|
ÖZET: Başvuran, ceza infaz kurumunda bulunduğu süre zarfında Adalet Bakanlığı tarafından hukuka aykırı ve taraflı tutumlarla karşılaştığını öne sürmektedir. İddiaları arasında, zorunlu nakil, iyi hallilik kazanamama, denetimli serbestlikten yararlanamama, dilekçelerinin muhataplarına ulaştırılmaması gibi durumlar yer almaktadır. Başvuran, ayrıca, Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na naklinin ve burada tutulduğu odanın havalandırma ve ısıtma eksikliklerinin denetlenmesini talep etmiştir.
İdare, başvuranın iddialarını yanıtlayarak, dilekçelerinin zamanında ilgili makamlara gönderildiğini, nakil taleplerinin ise disiplin cezası ve kurumların doluluk oranları gibi nedenlerle reddedildiğini belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın tutulduğu odanın standartlara uygun olduğu, Covid-19 tedbirleri gereği müşahede odasında kalmasının hukuka aykırı olmadığı ifade edilmiştir. Başvuranın görüntülü görüşme ve ilave süre talepleri de, mevcut mevzuat ve teknik altyapı eksiklikleri nedeniyle karşılanamamıştır. Sonuç olarak, başvuranın iddialarının incelenmesi neticesinde, idarenin uygulamalarının hukuka uygun olduğu ve başvuranın taleplerinin reddedilmesinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/1215-S.24.1998
BAŞVURU NO : 2023/12913
KARAR TARİHİ : 02.02.2024
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuran, ceza infaz kurumunda bulunduğu sürede idare tarafından
BAŞVURUNUN KONUSU :
kendisine karşı hukuka aykırı, taraflı ve hasmane tutum ve davranışlarda bulunulduğunu iddia etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 10.08.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; bulunduğu ceza infaz kurumlarında idare ve yargı makamları tarafından mevzuata aykırı olarak alınan kararlar sebebiyle zorunlu nakle tabi tutulduğunu, iyi halliliği kazanamadığını, denetimli serbestlik hakkından faydalanamadığını, nakil taleplerinin karşılanmadığını, görüntülü görüşme ve ilave süre haklarından faydalanamadığını, dilekçelerinin muhataplarına gönderilmediğini, kısaca idare tarafından kendisine karşı hukuka aykırı şekilde taraflı, hasmane tutum ve davranış sergilendiğini iddia ve ifadeyle, dilekçelerinin kayıt altına alınmasını, ACEP sistemindeki butonların aktif hale getirilerek sistem üzerinden gönderim yapılmasının sağlanmasını, iyi halliliği kazanamamasının, denetimli serbestlik tedbirinden faydalandırılmamasının, nakil taleplerinin reddedilmesinin, ailesinin ikametinden uzak, denetimli serbestlik tedbiri verilmediğini iddia ettiği Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Kurumuna naklinin ve bu kuruma ilk geldiğinde havalandırması ve ısıtması olmayan müşahede odasında tutulmasının hukukiliğinin denetlenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden
09.10.2023 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Genel
Müdürlüğün 20.11.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, 2.1. Başvuranın havalandırması ve ısıtması olmayan bir müşahede odasında tutulduğuna yönelik iddiaları” ile ilgili olarak; olay tarihinde, Covid-19 tedbirleri kapsamında Kurumda bulaşıcılığın önüne geçilmesi için
adı geçenin Kuruma kabul tarihi olan 24.12.2021 tarihinden 14.01.2022 tarihine kadar Geçici-1 no.lu odaya yerleştirildiği, söz konusu odanın genişliği 45,13 m² olup odanın 2 adet 1,20 m² tuvaleti, 49,44 m² havalandırma bölümü (bahçesi) ve 1 tanesi 60×60 cm, 3 tanesi de 125×125 cm uzunluğunda olmak üzere 4 adet açılabilir penceresi bulunduğunun tespit edildiği, 2.2. “Başvuranın dilekçelerinin kayıt altına alınmadığı yönündeki iddiaları ile dilekçelerin zimmet defteriyle teslim alınması veya ACEP sistemi üzerinden gönderim yapılmasının sağlanmasına yönelik talebi” ile ilgili olarak; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
“Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” kenar başlıklı 68 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca hükümlü ve tutukluların resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere ivedilikle gönderildiği, ayrıca Kurum idaresine yazmış oldukları istek, talep ve öneri içerikli dilekçelerine de 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’da belirtilen süreleri aşmayacak şekilde cevap verildiği, 2.3. Bu minvalde UYAP Bilişim Sisteminin tetkikinde, adı geçenin Kurum uygulamalarını şikâyet ettiği dilekçeler de dâhil olmak üzere 133 dilekçesinin ilgili makamlara gönderildiğinin tespit edildiği, herhangi bir dilekçesinin gönderilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, yine adı geçenin son 6 ay içerisinde resmi makamlara gönderdiği tüm dilekçelerin yazımız ekinde gönderildiği, 2.4. Öte yandan, Genel Müdürlük tarafından yürütülmekte olan ve ”Yargı Reformu Stratejisi” ile ”İnsan
Hakları Eylem Planı”nda yer alan ACEP (Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu)
Projesi kapsamında yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, 2.5. ACEP Projesi ile hükümlülerin personel tarafından oda ve koğuş dışına çıkartılması suretiyle yürütülen çeşitli hizmetlerin, ses izolasyonlu bir kabin içerisinde oda ve koğuşlara yerleştirilecek multimedya cihaz marifetiyle, personel sirkülasyonuna gerek olmaksızın daha az insan kaynağı harcanarak, hızlı ve güvenilir bir biçimde gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, hükümlü ve tutukluların görüntülü ve sesli görüşmenin yanı sıra e-mektup, sayım ve kantin siparişi gibi birçok uygulamayı da söz konusu cihazdan gerçekleştirebileceği, 2.6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ‘Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı’ başlıklı 68 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarına, 7328 sayılı
Kanun’un 7 nci maddesi ile sırasıyla; “Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.” “Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir.” hükümlerinin eklendiği, hükümlü ve tutukluların elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilmesi için ilgili ceza infaz kurumunda gerekli teknik altyapının kurulumunun tamamlanmasının gerektiği, bu kapsamda gerekli yazılım ve altyapı çalışmalarının devam ettiği, 2.7. Başvuran hakkında, Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun
10.12.2021 tarihli ve sayılı kararına istinaden, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un “Zorunlu Nedenlerle Nakil” kenar başlıklı 56 ncı maddesi ile 05.06.2015 tarihli ve 167
No.lu Genelgenin “İkinci Bölüm” 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hükümlü veya tutuklunun hücreye koyma cezasını gerektiren eylemlerde bulunması hâlinde kurum yönetimince hakkında disiplin
işlemi yapılacak, kurum en üst amirinin istemi üzerine Bakanlıkça başka kurumlara nakledilebilecek ve disiplin cezaları yeni kurumlarda çektirilebilecektir.” hükmü uyarınca disiplin sorunu yaşanmaması adına
Genel Müdürlüğümüzün 17.12.2021 tarihli ve sayılı yazısı ile adı geçenin naklinin Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna uygun görüldüğü, 2.8. Başvuranın barındırıldığı Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1316, doluluk oranının %110 olduğu, 2.9. 10.07.2023 tarihli isteğe bağlı nakil talep dilekçesinde naklini talep ettiği, Salihli T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 400, mevcudunun 782, doluluk oranının %196, Denizli T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1617, doluluk oranının %162, Bolvadin T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1200, mevcudunun 1323, doluluk oranının %110, Ödemiş T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1264, doluluk oranının %126, Ödemiş M Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 400, mevcudunun 561, doluluk oranının %140, Akhisar T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1499, doluluk oranının %150, Manisa T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1166, doluluk oranının %117, Burhaniye T Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, mevcudunun 1445, doluluk oranının %145, Manisa E Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 500, mevcudunun 616, doluluk oranının %123 olduğu, 2.10. Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 54 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının
(e) bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.11. Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.12. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil taleplerinin ceza miktarları ve örgütteki konumlarının dikkate alınarak değerlendirildiği, 2.13. Hükümlü ve tutukluların nakil taleplerine karşın yapılan işlemlerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, 2.14. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin günaşırı değişmesine yol açtığı, bu nedenle; ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, bilgi verilmiştir.
2.15. Başvurana ait ziyaretçi raporlarının incelenmesinden, 03/04/2023-12/10/2023 tarihleri arasında eşi, çocukları, annesi ve kardeşi tarafından 8 farklı tarihte ve bildirdiği bir kişi tarafından 19 farklı tarihte ziyaret edildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üç ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 4.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 4.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: c)
Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 4.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 4.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54 üncü maddesinde; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) (Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,
g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.” 4.5. “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrası “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.” 4.6. “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68 inci maddesinde; (1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:17/6/20217328/7 md.) Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
…
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir.
(5) (Ek:17/6/2021-7328/7 md.) Kamu düzeninin korunması ile kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkûm olan veya tehlikeli hâlde bulunan ya da dışarı ile iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgraflar dijital olarak kaydedilebilir veya fiziki olarak saklanabilir. Bunlar, amacı dışında kullanılamaz, kanunda açıkça belirtilen hâller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamaz, herhangi bir soruşturma veya kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç bir yıl sonunda silinir veya imha edilir. Silme veya imha işlemi Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenir. Bu fıkra hükmü dördüncü fıkra bakımından uygulanmaz.” 4.7. “Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı” başlıklı 105/A maddesinin birinci fıkrası “Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 6. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin;
6.1. “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde “(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir. (2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır: … (g)
Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır. Bu sistem oda veya koğuş içine ya da idarece uygun görülen diğer yerlere kurulabilir. Haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edilir ve bu süre devredilemez. …” 6.2. “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 76 ncı maddesinin ilgili fıkralarında;
“(1) Hükümlü, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/29 md.) Hükümlü, usul ve esasları Bakanlıkça belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
…
(4) Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. …
(5) (Ek:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/29md.) Hükümlülere gelen veya hükümlüler tarafından gönderilen mektup, faks ve telgrafların kayıt ve silinmesine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanunun 68 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanır.” 6.3. “Hükümlülerin Nakillerinde Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127 nci maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.” 7. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15 inci maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak;
“h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 9. Başvuranın dilekçelerinin birlikte okunmasından; 26/01/2018-24/12/2021 tarihleri arasında barındırıldığı Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 8 kişilik koğuşta 19 kişi kaldıkları için kalabalık sorununu ve eğitim, kültür, sosyal ve sportif faaliyetlere alınmamasını yargı makamları ve Adalet
Bakanlığı nezdinde şikayet konusu etmesi sebebiyle kurum yöneticileri, Ceza İnfaz Kurumu Savcısı tarafından kendisine karşı hukuka aykırı şekilde taraflı ve hasmane tutum ve davranış sergilenerek, iş ve işlemler yürütüldüğünü, tehdit içeren ifadelerde bulunulduğunu, yalancı şahitlik yaptığı bilinen kişilerin ifadeleriyle disiplin cezası verilerek zorunlu nakille denetimli serbestlik tedbiri vermediği bilinen ve ailesine uzak olan Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Kurumuna gönderildiğini; disiplin cezasına karşı
İnfaz Hakimliğine ve adli yönden Savcılığa yaptığı itirazlarına taraflı kararlar verildiğini, Bakanlığa yaptığı başvurularının ise sürekli aynı Savcıya gönderilmesi sebebiyle uzlaştırma metni dahil tüm itirazları göz ardı edilerek kovuşturmaya yer olmadığı yönünde kararlar verildiğini, bu süreçte hakkında verilen kararların tarafına tebliğ edilmediğini, idari ve adli makamlara gönderdiği dilekçelerinin gönderilmediğini, dilekçeler kayda alınmadığı için akıbetlerini sorduğunda “kayıtlarda böyle bir dilekçe olmadığının” belirtildiğini, Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ailesinin ikametine uzak olduğundan nakil talebinde bulunduğunu ancak nakil taleplerinin “kaldırılmamış disiplin cezası bulunması” gerekçesiyle reddedildiğini, disiplin cezasının kaldırılması için Alaşehir İnfaz Hakimliğine yaptığı başvurusuna ilgili
Kurum tarafından yeniden alınan kararın geç gönderilmesi sebebiyle geç karar verildiğini, disiplin cezasının geri çekilmesi diğer ifadeyle iyi halliliğini geç kazanması sebebiyle nakil talebinde bulunamadığını, sonraki aylarda yaptığı nakil taleplerinin ise kapasite doluluğu gerekçesiyle reddedildiğini, pandemi döneminde kronik kalp ve tansiyon hastası olmasına rağmen, pratisyen hekim raporuyla, ailesinin ikametinden uzak, denetimli serbestlik vermediği bilinen bir kuruma yapılan nakil işlemiyle verilen cezasının nakil taleplerinin reddi ile devam ettirildiğini, cezasının kalanında denetimli serbestlik tedbirinden faydalanmak amacıyla yaptığı başvurularına Kurum tarafından yeniden karar alınmayarak, daha önce alınan usulsüz dayanaksız samimiyetin tasdik edilmediğine dair kararın gönderildiğini, buna ilişkin İnfaz Hakimliğine yaptığı itirazların ise aradan 9 ay gibi bir süre geçmiş olmasına rağmen yine
Kuruma yönlendirildiğini, Hakimlik tarafından başvurularına karar verilmekten imtina edildiğini, halen
Cumhuriyet Savcılığında bekleyen başvurularının bulunduğunu, Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı
Kurumuna ilk geldiğinde havalandırması ve ısıtması olmayan bir müşahede odasında tutulduğunu, bu süreçte denetimli serbestlik hakkından faydalanmasının engellendiğini, görüntülü görüşmeden ve diğer suç gruplarına tanınan ilave sürelerin kendilerine tanınmadığını, nakil taleplerinin sürekli reddedildiğini iddia ettiği görülmüştür.
10. Başvuran kendisine yönelik hak ihlallerinin tespit edilmesi amacıyla, dilekçelerinin gönderilmesine yönelik (kamera kayıtları dahil) tüm kayıtların incelenmesini, dilekçelerinin zimmet defteriyle teslim alınarak kayıt altına alınmasını, ACEP sistemindeki butonların aktif hale getirilerek sistem üzerinden gönderim yapılmasının sağlanmasını, koğuştaki kalabalık sebebiyle yaptığı şikayet başvuruları sonucu iyi halliliği kazanamamasının ve nakil taleplerinin reddedilmesinin, kalp ve tansiyon hastası olmasına rağmen, ailesinin ikametinden uzak, denetimli serbestlik vermediğini iddia ettiği Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi
Kapalı Kurumuna naklinin yapılmasının, bu kuruma ilk geldiğinde havalandırması ve ısıtması olmayan
müşahede odasında tutulmasının, denetimli serbestlik tedbirinden faydalandırılmamasının ve kendisine görüntülü görüşme ve ilave süre verilmemesinin hukukiliğinin denetlenmesini talep etmiştir.
11. Başvuranın 26/01/2018-24/12/2021 tarihleri arasında barındırıldığı Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumundaki Kurum Yöneticileri, Ceza İnfaz Kurumu Savcısı tarafından kendisine karşı hukuka aykırı şekilde taraflı ve hasmane tutum ve davranış sergilenerek, iş ve işlemler yürütüldüğü; koğuşların kalabalık olmasından şikâyet ettiği için zorunlu nakle tabi tutulduğu iddiaları hakkında
yapılan inceleme:
11.1. Başvuranın Kurumumuza gönderdiği dilekçelerinin birlikte okunmasından, daha önce bulunduğu infaz kurumundaki idareciler tarafından kendisine yönelik hasmane tutum ve davranışlarda bulunulması, haksız yere disiplin cezaları verilmesi sebebiyle zorunlu nakle tabi tutulduğunu iddia ettiği anlaşılmaktadır.
11.2. İdareden temin edilen bilgi ve belgelerden, başvuranın Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunun 10.12.2021 tarihli ve sayılı kararı ile verilen “hücreye koyma cezasına” istinaden zorunlu nakille Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna geldiği öğrenilmiştir.
11.3. Hücreye koyma cezası 5275 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde düzenlenmiş olup “Kurum tesislerine, araç ve gereçlerine zarar vermek, tünel kazmaya teşebbüs etmek, firara teşebbüs etmek, hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veya isyana kalkışmak, Hükümlü ve tutukluları daha az cezayı gerektiren şekilde kasten yaralamak” gibi eylemler bir günden on güne kadar, “isyan çıkartmak, kuruma ağır zarar vermek, kasten yangın çıkarmak, adam öldürmek veya öldürmeye kalkışmak” gibi kurum disiplin ve düzenine ciddi zararlar verecek eylemler onbir günden yirmi güne kadar hücreye koyma cezası ile cezalandırılabilir. Anılan hüküm uyarınca, infaz kurumunun uygulamalarına yönelik (koğuşun kalabalık olması gibi) şikâyet ya da yakınma niteliğinde kalacak bir eylemin hücreye koyma cezası ile tecziye edilmesi mümkün değildir.
11.4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Zorunlu Nedenlerle Nakil” kenar başlıklı 56 ncı maddesi “ (1) Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler.” Hükmünü amirdir.
11.5. 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin “İkinci Bölüm” 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise
“Hükümlü veya tutuklunun hücreye koyma cezasını gerektiren eylemlerde bulunması hâlinde kurum yönetimince hakkında disiplin işlemi yapılacak, kurum en üst amirinin istemi üzerine Bakanlıkça başka kurumlara nakledilebilecek ve disiplin cezaları yeni kurumlarda çektirilebilecektir.” denmektedir.
11.6. Başvuranın Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun 10.12.2021 tarihli ve sayılı kararı ile verilen hücreye koyma cezasına istinaden, yukarıda yer verilen zorunlu nakle ilişkin amir mevzuat hükümleri uyarınca kurumda disiplin sorunu yaşanmaması adına Genel Müdürlüğün 17.12.2021 tarihli ve sayılı yazısı ile Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği anlaşıldığından, koğuşların kalabalık olması nedeniyle şikâyet ettiği için zorunlu nakle tabi tutulduğu iddiasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
11.7. Diğer bir ifade ile başvuranın nakil işlemi Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri tarafından
Bakanlığın uygun gördüğü bir ceza infaz kurumuna gerçekleştirilmiş olup, Alaşehir M Tipi Ceza İnfaz
Kurumundaki yöneticilerin başvuranı başka bir kuruma nakletme görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Bu bağlamda, başvuranın infaz kurumunca “kronik rahatsızlıkları göz ardı edilerek, ailesinin ikametinden
uzak ve denetimli serbestlik tedbiri vermediği bilinen bir ceza infaz kurumuna gönderildiği” iddiası yerinde olmayıp, bu iddianın “idareciler tarafından kendisine karşı taraflı ve hukuka aykırı davranıldığına yönelik” somut bir bulgu olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir.
11.8. Her ne kadar başvuran tarafından İnfaz Hakimliği tarafından da kendisine karşı taraflı davranıldığı, idarenin uygulamalarına yönelik itirazlarının karara bağlanmadığı iddia edilmiş ise de alt paragraflarda ayrıntılı olarak görüleceği üzere, infaz hakimlikleri tarafından yapılan iş ve işlemler “yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar” kapsamında bulunduğundan, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun 5 inci maddesi uyarınca Kurumumuzca inceleme ve araştırmaya tabi tutulamamaktadır.
12. Başvuranın “denetimli serbestlik tedbirinden faydalandırılmadığı” iddiası hakkında inceleme:
12.1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinin birinci fıkrası “Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.”
Hükmünü amirdir.
12.2. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (ç)
bendinde ise “Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması” hükmü uyarınca da hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmesi için terör örgütünden ayrılması konusunda samimiyetin tasdiki kararının bulunması gerektiği” belirtilmiştir.
12.3. İdareden temin edilen bilgi ve belgelerden, başvuranın tarafsız koğuşa geçme talebine istinaden
Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurum İdare ve Gözlem Kurulu tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, 23.03.2023 tarihli ve sayılı kararıyla “Adı geçen hükümlünün deneme süreci sonucunda terör örgütünden ayrıldığına dair samimiyetin tasdikinin uygun görülmediğinden tarafsız konuma geçme talebinin reddine, 30.10.2023 tarihine kadar denemeye tabii tutulmasına” karar verildiği, anılan karara karşı adı geçenin infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunduğu, Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliğinin 10.04.2023 tarihli, / Dosya ve / Karar sayılı kararıyla şikâyet başvurusunun reddine karar verildiği, karara karşı adı geçenin ağır ceza mahkemesine itiraz başvurusunda bulunduğu, Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2023 tarihli ve /
D.İş sayılı kararıyla itirazının reddine karar verildiği, anlaşılmıştır.
12.4. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un 105/A maddesi uyarınca cezaların koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verileceği, somut dosyada başvuranın terör örgütünden ayrıldığına dair samimiyetin tasdikinin uygun görülmemesine yönelik karara karşı yaptığı itirazın yargı makamlarınca reddine karar verildiği, bu sebeple başvuranın denetimli serbestlik tedbirinden faydalanamadığı anlaşılmış olup, her hal ve karda denetimli serbestlik tedbirinin kullandırılmasına yönelik kararın İnfaz Hakimliğinin görev ve yetkisinde bulunduğu dikkate alındığında, şikayete konu idare
sebebiyle “denetimli serbestlik hakkından faydalanamadığı” iddiasının yerinde olmadığı ve reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
13. Başvuranın İnfaz Hâkimliğine yaptığı başvurulara karar verilmekten imtina edildiği iddiaları
hakkında inceleme:
13.1. 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanununun 4 üncü maddesinde ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da
Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, infaz hâkimliklerinin görevleri arasında sayılmıştır.
13.2. 2709 sayılı T.C. Anayasasının “A. Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesi; “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” 13.3. “Hâkimler ve Savcılar Kurulu” başlıklı 159 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası “Hâkim ve savcıların görevlerini; kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıp yapmadıklarını denetleme; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hal ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını araştırma ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanının oluru ile Kurul müfettişlerine yaptırılır. Soruşturma ve inceleme işlemleri, hakkında soruşturma ve inceleme yapılacak olandan daha kıdemli hâkim veya savcı eliyle de yaptırılabilir.” hükümlerini amirdir.
13.4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında Kurumun görev alanı dışında kalan başvuru konuları tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiş ve bu kapsamda (c) bendi uyarınca “Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar”ın Kurumun görev alanı dışında olduğu düzenlenmiştir.
13.5. Yukarıda yer verilen yasal mevzuat kapsamında “İnfaz Hâkimliğince başvurularına karar verilmesinden imtina edildiği” yönündeki iddianın İnfaz Hâkimliğinin yargısal nitelikli faaliyetine yönelik bir iddia olduğu, “yargı yetkisi” kapsamında kalan başvurunun “kurumun görev alanına girmediği”, infaz hâkimliklerine yönelik şikâyetlerin Hâkimler ve Savcılar Kuruluna yöneltilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
14. Başvuranın kurum ve kuruluşlara gönderdiği dilekçelerinin kayda alınmadığı iddiaları
hakkında inceleme:
14.1. Anayasanın 74 üncü maddesinde vatandaşların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahip olduğu, kendileriyle ilgili başvurmaların sonucunun gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirileceği hüküm altına alınmıştır.
14.2. 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunda da benzer bir hükme yer verilmiş, Kanunun “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7 inci maddesinde ise “başvuruların sonucunun veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verileceği, işlem safahatının duyurulması halinde alınan sonucun ayrıca bildirileceği” düzenlenmiştir.
14.3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” kenar başlıklı 68 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca hükümlü ve tutuklular resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebilmektedir.
14.4. İdare tarafından, başvuranın iddialarına yönelik olarak, şikayete konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin muhataplarına ivedilikle gönderildiği, ayrıca
Kurum idaresine yazmış oldukları istek, talep ve öneri içerikli dilekçelerine de 3071 sayılı Dilekçe
Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun’da belirtilen süreleri aşmayacak şekilde cevap verildiği belirtilmiştir.
14.5. İdare tarafından ayrıca UYAP Bilişim Sisteminin tetkikinde, adı geçenin Kurum uygulamalarını şikâyet ettiği dilekçeler de dâhil olmak üzere 133 dilekçesinin ilgili makamlara gönderildiğinin tespit edildiği, herhangi bir dilekçesinin gönderilmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı ifade edilerek, son 6 ay içerisinde resmi makamlara gönderdiği dilekçeleri yazı ekinde Kurumumuza gönderilmiştir.
14.6. Bu kapsamda, başvuranın 11.10.2021 tarihli Adalet Bakanlığına hitaben yazmış olduğu dilekçesine
Genel Müdürlüğün 21.10.2021 tarihli ve sayılı yazısıyla cevap verildiği, 29.04.2022 tarihli
Adalet Bakanlığını muhatap dilekçesine Genel Müdürlüğün 11.05.2022 tarihli, ve sayılı yazılarıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla gereğine tevessül edildiği, ayrıca bahse konu dilekçede yer alan şikayetlere ilişkin olarak Alaşehir Cumhuriyet
Başsavcılığının 20.06.2022 tarihli, / Dosya ve / Karar sayılı kararıyla soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, 01.12.2022 tarihli terör örgütünden ayrıldığına dair samimiyet tasdiki işlemleri ve denetimli serbestlik tedbirleri kapsamında tahliye talebine ilişkin dilekçesine
Genel Müdürlüğün 08.12.2022 tarihli ve sayılı yazısıyla cevap verilerek adı geçene
12.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, 02.12.2022 tarihli nakil talep dilekçesine Genel Müdürlüğün
06.12.2022 tarihli ve sayılı yazısıyla cevap verilerek adı geçene 12.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği,
14.12.2022 tarihli nakil ve denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin dilekçesine Genel Müdürlüğün
21.12.2022 tarihli ve sayılı yazısıyla cevap verilerek adı geçene 22.12.2022 tarihinde tebliğ
edildiği tespit edilmiştir.
14.7. Başvuranın Kurumumuzu muhatap 08.02.2023 tarihli dilekçesi üzerine Kurumumuzca verilen
03.03.2023 tarih ve 2023/2588- sayılı Gönderme Kararına cevaben başvurana tebliğ edilmek
üzere Genel Müdürlüğün 25.07.2023 tarihli ve sayılı yazısının Afyonkarahisar Cumhuriyet
Başsavcılığına gönderildiği hususu da Kurum kayıtlarımızdan tespit edilmiştir.
14.8. İdare tarafından Kurumumuza gönderilen başvurana ait dilekçeler ile dilekçelerin gönderildiği infaz kurumu üst yazılarının incelenmesinden, başvuranın infaz uygulamalarını ve kişileri şikâyet ettikleri de dâhil olmak üzere dilekçelerinin ilgili makam ve mercilere yasal süresinde gönderildiği tespit edilmiş, bununla birlikte gönderilmeyen ya da kaybolan dilekçesi var ise Kurumumuzca tespiti mümkün olmadığından “kurum ve kuruluşlara gönderdiği dilekçelerinin kayda alınmadığı, gönderilmediği” yönündeki iddianın sübuta ermediği, eldeki veriler ışığında şikâyetin yerinde olmadığı ve reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
15. Başvuranın ACEP sistemindeki butonların aktif hale getirilerek sistem üzerinden gönderim
yapılmasının sağlanması talebi hakkında yapılan inceleme:
15.1. Yukarıda da belirtildiği üzere; hükümlülerin mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı 5275 sayılı Kanunun 68 inci maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede “hükümlülerin, anılan maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendilerine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri
kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahip olduğu belirtilmiş, madde hükmü 2021 yılında
7328 sayılı Kanunla genişletilmiştir.
15.2. Yapılan değişiklikle, hükümlülerin, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilecekleri; resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen iletilerin, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabileceği hükme bağlanmıştır.
15.3. İdare tarafından bu amaca yönelik olarak özetle, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına
Entegrasyonu Projesi (ACEP) geliştirildiği, proje kapsamında içerik itibariyle geliştirilebilir bir tasarım tercih edildiği, şu anda sesli ve görüntülü görüşme, sayım, dilekçe, kantin sipariş ve online ödeme, kütüphane kitap talebi, e-mektup, e-doktor ve Bakanlık iletişim uygulamaları olduğu, yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak Ülkemiz geneli ilgili ceza infaz kurumunda gerekli teknik altyapının kurulumunun tamamlanmasının gerektiği, bu kapsamda gerekli yazılım ve altyapı çalışmalarının devam ettiği bildirilmiştir.
15.4. İlgili mevzuat, başvuranın iddiaları ve idarenin açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, tutuklu ve hükümlülerin mektuplarını elektronik ortamda gönderebilmeleri için idarece tutuklu ve hükümlülerin elektronik ortamda mektup alıp/göndermelerine olanak sağlayacak yasal ve idari çalışmaların başlatıldığı,
2021 yılında 5275 sayılı Kanunda yapılan değişiklikle konuya ilişkin hukuki altyapının tamamlandığı,
yasaya uygun olarak teknik hizmet altyapısı için idarece çalışmaların devam ettiği, çalışmaların tamamlanmasından sonra hükümlü ve tutukluların multimedya cihazlar üzerinden e-mektup ve e-dilekçe uygulamalarını kullanılabileceği, bu kapsamda başvuranın talebinin ilerleyen dönemde karşılanabileceği değerlendirilmiştir.
16. Başvuranın “havalandırması ve ısıtması olmayan bir müşahede odasında tutulduğu” iddialarına
yönelik inceleme:
16.1. Başvuranın havalandırması ve ısıtması olmayan bir müşahede odasında tutulduğuna yönelik iddiaları” ile ilgili olarak olay tarihinde, Covid-19 tedbirleri kapsamında Kurumda bulaşıcılığın önüne geçilmesi için adı geçenin Kuruma kabul tarihi olan 24.12.2021 tarihinden 14.01.2022 tarihine kadar
Geçici-1 no.lu odaya yerleştirildiğini bildirmiştir.
16.2. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) COVID-19 olarak adlandırılan yeni tip koronavirüsü (SARS-CoV-2) 30
Mart 2020’de pandemi olarak ilan etmiş, 15 Mart 2020 tarihli Hapishanelerde ve diğer alıkonulma yerlerinde COVID-19’un hazırlığı, önlenmesi ve kontrolü adlı raporunda hapishaneleri, bulaşıcı hastalıkların enfeksiyon kaynağı olabilecek mekanlardan birisi olarak nitelemiştir.
16.3. Ceza infaz kurumlarında COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirlere yönelik olarak 2023/11129 başvuru sayılı dosya kapsamında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden alınan 28/09/2023 tarihli yazıda; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56 ncı maddesi, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun salgın hastalık ve hastalık halinde alınacak tedbirlere ilişkin 64 ve 72 nci maddeleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında, Dünya
Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilen Covid-19 hastalığının ceza infaz kurumlarında yayılması ve öldürücü etkisinin azaltılabilmesi amacıyla virüsün Türkiye’de görüldüğü ilk tarihten bu yana Sağlık
Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda ceza infaz kurumlarında birçok tedbir alındığı ve bazı kısıtlamalara gidildiği, Tüm hükümlü ve tutuklulara yeteri kadar ücretsiz temizlik ve hijyen malzemesi dağıtıldığı, hükümlü ve tutuklulara sunulan iaşe bedeli artırılarak bağışıklık sistemini güçlendirecek şekilde gıda çeşitliliğine özen gösterildiği, … ceza infaz kurumuna ilk defa kabul edilecek olan hükümlü ve tutukluların kolluk tarafından ceza infaz kurumlarına tesliminden önce, hastaneye götürülerek ilgilinin Covid-19 açısından muayenesi yapılarak PCR testinin sonucuna göre hareket edilmesinin sağlandığı, ilk kabulde Covid-19 semptomu bulunduğu değerlendirilen hükümlü ve tutukluların, doktor tavsiyesine göre ceza infaz kurumunda ayrı koğuşlarda veya hastane ortamında gözlem ve tedavileri tamamlandıktan sonra ceza infaz kurumlarına alındığı, … Kuruma ilk defa kabul edilen hükümlü ve tutukluların, 14 gün boyunca özel oda/koğuşlarda izole edildiği, izolasyon sürecinin bitiminde girişte yapılmış olan PCR testine ek olarak yeni bir PCR testi yapıldığı, PCR testi negatif çıkan hükümlü ve tutukluların oda/koğuş planlanmasına geçildiği, izolasyon süreci içerisinde hastalık belirtisi gösteren veya izolasyon sonrası PCR testi pozitif çıkanların, koruyucu önlemler alınarak ivedilikle ilgili sağlık kurumuna sevk edildiği” hususlarına yer verilmiştir.
16.4. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin (f) fıkrası
“Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.” ve 27 inci maddesi (1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, … zorundadır.” hükümlerini amirdir.
16.5. Başvuranın Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Kapalı Kurumuna ilk geldiğinde Covid-19 salgını olması sebebiyle ilgili mevzuat kapsamında Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda infaz kurumlarına gönderilen talimatlar doğrultusunda müşahede odasında tutulduğu tespit edilmiş, söz konusu odada tutulmasının hukuka aykırılık teşkil etmediği belirlenmiştir.
16.6. Başvuran söz konusu odanın havalandırması ve ısıtması olmadığını diğer bir ifadeyle barınmaya uygun olmadığını iddia ederek, şikayet konusu etmiştir.
16.7. İdare tarafından söz konusu odanın genişliği 45,13 m² olduğu, odanın 2 adet 1,20 m² tuvaleti, 49,44 m² havalandırma bölümü (bahçesi) ve 1 tanesi 60×60 cm, 3 tanesi de 125×125 cm uzunluğunda olmak üzere
4 adet açılabilir penceresi bulunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
16.8. Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallarının (Nelson Mandela Kuralları)
14 üncü maddesinde Mahpusların yaşamaları ve çalışmaları istenen yerlerde, pencerelerin, mahpusun gün
ışığında okuyabilmesine veya çalışabilmesine imkân verecek yeterli büyüklükte ve havalandırma tertibatı yapılmış olsa da temiz havanın girebileceği bir biçimde tertip edilmesi gerektiği, mahpusun okuma veya çalışması için, görme yeteneğine zarar vermeyecek ölçüde yeterli aydınlatma sağlanacağı, belirtilmiştir.
16.9. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT) “Cezaevlerinde Mahkûm Başına Düşen Yaşam Alanı: CPT Standartları” başlıklı belgede (CPT/Inf (2015) 44, 15 Aralık 2015) infaz kurumlarında asgari yaşam alanı standardının tek kişilik bir oda için 6 m² olduğu, odada ayrıca (genellikle 1 m² ila 2 m² tutarında) bir banyo/tuvalet eklentisi bulunması gerektiği belirlenmiştir. Ayrıca mahpusların tüm yaşam mekânlarında (hem tek kişilik hem de çok kişilik hücrelerde), okuma amaçları için yeterli olan yapay aydınlatmanın yanı sıra doğal ışığa da erişebilmesi gerektiği, hücrelerin içindeki havanın sürekli yenilenmesini sağlamak için yeterli havalandırma olması gerektiği ve hücrelerin yeterince ısıtılması gerektiği belirtilmiştir.
16.10. Başvuranın bulunduğu kuruma ilk geldiği dönemde tutulduğu müşahede odasının yukarıda belirtilen standartlar kapsamında incelenmesinden, odanın asgari standartları karşıladığı, nakil gittiği mevsim itibariyle havalandırma bölümünü (bahçesini) yeterince kullanamayacağı kabul edilse dahi odada
4 adet açılabilir pencerenin bulunduğu dikkate alındığında, odada havalandırma sorunu olduğundan söz
edilemeyeceği, iddianın reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
16.11. Öte yandan, idare tarafından odanın “ısıtmasının olmadığı” yönündeki iddiaya yönelik herhangi bir açıklamada bulunulmamakla birlikte, belirtilen dönemde hükümlü ve tutukluların sağlıklarını korumak amacıyla ileri düzeyde tedbirler alındığı, başvuranın odada kaldığı süre boyunca odanın yeterince ısıtılmaması sebebiyle herhangi bir rahatsızlık yaşadığına yönelik somut bir bilgi-belgeyi (doktor raporu, vb.) dosyaya sunmadığı hususları dikkate alındığında, iddianın soyut kaldığı değerlendirilmiştir.
17. Başvuranın görüntülü görüşmeden ve diğer suç gruplarına tanınan ilave sürelerin kendilerine
tanınmadığı iddiaları hakkında inceleme:
17.1. Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi kararlarında mahpusların, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma” olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak alanında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan hakların sınırlanabileceği ifade edilmiştir (AYM; Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014).
17.2. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlülerin, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilecekleri, … bu hakkın, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabileceği” düzenlenmiştir.
17.3. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “İdare ve gözlem kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 28. Maddesinin 2/f bendinde ise “Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo, televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkının kısıtlanmasına karar vermek…” idare ve gözlem kurulunun görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
17.4. Anılan Yönetmeliğin “Telefonla görüşme hakkı”nın düzenlendiği 74 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde de “telefon görüşmelerinin … görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresinin otuz dakika olarak uygulanacağı, haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edileceği ve bu sürenin devredilemeyeceği” belirtilmiştir.
17.5. Kurumumuza yapılan bu ve benzer nitelikteki başvurulara idare tarafından “Ceza infaz kurumlarında görüntülü görüşme dâhil telefon görüşmelerinin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’un 66 ncı maddesi ve anılan Yönetmeliğin 74 üncü maddesi çerçevesinde gerçekleştirildiği, 17.6. Ayrıca, Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu E-Görüş Projesi (ACEP)
kapsamında görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu
kurumların sistem kabulünün yapılmaması nedeniyle Bakanlıkça belirlenmediği, söz konusu sistemin kabul işlemleri tamamlanarak ilgili kurumun Bakanlıkça belirlenmesi durumunda adı geçen hakkında suç grubu nedeniyle mevcut durum itibarıyla yukarıda yer alan mevzuat hükümleri uyarınca işlem tesis edileceği” şeklinde yanıt verilmiştir.
17.7. Somut dosyada başvuran “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin 15/10/2018 tarih ve / esas, / karar sayılı ilamı ile hapis cezasına hükümlü bulunmakta olup, görüntülü görüşme ve ilave süre hakkından faydalandırılmadığını, haftalık sadece 10 dakika sesli görüşme yapabildiğini ifade etmektedir.
17.8. Talebin ilgili mevzuat kapsamında incelenmesinden, “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçundan hükümlü olan başvuranın ilgili mevzuat çerçevesinde haftalık 10 dakika sesli görüşme hakkından faydalandırıldığı, görüntülü görüşme ve ilave süreye yönelik talebi ile ilgili olarak, Bakanlıkça görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu kurumların sistem kabulünün tamamlanması akabinde başvuran hakkında ilgili mevzuat hükümleri uyarınca yeniden işlem tesis edileceği anlaşılmıştır. Yapılan uygulamanın genele şamil olduğu, başvurana karşı taraflı bir uygulama yapılmadığı, idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.
18. Başvuranın “naklinin ailesinin ikametine uzak bir kuruma yapıldığı” iddiası hakkında inceleme:
18.1. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
18.2. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik, ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
18.3. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
18.4. Somut dosyaya başvuran tarafından sunulan dilekçenin incelenmesinden; başvuranın Afyonkarahisar
1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta olduğu, hali hazırda infaz edilmemiş ve
kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı, 03/04/2023-12/10/2023 tarihleri arasındaki yaklaşık 6 aylık süre zarfında eşi, çocukları, annesi ve kardeşi tarafından 8 farklı tarihte ziyaret edildiği, son nakil talebinin CTE Genel Müdürlüğünün 28/07/2023 tarihli yazısıyla olumsuz yanıtlandığı anlaşılmıştır.
18.5. Başvuranın nakil talebinin reddine yönelik işlemde idare tarafından özetle, başvuranın suç grubu nedeniyle, yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda olduğu, bu kurumlara yapılan nakil talepleri değerlendirilirken kurumlarının kapasitesi, güvenliği, hangi suç türüne ait odaların bulunduğu ve doluluk oranlarının yanı sıra hükümlü ve tutukluların ceza miktarları ve örgütteki konumları gibi hususların da dikkate alındığı, başvuranın talep
ettiği kurumların kapasitelerinin %110-%196 arasında dolu olduğu, belirtilen gerekçelerle başvuranın nakil talebinin uygun görülmediği, kurumların kapasite verileri gün aşırı değiştiğinden başvuranın nakil dönemlerinde dilekçesi ile nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevcut verilere göre yeniden değerlendirileceği bildirilmiştir.
18.6. İdarenin ret işlemine dair gerekçeleri değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesinin” üstünde bir doluluğun varlığı hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
18.7. Kurumumuzca başvuranın nakil talebinin değerlendirilmesinde; hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmalarının, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle her zaman mümkün olmadığı, başvuranın nakil talebinde bulunduğu ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması sebebiyle talebinin reddedildiği dikkate alındığında nakil talebin reddine dair idari işlemin hukuka uygun olduğu, buradan hareketle idare tarafından kendisine karşı taraflı ve kötü niyetli bir yaklaşımda bulunulduğunun söylenemeyeceği değerlendirilmiştir.
19. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın idarenin kendisine yönelik hukuka aykırı, taraflı, hasmane tutum ve davranışlarda bulunulduğu iddiasını öne sürerek buna örnek olarak verdiği zorunlu nakline, denetimli serbestlik tedbirinden faydalandırılmamasına, dilekçelerinin muhataplarına gönderilmemesine, havalandırması ve ısıtması olmadığını iddia ettiği bir odada tutulmasına, görüntülü görüşme ve ilave süre haklarından faydalandırılmamasına yönelik iş ve işlemlerin, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, hukuka ve hakkaniyete uygun olarak gerçekleştirildiği, bu bağlamda idarenin kendisine yönelik hasmane tutum ve davranışından söz edilemeyeceği değerlendirilmiş olup, şikâyetin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; idare tarafından Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin yazıya ve başvuranın dilekçelerine süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme” ve
“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili mahkemede yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi