ÖZET: Bu karar, başvurucunun Tavşanlı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda maruz kaldığı iddia edilen hukuka aykırı muameleler üzerine yapılan başvurunun reddine ilişkindir. Başvurucu, ceza infaz kurumunda ayrımcılığa uğradığını, haklarının kısıtlandığını ve insan onuruna aykırı muameleye maruz kaldığını öne sürmüştür. Ancak, yapılan inceleme sonucunda, arama işleminin yasal çerçevede gerçekleştirildiği, başvurucunun ve diğer mahkûmların ayakkabılı oldukları, dolayısıyla çıplak ayakla dolaştırıldıkları iddialarının gerçeği yansıtmadığı belirlenmiştir.

Kamera kayıtlarının incelenmesi, arama esnasında başvurucunun azarlandığı ve küçük düşürüldüğüne dair bir kanıt bulunmadığını göstermiştir. Bu nedenle, başvurucunun iddialarının doğruluğu tespit edilememiştir. Sonuç olarak, ceza infaz kurumlarındaki uygulamaların hukuka uygun olduğu ve başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durum, ceza infaz sisteminin işleyişinin ve mahkûmların haklarının korunmasının önemini vurgulamaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/719-S.1071

BAŞVURU NO : 2018/16866

KARAR TARİHİ : 11/04/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun, Tavşanlı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hakkında Cumhuriyet savcılığına ilettiği şikâyetinin hemen ardından, hukuka aykırı şekilde koğuşta arama yapılması, kitapların ve elbiselerin rastgele atılması, yaka paça, yalın ayak koridora çıkarılması ve insan onuruna aykırı şekilde, kin, nefret ve düşmanca muameleye tabi tutulması, aşağılanarak küçük düşürülmesi iddia ve şikâyeti hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 17/12/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

(1) Başvurucu tarafından;

(1.1) Tavşanlı Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda maruz kaldığı ve mağduriyetine yol açan bir dizi hukuka aykırı uygulama ile ilgili olarak 3.12.2018 tarihinde Ceza İnfaz Kurumu İzleme

Kurulunun gönderdiği heyete ifade verdiği; aynı şekilde Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen numaralı soruşturma kapsamında da 4.12.2018 tarihinde

Kurum Cumhuriyet savcısına müşteki olarak ifade verdiği,

(1.2) Cumhuriyet savcısına ve heyete verdiği ifadelerinin ardından, 6.12.2018 günü sabah Saat 8.50’de, bulunduğu koğuşuna çok sayıda infaz koruma memuru ile birlikte Kurum

Başmemuru ve daha önceden kendisini şikâyet ettiği idare memuru

’nin gelerek, Arama Yönetmeliğine aykırı şekilde üst araması ve yatakhane araması yaptıkları, arama esnasında yatakhane bölümünde bulunan kitapların ve elbiselerin rastgele atıldığı ve bunlara zarar verildiği,

(1.3) Arama sonrasında karşılaştığı bu durumu bizzat tespit etmesi amacı ile o esnada hazır bulunmayan Başmemur ’ın koğuşa gelmesini talep ettiği; adı geçen geldiğinde ile birlikte, koğuş arkadaşlarının önünde kendisini azarladıkları ve kişiliğini rencide ettikleri, yaka paça dışarı çıkardıkları, koğuş arkadaşı ’a da aynı muameleyi yaptıkları,

(1.4) Ardından, daha önceden Adalet Bakanlığına şikâyette bulunan koğuş arkadaşı ün de kendileri gibi yaka paça, yalın ayak koridora çıkarıldığı, şahsı ve bu saydığı koğuş arkadaşlarının, idari memur ve Kurumun diğer görevlilerini adli ve idari mercilere şikâyet etmeleri nedeni ile bu kişiler tarafından insan onuruna aykırı şekilde, kin, nefret ve düşmanca muameleye tabi tutuldukları, aşağılanarak küçük düşürüldükleri, iddia ve şikâyet edilerek, (2) Aşağılama, hakaret ve kötü muamelede bulunan sorumluların tamamının cezalandırılması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

(3) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı nezdinde inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda; başvurucunun ifade ettiği Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma ile

Tavşanlı Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu İzleme Kuruluna verdiğini belirttiği ifadesine konu somut olayın mahiyetinin ne olduğu, iddia olunan hukuka aykırı arama, kötü muamele ve hakaret olayı hakkında değerlendirmeler, somut olayı gösterecek şekilde, Kurumun koğuşu (bahçe/avlu dâhil) ile bu koğuşu gören koridor ve ayrıca koğuşuna ait kamera kayıt örneği, bahse konu hükümlü hakkında, haklarının kısıtlanmasına yol açan herhangi bir disiplin cezası olup olmadığı, aynı iddialar hakkında yürütülmekte olan adli ve idari soruşturmanın bulunup bulunmadığı ve şikâyete konu Tavşanlı Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna ulusal ve uluslararası makamlar tarafından gerçekleştirilen inceleme ve araştırma ziyareti ve sonrasında hazırlanmış olan herhangi bir raporun olup olmadığı hususları Adalet

Bakanlığından sorulmuştur.

(4) Söz konusu iddialar hakkında Adalet Bakanlığından alınan 12.2.2019 tarih ve sayılı yazı ve ekleri Kurumumuza ulaşmış ve dosyasında muhafaza edilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

(5) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,

(5.1) “I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı;

kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı kayıt altına alınmıştır.

(5.2) Anayasanın “XV. Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.

(5.3) “VII. Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi, Ek fıkra 1’de, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu hüküm altına alınmıştır.

(6) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 5 inci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.

(7) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin, “İşkence yasağı” başlıklı 7 nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tutulanların Hakları” başlıklı 10 uncu maddesi birinci fıkrasında, özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu, düzenlenmiştir.

(8) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmenin, “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12 nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikâyet hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikâyet etme ve şikâyetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikâyet edenin ve tanıkların, şikâyetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.

(9) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin İlkeler

Bütününün, “İşkence yasağı” başlıklı 6 ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı düzenlenmiştir.

(10) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin

“İşkence yasağı” başlıklı 3 üncü maddesinde hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı; “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13 üncü maddesinde de bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.

(11) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.

(12) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanununun,

(12.1) “İnfazda temel ilke” başlıklı 2 nci maddesinde, “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” hükmü,

(12.2) “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinde, “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” hükmü,

(12.3) “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesi birinci fıkrası (b) bendinde, “…Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir…” hükmü,

(12.4) “Oda ve eklentilerinde bulundurulabilecek kişisel eşyalar” başlıklı 35 inci maddesinde, “(1) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddeleri yönetmelikle düzenlenir.” hükmü,

(12.5) “Arama” başlıklı 36 ncı maddesinde “(1) Kurumlarda, odalar ve eklentilerinde, hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Her ay bir kez mutlaka arama yapılır.

(2) Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle veya diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebilir.” hükmü düzenlenmiştir.

(13) 17.6.2005 tarih ve 25848 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz

Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik hükümleri.

(14) BM Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallar.

(15) Birleşmiş Milletler Konferansı tarafından kabul edilen Kanun Adamlarının Zor ve Silah

Kullanmalarına Dair Temel İlkeler.

(16) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006) 2

Sayılı Tavsiye Kararı.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

(17) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi”

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, İnsan Haklarına ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme

(18) Adalet Bakanlığından temin edilen dosyada yer alan belgelere göre, başvurucunun, 3

Aralık 2018 tarihinde, Tavşanlı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kuruluna şikâyetçi olarak ifade verdiği, bu ifadesinde; çeşitli haklarının kullandırılmasında ayrımcılık yapıldığı, OHAL kalkmasına rağmen diğer hükümlülere tanınan bir dizi hakkın kendilerinden esirgendiği, bu kapsamda okula giden çocukları olan diğer mahkûmlara tanınan hafta sonu veya okul saati dışında telefon görüşmesi hakkının kendilerine verilmediği, Adalet Bakanlığının emri ile eğitim gören çocuklarla hafta sonu görüş hakkının diğer kurumlarda tanınmasına rağmen, kendi kurumlarının bu haklarını sürekli engellediği, eş görüş hakkının, ‘size yok’ denilmek sureti ile kendilerine tanınmadığı, dilekçe hakkının engellendiği, ücreti mukabil talep edilen bir dizi kanun metninin verilmediği ve soğuktan korunmak amacı ile ranza kenarlarına koymak üzere

Kurum kantininden satın aldıkları kartonlara el konulduğu iddia ve şikâyet edilmiştir.

(19) Üstte kayıtlı iddia ve şikâyetin Tavşanlı Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen soruşturmaya konu olması ve başvurunun bu iddialar hakkında Kurumumuzdan herhangi bir talebinin olmaması nedeni ile bahse konu iddialar inceleme ve araştırmanın kapsamı dışında tutulmuştur.

(20) Şikâyete konu 6.12.2018 tarihinde gerçekleştirilen arama açısından meseleye bakıldığında, Adalet Bakanlığının ilettiği Kurumun koğuşuna ait (koridor, ortak yaşam alanı ve bahçe)

kamera kayıt örneklerinin yakından tetkikinde, anılan tarihte sabah Saat 08.48 sularında 10

Kurum görevlisinin koğuşa geldiği ve takriben 10 dakika boyunca aramada bulundukları, bu esnada koğuştaki kişileri bahçeye çıkardıkları, aramanın bir kısmında mahkûm refakatinin olmadığı,

(21) Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının tip projelerine uygun olarak kamera kayıtlarının koğuş ortak yaşam alanını kaydettiği, bunun dışında yatakların bulunduğu üst kısım ve/veya yan koridorları görmediği için bu kısımda gerçekleştirilen aramanın usulüne uygun şekilde gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve iddia olunan arama esnasında yatakhane bölümünde bulunan kitapların ve elbiselerin rastgele atıldığı ve bunlara zarar verildiğinin tespitinin mümkün olmadığı,

(22) Söz konusu aramanın ardından, aynı gün Saat 09.08 sularında, yaklaşık 15 Kurum görevlisinin aynı koğuşa geldikleri, koğuştaki kişileri bahçeye çıkardıkları, üç kişiyi ise koridora çıkartıp Saat 09.11 sularında götürdükleri; bu esnada bahçeye çıkartılan ve koridora çıkartılan kişilerin tamamının ayakkabı veya terlikli oldukları, bu cihetle çıplak ayakla dolaştırıldıkları iddialarının gerçeği temsil etmediği; aynı kişilere yönelik fiziki bir güç

kullanımının söz konusu olmadığı, bu kişilerin yaka paça dışarı çıkardıklarına dair bir görüntünün bulunmadığı,

(23) Kamera kayıt sisteminin sesli kayıt özelliğinin olmaması nedeni ile koğuştaki kişiler ile

Kurum görevlileri arasında bu dakikalarda yaşanan sözlü konuşmaların, bu çerçevede koğuş arkadaşlarının önünde başvurucunun azarlandığı, küçük düşürüldüğü ve insan onuruna aykırı şekilde, kin, nefret ve düşmanca muameleye tabi tutularak kişiliğinin rencide edildiği iddiasının doğruluğunun tespit edilmesinin mümkün olmadığı, değerlendirilmiştir.

(24) Bilindiği gibi özgürlüklerinden mahrum bırakılan kişiler, dış dünya ile bağlantıları kısıtlanmış ve temel hak ve özgürlüklerinin temini ve korunması, tamamen kamu idaresinin sorumluluğu altında olan kişilerdir. Bu mekânlardaki uygulamalarından kaynaklanabilecek hatalar, kamu mercilerinin diğer sıradan hatalarından farklı olarak, telafisi mümkün olmayan hak ihlallerine yol açabilmektedir. Bu öneminden hareketle ceza infaz sisteminin kuruluş ve işleyişinin sıkı kurallara bağlanması ve sıkı bir denetime tabi tutulması önem arz etmektedir.

Bu mekânlarda güvenlik ve huzurun temini ve dolayısı ile infaz sisteminin kendisinden beklenen sonucu vermesi noktasında, “arama” uygulaması ayrı bir yere sahiptir. Bu sayede özellikle önleyici birçok olumsuzluğun önü alınabilecektir.

(25) Ülkemiz ceza infaz sisteminin işleyişini düzenleyen temel yasal dayanak niteliğindeki

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, kapalı ceza infaz

kurumlarındaki hükümlülerin barındırıldıkları oda ve eklentilerinde bulundurabilecekleri veya bulunduramayacakları kişisel eşya, gıda, tıbbî malzeme ve diğer ihtiyaç maddelerin yönetmelikle düzenleneceğini; bulundurulması yasak olan maddelerin tespiti amacı ile hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabileceğini düzenlemiştir.

5275 sayılı mezkûr Kanun ve bu Kanuna istinaden kabul edilen Ceza İnfaz Kurumlarında

Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, ceza infaz kurumu idarelerinin, hükümlü kişilerin üstü ve eşyalarını izinsiz bir şekilde aramaları hukuka uygun bir uygulamadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

(26) İyi yönetim ilkelerine 28.3.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin

Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Adalet Bakanlığı tarafından Kurumumuzca talep edilen bilgi, belge ve değerlendirme talep yazımıza, gereken hassasiyet ile süresinde cevap verilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

(27) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, Ankara

İdari Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,

Bu Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi