ÖZET: Başvuran, Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki uygulamaları şikayet ederek, hastane sevklerinin engellendiğini, ilaçlarının onur kırıcı bir şekilde verildiğini ve ağırlaştırılmış müebbet cezası alan mahkumların sosyal haklardan mahrum bırakıldığını belirtmiştir. Ayrıca, aramaların orantısız yapıldığını ve personelin davranışlarının psikolojik etkiler yarattığını ifade etmiştir. İdare, başvuranın sağlık hizmetlerine erişiminin mevzuata uygun olarak sağlandığını, hastane sevklerinin gerçekleştirildiğini ve ilaçların düzenli bir şekilde dağıtıldığını açıklamıştır.

İdarenin açıklamaları doğrultusunda, başvuranın hastane sevklerinin engellendiği ve ilaçların onur kırıcı bir şekilde verildiği iddialarının asılsız olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, arama işlemlerinin yasal çerçevede gerçekleştirildiği ve başvuranın iradesi dışında başka odalara yerleştirildiği iddialarının da geçerli bir dayanağı olmadığı ifade edilmiştir. Başvuranın talepleri, hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde değerlendirilmiş ve başvurunun reddine karar verilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın şikayetleri, ilgili mevzuat ve uygulamalar çerçevesinde incelenmiş ve idarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Başvurunun reddine yönelik karar, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından alınmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/9387-S.24.14530

BAŞVURU NO : 2024/4202

KARAR TARİHİ : 04.09.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

Başvuran ceza infaz kurumu uygulamalarını şikayet konusu etmiştir.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 25.03.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran ve 2 diğer kişi, bulundukları Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bir süredir hukuk dışı uygulamalarla hak ihlalleri yapıldığını, hastane sevklerinin, tedavi ve kontrollerinin engellendiğini, ilaçlarının yeşil ya da kırmızı reçeteli olmadığı halde tek tek taraflarına verilmesinin onur ve haysiyet kırıcı olduğunu, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan arkadaşlarının tüm sosyal-kültürel haklardan mahrum bırakılarak ağır bir tecride tabi tutulduklarını ve hasım oldukları kişilerle aynı üniteye yerleştirildiklerini, bu durumun can güvenliklerini tehlikeye attığını, aramaların ölçüsüz ve orantısız yapıldığını, ceza infaz kurumu personelinin sabah saatlerinde koridorlarda yaptıkları yüksek sesli yürüyüş ve içtimanın darbe uygulamalarını çağrıştırdığını, psikolojilerini bozduğunu, zor kullanılarak iradeleri dışında başka odalara yerleştirildiklerini iddia ve ifade ile kurum uygulamalarının denetlenmesini talep etmektedirler.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 22/04/2024 tarih ve S. sayılı yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğü’nden bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup, Genel Müdürlüğün 14.06.2024 tarihli ve

/ sayılı cevabi yazısında özetle:

“Başvuranların yeşil ya da kırmızı reçeteli olmadığı halde ilaçlarının taraflarına tek tek verildiği iddialarına yönelik açıklamaları ile hangi ilaçları kullandıklarına ilişkin bilgiler” ile ilgili olarak; 2.1. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunmasının, teşhis ve tedavilerinin yapılmasının, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunmasının çağdaş infaz anlayışının temel unsurlarından olduğu, bu konuda herhangi bir aksamanın ve hak kaybının olmaması için azami çabanın gösterildiği ve gereken her türlü tedbirlerin alındığı, /

2.2. Mevzuata göre; hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezine veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 2.3. Ceza infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık hak ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, 2.4. Başvuranın Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna 29.12.2003 tarihinde alındığı, öte yandan adı geçenin 01.01.2018 – 07.05.2024 tarihleri arasında 32 defa Adana Şehir

Hastanesinin 5 defa Dahiliye, 6 defa Nöroloji, 2 defa Endokrinoloji, 3 defa Üroloji, 2 defa Göz, 2 defa

Ortopedi, 2 defa Gastroenteroloji, 1 defa FTR, 2 defa Psikiyatri ve 1 defa Göz Polikliniklerine “eski bacak kırığı, unutkanlık, açlık grevi sonrası kontrol, prostat hastalığı, vitamin eksikliği, dispepsi” rahatsızlıklarına istinaden sevkinin sağlanarak gerekli tetkik ve tedavisinin yaptırıldığı, reçete edilen ilaçların temin edilerek derhal kendisine teslim edildiği, 2.5. Ayrıca adı geçenin, 31.12.2021, 07.01.2022, 24.01.2022, 02.02.2022, 13.04.2022, 05.08.2022, 10.08.2022, 15.08.2022, 22.08.2022, 31.08.2022, 17.10.2022, 07.12.2022, 01.02.2023, 16.03.2023, 23.03.2023, 30.03.2023, 10.04.2023, 18.10.2023, 13.11.2023, 24.11.2023, 08.03.2024, 20.03.2024,

01.04.2024 ve 03.04.2024 tarihlerinde de hastane sevk listesine eklenmesine rağmen jandarma tarafından

uygulanan üst ve ağız içi arama işlemlerini kabul etmeyerek kendi isteğiyle hastane sevkine gitmediği, 2.6. Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü ve tutuklulara reçete edilen ilaçların dağıtımlarının mevzuat hükümleri doğrultusunda eksiksiz, düzenli ve titizlikle yapılarak hükümlü ve tutuklulara kullandırıldığı, 2.7. Bu kapsamda, günlük olarak dağıtımı yapılması gereken ilaçların hazırlığının bir gün öncesinde prospektüsleri göz önünde bulundurularak hazırlandığı, ilaçların jelatininden çıkarılmadan şeffaf kilitli poşet içine konulmak suretiyle dağıtıma hazır hale getirilerek akşam 20.00-23.00 saatleri arasında dağıtıldığı, kırmızı ve yeşil reçeteye tabi olan ilaçların günlük hazırlanarak huzurda kullandırıldığı, kronik rahatsızlığı olan hükümlü ve tutukluların reçete edilen ilaçlarının 10-15 günlük dozlarının elden teslim edildiği, nefes açıcı inhalasyonlar, gargaralar, şuruplar, kremler, spreyler ve insülinlerin ise tamamının elden teslim edildiği, 2.8. Bu uygulama sayesinde düzenli ve etkin ilaç kullanımını sağlamak, toplu ilaç alımı ile intihar riskini önlemek, gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilerek hükümlü ve tutuklunun sağlığını korunmasının sağlandığı, “Aramaların ölçüsüz ve orantısız yapıldığı iddialarına yönelik olarak; 2.9. Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların; üst ve eşya arama işlemlerinin 5275 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Kuruma alınma ve kayıt işlemleri” başlıklı 55 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve “Arama, güvenlik tatbikatı ve sayım” başlıklı 34 üncü maddesinde yer alan hükümlere göre yapıldığı, 2.10. Öte yandan, jandarma personelinin ceza infaz kurumlarında ve hükümlü/tutukluların kurum dışına sevk ve nakil işlemlerinde ne gibi güvenlik önlemleri alacağına dair usûl ve esasların 2803 sayılı jandarma

Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun 7/a maddesinde, jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri

/

Yönetmeliği’nin 24 ilâ 36 ncı maddelerinde ve Ceza İnfaz Kurumlarının Dış Koruması ile Sevk ve Nakil

Hizmetleri Yönergesinde düzenlendiği, 2.11. Bu kapsamda, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korumasını sağlamak, hükümlü ve tutukluların sevk ve nakil sırasında kaçmalarını önlemek, bu amaçla; hükümlü/tutuklulara üst ve eşya araması yapılması, kelepçe takılması, sevk edilenin koluna girilmesi, yeterli sayıda jandarma personeli ile etrafında çember oluşturulması gibi gerekli görülen tüm güvenlik önlemlerinin alınmasının jandarmanın mülki görevleri arasında yer aldığı, söz konusu uygulamalarda ceza infaz kurumu idaresinin herhangi bir yetkisinin bulunmadığı, 2.12. Diğer yandan, hükümlü ve tutuklulara görevli memurların ve yöneticilerin tek başına karar vererek ceza vermesinin söz konusu olmadığı, kurum disiplin kurulu tarafından araştırmasının yapılarak işlemiş olduğu davranışa karşılık gelen cezanın ilgili mevzuatta hükmedilen miktarı kadar verildiği, kararların hükümlü veya tutuklulara tebliğ edildiği, disiplin kararına karşı ilgilinin infaz hâkimliğe şikâyet, infaz hâkimliği kararına karşıda ağır ceza mahkemesine itiraz hakkının bulunduğu, “İnfaz ve koruma memurlarının içtimalarda psikolojilerini bozacak şekilde hareket ettiği iddialar” ile ilgili olarak; 2.13. Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, sayımların Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Güvenlik ve gözetim servisi” alt başlıklı 10 uncu maddesinde yer alan hükümlere göre kurumun nöbetçi müdürü başkanlığında, infaz ve koruma başmemuru ile yeterli sayıda infaz ve koruma memuru ile alındığı, 2.14. Bu kapsamda, personele yönelik saldırı, rehin alma gibi eylemleri önlemek amacıyla sayımların, odanın alt katında tüm hükümlü/tutuklular belli bir nizamda ayakta görülecek şekilde alınması, hastalığı bilinen veya doktor tarafından yatarak istirahati verilen hükümlü/tutukluların ise sağlık durumları göz önünde bulundurularak ayakta ya da fiziki mekan zorunluluğu şartı aranmaksızın sayılması ve sayımın yapılış şeklinin kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde olması gerektiği, ayrıca sayımlar esnasında hükümlü ve tutuklu mevcudunun belirlenmesinin yanı sıra, hükümlü ve tutukluların vücut bütünlüğünün kontrolünün yapılarak herhangi bir sorunun olup olmadığının da tespit edildiği, “İradeleri dışında başka odalara yerleştirildikleri iddialarına yönelik açıklamaları ile oda değişimlerine yönelik kurum kararları” hususları ile ilgili olarak; 2.15. Ceza infaz kurumlarında oda ve koğuş yerleştirme işlemlerinin, 5275 sayılı Kanun’un 5 inci bölümünde yer alan ‘Hükümlülerin Gözlem ve Sınıflandırılması’ başlığı altındaki maddeler ile Gözlem ve

Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik hükümleri çerçevesinde suç grupları ve türleri, risk durumları, yaş, cinsiyet, hüküm alıp almadığı, kurum güvenliği gibi kriterlere göre kurum idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilerek yapıldığı, verilen karara karşı yargı yolunun açık olduğu, 2.16. Bu minvalde, Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda idare gözlem kurulu kararıyla, Kurumun fiziki yapısı ile barındırılan hükümlü ve tutuklu sayısı göz önünde bulundurularak oda düzenlenmesi için oda değişikliği yapılmakta olup ayrıca tünel kazma vb. gibi güvenlik sorunu oluşturacak olayların önlenmesi amacıyla ve odalar rotasyon yapılarak yaklaşık altı ayda bir odalarda bulunan hükümlü ve tutukluların hep birlikte odalarının değiştirildiği hususları, belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

/

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları “Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.3. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları “Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 3.5. Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin son fıkrası “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence Yasağı” başlıklı 3 üncü maddesi “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.” 5. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrası “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” 5.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin ilgili fıkraları “(1)

Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir: … b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak

üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir. … f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.…” 5.3. “Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması” başlıklı 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları “ (1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır: a) Hükümlülerin

/

kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler.” 5.4. “Hükümlülerin gruplandırılması” başlıklı 24 üncü maddesi “(1) Hükümlüler; a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler, b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler, c) Tehlike hâli taşıyanlar, d) Terör suçluları, e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular, gibi gruplara ayrılırlar. (2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar.” 5.5. “Arama” başlıklı 36 ncı maddesi “1) Kurumlarda, odalar ve eklentilerinde, hükümlülerin üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Her ay bir kez mutlaka arama yapılır. (2)

Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle veya diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebilir.” 5.6. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71 inci maddesinin birinci fıkrası “Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” 5.7. “Hükümlülerin sayısı ve uygulanacak güvenlik tedbirleri” başlıklı 74 üncü maddesi “(1)

Hükümlülerin yerleştirildikleri kurum veya bölümlerde bireyselleştirmeyi mümkün kılacak sayıda bulundurulmalarına özen gösterilir. (2) İyileştirme programları uygulanan grupların özelliklerine göre değişik güvenlik tedbirlerine yer verilir. (3) Tehlikeli hâlde oldukları saptanan hükümlüler, bireyselleştirilmeleri için yapılacak çalışmalarda on kişiyi aşacak biçimde gruplandırılamaz.” 5.8. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78 inci maddesinin birinci fıkrası “Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.” 5.9. “Hastaneye sevk” başlıklı 80 inci maddesi “Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesi

“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi

İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin; 7.1. “Güvenlik ve gözetim servisi” alt başlıklı 10 uncu maddesinin ilgili maddeleri “(1) Güvenlik ve gözetim servisi; kurumun güvenliği, düzeni ve disiplininden sorumludur. Güvenlik ve gözetim servisinde; /

infaz ve koruma başmemurları ile infaz ve koruma memurları görev yapar. (2) Kurum müdürü tarafından seçilen bir infaz ve koruma başmemuru “sorumlu infaz ve koruma başmemuru” olarak görev yapar. (3)

Sorumlu infaz ve koruma başmemuru, kurumun güvenlik ve gözetiminden, bu serviste görev yapmakta olan, infaz ve koruma başmemurları ile infaz ve koruma memurlarının sevk ve idaresi ile organizasyonundan sorumludur. … Müdürün bulunmaması durumunda ikinci müdür ya da idare memuru onay makamıdır. (4)

İnfaz ve koruma başmemuru, kurumdaki güvenlik, düzen ve disiplinin sağlanması için infaz ve koruma memurlarının sevk ve idaresinden sorumlu olup, bu hizmetlerin yerine getirilmesi sırasında kurum müdürü, ikinci müdür veya bu amirlerin bulunmadığı kurumlarda idare memurunun vermiş olduğu emirlerin yerine getirilmesini ve uygulanmasını sağlar. Bu görevlerini yerine getirirken, sorumlu infaz ve koruma başmemurunun talimatına göre hareket ederler. (5) İnfaz ve koruma memuru, kurumun güvenlik, düzen ve disiplininin sağlanması, hükümlülerin kurum içindeki hareketlerinin takip ve kontrolü ile gözetimi ve kurumun temiz tutulması ile hükümlülerin iç yönergelere uygun surette hareket etmelerini sağlamakla görevli olup, müdür ve ikinci müdür veya bunların bulunmadığı yerlerde idare memuru ile infaz ve koruma başmemuru tarafından verilen görevleri yapar. (6) Güvenlik ve gözetim servisinde görev yapanlar, aşağıdaki görevleri düzenli olarak yerine getirir: a) Sayım: 1) Müdürü bulunan ve vardiya sistemi uygulanan kurumlarda, sabah ve akşam sayımları, nöbetçi ikinci müdürün başkanlığında, sorumlu infaz ve koruma başmemuru, vardiya infaz ve koruma başmemurları ile infaz ve koruma memurları tarafından yerine getirilir. Gece sayımları, nöbetçi ikinci müdürün başkanlığında, bulunmaması hâlinde, bu konuda görevlendirilen infaz koruma başmemuru başkanlığında, vardiya infaz ve koruma başmemurları tarafından yapılır. Sayımlarda nöbetçi infaz ve koruma memurları da hazır bulunur. 2) Müdürü bulunmayan kurumlarda yapılan sabah, akşam ve gece sayımları, sorumlu infaz ve koruma başmemuru veya görevlendirilen infaz koruma başmemuru başkanlığında, vardiya infaz ve koruma başmemurları ve nöbetçi infaz ve koruma memurları tarafından yerine getirilir. 3) Sayım sırasında mevcudun tam olup olmadığı kontrol edilir ve sayım defteri sayıma katılan görevliler tarafından isim yazılarak imzalanır. … (8) İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhal en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz. …” 7.2. “Sağlık servisi” başlıklı 13 üncü maddesi “(1) Sağlık servisi; kurumda koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetlerini cezaevi tabibinin başkanlığında yerine getiren servistir…” (2) Cezaevi tabibi; a)

Kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapar. … ” 7.3. “İdare ve gözlem kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları “(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir: a)

Hükümlülerin suç türlerini belirleyerek, durumlarına uygun kurumlara ayrılmalarını sağlamak ve bunlara uygun olacak infaz ve iyileştirme rejimini saptamak. b) Hükümlülerin kurumlara kabullerinden sonra kalacakları odaları belirlemek. c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlüleri gruplandırmak. ç)

Hükümlülerin kalmakta oldukları odaları değiştirmek…” 7.4. “Arama, güvenlik tatbikatı ve sayım” başlıklı 34 üncü maddesi “(1) Kurumlarda, oda ve eklentilerinde, hükümlünün üst ve eşyasında habersiz olarak her zaman arama yapılabilir. Kurumun tamamında her ay bir kez mutlaka arama yapılır. Oda ve eklentilerinde yapılacak aramalarda bir hükümlü

/

hazır bulundurulur. (2) Hükümlünün üzerinde, kuruma sokulması veya bulundurulması yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve bunun başka suretle tespitinin olanaksız olması durumunda, kurum en üst amirinin gerekli görmesi hâlinde, detaylı olarak veya beden çukurlarında aşağıda belirtilen usullere göre arama yapılabilir: … (3) Beden ve üst aramaları aynı cinsiyetten güvenlik ve gözetim görevlileri tarafından yapılır. (4) Aramalar, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri veya kolluk kuvvetleriyle ya da diğer kamu görevlilerince ortaklaşa gerçekleştirilebilir. (5) Kurum en üst amiri, Cumhuriyet başsavcısına bilgi vermek suretiyle önceden hazırlanan olağanüstü hâl planlarına göre kurumun fiziksel özelliği ve mevcudunu değerlendirerek, yılda en az iki kez olmak üzere uygun gördüğü zamanlarda diğer kamu görevlilerinin katılımıyla; isyan, firar, yangın ve benzeri olaylara karşı tatbikat yaptırır. (6) Sayımlar, 10 uncu maddede belirtilen görevliler tarafından, dörtlü vardiya hizmetinin uygulandığı kurumlarda sabah, akşam ve gece olmak üzere günde üç kez, diğer vardiya hizmetlerinin uygulandığı kurumlarda ise her vardiya değişiminde yapılır. (7) İdare tarafından uygun görülmesi durumunda, her zaman sayım yapılabilir. Olağanüstü durumlarda, kurum en üst amirinin talebi, Cumhuriyet başsavcısının oluru ile dış güvenlik görevlileri sayımlara katılabilir. (8) Sayımlar, yatma planları da göz önünde bulundurularak odalarda yapılır. Sayımın yapılış şekli, kurum güvenliğini tehlikeye düşürmeyecek biçimde odada bulunan hükümlülerin sayısı dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.

(9) (Değişik:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/14 md.) Arama ve sayımlar sırasında insan onuru ve haysiyetine saygı ile utanma duygusunun ihlal edilmemesi esastır. Bu kapsamda gerekli her türlü tedbir alınır. (10) Elektronik ortamda sayım gerçekleştirilen kurumlarda Bakanlıkça belirlenecek esaslar uygulanır.” 7.5. “Kuruma yerleştirme” başlıklı 57 nci maddesinin ilgili kısımlarında “(1) Hükümlülerin kuruma yerleştirilmesi, 5275 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde belirtilen gruplandırmalara uygun olarak yapılır.

Bu yerleştirmede aşağıda sayılan ilkeler uygulanır: a) Hükümlü kadın ve erkekler, mümkün olduğu kadar ayrı kurumlarda bulundurulur. Aynı kurumda barındırılmaları zorunlu ise kadın ve erkeklere ait bölümler birbirlerinden tamamen ayrılır… c) Hükümlüler, tutuklulardan ayrı kurumlarda veya tamamen ayrı bölümlerde bulundurulur. ç) Genel kolluk hizmetlerinde veya diğer kamu görevlerinde çalışmış hükümlüler, kurumların ayrı bir bölümünde barındırılır. … (2) Hükümlüler idare tarafından hazırlanan ve koridordaki oda kapılarının yanına asılan resimli yatma planına uygun olarak yerleştirilir.” 7.6. “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 98 inci maddesinin birinci fıkrası “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.” 7.7. “Hükümlülerin hastaneye sevki ile hastanelerde muayene ve tedavileri” başlıklı 99 uncu maddesinin ilk iki fıkrası “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle bir hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, cezaevi tabibi tarafından bir raporla derhal kurum en üst amirine bildirilir. (2) Kurumda tedavisi mümkün olmayan hastalığı bulunan hükümlülerin muayene ve tedavileri devlet ve üniversite hastanelerinde gerçekleştirilir…” 7.8. “Kurum dışına çıkma hâlleri” başlıklı 126 ncı maddesi “(1) Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz”

8. 28/3/2020 tarihli ve 2324 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi

Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Yönetmelik’in “İdare ve gözlem kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 28 inci maddesi

“(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir: a) Hükümlülerin suç türlerini belirleyerek, durumlarına uygun kurumlara ayrılmalarını sağlamak ve bunlara uygun olacak infaz ve iyileştirme rejimini saptamak. b) Hükümlülerin kurumlara kabullerinden sonra kalacakları odaları belirlemek. c) Kurumlarda kalmakta olan hükümlüleri gruplandırmak. ç) Hükümlülerin kalmakta oldukları odaları değiştirmek. d) Hükümlülerin bireysel olarak, psiko-sosyal yardım servisince hazırlanan iyileştirme programlarına uyumunu ve sonuçlarını değerlendirmek. e) İyileştirme programları kapsamında spor alanları, çok amaçlı salon, kütüphane ve iş atölyelerinden yararlanma gibi faaliyetlere katılabilecek durumdaki hükümlüler … ile ilgili karar almak. f) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo, televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkının kısıtlanmasına karar vermek. … h) Koşullu salıvermeye ve uygulanacak infaz rejimine esas teşkil edecek iyi hâl kararını almak.… (2) İdare ve gözlem kurulu, birinci fıkrada sayılan görevleri yerine getirirken diğer kurulların önerilerini de dikkate alır. (3) İdare ve gözlem kurulunun, birinci fıkranın (b) ilâ (ğ) bentlerinde sayılan görevleriyle ilgili olarak aldığı kararlarla, diğer kurulların kararları arasında uyumsuzluk bulunması durumunda, psiko-sosyal yardım servisinde çalışan personelin görüşü de alındıktan sonra, idare ve gözlem kurulu tarafından verilecek karar uygulanır.” 9. 29.12.2020 tarihli ve 31349 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Gözlem ve Sınıflandırma

Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin; 9.1. “Gözlem ve sınıflandırma merkezlerinin görevleri” başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrası “(1)

Gözlem ve sınıflandırma merkezi; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel ve zihinsel sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ile ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri, suç türlerinin belirlenerek durumlarına uygun ceza infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejiminin uygulanmasını; işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına, kapalı ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine dair değerlendirmeleri yapmakla görevlidir.” 9.2. İdare ve gözlem kurulunun görevleri” başlıklı 14 üncü maddesinin birinci fıkrası “(1) İdare ve gözlem kurulu; mevzuatta verilen diğer görevlerinin yanında hükümlünün kademeli olarak toplumla bütünleştirilmesi ile ilgili aşağıda sayılan görevleri yapar: a) Hükümlüleri sınıflandırır. b) Hükümlüleri gruplandırır. c) Hükümlülerin durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmalarına karar verir. ç)

Uygulanacak infaz ve iyileştirme rejimini saptar. d) Mevzuatta iyi hâlliliğin arandığı diğer durumlar ile ilgili değerlendirmeleri yapar. e) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca bütün hükümlüler hakkındaki ara değerlendirmeleri en geç altı ayda bir yapar. f) 5275 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamı dışında kalan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmaya, kalan cezasını denetimli serbestlik tedbiri altında infaz etmeye veya ceza infaz kurumlarından doğrudan koşullu salıverilmeye esas iyi hâl değerlendirmelerini yapar.” 10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı Ekinin ilgili kısımları şöyledir:

3. Bölüm “Sağlık” başlığı altında yer alan ilgili maddeleri “39. Cezaevi yetkilileri sorumlulukları altında bulunan tüm mahpusların sağlığını korumalıdır… 40.4 Cezaevlerindeki sağlık servisleri, mahpusların yakalanmış olabileceği herhangi bir bedensel veya ruhsal hastalık ya da rahatsızlığı ortaya çıkarmak ve tedavi etmek için çaba göstermelidir. 40.5 Bu amaçla mahpuslara, kurum dışında sunulanlar da dâhil olmak üzere gerekli tüm tıbbî, cerrahî ve psikiyatrik hizmetler sağlanmalıdır.” “42.3. Hekim veya ona bağlı nitelikli bir hemşire bir mahpusu muayene ettiği sırada: …b. Bedensel veya ruhsal bir hastalığın teşhis edilmesine, bunun tedavisi için ve mevcut tedavinin devamının sağlanması için gerekli tüm tedbirlerin alınmasına … özel dikkat göstermelidir.”; “43.1 Hekim, mahpusların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunmasına ve toplumdaki tıbbî bakım standartlarıyla uyumlu koşullar altında ve sıklıkta, hasta olan, rahatsız olduğunu ya da yaralandığını rapor eden ve özel dikkat gösterilmesi gereken tüm mahpusların tıbbî bakımına nezaret etmelidir. 43.3 Hekim, süregelen özgürlükten yoksunluk yüzünden veya hücre cezası da dâhil olmak üzere alıkonulma koşullarından herhangi biri nedeniyle bir mahpusun bedensel veya ruhsal sağlığının ciddî bir biçimde risk altında bulunduğunu değerlendirirse, bu durumu kurum müdürüne bildirmelidir. … 46.1 Uzman tedavisine ihtiyaç duyan hasta mahpuslar, bu hastalığın tedavisinin cezaevinde yapılmasının mümkün olmaması hâlinde, uzman kurumlara veya sivil hastanelere nakledilmelidir.” 11. 1955’te Cenevre’de toplanan Suçların Önlenmesi ve Suçluların Islahı üzerine Birinci Birleşmiş

Milletler Konferansı tarafından kabul edilen ve 17 Aralık 2015 tarihli ve 70/175 sayılı Genel Kurul kararıyla revize edilen Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralların

(Nelson Mandela Kuralları) “Sağlık Hizmetleri” başlığı altında yer alan ilgili kurallar şöyledir:

Kural 24 “1. Mahpuslara sağlık hizmeti sağlanması devletin bir sorumluluğudur. Mahpuslar, toplumda mevcut olan sağlık hizmet standartlarına sahip olmalıdır ve yasal statüleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaksızın ücretsiz olarak gerekli sağlık hizmetlerine erişebilmelidir…” Kural 25 “1. Her ceza infaz kurumu, rehabilitasyonunu engelleyen sağlık sorunları veya özel sağlık ihtiyaçları bulunan mahpusları özellikle dikkate alarak, mahpusların fiziksel ve zihinsel sağlıklarını değerlendirmek, geliştirmek, korumak ve iyileştirmekle görevli bir sağlık hizmeti bulunduracaktır…” Kural 33 “Doktor, bir mahpusun bedensel veya zihinsel sağlığının devam eden hapis veya hapis şartlarından olumsuz olarak etkilendiğini veya etkileneceğini düşündüğü zaman durumu ceza infaz kurumu müdürüne bildirecektir.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 13. Başvuran (1) numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle, Adana F Tipi Yüksek

Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hastane sevklerinin, tedavi ve kontrollerinin engellendiğini, ilaçlarının yeşil ya da kırmızı reçeteli ilaçlar gibi tek tek taraflarına verilmesinin onur ve haysiyet kırıcı olduğunu, ağırlaştırılmış müebbet cezası alan arkadaşlarının tüm sosyal-kültürel haklardan mahrum bırakılarak ağır bir tecride tabi tutulduklarını ve hasım oldukları kişilerle aynı üniteye yerleştirildiklerini, bu durumun can güvenliklerini tehlikeye attığını, aramaların ölçüsüz ve orantısız yapıldığını, ceza infaz kurumu personelinin sabah saatlerinde koridorlarda yaptıkları yüksek sesli yürüyüş ve içtimanın darbe

uygulamalarını çağrıştırdığını, psikolojilerini bozduğunu, zor kullanılarak iradeleri dışında başka odalara yerleştirildiklerini iddia ve ifade ile kurum uygulamalarının denetlenmesini talep etmektedir.

14. Başvuranın “ağırlaştırılmış müebbet cezası alan arkadaşları” hakkındaki iddiaları bakımından taleple başvuran arasında kişisel menfaat bağının kurulmamış olduğu anlaşılan başvurunun Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince incelenemeyeceği değerlendirilmiştir.

15. Başvuran, yukarıda yer verilen diğer iddia ve taleplerini tek dilekçe altına atılmış toplu imza ile

Kurumumuza iletmiş olup, farklı konulara ilişkin söz konusu iddia ve taleplerin ayrı başlıklar altında incelenmesine karar verilmiştir.

(I) Başvuranların hastane sevklerinin, tedavi ve kontrollerinin engellendiği yeşil ya da kırmızı reçeteli olmadığı halde ilaçlarının taraflarına tek tek verilmesinin onur ve haysiyet kırıcı muamele

olduğu iddiaları hakkındaki inceleme:

16. Anayasa’nın 17 nci, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2 inci ve Medeni ve Siyasi Haklar

Sözleşmesi 6 ncı maddesi ile koruma altına alınan, en temel ve vazgeçilmez haklardan olan yaşama hakkı; yaşama yönelik tehlike ve risklere karşı kamusal otoriteler tarafından korunma hakkını da içermektedir.

17. Yaşama hakkının tamamlayıcısı ve ön koşulu ise sağlığa erişim hakkıdır. Anayasamız uyarınca herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir ve Devlet herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamakla yükümlüdür.

18. Nelson Mandela Kuralları olarak bilinen Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart

Kurallarda mahpuslara sağlık hizmeti sağlanması, devletin sorumluluğunda sayılmış, Avrupa Konseyi

Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye

Kararında ceza infaz kurumlarındaki yetkililerin sorumlulukları altında bulunan tüm mahpusların sağlığını korumakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Kararda, mahpusların topluma sağlanan mevcut sağlık standartlarından aynı şekilde yararlanacağı ve hukuki statülerine dayalı ayrımcılık olmaksızın, gerekli sağlık hizmetlerine ücretsiz erişime sahip olacakları belirtilmiştir.

19. Bahse konu uluslararası düzenlemelerde, infaz kurumu hekimlerinin bir mahpusun bedensel veya zihinsel sağlığının devam eden hapis veya hapis şartlarından olumsuz olarak etkilendiğini veya etkileneceğini düşündüğü zaman durumu ceza infaz kurumu müdürüne bildireceği belirtilmiştir.

20. Avrupa Konseyi’nin oluşturduğu insan hakları sisteminin bir parçası olarak 1987 tarihli Avrupa

Konseyi Konvansiyonu ile yargı dışı bir mekanizma olarak kurulan Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya

Onurkırıcı Ceza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT – AİÖK), özgürlüğünden mahrum edilen kişilerin işkenceden ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya cezadan korunması amacıyla, cezaevlerine ve diğer kapalı kurumlara denetim ziyaretleri yapmaktadır. Komitenin 3. Genel Raporunda

[CPT/Inf (93) 12], yetersiz sağlık hizmetlerinin, “insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele” teriminin kapsamına giren koşulların hızla ortaya çıkmasına neden olabileceği, cezaevinde sunulan sağlık hizmetlerinin, hem o cezaevinde hem de diğer yerlerde kötü muamelenin önlenmesinde önemli rol oynayabileceği, söz konusu hizmetlerin, sunuldukları tesisteki genel yaşama koşulları üzerinde olumlu etkide bulunabileceği belirtilmiştir. Komite tarafından bu kapsamda gerçekleştirilen denetimler sonucunda, ilaç kullanımına yönelik olarak “bakımda eşitlik” ilkesi gereği “Eczane ve ilaç dağıtımının uygun bir şekilde gözetim altında tutulması gerektiği, ayrıca ilaçların hazırlanmasının da her zaman yetkin personele (eczacı/hemşire, vs.)

bırakılması gerektiği” ayrıca “Hastanın sağlık durumu ve reçetelenen ilaçların düzenli olarak gözden

geçirilmesinin” tedavinin gereklerinden olduğu belirtilmiştir (CPT/Inf/E (2002) 1 – Rev. 2010 Türkçe; md.

38 – md. 40).

21. Ulusal mevzuatımızda tutuklu ve hükümlülerin yaşam ve sağlık haklarının korunmasına yönelik ilke ve kurallar ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda düzenlenmiştir. Anılan

Kanun uyarınca ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların sağlıklarının korunması, teşhis ve tedavilerinin yapılması, sağlığa erişim hakkının kolaylaştırılması ve korunması ülkemizdeki infaz anlayışının temel unsurlarındandır.

22. Anılan Kanunun 71 inci maddesinde hükümlülerin, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahip olduğu, bunun için hükümlülerin öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirileceği hüküm altına alınmıştır. Kanunun78 inci maddesinde ise tutuklu ve hükümlülerin acil veya olağan muayene ve tedavisi kurum hekimi tarafından yapılacağı belirtilmiştir.

Kanunun 57 inci maddesinde de hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlülerin, bulundukları yere en yakın tam teşekküllü Devlet veya üniversite hastanesine sevk edileceği hüküm altına alınmış, ayrıca farklı bir hastaneye sevkleri gerekli görülenler için bu sevkin yapılma şekli düzenlenmiştir.

23. Benzer düzenlemelere Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Yönetmelikte de yer verilmiş, ayrıca Yönetmeliğin “Sağlık servisi” başlıklı 13 üncü maddesinde cezaevi tabibinin, kurumun sağlık koşullarını düzenleyerek, hükümlülerin ve kurum personelinin muayene ve tedavilerini yapacağı düzenlenmiştir.

24. Somut dosyada başvuranlar tarafından, hastane sevklerinin, tedavi ve kontrollerinin engellendiği, ilaçlarının tek tek verilmesinin haysiyet ve onur kırıcı muamele olduğunun iddia edildiği görülmektedir.

25. İdare tarafından bu iddialar hakkında; 25.1. Mevzuata göre; hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezine veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı, 25.2. Başvuranın Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna 29.12.2003 tarihinde alındığı, 01.01.2018 – 07.05.2024 tarihleri arasında 32 defa Adana Şehir Hastanesinin 5 defa Dahiliye, 6 defa Nöroloji, 2 defa Endokrinoloji, 3 defa Üroloji, 2 defa Göz, 2 defa Ortopedi, 2 defa Gastroenteroloji, 1 defa FTR, 2 defa Psikiyatri ve 1 defa Göz Polikliniklerine “eski bacak kırığı, unutkanlık, açlık grevi sonrası kontrol, prostat hastalığı, vitamin eksikliği, dispepsi” rahatsızlıklarına istinaden sevkinin sağlanarak gerekli tetkik ve tedavisinin yaptırıldığı, reçete edilen ilaçların temin edilerek derhal kendisine teslim edildiği, 25.3. Ayrıca adı geçenin, 31.12.2021, 07.01.2022, 24.01.2022, 02.02.2022, 13.04.2022, 05.08.2022, 10.08.2022, 15.08.2022, 22.08.2022, 31.08.2022, 17.10.2022, 07.12.2022, 01.02.2023, 16.03.2023, 23.03.2023, 30.03.2023, 10.04.2023, 18.10.2023, 13.11.2023, 24.11.2023, 08.03.2024, 20.03.2024,

01.04.2024 ve 03.04.2024 tarihlerinde de hastane sevk listesine eklenmesine rağmen jandarma tarafından

uygulanan üst ve ağız içi arama işlemlerini kabul etmeyerek kendi isteğiyle hastane sevkine gitmediği, 25.4. Hükümlü ve tutuklulara reçete edilen ilaçların dağıtımlarının da mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği, /

25.5. Bu kapsamda, günlük olarak dağıtımı yapılması gereken ilaçların hazırlığının bir gün öncesinde prospektüsleri göz önünde bulundurularak hazırlandığı, ilaçların jelatininden çıkarılmadan şeffaf kilitli poşet içine konulmak suretiyle dağıtıma hazır hale getirilerek akşam 20.00-23.00 saatleri arasında dağıtıldığı, kırmızı ve yeşil reçeteye tabi olan ilaçların günlük hazırlanarak huzurda kullandırıldığı, kronik rahatsızlığı olan hükümlü ve tutukluların reçete edilen ilaçlarının 10-15 günlük dozlarının elden teslim edildiği, nefes açıcı inhalasyonlar, gargaralar, şuruplar, kremler, spreyler ve insülinlerin ise tamamının elden teslim edildiği, 25.6. Bu uygulama sayesinde düzenli ve etkin ilaç kullanımını sağlamak, toplu ilaç alımı ile intihar riskini önlemek, gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilerek hükümlü ve tutuklunun sağlığını korunmasının sağlandığı, hususları bildirilmiştir.

26. İddiaların ilgili mevzuat ve içtihat kapsamında incelenmesinden, ceza infaz kurumlarında sunulan sağlık bakım hizmetlerinde ilaç ve gerekli malzemelerin düzenli olarak temin edilmesi gerektiği, tutuklu ve hükümlülerin reçete edilen ilaçları doğru dozlarda ve doğru aralıklarla almalarını sağlayacak personelin bulundurulması gerektiği, başvuranların bulunduğu ceza infaz kurumunda da işlemlerin bu minvalde yürütüldüğü, yapılan uygulamanın hükümlü ve tutukluların sağlık ve yaşam haklarının korunması amacına yönelik olduğu, iddiaların yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.

27. Diğer yandan, başvuranın tedavisinin engellendiği iddialarına yönelik yapılan araştırmada, muhtelif rahatsızlıklarına istinaden il düzeyindeki hastanelere sevkinin sağlanarak gerekli tetkik ve tedavilerinin yaptırıldığı, reçete edilen ilaçların temin edilerek kendisine teslim edildiği, bununla birlikte idare tarafından çoğu kez hastane sevk listesine eklenmesine rağmen dış güvenlik birimi olan jandarma tarafından uygulanan üst ve ağız içi arama işlemlerini kabul etmemesi sebebiyle kendi isteğiyle hastane sevklerine gitmediği anlaşıldığından, ceza infaz kurumu idaresince sunulan sağlık hizmetlerinin mevzuatına uygun yürütüldüğü, cezaevi idaresinin uygulamalarına atfedilen şikayetlerin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

28. Başvuranların hastane sevklerinin, tedavi ve kontrollerinin engellendiği yeşil ya da kırmızı reçeteli olmadığı halde ilaçlarının taraflarına tek tek verilmesinin onur ve haysiyet kırıcı muamele olduğu iddiaları hakkındaki inceleme sonucunda, idarenin sağlık hizmetlerinin verilmesine yönelik iş ve işlemlerinin ilgili mevzuat ve belirlenen standartlarla uyumlu olduğu tespit edildiğinden, iddiaların reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

(II) “Aramaların ölçüsüz ve orantısız yapıldığı, darbeyi çağrıştırdığı” iddialarına yönelik olarak; 29. Anayasa’nın 17. Maddesinin birinci fıkrasında herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı güvence altına alınmış, insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Anılan maddenin üçüncü fıkrasında ise kimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı kural altına alınmıştır.

30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3 üncü maddesinde de işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanması hükme bağlanmıştır. Anılan Anayasa ve Sözleşme maddeleri mutlak mahiyette olup, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde dahi her hangi bir istisna öngörülmemiştir.

31. Hükümlü ve tutukluların hak ve özgürlükleri cezaevlerinin kapısında sona ermemektedir. Esasen, mahkûmlar hukuka uygun olarak verilmiş “bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak” kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler. Bununla birlikte cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi cezaevinde

güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir. (AYM, Turan Günana, B. No:2013/3550, 19/11/2014, §35).

32. Nitekim 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinde hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluğun, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirileceği, hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer haklarının, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, anılan Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabileceği belirtilmiştir.

33. Anılan mevzuat ve içtihat uyarınca, tutuklu ve hükümlüler özgürlük hakkı dışında sahip oldukları diğer hak ve hürriyetlerini, Kanun ve ilgili mevzuatında belirtilen sınırlar çerçevesinde kullanabilmektedir.

Mahpusların haklarına ilişkin temel ilke, özgürlüklerinden yoksun bırakılan tüm kişilere haysiyetlerine ve insan haklarına saygılı bir şekilde muamele edilmesi gerekliliğidir.

34. “Aşağılayıcı muamele” ve “onura saygı” kavramları arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Ceza infaz kurumlarında yapılan uygulamaların bir bireyi küçük düşürmesi veya itibarını azaltması, insan onuruna saygı göstermemesi veya zedelemesi ya da bir bireyin ahlaki ve fiziksel direncini kırabilecek korku, acı veya aşağılık hislerini uyandırması halinde aşağılayıcı muamele olarak nitelendirilmesi mümkündür.

35. Anayasa Mahkemesi ve AİHM insanlık onuruna uygun şekilde ve cezaevi güvenliğinin korunması, suç veya düzensizliğin önlenmesi gibi meşru bir amaca yönelik yapılan aramaların işkence ve kötü muamele yasağını ihlal etmediğine karar vermektedir. Bir muamelenin yargı organlarında Anayasanın 17. ve

AİHS’in 3. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup, her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşımaktadır. Değerlendirmeye alınacak

bu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir (AYM, Turan Günana, B.No:

2013/3550, 19/11/2014, § 34)

36. Cezaevlerinde kötü muamele olarak kabul edilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunların birçoğu cezaevi idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Bu nedenle mahkûmlar için bir cezaevindeki yaşam tüm yönleriyle değerlendirilmelidir. Cezaevlerindeki yaşam, mahkûmlara sunulan aktivitelerin genişliğinden, mahkûmlar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda değerlendirilmelidir (AYM, B.No: 2013/3550, 19/11/2014, § 37).

37. Ulusal hukukumuzda üst ve eşya arama işlemleri 5275 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ile Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Kuruma alınma ve kayıt işlemleri” başlıklı 55 inci maddesi, “Arama, güvenlik tatbikatı ve sayım” başlıklı 34 üncü maddesi nde yer alan hükümlerde düzenlenmiştir. Sayımlar ise anılan Yönetmeliğin “Güvenlik ve gözetim servisi” alt başlıklı 10 uncu maddesinde yer alan hükümlerde yer almaktadır. Anılan mevzuat bu kararın (III-İlgili Mevzuat) başlıklı bölümünde yer almaktadır.

38. Başvuran, bulundukları ceza infaz kurumunda aramaların ölçüsüz ve orantısız yapıldığını, ceza infaz kurumu personelinin sabah saatlerinde koridorlarda yaptıkları yüksek sesli yürüyüş ve içtimanın darbe uygulamalarını çağrıştırdığını, psikolojilerini bozduğunu iddia etmiştir.

39. İdare tarafından anılan ceza infaz kurumundaki aramaların ilgili mevzuatına uygun yürütüldüğü ifade edilmiştir (bkz. Prg. 2).

/

40. Başvuran, aramaların ölçüsüz ve orantısız olduğuna yönelik iddialarını temellendirecek herhangi bir somut olaya, olguya işaret etmemiş, aramaları hangi sebeple ölçüsüz ve orantısız bulduğuna yönelik herhangi bir bilgi (tarih, saat, arama biçimi, yapılan muamelenin şekli vb.) vermemiştir. Aramalar ve sayım sırasında görevlilerin yürümelerinden kaynaklanan sesin askeri darbelerdeki yürüyüş seslerine benzetildiği anlaşılmakla birlikte, kişiye özgü duygu ve düşüncelerle ya da kişisel hassasiyetlerle oluşabilecek bu yöndeki algının doğrudan görevlilerin kasti eylemleri olarak kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla soyut beyanlardan yola çıkılarak idarenin eylem, işlem, tutum ve davranışlarının ilgili mevzuatta ayrıntılı olarak düzenlenen arama ve sayım usul ve esaslarına aykırılık teşkil ettiğine ilişkin iddiaların Kurumumuzca sübuta erdirilmesi mümkün olamamaktadır.

41. İlgili mevzuat ve içtihat kapsamında yapılan inceleme sonucunda, verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartların insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olması gerektiği, İnfazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların, mahkûmları, özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerektiği, tutuklu ve hükümlülerin cezaevinde belirli bir düzen içinde yaşamalarının sağlanması gerektiği, yapılan aramaların cezaevi düzeninin ve kamu güvenliğinin sağlanması için hukuki ve fiili bir gereklilik olduğu, arama uygulamasının genel olarak kişiler üzerinde rahatsız edici etkisi olabileceği kabul edilmekle birlikte, aramaların işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında ele alınabilmesi için söz konusu uygulamanın, özgürlüğünden mahrum bırakılmaktan kaynaklanan kaçınılmaz acının ötesinde olması gerektiği, başvuran tarafından yapılan aramaların ve sayımların hukuken alınması zorunlu bu tedbirlerin doğasından kaynaklanan kaçınılmaz acının ötesinde olduğuna ilişkin Kurumumuzca incelemeye elverişli, somut herhangi bir bilgi-bulguya ya da olaya işaret etmediği, kişisel duygu ve düşüncelere dayandırılan iddiaların sübuta ermediği ve reddi gerektiği değerlendirilmiştir.

(III) Başvuranın “zor kullanılarak iradeleri dışında başka odalara yerleştirildikleri” iddialarına yönelik olarak; 42. Yukarıda da belirtildiği üzere, Devlet, bir kişinin insan onuruna saygıya uygun koşullarda tutulmasını, tedbirin uygulanma şekli ve yönteminin kişiyi tutukluluğun özünde var olan kaçınılmaz düzeyde acıyı aşan bir yoğunlukta sıkıntıya veya zorluğa maruz bırakmamasını ve hapis cezasının uygulanmasına ilişkin talepler dikkate alındığında, sağlığının ve refahının uygun bir şekilde güvence altına alınmasını sağlamalıdır (AİHM, Kudła /Polonya [BD], 2000, §§ 92- 94; Idalov /Rusya [BD], 2012, § 93; Muršić

/Hırvatistan [BD], 2016, § 99). Bu temel ilke, tutuklu ve hükümlülerin barınma koşulları için de geçerlidir.

43. Tutuklu ve hükümlülerin oda ve koğuş yerleştirme işlemleri, bu kararın (III-İlgili Mevzuat) başlığı altında görülen, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 5 inci bölümünde yer alan ‘Hükümlülerin Gözlem ve Sınıflandırılması’ başlığı altındaki 23, 24 ve 25 inci maddeler ile Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik hükümlerinde düzenlenmiştir.

44. Anılan mevzuat uyarınca ceza infaz kurumlarında oda ve koğuş yerleştirme işlemlerinin suç grupları ve türleri, risk durumları, yaş, cinsiyet, kişinin hüküm alıp almadığı, kurum güvenliği gibi kriterlere göre kurum idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilerek yapılmak zorundadır.

45. İdare tarafından, başvuranın Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü/tutukluların oda yerleştirme işlemlerinin yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, kurumun fiziki yapısı ile barındırılan kişi sayısı göz önünde bulundurularak yapıldığı, ayrıca

güvenlik sorunu oluşturacak olayların önlenmesi amacıyla yaklaşık altı ayda bir odalarda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların rotasyonla odalarının değiştirildiği bildirilmiştir.

46. Başvuranın barındırıldığı Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, 5275 sayılı

Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumu olup, sıkı güvenlik rejimine tâbi hükümlülerin barındırıldığı, ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlülerin oda yerleştirme ve değiştirme görev ve yetkisinin ceza infaz kurumu idare ve gözlem kurulu başkanlıklarında olduğu, idarenin açıklamalarından başvuranların odalarının ilgili mevzuat kapsamında alınması gereken tedbirler sebebiyle sıklıkla değiştirildiği anlaşılmış olup, cezaevi düzeninin ve güvenliğin sağlanması amacıyla yapılan idarenin söz konusu işleminin hukuka aykırılık teşkil etmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

47. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ilgili mevzuat ve içtihat çerçevesinde idarenin iş ve işlemlerinin hukuka aykırılık teşkil ettiği tespitine varılamayan başvuruda talebin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 48. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazıları incelendiğinde, “dürüstlük”, “şeffaflık”, “makul sürede karar verme” ve

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

49. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, görevli ve yetkili mahkemede yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvurunun REDDİNE, Kararın, başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/