ÖZET: Bu karar, başvuranın eşiyle aynı ceza infaz kurumuna nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir değerlendirme içermektedir. Başvuran, eşiyle aynı kurumda kalmak istemekte ve bunun aile hayatına saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Ceza infaz kurumlarının doluluk oranları ve güvenlik gerekçeleri, nakil taleplerinin reddi için öne sürülen sebepler arasında yer almıştır. Ancak, AİHM içtihatları doğrultusunda, mahkûmların ailelerinden uzak tutulmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceği ve bu durumun orantılı bir gerekçe ile sınırlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, başvuranın nakil talebinin reddinin, Anayasa’nın 20. maddesi ve AİHS’nin 8. maddesi çerçevesinde aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Devletin, hükümlülerin aileleriyle iletişimini sağlamak için gerekli önlemleri alması gerektiği belirtilmiş ve başvurunun kabulü ile Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu bağlamda, aile bütünlüğünün korunması ve hükümlülerin sosyal rehabilitasyonu açısından nakil taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/6260-S.20.9902

BAŞVURU NO : 2019/20269

KARAR TARİHİ : 17/04/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın eşi ile aynı ceza infaz kurumuna nakil talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 21/11/2019

I.BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1.Kurumumuza başvuruda bulunan başvurusunda özetle; yaklaşık bir yıldır her ay nakil talebinde bulunduğunu ancak kapasite doluluğu gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, bulunduğu kurumun da (Karaman M Tipi Kapalı CİK.) dolu olduğunu hatta yerde yatak koyacak yer olmadığından yerde dahi dönüşümlü olarak yattıklarını, 28/11/2017 tarihinde eşi ile birlikte tutuklandıklarını, eşinin Sincan Kadın Kapalı CİK.’te hükümlü olarak kaldığını, kendisinin de o tarihte Sincan cezaevinde kaldığını ancak isteği dışında 31/10/2018’de Karaman’a sevk edildiğini, o dönemde OHAL sebebiyle eşler arası görüş yaptırılmadığını fakat şuan Sincan cezaevinde eşler arası açık/kapalı görüş yapılabildiğini, eşi ile 2 yıldır hiç görüşmediğini, ilköğretim 2. Sınıfa giden kızlarının psikolojik tedavi gördüğünü, kızlarının 2 yıldır annesi ile babasını bir arada göremediğini, aile bütünlüğünün tamamen dağıldığını, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Grafik Tasarımı

Bölümü öğrencisi olduğunu ve Gazi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümünü kazandığını, bölüme kayıt yaptırdığını fakat zorunlu İngilizce muafiyet sınavına katılamadığı için şuan İngilizce hazırlık eğitimi gördüğünü, İngilizce hazırlığı bitiremediği takdirde üniversite kaydının silineceğini, 8 yaşındaki kızına Ankara’da ikamet eden ailesinin baktığını, babasının 70 yaşında olup kalp, şeker, yüksek tansiyon, prostat gibi hastalıkları bulunduğunu, annesinin ise astım ve eklem rahatsızlıkları bulunduğunu, kardeşinin ise %59 oranında engelli olduğunu, ailesinin engelli kardeşine evde baktıklarından dolayı şehir dışına çıkıp kendisini ziyarete gelemediklerini, 8 yaşındaki kızının zorlukla da olsa ayrı ayrı anne ve babasının görüşlerine gelmesi durumunda eğitiminin aksayacağını, şuanda bulunduğu cezaevinde de ciddi yoğunluk olduğunu, kaldığı koğuşun 20 metrekare olduğunu, tavana kadar 3 katlı ranza bulunduğunu, yere serilen yataklarda bile dönüşümlü yatıldığını, nakil istediği kurumda yer yoksa eşi ve kızı için yerde yatmayı taahhüt ettiğini, tüm bu durumlardan dolayı psikolojisinin bozulduğunu ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini ve 1)Ankara Sincan L-1 Tipi Kapalı

CİK, 2)Ankara Sincan L-2 Tipi Kapalı CİK, 3)Ankara Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan birine ya da Ankara-Sincan Cezaevi Kampüsünde bulunan herhangi bir cezaevine masrafı tarafından ödenmek üzere isteğe bağlı naklinin gerçekleştirilmesini Kurumumuzdan talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2.Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğü’nden 02/12/2019 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel Müdürlüğün 11/01/2020 tarih ve sayılı cevabi yazısında; 2.1.Adı geçene ait bilgi formunun incelenmesi sonucunda, infaz edilmemiş veya kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 2.2.Hükümlülerin kendi talepleri ile barındırıldıkları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmelerine ilişkin olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” hükmünün yer aldığı, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususların göz önünde bulundurulduğu, bu kapsamda da her talebin uygun olarak değerlendirilemediği, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli olan kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, 2.3.Yukarıda belirtilen suç türlerinden hükümlü veya tutuklu olan kişilerin, kurumların güvenlik ve disiplinini sağlamak, ülke çıkarlarını gözetmek ve buna benzer sebeplerden dolayı

F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasına özen gösterildiği, bu nedenle, ülke genelinde bulunan F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının Genel Müdürlüklerince titizlikle takip edilerek doluluk oranları %100’e ulaştığı anda bahse konu kurumlardan diğer kurumlara (nakli istenilen kişilerin, hükümlü ve tutuklu bilgi formu ile kurum dosyasında incelemeler yapıldıktan sonra, bir bölümü yüksek güvenlikli olan kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmasında bir sakınca bulunmadığı tespit edilen kişiler belirlenerek) kapasite nedeniyle nakiller yapılarak F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının mevcutlarının (olağandışı durumlar hariç) hiç bir zaman kapasitenin üzerine çıkarılmadığı, Genel Müdürlüklerince yapılan bu uygulamanın, ülkemizde her an meydana gelmesi muhtemel olaylarla mücadele etme amacıyla tedbir amaçlı uygulandığı, aşağıda belirtilen doluluk oranlarından anlaşılacağı üzere, aynı ilde bulunan diğer ceza infaz kurumlarının doluluk oranlarının yüksek olmasına karşın F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin tam doluluk oranının üstüne çıkmamasının sağlandığı, diğer yandan, ülkemizde F tipi yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarının sayısının kısıtlı, kapasitelerinin diğer kurumlara nazaran çok düşük olduğu ve söz konusu kurumlarda bulunan odaların 1 ve 3 kişilik olduğu, bunlarla birlikte, adı geçenin nakil talebinde bulunduğu ceza infaz kurumları incelendiğinde Ankara ili ve çevresi öncelikli nakil talebinde bulunduğunun tespit edildiği, anılan illerin suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, Ankara ilinde bulunan ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı, sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, bu nedenlerle adı geçenin talep ettiği ceza infaz kurumlarına nakil talebinin uygun görülmediği, 2.4.Adı geçenin barındırıldığı Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 468, mevcudu 694, doluluk oranı %148 olduğu, talepte bulunduğu Sincan 1 No’lu L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1764, mevcudu 2077, doluluk oranı %118, Sincan 2 No’lu

L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1724, mevcudu 2719, doluluk oranı %158, Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 1100, mevcudu 1227, doluluk oranı

%112, Sincan 1 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesi 368, mevcudu 329, doluluk oranı %89, Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunun kapasitesi 368, mevcudu 329, doluluk oranı %92 olduğu, 2.5.Adı geçenin, annesi (ailesi) ve ceza infaz kurumunda bulunan eşi ile telefon görüşmesi yaptığı, 2.6.Ülkemiz genelinde, ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, toplu nakiller ve mahkeme nedeniyle yapılan nakilleri sonucunda ceza infaz kurumlarının mevcudunun sürekli değiştiği ve nakil taleplerinin değerlendirmesinin anlık verilere göre yapıldığı, bu kapsamda da; adı geçenin isteğe bağlı nakil talebinin Genel

Müdürlüklerine ulaşması halinde mevzuat çerçevesinde değerlendirileceği, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3.18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.1.Anayasanın “Özel hayatın gizliliği’’ başlıklı 20. maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.2. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74.

maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu

Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘‘Özel ve aile hayatına saygı hakkı’’ başlıklı 8.

maddesinde; ‘‘1.Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2.Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”; 5.Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.” hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”,

6.5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun “İnfazda

temel amaç” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 6.1.“Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı

olarak düzenlenir:

c)Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d)İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e)Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f)Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.2.‘‘Nakiller” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 6.3.‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 54. maddesine göre, “ (1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.”; 7.Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Tüzük’ün ‘‘Kendi istekleri ile nakil’’ başlıklı 165. maddesinde ve 5275 sayılı Kanununun 54. maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Tüzük ile tekrar vurgulanmıştır.

8.Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı

Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin

‘‘Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve

Tüzük’ün ‘‘Kendi istekleri ile nakil ’’ maddelerinde aranan şartlara ek olarak;

‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı)Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir’’ ; 9.Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları

Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3. maddesi

‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’; 9.1.“Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.”; 9.2.‘‘Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24.1., 24.4. ve 24.5. maddelerinde, ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘ Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’; düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden

11.Başvuran 1 numaralı paragrafta yer verildiği üzere özetle; 1)Ankara Sincan L-1 Tipi Kapalı

CİK, 2)Ankara Sincan L-2 Tipi Kapalı CİK, 3)Ankara Sincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumundan birine ya da Ankara-Sincan Cezaevi Kampüsünde bulunan herhangi bir cezaevine masrafı tarafından ödenmek üzere naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.

12.Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3.

maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

13.5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile

ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56. maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.

14.5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet

yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen, ‘Kendi istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

15.Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)

16.AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v. Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8. maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.

17.Tutuklu olarak farklı ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin birbirleriyle yeterli şekilde iletişim kuramamaları nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurularda (AYM, Başvuru No : 2019/20269 2016/58533, 03/07/2019 tarihli karar; AYM, Başvuru No : 2019/20269

2016/38867, 03/07/2019 tarihli karar) Anayasa Mahkemesi şu hususları vurgulamıştır:

17.1.“Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesi gerekmektedir. (§53; §55)

17.2.Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun bir tutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir. (§54; §56)

17.3.Bu bağlamda tutuklu ya da hükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yeterli olacak şekilde yakın derecedeki aile bireyleriyle asgari düzeyde bir iletişim ve temas kurması her durumda sağlanmalıdır. Böylesi bir yükümlülüğün yerine getirilmesi ve tedbirler alınması, aile hayatına saygı hakkı kapsamında devletten beklenen asgari bir gerekliliktir.

(§55; §57)” hususlarını vurgulayarak, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

18.Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesinin oldukça dolu olması, hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar (5275 sayılı Kanunun 9. maddesi, güvenlik, suç türü ve kişilerin can güvenliği vs.) nedeniyle maddi olarak her zaman mümkün olmadığı görülmüştür.

19.Aynı zamanda ve farklı illerde bulunan ceza infaz kurumlarında kalan eşlerin, hem birbirleri ile iletişim yönünden hem de aileleri ile iletişim yönünden, diğer mahpuslara oranla son derce dezavantajlı olduğu ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği açıktır. Devletin, hükümlü ve tutukluların özellikle yakın derecedeki aile bireyleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması yönünde pozitif yükümlülüğü bulunduğundan, eşi Sincan Kadın Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda bulunan, kendisi Karaman M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan, müşterek tek çocuklarının Ankara’da ikamet ettiği söz konusu başvuruda, başvuranın Ankara ilinde bulunan ceza infaz kurumunda nakil talebinin reddedilmesinin Anayasamız ile güvence altına alınan ‘aile hayatına saygı hakkı’ kapsamında hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20.İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21.14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Aynı anda ceza infaz kurumlarında bulunan eşlerin, dezavantajlı durumlarının giderilmesi amacıyla nakil taleplerinin öncelikli olarak değerlendirilmesi ve başvuranın Ankara ilinde durumuna uygun ve kapasitesi müsait ceza infaz kurumlarından birine nakledilerek mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası

uyarınca, idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi