ÖZET: Başvuran, Adalet Bakanlığı’na bağlı bir ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memuru olarak çalışmakta olup, iş yerinde maruz kaldığı mobbingin tespit edilmesini talep etmektedir. Başvurusu, 20 Aralık 2023 tarihinde yapılmış ve 24 Nisan 2024 tarihinde reddedilmiştir. Başvuran, kurum idaresinin şikayetlerine verdiği yanıtların yetersiz olduğunu, kendisine yönelik aşağılayıcı davranışlar sergilendiğini ve disiplin soruşturmalarının haksız yere açıldığını iddia etmektedir. Ayrıca, fizik tedavi ihtiyacının göz ardı edildiğini ve bu durumun psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini belirtmiştir.

İdare, başvuranın iddialarını incelemiş ve disiplin soruşturmasının gerekçelerini açıklamıştır. Başvuranın, 27 Temmuz 2023 tarihinde nöbet sırasında bir sivil personel ile bilgisayar başında oturduğu gerekçesiyle disiplin cezası aldığı, ancak bu cezanın itiraz üzerine kaldırıldığı ifade edilmiştir. İdare, başvuranın şikayetlerine ilişkin yapılan incelemelerde somut delil bulunmadığını ve bu nedenle soruşturma açılmadığını belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın fizik tedavi sürecine dair herhangi bir talebinin olmadığı ve idarenin bu konuda bilgi sahibi olmadığı vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, yapılan değerlendirmeler neticesinde başvuranın iddialarının sistematik bir mobbing eylemi oluşturmadığı, dolayısıyla talebinin reddedildiği karara bağlanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, idarenin bilgi taleplerine zamanında yanıt vermesi gerektiğini de hatırlatmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/4208-S.24.6715

BAŞVURU NO : 2023/20576

KARAR TARİHİ : 24.04.2024

RET KARARI ,TCKN:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbigin tespit edilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20.12.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Ceza İnfaz Kurumunda sicil numarası ile infaz ve koruma memuru olarak görev yaptığını, 25.10.2023 tarihinde yapmış olduğu şikayeti neticesinde kurum idaresinin şikayetlerine verdiği cevapların farazi ve eksik olduğunu, 27/07/2023 tarihinde lojman nizamiyede nöbet tutuğu tarihte nişanlısının lojmanda doğum yapan bir personele ziyarete geldiğini ve lojman nizamiye bölgesinden geçerken yanında 20 dakika kalması sebebiyle kurum müdürü tarafından hakkında tutanak tutulduğunu ve hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını, soruşturma neticesinde uyarma cezası verildiğini ancak ilk derece mahkemesine yapmış olduğu itiraz neticesinde disiplin cezasının kaldırıldığını ve hakkında yeniden soruşturma açıldığını, idare personel kaleminde görev yapan adlı memurun nişanlısı hakkında “ nereden nişanlın oluyor, sen yalana da alıştın bakıyorum.” şeklinde ifadeleriyle kendisini rencide ettiğini, bu konu hakkındaki şikayetine cevap verilmediğini, idare memuru adlı kişinin lojman nizamiyesinde gündüz nöbetinde ana hizmet görevlisi iken askerin ve baro aracını bekleyen avukatların yanında sırtı kapıya dönük bir şekilde araç girişlerini kaydederken bu kişinin geldiğini görmediğini, “beni görünce ayağa kalkacaksın, yüz metre öteden göreceksin” şeklinde azarlayarak herkesin içinde küçük düşürdüğünü, kendisinin yapmış olduğu şikayetlerin önemli olanlarının hiçbirine idarenin cevap verilmediğini ve dikkate alınmadığını, kurum müdürü ’nın eşitlik ilkesine aykırı hareket ettiğini baskı ve mobbing yaptığını delilleri ile ispat etmesine rağmen verilen cevapta hiçbir şekilde şikayetindeki ispatlarına değinilmediğini 520 lojman ve 2500 kişinin yaşadığı yerde güvenliğin hiçbir teçhizatı olmamasına rağmen tek başına nöbet tutturulduğunu, kendilerini dahi koruyacak teçhizat yok iken zorla dış güvenlik görevi yaptırıldığını, kurum personellerinin bir çoğunun kurum içerisine kadar girdiğini, tutanak tutan personelin dahi çocuğunun her gün kuruma geldiğini, sadece kendisine işlem yapıldığını, şikayet dilekçesinde belirttiği bir çok hususa cevap verilmediğini, kurum müdürünün kendisine karşı olan olumsuz tavrı yüzünden diğer kurum amirlerinin de kendisine karşı aşağılayıcı üslup içinde olduğunu, yakın zamanda geçirdiği trafik kazası nedeni ile bacağında kemik kırığı olduğunu, fizik tedavi gördüğünü, bu kaza nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu bu nedenle açık ceza infaz kurumuna tayin talep ettiğini, /

burada da vardiya verildikten sonra Kampüs hastanesinde olan fizik tedavisini tamamlayamadığını belirterek mobbingin tespitini talep etmektedir

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi ve belge talebimize istinaden Adalet Bakanlığının

22.02.2024 tarihli ve E- – [ -1776/ sayılı cevabi yazısı ve

eklerinde, “Başvuranın, 27.07.2023 tarihinde lojman nizamiyede nöbet tutuğu tarihte nişanlısının lojmanda doğum yapan bir personele ziyarete geldiğini ve lojman nizamiye bölgesinden geçerken yanında

20 dakika kalması sebebiyle Kurum müdürü tarafından hakkında tutanak tutulduğunu ve

hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı iddiaların doğru olup olmadığı doğru ise başvuran hakkında neden soruşturma açıldığına ilişkin açıklamalarınız” hususu ile ilgili olarak, 27/07.2023 tarihinde görev yaptığı lojman nizamiye güney olarak adlandırılan lojman araç giriş çıkış nizamiyesindeki nöbeti sırasında

“nöbet yerinde bulunan bilgisayarın başında sivil giyimli bir kadın ile beraber oturduğunun görülmesi” nedeni ile hakkında 27.07.2023 tarih ve / sayılı soruşturma numarası ile 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun 125/B-a maddesinde belirtilen “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında görev mahallinde kurumlarca belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak” maddesi kapsamında disiplin soruşturması başlatılarak tarafına uyarma ceza verildiği ancak, ilgilinin 25.10.2023 tarihinde vermiş olduğu uyarma cezasına itiraz dilekçesinin İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu

Başkanlığına gönderilmesi üzerine, İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyon Disiplin

Kurulunun 01.11.2023 tarihli ve / Esas, / nolu kararı ile, 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun 125/A-a maddesinde belirtilen “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranma” maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden itirazın kabulü kararı ile mevcut verilen disiplin cezasının kaldırıldığı, yeniden karar verilmek üzere disiplin soruşturması dosyasının gönderilmesi üzerine, ilgiliden anılan madde kapsamında yeniden bir disiplin soruşturması açılmayarak aynı dosya üzerinden

28.11.2023 tarihinde tekrar son savunması istenilerek hakkında 125/A-a maddesinde belirtilen “Verilen

emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranma” maddesi kapsamında Kurum disiplin amirliği tarafından 19.12.2023 tarihli ve / sayılı yazı ile uyarma cezası verildiği, söz konusu uyarma cezasına karşı vermiş olduğu 25.12.2023 tarihli itiraz dilekçesinin İzmir Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet

Komisyonu Başkanlığına gönderildiği, bu aşamada henüz verilen bir karar olmadığı, -“Başvuranın, idare personel kaleminde görev yapan adlı memurun nişanlısı hakkında “nereden nişanlın oluyor, sen yalana da alıştın bakıyorum.” şeklinde kendisini rencide ettiği iddialarına ilişkin olarak ilgili personel hakkında soruşturma açılıp açılmadığına ilişkin bilgiyi, açılmadıysa nedeni” hususu ile ilgili olarak, tarafından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına e-mail yolu ile yapılan 14.12.2023 tarihli başvurusunda ile ilgili iddiaları bulunmakla birlikte, ceza infaz kurumu tarafından başlatılan araştırma kapsamında ‘nın 26.12.2023 tarihinde ifadesine başvurulduğu, yapılan inceleme sonucunda şikâyete konu iddiaların doğru olmadığı bu sebeple Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel

Müdürlüğünün 31.12.2019 tarihli, Adalet Bakanlığı Disiplin Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar konulu 17/1 Genelgenin birinci fıkrasının (a) bendi (belli bir konuyu içermeyen veya somut delile dayanmayan) uyarınca, hakkında disiplin soruşturması başlatılmasını gerektirir bir durum olmadığının anlaşıldığı, -“Başvuranın, adlı kişinin lojman nizamiyesinde gündüz nöbetinde ana hizmet görevlisi iken askerin ve baro aracını bekleyen avukatların yanında sırtı kapıya dönük bir şekilde araç girişlerini kaydederken bu kişinin geldiğini görmediğini, “beni görünce ayağa kalkacaksın, yüz metre

/

öteden göreceksin” şeklinde azarlayarak herkesin içinde küçük düşürdüğü iddialarına ilişkin olarak ilgili hakkında soruşturma açılıp açılmadığına ilişkin bilgiyi, açılmadıysa nedeni” hususu ile ilgili olarak, Başvuranın, şikâyetinde belirttiği kişinin Ceza İnfaz Kurumunda İdare Memuru olarak görev yapan olduğu, ‘ın 26.12.2023 tarihinde ifadesine başvurulduğu, yapılan inceleme sonucunda, ceza infaz kurumlarının belli bir hiyerarşik sistem içerisinde görev tanımlamalarının yapıldığı, Kurum Müdürü, Kurum 2. Müdürü, İdare Memuru, İnfaz ve Koruma Başmemuru, İnfaz ve Koruma

Memuru şeklinde olduğu, İdare Memurunun, İnfaz ve Koruma Memurlarının üst amirlerinden biri olduğu ve usulüne uygun olarak denetim görevinin yerine getirdiği, şikâyete konu iddiaların doğru olmadığı, bu sebeple Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 31.12.2019 tarihli, Adalet Bakanlığı Disiplin

Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar konulu 17/1 Genelgenin birinci fıkrasının (a) bendi (somut delile dayanmayan) uyarınca, hakkında disiplin soruşturması başlatılmasını gerektirir bir durumun olmadığının anlaşıldığı, -“Başvuranın, trafik kazası geçirdikten sonra vardiya konulduğu için fizik tedaviye gidemediği yönündeki iddialara ilişkin açıklamalarınız, bu kapsamda ilgilinin sağlık durumunun neden gözetilmediğine ilişkin açıklamalarınız” hususu ile ilgili olarak, İnfaz ve Koruma Memuru

‘ın özlük dosyasının incelenmesinde, 22.11.2022 tarihinde geçirdiği trafik kazası sebebiyle Bakırçay

Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gördüğü tedaviye ilişkin raporlarını Kurum müdürlüğüne sunduğu Bakırçay Üniversitesi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinin nolu Adli

Raporunda “kişinin durumunun olay tarihinden 6 (altı) ay sonra tekrar değerlendirileceği” bildirildiği, başvuranın bu hususta tekrar hastaneye sevkinin sağlandığı, her iki raporda fizik tedavi görmesi gerektiği ile ilgili herhangi bir ibare bulunmamakla birlikte, başvuran bu hususta ceza infaz kurumu müdürlüğüne fizik tedavi görmesi gerektiği ile ilgili herhangi bir rapor ibraz etmediği, yazılı veya sözlü bir talebi olmadığı, vardiyalı çalışması sebebi ile gündüz vardiya nöbeti ayın dört haftasının yalnızca bir haftasında pazartesi-cuma günleri olmak üzere iki gün gündüz mesaisine denk geldiği, diğer üç hafta boyunca vardiya gündüz nöbeti hafta içi birer gündüz mesaisine denk geldiği, hastanelerin mesai saatlerinde ilgilinin istirahatte olduğu, UYAP kayıtlarından anlaşıldığı üzere 05.04.2023 tarihinde hasta sevk izni, 28.05.2023

– 10.06.2023 tarihleri arasında 14 (ondört) gün senelik izin, 16.08.2023 – 25.08.2023 tarihleri arasında 10 (on) gün senelik izin, 15.10.2023 – 21.10.2023 tarihleri arasında 6 (altı) gün senelik izin, 26.12.2023 –

31.12.2023 tarihleri arasında 6 (altı) gün fazla çalışma izni, 07.04.2023, 26.04.2023, 25.09.2023 tarihleri

arasında saatlik izin kullandığı, izin talebinde bulunduğunda kendisine izin konusunda esneklik sağlandığından bahisle iddianın da gerçeği yansıtmadığı, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.2. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” ana başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010- 5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

5. 19.03.2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinde; “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır.”

Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddi yönünde hazırlanan Ret Karar Önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran, iş yerinde mobbing yapıldığını iddia ederek şikayet ettiği uygulamaların sonlandırılmasını talep etmektedir.

8.İdare tarafından gönderilen belgeler incelendiğinde; başvuranın İsimli personel hakkında belirttiği iddialar ile ilgili olarak ilgilinin ifadesinin alındığı, ilgilinin başvuranı rencide edecek şekilde konuşmadığını belirttiği, başvuranın başka bir delil ya da tanık ifadesine gidilebilecek tanık gösteremediği, hiyerarşik amiri konumundaki Hakkında kendisini rencide edecek şekilde konuştuğu iddiası ile alakalı hem ilgilinin hem de yanında kendisiyle birlikte denetim yapan personelin ifadesine başvurulduğu, başvuranın iddia ettiği gibi rencide edecek söylemlerde bulunulmadığı, sadece görev sırasında daha dikkatli olalım şeklinde uyarıda bulunulduğu ve iyi çalışmalar denilerek ayrıldığının belirtildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle her iki şikayet ile ilgili somut bir delil olmadığından inceleme sonucu soruşturma başlatılmadığı tespit edilmiştir. Başvuranın sağlık durumu ile ilgili olarak da fizik tedavi gördüğüne ilişkin bir ifadesinin olmadığı, ancak bir ay içinde sadece bir haftanın iki günü pazartesi ve Cuma günleri gündüz saatine vardiyasının denk geldiğini, onun haricinde de gündüzleri istirahatte olduğunun belirtildiği görülmüştür.

9. Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

/

10. Psikolojik tacize maruz kalan bireylerin; bıktırma, yıldırma, dışlanma, kurumun hizmetlerinden yoksun bırakılma, aşağılanma, izin ve görevlendirilmelerde yararlandırılmama, zorla tayin gibi psikolojik tacize neden olabilecek tutum ve davranışlara maruz kalabilmekte oldukları, bir olguya işyerinde psikolojik taciz diye bakabilmek için davranışların ayda birkaç kez tekrarlanması, birbiri ardına birtakım evreler içinde geçmiş olması, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması gerektiği, en azından, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerektiği belirtilmiş, mobbinge neden olabilecek idari işlemler ise; geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama) özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması olarak sayılmıştır. [Bkz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporu (Nisan 2011)] 11. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında;

“Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

12.İş yerinde mobbing yönetici tarafından personele yapılabileceği gibi personel tarafından yöneticiye karşı da yapılabilmektedir. Genel olarak, personel hakkında kasıtlı ve sistematik olarak, çalışma düzeninin bozulmasına yol açacak verimliliği azaltacak nitelikte olan hareketler ve işlemler mobbing olarak kabul görülmekte olup, küçümseme, dışlama, kötü muameleye tabi tutulma gibi örnekleme olarak da söz konusu eylemler sayılabilir.

13. Somut olayda başvuranın iki kişi hakkında şikayette bulunduğunu ancak bu kişiler hakkında soruşturma açılmadığını, kendisi ile ilgili uyarma cezası verildiğini ve fizik tedaviye vardiya saatleri nedeni ile gidemediğini belirttiği görülmüştür. Başvuranın şikayette bulunduğu iki kişi ile ilgili olarak idare tarafından inceleme başlatıldığı, ifadelerinin de alındığı görülmüş, ancak başvuranın iddialarını ispatlayacak nitelikte somut bir delile rastlanmadığı için soruşturma evresine geçilmediği, neticede idarenin başvuranın şikayetine kayıtsız kalmadığı anlaşılmıştır. Başvuran hakkında açılan soruşturmanın da nizamiyede bilgisayar başında yabancı birisinin bulunması nedenine dayandığı anlaşılmış, verilen cezanın da itiraz sonucunda uyarma cezası olarak değiştirildiği görülmüştür. Başvuranın fizik tedavi sürecinin bulunduğuna dair idarenin bilgisinin bulunmadığı, başvuranın bir talebinin olmadığı fakat buna rağmen dört haftada sadece iki gün gündüz vardiyası verildiği anlaşılmıştır.

14. Bahsedilen hususlar ile birlikte başvurana idari izinlerini kullanması ile ilgili de herhangi bir zorluk çıkarılmadığı anlaşıldığından, sistematiklik içeren bir eylem ya da işlemin olmadığı, başvuranın bahsettiği hususların münferit durumlardan ibaret olduğu değerlendirilmiştir.

15. Yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları ile ilgili olarak idare tarafından yapılan herhangi kasıtlı ve sistematik davranışlar bütününün varlığı saptanmamış olup, mobbingin varlığı tespit edilememiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarenin süresi içinde bilgi ve belge talebine cevap vermediği anlaşıldığından “makul sürede karar verme” ilkesi gereğince bundan böyle süresi içinde bilgi ve belge talebine cevap verilmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede İzmir İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi