ÖZET: Başvuran, ceza infaz kurumunda mevcut hastalığının tedavi, kontrol ve beslenme rutinine uyulmadığı gerekçesiyle nakil talep etmiştir. İdare, başvuranın sağlık durumunun takip edildiğini, gerekli tedavi ve ilaçların sağlandığını, ayrıca özel diyet listesine uyulduğunu savunmuştur. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde, mahkumların sağlık ve esenliğini koruma yükümlülüğü devletin sorumluluğundadır. Ancak, başvuranın sağlık durumu ile ilgili yapılan muayenelerde, hastalığının ilerlemediği, aksine gerilediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla, başvuranın nakil talebinin reddi hukuka uygun bulunmuştur. Ayrıca, başvuranın beslenme düzeninin tıbbi gerekliliklere uygun olmadığına dair bir tespit yapılmış ve bu konuda Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/5921-S.21.9550

BAŞVURU NO : 2020/98952

KARAR TARİHİ : 12/04/2021

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuranın, barındırılmakta olduğu Ceza İnfaz Kurum idaresi ve

BAŞVURUNUN KONUSU :

görevlilerince mevcut hastalığının tedavi, kontrol ve beslenme rutinine uyulmadığı iddialarına dayalı sağlık durumuna ve aile hayatına bağlı nakil istemine havidir.

BAŞVURU TARİHİ : 22/10/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda barındırılmakta olan başvuran özetle; geçmişte tek taraflı nefrektomi operasyonu geçirdiğini, kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastası olduğunu ve şikayete konu ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin mevcut hastalığının tedavi, kontrol ve beslenme rutinine uymadığını, bu nedenle hastalığının seyrinin ilerlediğini, yılda en fazla %1 ila 2 arasında seyretmesi beklenen böbrek fonksiyon kaybının %15 olarak gerçekleştiğini beyan ederek; kampüsü içerisinde hastanesi bulunan ve aynı zamanda ailesinin ikameti yakınında bulunan Sincan Ceza İnfaz Kurumları ya da Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünden birisine naklinin sağlanmasının Kurumumuzdan talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 30/10/2020 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 18/01/2021 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde; 2.1.Başvuranın, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,

2.2.Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e)

bendinde ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, 2.3. Bu nedenle, birçok ceza infaz kurumunda kapasitesinin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususların göz önünde bulundurulduğu ve her talebin uygun değerlendirilemediği, 2.4. Adı geçenin şu anda barındırıldığı Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1670, mevcudunun 2050, doluluk oranının %123 olduğu, naklini talep ettiği; Sincan 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1764, mevcudunun 1484, doluluk oranının %84, Sincan 2 No’lu L Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1724, mevcudunun 1756, doluluk oranının %102, Eskişehir L

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1200, mevcudunun 1437, doluluk oranının %120, Silivri

1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2321, doluluk oranının

%138, Silivri 2 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1716, mevcudunun 2587, doluluk oranının %151, Silivri 3 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2274, doluluk oranının %136, Silivri 4 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1704, mevcudunun 2608, doluluk oranının %153, Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2256, doluluk oranının %135, Silivri 6 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunun kapasitesinin 1704, mevcudunun 2462, doluluk oranının %144, Silivri 7 No’lu L Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1704, mevcudunun 2048, doluluk oranının %120, Silivri 8 No’lu L

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1677, mevcudunun 2341, doluluk oranının %140 olduğu, 2.5. Ayrıca, adı geçenin “Silâhlı terör örgütüne üye olma (FETÖ/PDY)” suçundan tutuklu olması nedeniyle,

5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı

ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği, 2.6. Yukarıda belirtilen kapalı ceza infaz kurumlarının, tamamının yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olmayıp bir bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumu olması nedeniyle, adı geçenin barındırılabileceği oda sayısının kısıtlı ve odaların kapasitelerinin de dolu olduğu, 2.7. Ayrıca, adı geçenin nakil talebinde bulunmuş olduğu ceza infaz kurumları incelendiğinde, Ankara, İstanbul ili ve çevresine öncelikli nakil talebinde bulunduğu tespit edilmiş olup Ankara, İstanbul ili ve çevresinin suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu, Ankara, İstanbul ili ve çevresinde bulunan ceza infaz kurumlarına duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığı, sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, 2.8. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, adı geçenin de sağlık durumuna ilişkin gerek Kurum revirinde, gerekse de Devlet hastanelerinde tedavisinin yaptırıldığı,

2.9. Bu kapsamda; adı geçenin 09.03.2019 tarihinde anılan Kurumda barındırılmaya başlandığı ve

11.03.2019 tarihinde ilk kabul muayenesinin yapıldığı, yapılan muayene sonucunda astım ve kronik böbrek

hastalığının olduğunun tespit edildiği, böbrek yetmezliği rahatsızlığı nedeni ile 09.03.2019-27.08.2020 tarihleri arasında 19 defa Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinin Nefroloji Polikliniğine sevk edildiği, gerekli tetkik ve tedavilerinin yapıldığı, reçete edilen ilaçların kendisine teslim edildiği, adı geçenin 03.01.2020 tarihinde Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi Nefroloji Polikliniğinde olan randevusuna dilekçe vererek gitmek istemediğini beyan ettiği, 2.10. Diğer yandan, adı geçenin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16 ncı maddesi kapsamında ceza ertelemesi talebinin bulunmadığı ancak Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin

02.08.2019 tarihli ve Esas sayılı müzekkeresine istinaden, adı geçenin ceza infaz kurumunda

kalmasının hayati tehlike oluşturup oluşturmayacağı hususunda rapor aldırılmak üzere Balıkesir Atatürk

Şehir Hastanesine sevk edildiği, anılan Hastane tarafından tanzim edilen 03.09.2019 tarihli ve sayılı sağlık kurulu raporunda; “Ceza infaz kurumunda kalması hayati tehlike oluşturmaz.” ifadelerine yer verildiği, 2.11. Bunun yanı sıra, adı geçenin düzenli olarak ilaçlarını kullandığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu, adı geçen hakkında ceza tehiri işlemlerinin tekrar başlatıldığı, buna istinaden 14.09.2020, 17.09.2020 ve

24.09.2020 tarihlerinde Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesine sevk edildiği, gerekli muayene ve tetkiklerinin

yapıldığı, ilgili hastane tarafından rapor tanzim edilmesinin beklenildiği, 2.12. Adı geçenin böbrek işlevinin %30’a düştüğü ve belirli şartların oluşması ya da oluşmaması durumunda böbreğini kaybetme riski bulunduğu yönünde herhangi bir doktor raporunun bulunmadığı, beslenmesinin diyet menüsü olarak yapıldığı, 2.13. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin de sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı, 2.14. Diğer yandan, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara dağıtımı yapılan yemeklerin günlük kalori miktarının Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız tarafından birlikte kararlaştırıldığı, söz konusu kalori miktarını teminen ceza infaz kurumlarının günlük asgari beslenme ihtiyacının belirlendiği, bu kapsamda

26.05.2005 tarihli ve 25978 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve Tutuklular

ile Ceza İnfaz Kurumu Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin 4 ve 5 inci maddesi uyarınca günlük iaşe bedeli

13.03.2020 tarihli Bakan Olur’u ile 13.03.2020 tarihinden itibaren uygulanmak üzere; hükümlü ve

tutuklular ile görevi başında bulunan personel için 8,50 TL’den 10,00 TL’ye, ceza infaz kurumlarında barındırılan çocuk hükümlü ve tutuklular için 12,00 TL’den 18,00 TL’ye, kurumda annesiyle birlikte kalan çocuklar ile süt emziren hükümlü ve tutuklu anneler ve hamileler için 12,00 TL’den 18,00 TL’ye yükseltildiği, 2.15. 5275 sayılı Kanun’un “Hükümlünün Beslenmesi” kenar başlıklı 72 nci maddesinde de düzenlendiği gibi hükümlü ve tutuklulara; kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak

besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş, sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besin verildiği ve içme suyu sağlandığı, 2.16. Hükümlü ve tutuklular ile kurum personelinin doğru ve sağlıklı beslenmesi amacıyla yemeklerin uzmanlar tarafından hazırlandığı, inancı gereği veya vegan, vejetaryen, diyet yemek gibi özel durumu olan hükümlü ve tutukluların beslenmesi ile ilgili de düzenlemelerin yapıldığı, 2.17. Hastaların İaşe Edilmesi başlıklı 9 uncu maddesinde (Değişik:RG-28/3/2012-28247) “Hasta hükümlü ve tutukluya, diyetisyen veya hekimlerin belirleyeceği besinler verilir. İnancı gereği veya vegan, vejeteryan türü özel bir beslenme şekline sahip hükümlü ve tutukluların talepleri, iaşe miktarı ile sınırlı kalmak üzere karşılanır.” hükmü ile Gıda Maddelerinin Kontrolü başlıklı 17 nci maddesinde “Ambardan kurum mutfağına teslim edilen gıda maddelerinin eksiksiz olarak iaşeye dahil edilmesi, pişirilmesi ve dağıtılması, ikinci müdür veya görevlendirilen bir yetkili ile varsa kurum hekimi tarafından müştereken sıkı bir şekilde kontrol edilir. Bu işlemin yerine getirilip getirilmediği zaman zaman müdür tarafından denetlenir.” hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.18. Adı geçenin böbrek rahatsızlığı ve Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinin 22.11.2019 tarihli ve sayılı raporu dikkate alınarak ayrı bir diyet menüsü çıkarıldığı ve tedavisine yönelik olarak reçete edilen ilaçların tedarik edilerek tedavisine devam edilmekte olduğu, 2.19. Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin, güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcutlarının günaşırı değiştiği, 2.20. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil talepleri Genel Müdürlüğe ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasitelerinin o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, 2.21. Covid-19 tedbirleri kapsamında, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü/tutuklu nakilleri geçici olarak durdurulmuş olup ikinci bir talimata kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması, Bakanlığa gönderilmemesi ve mahallinde reddedilmesinin uygun görüldüğü, 2.22. Bu nedenle, şu an itibarıyla adı geçenin talep ettiği kapalı ceza infaz kurumlarına naklinin sağlanmasının mümkün olmadığı, Bilgilerinin verildiği ve cevabi yazı ekinde başvuran adına düzenlenmiş Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi durum bildirir sağlık kurulu raporları ile 29/09/2020 – 28/10/2020 tarih aralığına ait Balıkesir Ceza İnfaz

Kurumu Hükümlü-Tutuklu ile Görevi Başında Bulunan Memurların Diyet Yemek Listesini içerir bilgi ve belgelerin yer aldığı görülmüştür.

3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumu Müdürlüğü’nden 30/10/2020 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Müdürlüğün 16/11/2020 tarihli cevabi yazı ve eklerinde, yukarıda 2 no’lu paragraf altında yer verilen Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü cevabi yazı içeriğinde bulunan bir kısım bilgi ve belgeler ile,

3.1. Başvuranın, sağlık durumunun takibinin Kurumda bulunan aile hekimince yapılmakta, tedavisine yönelik reçete edilen ilaçlar ile diyet menüsünün kendisine verilmekte olduğu, ayrıca tutuklu hakkında 03/09/2019 tarihli cezaevinde kalmasında sakınca bulunmadığı yönünde sağlık kurulu raporu olmasına karşın, sağlık durumunun tespiti amacıyla resen ceza tehir işlemleri yeniden başlatılmış olduğu, Balıkesir

Atatürk Şehir Hastanesi’nin 29/09/2020 tarihli Sağlık Kurulu Raporunda “ hayatını yalnız idame eder” yönünde rapor tanzim edildiğinin tespit edildiğini, bu itibarla da tutuklunun ceza infaz kurumunda kalmasında sağlığı açısından engel bir durum bulunmadığını, 3.2. Başvurana genel diyet menüsü verilmekte iken, 01/06/2020 tarihinde yayımlanan 172 No’lu Ceza İnfaz

Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığı Erişimi ve

Tedavileri, Tedavi Nedeniyle Nakiller, Ceza Tehir İşlemleri konulu Genelgenin hükümlü ve tutukluların sağlık işlemleri ile ilgili daha açıklayıcı olduğu ve anılan genelge hükümleri çerçevesinde başvurana özel diyet yemeği çıkarılmakta olduğu, Bilgilerinin verildiği ve cevabi yazı ekinde başvurucu adına düzenlenmiş Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi durum bildirir sağlık kurulu raporları ile 29/09/2020 – 28/10/2020 tarih aralığına ait Balıkesir Ceza İnfaz

Kurumu Hükümlü-Tutuklu ile Görevi Başında Bulunan Memurların Diyet Yemek Listesini içerir bilgi ve belgelerin yer aldığı görülmüştür.

4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi

Başhekimliği’nden 07/01/2021, sayılı ve 27/01/2021 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, adı geçen Başhekimlik 21/01/2021 ve 15/02/2021 tarihli cevabi yazılar ve eklerinde, 4.1. Hastanın, Nefroloji Polikliniğinde Evre 4 Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) tanısı ile takipli olup, yapılan tetkiklerinde kronik böbrek yetmezliğinin stabil olarak seyrettiği ayrıca hastanın diyet konusunda diyet polikliniğine yönlendirildiği, cezaevinin diyet yemek vermesi için cezaevine not yazıldığı, hastanın durumu ile ilgili aynı zamanda mahkumların getirildiği sevk evraklarına el yazısı ile tıbbi muayenelerine ilişkin durum bildirimi yapıldığının öğrenildiği, hastanın tıbbi muayenesi sonrası yapılan tetkik sonuçlarına göre raporlu ilaç kullanmasını veya diyalize girmesini gerektiren bir durum olmadığı, her kontrolünden tetkik sonuçları değerlendirilip, ihtiyaç durumuna göre reçete verildiğinin öğrenildiği, 4.2. Başvuranın, diyet polikliniğine 03/10/2019 tarihinde sevk edildiği ve kendisine içinde uygulanması gereken beslenme rehberi bulunan “Kronik Böbrek Hastalığı İle Yaşamak” isimli kitapçık verildiği, önerilerde bulunulduğu, 4.3. 11/02/2021 tarih ve sayılı üst yazı ile hastane diyetisyeninden konunun tetkiki istendiği, Hastane Diyetisyeni imzasına havi ekli cevabi yazı içeriğinde; hasta Ramazan Sarıkaya’ya ilişkin

Ceza İnfaz Kurumu tarafından sunulan yemek listesinin incelendiği, Hastane tarafından hastaya verilen

“Kronik Böbrek Hastalığı İle Yaşamak” kitapçığında belirtildiği üzere “ Kurubaklagiller, bulgur, balık, ıspanak, mantar gibi besinlerin bu hastalık diyetinde tüketilmemesi gereken besinler olduğu, Ceza İnfaz

Kurumu tarafından sunulan yemek listesinde görüldüğü üzere bu besinlere yer verildiği, KBY için Ceza

İnfaz Kurumu tarafından sunulan yemek listesinin uygun olmadığının görüldüğü” bilgisinin verildiği, hastayı muayene eden hekimin diyetin uygulanması için cezaevi koşullarında yetkililere önerme yapmak dışında herhangi bir yaptırım gücü olmadığı,

4.4. Hastaya rutin kontrolleri ve diyeti dışında herhangi bir öneri bulunmadığı, 4.5. Hastanın HBYS sisteminden kontrolü sağlandığında Mart 2020/Ağustos 2020 arasında hastane poliklinik ve muayeneleri ve çıktıları mevcut olduğu, ( EK ; 10 adet ekran çıktısı) hastaya Dahiliye, Nöroloji, Nefroloji ve Üroloji Poliklinik muayenesi yapıldığı, cezaevi tarafından sevki uygun görülen her hastanın, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakiller İle

Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında 3lü Protokol 28inci maddesi “Acil veya hayati bir sağlık sorunu dışında hükümlü ve tutukluların muayene, tetkik, tahlil ve tedavileri için sağlık kurum ve kuruluşlarına şevklerinde, mümkün olduğu ölçüde önceden randevu alınır ve şevkler jandarma tarafından randevu saatinde sağlık kuruluşunda hazır olunacak şekilde yapılır.” Bu protokol dışında kalınan durumda

Ceza İnfaz Kurumundan Hastaneye getirilen mahkum hastalarına o günkü icapçı hekime randevu verildiği, Ramazan Sarıkaya’nın sevki sonrası gerekli tıbbi muayenesinin Hastane ilgili poliklinikleri tarafından yapıldığı, 4.6. Hastanın en son 28/01/2021 Rapor Tarih ve rapor no ile T.C. Sağlık Bakanlığı

Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi’nden Durum Bildirir Sağlık Raporu almış olup, kararın içeriğinin, “Cezaevinde kalabilir, oybirliği ile verilen Sağlık Kurulu Kararıdır.” şeklinde olduğu, 4.7. Hastanın beyanı üzerine ilgili hekimden konu hakkında bilgi alındığı, ekli doktor imzasına havi değerlendirmede; “Glomerüler filtrasyon Hızı (GFR) böbrek fonksiyonlarının ölçümlerini gösterir. GFR ölçümü labratuvar tetkik açısından zahmetli olması nedeni ile tüm dünyada tahmini GFR (EGFR)

hesaplanması kullanılır. Diğer ismiyle EGFR olan GFR, böbreklerin çalışma esnasında çalışma durumlarını ve fonksiyonlarını belirleyen test türüdür. Sadece hastalıkların teşhis edilmediği GFR testlerinde, önemli sayılabilecek bulgulara rastlanabilir. Ramazan Sarıkaya’ya 03/09/2019 tarihinde uygulanan bu test sonucu 27 ml/dk çıkmış olup 25/01/2021 de yapılan testi GFR 34 ml/dk çıkmış, bu durumda bu sonuç kriterlere göre 3üncü evre böbrek yetmezliğini göstermektedir. Hastanın 2 senelik muayene sonuçları değerlendirildiğinde 4 evre KBY ( Kronik Böbrek Yetmezliği) iken 3 evre KBY ye gerilediği, yani böbrek fonksiyonlarının daha iyi olduğu görülmektedir.” , Bilgilerinin verildiği ve 05/03/2020 – 25/08/2020 tarih aralığında başvuran adına düzenlenmiş hastane başvuruları ve verilen reçete ekran çıktıları, Kurum revir hizmetleri, Kronik Böbrek Yetmezliği İle

Yaşamak Kitapçık kapak örneği, diyet polikliniğine başvuru ekran çıktısı, Hastane Diyetisyeni değerlendirmesine havi yazı örneği, Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi’nden Durum Bildirir Sağlık Raporu

Örneği, doktor imzasına havi değerlendirme yazı örneği, hastane sevkleri, epikriz taburculuk özeti, tetkik sonuç raporları içerir ilgili ayrıntılı bilgi ve belgelerin yer aldığı görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

5.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

5.2. “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19. Maddesi; “Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi… halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.” 5.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” 5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkraları; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükümlerine amirdir.

6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin; “Yaşam hakkı” başlıklı 1. maddesi; “Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın infaz edilmesi dışında, hiç kimsenin yaşamına kasten son verilemez.” , 6.1. “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesi; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 6.2. “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesi; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” düzenlemelerine yer vermiştir.

7. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 6. maddesi; “Her insanın doğuştan gelen yaşama hakkı vardır. Bu hak yasalarla korunacaktır. Hiç kimsenin yaşamı keyfi olarak elinden alınamaz.” düzenlemesine yer vermektedir.

8. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün

‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” düzenlemesine yer vermektedir.

9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesi;

“(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” hükmüne amirdir.

10. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesi birinci fıkrası; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 10.1. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentleri; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 10.2. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. maddesi; “(1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.”, /

10.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesi; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”; 10.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesi; “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir.”, 10.5. “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57. maddesi; “(1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü, bulunduğu yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşuna yatırılır.

(2) Bu hastanelere gönderilen hükümlülerin başka yerlerdeki hastanelere sevki, sağlık kurulu raporuyla, acil ve yaşamsal tehlikesi bulunması hâlinde, varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemediği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavi gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkündür. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.

(3) Hükümlünün bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekir; aksi hâlde hükümlü ait olduğu kuruma iade edilir.

(4) Hükümlü, acil hâller dışında özel sağlık kuruluşlarında tedavi edilemez. Acil hâllerin varlığı hâlinde

Adalet Bakanlığına bilgi verilir.

(5) Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” 10.6. “ Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 72. maddesi; “(1) Hükümlüye Adalet ve Sağlık Bakanlıklarınca birlikte belirlenecek kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş, sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besin verilir ve içme suyu sağlanır.

/

(2) Hükümlü, kendisine verilen günlük besin ve ihtiyaç maddeleri dışındaki ihtiyaçlarını kurum kantininden sağlayabilir. Kantini bulunmayan kurumlarda, bu maddeler, idarenin izin ve kontrolü altında dışarıdan sağlanabilir.

(3) Hasta hükümlüye, kurum hekiminin belirleyeceği besinler verilir.” 10.7. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78. Maddesinde; “ (1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.

(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler.

(3) Rızası olsa bile hiçbir hükümlü üzerinde tıbbî deney yapılamaz.”, hükümlerine amirdir.

11. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; “Hükümlülerin Nakillerinde

Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrası;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı

Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.

11.1. “Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 65. Maddesi; “(1) Hükümlülerin beslenmesinde, 5275 sayılı Kanunun 72 nci maddesinde belirtilen hükümler uygulanır.

(2) Hükümlülerin beslenmesine ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.” düzenlemelerini içermektedir.

12. Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin; “Devlet tarafından iaşe edilecek kişiler” başlıklı 4. Maddesi; “Hükümlü ve tutuklular ile ceza infaz kurumlarında görevi başında bulunan personel, 14/6/1930 tarihli ve

1721 sayılı Kanunun 2 nci, eğitim merkezlerinde eğitim görenler, 29/7/2002 tarihli ve 4769 sayılı Ceza

İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kanununun 14 üncü maddeleri gereğince iaşe edilir.

İzinli veya doktor raporu ile istirahatli bulunan kurum personeli iaşe haklarından yararlanamaz.

Görevi başında bulunan personel, hükümlü ve tutuklu ile aynı şekilde iaşe edilir. Personel için özel yemek veya tabldot çıkarılmaz. Günlük olarak mahkeme veya hastaneye sevk olan hükümlü ve tutuklular ile sevkte görevli memurların, kurumda bulunmadığı öğünler için kumanya verilir.”,

12.1. “Günlük iaşe miktarı” başlıklı 5. Maddesi; “Günlük iaşe miktarı, Sağlık Bakanlığı ile birlikte belirlenen günlük kalori ihtiyacı ve bütçe imkânları da değerlendirilerek saptanan tutardır.”,

12.2. “ İaşe miktarlarının öğünlere dağıtımı” başlıklı 6. Maddesi; “Yönetmeliğe göre iaşe edilenlerin günlük gıdası, Yönetmeliğin 5 inci maddesindeki iaşe miktarı, çeşit ve gramajı üzerinden üç öğün olarak verilir. Öğünlerin gramaj ve kalori miktarları 5 inci maddeye göre belirlenmiş esaslara bağlı kalınarak kurum müdürlüklerince tespit edilir.”,

12.3. “Hastaların iaşe edilmesi” başlıklı 9. Maddesi; “Hasta hükümlü ve tutukluya, kurum hekiminin belirleyeceği besinler verilir.”, 12.4. “Yemek tabela ve listelerinin hazırlanması” başlıklı 14. Maddesi; “Günlük yemek tabelaları, hükümlü, tutuklu, görevli personel ile eğitim merkezlerinde eğitim görenlerin sayısı dikkate alınarak günlük olarak hazırlanır. Yemek tabelaları gerektiğinde değiştirilebilir.

Haftalık yemek listeleri 6 ncı maddede belirtilen esaslar çerçevesinde, haftalık olarak hazırlanır ve kurumda herkesin göreceği yerlere asılır. Günlük yemek tabelaları ile haftalık yemek listeleri bu işle görevli ikinci müdür tarafından imzalandıktan sonra kurum müdürünce onaylanır ve dosyada saklanır.” düzenlemelerini içermektedir.

13. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz

Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi

İstekleri İle Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak; ‘‘h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir” düzenlemelerini içermektedir.

14. 01/06/2020 tarihinde yayımlanan 172 No’lu Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların

Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli Sağlığı Erişimi ve Tedavileri, Tedavi Nedeniyle

Nakiller, Ceza Tehir İşlemleri konulu Genelgenin; “Yemeklerin Hazırlanması, Dağıtımı ve Diyet

Yemek Uygulamaları İle Kantinde Satılan Gıdaların Denetimi” başlıklı 4. Bölümü “Yemeklerin

Hazırlanması ve Dağıtımı B. Diyet Yemek Uygulamaları” başlıklı maddesi; “ 1. Geçici ve sürekli, özel bir beslenme programı uygulanması gereken başta çölyak, diyabet ve sindirim sistemi rahatsızlıkları gibi kronik ve metabolizma hastalıkları uzman hekim raporu ile belgelenen tutuklu ve hükümlülere buna uygun besinler verilecektir.

2. İnancı gereği, veya vegan, vejetaryen türü özel bir beslenme şekline sahip hükümlü ve tutukluların talepleri kapsamındaki besinler iaşe miktarı ile sınırlı kalmak üzere karşılanacaktır.

14.1. “Hükümlü ve Tutukluların Tedavi Nedeni İle Nakil İşlemleri Ve Ceza Tehiri İşlemleri” başlıklı 3.

Kısım 4. Bölümü “ A. Tedavi Nedeni İle Hastaneye Sevk” başlıklı maddesi; “1. Ceza İnfaz Kurumunda bulunan kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için Devlet veya Üniversitesi hastanesine sevk edilicektir.”, 14.2. “B. Tedavi Nedeni İle Nakil” başlıklı maddesi; “1. Devlet hastaneleri ya da üniversite hastanelerine gönderilen hükümlü ya da tutukluların, başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu raporuyla, acil ve hayati tehlikesi bulunması halinde, mevcut ise biri hastalığın uzmanı olmak üzere, iki uzman hekim tarafından verilip, başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleştirilemeyeceği, hastaya nerede ve ne tür bir tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla mümkün olacaktır. Bu durumda da öncelikle, en yakın ve mahkum koğuşu bulunan Devlet ve Üniversite hastaneleri tercih edilecektir.

2. Hükümlü ve tutukluların bu hastanelerde kontrol ve tedavisinin devam edip etmeyeceğinin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi gerekli olup; aksi halde hükümlü ve tutuklular ait olduğu ceza infaz kurumuna iade edilecektir.

3. Hükümlü ve tutukluların sağlık nedeniyle başka ceza infaz kurumuna naklinin kurum idaresince tespit edilmesi veya hükümlü ve tutukluların kendi talebi halinde, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekimi ve aile hekiminin önerisi ve en üst amirin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakilleri yapılabilecektir.” düzenlemelerini içermektedir.

15. 11/1/2006 tarihli Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi

Kuralları Hakkında Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’nın (Avrupa Cezaevi Kuralları) “Beslenme” başlıklı bölümü;“1. Mahpuslara, yaşlarını, sağlıklarını, fiziki koşullarını, dinlerini, kültürlerini ve çalıştıkları işin özelliğini hesaba katan besleyici gıdalar temin edilmelidir.

2. Asgari enerji ve protein miktarı da dâhil olmak üzere besleyici bir gıdanın gerekleri ulusal mevzuatta düzenlenmelidir.

3. Yiyecekler hijyenik olarak hazırlanmalı ve dağıtılmalıdır.

4. Mahpuslara makul aralıklarla günde üç öğün yemek verilmelidir.

5. Mahpuslar temiz içme suyuna her zaman ulaşabilmelidir.

6. Pratisyen hekim veya nitelikli bir hemşire tıbbi sebeplerle özel bir mahpusun beslenmesinde değişiklik yapmalıdır.” , 15.1. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. Maddesi; ‘‘Özgürlüğünden yoksun

bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 15.2. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddeleri; “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 15.3. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , düzenlemelerini içermektedir.

16. Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela

Kuralları) ‘nın 42. maddesi; “Beslenme, içme suyu, açık havaya erişim ve fiziksel egzersiz, kişisel hijyen, sağlık hizmeti ve yeterli kişisel alan ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere bu kurallarda belirtilen genel yaşam koşulları istisnasız tüm mahpuslara uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

17. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “ Kısmi

Tavsiye Kısmi Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 18. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; barındırılmakta olduğu Ceza İnfaz Kurumu’nca mevcut hastalığının tedavi, kontrol ve beslenme rutinine uyulmadığından bahisle kampüs içerisinde hastanesi bulunan ve aynı zamanda ailesinin ikameti yakınında bulunan Sincan Ceza İnfaz Kurumları ya da Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünden birisine naklinin gerçekleştirilmesini talep etmektedir.

19. Başvuranın tedavisinin aksatıldığı iddiaları ile sağlık durumuna bağlı nakil talebine ilişkin olarak; 19.1. Başvuran, rahatsızlığının cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiğini, tıbbi olarak önerilen diyete uygun besin sağlanmadığını ve tedavi ile kontrol rutinlerine uyulmadığını beyan etmiş, idare başvuranın bu iddialarına itiraz ederek, başvuranın Kuruma kabulü sonrası ilk muayenesinin yapılarak hastalığının tespit edilmesi ile gerekli sevk, tetkik ve tedavilerin yapıldığı, reçete edilen ilaçların teslim edildiği ve iaşesinde özel diyet listesine uyulduğunu belirtmiştir.

19.2. Anayasa’nın 17inci maddesi 1inci fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2 inci ve Medeni ve

Siyasi Haklar Sözleşmesi 6ıncı maddesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını da içermektedir.

19.3. Aynı şekilde Anayasa’nın 17inci maddesi 3üncü fıkrası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3üncü ve İşkenceye Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin 2inci maddesi ile hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı düzenlenmiş ve devlete her mahkuma, insan onuruna yaraşır asgari koşulları sağlama ve hakimiyet alanlarında bulunan kişilere karşı kötü muamelede bulunmama yükümlülüğü yüklenmiştir.

19.4. Yukarıda yer verilen uluslararası ve ulusal mevzuatlar ile koruma altına alınan devredilmez ve vazgeçilmez bu haklar Devlete, her mahkumun insan onuruna uygun koşullarda tutulması ve tedbirin icra yöntemlerinin ilgilinin, tutukluluğa bağlı kaçınılmaz acı eşiğini aşan yoğunlukta bir sıkıntıya veya sınava maruz bırakmaması ve hapis cezasının uygulama gerekleri bakımından gerekli tıbbi bakım ve uygun şekilde beslenmesi de dahil olmak üzere, mahkumun sağlık ve esenliğini güvence altına alarak, fiziki bütünlüğünü koruma hususunda pozitif yükümlülük yüklemektedir. (AİHM, Kudła/Polonya, B. No: 30210/96, AİHM, Mouisel/Fransa, B.No: 22277/93, AİHM Tekin Yıldız/Türkiye, B.No: 22913/93). Anılan yükümlülük, hasta bir kişinin uygun koşullarda tutulması ile sağlığının korunmasının da Devlet tarafından olağan ve makul hapsedilme koşulları bakımından güvence altına alınması ve mahkuma uygun tıbbi bakımın sağlanmasını gerekli kılmaktadır.

19.5. Maddi ve manevi olarak ortaya çıkan bir hastalığa bağlı bir acı tek başına, eğer yetkililerin sorumlu tutulabilecekleri tutma şartları ile daha da katlanıyorsa veya katlanma riski varsa bu tutma nedeniyle eylem

Anayasa’nın 17. maddesinin uygulama alanına girebilecektir. Bir mahkumun sağlığı ve rahatlığı için hapsedilmenin pratik gerekleri de dikkate alınarak ve özellikle gerekli tedavilerin uygulanması yoluyla uygun tedbirler almak devletin görev ve sorumluluğundadır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulmasının kural olarak

Anayasa’nın 17. maddesine aykırı bir muamele olduğu kabul edilebilmektedir. (AİHM, Hüseyin

Yıldırım/Türkiye, B.No: 17184/03)

19.6. Devletin mahkumun sağlık ve rahatını sağlama yükümlülüğü kapsamında ve Ceza İnfaz Kurum koşulları, Kurum iç ve dış koşullarının hastalığın tedavisinde yetersiz kalması, Kurumda ilgili tıbbi servislerin olmaması, hastanelerin ise uzak olması gibi nedenlerle mahkumun sağlığının olumsuz etkilendiği hallerde, 5275 sayılı Kanun, 151 sayılı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü

Genelgesi ilgili hükümlerine göre, başvuranın sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi halinde tedavi nedeniyle başka kurumlara naklinin sağlanması mümkün kılınmıştır.

19.7. Başvuran böbrek yetmezliği (KBY ) ve hipertansiyon hastasıdır. Başvurana geçmişte tek taraflı nefrektomi operasyonu uygulanmıştır.

19.8. Başvuranın tedavisinin devam ettiği Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi tarafından hazırlanan sağlık raporları ve tetkiklere göre, başvuran Nefroloji Polikliniğinde Kronik Böbrek Yetmezliği (KBY) tanısı ile takipli olup, başvuranın sağlık durumunun rahatsızlıkları için uygun bir diyet yapmasını gerektirdiği, bu bakımdan da kendisine beslenme konusunda önerilerde bulunularak ayrıca barındırıldığı Ceza İnfaz

Kurumu’na başvuranın bu liste dahilinde iaşe edilmesi hususunda yazılı bilgilendirme yapıldığı, başvurana rutin kontrolleri ve diyeti dışında başkaca bir öneride bulunulmadığı, görülmüştür.

19.9. Başvuranın sağlık dosyasının incelenmesinde, 09 Mart 2019 tarihinde kuruma kabul işlemlerinin ardından kurum tabibince ilk muayenesinin yapıldığı, kurumda barındırıldığı süre zarfında başta böbrek yetmezliği rahatsızlığı olmak üzere çeşitli rahatsızlıklarına ilişkin olarak, 09 Mart 2019 ile 25 Ocak 2021 aralığında düzenli olarak Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesine sevki gerçekleştiği, gerekli tetkik ve tedavilerinin yapıldığı, başvuranın tedavilerinin aksatıldığından yakındığı Mart – Ağustos 2020 tarih aralığında da hastane poliklinik girişleri ve muayeneleri olduğu tespit edilmiştir.

19.10. Başvuranın sağlık durumu hakkında uzman doktoru tarafından yapılan en son değerlendirmede ise, başvuranın 25 Ocak 2021 tarihli, böbreklerin çalışma esnasında çalışma durumlarını ve fonksiyonlarını belirleyen test türü olarak adlandırılan Glomerüler filtrasyon Hızı (GFR) olarak adlandırılan ölçümü ile 03

Eylül 2019 tarihindeki ölçümü baz alındığında, hastanın 2 senelik muayene sonuçları değerlendirildiğinde, hastalığının 4 evre KBY ( Kronik Böbrek Yetmezliği) iken 3 evre KBY ye gerilediğinin yani böbrek fonksiyonlarının daha iyi olduğunun görüldüğü, hastanın 3üncü evre böbrek yetmezliğinin olduğu belirtilmiştir.

19.11. Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi tarafından hazırlanan 28 Ocak 2021 tarihli, oybirliği ile verilen

Sağlık Kurulu Raporu ile de, kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastalıkları olan başvuranın cezaevinde kalabileceği değerlendirilmiştir.

19.12. Başvuranın sağlık durumuyla ilgili yukarıda belirtilen kurul raporları ve doktor değerlendirmeleri dikkate alındığında, başvuranın hastalığının her şart ve durumda, cezaevinde bulunma nedeniyle tek başına yaşamsal risk oluşturacak bir nitelik taşıdığı belirtilmemektedir. Başvuranın tedavi veya kontrollerinin ihmal edilmesi, cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle hastalığının ilerlediği ve durumunun kötüleştiğine dair bir tespit de bulunmamaktadır. Aksine başvurana ait en son değerlendirmede hastalığının gerilediği ve böbrek fonksiyonlarının daha iyi olduğu belirtilmektedir.

19.13. Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen raporlarda başvuranın cezaevinde kalabileceği tespitine yer verilmekte, şikayete konu cezaevi koşullarının başvuran yönünden uygun olmadığı yönünde bir olgu yer almamakta, başvuranın cezaevinde bulunmasının sağlık durumu nedeniyle hayati risk oluşturacağına ilişkin bir tespit ve değerlendirme de bulunmamaktadır.

19.14. Mevzuata göre, özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimsenin sağlık gerekçesiyle nakil edilebilmesi için bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığının sağlık kurulu raporuyla belirlenmiş olması esas koşuldur. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar kapsamında, kronik hastalığı olan başvuranın Balıkesir

Atatürk Şehir Hastanesi Nefroloji Servisi başta olmak üzere Dahiliye, Nöroloji, Nefroloji ve Üroloji

Poliklinik kontrol ve muayenelerinin belirli aralıklarla takip edilmekte olduğu, başvuranın bulunduğu cezaevi şartları veya yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle hastalığının ilerlediği ve durumunun kötüleştiğine dair bir tespit bulunmadığı aksine muayene sonuçlarından hastalığının 4 evre

KBY ( Kronik Böbrek Yetmezliği) iken 3 evre KBY ye gerilediği, böbrek fonksiyonlarının daha iyi olduğu anlaşılmakla; ilgili idareler tarafından başvuranın tedavi ve kontrollerinin gerçekleştirilmesi bakımından, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması adına gereken tedbirlerin alındığı, yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği, başvuranın halen bulunduğu kurumda kalmasının sağlık bakımından risk oluşturacağına dair şikayetlerinin somut bir olguya dayanmadığı, bu bakımdan idarenin iş ve işlemleri ile başvuranın sağlık nedeniyle nakil talebinin reddedilmesinde, hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı değerlendirilmiştir.

20. Başvuranın aile hayatına bağlı nakil talebine ilişkin olarak;

20.1. Başvuran ailesinin ikametinin Ankara ilinde olduğunu, nakil talep ettiği Sincan ve Silivri Kapalı

Ceza İnfaz Kurum Kampüslerinin ailesinin yaşadığı yere daha yakın olduğunu beyan etmiştir.

20.2. Anayasanın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir.

20.3. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Ancak mahkumun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. ( AİHM, Messina v. Italy, B.No:

25498/94; EpnersGefners v. Latvia, B.No: 37862/02, AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708).

20.4. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması olağandır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir. Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (AYM, Murat Aydın, B. No: 2016/58533).

20.5. AİHM kararlarında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin

Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere

Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir

20.6. Somut olayda başvuran Ceza İnfaz Kurumunun ailesinin yaşadığı yerden uzak olması nedeniyle nakil talebinde bulunmaktadır. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6ıncı Maddesi gereği, idarenin hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi” nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.

20.7. Başvuranın “Silahlı terör örgütüne üye olma (FETÖ/PDY)” suçundan tutuklu olması nedeniyle, 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle başvuranın talep ettiği / edebileceği ceza infaz kurumlarının, kanunen kısıtlı olduğu da aşikârdır.

20.8. Kurumumuza ulaşan benzer nitelikte, “ailesinin ikameti yakınında bir kuruma nakil” istemli 2020/844 ve 2020/1571 numaralı başvurular hakkında 22/05/2020 tarih, 2020/7740- sayılı ve 17/04/2020 tarih, 2020/6272 sayılı “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret” kararları verilmiştir.

20.9. Bununla birlikte, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılan Kovid-19 salgınına karşı 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza infaz kurumlarında alınan tedbirler ile Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu, yüksek bulaşıcılığı olan hastalığın halen spesifik etkili bir tedavisinin bulunamadığı, ceza infaz kurumlarının toplu olarak yaşanan yerler olması ve bulaşıcı hastalıklar açısından risk oluşturması nedeniyle bu aşamada nakil istemlerinin gerçekleştirilemediği de aşikardır.

20.10. Somut olayın tüm koşulları birlikte değerlendirildiğinde, hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumunda barındırılmaları, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği ailesine yakın ceza infaz kurumlarının ise kapasitesinin oldukça dolu olduğu, her ne kadar talep edilen

Sincan 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun doluluk oranının %84 olduğu görülmüş ise de talep edilen kurumların bulunduğu Ankara ve İstanbul illerinin suç ve yargılama yeri nedeniyle pek çok davanın merkezi olduğu ve duruşmalar nedeniyle haftalık olarak nakil yapıldığından sirkülasyonun çok fazla olduğu, kurumların mevcutlarının haftadan haftaya yapılacak olan duruşma sayıları, görülen davalar ve dava dosyalarında bulunan sanıkların çokluğuna göre değiştiği, başvuranın suç grubu nedeniyle yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kurumda barındırılması gerektiği ve bu bakımdan başvuranın barındırılabileceği odaların kapasitelerinin aşırı dolu olduğu, bunun yanı sıra Kovid-19 salgını nedeniyle

alınan tedbirler kapsamında ve Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu’nun hükümlü ve tutukluların nakillerine ilişkin tavsiyeleri doğrultusunda hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu ve ikinci bir talimata kadar kapalı ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü, hükümözlü ve tutukluların isteğe bağlı nakil taleplerinin alınmaması, Bakanlığa gönderilmemesi ve mahallinde reddedilmesinin uygun görüldüğü, ağustos ayı ile sınırlı ve bir defaya mahsus olmak üzere alınan nakil taleplerinin değerlendirilmeye alınıp alınmayacağına ise yine Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim

Kurulu’nun tavsiyeleri doğrultusunda karar verilecek olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının halihazırda kapasitelerinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait kurumların bulunması durumunda, Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, nakil taleplerinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

21. Başvuranın mevcut hastalığının beslenme rutinine uyulmadığı şikayetine ilişkin olarak; 21.1. Yukarıda detaylı anlatıldığı üzere ( 18.3. numaralı paragraf), özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerle ilgili olarak, AİHS 3üncü ve Anayasa 17inci maddesi ile Devlete, idare tarafından gerekli tıbbi bakım da dahil olmak üzere, mahkumun sağlık ve esenliğinin uygun şekilde güvence altına alınmasını sağlama pozitif yükümlülüğü getirilmiştir.

21.2. Bu bakımdan, hasta olan bir mahkumun tutukluluk koşullarının, sağlığının korunmasını olağan ve makul hapsedilme koşulları bakımından güvence altına alıyor olması gerekmektedir. Hükümlü ve tutukluların sağlığını ve esenliğini güvence altına almak yükümlülüğü kapsamında, cezaevlerinde uygun beslenmenin sağlanmasının da Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kamu otoritelerinin pozitif bir yükümlülüğü olduğu, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları ile kabul edilmektedir (AİHM, Moisejevs/Litvanya, B. No: 64846/01, 15/6/2006, AYM, Şehmus Özsubaşı, B.No: 2013/2582, 3/3/2016).

21.3. 5275 sayılı Kanun’un 72 inci maddesi, Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin

İaşe Yönetmeliği’nin 5inci maddeleri, hükümlü ve tutukluların beslenmesini, Sağlık Bakanlığı ile birlikte belirlenen günlük kalori ihtiyacı ve bütçe imkanları da değerlendirilerek saptanarak sağlanması hususunda kamu otoritelerine pozitif yükümlülük yüklemektedir.

21.4. Yine Yönetmelik ve 172 Sayılı Genelgenin ilgili maddelerinde idare tarafından, özel bir beslenme programı uygulanması gereken başta kronik ve metabolizma hastalıkları uzman hekim raporu ile belgelenen tutuklu ve hükümlülere buna uygun besinlerin verileceği, hasta hükümlü ve tutuklulara verilecek besinlerin belirlenmesinin Kurum hekiminin ve uygun yemeklerin hazırlanması ve bu konularla ilgili diğer işlerin yerine getirilmesini sağlamanın ise Kurum diyetisyeninin yükümlülüğünde olduğu, yine Kurum doktoru ile müdürünün gıda maddelerinin eksiksiz olarak iaşeye dahil edilmesi, pişirilmesi ve dağıtılması hususlarında kontrol ve denetim yükümlülükleri olduğu belirlenmiştir.

21.5. Bu bağlamda ulusal mevzuata göre de, hasta tutukluların, özellikle başvuran gibi kronik hastalıkları uzman hekim raporu ile belgelenen tutuklu ve hükümlülerin buna uygun olan ve cezaevi doktorları ile diyetisyenince belirlenerek hazırlanacak uygun liste doğrultusunda tespit edilen gıda ürünlerini alma hakkı bulunmaktadır.

21.6. Başvuran, böbrek yetmezliği ve hipertansiyon hastasıdır. Başvurana geçmişte nefrektomi operasyonu uygulanmıştır. Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi tarafından hazırlanan 22 Kasım 2019 tarihli sağlık raporuna göre başvuranın sağlık durumu, ilgilinin rahatsızlıkları için uygun bir diyet yapmasını gerektirmektedir.

21.7. Başvuran, cezaevinde verilen öğünlerin kendisine önerilen beslenme diyetine uygun olmadığını ileri sürerek, doktor tarafından tıbbi tedavisinin ayrılmaz bir parçası olarak önerilen diyete uygun yemek verilmesini talep etmekte, idare başvuranın bu iddialarına itiraz ederek, başvuranın böbrek rahatsızlığı ve

Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesinin 22.11.2019 tarihli ve sayılı raporu dikkate alınarak ayrı bir diyet menüsü çıkarıldığını, belirtmektedir.

21.8. Cezaevi idaresi tarafından sunulan 29/09/2020 – 28/10/2020 tarih aralığına ait diyet yemek listesinde yer alan öğünlerin tıbbi reçetelere uygun olup olmadığını değerlendirilmesi bu menünün başvuranın diyetine uygun olup olmadığının tespit edilmesi için listenin bir örneği başvuranın tedavi gördüğü Balıkesir

Atatürk Şehir Hastanesi’ne gönderilmiş, hastane diyetisyeni tarafından düzenlenen 11/02/2021 tarihli raporda; Hastane tarafından hastaya “Kronik Böbrek Hastalığı İle Yaşamak” kitapçığı verildiği, kitapçık içeriğinde de belirtildiği üzere kurubaklagiller, bulgur, balık, ıspanak, mantar gibi besinlerin bu hastalık diyetinde tüketilmemesi gereken besinler olduğu, Ceza İnfaz Kurumu tarafından sunulan yemek listesinde bu besinlere yer verildiği, kronik böbrek yetmezliği için Ceza İnfaz Kurumu tarafından sunulan yemek listesinin uygun olmadığının görüldüğü, belirtilmiştir.

21.9. Dosyaya sunulan unsurlar inceledikten sonra, başvuranın düzenli takibini yapan hastane diyetisyeni tarafından kurubaklagiller, bulgur, balık, ıspanak, mantar gibi besinlerin hastalık diyetinde tüketilmemesi gerektiğinin değerlendirildiği, başvurana söz konusu cezaevinde bu besinlerin sunulduğu, bu bakımdan verilen gıda ürünlerinin başvurana önerilen diyete uygun olmadığı, başvuranın sağlık durumunun kendisine önerilen beslenme diyetini yapamaması sonucunda kötüleştiğine dair bir delil bulunmamakla birlikte cezaevi idaresinin tıbbi olarak önerilen diyete rağmen, başvurana hastalığın gereklerine uygun besin verilmesine ilişkin talebini yerine getirmediği görülmekle idarelerin başvuranın sağlık durumunun korunması için gerekli tedbirleri alarak, tıbbi olarak önerilen diyete uyması gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca

başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin nakil istemlerinin reddi işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde, tıbbi olarak önerilen diyete uyulmaması işlemine karşı Balıkesir İnfaz Hakimliği nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle;

BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE,

Başvuranın bulunduğu kurumda kalmasının sağlık bakımından risk oluşturacağına dair şikayetlerinin somut bir olguya dayanmadığı, suç grubu nedeniyle yüksek güvenlikli ya da bir bölümü yüksek güvenlikli olan kurumda barındırılması gereken başvuran tarafından talep edilen ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin üzerinde dolu olduğu, bunun yanı sıra Kovid-19 salgını nedeniyle alınan tedbirler kapsamında hükümlü ve tutukluların nakillerinin geçici olarak durdurulduğu görülmekle, başvuranın nakil talebinin REDDİNE, Diğer yandan Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin kaldırılmasını takiben, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması yahut ailesine daha yakın illerde durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarının bulunması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Başvuranın barındırıldığı Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu tarafından sağlanan yemek listesinin hastalığının gereklerine uygun olmadığı görülmekle, başvuranın mevcut hastalığına tıbbi olarak önerilen diyet planına uygun şekilde beslenmesinin sağlanması hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığınca bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi