ÖZET: Başvuran, engelli bir avukat olarak Türkiye’deki ceza infaz kurumlarının engelli bireylerin erişimine uygun hale getirilmesini talep etmiştir. Başvurusunda, tekerlekli sandalye ile mesleki faaliyetlerini yürüttüğünü, birçok ceza infaz kurumunun bu kullanım için uygun olmadığını, turnike ve güvenlik sistemlerinin tekerlekli sandalye seviyesinde tasarlanmadığını belirtmiştir. Ayrıca, engelli avukatların bir refakatçi ile birlikte giriş yapabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını istemektedir.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, yeni inşa edilen ceza infaz kurumlarında engelli bireylerin mağduriyetlerini gidermek amacıyla çeşitli düzenlemeler yapıldığını, engelli girişleri için özel kapılar açıldığını ve asansörlerin planlandığını ifade etmiştir. Ancak, eski tip ceza infaz kurumlarının erişilebilirlik standartlarına uygun olmadığı ve bu kurumların bütçe olanakları çerçevesinde iyileştirmelerin yapılacağı belirtilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulüne karar vererek, tüm ceza infaz kurumlarının engelli erişebilirliği mevzuatına uygun olarak denetlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, X-Ray ve biyometrik cihazların erişilebilirliğinin sağlanması, tekerlekli sandalye temini gibi makul düzenlemelerin ivedilikle yapılması ve personelin bu konularda eğitilmesi tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6327-S.24.9918

BAŞVURU NO : 2023/20646

KARAR TARİHİ : 10.06.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuran, engelli bir avukat olduğunu ifadeyle Türkiye’deki ceza infaz kurumlarının engelli girişlerine uygun hale getirilmesini talep etmektedir.

BAŞVURU TARİHİ : 21.12.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; Diyarbakır Barosuna kayıtlı engelli bir avukat olduğunu, mesleki faaliyetlerini tekerlekli sandalye ile yaptığını, Türkiye’deki birçok ceza infaz kurumu yerleşkesinin tekerlekli sandalye kullanımına uygun olmadığını, turnike geçişleri, parmak izi ve retina okutma sistemlerinin tekerlekli sandalye seviyesinde olmadığını, şahsi tekerlekli sandalyenin içeri alınmadığını, X-Ray cihazında ayağa kaldırılıp taşınmak zorunda kaldığını ifadeyle, Türkiye’deki ceza infaz kurumlarının engelli girişlerine uygun hale getirilerek, özellikle kayıt, X-Ray ve turnike geçişlerinin tekerlekli sandalyenin geçişine uygun hale getirilmesini ve engelli avukatlara bir refakatçinin de eşlik etmesi için gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden

09.02.2024 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiştir. Adı geçen Genel

Müdürlüğün 15.03.2024 tarihli ve ve sayılı cevabi yazısında özetle; 2.1. Yeni inşa edilen tüm ceza infaz kurumlarında (T, L, F tipi gibi 2000’li yıllardan bu yana uygulanan projelerde) engellilerin kurum içerisindeki mağduriyetlerinin giderilmesi için engelli mahkûm girişinin ceza infaz kurumu ana girişindeki boy turnikelerinin bulunduğu yerdeki göz biyometrisine bağlı 120 cm genişliğinde bir çelik kapı açılarak engelli ziyaretçi ve sedye giriş çıkışlarının bu kapıdan gerçekleştirildiği,

2.2. Ceza infaz kurumlarında mahpusların ve personelin daha iyi şartlarda hayatlarını sürdürebilmesi amacıyla yeni tip ceza infaz kurumu proje çalışmalarının yapıldığı, bu projelerde engelli mahkûmlar ve personel için asansör yapımının planlanmakta olduğu, 2.3. Ceza infaz kurumlarımızın; ceza infaz kurumu giriş alanlarında, idari kısım ve ziyaretçi giriş kısımlarında engelli rampası bulunduğu, ayrıca koğuşlarda engelli tuvaleti ve kollukları bulunduğu, engelli mahpus koğuşu yapılarak içeride bulunan tuvalet ve duşların tekerlekli sandalye kullanımına uygun hale getirildiği, 2.4. Eski tip ceza infaz kurumlarında, zemin ile giriş kapısının arasında kot farkının bulunmadığı durumlarda engelli merdiveni ve rampasına ihtiyaç duyulmadığı, zemin ile giriş kapısının arasında kot farkı bulunan ceza infaz kurumlarımızda ise engelli rampası yapılması amacıyla kurumlardan gelen talepler doğrultusunda ve genel bütçe ödenekleri dahilinde bakım onarım çalışmalarının yapıldığı, 2.5. Başvuranın iddia ettiği üzere, turnike geçişi sonrası şahsi tekerlekli sandalyeler içeri alınmıyor ise, tekerlekli sandalye olmayan kurumlarda eksiklerin ivedi şekilde tamamlanmasının mümkün olup olmadığı” hususu ile ilgili olarak; tekerlekli sandalye bulunmayan ceza infaz kurumlarının ödenek talep etmesi halinde söz konusu taleplerinin bütçe imkanları ölçüsünde karşılandığı hususlarında, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesi “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce,

felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra:

7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 3.4. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrası

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.” 3.5. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrası “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

3.6. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrası” “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir…” 3.7. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesi “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. (Değişik fıkra: 3/10/2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” 3.8. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.” 3.9. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.10. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.(…) Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. (…) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin; 4.1. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8 inci maddesi “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. (2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 4.2. “Ayrımcılık Yasağı” başlıklı 14 üncü maddesi “Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.” 5. BM Engelli Hakları Sözleşmesi’nin; 5.1. “Tanımlar” başlıklı ikinci maddesinde; “Engelliliğe dayalı ayrımcılık” siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı kapsamaktadır. Engelliliğe dayalı ayrımcılık makul düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi dâhil her türlü ayrımcılığı kapsar.” “Makul düzenleme” engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve düzenlemeleri ifade eder.”

5.2. “Genel İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde “Engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması Sözleşme’nin dayandığı ilkeler arasında sayılmıştır.

5.3. “Genel Yükümlülükler” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Taraf Devletler engelliliğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm engellilerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve engellilerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür.

Bu amaç doğrultusunda Taraf Devletler; (a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı; (b) Yürürlükte mevcut, engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dâhil uygun tüm tedbirleri almayı; (c) Tüm politika ve programlarda engellilerin insan haklarının korunmasını ve güçlendirilmesini dikkate almayı; (d) Bu Sözleşme’yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçınmayı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu Sözleşme’ye uygun davranmalarını sağlamayı; (e) Kişiler, örgütler veya özel teşebbüslerin engelliliğe dayalı ayrımcı uygulamalarını engellemek için gerekli tüm uygun tedbirleri almayı; … taahhüt eder.” 5.4. “Ayrımcılık Yapılmaması ve Eşitlik” başlıklı 5 inci maddesinde

“2. Taraf Devletler engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklar ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alır.

3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atar.

4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmez.” 5.5. “Erişebilirlik” başlıklı 9 uncu maddesinde; “1. Taraf Devletler engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dahil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır.

Erişim önündeki engellerin tespitini ve ortadan kaldırılmasını da içeren bu tedbirler diğerlerinin yanında,

aşağıda belirtilenlere de uygulanır:

(a) Binalar, yollar, ulaşım araçları ve okullar, evler, sağlık tesisleri ve işyerleri dahil diğer kapalı ve açık tesisler; …” 5.6. “Yasa Önünde Eşit Tanınma” başlıklı 12 inci maddesinin ilgili fıkralarında; “ 1. Taraf Devletler, engellilerin bulundukları her yerde kişi olarak tanınma hakkına sahip olduklarını yeniden onaylar. 2. Taraf

Devletler engellilerin tüm yaşam alanlarında diğer bireylerle eşit koşullar altında hak ehliyetine sahip olduğunu kabul eder. 3. Taraf Devletler engelli bireylerin hak ehliyetlerini kullanırken gereksinim duyabilecekleri desteği alabilmeleri için uygun tedbirleri alır. 4. Taraf Devletler hak ehliyetinin kullanımına ilişkin tüm tedbirlerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun olarak istismarı önleyici uygun ve etkin

bir şekilde güvenceler sağlamasını temin eder. Sözkonusu güvenceler hak ehliyetinin kullanımına ilişkin tedbirlerin kişinin haklarına, iradesine ve tercihlerine saygılı olmasını, çıkar çatışmasından bağımsız olmasını, kişinin iradesine haksız bir müdahalede bulunmamasını, kişinin içinde bulunduğu koşullar ile orantılı olmasını ve bu koşulları gözetmesini, mümkün olan en kısa süre içinde uygulanmasını, yetkili, bağımsız ve tarafsız bir merci veya yargı organı tarafından sürekli olarak gözden geçirilmesini sağlamalıdır. Bu güvenceler söz konusu tedbirlerin kişinin hak ve çıkarlarını etkilediği derecede ölçülü olmalıdır.” 5.7. “Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dâhil Olma” başlıklı 19 uncu maddesinde; “İşbu Sözleşmeye

Taraf Devletler tüm engellilerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul eder ve engellilerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat

edilmelidir:

…

(b) Engellilerin kişisel destek dâhil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dâhil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve engellilerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir; (c) Kamusal hizmet ve tesisler engellilere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir”, 5.8. “Yeterli Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasında

“Taraf Devletler, engellilerin yiyecek, giysi ve barınma dahil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın engelli olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atar.” 6. 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun, 6.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; engellilerin temel hak ve özgü rlü klerden faydalanmasını teşvik ve temin ederek ve doğuştan sahip oldukları onura saygıyı gü çlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici

̈ tedbirlerin alınması için gerekli duzenlemelerin yapılmasını sağlamaktır.” 6.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Kanun engellileri, ailelerini, engellilere yönelik hizmet veren kurum ve kuruluşlar ile diğer ilgilileri kapsar.” 6.3. “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinin (Değişik:6/2/2014-6518/63 md.) ilgili fıkralarında; Bu Kanunun uygulanmasında; a) Doğrudan ayrımcılık: Engelliliğe dayalı ayrımcılık temeline dayanan ve engellinin hak ve özgürlüklerden karşılaştırılabilir durumdakilere kıyasla eşit şekilde yararlanmasını engelleyen, kısıtlayan veya zorlaştıran her türlü farklı muameleyi, b) Dolaylı ayrımcılık: Görünüşte ayrımcı olmayan her türlü eylem, işlem ve uygulamalar sonucunda engelliliğe dayalı ayrımcılık temeliyle bağlantılı olarak, engellinin hak ve özgürlüklerden yararlanması bakımından nesnel olarak haklılaştırılamayan dezavantajlı bir konuma sokulmasını,

g) Erişilebilirlik standartları: Türk Standardları Enstitüsünün erişilebilirlikle ilgili yayımladığı standartları, (f) Erişilebilirlik: Binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olmasını, j) Makul düzenleme: Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirleri, l) Umuma açık hizmet veren yapı: Kamu hizmeti için kullanılan resmî binalar, ibadet yerleri, özel eğitim ve özel sağlık tesisleri; sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ile gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları; otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı gibi ticari yapılar; spor tesisleri, genel otopark ve buna benzer umuma ait binaları, ifade eder.” 6.4. “Genel Esaslar” başlıklı 4’ü ncü maddesinin (Değişik:6/2/2014-6518/64 md.) ilgili fıkralarında; “Bu Kanun kapsamında bulunan hizmetlerin yerine getirilmesinde; a) Engellilerin insan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı temelinde, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterilmesi esastır.

b) Engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamaz, ayrımcılıkla mücadele engellilere yönelik politikaların temel esasıdır.

c) Engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliğinin sağlanması esastır.

d) Engellilerin bağımsız yaşayabilmeleri ve topluma tam ve etkin katılımları için erişilebilirliğin sağlanması… esastır.” 6.5. “Ayrımcılık” başlıklı 4/A maddesinde (Ek:6/2/2014-6518/65 md.) “Doğrudan ve dolaylı ayrımcılık dâhil olmak üzere engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılık yasaktır. Eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tedbirler alınır.

Engellilerin hak ve özgürlüklerden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamaya yönelik alınacak özel tedbirler ayrımcılık olarak değerlendirilemez.” 6.6. “Topluma dâhil olma” başlıklı 4/B Maddesinde (Ek:6/2/2014-6518/66 md.) “Engellilerin toplumdan tecrit edilmeleri ve ayrı tutulmaları önlenir. Engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda bağımsız olarak toplum içinde yaşamaları esas olup, özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar. Engellilerin topluma dâhil olmaları ve toplum içinde yaşamaları amacıyla bireysel destek hizmetleri de dâhil olmak üzere ihtiyaç duydukları toplum temelli destek hizmetlerine erişimleri sağlanır.” 6.7. “Erişilebilirlik” başlıklı 7’nci maddesi (Değişik:6/2/2014-6518/69 md.) “Yapılı çevrede engellilerin erişebilirliğinin sağlanması için planlama, tasarım, inşaat, imalat, ruhsatlandırma ve denetleme süreçlerinde erişilebilirlik standartlarına uygunluk sağlanır. Özel ve kamu toplu taşıma sistemleri ile sürücü koltuğu hariç dokuz veya daha fazla koltuğu bulunan özel ve kamu toplu taşıma araçlarının engellilerin erişebilirliğine uygun olması zorunludur. Bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin engelliler için erişilebilir olması sağlanır.” 6.8. Geçici 3 üncü Maddesinin altıncı fıkrası “(Ek fıkra: 4/7/2012-6353/34 md.) Bu Kanunun geçici 2 nci maddesi ile bu maddede belirtilen erişilebilirlik standartlarının ve yükümlülüklerinin uygulanmasının izlenmesi ve denetimi her ilde Aile ve Sosyal Politikalar, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, İçişleri, Çevre ve

Şehircilik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlıkları ile engelliler ile ilgili konfederasyonların temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından yapılır. İhtiyaç halinde birden fazla komisyon kurulabilir. (İptal üçüncü cümle: Anayasa Mahkemesinin 22/6/2023 Tarihli ve E: 2022/110, K: 2023/115

Sayılı Kararı ile.)” 7. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 7.1. “Avukat ve noterle görüşme hakkı” başlıklı 59 uncu maddesinin birinci fıkrası “Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrası çerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşme hakkına sahiptir.” 7.2. “Ziyaret ve görüşlerde uyulacak esaslar” başlıklı 86 ncı maddesinin ilgili maddeleri “(1) Kapalı ve açık ceza infaz kurumlarına ziyaret veya görüşe gelen resmî heyet ve özel kişiler, kurum güvenliğini tehlikeye sokacak davranışlarda bulunamaz, kurum güvenliği için alınan ve uygulanan yasal ve idarî tedbirlerin değiştirilmesini isteyemezler. (3) Kurum görevlileri ve dış güvenlik görevlileri dahil olmak üzere, sıfat ve görevi ne olursa olsun, ceza infaz kurumlarına girenler duyarlı kapıdan geçmek zorundadır.

Bu kişilerin üstleri metal dedektörle aranır; eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirilir, ayrıca şüphe hâlinde elle aranır. Bu cihazların bulunmadığı yerlerde arama ve kontrol elle yapılır. Ancak milletvekilleri, mülkî amirler, hâkim, Cumhuriyet savcıları ve bu sınıftan sayılanlar, avukatlar, noterler, ceza infaz kurumları ve tutukevleri kontrolörleri, izleme kurulu başkan ve üyeleri, uluslararası sözleşmelerle yetkileri tanınmış kişi ve kuruluşların temsilcileri, ceza infaz kurumu ve tutukevi koruma birlik komutanı ile kurum müdürünün üstleri ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlleri dışında elle aranamaz. Duyarlı kapı cihazının ikazının sürmesi hâlinde bu kişiler ancak, elle aramayı kabul ettikleri takdirde kuruma girebilirler. Ziyaret yerleri de ziyaret öncesi ve bitiminde aranır. (7) Aramalarda insan onuruna saygı esastır.” 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 9. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu Ek Madde 1 – (Ek : 30/5/1997 – KHK – 572/1 md.)

“Fiziksel çevrenin engelliler için ulaşılabilir ve yaşanılabilir kılınması için, imar planları ile kentsel, sosyal, teknik altyapı alanlarında ve yapılarda, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uyulması zorunludur.” 10. 20.07.2013 tarihli ve 28713 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme

Yönetmeliğinin; 10.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi (Değişik:RG-21/9/2016-29834) “(1) Bu Yönetmeliğin amacı, umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarında erişilebilirliğin izleme ve denetimini yapacak olan komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları ile idari para cezalarının uygulanmasına ve genel bütçeye gelir kaydedilen idari para cezası tutarlarının kullanımına ilişkin hususları belirlemektir.” 10.2. “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 4 üncü maddesinin ilgili kısımları “(1) Bu Yönetmelikte geçen;

b) Erişilebilirlik: Binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olmasını, j) Komisyon: Erişilebilirlik standartlarının uygulanmasını izleyen ve denetleyen komisyonu, l) (Değişik:RG-21/9/2016-29834) Ulusal erişilebilirlik izleme sistemi: Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılarda ve toplu taşıma araçlarında erişilebilirlik standartlarının uygulanmasının takip edilmesini, m) Umuma açık hizmet veren yapı: Kamu hizmeti için kullanılan resmi binalar ile ibadet yerleri, özel eğitim, özel sağlık tesisleri, sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ile gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları, otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı, alışveriş merkezi gibi ticari yapılar, spor tesisleri, yüzme havuzu, genel otopark ve buna benzer umuma ait binaları, ifade eder.

10.3. “Komisyonun görev ve yetkileri” başlıklı 6 ncı maddesinin ilgili kısımları “(1) Komisyonun

görev ve yetkileri şunlardır:

b) (Değişik:RG-21/9/2016-29834) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapı, yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ile büyükşehir belediyeleri ve belediyeler, şehir içinde kendilerince sunulan ya da denetimlerinde olan toplu taşıma hizmetlerini izleme ve denetleme formlarına göre izlemek, denetlemek ve rapor hazırlamak.

ç) (Değişik:RG-21/9/2016-29834) Bu fıkranın (b) bendi kapsamında yapılan izleme ve denetleme sonucu eksiklik bulunmaması halinde erişilebilirlik belgesi düzenlemek.

d) (Ek:RG-21/9/2016-29834) Bu fıkranın (b) bendi kapsamında yapılan izleme ve denetleme sonucu idari para cezası uygulanan yerlerin izleme ve denetlemesini tekrar yapmak.” 11. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Ceza infaz kurumlarına girişte arama” başlıklı 6 ncı maddesi “Ceza infaz kurumu görevlileri ve dış güvenlik görevlileri dahil olmak üzere, sıfat ve görevi ne olursa olsun, ceza infaz kurumlarına girenler duyarlı kapıdan geçmek zorundadır. Bu kişilerin üstleri metal dedektörle aranır; eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirilir, ayrıca şüphe hâlinde elle aranır. Bu cihazların bulunmadığı yerlerde arama ve kontrol elle yapılır. Ancak milletvekilleri, mülkî amirler, hâkim, Cumhuriyet savcıları ve bu sınıftan sayılanlar, avukatlar, noterler, ceza infaz kurumları ve tutukevleri kontrolörleri, izleme kurulu başkan ve üyeleri, uluslararası sözleşmelerle yetkileri tanınmış kişi ve kuruluşların temsilcileri, ceza infaz kurumu ve tutukevi koruma birlik komutanı ile kurum müdürünün üstleri ağır cezayı gerektiren suçüstü hâlleri dışında elle aranamaz. Duyarlı kapı cihazının ikazının sürmesi hâlinde bu kişiler ancak, elle aramayı kabul ettikleri takdirde kuruma girebilirler. Elle arama yapılmasını gerektiren hallerde, kuruma giren bayanlar, bayan infaz koruma memurları veya bayan jandarma görevlileri tarafından, bu görevlilerin bulunmamaları halinde, ceza infaz kurumu müdürünün istemi, Cumhuriyet başsavcısının talebi üzerine, mülki amir tarafından görevlendirilecek bayan memurlarca aranırlar.”

Hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; mesleki faaliyetlerini tekerlekli sandalye ile yürüten engelli bir avukat olduğunu, Türkiye’deki birçok ceza infaz kurumu yerleşkesinin tekerlekli sandalye kullanımına uygun olmadığını ifadeyle, ceza infaz kurumlarının engelli girişlerine uygun hale getirilerek, özellikle kayıt, X-Ray ve turnike geçişlerinin tekerlekli sandalyenin geçişine uygun hale getirilmesini ve engelli avukatlara bir refakatçinin de eşlik etmesi için gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

14. Bilindiği üzere, ülkemizde engelli haklarına yönelik ulusal ve uluslararası koruma mekanizmaları bulunmakta olup, uyuşmazlığın çözümü öncelikle bu alandaki mevzuatın ve koruma mekanizmalarının kapsamının anlaşılması gerekmektedir.

15. Bilindiği üzere, ulusal mevzuatımızda engelli haklarına yönelik başta Anayasa ve 5378 sayılı Engelliler

Hakkında Kanun olmak üzere yönelik pek çok düzenleme yer almaktadır. Bununla birlikte, Türkiye’nin de tarafı olduğu Birleşmiş Milletler bünyesinde imzalanan sözleşmelerin yanında Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (AİHS) doğrultusunda uluslararası mevzuattan doğan insan hakları anlayışı içerisinde ortaya çıkan koruma mekanizmaları da bulunmaktadır.

16. Anayasa metninde engelliliğe dayalı ayrımcılığı doğrudan yasaklayan bir madde bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, Anayasa’nın 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir hukuk Devleti olduğu,

5 inci maddesinde kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmanın, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamanın devletin temel amaç ve görevleri arasında olduğu ve 17 nci maddesinde herkesin yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile 10 uncu maddede herkesin ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu düzenlemesine ek olarak, anılan madde devamında dezavantajlı gruplar sayılarak, bunlar arasında yer alan engelli bireyler için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı sayılmayacağı belirtilmiştir.

17. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinde temel haklar olarak güvence altına alınmış olan yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının etkili bir şekilde korunabilmesinin yalnızca devletin bu haklara müdahaleden kaçınması ile sağlanamayacağını, Anayasa’nın 5. ve 17. maddeleri uyarınca devletin bu alanda pozitif yükümlülüklerinin de bulunduğunu belirtmektedir.

Mahkeme, bu pozitif yükümlülüklerin, söz konusu temel hakların korunması için bazı durumlarda belirli tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade etmiştir. (AYM, E.2019/11, K.2019/86, 14/11/2019, § 13)

18. Engellilere yönelik pozitif yükümlülükleri kapsamında, Anayasanın 61. maddesinin ikinci fıkrasında

Devletin sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Anayasa’nın 10. maddesi gereğince engellilere ilişkin bu görevlerin yerine getirilmesi için alınacak pozitif ayrımcılık içeren tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmamaktadır.

19. Tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (AİHS) bakıldığında ise, Sözleşmenin birinci maddesinde taraf Devletlerin “kendi yetki alanları içinde bulunan herkese, Sözleşme’de açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlayacaklarının” belirtildiği görülmektedir. Burada yer alan “herkesin” ifadesi kişiler arasında herhangi bir sebebe dayalı ayrım yapılamayacağını garanti altına almaktadır.

Sözleşme’nin 14. maddesi ise doğrudan ayrımcılık yasağına ilişkin olup, “Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanmanın, cinsiyet, ırk, renk, dil, … başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmasını” gerektirmektedir. Anlaşılacağı üzere, AİHS’nin bahse konu hükümleri engelli haklarını da koruma altına almaktadır.

20. Konuyla ilgili yargı kararlarına bakıldığında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)

Sözleşme’nin ayrımcılık yasağı ile ilgili 14. maddesinin, Sözleşme ve eki protokollerde yer alan diğer hak ve özgürlükleri tamamlayıcı bir nitelik taşıması sebebiyle “yalnızca Sözleşme’de bulunan hak ve

özgürlüklerin kullanılması bakımından yapılan ayrımcılığı yasakladığını” (Gaygusuz/Avustralya, B. No:

17371/90, 16/9/1996, § 36) belirterek, ayrımcılıkla ilgili şikâyetleri, Sözleşme’de yer alan hak veya özgürlük alanlarıyla bağlantılı olarak incelendiği görülmektedir.

21. AİHM engelli bireyleri ayrımcı muameleye karşı korunması konusunda Avrupa hukukunda ve uluslararası hukukta bir mutabakat bulunduğuna dikkat çekmekte ve AİHS’nin 14 üncü maddesinde sayılan ayrımcılık temelleri sınırlı sayıda olmadığından engellilik temelinde ayrımcılığın ayrıca incelenebileceğini kabul etmektedir (Glor/İsviçre, B. No: 13444/04, 30/4/2009, §§ 53, 80) Bu kapsamda Mahkeme, engelli kişilerin özel ihtiyaçları nazara alınarak bireysel otonomiyi, ekonomik bağımsızlığı ve sosyal bütünleşmeyi sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasını devletin pozitif yükümlülüğü olarak değerlendirmektedir (Koua

Poirrez/Fransa, B. No: 40892/98, 30/9/2003, § 27).

22. Görme engelli olan başvurucunun konservatuvara kayıt olmaya hak kazanmasına rağmen idare tarafından görme engellilere uygun bölüm bulunmadığından bahisle kaydının yapılmamasına dair başvuruda AİHM; daha önceki içtihatlarına atıfta bulunarak, ayrımcılık yasağının engellilik temelinde ayrımcılığı da kapsadığını açıkça ifade ederek, başvurucunun konservatuvara kaydının yapılmamasının dayanağının yalnızca görme engelli olduğu durumuna dayandığını, kamusal makamlar tarafından bunun dışında makul ve objektif bir gerekçe sunulamadığını, eğitim hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğini belirtmiştir. (Çam/Türkiye, B. No: 51500/08, 23/2/2016, § 55-69).

23. Anayasa Mahkemesi ise, Anayasa’nın 10. maddesinin ayrımcılık yasağı biçiminde düzenlenmemiş olmakla birlikte, somut bir ölçü norm olarak ayrımcılık yasağını içerdiğini belirtmektedir (Tuğba Arslan

[GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, § 108; Nurcan Yolcu, § 30; Gülbu Özgüler, § 37). Mahkeme AİHM içtihadı ile uyumlu şekilde, ayrımcılık yasağının Anayasa’da güvenceye bağlanan hak ve özgürlüklerin tamamlayıcısı mahiyetinde olduğunu belirtmektedir. (Sevda Yılmaz, B. No: 2017/37627, 2/3/2023, §

45) Bu sebeple Mahkeme ayrımcılıkla ilgili şikâyetleri, Anayasa’da yer alan hak veya özgürlük alanlarında

ayrımcılık yapıldığı iddiası bağlamında incelemektedir (benzer yönde bir karar için bkz. Nuriye Arpa, B.

No: 2018/18505, 16/6/2021, § 43).

24. Mahkeme, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunun belirtildiğini, söz konusu düzenlemenin Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinsel bütünlüğün korunması hakkına karşılık geldiğini belirtmiştir. (İlker Arslan, B. No: 2019/36858, 23/11/2022, § 21).

25. Bu kapsamda, görme engelli olan başvurucunun kredi kullanmak amacıyla bulunduğu özel bankada imzasını ne şekilde atacağı belirlenmediğinden uzun süre bekletilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkin yapılan başvuruda AYM, başvurucunun kredi kullanamamasının temel nedeninin görme engelli olmasına ve bu durumda uygulanacak mevzuat hükümlerinin anayasal ilkeler gözetilerek uygulanmamasına dayandığını, sonuç olarak görme engelli olması temelinde yapılan muamelenin nesnel ve haklı bir sebebinin bulunmadığını belirterek Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa’nın 10.

maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar vermiştir. (Sevda Yılmaz, B.

No: 2017/37627, 2/3/2023, § 72-74)

26. Birleşmiş Milletler müktesebatında da engelli haklarına yönelik düzenlemeler yer almaktadır.

Bunlardan Türkiye’nin de taraf olduğu Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası

Sözleşme’nin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında ayrımcılık yasağının şartları arasında engelliliğe dayalı ayrımcılıktan açıkça söz edilmemiş ancak “… bu Sözleşme’de belirtilen hakların ırk, renk, cinsiyet, … ya da başka bir statü bakımından herhangi bir ayrım gözetilmeksizin uygulanacağı” belirtilmiştir.

Sözleşme’nin 1994 tarihli 5 numaralı genel yorumu, engelliler hakkında olup, “5 numaralı yorumda bunun de facto ve de jure biçimde ortaya çıkabildiği ifade edilmektedir. Gerçekten de engelli bireylerin uğradığı ayrımcılık, kimi zaman söz konusu ülkenin iç hukukunda yer alan hükümlerin eşitliği sağlamaktan uzak yapısı dolayısıyla gerçekleşiyorken kimi zaman bu ayrımcılık hukuksal bir eksiklikten değil de fiili bir durumdan ötürü ortaya çıkabilmektedir.” (Ersöz, Enes. “Engellilere Yönelik Ayrımcılık Ve Makul

Uyumlaştırma Kavramı”. Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, c. 3, sy. 2, 2020, § 150)

27. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye ek olarak engelli haklarının gelişimine koşut biçimde başka sözleşmeler de imzalanmakta, bu hakların güvence alanı genişletilmektedir.

Sözleşme’de hiçbir ayrımın söz konusu olmadığı belirtilmiş olmasına rağmen engellilerin haklarının nasıl korunacağına dair somut bir metne ihtiyaç duyulduğu, bu ihtiyacın bir sonucu olarak “Engelli Haklarına

İlişkin Sözleşmenin” (EHİS) imzalandığı belirtilmektedir. (Ersöz, Enes; a.g.e. § 150)

28. Engelli bireylerin insan hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını temin ve teşvik etmeyi amaçlayan, küresel düzeyde güçlü bir irade ile kabul edilmiş ve ülkemiz için de yasal bağlayıcılığı bulunan Engelli Haklarına İlişkin Sözleşme, engellilerin toplum yaşamına herkesle birlikte tam ve etkin katılımlarının esas olduğunu kabul ederek, engellilik temelinde ayrımcılığı açıkça yasaklayan ve Devletin bu alandaki pozitif yükümlülüklerini ayrıntılı olarak açıklayan en önemli yasal düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır.

29. Sözleşmenin “Giriş” kısmında, “engelliliğin gelişen bir kavram olduğu ve engellilik durumunun, sakatlığı olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı” belirtilmiştir. Buna göre, engellilik hali, kişinin medikal durumunun ötesinde, diğer bireylere göre sosyal hayata katılım sağlamasının önündeki engeller olarak kabul görülmektedir. Anılan bölümde, “bir kişinin engelli olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiği vurgulanmıştır. (Bkz. EHİS; Giriş, Madde (e), Madde (f))

30. Sözleşmenin tanımlar kısmında “Engelliliğe dayalı ayrımcılık” siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her

türlü ayrım, dışlama veya kısıtlama olarak tanımlanmış; engelliliğe dayalı ayrımcılığın makul düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi dahil her türlü ayrımcılığı kapsadığı açıkça ifade edilmiştir. “Makul düzenleme” ise engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve düzenlemeleri ifade etmektedir.

31. Sözleşmenin 4 ve 5 inci maddeleri uyarınca, taraf Devletler engelliler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yürürlükteki tüm kural ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan tüm tedbirleri almak ve eşitliği sağlamak üzere engellilere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atmakla yükümlüdür.

32. Somut dosya açısından önemli olan “erişilebilirlik” konusunda ise Sözleşmenin 9 uncu maddesinde taraf Devletlerin engellilerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve engellilerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dâhil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilmiştir.

33. Anılan maddeden erişim önündeki engellerin tespiti ve ortadan kaldırılmasını içeren bu tedbirlerin genel bir kapsamda olduğu anlaşılmaktadır. Ancak maddenin devamında erişilebilirlikle ilgili tedbir alınması gereken bazı alanların özellikle sayıldığı, sayılan bu maddelerden (a) fıkrasında “binalar, yollar, ulaşım araçları ve okullar, evler, sağlık tesisleri ve işyerleri dahil diğer kapalı ve açık tesislerin” özellikle belirtildiği görülmektedir.

34. EHİS’in denetim organı olan Engelli Hakları Komitesi (EHK) erişilebilirlik hakkındaki 2 No’lu Genel

Yorumu’nda erişilebilirliğin, Sözleşme’nin 19’uncu maddesinde belirtildiği üzere engelli bireylerin bağımsız yaşaması ve topluma eşit ve tam olarak katılması için ön koşul olması nedeniyle, fiziksel çevre, ulaşım, bilgi ve iletişim teknolojilerine ve kamuya açık tesis ve hizmetlere erişime izin verilmemesinin ayrımcılık çerçevesinde ele alınması gerektiğini, belirtmektedir. (BM, EHK, Erişilebilirlik Hakkında Genel

Yorum No:2, (CRPD/C/GC/2))

35. Komite, erişilebilirlikle ilgili yükümlülüklerin mahiyetini açarak, taraf Devletlerin yeni tasarlanmış, inşa edilmiş ya da üretilmiş nesnelerin, alt yapının, malların, ürünlerin ve servislerin erişilebilir olduğunu sağlama zorunluluğu olduğunu; ayrıca halka açık fiziksel çevre, ulaşım araçları, bilgi ve iletişim ve servislere erişimin önündeki engelleri kaldırma ve var olan bu alanlara erişilebilirliği sağlama yükümlülüğü bulunduğunu belirtmektedir. (BM, EHK, (CRPD/C/GC/2))

36. Sözleşmenin 2. maddesi uyarınca standartlar ve kılavuz ilkelerin geliştirilmesi gerektiği, bunun için evrensel tasarımdan yararlanılması gerektiği, bütün yeni nesneler, tesisler, mallar, ürünler ve servislerin engelli bireyler için erişilebilir olacak şekilde evrensel tasarım ilkeleriyle uyumlu olarak tasarlanması gerektiği, erişilebilirliğin sağlandığından emin olunması için (özel teşebbüsler de dâhil olmak üzere) etkili denetleme mekanizmaları düzenlemesi ve erişilebilirlik standartlarını uygulamaya koymayanlar için yaptırımların denetlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Komite, erişilebilirlik hakkının koşulsuz olduğunu vurgulamakta, erişilebilirliği sağlamakla yükümlü olan kurum veya kuruluşların bunu zaman içinde kademeli olarak gerçekleştirebileceklerini, ancak erişilebilirliği sağlamanın ortaya çıkaracağı ekonomik veya diğer yükleri belirterek erişilebilirliği sağlamaktan kaçınamayacağını ifade etmektedir. (BM, EHK,

(CRPD/C/GC/2)).

37. Ulusal hukukumuzda ise engelli bireylerin haklarına ilişkin ana çerçeve 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı

Engelliler Hakkında Kanun ile çizilmiştir. Kanun; engelli bireylerin temel hak ve özgürlüklerden faydalanması, doğuştan sahip oldukları onura saygıyı güçlendirerek toplumsal hayata diğer bireylerle eşit koşullarda tam ve etkin katılımlarının sağlanması ve engelliliği önleyici tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.

38. Kanunda, Anayasa ve yukarıda atıfta bulunulan Sözleşmelerle uyumlu olarak, engellilerin kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü ve bağımsızlığını kapsayacak şekilde bireysel özerkliğine saygı gösterileceği, engelliliğe dayalı ayrımcılık yapılamayacağı, engellilerin tüm hak ve hizmetlerden yararlanması için fırsat eşitliği sağlanacağı belirtilmiş, engelli bireylerin bağımsız yaşayabilmeleri ve topluma tam ve etkin katılımları için erişilebilirliğin sağlanmasının esas olduğu ifade edilmiştir.

39. Kanunun 3 üncü maddesinde erişilebilirlik; “binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olması” olarak tanımlanmıştır. Aynı maddenin devamında yer alan “makul düzenleme” ise

“Engellilerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve tedbirler” olarak ifade edilmiştir. Kanunun 7 nci maddesinde yapılı çevrede engellilerin erişebilirliğinin sağlanması için planlama, tasarım, inşaat, imalat, ruhsatlandırma ve denetleme süreçlerinde erişilebilirlik standartlarına uygunluk sağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Kanunun geçici 2 nci maddesi ile Kanun kapsamındaki her türlü yapının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yedi yıl içinde engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirileceği belirtilmiştir.

4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle, bu maddede yer alan “yedi yıl” ibaresi “sekiz yıl” şeklinde değiştirilmiştir.

40. Engelli haklarına yönelik mevzuatla çizilen çerçevede, hak temelli bir anlayışla ve içermeci bir toplum vizyonuyla, engelli kişilerin kendi yaşamları üzerinde söz ve karar sahibi olabilmeleri, özgür ve bağımsız bireyler olarak toplumsal yaşamın tüm alanlarında etkin bir biçimde var olabilmeleri ve eşit vatandaşlar olarak potansiyellerini gerçekleştirebilmeleri amacıyla “2030 Engelsiz Vizyon” belgesi hazırlanmıştır.

(https://www.aile.gov.tr/media/94718/2030 engelsiz vizyon belgesi.pdf, § 5, Erişim Tarihi: 28.05.2024)

41. 2030 Engelsiz Vizyon Belgesi doğrultusunda hazırlanan 2023-2025 Engelli Hakları Ulusal Eylem

Planında ise içermeci ve erişilebilir bir toplum olmanın en temel göstergesi engelli bireylerin de herkes gibi ve herkesle birlikte toplum içinde bağımsız ve insan onuruna yaraşır biçimde yaşamlarını sürdürebilmesi olarak ifade edilmiştir. Buna göre, engelli bireylerin bağımsız ve güvenli bir şekilde hareketlilik sağlayabilmesi, istediği her yere ve hizmete ulaşabilmesi, bunları kullanabilmesi için yapılı çevre, ulaşım sistemleri ve hizmetleri dâhil tüm kentsel hizmetlerde gerekli tedbirlerin alınması temel öncelik olarak belirtilmiştir. Bu doğrultuda kamusal ve özel alanda yürütülen her türlü mimari ve kentsel hizmet çalışmalarının erişilebilir bir şekilde hayata geçirilmesi, erişilebilirlik izleme ve denetim mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik tedbirlerin artırılması gerektiği ifade edilerek, bu amaçlara yönelik hedefler belirlenmiştir. (https://www.aile.gov.tr/media/94718/2030_engelsiz_vizyon_belgesi.pdf, § 10-39, Erişim

Tarihi: 28.05.2024)

42. Anayasa, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun başta olmak üzere engelliliğe yönelik mevzuatta yer alan hükümler gereği plan ve proje aşamalarında herkesi kapsayan, erişilebilir tasarımla yapılması zorunludur. Diğer yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu, Planlı

Alanlar İmar Yönetmeliği, Otopark Yönetmeliği ve Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği ve İmar

Mevzuatında da erişilebilirliğe yönelik düzenlemeler bulunmaktadır.

43. 5378 sayılı Kanun’da yapılı çevrede erişilebilirliğin sağlanması için planlama, tasarım, inşaat, imalat, ruhsatlandırma ve denetleme süreçlerinde erişilebilirlik standartlarına uygunluk sağlanması zorunlu tutulmuş ve her ildeki komisyonlarca mevcut yapılı çevrenin erişilebilirliğinin izlenmesi ve denetlenmesi düzenlenmiştir. Bu kapsamda; Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Yönetmeliği ve Erişilebilirlik İzleme ve

Denetleme Genelgeleri yayımlanmıştır.

44. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından hazırlanan Erişilebilirlik Kılavuzunda tasarımın herkesi kapsaması gerektiği, … engelsiz yapılı çevrenin üretilmesi için tasarım aşamasından başlayarak gerekli erişilebilirlik ölçü ve ölçütlerinin sağlanması gerektiği, böylece yapılı çevre oluşturulurken gerekli tedbirlerin alınmış olacağı, sonradan ek bir işlem gerekmeksizin erişilebilirliğin tamamlanmış olacağı …

erişilebilirliğin ise gerekli ölçü ve ölçütlerin uygulanmasıyla sağlanabileceği ifade edilmiştir.

(https://www.aile.gov.tr/media/65613/erisilebilirlik_kilavuzu_2021.pdf ; § 9-11)

45. Ülkemizde erişilebilirlik standartları “Türk Standartları Enstitüsünün erişilebilirlikle ilgili yayımladığı standartlar” olarak mevzuatla belirlenmiştir. Bunlardan TS 9111 “Özürlüler ve Hareket Kısıtlılığı Bulunan

Bireyler İçin Binalarda Ulaşılabilirlik Gerekleri” hakkında olup, TSE standartlarına uygun olarak hazırlanan bahse konu Kılavuzda Erişilebilirlikte Ölçüler ve Temel Tasarım Kurallarına yer verilmiştir.

46. Anayasa Mahkemesi tarafından, Kanun’un anılan maddelerinde belirtilen yapıların, açık alanların ve toplu taşıma araçlarının engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilmesinin Anayasada yer alan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirmesi hakkı bağlamında devletin engellilere ilişkin pozitif ödevleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. (AYM, E.2022/110, K.2023/115, 9/9/2023, § 13).

47. 5378 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilmesi için bir geçiş süreci öngörülmüştür. Bununla birlikte Kanun hükmünün ilk hâlinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilebilmesi gerek geçici 2. maddede gerekse geçici 3. maddede geçiş süreci için öngörülen süreler kanuni düzenlemeler ile müteaddit defalar uzatılmıştır.

48. Anayasa Mahkemesi, 19/9/2023 tarihli ve 2023/115 K. No’lu kararı ile 1/7/2022 tarihli ve 7417 sayılı sayılı Kanun ile 5378 sayılı Kanunun geçici 3. Maddesinde belirtilen bazı hizmetlerin engelli bireylerin erişebilirliğine uygun hale getirilmesinde öngörülen süreyi uzatan kuralın iptaline karar vermiştir.

Mahkeme söz konusu kararında “Kanun’un anılan maddelerinde umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilmesi için öngörülen sürenin devamlı uzatılmasının engellilerin toplum içinde yer almaları, iş gücüne katılmaları ve bireysel olarak yaşayabilmeleri imkânını olumsuz etkileyeceği açıktır. Bunun yanı sıra Kanun’da umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilip getirilmediğinin denetlenmesi amacıyla bir komisyon kurulması öngörülmüş ve ayrıca

Kanun’un geçici 4. maddesinde sürenin bitiminden itibaren öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediği denetim komisyonlarınca tespit edilenler hakkında idari para cezasının uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Ancak söz konusu alanların ve toplu taşıma araçlarının engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilmesi için öngörülen sürenin devamlı uzatılması Kanun’da öngörülen denetim mekanizmasını işlevsiz hâle getireceği gibi Kanun’un öngördüğü yükümlülüklere uymayanlar hakkında idari yaptırım uygulanması imkânını da ortadan kaldırmaktadır. Süre uzatımının devamlılık kazanması ise söz konusu alanları ve toplu

taşıma araçlarını engellilerin erişebilirliğine uygun hâle getirilmesi yükümlülüğü bulunanların yükümlülüklerini yerine getirme hususunda istekli davranmamasına yol açacak niteliktedir.” Demek suretiyle, Devletin erişilebilirlikle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesinin Anayasal zorunluluk olduğuna vurgu yapmıştır.

49. Mahkeme kararında da vurgulandığı üzere, tüm bireyler için olduğu gibi engelli bireyler açısından da insan onuruna yaraşır bir hayat sürdürmenin ön koşullarından biri toplum içinde yer alarak iş gücüne katılmak, ekonomik güvenceye sahip olmaktır. Ulusal Eylem Planında, meslek edinme ve çalışma hayatında yer almanın, engelli bireyler dâhil tüm bireyler açısından sahip olunan potansiyeli gerçekleştirmenin ve toplumsal bir değer oluşturmanın temel unsurlarından biri olduğunun altı çizilmiştir.

50. Planda meslek edinme ve istihdam hakkının, yeterli yaşam standardı ile birlikte ele alınarak daha geniş bir perspektif ile engelli bireylerin ekonomik statüsünün güçlendirilmesini amaçladığı belirtilmiştir.

Anayasanın 48 ve 49 uncu maddeleri uyarınca herkesin dilediği alanda çalışma hakkına sahip olduğu, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiş olup, engelli bireylerin de çalışma hakkından kanun önünde eşitlik ilkesi uyarınca faydalanması gerektiği açıktır.

51. Somut başvuruda, başvuran engelli bir avukat olduğunu, işlerini tekerlekli sandalye ile yürüttüğünü, ancak ceza infaz kurumlarının engellilerin erişebilirliğine uygun olmadığını ifadeyle, ceza infaz kurumlarının engelli girişlerine uygun hale getirilmesini talep etmektedir.

52. Ulusal Eylem Planında, adalet hizmetlerinin engelli bireyler açısından içermeci bir anlayışla güçlendirilmesi amacına doğrultusunda “3.2. Adalet sistemi içerisindeki tesislerin erişilebilirliğinin artırılması.” hedefine yer verilmiştir. Aynı başlık altında yer alan, “3.2.3. Kolluk binaları dâhil olmak üzere adalet mekanizması içerisindeki bütün mekânların erişilebilirlik standartlarına uygun şekilde düzenlemeleri yapılacaktır.” maddesiyle, başvurunun konusunu oluşturan ceza infaz kurumlarının engelli bireyler için erişilebilirliğinin artırılmasının hedeflendiği görülmektedir.

53. Belgede yargının kurucu unsurlarından olan ve kamu hizmeti ifa eden engelli avukatlar özelinde herhangi bir düzenlemeye yer verilmemekle birlikte, engelli avukatların avukatlık mesleği nedeniyle zamanlarının önemli bir bölümünü adliye binaları ve adalet mekanizmasının diğer tamamlayıcı unsurlarında (ceza ve tutukevleri, emniyet binaları vb.) geçirdikleri herkesçe bilinmektedir. Başvuran, sayılan mekanların önemli bir kısmının erişilebilirlik kriterlerine uygun olmaması sebebiyle fiziksel erişim olanaklarından yoksun olduğunu, bu durumun mesleğini diğer meslektaşlarıyla eşit koşullarda yapabilmesinin önünde engel oluşturduğunu ifade etmektedir.

54. Öte yandan, konunun tutuklu ve hükümlülerin hak arama hürriyeti açısından da incelenmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, Anayasanın 36 ncı maddesinde “herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu” belirtilmiş olup, anılan madde hükmü mahpuslar açısından da geçerlidir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 59 uncu maddesinde hükümlülerin

avukatla görüşme hakkı düzenlenmiş, avukatlarla temaslarına yönelik Kanunun diğer maddelerinde ayrıksı düzenlemelere gidilmiştir. Örneğin, Kanunun 68 inci maddesinde hükümlülerin avukatlarına gönderdikleri mektupların denetime tabi olmadığı belirtilmiştir. Kanunun 42, 43 ve 44 üncü maddeleri uyarınca hükümlünün haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma veya hücreye koyma disiplin cezalarından birini aldığı hallerde dahi avukatla görüşme

hakkın kısıtlanamayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, erişilebilirliğin mahpusların hak arama hürriyetinin gerçekleştirilmesinin temel unsurlarından olan avukatla görüşme hakkının kullanılmasında da önemli bir rolü olduğunun gözetilmesi gerekmektedir.

55. 5275 sayılı Kanun uyarınca kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, firara karşı teknik, mekanik, elektronik veya fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları kapalı tutulan, yeterli düzeyde güvenlik sağlanmış tesislerdir. Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları ise buna ek olarak sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin barındırıldıkları, güvenliğin yüksek önem arz ettiği tesislerdir.

56. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin

“Ceza infaz kurumlarına girişte arama” başlıklı 6 ncı maddesinde yer alan “Ceza infaz kurumu görevlileri ve dış güvenlik görevlileri dahil olmak üzere, sıfat ve görevi ne olursa olsun, ceza infaz kurumlarına girenler duyarlı kapıdan geçmek zorundadır. Bu kişilerin üstleri metal dedektörle aranır; eşyaları x-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirilir, ayrıca şüphe hâlinde elle aranır. Bu cihazların bulunmadığı yerlerde arama ve kontrol elle yapılır.” hükmü uyarınca avukatların da kurumlara girişteki güvenlik önlem noktalarından geçecekleri açıktır. Nitekim avukat olan başvuranın da bu hususa herhangi bir itirazı bulunmamaktadır.

57. Ancak ceza infaz kurumları da EHİS ve 5378 sayılı Kanunun kapsamında yapılar olup, gerek engelli mahpuslar, gerek engelli personel gerekse de mahpusların engelli ziyaretçileri ve engelli avukatları açısından erişilebilirlik kurallarına uygun olarak tasarlanması ve uygulamada standartlar doğrultusunda yapılan bu tasarımlara uyulması gerekmektedir. Aksi halde, engellilik başlığı altında sayılan söz konusu tüm grupların engellilik temelinde ayrımcılığa uğramış olduklarının kabulü gerekmektedir.

58. İdareden temin edilen bilgi ve belgelerden özetle, ceza infaz kurumlarında mahpusların ve personelin daha iyi şartlarda hayatlarını sürdürebilmesi amacıyla yeni tip ceza infaz kurumu proje çalışmalarının yapıldığı, bu projelerde engelli mahkûmlar ve personel için asansör yapımının planlanmakta olduğu, yeni inşa edilen tüm ceza infaz kurumlarında (T, L, F tipi gibi 2000’li yıllardan bu yana uygulanan projelerde)

engellilerin kurum içerisindeki mağduriyetlerinin giderilmesi için engelli mahkûm girişinin ceza infaz kurumu ana girişindeki boy turnikelerinin bulunduğu yerdeki göz biyometrisine bağlı 120 cm genişliğinde bir çelik kapı açılarak engelli ziyaretçi ve sedye giriş çıkışlarının bu kapıdan gerçekleştirildiği, kurumların giriş alanlarında, idari kısım ve ziyaretçi giriş kısımlarında engelli rampası bulunduğu, ayrıca koğuşlarda engelli tuvaleti ve kollukları bulunduğu, engelli mahpus koğuşu yapılarak içeride bulunan tuvalet ve duşların tekerlekli sandalye kullanımına uygun hale getirildiği, zemin ile giriş kapısının arasında kot farkı bulunan ceza infaz kurumlarında engelli rampası yapılması ve tekerlekli sandalye bulunmayan kurumlardan talep gelmesi halinde söz konusu taleplerinin bütçe imkânları ölçüsünde karşılandığı bildirilmiştir.

59. İdare ile yapılan temaslardan ayrıca, mevcut 403 adet ceza infaz kurumundan yaklaşık 70-80 adedinin 1970-80’li yıllarda inşa edilen eski tip kurumlar olduğu, eski tip bu kurumların erişilebilirlik standartlarına uygun olmadığı, ancak bu kurumların bütçe olanakları doğrultusunda peyder pey kapatılmakta olduğu, 2000’li yılların başlarında yapılan kurumlarda bu hususa daha fazla önem verilmeye başlandığı, 2010 yılından itibaren yapılan ceza infaz kurumlarında erişilebilirlik standartlarının proje aşamasında hayata geçirilmeye çalışıldığı, projelendirmesi standartlara uygun yapılmayan kurumlarda ise makul uyumlaştırmalarla erişilebilirliğin artırılmaya çalışıldığı, örneğin tekerlekli sandalye kullananlar için alternatif kapı yapıldığı, göz biyometri cihazlarında inip-çıkan başlıklar kullanıldığı, bunların bulunmadığı kurumlarda ise konunun tutanağa bağlanarak geçişe izin verilebildiği öğrenilmiştir.

60. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesinde yer alan bilgilerde de “Ülkemizde

01.05.2024 tarihi itibariyle 272’si kapalı ceza infaz kurumu olmak üzere toplam 403 ceza infaz kurumu

bulunduğu, bu kurumların kapasitesinin 295.328 kişi olduğu, uluslararası normlara uymayan ve fiziki şartları ve kapasiteleri itibariyle eğitim ve iyileştirmenin kısıtlı yapıldığı ya da hiç yapılamadığı küçük ilçe ceza infaz kurumlarından 2006 yılından bu yana toplam 394 ceza infaz kurumunun kapatıldığı, yürütülen çalışmalar çerçevesinde; sağlıklı, güvenlikli, mekanik, elektronik donanımlı ve rehabilitasyon işlemlerine elverişli yeni ceza infaz kurumu projeleri geliştirilerek metropol kentler öncelikli olmak üzere toplam 285 adet yeni ceza infaz kurumu açılarak 228.186 kişilik kapasite, 37 adet ceza infaz kurumuna ek bina ve ek açık yapılmak suretiyle 11,892 kişilik kapasite olmak üzere toplam 196.682 kapasiteli yeni ceza infaz kurumu ve ek bina ve ek açık yapımlarının tamamlanarak hizmete alındığı” bilgisinin paylaşıldığı görülmüştür.

Erişim tarihi: 31.05.2024)

61. İdare tarafından paylaşılan veriler doğrultusunda, ceza infaz kurumlarının engelli bireylerin erişebilirliğine uygun hale getirilmesi amacıyla makul düzenlemeler yapılması hususunun hukuki bir zorunluluk olmasının yanı sıra, ülkemizdeki engellilik oranı düşünüldüğünde binlerce kişiyi ilgilendiren bir ihtiyaç olduğu görülmüştür. Öte yandan, engellilik halinin sadece medikal tanı almış kişileri kapsamadığı, engellilik halinin sosyal ve yapılı çevrenin bireylerin bağımsız hareket etmesini önleyen her türlü engeli ifade ettiği düşünüldüğünde, erişilebilirlikle ilgili standartların kurumlarda tam anlamıyla karşılanmasının dezavantajlı durumda olan tüm grupları kapsayan içermeci toplum anlayışının ön koşulu olduğu değerlendirilmektedir.

62. Gerek EHİS, gerekse 5378 sayılı Kanun uyarınca, fiziksel çevre, ulaşım, bilgi ve iletişim ile kamuya açık hizmetlere herkesin tam ve etkin olarak erişim sağlayabilmesi için yapılması zorunlu olan makul düzenlemelerin aşamalı uygulamayla, kademeli olarak gerçekleştirilebileceğinin kabul edildiği; ancak erişilebilirliğin koşulsuz olduğu, engellerin sürekli ve sistematik olarak, aşamalı olsa da istikrarlı bir biçimde kaldırılması gerektiği önceki paragraflarda belirtilmişti.

63. Adalet Bakanlığınca yürütülen ceza infaz kurumu yapım işlerinde de yıllar içinde kademeli olarak yapılan çalışmalar sonucunda kurumlarda erişilebilirlik ile ilgili standartların sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmakta, ceza infaz kurumlarının güvenlik açısından özel önem arz eden yapılar olması, kurum sayısının çok olması, idarenin sahip olduğu bütçe olanaklarının belirli olması çerçevesine yapılmakta olan makul düzenlemelerin zaman alacağı kabul edilmektedir. Bununla birlikte, standartlara uygun olarak tasarlanarak inşa edildiği belirtilen yapıların erişilebilirliğine dair kanıtlayıcı belgelerin de dosyasına sunulmadığı görülmüştür.

64. Başvuran Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda tekerlekli sandalye kullanıcıları için alternatif bir giriş olmadığından, aramaya yönelik tüm işlemlerde ve giriş için en az iki kişinin desteğine ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştir. Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda ülkemizde geçerli erişilebilirlik standartlarına uygun alternatif geçiş olup olmadığı hususu dosyasına temin edilen belgelerden tespit edilememiştir. Başvuranın somut olaya ilişkin olarak Kurumumuza sunduğu tutanakta idare adına imza bulunmamakla birlikte, idarenin açıklamaları çerçevesinde, ceza infaz kurumlarının tamamının erişilebilirlik standartlarını karşılamadığı anlaşıldığından, başvuranının beyanının doğru olduğunun kabulü gerekmiştir. Anılan kurumda alternatif bir geçiş olmadığı yahut böyle bir geçiş var ise idarece bilgi eksikliği

ya da inisiyatif alınamamasından kaynaklı gerekçelerle başvuranın bu geçişten faydalanamadığı düşünüldüğünde, çalışanların desteğiyle gerçekleştirilen girişte arama işlemlerinin engelli hakları mevzuatına uygun olmadığı gibi insan onurunu rencide eden ve başvuranın çalışma hayatını olumsuz yönde etkileyen bir uygulama olduğu değerlendirilmiştir.

65. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar ışığında, Anayasa’nın ve tarafı olduğumuz Sözleşmelerle engelli haklarını düzenleyen mevzuat ve ulusal politika belgelerinin ilgili maddeleri uyarınca engellilik temelinde her türlü ayrımcılığın yasak olduğu, gerek özel gerekse kamusal alanda engellilerin korunması ve toplum hayatına bağımsız, tam ve etkin katılımını sağlamak, yaşam standartlarını yükseltmek için gerekli tedbirlerin alınmasında devletin pozitif yükümlülükleri bulunduğu, bu kapsamda yapılı çevreye ait tüm alan ve hizmetlerde makul düzenlemelerin yapılması gerektiği, makul düzenlemenin yapılmamasının engellilik temelinde ayrımcılık olarak kabul edileceği, idarece ceza infaz kurumlarının erişilebilirlik standartlarına uygun olarak yenileme çalışmalarının devam ettiği anlaşılmakla birlikte, somut dosya özelinde yeni yapılan kurumlar da dahil olmak üzere, kurumların engelli erişebilirliğine yönelik standartları karşılamadığı değerlendirilmiş; Devletin engellilerin erişebilirliğine yönelik pozitif yükümlülükleri karşısında tüm ceza infaz kurumlarının engelli erişebilirliği mevzuatı uyarınca denetlenmesi ve eksiklerin makul bir süre içerisinde giderilmesi, özellikle X-Ray ve göz biyometrisi cihazları ile turnike geçişlerinin tüm engel gruplarının erişimine uygun hale getirilmesi; kurumlara tekerlekli sandalye temini, rampa yapımı gibi daha düşük bütçeli makul düzenlemelerin ivedi olarak tamamlanması ve bu hususlarda özellikle kurum girişlerinde görevli çalışanlara düzenli eğitimler verilmesi, bilgilendirme yapılması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 66. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

67. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurunun KABULÜNE, Tüm ceza infaz kurumlarının engelli erişebilirliği mevzuatı uyarınca denetlenmesi ve eksikliklerin makul bir süre içerisinde giderilmesi, kurum girişlerindeki X-Ray ve göz biyometrisi cihazları ile turnike geçişlerinin tüm engel gruplarının erişimine uygun hale getirilmesi; kurumlara tekerlekli sandalye temini, rampa yapımı gibi daha düşük bütçeli makul düzenlemelerin ivedi olarak tamamlanması ve bu hususlarda özellikle kurum girişlerinde görevli çalışanlara düzenli eğitimler verilmesi, bilgilendirme yapılması hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi