|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın ailesinin ikamet ettiği Van’daki ceza infaz kurumuna nakil talebi incelenmiştir. Hükümlünün infaz sürecinin, yalnızca cezanın çekilmesi değil, aynı zamanda sosyal rehabilitasyon ve aile bağlarının korunması amacı taşıdığı vurgulanmıştır. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 3. maddesi, infazın amacını suçun önlenmesi ve hükümlünün topluma kazandırılması olarak belirlerken, hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin devamının sağlanmasının da önemli olduğu ifade edilmiştir.
Başvuranın nakil talebinin reddedilmesi, ceza infaz kurumlarının doluluk oranları gerekçe gösterilerek yapılmıştır. Ancak, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının uygun olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, başvuranın nakil koşullarını taşıdığı ve ailesine yakın bir kuruma naklinin sağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durum, hükümlülerin rehabilitasyonu ve aile hayatına saygı hakkının korunması açısından önem arz etmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2019/11351-S.17575
BAŞVURU NO : 2019/11755
KARAR TARİHİ : 11/11/2019
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Başvuranın ailesinin ikamet ettiği ilde bulunan bir ceza
BAŞVURUNUN KONUSU :
infaz kurumuna nakli talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 27/06/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; yaklaşık 3 yıldır Beşikdüzü T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak barındırıldığını, ailesinin kendisini ziyarete gelmekte güçlük çektiğini, zira ailesinin
Van’da ikamet ettiğini, eşinin iki ameliyat geçirdiğini ve durumu belirtir raporları İdareye sunmuş olduğunu, ekonomik mağduriyetlerinin bulunduğunu ve 87 yaşındaki annesini 3 yılda
1 kez, çocuklarını ise 3 yılda 3 kez görebildiğini, bu nedenle Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’ne nakil istemi ile ilgili başvuruda bulunduğunu, ancak taleplerinin reddedildiğini ifade ederek, mağduriyetinin giderilmesi ve ailesinin ikamet ettiği Van’da bulunan (Van M Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Van T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Van Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Van F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu) bir ceza infaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 02/10/2019 tarihli ve … sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Başvuranın bilgi formunun incelenmesi sonucunda, naklini engelleyecek infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı ifade edilerek kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmelerine ilişkin olan 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendine atıfta bulunulmuş, 2.2. Bu hükme istinaden, birçok ceza infaz kurumunda kapasitelerinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların göz önünde bulundurulduğu, bu nedenle her talebin uygun değerlendirilemediği ifade edilmiş, 2.3. Bu itibarla, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle nakil taleplerinin uygun görülmediği, ancak o bölgede yeni ceza infaz kurumları açılması ve bu kurumlara isteğe bağlı nakil talep etmesi halinde mevzuat gereğince işlem yapılacağı belirtilmiş, 2.4. Ayrıca, başvuranın Silâhlı Terör Örgütüne Üye Olma (FETÖ/PDY) suçundan hükümlü olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği açıklanmış, 2.5. Başvuranın nakil talebinde bulunduğu ceza infaz kurumlarına ilişkin olarak; … Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1150, mevcudunun 1644, doluluk oranının %143, … Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1000, mevcudunun 1425, doluluk oranının %143, … Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 441, doluluk oranının
%90, … Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 345, doluluk oranının %94 olduğu belirtilmiş, 2.6. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği ve ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların mevcutlarının o günün verileri göz önüne alınarak değerlendirildiği hatırlatılmış, 2.7. Bu itibarla, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle nakil taleplerinin uygun görülmediği ifade edilmiştir.
3. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Bürosunun 17/10/2019 tarihli ve … sayılı yazısı ekinde gönderilen Beşikdüzü T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 15/10/2019 tarihli ve 2019/24…377 sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 3.1. Başvuranın Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne hitaben yazmış olduğu nakil talepli dilekçeler ile doluluk oranı nedeni ile talebin reddine ilişkin anılan Genel Müdürlüğün cevabi yazılarının bulunduğu görülmüş, ayrıca başvuranın Beşikdüzü T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda kaldığı son altı aya (15/04/2019-15/10/2019) ilişkin ziyaret raporu ile 01/04/201915/10/2019 tarihleri arasında gerçekleştirmiş olduğu telefon görüşmelerine ilişkin raporun sunulduğu anlaşılmıştır.
3.2. Anılan ziyaret raporu ve telefon görüşme raporuna göre başvuranın belirtilen 6 aylık süre içerisinde toplam otuz altı (36) kez ziyaret edildiği, bu ziyaretlerden üçünün (3) eşi, birinin (1)
çocuğu, birinin (1) annesi, birininse (1) babası tarafından gerçekleştirildiği; telefon görüşmelerininse eşi ile olduğu görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 4.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 4.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin 3 üncü ve 4 üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘‘Özel ve aile hayatına saygı hakkı’’ başlıklı 8 inci maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına
İlişkin Prensipler Bütünü” nün; 6.1. “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.”, 6.2. “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20 nci maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun; 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:…
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır…
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur…”, 7.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9 uncu maddesinde; “(1)
Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır…
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.
(5) (Değişik: 25/5/2005-5351/1 md.) Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir.”, 7.4. ‘‘Ödüllendirme’’ başlıklı 51 inci maddesinde; “(1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler. …
(3) Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır:
a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir. …
c) Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir. d) Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.
e) Üst üste kullanılmayan en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.
f) Haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.
… (4) Ödüllendirme sisteminin usul ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları, suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenir.
7.5. “Nakiller” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 7.6. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesine göre, “ (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.
Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.”; 8. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzük’ün “Ödüllendirme” başlıklı 159 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “(1) Kurum içindeki veya dışındaki genel durumları, iyileştirme etkinliklerine ilgileri ve uyumları, kurum düzenine karşı tutumları, kendilerine verilen işlerdeki gayretleri gibi beklenen davranış ve tutumları gösteren hükümlülere teşvik esaslı ayrıcalıklar tanınır.”; 8.1. “Ödüllendirilecek tutum ve davranışlar” başlıklı 160 ıncı maddesinde; “(1)
Hükümlülerin ödüllendirilecek tutum ve davranışları şunlardır:
a) Katılması gereken iş, eğitim, öğretim ve benzeri faaliyetlerde devamsızlığı bulunmamak, b) Davranışları ile arkadaşları ve çevresine iyi örnek olmak, c) Kurum içi ve dışındaki spor, sanat, kültür ve sosyal faaliyetlerde veya yarışmalarda başarı göstermek, d) İyileştirme faaliyetlerinde gösterdiği davranışlarla bu çalışmalara katkı sağlamak, e) Kurumun araç, gereç ve donanımlarını koruma ve kullanmada örnek olmak, f) Sağlık ve güvenlik konularında örnek tutum ve davranışlar içerisinde olmak.’’, 9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı
Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu
Genelgesinin “Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Tüzük’ün ‘‘Kendi istekleri ile nakil ’’ maddelerinde aranan şartlara ek olarak; “h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir’’; 10. 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik’in; “Temel ilkeler” başlıklı 5 inci maddesinde ‘‘ (1) Bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili
olarak aşağıdaki ilkelere uyulur:
a) Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi ile ulaşılmak istenen temel amaç; bu kişilerin yeniden sosyalleşmesini sağlamak suretiyle insan haklarına saygılı, hukukî ve toplumsal kurallara bağlı bireyler olmalarını teşvik etmektir…” 10.1.‘‘Ödül türleri’’ başlıklı 7 nci maddesinde; “(1) Hükümlü ve tutuklulara; a) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki evli hükümlü ve tutuklulara, kurum personelinin yakın nezareti olmaksızın eşleri ile mahrem görüşme, b) Haftalık açık veya kapalı ziyaret süresini uzatma, c) Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yapma, ç) Üst üste kullanılmayan ziyaret sürelerini toplu olarak kullanma, d) Haftalık telefonla görüşme sayı veya süresini artırma, (….) ödülü verilebilir.’’; 11. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları
Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı Ekinde; 11.1. ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3 üncü maddesinde; “Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.”;
11.1 “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. inci maddesinde, “Mahpuslar, mümkün
olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, 11.2. ‘‘Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24.1., 24.4. ve 24.5. maddelerinde, ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘ Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’ , düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
12. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın naklini talep ettiği kurumlara naklinin reddi, bununla birlikte nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan Kısmen Tavsiye
Kısmen Ret Karar Önerisi, Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 13. Başvuran 1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere özetle; Trabzon’da bulunan ailesinin ikamet ettiği Van’da bulunan bir Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.
14. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3 üncü maddesinde ifade edilmiş olup bu düzenleme ile Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
15. 5275 sayılı Kanunun 53-58 inci maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakle ilişkin hükümler düzenlenmiş olup bunlardan 54 üncü maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’,
55 inci maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56 ncı maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57 nci
maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir. Bu maddelerle birlikte Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük ile167 sayılı
Genelge hükümleri incelendiğinde, hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hükmün bulunmadığı görülmüştür.
16. Buna karşılık anılan mevzuatlarda ‘Kendi istekleri ile nakil’ başlıkları ile yer alan hüküm ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilmekte ve nakil gerekçesinde bu hükme dayanmalarını sağlamaktadır.
17. Anayasanın 20 nci maddesi ve AİHS’nin 8 inci maddesi ile herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
18. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkumların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8 inci maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
19. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen
Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi
Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2
Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. inci maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
20. 5275 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinde, ilgili Tüzük’ün 159 ve devamı maddelerinde, hükümlülerin ödüllendirilebileceği düzenlenmiş, 28603 Resmi gazete sayılı Hükümlü ve
Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik’te, ise bu maddelerin ayrıntısına yer verilmiştir. Söz konusu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ödüllendirmenin amacından bahsedilmiş, 7 nci maddesinde ise ödüllerin hükümlülerin ziyaret süresinin uzatılmasına, ziyaret sürelerinin toplu olarak kullanılmasına, telefon görüşmelerine ilişkin olduğu görülmüştür. Nitekim ziyaret, görüş, telefonla görüşme, yani hükümlülerin ‘Dış dünya ile ilişkilerine’ ilişkin iyileştirmelerin, söz konusu Yönetmeliğin amacında da belirtildiği üzere, hükümlülerin yeniden sosyalleşmesi ve topluma kazandırılması bakımından önem taşıdığı belirtilmiştir.
21. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir. (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların
Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
22. 5275 sayılı Kanun’da, ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli kullanamayan mahkûmların, bu dezavantajlı durumlarını telafi edici bir düzenleme yer almamaktadır. Oysaki ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli olarak kullanamayan hükümlülere, aile hayatına saygı hakkının korunması maksadıyla bu yönde bir esneklik sağlanması, bunun için de bu kişilerin ziyaret süresini biriktirerek kullanabilmesine veya benzeri tedbirlere cevaz veren münferit bir düzenleme getirilmesi önem arz etmektedir. Nitekim ödüllendirme başlığı altında olsa dahi, hükümlülere ‘kullanılmayan ziyaret süresinin birleştirilmesi ödülü’ verildiği, yani ceza infaz kurumlarının hükümlülere bu şekilde bir imkanı verebileceği de görülmüştür. Bu bakımdan, ailelerinden uzak yerlerde barındırılan hükümlüler ve tutuklu kişiler ile ilgili olarak, ziyaret rejiminde esneklik sağlayıcı bir takım mevzuat değişikliği yapılmasının hakkaniyet ilkesinin bir gereği olduğu gibi bu kişilerin rehabilitasyonu açısından da büyük önem arz ettiği öngörüldüğünden, 5275 sayılı Kanun ile birlikte ilgili yönetmelik hükümlerinde değişiklik yapılmasının uygun olduğu değerlendirilmiştir.
23. 5275 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde
İdare tarafından gönderilen belgelerin incelenmesinde, başvurana hitaben yazılan cevabi yazıların tamamında, başvuranın nakil talebinin, talepte bulunulan kurumların doluluk oranı sebebiyle reddedildiği görülmüştür. Doluluk oranı gözetilerek talebin reddedilmesi işlemi değerlendirilecek olunursa; “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durum yaratacağından, anılan nakil taleplerinin reddinde meşru bir sebebin varlığı tespit edilmiştir.
24. Bununla birlikte, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak
‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü)
görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir. Üstelik İdare tarafından da ifade edildiği üzere, kurumların doluluk oranı sürekli olarak değişebilmektedir.
25. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazının incelenmesinden, başvuranın naklini engelleyecek infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Başvuranın vermiş olduğu dilekçeden, nakil giderlerini karşılamayı taahhüt ettiği de görülmüş olduğundan, bu halde başvuranın naklini talep ettiği ceza infaz kurumlarının, başvuranın durumuna uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İdarenin cevabi yazılarından, başvuranın Silâhlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan hükümlü olduğu anlaşıldığından, 5275 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca ilgilinin Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına, bu kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde ise, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerine nakledilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Başvuranın nakil talep ettiği kurumlarınsa halihazırda bu özellikte olduğu anlaşılmıştır. Bu halde incelenmesi gerekli husus söz konusu ceza infaz kurumunun doluluk oranıdır. İdare tarafından başvuranın naklini talep ettiği kurumların doluluk oranına ilişkin gönderilen verilerin incelenmesi sonucunda (bkz. 2.5 numaralı paragraf) … Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 492, mevcudunun 441, doluluk oranının %90, .. Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 368, mevcudunun 345, doluluk oranının %94 olduğu görülerek, ilgilinin söz konusu bu iki kurumdan birine naklini engelleyici herhangi bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.
26. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının ceza infaz rejiminin amacının sağlanması bağlamında önemi ve başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumları arasında başvuranın durumuna uygun ve doluluk oranları makul bulunan ceza infaz kurumlarının varlığı karşısında, başvuranın talebinin kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazılarda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
28. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlar arasından gerekçede anılan kapasitesi müsait infaz kurumlarından birine nakli hususunda ADALET
BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde
Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi