|
ÖZET: Başvuru, Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda banyolardan duş başlıklarının kaldırılmasının hijyen koşullarını olumsuz etkilediği iddiasıyla yapılmıştır. Başvuran, bu durumun mahpusların normal yıkanmalarını engellediğini ve hijyen standartlarının karşılanmadığını ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. İlgili idare, başvurunun incelenmesi sonucunda, duş başlıklarının güvenlik gerekçeleriyle kaldırıldığını ve mahpusların hijyen ihtiyaçlarının banyo tası ve diğer temizlik ürünleriyle karşılandığını belirtmiştir.
İdare, yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarının, mahpusların güvenliği açısından belirli önlemler almak zorunda olduğunu vurgulamıştır. Başvuranın iddialarına yönelik yapılan değerlendirmelerde, mevcut banyo koşullarının uluslararası standartlara uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, duş başlıklarının kaldırılmasının, mahpusların hijyen ihtiyaçlarını karşılamada zorluklar yarattığı kabul edilmiştir. Sonuç olarak, başvuru kısmen kabul edilerek, duş başlıklarının kaldırılması yönündeki şikâyet reddedilmiş, ancak yeni inşa edilecek ceza infaz kurumlarında duş başlıklarının güvenlik risklerini azaltacak şekilde konumlandırılması için Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuran ve Adalet Bakanlığı’na tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2025/557-S.25.906
BAŞVURU NO : 2024/9295
KARAR TARİHİ : 18.01.2025
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Ceza infaz kurumunda barındırılan başvuranın, banyolardan duş başlıklarının kaldırılması nedeniyle hijyen gereklerinin sağlanmadığı iddiaları hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 29.07.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Sincan 2 No’lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) barındırılan başvuran özetle; Kurumdaki duş başlıkları sökülerek duvarda bulunan boruların çıkış yerlerinin tıpa ile kapatıldığını, bu eylemin insanların zorlanması amacıyla yapıldığını, mahpusların normal şekilde yıkanmalarının engellendiğini, hijyen gereklerinin karşılanmadığını, şikayetlerden de sonuç alınamadığını iddia ve ifadeyle mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Ön inceleme şartlarını taşıdığı değerlendirilen başvurunun inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiş olup bu kapsamda Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden (Genel Müdürlük) 13.08.2024 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiştir. Genel Müdürlük tarafından Kurumumuza iletilen 20.09.2024 tarihli yazıda özetle; 2.1. Başvuranın 14.05.2024 tarihli dilekçesiyle; oda/koğuşlarda duş başlıklarının olmadığı ve merdiven sensörlerinin çalışmadığı iddiasıyla Genel Müdürlüğe şikâyet başvurusunda bulunduğu, Genel Müdürlüğün
24.05.2024 tarihli ve E- sayılı yazısıyla konunun mahallinde
değerlendirilerek sonucundan başvurana bilgi verilmesi hususunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gerekli talimatın verildiği, 2.2. Bu kapsamda, anılan Başsavcılığın 14.06.2024 tarihli ve / sayılı cevabi yazısıyla; başvuranın şikâyetine konu merdiven sensörlerinin kontrollerinin yapıldığı, arızalı olan sensörlerin değiştirildiği ve
/
aydınlatma konusunda başkaca bir şikâyetin bulunmadığı, duş başlıklarının ise Genel Müdürlüğün genel güvenlik önlemleri yazısı kapsamında banyo bölümünde bulundurulmadığı, duş başlığının yaklaşık 1-1,5 metre uzunluğunda muhkem plastik maddeden yapıldığı, bu nedenle intihar ve saldırı gibi olaylarda kullanıldığı göz önünde bulundurulduğunda banyolarda duş başlığı bulundurulması talebinin güvenlik açısından uygun görülmediği hususunda başvurana bilgi verildiği, 2.3. Anılan Ceza İnfaz Kurumunun yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu niteliğinde olduğu, bu nedenle oda/koğuşlarda bulunan duş başlığına ek olan metal kaplamalı hortumların hükümlü ve tutuklular tarafından intihar, saldırı gibi eylemlerde kullanılma ihtimali göz önünde bulundurularak müessif bir olay yaşanılmaması amacıyla plastik malzemeler ile değiştirildiği ve duş başlıklarının kullanılmadığı, 2.4. Yukarıda izah edilen gerekçelere göre duş başlıklarının eski hale getirilmesinin mümkün bulunmadığı, 2.5. Anılan Kurumda barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlık ve temizlikleri için gerekli her türlü imkânın Kurum İdaresince sağlandığı, bu kapsamda banyoda kullanılmak üzere banyo tası ve kovası, lif, şampuan, kese, duş jeli gibi tüm ürünlerin temin edilerek hükümlü/tutuklular tarafından kullanılmasının sağlandığı, ayrıca, sıcak ve soğuk suyun kesintisiz olarak verildiği, dolayısıyla hükümlü/tutukluların banyo ve kişisel temizlik ihtiyaçlarını kolaylıkla karşılayabildiği, kaldı ki bu konuda başvuranın dışında anılan
Kurumda barındırılan diğer hükümlü ve tutuklular tarafından herhangi bir şikâyet başvurusunda bulunulmadığı, 2.6. Söz konusu uygulamanın başvuranın şahsına özel bir uygulama olmadığı, Kurumda bulunan oda ve koğuşların hiçbirinde duş başlığı bulunmadığı, Kurumda hükümlü ve tutukluların sıcak ve soğuk su erişimlerinde herhangi bir kısıtlamanın bulunmadığı, gün içerisinde istenilen saatlerde bu imkânlardan kendi istekleri doğrultusunda faydalanabildikleri, duş başlığı ve metal su borularının saldırı ve kendine zarar vermenin önüne geçilmesi amacıyla ceza infaz kurumunun inşasının tamamlanmasının ardından tesisat kısmının özel silikon ile kapatıldığı, sonradan yapılan bir işlem olmadığı, söz konusu talebe ilişkin yeni bir düzenlemenin yapılamayacağı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinin ilgili kısımlarında”
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
(…)
(…); kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”, 3.2. “A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinin ilgili kısımlarında; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3 ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence Yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde, “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 6.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinin 2’nci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.”
6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci fıkrasının ilgili bentlerinde;
“(1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
(b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.
(…)
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”, 6.3. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinde; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir.
Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.
(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.
(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”
/
7. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Hükümlülerin temizliği” başlıklı 94’üncü maddesinde; “(1) Hükümlülerin kişisel bakım ve temizliklerinin sağlanmasına yönelik tedbirler kurum idaresince alınır.
(2) Hükümlülerin barındırıldıkları odalarda gerekli sağlık ve hijyen kurallarına uymaları özendirilir.
(3) Hükümlülerin, kurum olanakları ölçüsünde kısa aralıklarla yıkanmaları sağlanır.”
Düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ERTUNÇ ERKAN BALTA’NIN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın, Kurum banyolarındaki duş başlıklarının kaldırılmasına ilişkin şikâyetinin reddi; bununla birlikte, yeni inşa edilmesi planlanan veya onarıma tabi tutulacak olan ceza infaz kurumlarında duş başlıklarının mahpuslar yönünden oluşabilecek güvenlik risklerini bertaraf edecek şekilde konumlandırılması hususunun değerlendirilmesi hususunda
Adalet Bakanlığına tavsiyede bulunulması; yönünde hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 9. Başvuran özetle; Kurumdaki duş başlıkları sökülerek normal şekilde yıkanmalarının engellendiğini, bu eylemin insanların zorlanması amacıyla yapıldığını ve hijyen gereklerinin karşılanmadığını iddia etmektedir.
10. Bilineceği üzere, ceza infaz kurumlarında tutulma şartlarının insan onuruna saygıyı koruyacak şekilde düzenlenmesi çağdaş ceza infaz sistemlerinin temel unsurlarından biridir. Mahpuslar, Anayasa’nın 19’uncu maddesi çerçevesinde hukuka uygun olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirlerken genel olarak Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanındaki bulunan diğer temel hak ve özgürlüklere sahiptirler.
11. Anayasa’nın 17’nci maddesi ve Sözleşme’nin 3’üncü maddesi, insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza ve muameleyi mutlak bir şekilde yasaklamaktadır. Demokratik toplumun en temel değerlerinden biri olarak kabul edilen kötü muamele yasağı, ceza infaz kurumunda tutulan mahpuslar için de geçerli olup bu husus
5275 sayılı Kanun’un 2’nci ve 6’ncı maddeleri ile de cezanın infazında temel bir ilke olarak vurgulanmıştır
(bkz. 6.1. ve 6.2. no.lu para.). Dolayısıyla hükümlü ve tutuklulara ceza infaz kurumlarında beslenme, hijyen, sağlığa erişim ve diğer her alanda sağlanan şartlar insan onuruna saygıyla uyumlu olmalıdır.
12. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir.
Bunlar ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle mahpuslar için bir ceza infaz
kurumundaki yaşam tüm yönleriyle değerlendirilmelidir (AYM, Turan Günana, B. No:
2013/3550,19/11/2014 § 37). İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerekir. Öte yandan, bir muamelenin Anayasa’nın 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir (AYM, Turan Günana, §§ 34, 39; Fatih Seyis [GK], B. No: 2018/32269, 14/6/2023, §
18 ).
13. Anayasa Mahkemesi ceza infaz kurumlarına ilişkin kötü muamele yasağı kapsamındaki değerlendirmelerinde, koğuş/odadaki kişisel yaşam alanı büyüklüğünün asgari standardı karşılamasının her zaman tek başına yeterli olmadığını, mahpusun tutulma şartlarının diğer yönlerinin de incelenmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu doğrultuda Mahkeme; temel sıhhi ve hijyen gereklerine uygunluk, tuvalet ve banyonun mahrem kullanılması, doğal ışığa ve havaya erişim gibi konulardaki eksikliklerin bir bütün olarak değerlendirilmesiyle kötü muamele yasağının ihlal edilip edilmediğini karara bağlamaktadır (Cengiz
YETGİN, B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 61). Mahkemeye göre, genel tutma koşullarına ilişkin olarak, uygun şekilde donatılmış hijyenik sıhhi tesislere erişimin sağlanması gerekmekte olup koğuş içindeki sıhhi tesislerin hem hijyen açısından hem de mahremiyet açısından yaşam alanından tamamen ayrılması gereklidir ve haftada bir defadan fazla duş imkânı sunulmaması uygun vücut hijyeninin sağlanması için yeterli olmayacaktır (Cengiz YETGİN, § 68).
14. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, ceza infaz kurumunda tutulmanın pratik gerekleri çerçevesinde mahpusların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvence altına alınmasının insan onuruna yakışır şartların sağlanması için gerekli olduğunu (Piechowicz/Polonya, B. No: 20071/07, 17/4/2012, § 162); mahpusların yeterli kişisel alana sahip oldukları görülen durumlarda tutulmanın fiziksel koşullarının diğer yönlerinin de Sözleşme’nin 3’üncü maddesine uyumun değerlendirilmesinde önemli olduğunu belirtmektedir (Story ve diğerleri/Malta, B. No: 56854/13 , 57005/13 ve 57043/13, 29.10.2015, §§ 112-113 Muršić/Hirvatistan, B. No: 7334/13, 20.10.2016, §140).
15. Diğer taraftan, mahpusların ceza infaz kurumlarında tutulma koşullarına ilişkin olarak kılavuz niteliğindeki uluslararası belgeler de temel standartlar öngörmektedir.
16. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi (CPT), cezaevinde tutulma şartlarının bütün boyutlarının CPT’nin görev alanı içerisinde olduğunu belirtmektedir. CPT’ye göre mahpusların tutulma şartları insanlık dışı ve onur kırıcı muamele kapsamında incelenebilecektir, bununla birlikte, koşulların bu kapsamda sayılması için odaların aşırı kalabalık olması ya da birçok olumsuz unsurun (yetersiz hijyen, yetersiz havalandırma, ısıtma ya da aydınlatma gibi) bir arada bulunması gerekmektedir. CPT, alıkoyma koşulları değerlendirilirken göz önünde bulundurulması gereken bazı unsurları açıklamış olup bakım ve temizlik durumu ile banyo ve tuvaletler sayılı unsurlar arasındadır (Ceza infaz kurumlarında mahkum başına düşen yaşam alanı: CPT standartları, CPT/Inf (2015) 44). CPT’ye göre, uygun tuvalet imkanına rahat erişim ve iyi hijyen standartlarına uyum, insancıl bir ortamın temel unsurlarıdır. Mahkûmlar uygun duş veya banyo imkânlarına sahip olmalıdır ve hücrelerde akan su olması da tercih edilmektedir (CPT, Hapsedilme, CPT/Inf(92)3-part2, 2. Genel Rapor’dan Alıntı).
17. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Avrupa Cezaevi Kurallarına Dair Üye Devletlere Rec (2006)2rev Sayılı Tavsiye Kararı ekinde yer alan kurallara göre ise; mahpuslar, hijyen ve mahremiyetin gözetildiği sıhhî imkânlara her an ulaşabilmeli (md. 19.3), genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az iki kez (veya gerekiyorsa daha sık olarak) banyo veya duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır (md. 19.4) ve mahpusların temizlik koşullarını yerine getirebilmeleri için cezaevi yetkilileri onlara tuvalet malzemeleri de dâhil olmak üzere genel temizlik gereç ve malzemelerini sağlamalıdırlar (md. 19.6).
18. Yine, Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallarında (Nelson Mandela
Kuralları) da; her mahpusun yararlanabileceği yeterli banyo ve duş yeri bulunacağı, mahpusların iklim koşullarına uygun, mevsime ve coğrafi bölgeye göre genel sağlığa uygunluk için gerekli aralıklarda, ılık bir iklim varsa haftada en az bir kez banyo veya duş olanağının sağlanacağı belirtilmiştir (Kural 16).
19. Öte yandan, ceza infaz kurumlarında mahpusların temizliğine ilişkin olarak Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 94’üncü maddesinde; kurum
/
idaresinin, hükümlülerin kişisel bakım ve temizliklerinin sağlanmasına yönelik tedbirleri alacağı ve hükümlülerin, kurum olanakları ölçüsünde kısa aralıklarla yıkanmalarının sağlanacağı hükme bağlanmıştır.
20. Yukarıdan bu yana yer verilen açıklamalar göz önünde bulunarak somut olayın koşullarına bakıldığında; 20.1. İdare tarafından Kurumumuza iletilen Kurum banyolarına ait fotoğraflardan, banyolarda mevcut musluk bataryasına veya duvarın üst tarafında ucu kapatılmış boruya bağlı bir duş başlığının yer almadığı görülmüştür.
20.2. İdare, ilgili Ceza İnfaz Kurumunun yüksek güvenlikli bir kurumu olduğuna da atıfla, söz konusu duş başlıklarının ve duş başlığına ek metal kaplamalı hortumların saldırı ve kendine zarar vermenin önüne geçilmesi amacıyla banyolarda bulundurulmadığını, Kurumun inşasının tamamlanmasının ardından tesisat kısmının özel silikon ile kapatıldığını, duş başlıklarının eski hale getirilmesinin mümkün bulunmadığını açıklamaktadır.
20.3. Bununla birlikte, İdare, mahpusların sağlık ve hijyeni için gerekli her türlü imkânın Kurum İdaresince sağlandığını, bu kapsamda banyoda kullanılmak üzere banyo tası ve kovası, lif, şampuan, kese, duş jeli gibi tüm ürünlerin temin edilerek mahpuslar tarafından kullanılmasının sağlandığını, ayrıca Kurumda sıcak ve soğuk suyun kesintisiz olarak verildiğini ve Kurumda barındırılan diğer mahpuslardan bu konuda bir şikâyetin gelmediğini belirtmiştir.
21. Öte yandan, başvuranın barındırıldığı Kuruma Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK)
tarafından 09.05.2024 tarihinde habersiz bir ziyarette bulunulduğu görülmektedir. Bu ziyarete dair
Raporda; banyolarda sadece musluk bataryası bulunduğu yönünde bir tespite yer verildiği görülmekle görüşme gerçekleştirilen mahpusların, duş başlığı bulunmadığından satın aldıkları büyük kovaları ve maşrapaları kullanarak duş alabildiklerini dile getirdikleri belirtilmektedir (TİHEK, 2024/66 Sincan 2 No.lu
F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Ziyareti Raporu, sf. 6).
22. Yukarıda belirtildiği üzere, İdare, söz konusu tedbirlerin ceza infaz kurumunda saldırı veya kendine zarar verme eylemlerinin önüne geçilmesi amacıyla alındığını belirtmiş olup bu doğrultuda şikâyete konu önlemin, öncelikle devletin yaşam hakkı kapsamındaki yükümlüleri açısından ele alınmasının gerekli olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim Anayasa’nın 17’nci maddesinde düzenlenen yaşam hakkı, Anayasa’nın 5’inci maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif yükümlülükler ile birlikte pozitif yükümlülükler de yüklemektedir.
23. Pozitif yükümlülükler kapsamında devletin, yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve hatta kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevi bulunmaktadır. Bu ödev, ayrıca, bireyin yaşamını her türlü tehlike, tehdit ve şiddetten koruma yükümlülüğünü de içermektedir (AYM, Emine Doğan ve Fikri Doğan, B. No: 2017/34363, 29/6/2021, § 83).
24. Devletin kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü, ceza infaz kurumlarında ve devletin kontrolü altında bulunan diğer alanlarda gerçekleşen ölüm olayları için de geçerli olup bu yükümlülüğün ortaya çıkması için yetkililerin kendi kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk olduğunu bilip bilmediklerinin ya da bilmeleri gerekip gerekmediğinin tespit edilmesi, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarının incelenmesi gerekmektedir (AYM, Sibel Duymaz
Doğan, B. No: 2017/4785, 16/6/2021, § 77).
25. Tutuklanan veya hürriyeti bağlayıcı cezasının infazına başlanan kişilerin daha önce sahip oldukları pek çok özgürlükten mahrum kalmaları ve günlük yaşamlarında ciddi nitelikte bir değişim yaşamalarının doğal
/
bir sonucu olarak psikolojik sağlıkları bozulabilmekte, dolayısıyla kırılgan ve korumasız bir konumda bulunan bu kişilerin intihar etme riski artabilmektedir. Bu nedenle yasal ve ikincil düzenlemelerin ceza infaz kurumu yetkililerine bu kişiler hakkında daha duyarlı ve dikkatli olma görevi yüklemesi, tutuklu veya hükümlü kişilerin hayatlarının tehlikeye atılmasını önleyici tedbirler alınmasını sağlaması gerekmektedir (AYM, Sibel Duymaz Doğan, §78).
26. Bu bağlamda, yetkililerden, tutuklunun veya hükümlünün kendine zarar verme ihtimalini en aza indirecek, kişi özgürlüğüne aşırı bir sınırlama getirmeyecek ölçüde tedbirleri alması beklenebilecektir (AYM, C.D.A., B. No: 2017/28025, 13/10/2020, § 44). Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır (AYM, İbrahim Moran, B. No: 2016/14675, 29/6/2021, § 52).
27. Devletin yaşam hakkının korunmasına dair pozitif yükümlüklerine dair yukarıdan bu yana yer verilen ilkelerden hareketle, somut olayda İdarenin; duş başlığı ve metal kaplamalı hortumların Kurum banyolarından kaldırılması yönündeki söz konusu tedbiri -tespit ettiği gerçek bir riskin varlığı karşısındakendi kontrolü altında bulunan mahpusların yaşamının kendi eylemlerinden ve diğer mahpusların eylemlerden doğabilecek her türlü tehdit ve tehlikeye karşı korunması amacıyla almış olduğu ve keyfi bir nitelik taşımadığı değerlendirilmektedir.
28. Bununla birlikte, işbu başvuruda başvuran bulundukları Kurumda duş başlıklarının kaldırılması suretiyle normal şekilde yıkanmalarının engellendiğini ve hijyen gereklerinin karşılanmadığını iddia etmektedir.
29. Yukarıdan bu yana yer verildiği üzere, ceza infaz kurumlarında hijyen standartları, insan onuruna uygun tutulma koşullarının sağlanmasında önem arz eden faktörlerdendir ve -kötü muamele değerlendirmelerinde cezaevi yaşamının bir bütün olarak ele alınması gerektiği yönündeki ilke kapsamında- bu unsurdaki yetersizlik, tutulmanın diğer olumsuz fiziki koşullarıyla birleştiğinde bir kötü muamele yasağı ihlali oluşturabilir. Bu doğrultuda, hükümlü ve tutukluların kişisel temizliklerinin sağlanabilmesi için uygun banyo olanaklarının varlığı önem taşır.
30. Somut olayda, dosya kapsamının ve TİHEK’in yukarıda anılan Raporunun incelenmesinden, başvuranın odası içerisinde ayrılmış bir banyo alanına erişiminin olduğu anlaşılmaktadır. Banyoda akan su mevcuttur ve başvuran her gün ve günde birden fazla kez banyo yapma olanağına sahiptir. Ayrıca başvurana, banyolarda duş başlığı bulunmuyorsa da banyo tası ve kovası ile diğer kişisel temizlik ürünlerine erişim olanağı sağlanmaktadır. Her ne kadar kova ve tas ile yıkanmanın duş başlığıyla yıkanmaya kıyasen pratik zorlukları olduğu söylenebilecekse de bu zorluklar, kişisel temizliğin sağlanmasını engelleyecek ölçüde esaslı değildir. Tüm bu hususlar karşısında, başvurana sağlanan mevcut banyo şartlarının, genel sağlığa uygunluk ve kişisel temizlik açısından uluslararası asgari standartları karşıladığı değerlendirilmiştir.
31. Ayrıca, başvurunun incelenmesi sürecinde Kurum yetkilileriyle geçilen temaslardan, Kurum banyolarında duş başlığı kullandırılmasına yönelik olarak, mevcut riski bertaraf edebilecek, etkin ve uygulanması Kurum için fazla külfet oluşturmayacak makul nitelikli başkaca bir çözüm önerisine ulaşılamadığı da belirtilmelidir.
32. Neticeten İdarece alınan söz konusu önlemlerin, duş başlıklarının önceki konumlarının mahpuslar için oluşturduğu riskin tespiti üzerine, Devletin yaşam hakkının korunmasına yönelik pozitif yükümlülüğüne riayet mahiyetini taşıdığı ve Kurumda mevcut banyo koşullarının, mahpusların kişisel temizliğinin yeterli düzeyde sağlanmasına elverişli araçlara erişimi içerdiği göz önüne alındığında ölçülü olduğu değerlendirilmiş ve şikâyete konu işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
33. Ancak bununla birlikte, ceza infaz kurumlarının yönetimi ve mahpuslara yönelik muamelelere ilişkin temel standartlar belirleyen uluslararası belgelerde; cezaevi yaşamının, genel toplum yaşamının olumlu yönlerine mümkün olabildiğince yaklaşması gerektiği, insanlık onurlarından doğan saygıyı azaltma eğiliminde olan ceza infaz kurumundaki yaşamla özgürlük durumundaki yaşam arasındaki farkları en aza indirgemeye çalışması gerektiği belirtilmektedir (Bkz. Avrupa Cezaevi Kurallarına Dair Üye Devletlere
Rec (2006)2-rev Sayılı Tavsiye Kararı Eki Kural 7; Nelson Mandela Kuralları, Kural 5.1.).
34. Bu bakışla, duş başlıklarının günümüz koşullarında genel toplum yaşamının yerleşik bir parçası olan ve lüks olarak da görülemeyecek bir ekipman olduğu söylenebilecektir. Nitekim günümüzde duş başlığı kullanarak yıkanmanın, kişisel hijyenin sağlanması bakımından kullanılan en yaygın yöntem olduğu bilinmektedir. Ayrıca, kova ve tas kullanarak yıkanmanın pratikteki zorlukları göz önüne alındığında duş başlıklarının, hareket kabiliyetini artırarak, kişisel hijyenin sağlanmasında daha etkin olabileceği değerlendirilmektedir. Bu açıdan, başvuranın duş başlığına erişim yönündeki talebi makul nitelikli bir talep olarak görülmektedir.
35. Sonuç olarak her ne kadar başvuruya konu Kurumdaki duş başlıklarının güvenlik gerekçeleriyle kaldırılması Kurumumuzca yerinde bulunmuşsa da duş başlıklarının kişisel hijyeni sağlamada daha etkin ve çağın koşullarına daha uygun bir banyo ekipmanı olduğu değerlendirilmekte olup, ülkemiz ceza infaz kurumlarının modern görünümüne de katkı sağlayacağından hareketle ve mevcut güvenlik riskleri göz önüne bulundurularak, yeni inşa edilmesi planlanan veya onarıma tabi tutulacak olan ceza infaz kurumlarında duş başlıklarının mahpuslar yönünden oluşabilecek güvenlik risklerini bertaraf edecek şekilde konumlandırılmasının değerlendirilmesi yönünde İdareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 36. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından İdare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği, böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
37. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden artakalan sürede Ankara İnfaz Hâkimlikleri nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın Kurum banyolarındaki duş başlıklarının kaldırılmasına ilişkin şikâyetinin REDDİNE, Bununla birlikte, yeni inşa edilmesi planlanan veya onarıma tabi tutulacak olan ceza infaz kurumlarında duş başlıklarının mahpuslar yönünden oluşabilecek güvenlik risklerini bertaraf edecek şekilde
konumlandırılması hususunun değerlendirilmesi yönünde ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Mehmet AKARCA
Kamu Başdenetçisi
/