|
ÖZET: Başvuran, can güvenliği gerekçesiyle Elazığ dışındaki bir ceza infaz kurumuna nakil talep etmekte, sağlık sorunları ve açlık grevi nedeniyle durumunun kötüleştiğini iddia etmektedir. İdare, başvuranın bulunduğu kurumda gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını ve can güvenliğinin tehlikede olduğuna dair somut bir bilgi bulunmadığını belirterek nakil talebini reddetmiştir. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hukuki çerçeve, hükümlülerin sağlık hizmetlerinden yararlanma haklarını güvence altına almakta ve nakil taleplerinin belirli şartlara bağlı olduğunu vurgulamaktadır.
Başvuranın sağlık durumu, anjiyo geçirmesi ve düzenli kontrollerin yapılması gerektiği gerçeği, ancak bu kontrollerin başvuran tarafından reddedilmesi nedeniyle idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaktadır. İdare, başvuranın sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının ihlal edilmediğini ve nakil talebinin hukuka uygun bir şekilde reddedildiğini ifade etmiştir. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/17822-S.21.28553
BAŞVURU NO : 2021/12295
KARAR TARİHİ : 21/12/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın sağlık, görüş ve güvenlik nedeniyle nakil talepleri hakkındadır
BAŞVURU TARİHİ : 12/07/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran tarafından özetle, 06/05/2021 tarihinden beri açlık grevinde olduğunu, durumunun kötüye gittiğini, bulunduğu infaz kurumunda ve kampüste hasımlarının dostları olduğunu, kendisini vurmak için denk getirmeye çalıştıklarını, öldürüleceğini düşündüğünü, konu hakkında savcıya ifade verdiğini, nakil konusunda Bakanlığın Kurumdan görüş aldığını ve Kurum tarafından güvenlik önlemlerinin alındığının bildirilmesi nedeniyle naklinin yapılmadığını, can güvenliğinin olmadığını, hastalıkları olduğunu, 2 defa anjiyo olduğunu, her ay kontrolünün olduğunu, hasımlarıyla denk gelirim korkusuyla kontrollerini yaptıramadığını, ailesinin kendisinden bilgi alamadığını, acil yardım beklediğini, bakanlığın normal nakil sürecini işletmeye çalıştığını, güvenlik nedeniyle acil nakil hakkının olduğunu, herhangi bir cezaevine acil naklinin yapılmasını istediğini, covidin buna engel olmadığını, ailesiyle görüşemediğini, başlarına bir şey gelir diye ziyarete gelemediklerini, açlık grevinden dolayı sağlığının kötüye gittiğini iddia ederek güvenlik nedeniyle Elazığ dışında başka bir ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasını talep etmektedir.
2. Başvuranın babası 16/06/2021 tarihli başvurunda özetle: Oğlu ’in
7 yıldır ceza infaz kurumunda bulunduğunu, 7 ay önce Van ceza infaz kurumundan Diyarbakır Yüksek
Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, orada 6 ay kaldıktan sonra Elazığ 1 Nolu Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiğini, oğlunun aynı ceza infaz kurumunda hasmı bulunduğu için can güvenliğinin olmadığını, oğlunun 06/05/2021 tarihinde açlık grevine başladığını, oğluna keyfi cezalar verildiğini, kendisinin de hasta olduğunu, can güvenlikleri olmadığı için kendilerinin de oğlu ’u ziyarete gidemediklerini, Elazığ dışında herhangi bir ceza infaz kurumuna nakledilmesini istediklerini, dilekçelerine bir cevap alamadıklarını iddia ederek sorunun çözümünü talep etmektedir.
II. İDARENİN ŞİKÂYETE İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3. Kurumumuz 29/07/2021 tarihli ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 01/09/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
3.1) Adı geçenin Genel Müdürlüğümüzün 14.04.2021 tarihli ve sayılı yazısı
ile Diyarbakır 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan asayiş ve güvenlik nedeniyle
Elazığ 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görüldüğü,
3.2) …adı geçenin bilgi formu incelendiğinde, kaldırılmamış disiplin cezasının bulunduğu ve söz konusu
cezanın 27.09.2021 tarihinde kaldırılacağının tespit edildiği, disiplin cezası kaldırılıp iyi halli hükümlü olduktan sonra isteğe bağlı nakil talebinde bulunması halinde talebinin mevzuat hükümleri doğrultusunda değerlendirileceği,
3.3) …adı geçenin kurum içerisinde herhangi bir sorununun, belirli bir hasmının ve güvenliğine yönelik
herhangi bir tehdidin bulunmadığının tespit edildiği, ayrıca can güvenliğinin tehlikede olduğu iddiasını doğrulayıcı somut bir bilgi ve belge bulunmadığı, söz konusu hususların Kurum İdare ve Gözlem
Kurulunun 18.06.2021 tarihli ve sayılı kararı ile istenmeyen olayların yaşanmaması için gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı ve cezasının infazına anılan Kurumda devam etmesinin güvenlik açısından herhangi bir sorun teşkil etmediğinin Genel Müdürlüğümüze bildirildiği, tüm hususlar birlikte değerlendirilerek adı geçenin can güvenliği nedeniyle başka bir ceza infaz kurumuna naklinin Genel
Müdürlüğümüzün 24.06.2021 tarihli ve – sayılı yazısı ile uygun görülmediği,
3.4) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un ”Hükümlünün kendisine verilen
yiyecek ve içecekleri reddetmesi” başlıklı 82 nci maddesi ile Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 101 inci maddesinde açlık grevi ve ölüm orucu eylemine giden hükümlü/tutuklulara yönelik yapılacak işlemlerin anılan Kanun ve Yönetmelik’in ilgili maddelerinde düzenlendiği, bu kapsamda, ülkemiz ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu veya hükümlülerin açlık grevi yapması halinde, sağlık tedbirleri alınarak düzenli kontrollerinin yapıldığı, gerekli tetkik sonucuna göre doktor kontrolünde başta “B kompleks vitaminleri” olmak üzere ihtiyaç duyulan vitaminlerinin verilmesi hususunun titizlikle takip edildiği, ayrıca açlık grevi eylemine giren hükümlü veya tutukluların kilo ölçümlerinin de takip edildiği ve sağlık durumu ciddiyet arzeden kişilerle ilgili derhal gerekli işlemlerin yapıldığı, adı geçenin de 06.05.2021 tarihinde açlık grevi eylemine başladığı, söz konusu eylemi ile ilgili olarak yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca işlem tesis edildiği,
3.5) Mevzuata göre, hükümlü ve tutukluların öncelikle ilde bulunan hastanelere, il düzeyinde tedavi imkânı
bulunamaması halinde diğer illerdeki hastanelerin ilgili bölümlerine ve üniversite hastanelerine sevk edildikleri, hasta hükümlü ve tutuklunun hangi uzmanlık alanında tetkik ve tedavi göreceğine muayene eden kurum doktorunun, kurum doktoru bulunmuyorsa aile sağlığı merkezi veya hastanede görevli doktorun karar verdiği, bu aşamada kurum idaresinin bir yetkisinin bulunmadığı,
3.6) Ayrıca, ceza infaz kurumlarında barındırılan tüm hükümlü ve tutuklulara olduğu gibi adı geçenin de
sağlık sorunları ile ilgili gerekli tüm tetkiklerin ve tedavilerin özenle yerine getirildiği, infaz kurumlarında yaşayan hükümlü ve tutukluların, özgürlüğünden yoksun olmayan her vatandaşın yararlanabildiği sağlık haklarından ve hizmetlerinden öncelikli olarak yararlandırıldığı, yapılan işlemlerin usûl ve yasaya uygun olduğu, muayene ve tedavi kayıtlarına bakıldığında herhangi bir ihmalin söz konusu olmadığı,
3.7) …hükümlü ve tutuklulara görevli memurların ve yöneticilerin tek başına karar vererek ceza
vermesinin söz konusu olmadığı, kurum disiplin kurulu tarafından araştırmasının yapılarak işlemiş olduğu davranışa karşılık gelen cezanın ilgili mevzuatta hükmedilen miktarı kadar verildiği, kararların hükümlü veya tutuklulara tebliğ edildiği, disiplin kararına karşı ilgilinin infaz hâkimliğe şikâyet, infaz hâkimliği kararına karşıda ağır ceza mahkemesine itiraz hakkının bulunduğu,
3.8) Bu kapsamda, adı geçenin anılan Kurumda barındırıldığı süre içerisinde hakkında 2 defa disiplin
soruşturması başlatıldığı, yürütülen soruşturmalar neticesinde Kurum Disiplin Kurulunun 18.05.2021 tarihli ve sayılı ile 06.07.2021 tarihli ve sayılı kararları ile 5275 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca eylemine uygun disiplin cezalarının verildiği, adı geçenin söz konusu kurul kararlarına karşı infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunduğu, söz konusu şikâyet başvurularına istinaden infaz hâkimliğince değerlendirme aşamasında olduğu ve 17.08.2021 tarihi itibarıyla verilmiş bir kararın bulunmadığı,
3.9) Söz konusu telefonla görüşme raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği”,
İfade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. Maddesinde; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
4.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. Maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 4.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”
5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3. maddesinde; “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 7. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 9. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 9.1. “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde; “(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.
(2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.
9.2. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”, 9.3. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 9.4. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27. Maddesinde; “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.
(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”, 9.5. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”, 9.6. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. Maddesinin ikinci fıkrasında, “ (2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır”,
9.7) “Zorunlu nedenlerle nakil” başlıklı 56. maddesinde, “(1) Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması,
kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında
Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler”, 9.8. “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71. Maddesinde; “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde
Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.
9.9. “Hastaneye sevk” başlıklı 80. Maddesinde; “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.”, 9.10. “Hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi” başlıklı 82. Maddesinde; “ – (1) Hükümlüler, hangi nedenle olursa olsun, kendilerine verilen yiyecek ve içecekleri sürekli olarak reddettikleri takdirde; bu hareketlerinin kötü sonuçları ile bırakacağı bedensel ve ruhsal hasarlar konusunda ceza infaz kurumu hekimince bilgilendirilirler. Psikososyal hizmet birimince de bu hareketlerinden vazgeçmeleri yolunda çalışmalar yapılır ve sonuç alınamaması hâlinde, beslenmelerine kurum hekimince belirlenen rejime göre uygun ortamda başlanır.
(2) Beslenmeyi reddederek açlık grevi veya ölüm orucunda bulunan hükümlülerden, birinci fıkra gereğince alınan tedbirlere ve yapılan çalışmalara rağmen hayatî tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekim tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın kurumda, olanak bulunmadığı takdirde derhâl hastaneye kaldırılmak suretiyle muayene ve teşhise yönelik tıbbî araştırma, tedavi ve beslenme gibi tedbirler, sağlık ve hayatları için tehlike oluşturmamak şartıyla uygulanır.
(3) Yukarıda belirtilen hâller dışında, bir sağlık sorunu olup da muayene ve tedaviyi reddeden hükümlülerin sağlık veya hayatlarının ciddî tehlike içinde olması veya ceza infaz kurumunda bulunanların sağlık veya hayatları için tehlike oluşturan bir durumun varlığı hâlinde de ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
(4) Bu maddede öngörülen tedbirler, kurum hekiminin tavsiye ve yönetimi altında uygulanır. Ancak, kurum hekiminin zamanında müdahale edememesi veya gecikmesi hükümlü için hayatî tehlike doğurabilecek ise, bu tedbirlere ikinci fıkrada belirtilen şartlar aranmaksızın başvurulur.
(5) Bu madde uyarınca hükümlülerin sağlıklarının korunması ve tedavilerine yönelik zorlayıcı tedbirler, onur kırıcı nitelikte olmamak şartıyla uygulanır.”, 10. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile
Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün; 10.1. “Acil sağlık sorunları hâlinde sevk” başlıklı 29. Maddesinde; “ (1) Hükümlü ve tutuklular, acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edilir.
(2) Ancak acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk istenir.”, 10.2. “Hastanelerdeki tedavilerin hükümlü koğuşlarında yapılması” başlıklı 33. Maddesinin birinci fıkrasında; “ (1) Hastaneye sevk edilen hükümlü ve tutuklular, yatarak tedavi edilmeleri gerektiği takdirde, o hastanede bunlara tahsis edilen hükümlü koğuşuna yatırılır ve tedavileri burada yapılır. Hastanede hükümlü koğuşu olmadığı takdirde, jandarma tarafından gerekli güvenlik tedbirleri alınarak oluşturulacak geçici hükümlü koğuşlarında tedavileri tamamlanır.”, 10.3. “Hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavilerinin yapılacağı hastaneler” başlıklı 34.
Maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “ (1) Hastaneye sevki zorunlu görülen hükümlü veya tutukluların muayene ve tedavileri, bulunduğu yer ya da en yakın Devlet veya üniversite hastanesinin hükümlü koğuşlarında yapılır.
2) Bu hastanelere gönderilen hükümlü ve tutukluların başka yerlerdeki hastanelere sevki sağlık kurulu
raporuyla; acil ve hayati tehlikesi bulunması hâlinde ise varsa biri hastalığın uzmanı olmak üzere iki uzman hekim tarafından verilen ve başhekim tarafından onaylanan ve hastalığın sebebi, tedavinin hangi sebeple bulunduğu hastanede gerçekleşmediği, hastaya nerede ve ne tür tedavinin uygulanması gerektiğini açıkça belirten bir raporla olur. Bu durumda da en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan Devlet veya üniversite hastaneleri tercih edilir.”, 11. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin Nakillerinde
Dikkat Edilecek Hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında;“ Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı Kanunun 53 ila 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir.”, 12. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Zorunlu Nedenlerle
Nakil” başlıklı 17. maddesinde, ‘‘ (5) Kendi istekleri üzerine nakil talepleri uygun görülmeyen hükümlü ve tutukluların can güvenliği gerekçesiyle nakillerini sağlamaya çalıştıklarından, can güvenliği nedeniyle nakil talebinde bulunan kişilerin dilekçelerindeki iddialarla ilgili gerekli inceleme ve araştırma yapılacak, konunun doğruluk derecesi ayrıntılı şekilde incelenecek, ceza infaz kurumunda alınacak tedbirler ile sorunun çözülüp
çözülemeyeceği, naklin zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise nedenini açıkça belirtir gerekçeli idare ve gözlem kurulu karan alınacaktır.
Konunun İncelenmesi sonucunda; can güvenliği nedeniyle naklin zorunlu olmadığının idare ve gözlem kurulu tarafından gerekçeli karara bağlanmış olduğu durumlarda, nakil istemlerine ait dilekçeler gereksiz yazışmaları Önlemek amacıyla Bakanlığa gönderilmeyip, Cumhuriyet başsavcılıklarınca mahallinde reddedilecek ve ret kararı gerekçesi ile birlikte ilgililere tebliğ edilecektir.
Yukarıdaki koşulları taşımayan can güvenliği nedeniyle, nakil taleplerine ilişkin evrak, işlem yapılmadan mahalline iade edilecektir.”, 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 13.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 13.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , 14. Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları Merkezli
Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin; 14.1. Üçüncü Kısım Birinci Bölümünün “A-Tedavi Nedeniyle Hastaneye Sevk” başlığının birinci, ikinci ve üçüncü maddelerinde; “1-Ceza İnfaz Kurumlarında Bulunan Kurum hekimi, aile hekimi veya diş hekiminin uygun görmesi halinde; Hükümlü ve tutuklular ileri tetkik, tedavi ve rehabilitasyon için
Devlet veya üniversite hastanelerine sevk edileceklerdir.
2- Acil durumlarda, hükümlü ve tutuklular için 112 acil servis hizmeti ivedilikle sağlanarak, gerekli güvenlik önlemleri çerçevesinde tedavileri gerçekleştirilecektir.
3- Hükümlü ve tutukluların acil olarak, sağlık kuruluşuna sevki gerektiğinde, aile hekiminin veya kurum hekiminin kurumda olması halinde hekim raporuyla, bulunmaması durumunda, o an kurumda bulunan en üst yetkilinin yazılı izniyle, gerekli güvenlik tedbirleri alınarak, ivedilikle sevki sağlanacaktır.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
15. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilemediğinden, başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 16. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; can güvenliğinin olmadığını, hastalıkları olduğunu, 2 defa anjiyo olduğunu, her ay kontrolünün olduğunu, hasımlarıyla denk gelirim korkusuyla kontrollerini yaptıramadığını, ailesinin kendisinden bilgi alamadığını, acil yardım beklediğini, bakanlığın normal nakil sürecini işletmeye çalıştığını, güvenlik nedeniyle acil nakil hakkının olduğunu, herhangi bir cezaevine acil naklinin yapılmasını istediğini, covidin buna engel olmadığını, ailesiyle görüşemediğini, başlarına bir şey gelir diye ziyarete gelemediklerini, açlık grevinden dolayı sağlığının kötüye gittiğini iddia ederek güvenlik nedeniyle
Elazığ dışında başka bir ceza infaz kurumuna naklinin yapılmasını talep etmektedir.
17. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin maddi ve manevi yönden sağlıklı olmaları infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3’ün maddesi, Anayasamızın 17’nci maddesi ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 2’in ve 6’ncı maddelerinde kötü muamele yasaklanmıştır.
19. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 71’inci maddesinde; hükümlülerin sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkının güvence altına alındığı, anılan kanunun 80’inci maddesinde hükümlülerin ihtiyaç duyulması halinde hastaneye sevkine kurum hekimi tarafından karar verileceği ve kurum hekimi tarafından kurum idaresine bildirim yapılacağı düzenlenmiştir. Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık Hizmetlerinin
Yürütülmesi Hakkında Protokol’ün 29’uncu maddesinde; hükümlü ve tutukluların acil veya hayati bir sağlık sorunu nedeniyle muayene, teşhis ve tedavi amacıyla kurumun bulunduğu yerdeki sağlık kuruluşuna hekim raporu ile hekimin bulunmaması hâlinde ise kurum amiri veya nöbetçi amirinin yazılı izni ile sevk edileceği, acil durumlarda acil çağrı merkezi vasıtasıyla 112 acil yardım aracıyla sevk isteneceği düzenlenmiş, anılan Protokol’ün 33’üncü maddesinde hükümlülerin yatarak tedavi edilmeleri gerektiğinde öncelikle hükümlüler için ayrılmış koğuşlarda tedavilerinin yapılacağı, aynı Protokol’ün 34’üncü maddesinde hükümlü ve tutukluların öncelikle bulunduğu yer veya en yakın devlet ve üniversite hastanelerinin hükümlüler için ayrılmış koğuşlarında tedavi edileceği, buralarda tedavilerinin mümkün
olmadığı sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi halinde en yakın ve hükümlü koğuşu bulunan devlet veya üniversite hastanelerine sevkinin yapılabileceği düzenlenmiştir. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğünün Ceza İnfaz Kurumlarında Barındırılanların Uluslararası Standartlarda İnsan Hakları
Merkezli Sağlığa Erişimi ve Tedavileri, Tedavileri Nedeniyle Nakilleri, ceza Tehiri İşlemleri Konulu 06/01/2020 Tarihli ve 172 Nolu Genelgesinin yukarıda yer verilen maddelerinde de hükümlülerin hastaneye sevkleri konusunda Protokol’le benzer düzenlemelerin yer aldığı görülmüştür.
20. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 82’inci maddesinde hükümlülerin, yiyecek ve içecekleri sürekli olarak reddetmeleri halinde, kurum hekimince olası kötü sonuçları hakkında bilgilendirileceği, hayati tehlikeye düşmesi halinde derhâl hastaneye kaldırılmak suretiyle muayene ve teşhise yönelik tıbbî araştırma, tedavi ve beslenme gibi tedbirlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
21. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
22. 5275 sayılı İnfaz Kanun’un 56/1 maddesinde, hükümlülerin, kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilecekleri düzenlenmiştir.
23. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, 37862/02)
24. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
25. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde,
hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
26. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).
27. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b)
bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.
28. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Zorunlu Nedenlerle Nakil” başlıklı 17. maddesinde, can güvenliği nedeniyle nakil talebinde bulunan kişilerin dilekçelerindeki iddialarla ilgili gerekli inceleme ve araştırma yapılarak, konunun doğruluk derecesi ayrıntılı şekilde incelenecek, ceza infaz kurumunda alınacak tedbirler ile sorunun çözülüp çözülemeyeceği, naklin zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise nedenini açıkça belirtir gerekçeli idare ve gözlem kurulu kararı alınacağı, can güvenliği nedeniyle naklin zorunlu olmadığının idare ve gözlem kurulu tarafından gerekçeli karara bağlanmış olduğu durumlarda, nakil istemlerine ait dilekçelerin reddedileceği belirtilmiştir.
29. İdarenin cevabi yazıları ve ekleri incelendiğinde; 29.1. Başvuranın kasık fıtığı, disosyal kişilik bozukluğu, panik atak, antisosyal kişilik bozukluğu ve ankisiyete bozukluğu rahatsızlıklarının olduğunu beyan ettiği, başvuranın açlık grevinde bulunması nedeniyle sağlık kontrolü, nabız ve tansiyon ölçümlerinin yapılması girişimlerinin başvuran tarafından kabul edilmediği, başvurana vitamin eksikliği teşhisi konularak ilaçların düzenli olarak reçete edildiği, başvuranın 07/06/2021 tarihli dilekçesi ile can güvenliği nedeniyle hastaneye gitmek istemediğini beyan ettiği, 29.2. Başvuranın Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 14.04.2021 tarih ve sayılı yazısı ile Diyarbakır 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Elazığ
1 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna naklinin uygun görüldüğü,
29.3. Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun 18/06/2021 tarihli ve karar sayılı kararı ile “…cezasının infazına kurumumuzda devam etmesinin güvenlik açısından her hangi bir sorun olmayacağına” karar verildiği, 29.4. Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulunun 06/07/2021 tarihli karar sayılı kararı 14 günlük karantina sonrası PCR testi yapılmasını kabul
etmemesi nedeniyle “Kınama Cezası ile Cezalandırılmasına” karar verildiği, başvuranın anılan karara karşı 13/07/2021 tarihli dilekçesiyle Elazığ İnfaz Hakimliğine şikayette bulunduğu, 29.5. Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulunun 18/05/2021 tarihli ve karar sayılı kararı ile başvuranın 06/05/2021 tarihinde açlık grevi eylemine başlaması nedeniyle “1 Ay Bazı Etkinliklere Katılmaktan Alıkoyma Cezası ile Cezalandırılmasına” karar verildiği, başvuranın anılan karar karşı 26/05/2021 tarihli dilekçesi ile Elazığ İnfaz Hakimliğine şikayette bulunduğu, 29.6. Başvuranın babası ile telefon görüşmelerini gerçekleştirdiği, Anlaşılmıştır.
30. Başvuran, can güvenliğinin olmaması nedeniyle sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını iddia etmiştir.
Başvuranın barındırıldığı ceza infaz kurumuyla yapılan şifahi görüşmede neticesinde; başvuranın 9 Şubat
2021 tarihinde anjiyo olduğu, anjiyo sonra kontrolünün bulunmasına rağmen başvuranın can güvenliği
gerekçesiyle kontrole gitmeyi reddettiği, 11/03/2021 tarihinde Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve
Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Polikliniğinde yapılan muayenesi sonucunda şikayetinin bulunmadığı ve ilaç kullanmasına gerek olmadığına karar verildiği, başvuranın açlık grevine devam ettiği bilgisi edinilmiştir. Başvuranın bulunduğu ceza infaz kurumunda doğrudan hasmı olan bir kişinin bulunmadığı, başvuranın hasmı olarak beyan ettiği kişinin arkadaşı olan bir hükümlünün başvuranla aynı ceza infaz kurumunda bulunduğu, başvuranın söz konusu kişi ile karşı karşıya gelmemesi için gerekli tedbirlerin alındığı, başvuranın hastaneye gitmesine ve sağlık hizmeti almasına engel bir halin bulunmadığı, başvuranın kaygı duyması nedeniyle hastaneye gitmeyi ve sağlık hizmeti almayı reddettiği, başvuranın açlık grevinde olduğu süreçte gerekli sağlık kontrolleri yapılarak ilaçlarının reçete edildiği, başvuranın sağlık hizmeti taleplerine konu idare işlemlerinde hukuka aykırı bir yön tespit edilemediğinden bu madde kapsamındaki şikayetin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
31. Başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumunda hasmının dostları bulunduğunu, bu nedenle can güvenliğinin olmadığını iddia ederek güvenlik nedeniyle acil nakil talebinde bulunmuş, idare tarafından başvuranın nakil talebi uygun görülmemiştir. Zorunlu nedenlerle nakil sebeplerinden biri de güvenliktir.
5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 56’ncı ve 167 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve
Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Zorunlu Nedenlerle Nakil” başlıklı 17. Maddesi birlikte değerlendirildiğinde hükümlülerin güvenlik nedeniyle nakil olabilmeleri için “…ceza infaz kurumunda alınacak tedbirler ile sorunun çözülüp çözülemeyeceği, naklin zorunlu olup olmadığı, zorunlu ise nedenini açıkça belirtir gerekçeli idare ve gözlem kurulu kararı” alınması öngörülmüştür. Başvuranın nakil talebi üzerine, Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem
Kurulunun 18/06/2021 tarihli ve karar sayılı kararı ile “…cezasının infazına kurumumuzda devam etmesinin güvenlik açısından her hangi bir sorun olmayacağına” karar verilmiştir. Ceza infaz kurumunca alınan tedbirlerle sorunun giderildiğinin bildirilmesi, başvuranın ceza infaz kurumunda doğrudan bir hasmının bulunmaması, başvuranın hasmı olduğunu iddia ettiği kişinin başka ceza infaz kurumunda bulunması, hasmının dostları olarak nitelendirdiği kişilere yönelik tedbir alınması birlikte değerlendirildiğinde, başvuranın zorunlu nedenlerle nakil talebinin reddine yönelik işlemlerde hukuka aykırı bir yön tespit edilemediğinden başvurunun redddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
32. Başvuranın babası tarafından, can güvenlikleri olmadığı için oğlunun görüşüne gidemedikleri iddia edilmiştir. Her ne kadar başvuranın babası tarafından can güvenlikleri olmadığı iddia edilmiş ise de can güvenliğini tehdit eden kişi ya de kişilerin kimler olduğu, can güvenliğini tehdit eden ve Elazığ’a gitmelerine engel olan durumların nereden kaynaklandığı konusunda somut bir bilgi ve belge ibraz edilmemiştir. Başvuranın babasının emniyet birimlerine başvurmak suretiyle, can güvenliği yönünden risk oluşturan durumlara karşı tedbir alınması talebinde bulunulabileceği, bu suretle oğlu olan başvuranın ziyaretine gidebileceği değerlendirilmiştir.
33. Başvurana keyfi cezalar verildiği iddia edilmiştir. Başvuran hakkında, Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu tarafından iki adet disiplin soruşturması yapıldığı, başvurana kınama ve 1 ay belli etkinlikleri yapmaktan alıkoyma cezası verildiği, başvuran her iki disiplin cezasına karşı da Elazığ İnfaz Hakimliği nezdinde şikayet başvurusunda bulunduğu ve yargı sürecinin devam ettiği anlaşılmıştır. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Başvuru ve usulü” başlıklı
17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı
organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği düzenlenmesi yer almaktadır. Yine benzer bir düzenlemeye, 28/3/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilmiştir. Bu nedenle, başvuranın disiplin cezalarına yönelik şikayetinin yargı organlarınca görülmekte olan bir uyuşmazlık olduğu anlaşıldığından
Kurumumuzun görev alanına girmeyen şikayet konusunun incelenmesine imkan bulunmadığı değerlendirilmiştir.
34. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; başvuranın şikayetine konu idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir yön tespit edilemediğinden başvurunun reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 35. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana itiraz ve şikayet mercii ve süresi bildirildiğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı, başvuru kapsamında ilgili idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde Kurumumuza gönderildiği, bu nedenle “makul sürede karar verme”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
36. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, nakil talebi yönünden Ankara İdare Mahkemesi, diğer talepler yönünden
Elazığ İnfaz Hakimliği nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi