ÖZET: Başvuran, ceza infaz kurumunda görevli personelin kendisine sözlü kötü muamelede bulunduğunu ve şikayet dilekçelerinin gönderilmediğini iddia ederek Adalet Bakanlığı’na başvurmuştur. Başvurusunda, havalandırma saatinin geçmesi üzerine personelin kendisine hakaret ettiğini ve bu durumu savcılığa bildirdiğini belirtmiştir. İdare ise, başvuranın şikayetlerinin incelendiğini, ancak kötü muamele iddialarının soyut olduğunu ve ceza infaz kurumunda görevli personel ile hükümlü arasındaki ilişkinin mevzuat hükümlerine uygun olarak gerçekleştiğini ifade etmiştir.

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin yasal düzenlemeler gereği, hiçbir hükümlüye ayrımcılık veya kötü muamele yapılamayacağı belirtilmiştir. Başvuranın iddialarının somut delillere dayanmaması ve idarenin uygulamalarının mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın kötü muamele ve dilekçe hakkının engellenmesi iddiaları reddedilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7791-S.21.12515

BAŞVURU NO : 2020/101235

KARAR TARİHİ : 20/05/2021

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kurum görevlilerince sözlü kötü muamelede bulunulduğu ve suç duyurusu dilekçelerinin gönderilmediği iddiaları hakkında

BAŞVURU TARİHİ : 23/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvurucu tarafından özetle, daha önce Kurumumuza başvuruda bulunduğunu, Kurumumuzun şikayet numaralı dosyasında 04/08/2020 tarihli karar ile gönderme kararı verildiğini, kararın üzerinden 90 gün geçmesine rağmen kendisine bir yanıt verilmediğini, 29 Ekim 2019 tarihinde havalandırma saati bir iki saat geçince havalandırmaya çıkmak için butona bastığını, gelen personelden birinin “Butona basmayacaksın ulan biz ne zaman gelirsek o zaman çıkacaksın” şeklinde cevap verdiğini, bunu üzerine 30 Ekim 2019 tarihinde konu hakkında savcılık makamına şikayet dilekçesi sunduğunu, şikayet dilekçesinin gönderilmediğini, yine 10 Kasım 2019 tarihinde görevli personelin “konuşmayacaksın ulan, biz ne dersek o olacak” şeklinde hitapta bulunduğunu, bunun üzerine 11 Kasım 2019 tarihinde cumhuriyet başsavcılığına şikayet dilekçesi yazdığını, dilekçesinin gönderilmediğini, kendisine kötü muamelede bulunduğunu iddia ederek sorununun çözülmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel

Müdürlüğünden 01/12/2020 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, yazımıza cevaben anılan İdarenin 13/04/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 2.1. Adı geçenin, 30.10.2019 tarihinde anılan Kurum nöbetçi müdürü ile görüşme yaptığı, bu görüşmede kurum doktoru tarafından muayene edilme talebinin olduğu, yaptığı görüşmede başvurusunda belirtilen söz konusu iddialara değinmediği, aynı tarihli dilekçesiyle Cumhuriyet savcısı ile görüşme talebinin olduğu

ancak kendi isteğiyle görüşme yapmak istemediğinin tespit edildiği ve yapılan işlemlere ilişkin belgelerin bir örneğinin yazımız ekinde gönderildiği, 2.2. Ayrıca, başvuru no’lu gönderme kararı yazınıza istinaden, adı geçen başvurucuya

19.02.2021 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi verildiğinin

anlaşıldığı, 2.3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştiği, bu hususta şikâyeti olan hükümlü ve tutuklu şikâyetlerinin derhal ilgili mercilere iletilerek gerekli görülmesi halinde ilgili personel hakkında adlî ve idarî soruşturma başlatıldığı, 2.4. Ayrıca adı geçenin, anılan Kurumdaki görevli personelin davranışlarına yönelik bir şikâyetinin bulunduğuna dair herhangi bir dilekçesinin bulunmadığı, 2.5. Diğer taraftan, Genel Müdürlüğümüzün 07.10.2020 tarihli ve E-26220590-204.10-618/118732 sayılı

‘Covid-19 Tedbirleri kapsamında, uzaktan eğitim çalışmaları’ konulu yazısı ile “Eğitim türlerinin formal ve informal eğitim şeklinde olduğu; formal eğitimin örgün ve yaygın eğitimden müteşekkil olduğu, salgın hastalık döneminde tedbiren geçici olarak kullanılan uzaktan eğitimin bir eğitim türü değil, eğitim metodu olduğunun bilinmesi; bu surette örgün eğitimin uzaktan eğitim metoduyla işlenmesinin, örgün eğitime yaygın eğitim vasfı kazandırdığı yanılgısına düşülmemesi, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutukluların mevzuatımız uyarınca örgün eğitime devam etmesinin mümkün olmadığı ancak bu hükümlü ve tutukluların yine yukarıda zikredilen mevzuat hükümleri uyarınca görevli/kolluk nezaretinde sınavlara katılabilecekleri, bu nedenle de gerekli şartları sağlayanların salgın hastalık süresince uzaktan yapılacağı belirtilen sınavlara, sınavın teknik detayları, içeriği ve formu da değerlendirilerek uygun görülmesi halinde bilgisayar sınıflarında kurum olanakları nispetinde katılabilecekleri”nin belirtildiği, anılan Kurumda da bu yazı uyarınca işlem yapılmakta olduğu, 2.6. Bahse konu Kurumda, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî ve sosyal köken, siyasî ve diğer fikir yahut düşünceleri, ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılmaksızın uygulandığı, 2.7. Söz konusu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın; öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanun, nizam ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu, 2.8. Ülkemiz ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu veya hükümlülerin açlık grevi eylemi yapması halinde, sağlık tedbirleri alınarak düzenli kontrollerinin yapıldığı, gerekli tetkik sonucuna göre doktor kontrolünde başta “B kompleks vitaminleri” olmak üzere ihtiyaç duyulan vitaminlerinin verilmesi hususunun titizlikle takip edildiği, ayrıca açlık grevi eylemine giren hükümlü veya tutukluların kilo ölçümlerinin de takip edildiği ve sağlık durumu ciddiyet arz eden kişilerle ilgili derhal gerekli işlemlerin yapıldığı, ayrıca adı geçenin açlık grevi eyleminde olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı

/

2.9. Bahse konu Kurum uygulamalarının mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği, herhangi bir keyfi uygulamanın veya usulsüzlüğün bulunmadığı hususunda, 3. Kurumumuzca verilen 04/08/2020 tarih ve sayılı gönderme kararına cevaben anılan İdarenin 04/03/2021 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 3.1. 5275 sayılı Ceza Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 2 ve 3 üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca, ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, 3.2. Görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştiği, bu hususta şikâyeti olan hükümlü ve tutuklu şikâyetlerinin derhal ilgili mercilere iletilerek gerekli görülmesi halinde ilgili personel hakkında adlî ve idarî soruşturma başlatıldığı 3.3. Bu kapsamda, adı geçene karşı görevli personel tarafından sözlü şiddet uygulanmasının söz konusu olmadığı, 3.4. Diğer taraftan, adı geçenin “Yakın akrabayı kasten öldürme ve eşi kasten öldürmek” suçundan Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2013 tarih, Esas ve Karar sayılı kararı ile

“Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis” cezasına hükümlü olarak anılan Kurumda barındırıldığı, 3.5. Bu kapsamda, bahse konu Kurumda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olan hükümlülerin havalandırma bahçesine çıkarılmalarına ilişkin saatlerin belirlendiği ve hükümlülere bildirildiği, buna göre, adı geçenin de kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde belirlenen saat aralığında havalandırma bahçesine çıkarıldığı, bu hususta herhangi bir mağduriyetin yaşanmadığı, ayrıca adı geçene karşı görevli personel tarafından hakaret edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığı, 3.6. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu/hükümlülerin resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, talepte bulunmaları halinde dilekçelerinin gönderildiğine dair dilekçe çıkış numaralarının verildiği, 3.7. Adı geçenin de 30.09.2020 tarihinde yazmış olduğu kurum müdürü ve Cumhuriyet savcısı ile görüşme talepli dilekçelerinin işleme alınarak bahse konu Kurumun nöbetçi müdürü tarafından, adı geçen ile aynı gün görüşme gerçekleştirildiği, Cumhuriyet savcısının ise 02.10.2020 tarihinde adı geçen ile görüşme gerçekleştirdiği, 3.8. Bahse konu başvuruda geçen iddialara ilişkin olarak, ceza infaz kurumu idaresi ve görevli personelin görevleri yönünden herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmadığı, yapılan işlem ve uygulamaların ilgili mevzuat gereğince yerine getirildiği, 3.9. Bu kapsamda, anılan başvuruya ilişkin olarak, 19.02.2021 tarihli ve sayılı cevabî yazımız ile başvurucuya bilgi verildiği hususunda,”

İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.

3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye

Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.

Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 6.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

6.2. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 6.3. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili

bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 6.4. “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9. Maddesinde; “- (1) Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları, iç ve dış güvenlik görevlilerine sahip, firara karşı teknik, mekanik, elektronik ve fizikî engellerle donatılmış, oda ve koridor kapıları sürekli kapalı tutulan, ancak mevzuatın belirttiği hâllerde aynı oda dışındaki hükümlüler arasında ve dış çevre ile temasların geçerli olduğu sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin bir veya üç kişilik odalarda barındırıldıkları tesislerdir. Bu kurumlarda bireysel veya grup hâlinde iyileştirme yöntemleri uygulanır.

(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde, Türk Ceza Kanununda yer alan; a) İnsanlığa karşı suçlardan (madde 77, 78), b) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82), c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188), d) Devletin güvenliğine karşı suçlardan (madde 302, 303, 304, 307, 308), e) Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), Mahkûm olanların cezaları, bu kurumlarda infaz edilir.

(3) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.

(4) Birinci fıkrada tanımı yapılan kurumların ihtiyacı karşılama bakımından yetersiz olması hâlinde, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümleri kullanılır.

(5) (Değişik: 25/5/2005-5351/1 md.) Müebbet hapis cezasına hükümlülerden, 107 nci maddede belirtilen koşullu salıverilme süresinin üçte ikisini, süreli hapis cezasına hükümlülerden toplam cezalarının üçte birini, üçüncü fıkrada belirtilen hükümlülerden geriye kalan toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda geçirerek iyi hâl gösterenlerin, tutum ve kişiliklerine uygun diğer ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine karar verilebilir.

6.5. “Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı” başlıklı 25. Maddesinde; “(1) Ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezasının infazı rejimine ait esaslar aşağıda gösterilmiştir:

a) Hükümlü, tek kişilik odada barındırılır.

b) Hükümlüye, günde bir saat açık havaya çıkma ve spor yapma hakkı tanınır.

c) Risk ve güvenlik gerekleri ile iyileştirme ve eğitim çalışmalarında gösterdiği gayret ve iyi hâle göre; hükümlünün, açık havaya çıkma ve spor yapma süresi uzatılabileceği gibi kendisi ile aynı ünitede kalan hükümlülerle temasta bulunmasına sınırlı olarak izin verilebilir.

d) Hükümlü, yaşadığı yerin olanak verdiği ve idare kurulunun uygun göreceği bir sanat veya meslek etkinliğini yürütebilir.

e) Hükümlü, kurum idare kurulunun uygun gördüğü hâllerde ve onbeş günde bir kez olmak üzere (f) bendinde gösterilen kişilere, süresi on dakikayı geçmemek üzere telefon edebilir. f) Hükümlüyü; eşi, altsoy ve üstsoyu, kardeşleri ve vasisi, belirlenen gün, saat ve koşullar içerisinde onbeş günlük aralıklarla ve günde bir saati geçmemek üzere ziyaret edebilirler.

g) Hükümlü hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamaz ve kendisine izin verilmez. h)

Hükümlü, kurum iç yönetmeliğinde belirtilenlerin dışında herhangi bir spor ve iyileştirme faaliyetine katılamaz.

ı) Hükümlünün cezasının infazına, hiçbir surette ara verilemez. Hükümlü hakkında uygulanacak tüm sağlık tedbirleri, tıbbî tetkik ve zorunluluklar hariç ceza infaz kurumlarında, mümkün olmadığı takdirde tam teşekküllü Devlet ya da üniversite hastanelerinin tek kişilik ve yüksek güvenlikli mahkûm koğuşlarında uygulanır.”, 6.6. “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1)

Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.

6.7. “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68. Maddesinde; “ (1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe

/

yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez.

Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir.”, 6.8. “Tutukluların barındırılması” başlıklı 113. Maddesinde; “(1) Tutuklular, maddî olanaklar elverdiğince suç türlerine ve taşıdıkları güvenlik riskine göre ayrı odalarda barındırılırlar. Aralarında husumet bulunanlar ile iştirak hâlinde suç işlemiş olanlar aynı odalarda barındırılmazlar ve birbirleri ile temas etmelerini engelleyecek tedbirler alınır.”, Hükümleri yer almaktadır.

IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 11. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; daha önce Kurumumuza başvuruda bulunduğunu, Kurumumuzun şikayet numaralı dosyasında 04/08/2020 tarihli karar ile gönderme kararı verildiğini, kararın üzerinden 90 gün geçmesine rağmen kendisine bir yanıt verilmediğini, 29 Ekim 2019 tarihinde havalandırma saati bir iki saat geçince havalandırmaya çıkmak için butona bastığını, gelen personelden birinin “Butona basmayacaksın ulan biz ne zaman gelirsek o zaman çıkacaksın” şeklinde cevap verdiğini, bunu üzerine 30 Ekim 2019 tarihinde konu hakkında savcılık makamına şikayet dilekçesi sunduğunu, şikayet dilekçesinin gönderilmediğini, yine 10 Kasım 2019 tarihinde görevli personelin “konuşmayacaksın ulan, biz ne dersek o olacak” şeklinde hitapta bulunduğunu, bunun üzerine 11 Kasım 2019 tarihinde cumhuriyet başsavcılığına şikayet dilekçesi yazdığını, dilekçesinin gönderilmediğini iddia ederek kendisine kötü muamelede bulunduğunu iddia ederek sorununun çözülmesini talep etmektedir.

12. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin maddi ve manevi yönden sağlık olmaları infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

13. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’ün maddesi, Anayasamızın 17’nci maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 2’nci ve 6’ncı maddelerinde kötü muamele yasaklanmıştır.

14. Başvuran tarafından 29 Ekim 2019 tarihinde havalandırma saati bir iki saat geçince havalandırmaya çıkmak için butona bastığını, gelen personelden birinin “Butona basmayacaksın ulan biz ne zaman gelirsek o zaman çıkacaksın” şeklinde cevap verdiğini, bunu üzerine 30 Ekim 2019 tarihinde konu hakkında savcılık

/

makamına şikayet dilekçesi sunduğunu, şikayet dilekçesinin gönderilmediğini, yine 10 Kasım 2019 tarihinde görevli personelin “konuşmayacaksın ulan, biz ne dersek o olacak” şeklinde hitapta bulunduğunu, bunun üzerine 11 Kasım 2019 tarihinde cumhuriyet başsavcılığına şikayet dilekçesi yazdığını, dilekçesinin gönderilmediğini, kendisine kötü muamelede bulunduğunu iddia etmektedir. Başvuruya konu idare hem bilgi belge talebimize yönelik cevabi yazısında hem de gönderme kararımıza yönelik cevabi yazısında; ceza infaz kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve keyfi uygulama yapılmasının söz konusu olmadığı, görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştiği, bu hususta şikâyeti olan hükümlü ve tutuklu şikâyetlerinin derhal ilgili mercilere iletilerek gerekli görülmesi halinde ilgili personel hakkında adlî ve idarî soruşturma başlatıldığı, Ayrıca adı geçenin, anılan Kurumdaki görevli personelin davranışlarına yönelik bir şikâyetinin bulunduğuna dair herhangi bir dilekçesinin bulunmadığı, ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu/hükümlülerin resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, talepte bulunmaları halinde dilekçelerinin gönderildiğine dair dilekçe çıkış numaralarının verildiği, adı geçenin, 30.10.2019 tarihinde anılan Kurum nöbetçi müdürü ile görüşme yaptığı, bu görüşmede kurum doktoru tarafından muayene edilme talebinin olduğu, yaptığı görüşmede başvurusunda belirtilen söz konusu iddialara değinmediği, aynı tarihli dilekçesiyle Cumhuriyet savcısı ile görüşme talebinin olduğu ancak kendi isteğiyle görüşme yapmak istemediğinin tespit edildiği ifade edilmektedir. İdarenin cevabi yazısı ekinde gönderilen belgeler incelendiğinde başvuranın 30/09/2019 tarihli iki adet dilekçesinin olduğu, dilekçelerinden birinde sağlık sorunları nedeniyle kurum müdürüyle görüşme talebinin diğerinde ise cumhuriyet savcısıyla görüşme talebinin yer aldığı, Kurum Müdürüyle görüşmenin gerçekleştirildiği, cumhuriyet savcısıyla görüşmesinin ise hükümlünün görüşmek istememesi nedeniyle yerine getirilemediğinin bildirildiği görülmektedir. Başvuru konusunun açığa kavuşturulması amacıyla başvuranın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumuyla şifahi olarak yapılan görüşmede, başvuranın kurum personeli hakkındaki şikayet dilekçesinin işleme konulmaması gibi bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığı, Kurumumuza hitaben yazılan şikayet dilekçelerinin de ceza infaz kurumu personeli hakkındaki şikayete ilişkin olduğunu ve gönderildiğini, başvurana kötü muamelede bulunulduğu iddiasıyla ilgili kurum içerisinde araştırma yapıldığını ancak söz konusu iddianın gerçek olmadığının anlaşıldığını, başvuranın iddia ettiği tarihin üzerinden uzun bir zaman geçtiği için kamere görüntüleriyle inceleme yapılmasının da mümkün olmadığını, başvuranın havalandırmaya iş yoğunluğu nedeniyle bazı günler 5-10 dakika geç çıkarılabildiğini, hükümlünün bu gecikmeye tepki gösterdiğini, oysa 1 saatlik havalandırma saatine riayet edildiğini, herhangi bir hak kaybının olmadığını, başvuranın ağırlaştırılmış hapis cezasına hükümlü olması nedeniyle kanunen kısıtlanmış bir şekilde infazının gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.

15.Başvuranın birden fazla insan öldürmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olduğu, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere bir kısım haklarının kanunen kısıtlandığı açıktır. Buna rağmen, başvuranın Anayasanın 74/1 maddesi dilekçe hakkına sahip olduğu, 5275 sayılı Kanun’un 68/4 maddesi uyarınca resmi makamlara denetime tabi olmaksızın mektup gönderme hakkının bulunmaktadır.

16.Başvuran tarafından ceza infaz kurumu görevlilerince birden fazla 5237 sayılı TCK’nun 121’inci maddesindeki ‘Dilekçe Hakkının Engellenmesi’ ve 125’inci maddesindeki ‘Hakaret’ suçunun işlendiği ve sözlü kötü muameleye maruz kaldığı iddia edilmekte ise de şikayet konusu olayın soyut iddialardan ibaret olduğu olduğu görevli personel ile hükümlü ve tutuklu arasındaki ilişkinin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştiği, ayrıca ceza infaz kurumlarında barındırılan tutuklu/hükümlülerin resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin

/

yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, talepte bulunmaları halinde dilekçelerinin gönderildiğine dair dilekçe çıkış numaralarının verildiği anlaşılmaktadır.

17. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde, başvuranın kötü muamele ve dilekçe hakkının engellenmesi iddiaları hakkında red karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı, başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderilmediği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranılmadığı görülmüştür.

İdareden bundan sonra bu ilkelere de uyması beklenmektedir.

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden varsa arta kalan sürede Giresun İnfaz Hâkimliği nezdinde yargı yolu açıktır

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi