psikolojisini bozduğunu, daha önce Adalet Bakanlığına sevk talepli dilekçe yazdığını ancak olumsuz cevap aldığını belirterek Bodrum S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklinin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 02/08/2023 tarihli ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 18.08.2023 tarihli ve E– [ – / sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 Başvuranın, naklini talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünün 24.05.2023 tarihli ve E- – – / sayılı yazısıyla naklinin uygun görülmediği,
2.2 Başvuranın, bilgi formunun incelenmesi sonucunda hâlihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış
herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, /
2.3 Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.4. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği,
2.5 Bunun yanı sıra, 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine
nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği,
2.6 Adı geçenin de, ileriki aylardaki nakil dönemlerde, nakil talep dilekçesini bulunduğu ceza infaz kurumu
idaresi aracılığıyla Genel Müdürlüğe göndermesi halinde durumunun değerlendirileceği,
2.7 “Şikâyetçinin, naklini talep ettiği Muğla ve Aydın ilindeki ceza infaz kurumlarının kapasite ve doluluk
durumuna ilişkin bilgiler” hususu ile ilgili olarak; -Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1147, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %115 olduğu, -Seydikemer-Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1217, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %122 olduğu, -Bodrum S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 736, kapasitesinin 732 doluluk oranının %101 olduğu, -Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1234, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %123 olduğu, -Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 875, kapasitesinin 668, doluluk oranının %131 olduğu, -Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 453, kapasitesinin 330, doluluk oranının %137 olduğu hususları belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesinde; “Herkes, kişiliğine bağlı,
dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.”,
3.2 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler,
özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve
ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”,
3.3 “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti
kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.”,
3.4 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında; “Anayasa
ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.”,
3.5 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrası; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı
8 inci maddesinde; “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına
sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un;
7.1 “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik
tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”,
7.2 “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında;
“Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.
(5) (Değişik: 25/5/2005-5351/1 md.) Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir.”,
7.3 “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu
sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,
7.4 “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinin birinci fıkrası (e) bendinde; “İstekte
bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması.”, 8. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Bakanlık tarafından kapasite yoğunluğu veya konumu itibariyle nakil yapılmayacak ceza infaz kurumları dönemsel olarak Cumhuriyet başsavcılıklarına bildirilebilecektir. Hükümlü ve hükümözlüler tarafından bu kurumlar için nakil talebinde bulunulması halinde gereksiz yazışmaları önlemek amacıyla Cumhuriyet başsavcılığı tarafından talepler reddedilecek ve ret gerekçesi ile birlikte ilgiliye tebliğ edilecektir. Sadece nakil yapılmayacak ceza infaz kurumları listesinde yer almayan ve konumlarına uygun ceza infaz kurumlarını belirten dilekçeler gönderilecektir. Listede yer alan ceza infaz kurumlarını tercih eden hükümlü ve hükümözlülerin dilekçelerine işlem yapılmayarak mahalline iade edilecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
/
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle; ailesinin ikametgâhına yakın olan ve talep ettiği bir ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasını istemektedir.
11. Anayasamızın 41 inci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır.” hükmü gereğince devletin, aile bütünlüğünü sağlaması adına gerekli tedbirleri alması ve bu husustaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.
12. Ancak hukuka uygun olarak verilen mahkûmiyet kararı nedeni ile bireylerin temel hak ve özgürlüklerinde birtakım kısıtlamaların olması kaçınılmaz ve doğal bir sonuçtur. Bu nedenle; ıslah etmeyi, tekrar suç işlenmesini önlemeyi ve toplumu suça karşı korumayı amaçlayan ceza ve güvenlik tedbirleri ile bireyin mahkûmiyeti nedeniyle kısıtlanan temel hak ve özgürlükleri arasında makul bir dengenin olması esastır.
13. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri Hakkında Kanun uyarınca hükümlü ve hükümözlülerin isteğe bağlı nakil taleplerinin yerine getirilebilmesi belirli koşullara bağlanmıştır. Hükümlülerin ve hükümözlülerin bu koşulların gereğini sağlaması ve 5275 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi birinci fıkrası (e) bendindeki şartlar dâhilinde nakillerin yapılacağı belirtilmiştir.
14. Anayasa Mahkemesinin 2017/31069 başvuru numaralı ve 30/9/2020 tarihli Kararında; “48.
Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır.
(Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36).
49. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir. (Murat Aydın, B. No: 2016/58533, 3/7/2019, § 54)” belirtildiği üzere hükümlünün nakil talebinin değerlendirilmesinde bu hususların gözetilmesi gerekmektedir.
15. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının “Temel İlkeler” başlıklı birinci bölüm üçüncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, gereken asgarî düzeyde ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.” benzer ilkeler belirtilmiştir.
16. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17 inci maddesi birinci fıkrasında; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.” ifadelerine yer vermiştir.
17. Yukarıda yer verilen yargı kararı ve içtihat hükümleri gereğince hükümlünün nakil talebinin değerlendirilmesinde, devletin idari işleminde pozitif yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu değerlendirmede esas alınması gereken ölçütler; makul gerekçe, meşru amaç ve ölçülülük olarak belirtilebilir.
18. Şikâyet başvuru dilekçesi ve İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; 18.1. Başvuranın, Eşen T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Seydikemer/Muğla) hükümlü olarak bulunduğu, hâlihazırda infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ancak suç türü itibariyle yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, 18.2. Başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitesinin oldukça dolu olduğu, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu mevcutlarının (olağan dışı durumlar hariç) kapasitelerinin üzerine çıkarılmamaya çalışıldığı, 18.3.Başvuranın tarihli dilekçesinde naklini talep ettiği; -Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1147, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %115 olduğu, -Bodrum S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 736, kapasitesinin 732 doluluk oranının %101 olduğu, -Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 1234, kapasitesinin 1000, doluluk oranının %123 olduğu, -Nazilli E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 875, kapasitesinin 668, doluluk oranının %131 olduğu, -Söke T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu mevcudunun 453, kapasitesinin 330, doluluk oranının %137 olduğu, 18.4. Başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarında; yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması yönünden şartların sağlanmadığı, /
18.5. Başvuranın suç türü itibariyle belirli ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olarak bulunduğu ceza infaz kurumlarına nakil talep etmesi nedeniyle nakil talebinin uygun değerlendirilmediği, 19. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikteki çok sayıda başvuruya Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararları verilmiştir (Bkz: 2022/7499 başvuru numaralı ve 07/11/2022 tarihli karar, 2022/10355 başvuru numaralı ve 07/11/2022 tarihli karar, 2022/12974 başvuru numaralı ve 28/11/2022 tarihli karar,2022/9919 başvuru numaralı ve 21/10/2022 tarihli karar).
20. Yukarıda belirtilen hususlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hükümlülerin, ailelerinin ikametgâhına yakın bir ceza infaz kurumunda mahkûmiyetlerini tamamlamaları, aile bütünlüğünün sağlanması ve hükümlünün infaz süreci sonrasında yeniden topluma kazandırılmaları yönünden önemlidir. Ancak kamu idaresinin imkânları ile hükümlünün suç türü, iyi hâl durumu, infaz sürecindeki tutum ve davranışlarının nakil talebinde birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü bireyin mahkûmiyet nedeniyle kısıtlanan temel hak ve hürriyetleri ile kamu düzeni ve kurum güvenliğinin sağlanması arasında makul bir dengenin olması gerekmektedir. Somut olayda başvuranın nakil talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin dolu olduğu ve başvuranın suç türü itibariyle belirli ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda, idarenin işleminde makul bir gerekçe sunduğu ve bu işlemin kamu düzenin ve kurum güvenliğinin sağlanması meşru amacına matuf olduğu, bu nedenle başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte ölçülü bir idari işlemin tesis edilmesi amacıyla ve başvuranın aile bütünlüğünün sağlanabilmesi için nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının hâlihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
22. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası
/
uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE; Başvuranın, suç türü itibariyle tutuklu ve hükümlülerin yoğun olarak bulunduğu ceza infaz kurumlarına nakil talep etmesi nedeniyle, cezaevlerinin mevcut doluluk oranı dikkate alınarak talebinin REDDİNE, Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği ceza infaz kurumlarında boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi