|
ÖZET: Başvuru, Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunan bir kişinin, cezaevine sevk edildikten sonra maruz kaldığı kötü muamele ve işkence iddialarını içermektedir. Başvuran, 6 Şubat 2024 tarihinde cezaevine kabul edilmesinin ardından sistematik olarak işkence gördüğünü, eşyalarının verilmediğini, darp edildiğini ve hastaneye geç sevk edildiğini belirtmiştir. Özellikle, 16 Şubat 2024 tarihinde infaz koruma memurları tarafından darp edilerek ayağının kırıldığı iddiaları öne çıkmaktadır. Başvuran, ayrıca, dilekçe yazma hakkının engellendiğini ve tedavi için gerekli malzemelerin verilmediğini de ifade etmiştir.
Adalet Bakanlığı, başvuruya ilişkin incelemeler yapmış ve başvuranın disiplin cezası nedeniyle nakil talebinin reddedildiğini belirtmiştir. Bakanlık, başvuranın sağlık durumunun izlenmesi ve tedavi süreçlerinin yürütülmesi konusunda gerekli adımların atıldığını savunmuştur. Ayrıca, başvuranın daha önceki cezaevlerinde de benzer sorunlar yaşadığı ve bu durumun mevcut cezaevindeki davranışlarını etkilediği ifade edilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, başvuranın iddialarının yargı mercileri tarafından incelendiği ve çoğu iddianın asılsız bulunduğu kaydedilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. Bu karar, başvuranın iddialarının yeterli delil ile desteklenmediği ve ceza infaz kurumundaki uygulamaların mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle alınmıştır. Başvuranın, yargı yollarına başvurma hakkı saklı kalmakla birlikte, mevcut durum ve belgeler ışığında başvurunun reddedilmesi uygun bulunmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/9648-S.24.14887
BAŞVURU NO : 2024/3656
KARAR TARİHİ : 11.09.2024
RET KARARI TCKN:
Adres: İ
TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarının incelenmesi ve nakil talebi
BAŞVURUNUN KONUSU :
hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 11.03.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
(1) İki başvuran tarafından Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu belirtilen (TC: hakkında gizlilik kaydıyla Kurumumuza gönderilmiş olan iki ayrı başvuru dilekçesinde kayıtlı hususlarda özetle; Adı geçen hükümlünün ilgili ceza infaz kurumuna 6 Şubat 2024 tarihinde sevk edildiği, bu tarihten itibaren sistematik olarak işkence ve eziyet gördüğü, epilepsi hastası olduğu ve engelli raporu bulunduğu, cezaevine geldiğinin ertesi günü 7 Şubat 2024 tarihinde baş memurun kendisine “Senden önceki cezaevlerinin intikamını alacağız” dediği ve gelir gelmez eziyet ve işkence yapılmaya başlandığı, eşyalarının büyük kısmının verilmediği, sadece yastık ve battaniye verildiği, diş fırçası, diş macunu, kalem, kâğıt ve diğer eşyalarının verilmediği, hapishaneye gelmesinin ardından önceki hapishanede elinde bulunan saatinin, altın tespihinin ve manevi değeri olan mektuplarının, hatta merhume annesinin yazdığı mektupların dahi geri verilmediği, hükümlünün bu eşyaların akıbetini sorduğunda “yok öyle bir eşyan senin” dendiği, 16
Şubat 2024 saat 09:30’da tek kaldığı hücresinin klimasından kasten soğuk hava verilmeye başlanıldığı, zaten soğuk olan kış mevsiminde klimadan dakikalarca soğuk havaya maruz kalan hükümlünün gardiyanlara seslenerek klimayı kapatmalarını istediği, fakat soğuk hava verilmeye devam edildiği, artık dayanamayan hükümlünün klimayı kapatmaları için bağırdığı, bunun üzerine hücresine 5-6 gardiyanın girerek kendisini darp ettiği, bacağını ve ayağını çevirmek suretiyle ayağını ve ayak parmaklarını kırdıkları, saat 14:00’a kadar kırık ayakla beklettikleri ve hastaneye sevk etmedikleri, saat 15:00 sularında
Kocaeli Yenişehir Hastanesi Ortopedi Bölümüne sevk edildiği, hastanede saat 18:00’a kadar kaldığı, 15:00 ile 18:00 saatleri arasında ilgili hastanenin kamera görüntüleri ile cezaevi kamera görüntüleri
/
incelendiğinde ve karşılaştırıldığında hükümlünün hastaneye ne kadar geç götürüldüğünün ortaya çıkacağı, hastanede doktorun kendisine ve görevlilere “koltuk değneği kullanması lazım” dediği halde görevlilerin izin vermediği ve ihtiyacı olan tedavi araç ve gereçlerinden yoksun bırakıldığı, kırık ayakla yürümek zorunda bırakıldığı,20 Şubat 2024 tarihinde sigara içmek için çıkmak istediği, fakat ihtiyaçlarının görmezden gelindiği ve ihtiyacının saatlerce karşılanmadığı, bunun üzerine hükümlünün tekrar çağırma butonuna bastığında gardiyanların tekrar hücresine girip kendisine şiddet uyguladığı, görevliler tarafından kendisine “baş memurun sana selamı var, daha bunlar iyi günlerin” gibi cümleler sarf edildiği, sistematik eziyet ve işkencelerin bu olaydan sonra da devam ettiği ve 6 Mart 2024 saat 11:00’da olan
SEGBİS duruşmasına sürüklenerek götürüldüğü, hatta hükümlünün durumunu gören hâkimin “sen şu an kötü haldesin savunma verebilecek durumda değilsin başka bir tarihe erteleyeceğim” diyerek duruşmayı ertelediği, bu hususun duruşma zaptına dahi geçtiği, hükümlüye 28 Şubat 2024 tarihinde kalem ve kâğıt verildiği, fakat hükümlünün yaşadıkları nedeniyle şikâyet dilekçesi yazması üzerine kâğıt ve kalemlerin elinden alındığı ve dilekçe hakkını kullanmasının engellendiği, o günden itibaren bugüne kadar kendisine kalem kâğıt verilmediği, bahsi geçen olay ve hadiselerle ilgili gerekli soruşturmanın yapılarak gerekli önlemlerin alınması, hükümlünün maruz kaldığı ve kalmaya devam ettiği eziyet ve işkencelerin bir an önce durdurulması, hükümlünün bir an önce başka bir ceza infaz kurumuna naklinin sağlanması gerektiği iddia ve ifade edilerek, gereğinin yapılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
(2) tarihinde kayda alınan dilekçe üzerine Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı nezdinde inceleme ve
araştırma gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 22/03/2024 tarih ve S. sayı, 13/06/2024 tarih ve
S. sayı ve 25/07/2024 tarih ve S. sayılı yazılarımızla adı geçen Bakanlıktan bilgi, belge, kamera kaydı, doktor raporları, soruşturma evrakı ve ilgili Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi İzleme
Kurulunun adı geçen Kurumda en son gerçekleştirdiği ziyaretin tarihi ve buna ilişkin raporun bir sureti vb.
tüm bilgi ve belgeler talep edilmiştir.
(3) Adalet Bakanlığından alınan 14/08/2024 tarih ve Esayılı cevabi yazıda özetle, aşağıda kayıtlı hususlar altında bilgi, belge ve değerlendirmeler tarafımıza
iletilmiştir:
– 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, “Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.” hükmü ile 05/06/2015 tarihli 167 No.lu Genelge’nin “5275 Sayılı Kanunun 9’uncu Maddesinde Belirtilenler İle 3713
Sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından Hükümlü ve Tutukluların Nakilleri” başlıklı 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilen hükümlüler geriye kalan toplam cezalarının 1/3 ünü iyi hâlli olarak infaz etmedikçe diğer kapalı ceza infaz kurumlarına nakledilmeyecektir. Ancak tutum ve davranışları ile disiplin durumlarına bakılmak suretiyle bu kişilerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılmasının uygun olup olmayacağına Bakanlık tarafından karar verilebilecektir.” hükmünün yer aldığı,
Bu kapsamda, adı geçenin anılan Kurumda 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında barındırıldığı, adı geçen hakkında düzenlenen tutuklu/hükümlü bilgi cetveli ve disiplin cezalarını gösteren tablonun bir örneğin ekte gönderildiği, Diğer taraftan, 5275 sayılı Kanun’un “Kendi İstekleri ile Nakil” başlıklı 54’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; “İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması” hükmünün yer aldığı, Ayrıca 05/06/2015 tarihli ve 167 No’lu Genelgenin 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, “iyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması”, ikinci fıkrasında ise, “1 inci fıkranın (e), (h), (ı) bentlerinde belirtilenler dışında kalan koşullara uymayan nakil istemlerine ait dilekçeler, gereksiz yazışmaları önlemek amacıyla, Cumhuriyet başsavcılıklarınca değerlendirilerek uygun görülmediği takdirde reddedilecek ve ret kararı gerekçesi ile birlikte kendilerine tebliğ edilecektir.” ifadelerine yer verildiği, Bu kapsamda, adı geçenin kaldırılmamış disiplin cezasının bulunduğu, mevzuat hükümleri çerçevesinde iyi hallilik kazanana kadar nakil talebinde bulunamayacağı, – Adı geçenin, sağlık dosyasının incelenmesi sonucunda, epilepsi tanısının konulduğunun tespit edildiği, epilepsi tanısına istinaden ilaç reçete edildiği ancak, epilepsi hastası olduğuna dair herhangi bir engelli sağlık raporunun bulunmadığı, -Adı geçenin, 16/02/2024 tarihli iddiası ile ilgili olarak; 15/02/2024 tarihi saat 18:25’te bahçe kapısı kapatılırken önceden hazırladığı kaynar su ve el yapımı iki adet şiş ile bahçe kapısını kapatacak görevli personele saldırı girişiminde bulunduğu, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 10’uncu maddesinin sekizinci fıkrası gereğince, kurum amirlerinden alınan talimatlar doğrultusunda zor kullanma yetkisi çerçevesinde müdahale edilerek, başkasına veya odasına zarar vermemesi için yumuşak malzemeyle kaplı odaya alındığı, barındırıldığı no.lu odada yapılan aramada kendi el yazısıyla yazılmış 2 sayfadan oluşan not bulunduğu, ele geçirilen notta 15 Şubat tarihinde görevli personele saldıracağını belirttiği, 20/02/2024 tarihli iddia ile ilgili olarak; anılan Kurumun tüm koridor ve bahçelerde kamera sisteminin 7/24 aktif olduğu, adı geçenin talep ve şikâyet dilekçelerinin ilgili mercilere ivedilikle iletildiği, görevli personele karşı yaptığı eylemi haklı göstermek için kamuoyu oluşturma çabasında olduğu, 06/03/2024 tarihli iddia ile ilgili olarak; söz konusu tarihte yapılan kısmi aramada adı geçenin barındırıldığı no.lu odada arama yapılırken oda bahçesini temiz tutmadığı, kurum tarafından verilen yatağın kenarlarını sigara izmariti ile yaktığı ve oda duvarlarına yazı yazmak suretiyle kamu malına zarar verdiğinin anlaşıldığı ve söz konusu eylemlerine istinaden adli ve idari soruşturmalar başlatıldığı, – 15/02/2024 ve 16/04/2024 tarihlerine ilişkin kamera görüntülerinin ekte gönderildiği, – Söz konusu olaya ilişkin görevli personel hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ve soruşturmanın günümüz itibarıyla hâlen derdest olduğu, – Adı geçenin, 15/02/2024 tarihinde havalandırma bahçesinde görevli personele karşı saldırıda bulunduğu, blok koridorunda elinde kesici aletle koştuğu, sonra hareketsiz hale getirilerek yumuşak malzemeyle kaplı odaya, akabinde de sakinleşmesi üzerine kendi oda/koğuşuna yerleştirildiği, muayenesi için kurum revirine ve hastane sevkleri için mahkûm kabul birimlerine götürüldüğü, kamera görüntüsü olmayan herhangi bir odaya alınmadığı, Kurumda psiko-sosyal görüşme odaları dışında her alanda kamera bulunduğu, odaya
giriş-çıkış, koridor kamera görüntüleri, yumuşak malzemeyle kaplı odaya vb. kamera görüntülerinin ekte gönderildiği, – Adı geçenin, 15/02/2024 tarihinde görevli personele saldırıda bulunduğu olay sonrası 16/02/2024 tarihli kurum aile hekimi tarafından yapılan muayenesi neticesinde “hastanın saldırgan davranışlarından ötürü gözlem odasında tutulması uygundur… şahsın kendisine ve çevresine zarar verme olasılığına karşı psikiyatri ve ortopedi kontrolü yapılıncaya kadar müşahede odasında kalması uygundur” şeklinde rapor tanzim ettiği, 16/02/2024 tarihi saat 14:20 sıralarında hastane sevki için yumuşak malzemeyle kaplı odadan alındığı, odanın fiziki yapısı gereği herhangi bir pencere bulunmadığı sakinleşinceye kadar ara ara odaya temiz hava verilmek üzere havalandırma sistemi çalıştırıldığı, – Adı geçenin, 16/02/2024 tarihinde saat 14:20’de Kocaeli Şehir Hastanesinin Ortopedi ve Psikiyatri
Polikliniğine sevkinin gerçekleştirildiği, tetkik ve tedavisi yapılarak 16:40’da Kuruma kabul edildiği, saat 18:00’e kadar hastanede kaldığı iddiasının asılsız olduğu, Ayrıca, adı geçen hakkında düzenlenen 16/02/2024 ve 20/02/2024 tarihlerine ait sağlık raporlarının bir örneğinin ekte gönderildiği ancak, adı geçenin 06/03/2024 tarihinde barındırıldığı odada bulunan eşyaya zarar verdiğinin tespit edildiği, kendisine veya görevli personele karşı herhangi bir eylemde bulunmadığından rapor tanzim edilmediği, – Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 26/03/2024 tarihli ve 2024/732 Soruşturma numaralı yazısı ile 15/04/2024 tarihli görevli personele saldırı eylemi sonrasında adı geçen hakkında kati raporu aldırılmak üzere hastaneye sevk edilmesinin istenildiği, hastane sevk işlemlerinin başlatıldığı ancak, adı geçenin hastane sevkine gitmek istemediğinden kontrol ve rapor düzenlenemediği, -Adı geçenin, anılan Kuruma 06/02/2024 tarihinde kabulünün yapıldığı, Kurumda görevli personele saldırı, yaralama, hakaret ve tehdit gibi eylemlerde bulunduğu, görevli personel hakkında asılsız iddialarda bulunduğu, – 20/02/2024 tarihli şikâyetle ilgili olarak, anılan Kurumda hükümlü/tutukluların barındırıldığı oda/koğuşta sigara içebildikleri ancak, adı geçenin saldırı eylemlerine istinaden kesici, delici, yanıcı, yakıcı ve elektrikli su ısıtıcısı gibi eşyanın oda/koğuşa verilmediği, oda içinde kamera görüntülerinin bulunmadığı, – Anılan Kurumda Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında
Yönetmelik uyarınca işlem tesis edildiği, bu kapsamda, adı geçene görevli personele saldırı eyleminden sonra oda/koğuşuna kesici, delici, yanıcı, yakıcı aletler ve elektrikli su ısıtıcısı gibi eşya verilmediği, diğer eşyasının teslim edildiği, – Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Hükümlüler, koğuş, oda ve eklentilerinde hekim raporuyla belgelendirilmek koşuluyla, sağlıkları için gerekli protez, ortopedik boyunluk, ortopedik yatak, solunum ve işitme cihazları, baston, tekerlekli sandalye ile kurum ve kişi güvenliği açısından sakıncası bulunmayan benzeri medikal eşyaları bulundurabilir.” hükmüne yer verildiği, Bu kapsamda, adı geçen hakkında koltuk değneği kullanması yönünde herhangi bir doktor raporunun bulunmadığının tespit edildiği, – Adı geçenin, söz konusu tarihte SEGBİS odasına çıkarılmak üzere odasından alındığı ancak, 08/03/2024 tarihli tanzim edilen tutanakta “kendisini yere attığı ve gitmemek için zorluk çıkarttığı” ifadelerine yer
/
verildiği, zor kullanma yetkisi kapsamında orantılı güç kullanılarak duruşması için SEGBİS odasına çıkartıldığı, SEGBİS esnasında sağlık durumunun iyi olduğu zaman tekrardan ifade vereceğini beyan ettiği, – Hükümlü/tutukluların resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, Hükümlü/tutukluların mahkemelere, resmi kurum veya kuruluşlara ve diğer makamlara gönderdikleri dilekçelerin aynı gün işleme alındığı, herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı, kurum idaresine yazmış oldukları istek, talep ve öneri içerikli dilekçelerine sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına
Dair Kanunda belirtilen süreleri aşmayacak şekilde cevap verildiği, – Adı geçenin, şikâyete konu iddialarına ilişkin Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının takipsizlik kararları ve adı geçen hakkında verilen disiplin cezası kararlarına karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliği kararlarının bir örneğinin ekte gönderildiği, – Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulu tarafından Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu hakkında düzenlenen 03/01/2024 tarihli raporun bir örneğini ekte gönderildiği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
(3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; (3.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.
(3.2) “Yargı yetkisi” başlıklı 9’uncu maddesinde, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı hüküm altına alınmıştır.
(3.3) “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(3.4) “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36’ncı maddesinde “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmüne yer verilmek sureti ile etkili başvuru hakkı güvence altına alınmıştır.
(3.5) “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40’ıncı maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
(3.6) “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinde, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceği güvence altına alınmıştır.
/
(4) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin; (4.1) “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesi; “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz”, (4.2) “Etkili başvuru hakkı” başlıklı 13’üncü maddesi; “Bu Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.” hükümlerini içermektedir.
(5) Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 5’inci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır. Sözleşme’nin 8’inci maddesinde de herkesin kendine anayasa veya kanun ile tanınan ana haklara aykırı muamelelere karşı fiilli netice verecek şekilde milli mahkemelere müracaat hakkı olduğu hususu düzenlenmiştir.
(6) Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin “İşkence yasağı” başlıklı 7’nci maddesinde, hiç kimsenin işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı; “Tutulanların Hakları” başlıklı 10’uncu maddesinde, birinci fıkrasında özgürlüğünden mahrum bırakılan herkesin, insani muamele ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygı görme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
(7) Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya
Cezaya Karşı Sözleşme’nin “İşkence yasağı hakkında eğitim verilmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde, her bir taraf devletin işkence yasağı konusundaki eğitim ve bilginin sivil veya askeri bütün kanun adamlarının, sağlık personelinin, kamu görevlilerinin ve her hangi bir biçimde gözaltına alınan, tutulan veya hapsedilen bireylerin nezaretiyle, sorgulanmasıyla veya ıslahıyla meşgul olan diğer kimselerin eğitim programlarına dâhil edilmesini sağlayacağı; “İşkence fiillerini soruşturma” başlıklı 12’nci maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede bir işkence fiilinin işlendiğine inanmak için makul sebepler bulunması halinde, yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir soruşturma yapılmasını sağlayacağı ve “Yetkililere şikâyet hakkı” başlıklı 13’üncü maddesinde, her bir taraf devletin, kendi egemenliği altındaki bir ülkede işkence gördüğünü iddia eden bireylere şikâyet etme ve şikâyetinin yetkili makamlar tarafından derhal ve tarafsız bir biçimde incelenmesini isteme hakkı sağlayacağı, şikâyet edenin ve tanıkların, şikâyetin veya yapılan tanıklığın sonucu olarak her hangi bir kötü muamele veya tehdide karşı korunmasını sağlayacak gerekli tedbirleri alacağı düzenlenmiştir.
(8) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun; (8.1) “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.
(8.2) Aynı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında ise; “Ancak; b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır” ifadelerine yer verilerek Kurumun görev alanı dışında olan hususlardan biri belirtilmiştir.
/
(8.3) “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
(9) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; (9.1) “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı düzenlenmiştir.
(9.2) “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu ifade edilmiştir.
(9.3) “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde, “Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar” hükmü; (b) bendinde, “…Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir…” hükmü; (c) bendinde, “Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır. Hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır” hükmü; (d) bendinde, “İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir” hükmü; (e)
bendinde, “Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir” hükmü; (f)
bendinde, “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” hükmü ve (h) bendinde de “Kanunlarda gösterilen tutum, davranış ve eylemler ile kurum düzenini ihlâl edenler hakkında Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Cezalara, Kanunda belirtilen merciler, sürelerine uygun olarak hükmederler. Cezalara karşı savunma ve itirazlar da Kanunun gösterdiği mercilere yapılır” hükmü düzenlenmiştir.
(9.4) “İyileştirmede başarı ölçütü” başlıklı 7’nci maddesi şu şekildedir: “(1) Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir. (2) Hapis cezasının, kendisinde var olan zararlı etki yapıcı niteliğini mümkün olduğu ölçüde azaltacak biçimde düzenlenecek programlar, usuller, araçlar ve zihniyet doğrultusunda yerine getirilmesi esasına uyulur. İyileştirme araçları hükümlünün sağlığını ve kişiliğine olan saygısını korumasını sağlayacak usul ve esaslara göre uygulanır.” (9.5) “Kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 8’inci maddesi şu şekildedir: “(1) Kapalı ceza infaz kurumları, … hükümlünün gereksinimine göre bireysel, grup hâlinde veya toplu olarak iyileştirme yöntemlerinin uygulanabileceği tesislerdir.”
(9.6) “Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, “Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.” hükmüne yer verilmiştir.
(9.7) “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27’nci maddesinde, “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır.
(2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.”
(9.8) “Cezayı çekme, güvenlik ve iyileştirme programına uyma” başlıklı 26’ncı maddesinde, “(1)
Hükümlü, hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla yükümlüdür.
(2) Hükümlü, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle yükümlüdür. Her ne amaçla olursa olsun, bilerek kendi yaşamlarını ve bedensel bütünlüklerini tehlikeye düşürecek eylemlere girişmeleri, cezanın yerine getirilmesine katlanma yükümlülüğünün ihlâli sayılır.” (9.9) “Kurumların iç güvenliği” başlıklı 33’üncü maddesi birinci fıkrasında, “(1) Kurumların iç güvenliği, Adalet Bakanlığına bağlı infaz ve koruma görevlileri tarafından sağlanır. İç güvenlik görevlileri, gerektiğinde dış güvenlik görevlileri ile işbirliği yapar.” hükmüne yer verilmiştir.
(9.10) “Disiplin cezalarının niteliği ve uygulama koşulları” başlıklı 37’nci maddesi şu şekildedir: “(1)
Hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, (…) yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/23 md.) Hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerler de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilir.
(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını engellemez.”
(9.11) “Disiplin cezaları ve tedbirleri” başlıklı 38’inci maddesi şu şekildedir:
“(1) Çocuklar haricindeki hükümlüler hakkında uygulanabilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre
şunlardır:
a) Kınama.
… f) Hücreye koyma.
(2) Toplu, bedensel, zalimane, insanlık dışı veya küçültücü cezalar disiplin cezası olarak uygulanamaz.” (9.12) “Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama” başlıklı 42’nci maddesinde, “(1) Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası,
hükümlünün bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından yararlanmaktan tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasıdır. …” (9.13) “Yönetim tarafından alınabilecek tedbirler” başlıklı 49’uncu maddesinde, “(1) Yönetim, disiplin soruşturması yapılan hükümlünün odasını, iş ve çalışma yerini değiştirebilir, hükümlüyü kurumun başka kesimine nakledebilir veya diğer hükümlülerden ayırabilir. (2) Kurumun düzeninin ve kişilerin güvenliklerinin ciddî tehlikeyle karşı karşıya kalması hâlinde, asayiş ve düzeni sağlamak için Kanunda açıkça belirtilmeyen diğer tedbirler de alınır…” (9.14) “Zorlayıcı araçların kullanılması” başlıklı 50’nci maddesi birinci fıkrasında, “Hiçbir hâlde zincir ve demire vurmak tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçlar; a)
Yetkili makamın önüne getirildiğinde çıkarılmak kaydıyla, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için, b)
Hekimin talimat ve gözetiminde olmak üzere tıbbî nedenlerle, c) Diğer kontrol usûllerinin yetersizliği hâlinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle, Kullanılabilir.” (9.15) “Nakiller” başlıklı 53’üncü maddesinde, “(1) Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.” (9.16) “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54’üncü maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; … d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, … Gerekir.” (9.17) “Zorunlu nedenlerle nakil” başlıklı 56’ncı maddesinde, “(1) Kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlara nakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığınca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler.” (9.18) “Hastalık nedeniyle nakil” başlıklı 57’nci maddesinin beşinci fıkrasında; “Hükümlü, sağlık nedenleriyle bulunduğu kurumda kalmasının uygun olmadığı, kurum hekiminin önerisi ve en üst amirinin isteği üzerine alınacak sağlık kurulu raporuyla belirlendiği takdirde, başka kurumlara nakledilebilir.” (9.19) “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68’inci maddesinde, “(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:17/6/20217328/7 md.) Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir.
(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.
(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez.
Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez.
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Bu iletiler, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilir. …” (9.20) “Hükümlünün muayene ve tedavi istekleri” başlıklı 71’inci maddesinde, “(1) Hükümlü, beden ve ruh sağlığının korunması, hastalıklarının tanısı için muayene ve tedavi olanaklarından, tıbbî araçlardan yararlanma hakkına sahiptir. Bunun için hükümlü öncelikle kurum revirinde, mümkün olmaması hâlinde
Devlet veya üniversite hastanelerinin mahkûm koğuşlarında tedavi ettirilir.” (9.21) “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 78’inci maddesinde, “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi kurumun hekimi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır.
(2) Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile üniversitelerin sağlık kuruluşları, hükümlülerin tedavileri bakımından gerekli yardımları yapmakla görevlidirler. …” (9.22) “Hastaneye sevk” başlıklı 80’inci maddesinde, “(1) Hükümlünün sağlık nedeniyle hastaneye sevkine gerek duyulduğunda durum, kurum hekimi tarafından derhâl bir raporla ceza infaz kurumu yönetimine bildirilir.” hükmüne yer verilmiştir.
(10) 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Güvenlik ve gözetim servisi” başlıklı 10’uncu maddesinin sekizinci fıkrasında, “İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru, kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasaya veya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibi olaylar ile 5237 sayılı Kanunun
25 inci maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile
zor kullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izin alınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhal en üst amire iletir. Zor kullanan personel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz.” hükmü düzenlenmiştir.
(10.1) “Hükümlünün muayene ve tedavisi” başlıklı 98’inci maddesinde, “(1) Kurumun sağlık koşullarının düzenlenmesi, hükümlünün acil veya olağan muayene ve tedavisi cezaevi tabibi tarafından yapılır. Genel veya hastalık nedeniyle yapılan tüm muayene ve tedavi sonuçları, sağlık izleme kartına işlenir ve dosyasında saklanır. (5) (Ek:RG-12/11/2021-31657-CK-4773/37 md.) Hükümlülerin intihar riskini önlemek amacıyla gerekli her türlü tedbir alınır.” hükmü düzenlenmiştir.
(11) 17/06/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarında
Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Hükümlüler, koğuş, oda ve eklentilerinde hekim raporuyla belgelendirilmek koşuluyla, sağlıkları için gerekli protez, ortopedik boyunluk, ortopedik yatak, solunum ve işitme cihazları, baston, tekerlekli sandalye ile kurum ve kişi güvenliği açısından sakıncası bulunmayan benzeri medikal eşyaları bulundurabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(12) 05/06/2015 tarihli 167 No.lu Genelge’nin “5275 Sayılı Kanunun 9’uncu Maddesinde Belirtilenler
İle 3713 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından Hükümlü ve Tutukluların Nakilleri” başlıklı 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, “5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilen
/
hükümlüler geriye kalan toplam cezalarının 1/3 ünü iyi hâlli olarak infaz etmedikçe diğer kapalı ceza infaz kurumlarına nakledilmeyecektir. Ancak tutum ve davranışları ile disiplin durumlarına bakılmak suretiyle bu kişilerin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılmasının uygun olup olmayacağına Bakanlık tarafından karar verilebilecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(13) 05/06/2015 tarihli ve 167 No’lu Genelgenin 15’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, “iyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması”, ikinci fıkrasında ise, “1 inci fıkranın (e), (h), (ı) bentlerinde belirtilenler dışında kalan koşullara uymayan nakil istemlerine ait dilekçeler, gereksiz yazışmaları önlemek amacıyla, Cumhuriyet başsavcılıklarınca değerlendirilerek uygun görülmediği takdirde reddedilecek ve ret kararı gerekçesi ile birlikte kendilerine tebliğ edilecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(14) 22/01/2007 tarihli ve 45/1 sayılı Genelgenin “Güvenlik” kenar başlıklı Dördüncü Bölümünün 6’ncı maddesinde, “Can güvenliği tehlike altında bulunan veya intihar riski olan hükümlü ve tutuklular yakın takibe alınarak, kaldıkları bölümdeki güvenlik önlemleri arttırılacak, özellikle intihara meyilli olan kişilerin sürekli gözetim altında bulundurulması ve bireysel terapiye tabi tutulması sağlanacaktır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(15) 172 sayılı Genelgenin “İlk Kabul Muayenesi, Refakat, Muayenelerde Güvenlik Ve Hasta
Mahremiyetinin Sağlanması İle Tedavi Giderleri” başlıklı Birinci Bölümün “G- Hükümlü ve
Tutukluların Hastane Sevkleri ve Muayeneyi Reddetmeleri” başlığında, “Hükümlü ve tutukluların muayeneyi reddetmesi, rahatsızlığının geçtiğini ifade etmesi, ziyaret günü olması vb. nedenlerle revire veya hastaneye muayene için gitmeyeceğini belirtmesi halinde; bu hususta hükümlü ve tutukluların dilekçesi alınacak ve olaya ilişkin tutanak düzenlenecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
(16) 29/12/2020 tarih ve 31349 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Gözlem ve
Sınıflandırma Merkezleri İle Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmeliğin “İdare ve gözlem kurulunun görevleri” başlıklı 14’üncü maddesinde, idare ve gözlem kurullarının, hükümlülerin sınıflandırılması ve gruplandırılmasından, ayrıca hükümlüler için uygulanacak infaz ve iyileştirme rejiminin tespitinden sorumlu olduğu kayıt altına alınmıştır.
(17) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından 11/1/2006 tarihinde 952. Delegeler Komitesi toplantısı sırasında kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 No.lu
Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kurallarında; (17.1) 1 numaralı kuralda, “Özgürlüğünden yoksun bırakılan tüm kişilere insan haklarına saygılı bir şekilde davranılmalıdır”, (17.2) 6 numaralı kuralda, “Bütün alıkonma biçimleri, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin özgür toplumla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak şekilde düzenlenmelidir”, (17.3) 9 numaralı kuralda, “Bütün cezaevleri, düzenli olarak resmi denetime ve bağımsız izlemeye tabi tutulmalıdır” hususları düzenlenmiştir.
(18) Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9/12/1988 tarih ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen
Herhangi Bir Biçimde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler Bütünü’nün, “İnsani tarzda muamele yükümlülüğü” başlıklı 1’inci maddesi, “Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanın doğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği
bir biçimde muamele görür” ifadesini haizdir. Söz konusu Prensiplerin “İşkence yasağı” başlıklı 6’ncı maddesinde, her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimsenin, işkenceye veya zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılamayacağı kayıt altına alınmıştır.
IV. KAMU DENETÇİSİNİN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
(19) Kamu Denetçisi tarafından ilgili mevzuat hükümleri, adli raporlar, tüm tıbbi evrak, kamera kayıtları, tutanaklar, soruşturmalar, disiplin cezalarına ilişkin belgeler, hükümlü tarafından yapılan tüm şikâyet, itiraz ve dilekçeler, yargı mercileri tarafından yapılan soruşturmalar ve verilen kararlar ve dosya kapsamına göre yapılan değerlendirme neticesinde hazırlanmış olan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme (20) Şikâyet başvurusu özetle; Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak tutulan ceza infaz kurumuna 06/02/2024 tarihinde sevk edildiği tarihten itibaren sistematik olarak işkence ve eziyet gördüğü, cezaevine geldiğinin ertesi günü 07/02/2024 tarihinde eziyet ve işkence yapılmaya başlandığı, eşyalarının büyük kısmının verilmediği, 16/02/2024 saat 09:30’da tek kaldığı hücresinde infaz koruma memurları tarafından darp edildiği, ayağını ve ayak parmaklarını kırdıkları, saat 14:00’a kadar kırık ayakla bekletildiği ve hastaneye sevk edilmediği, hastanede saat 18:00’a kadar kaldığı, hastanede doktorun kendisine ve görevlilere “koltuk değneği kullanması lazım” dediği halde görevlilerin izin vermediği, 20/02/2024 tarihinde infaz koruma memurları tarafından darp edildiği, 06/02/2024 saat 11:00’da olan SEGBİS duruşmasına sürüklenerek götürüldüğü, 28/02/2024 tarihinde şikâyet dilekçesi yazması üzerine kâğıt ve kalemlerin elinden alındığı ve dilekçe hakkını kullanmasının engellendiği iddialarına dayanmakta ve bahsi geçen olay ve hadiselerle ilgili gerekli soruşturmanın yapılarak gerekli önlemlerin alınması, hükümlünün maruz kaldığı ve kalmaya devam ettiği eziyet ve işkencelerin bir an önce durdurulması, hükümlünün bir an önce başka bir ceza infaz kurumuna naklinin sağlanması talep edilmektedir.
(21) Ceza infaz sisteminin işleyişinin temel dayanak belgesi niteliğinde olan, ceza ve güvenlik tedbirlerinin amaç, kapsam ve ilkeleri ile ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin yönetimine dair temel hukuk kurallarının belirlendiği 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “İnfazda temel ilke” başlıklı 2’nci maddesinde, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken vs. hiçbir konuda ayrım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanacağı; ayrıca ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(22) İnfaz sistemlerinin temel amacı, “tutulu kişilerin” bir yandan cezalarının infazı, diğer yandan da bu kişilerin ıslahı ve topluma yeniden katılımlarının kolaylaştırılması amacına dayanmaktadır. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde, hükümlünün öncelikle genel ve özel önlemesinin sağlanmasının (cezanın infazı) yanı sıra, yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak şeklinde tarif edilmiştir. Yine Kanun’un “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinde; “hükümlülerin güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulacakları”, “hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı
hürriyetten mahrumiyetin, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî şartlar altında çektirileceği”, “cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve imkânların kullanılacağı”, “hükümlünün kanun ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkelerinin esas alınacağı”, “hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterileceği” ve “ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınmasının zorunlu olduğu” şeklinde açıklanan ilkelere yer vermek suretiyle bu amacın sağlanmasına yönelik tedbirler teminat altına alınmıştır.
(23) Görüleceği gibi 5275 sayılı Kanunun 6’ncı maddesi hükmü uyarınca, hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten mahrum bırakma ve ceza infaz kurumlarının düzen, güvenlik ve disiplininin sağlanmasına yönelik olarak Kanununla öngörülen müeyyideler haricinde bir “kısıtlama”, “tedbir” veya
“ceza” hukuka aykırılık oluşturacaktır.
(24) Kurumumuzca tesis edilen çok sayıda kararda da belirtildiği üzere, meşru makamlar tarafından usulüne uygun şekilde hürriyetinden mahrum bırakılan ve kapalı kurumlarda barındırılan, dolayısı ile dış dünya ile iletişimi kısıtlanan veya sonlandırılan tutulu kişiler, temel hak ve özgürlüklerinin korunması noktasında kamu idaresinin sorumluluğu altındadırlar. Bu kişilerin maruz kalabileceği hak ihlallerinin önüne geçilmesi ve yaşanabilecek mağduriyetlerin soruşturulması devletin sorumluluğundadır.
(25) Konunun insan hakları hukuku açısından taşıdığı önem nedeniyle, kapalı kurumlarda tutulan kişilerin barındırılması, bu kişilerin kurumlara ilk girişinden itibaren ayrıntılı şekilde düzenlenmiş olup her kişi ve görevlinin sorumlulukları ile birlikte süreçlere dair ayrıntılı usul kuralları belirlenmiştir.
(26) Somut başvuruda yukarıda da aktarıldığı üzere, gizlilik kaydıyla kendilerine verilen bilgilere dayanılarak üçüncü kişiler tarafından yapılan başvurularda adı geçen mahpusun “Senden önceki cezaevlerinin intikamını alacağız” ifadeleriyle kötü muameleye maruz kaldığı, darp edildiği, hastaneye geç sevk edildiği, koltuk değneği kullanmasına izin verilmediği, eşyalarının verilmediği ve dilekçe yazmasının engellendiği iddialarında bulunulmakta, adı geçen hükümlünün ceza infaz kurumuna geldiği günden itibaren sistematik bir işkence ve eziyete maruz kaldığı belirtilmektedir. Söz konusu başvuru
Kurumumuzca, tarihinde sistem üzerinden kayıt altına alınmıştır. Başvuru konusu kötü muamele iddialarını içerdiğinden dilekçe ekinde idari başvuru yollarının tüketildiğine ilişkin belge sunulmamasına rağmen, idari başvuru yollarının tüketilmesi şartı aranmaksızın Kurumumuzun tabi olduğu düzenlemeler doğrultusunda doğrudan inceleme ve araştırmaya geçilmiş, iddiaların doğruluğunun incelenmesi amacıyla idareye 22/03/2024, 13/06/2024 ve 25/07/2024 tarihlerinde bilgi belge talep yazısı gönderilmiştir.
(27) Adalet Bakanlığı tarafından özetle; – 15/02/2024 tarihi saat 18:25’te adı geçen hükümlünün bahçe kapısını kapatmak için gelen görevlilere önceden hazırladığı kaynar suyu dökerek ve sonrasında el yapımı iki adet şiş ile kovalayarak görevli personele saldırı girişiminde bulunduğu, zor kullanma yetkisi çerçevesinde müdahale edilerek, başkasına veya odasına zarar vermemesi için yumuşak malzemeyle kaplı odaya alındığı, barındırıldığı no.lu odada yapılan aramada kendi el yazısıyla yazılmış 2 sayfadan oluşan not bulunduğu, ele geçirilen notta 15 Şubat tarihinde görevli personele saldıracağını belirttiği, akabinde de sakinleşmesi üzerine kendi oda/koğuşuna yerleştirildiği, muayenesi için kurum revirine ve hastane sevkleri için mahkûm kabul birimlerine götürüldüğü, kamera görüntüsü olmayan herhangi bir odaya alınmadığı, Kurumda psikososyal görüşme odaları dışında her alanda kamera bulunduğu, odaya giriş-çıkış, koridor kamera görüntüleri, yumuşak malzemeyle kaplı oda vb. kamera görüntülerinin ekte gönderildiği,
– Yukarıda bahsedilen olay sonrası 16/02/2024 tarihli kurum aile hekimi tarafından yapılan muayenesi neticesinde “hastanın saldırgan davranışlarından ötürü gözlem odasında tutulması uygundur… şahsın kendisine ve çevresine zarar verme olasılığına karşı psikiyatri ve ortopedi kontrolü yapılıncaya kadar müşahede odasında kalması uygundur” şeklinde rapor tanzim edildiği, 16/02/2024 tarihi saat 14:20 sıralarında hastane sevki için yumuşak malzemeyle kaplı odadan alındığı, odanın fiziki yapısı gereği herhangi bir pencere bulunmadığı sakinleşinceye kadar ara ara odaya temiz hava verilmek üzere havalandırma sisteminin çalıştırıldığı, – 16/02/2024 tarihinde saat 14:20’de Kocaeli Şehir Hastanesinin Ortopedi ve Psikiyatri Polikliniğine sevkinin gerçekleştirildiği, tetkik ve tedavisi yapılarak 16:40’da Kuruma kabul edildiği, saat 18:00’e kadar hastanede kaldığı iddiasının asılsız olduğu, – Adı geçen hakkında koltuk değneği kullanması yönünde herhangi bir doktor raporunun bulunmadığı, – 20/02/2024 tarihli şikâyetle ilgili olarak, anılan Kurumda hükümlü/tutukluların barındırıldığı oda/koğuşta sigara içebildikleri ancak, adı geçenin saldırı eylemlerine istinaden kesici, delici, yanıcı, yakıcı ve elektrikli su ısıtıcısı gibi eşyanın oda/koğuşa verilmediği, oda içinde kamera görüntülerin bulunmadığı, bunun dışında Kurumun tüm koridor ve bahçelerde kamera sisteminin 7/24 aktif olduğu, adı geçenin talep ve şikâyet dilekçelerinin ilgili mercilere ivedilikle iletildiği, görevli personele karşı yaptığı eylemi haklı göstermek için kamuoyu oluşturma çabasında olduğu, – 06/03/2024 tarihli iddia ile ilgili olarak; söz konusu tarihte yapılan kısmi aramada adı geçenin barındırıldığı no.lu odada arama yapılırken oda bahçesini temiz tutmadığı, kurum tarafından verilen yatağın kenarlarını sigara izmariti ile yaktığı ve oda duvarlarına yazı yazmak suretiyle kamu malına zarar verdiğinin anlaşıldığı ve söz konusu eylemlerine istinaden adli ve idari soruşturmalar başlatıldığı, kendisine veya görevli personele karşı herhangi bir eylemde bulunmadığından rapor tanzim edilmediği, – SEGBİS odasına çıkarılmak üzere odasından alındığı ancak, 08/03/2024 tarihli tanzim edilen tutanakta
“kendisini yere attığı ve gitmemek için zorluk çıkarttığı” ifadelerine yer verildiği, zor kullanma yetkisi kapsamında orantılı güç kullanılarak duruşması için SEGBİS odasına çıkartıldığı, SEGBİS esnasında sağlık durumunun iyi olduğu zaman tekrardan ifade vereceğini beyan ettiği, – Şikâyet konularına ilişkin görevli personeller hakkında dilekçe sahibinin iddialarına ilişkin mevzuata aykırı işlemlerin tespit edilmesi hâlinde, görevli ilgili personel hakkında adlî ve idarî yönden kanunî gereğinin takdir ve ifası için disiplin soruşturması başlatıldığı ve soruşturmanın günümüz itibarıyla hâlen derdest olduğu, – Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 26/03/2024 tarihli ve 2024/732 Soruşturma numaralı yazısı ile 15/04/2024 tarihli görevli personele saldırı eylemi sonrasında adı geçen hakkında kati raporu aldırılmak üzere hastaneye sevk edilmesinin istenildiği, hastane sevk işlemlerinin başlatıldığı ancak, adı geçenin hastane sevkine gitmek istemediğinden kontrol ve rapor düzenlenemediği, – Kuruma 06/02/2024 tarihinde kabulünün yapıldığı, Kurumda görevli personele saldırı, yaralama, hakaret ve tehdit gibi eylemlerde bulunduğu, görevli personel hakkında asılsız iddialarda bulunduğu, – Hükümlü/tutukluların resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, dilekçelerin aynı gün işleme alındığı, herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı,
– Adı geçenin kaldırılmamış disiplin cezasının bulunduğu, mevzuat hükümleri çerçevesinde iyi hallilik kazanana kadar nakil talebinde bulunamayacağı belirtilmiştir.
(28) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamayacağı; kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı ve kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı güvence altına alınmıştır.
(29) Aynı husus, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) olmak üzere, ülkemizin de tarafı olduğu birçok uluslararası hukuk belgesinde de kayıt altına alınmıştır. AİHS’nin “İşkence yasağı” başlıklı 3’üncü maddesinde bu husus, hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı şeklinde teminat altına alınmıştır.
(30) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM/Mahkeme) de birçok kararında, devletin, alıkonulan her kişiden sorumlu olduğunu vurgulayarak, işkence ve kötü muamelenin hem maddi hem de manevi şahsiyet üzerinde yol açtığı etkilerin tespitine yönelik ayrıntılı temel ilkeleri belirlemiştir.
(31) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 3’üncü maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumların en temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Kötü muamele yasağının Sözleşme’nin 15’inci maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde
dahi hiçbir istisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa, B. No:
25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, § 119).
(32) Diğer yandan Mahkeme, Sözleşmenin 3’üncü maddesinde düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağının tespiti ve bu maddenin koruma alanından yararlanılabilmesi noktasında, yerleşik içtihadı uyarınca (i) iddiaların doktor raporuyla ispat edilmesi ve (ii) yapılan kötü muamelenin belirli bir seviyeye ulaşması gerekliliğini araştırmaktadır. Yani bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunu söyleyebilmek için eylemin “minimum ağırlık eşiği”ni aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-
37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No:
13134/87, 25/3/1993, § 30). Bu nokta, yani “kötü muamelenin belirli bir noktaya ulaşması” ise örnek niteliğinde aşağıda verilen bir dizi kararda Mahkeme tarafından somutlaştırılmıştır: “…delilleri değerlendirirken genellikle makul şüphenin ötesinde bir ispat ölçütü… bu durumda ispat yükünün, tatminkâr ve ikna edici bir açıklama yapmak zorunda olan yetkili makamlara ait olduğu” (Bkz. İrlanda – Birleşik Krallık davası, 18.1.1978, Paragraf 161), “…kötü muamele iddiaları Mahkeme önünde tutarlı delillerle desteklenmelidir… makul şüpheye yer bırakmayacak derecede bir ispat ölçütüne göre bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı çıkarımlar toplamından veya olaylara ilişkin itiraza mahal bırakmayan fiili karinelerden çıkabilir.” (Bkz. Klaas – Almanya davası, 22.9.1993 Paragraf 30) “Mahkeme, tıp uzmanları tarafından tamamen bağımsız koşullarda hazırlanan tıbbi belge ve raporların, Bay Tomasi’nin maruz kaldığı darbelerin sayısı ve yoğunluğunu ispatladığını görmenin yeterli olduğunu düşünmektedir; bunlar söz konusu muameleyi insanlık dışı ve onur kırıcı kılan yeterince ciddi iki unsurdur.” (Tomasi – Fransa davası, 27.8.1992, Paragraf 110)
(33) AİHM, tutuklu ve hükümlülerle ilgili olarak onların korunmasız ve zayıf durumda olduklarını ve yetkililerin en zor şartlarda dahi bu kişilerin fiziksel esenliklerini korumakla sorumlu olduklarını
belirtmiştir (Keenan/Birleşik Krallık, B. No; 27229/95, § 91; Tarariyeva/Rusya, B. No:
4353/03, 14/12/2006, § 73; Vlademir/Romanov/Rusya, B. No: 41461/02, 24/7/2008, § 57). Sözleşme’nin
3’üncü maddesinin güvenliği sağlamak için güç kullanılmasını yasakladığı söylenemez ancak bu güç
zorunlu hâllerde kullanılmalı ve aşırı olmamalıdır (Ivan Vasilev/Bulgaristan, B. No:
48130/99, 12/4/2017,§ 63).
(34) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) birçok kararında, doktor tarafından muayene edilmeyi isteme hakkının, işkence ve kötü muamele ile mücadelede önemine atıf yapmaktadır (Örnek için: Ayşe
Tepe – Türkiye, Başvuru No : 2024/3656 29422/95, Tarih: 22.07.2003, Paragraf 38). Mahkeme, işkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde en temel delillerden birisinin, meydana gelen ihlal ile olay arasında bir illiyet bağı oluşturan doktor raporları olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur (Selmouni – Fransa, Başvuru No : 2024/3656 25803/94, Tarih: 28.07.1999, Paragraf. 90). AİHM vermiş olduğu bir kararda, doktor muayenesinin, uzman hekim tarafından, hiçbir polis memurunun hazır bulunmadığı bir ortamda yapılması ve muayene raporunda hem yara bulgularının ayrıntılı olarak açıklanması, hem de bu yaraların nasıl oluştuğuna dair hastanın ifadesi ile bu ifadenin yara bulgularıyla tutarlı olup olmadığına ilişkin hekim görüşüne yer verilmesi gerekliliğini vurgulamış; doktor raporlarında, muayenenin üstünkörü yapılmaması, kişinin taşıdığı yaraların ayrıntılarının yanı sıra, bu yaraların neden meydana geldiğinin de açıklanması
gerektiğinin altını çizmiştir. (Nebahat Akkoç – Türkiye, Başvuru No : 2024/3656 22947 ve 22948/93, Tarih:
10.10.2000, Paragraf 118)
(35) Anlaşılacağı üzere, özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişiler açısından “doktor raporları”, bu kişilerin barındırıldığı mekânlardaki kötü uygulamaların önüne geçilmesi noktasında, diğer tedbirlerle birlikte anahtar öneme sahip temel güvencelerden birisini oluşturmaktadır.
(36) İşkence ve kötü muamele iddialarının tespitinde AİHM içtihadına paralel bir şekilde, Anayasa
Mahkemesinin (AYM) de aynı ilkeye uygun davrandığı görülmektedir. “… bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedensel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşır…” (Ahmet Şenol ve diğerleri başvurusu, Başvuru No : 2024/3656 2017/, Karar Tarihi : 11.09.2024 22.2.2018, Paragraf 80).
(37) Anayasa Mahkemesine göre ceza infaz kurumunda saldırganlık gösterme riski yüksek olan hükümlü ve tutuklulara yönelik olarak ceza infaz kurumu personelinin kendilerini korumak, cezaevinde güvenliği ve disiplini sağlamak için daha geniş takdir yetkilerinin olduğu kabul edilmelidir. Ancak bu takdir yetkisinin iyi niyetli olarak temel hak ve özgürlüklere saygı çerçevesinde kullanılması gerekmektedir (Cihan Koçak, B. No: 2014/12302, 21/9/2017, § 61).
(38) Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 17’nci maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulma koşullarını değerlendirirken, başvurucular tarafından ileri sürülen somut olaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bu kapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Anayasa Mahkemesi Kararı, B. No: 2014/5100, 16/2/2017, § 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirin niteliği, süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisi değerlendirilmelidir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, B. No: 2018/33190, 09/05/2019, § 44)
(39) Ceza infaz kurumlarının “iç güvenliği” ve “disiplininin” temini, kamu idaresinin öncelik ve sorumluluklarından birisidir. Ancak kurum iç güvenliğinin ihlali ile kurum disiplininin ihlalinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve buna göre yaptırım veya güç kullanımına başvurulması gerekmektedir. İç güvenliğin ihlalinin daha ciddi ve öncelikli bir mesele olarak görülebileceği; buna karşılık kurum disiplininin
ihlaline yönelik her eyleme, ‘zor kullanarak ve zorlayıcı araçların kullanılması’ yolu ile mukabele edilmeyeceği, mevzuatta öngörülen “disiplin cezaları” ile karşılık verilebileceği değerlendirilmektedir.
(40) Gizlilik kaydıyla yapılan başvuruya konu somut olayda, başvurucuların kendilerine iletildiği kadarıyla aktardıkları darp iddialarının adı geçenin cezaevine geldiğinin ertesi günü “Senden önceki cezaevlerinin intikamını alacağız” ifadesiyle 07/02/2024 tarihinde başladığı iddia edilmekte ve somut olarak 16/02/2024, 20/02/2024 ve 06/03/2024 tarihleri darp iddiasına konu edilmektedir. Bahse konu darp iddialarının yanı sıra 16/02/2024 tarihindeki darp iddiasında hastaneye sevk edilmediği ve koltuk değneği kullanmasına izin verilmediği, eşyalarının verilmediği ve dilekçe hakkını kullanmasının engellendiği iddialarında da bulunulmaktadır.
(41) İddialara ilişkin olarak cevabi yazı ekinde yer alan kamera görüntüleri, personel soruşturma evrakları, mahkeme kararları, sağlık raporları, diğer ilgili tutanak ve belgelerden oluşan takım evrak incelenmiştir.
(42) Dosyada yer alan kamera görüntülerinin incelenmesinden, 15/02/2024 tarihinde gerçekleşen kaynar su dökülme görüntüleri; – 15/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 26 saniyelik “Bahçe Kamerası” görüntülerinin 3’üncü saniyesinde bahçe kapısına kenarlarından iki bezle tuttuğu bir tencereyi taşıyarak geldiğinin ve tek başına beklemeye başladığının görüldüğü, 20’nci saniyesinde kapı açılır açılmaz tencereyi karşısındaki kişiye döktüğü ve kapıdan hızla dışarı çıktığı, – 15/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 38 saniyelik “B Blok Masa Kamerası” görüntülerinin 6’ncı saniyesinde koridorun sonunda olan dört infaz koruma memurunun üzerine kapı açılır açılmaz su fırlatıldığının ve infaz koruma memurlarının kaçıştığının, bir memurun üzerindeki montu çıkartmaya çalışarak kaçmaya çalıştığının ve üzerinin ıslak olduğunun, bu memurla birlikte bir diğer memuru kovaladığının, ellerinde bulunan bir cismi koşarak memurlara savurduğunun, memurların kendilerini korumaya çalıştıklarının, diğer iki memurun peşlerinden geldiğinin görüldüğü, 21’inci saniyede görüntülerden çıktığı, – 15/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 6 dakika 3 saniyelik “B Karakol Kamerası” görüntülerinin 36’ncı saniyesinde dört infaz koruma memurunun üzerine su fırlatıldığının ve infaz koruma memurlarının kaçıştığının, bir memurun üzerindeki montu çıkartmaya çalışarak kaçmaya çalıştığının, bu memurla birlikte bir diğer memuru kovaladığının, ellerinde bulunan bir cismi koşarak ve bağırarak memurlara savurduğunun, memurların kendilerini korumaya çalıştıklarının, diğer iki memurun yürür vaziyette peşlerinden geldiğinin görüldüğü, videonun 1 dakika 11’inci saniyesinde diğer memurlarında olay yerine geldiği, kameraya uzak olan mesafede müdahale edilmeye çalışıldığının, çıkan arbede neticesinde yere yatırıldığının anlaşılabildiği, – 15/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 31 saniyelik “B Merdiven Kamerası” görüntülerinin 15’inci saniyesinde koridorun sonunda olan dört infaz koruma memurunun üzerine kapı açılır açılmaz su fırlatıldığının ve infaz koruma memurlarının kaçıştığının, bir memurun üzerindeki montu çıkartmaya çalışarak kaçmaya çalıştığının ve üzerinin ıslak olduğunun, bu memurla birlikte bir diğer memuru kovaladığının, ellerinde bulunan bir cismi koşarak ve bağırarak memurlara savurduğunun, memurların kendilerini korumaya çalıştıklarının, diğer iki memurun peşlerinden geldiğinin görüldüğü, ’ın 24’üncü saniyede görüntülerden çıktığı, /
– 15/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 31 saniyelik “B Blok Giriş Kamerası” görüntülerinin 8’inci saniyesinde iki memuru kovaladığının, elinde bulunan bir cismi koşarak ve bağırarak memurlara savurduğunun, memurların kendilerini korumaya çalıştıklarının görüldüğü, diğer memurlarında olay yerine geldiği, kameraya uzak olan mesafede müdahale edilmeye çalışıldığının, çıkan arbede neticesinde videonun 30’uncu saniyesinde yere yatırıldığının görüldüğü, Yumuşak oda görüntüleri; – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan koridor kamerası görüntülerinin 38’inci saniyesinde infaz koruma memurlarının getirdiklerinin görüldüğü, adı geçenin direndiği ve zaman zaman sürüklenerek götürüldüğü, videonun 1 dakika 27’nci saniyesinde adı geçenin yumuşak odaya koyulduğu, videonun 5 dakika 25’inci saniyesinde infaz koruma memurlarının odadan çıkarak kapıyı kapattıkları, – 15/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 2 dakika 33 saniyelik “İlk Muayene” kayıtlı görüntülerde infaz koruma memurlarının ve sivil kıyafetli bir kişinin yumuşak odaya girdiği ve adı geçenin muayenesinin yapıldığı, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – 16/02/2024 tarihine ait saat bilgisi olmayan 9 dakika 32 saniyelik “Muayene” kayıtlı görüntülerde infaz koruma memurlarının ve sivil kıyafetli iki kişinin yumuşak odaya girdiği ve muayenesinin yapıldığı, adı geçenin ellerinin çözülerek muayene süresince kollarından tutulması ve sonrasında tekrar ellerinin bağlanması dışında herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 10:17:23’e ait 2 dakika 11 saniyelik “yaka kamerası” görüntüleri incelendiğinde yumuşak odada yerde oturur vaziyette olduğu, infaz koruma memurlarının adı geçenin kollarından tuttuğunun görüldüğü, bunun dışında herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, sivil giysili bir personelin adı geçenle konuşarak notlar aldığının görüldüğü, – 16/02/2024 tarihi saat 10:19:37’ye ait 3 dakika 20 saniyelik yaka kamerası görüntüleri incelendiğinde yumuşak odada yerde oturur vaziyette olduğu, infaz koruma memurlarının adı geçenin kollarından tuttuğunun görüldüğü, bunun dışında herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, sivil giysili bir personelin adı geçenle konuşarak notlar aldığının görüldüğü, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan muayene sonrası yumuşak odada bulunan 5 dakika 19 saniyelik kamera görüntüleri incelendiğinde, yerde yatar vaziyette olduğu, infaz koruma memurlarının adı geçenin kollarından tuttuğunun görüldüğü, bunun dışında herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, 1 dakika 35 saniye sonra infaz koruma memurlarının adı geçeni bırakarak odadan çıktığı, adı geçenin odada yalnız kaldığı, ellerinin arkadan bağlı olduğu, videonun 4 dakika 54’üncü saniyesinde adı geçenin oturur vaziyette durduğu, Hastaneye gidiş görüntüleri; – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 2 dakika 47 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin birincisi incelendiğinde 32’nci saniyede infaz koruma memurlarının koğuşun kapısını açtıkları, 1 dakika 33’üncü saniyede kapıdan çıktığı, ellerinin arkadan bağlı olduğu, iki memurun kollarına girdiği, adı geçenin topallayarak yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 1 dakika 40 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin ikincisi incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde
/
yürüdüğünün görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, adı geçenin topallayarak yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 43 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin dördüncüsü incelendiğinde merdivenden infaz koruma memurları eşliğinde çıktığının, sonrasında koridorda yürüdüğünün görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, adı geçenin topallayarak yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 42 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin beşincisi incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde topallayarak yürüdüğünün görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 44 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin altıncısı incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde topallayarak yürüdüğünün görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 20 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin yedincisi incelendiğinde infaz koruma memurları eşliğinde x-ray cihazından geçtiğinin görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, adı geçenin topallayarak yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 23 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin sekizincisi incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde topallayarak yürüdüğünün görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 2 dakika 1 saniyelik “hastaneye gidiş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntülerinin dokuzuncusu incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde topallayarak yürüdüğünün görüldüğü, iki memurun kollarına girdiği, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, koridorda bir süre bekletildikten ve adı geçene ait olduğu anlaşılan bir poşet eline verildikten sonra infaz koruma memurları eşliğinde binadan çıktığı, Hastaneden dönüş görüntüleri; – 16/02/2024 tarihi saat 16:40:25’e ait 2 dakika 14 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde binaya giriş yaptığı, 1 dakika 10 saniye sonra ellerinin çözüldüğü ve üzerinin arandığı, adı geçenin ayağının sargılı olduğu, topallayarak yürüdüğü, iki infaz koruma memurunun destek olmak amacıyla kollarına girdiği, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:42:21’e ait 38 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde koridorda topallayarak yürüdüğünün görüldüğü, iki infaz koruma memurunun destek olmak amacıyla kollarına girdiği, ellerinin bağlı olmadığı, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:42:57’ye ait 1 dakika 37 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde x-ray cihazından geçtiğinin görüldüğü,
topallayarak yürüdüğü, üç infaz koruma memurunun adı geçen x-ray cihazından geçerken ellerinden tutarak destek olduğu, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, ellerinin bağlı olmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:45:56’ya ait 58 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde yürüdüğünün görüldüğü, topallayarak ve zaman zaman duvardan destek alarak tek başına yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, ellerinin bağlı olmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:46:51’e ait 1 dakika 15 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde yürüdüğünün görüldüğü, topallayarak zaman zaman duvardan destek alarak tek başına yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, ellerinin bağlı olmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:47:46’ya ait 1 dakika 3 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde yürüdüğünün görüldüğü, topallayarak zaman zaman duvardan destek alarak tek başına yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, ellerinin bağlı olmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:48:32’ye ait 1 dakika 4 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde merdivenden inerek koridorda topallayarak yürüdüğünün görüldüğü, bir infaz koruma memurunun destek olmak amacıyla kollarına girdiği, ellerinin bağlı olmadığı, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:49:15’e ait 1 dakika 41 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde yürüdüğünün görüldüğü, topallayarak zaman zaman duvardan destek alarak tek başına yürüdüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, ellerinin bağlı olmadığı, – 16/02/2024 tarihi saat 16:50:43’e ait 1 dakika 37 saniyelik “hastaneden dönüş görüntüleri” kayıtlı kamera görüntüsü incelendiğinde koridorda topallayarak yürüdüğünün ve koğuş kapısının önüne geldiğinin, kapı önünde üzerinin arandığının, sonrasında koğuşa girdiğinin görüldüğü, herhangi bir zor kullanma emaresinin bulunmadığı, ellerinin bağlı olmadığı, Müşahedeye alınma görüntüleri; -Tarih ve saat bilgileri bulunmayan 33 saniyelik “müşahedeye alınma” kayıtlı kamera görüntülerinde koridorda infaz koruma memurları eşliğinde yürüdüğünün, ellerinin arkadan bağlı olduğunun ve memurlar tarafından kollarından tutularak ve öne eğilerek götürüldüğünün görüldüğü tespit edilmiştir.
(43) Dosyada yer alan yargı mercileri tarafından ilgi tarihlere ilişkin tesis edilen işlemlerin incelenmesinden, – Kocaeli 3. İnfaz Hâkimliğinin 16/02/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararında, “… permatik, çakmak, burun kıl alma makinesinin, saklama kabının, termal mestlerinin, eldiven, sargı bezinin, puşi, tıraş makinesinin vs. malzemelerinin kendisine verilmediğini belirterek şikâyet talebinde bulunmuştur. … şikâyetinin REDDİNE, …” şeklinde belirtildiği, /
– Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 21/02/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta olan müştekinin, 12/02/2024 tarihli şikâyet dilekçesinde, nakil geldiğinde yanında getirdiği televizyonun ve tıraş makinesinin kendisine verilmediğini, engelli mahkum olduğunu, sağlık sorunlarının bulunduğunu, acil doktoruyla görüşüp sevklerinin yapılması gerektiğini ancak doktora çıkartılmadığını beyan ederek şikâyetçi olduğu, müştekinin 13/02/2024 tarihli dilekçesinde, yazmış olduğu dilekçelerinin gönderilmediği ve yırtıldığını beyan ederek şikâyetçi olduğu … şüpheliler hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 2. İnfaz Hakimliğinin 08/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararında, “…16/02/2024 tarih ve / sayılı kararında … 1. Havalandırmadan yararlandırma süresinin bir saat (11.00 – 12.00) olarak belirlenmesine; 2. Telefonla görüşme süresinin on beş günde bir on dakika olmak üzere yeterli güvenlik tedbiri alınarak yaptırılmasına; 3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 67/4.maddesi gereğince odasına hiçbir şekilde radyo, televizyon verilmemesi radyo, televizyon hakkından yararlandırılmamasına; 4. Hükümlünün personele, kuruma zarar verebilecek, yangın çıkaracak ve her türlü kesici-delici alete dönüştürülebilecek çakmak, su ısıtıcısı… vb.
özellikteki tüm eşyanın alınması, ikinci bir talimata kadar odasına verilmemesine;” karar verilmiştir. …
şikâyetinin REDDİNE, …” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu Sorgulama
Tutanağında, “… Yukarıda belirtmiş olduğum açık kimlik bilgileri doğrudur ve bana aittir. Üzerime atılı suçlamayı ve hangi hususta ifade vereceğimi anladım. Beni buraya zor kullanarak getirdiler. Bu sebeple ayağım alçıda olduğu için acıdı. Şu an yasadığım acıdan dolayı ifade veremiyorum. İfademi sağlık durumum iyileştikten sonra vereceğim. Tutanaktaki belirtilen eylemleri gerçekleştirdim ancak neden böyle bir eylemde bulunduğuma ilişkin detaylı savunmamı dediğim gibi sağlık durumum iyileşince yapmak istiyorum. Söyleyeceklerim bundan ibarettir, dedi. …” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 1. İnfaz Hakimliğinin tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararında, “Şikâyete konu kararın incelenmesinde: “Ceza İnfaz Kurumumuz personeli tarafından tanzim edilen 16/02/2024 tarihli tutanak ile 16/02/2024 tarihinde saat 18:00 sularında acil çağrı butonunun çalması üzerine hükümlü odasının kapı mazgalına gidildiğinde kendisinin “bana sigara çakmak verin, ayağım alçıda rahat hareket edebilmem için de sopa verin” dediği bunu üzerine odasına çakmak ve sopa verilemeyeceğini, kendisine ve çevresine karsı agresif tavırlarının olduğu sürece bu taleplerinin yerine getirilemeyeceğinin söylenmesi üzerine “ben kendime neden zarar vereyim. Benim cezaevinde yattığım süre içinde hep memura zarar verdim. İsterseniz dosyalarıma bakabilirsiniz. Ben zarar verecek olsam memura zarar veririm. İlk fırsatta da sizden birini öldüreceğim, öldüremesem de yaralayıp iz bırakacağım göreceksiniz” şeklinde sözlü telkinlerde bulunduğu, daha sonra “ne yaparsanız yapın benim isteklerimi yerine getireceksiniz getirmediğinizde sonuçlarına katlanacaksınız” dediği anlaşılmıştır. Ceza İnfaz Kurumumuz hükümlüsü 16/02/2024 tarihli tutanak ile kurumumuz personeline hakaret ve küfür ettiği anlaşılmakla yaptığı eylem sonucunda 5275 sayılı kanunun 44/2-j maddesi (Kurum görevlilerine hakaret veya tehditte bulunmak.) gereği 1 günden 10 güne kadar hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırılması gerektiğinden 5 GÜN HÜCREYE KOYMA DİSİPLİN
CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA” şeklinde disiplin cezası verildiği anlaşılmıştır. … Şikâyet eden şikâyetinin REDDİNE,” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… Ceza İnfaz Kurumlarında
bulundurulacak eşya ve maddeler hakkında yönetmelik kapsamında 82 ekran televizyonun yasal ekran boyutu ve kurum alt yapısına göre büyük olması nedeniyle verilmediği, tıraş makinesinin kurum berberinde muhafaza şartıyla kullandırıldığı; kurum görevlilerinin görevi kötüye kullanma suçunu işlediklerine dair dava açmaya yeterli şüphe ve delil elde edilemediği tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde anlaşıldığından şüpheli kurum görevlileri hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA
YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta olan müştekinin 04/03/2024 tarihli dilekçesinde özetle; kalem, kâğıt eşyalarının verilmediğini, kantinden ücretini karşılamak üzere dahi verilmediğini beyan ederek şikâyetçi olduğu olaya ilişkin yürütülen soruşturmada, … şüpheliler hakkında KAMU ADINA
KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 2. İnfaz Hâkimliğinin 13/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararında, “… 2 ay haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama (telefon, mektup ve faks) disiplin cezası ile cezalandırılmasına;” karar verilmiştir. Şikâyete konu edilen olayın incelenmesinde; süngerli odanın kapısına vurarak “faşist idare hesap verecek, insanlık onuru işkenceyi yenecek, biji serok apo” diye slogan attığı ve bu eylemin 5275 Sayılı Yasanın 42/2e maddesinde düzenlenen gereksiz yere slogan atmak ve mars söyleme eylemin kapsamında kaldığı, bu bağlamda verilen disiplin cezasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla şikâyetlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. … şikâyetinin REDDİNE,” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/03/2024 tarihli ve / D.İş No.lu kararında, “Kocaeli 2. İnfaz Hâkimliğince verilen 13/03/2024 tarih, / Esas – / Karar sayılı “Disiplin
Cezasını Şikâyetin Reddi” kararına karşı yapılan itirazın reddine …” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 23/03/2024 tarihli ve 2024/940 Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… Müşteki dilekçelerinde özetle on beş günde bir on dakika telefon hakkından ve aynı zamanda günde bir saat havalandırma hakkından faydalandırıldığı yönünde şikâyetçi olduğu olaya ilişkin … Şüpheli kamu görevlileri hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 1. İnfaz Hâkimliğinin 28/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararında, “Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü 27/03/2024 tarihli dilekçesi ile odasında olmadığından toplanan eşyaların tarafına hala verilmediğini, 43 gündür bahçe kapısının açılmadığını, sadece 1 saat havalandırmaya çıktığını, kurumun yanlış bilgiler verdiğini belirterek idare ve gözlem kurulu kararına itiraz ettiği anlaşılmıştır. … mükerrer talebinin REDDİNE,” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… Müştekinin Kocaeli 2 No.lu F Tipi
Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda kaldığını, 16/02/2024 tarihinde infaz koruma memurlarının ayak parmağını çevirerek kırdığını, bunun üzerine tedavi olmak için Kocaeli Şehir Hastanesine sevk edildiğini, ortopedi doktorunun ayağını dizine kadar alçıya aldığını, 15 gün sonrasına kontrol verdiğini, ancak kurum idaresinin kontrole göndermediğini, doktorun en azından koltuk değneği kullanmasının gerektiğini ve ayağının üzerine basmamasını söylemesine rağmen kurum idaresinin koltuk değneği vermediğini, infaz koruma görevlilerinin segbise, revire, telefon görüsüne ve diğer yerlere hep kelepçeyle götürüp
getirdiklerini, bunu yaptıranın ise isimli başmemur olduğunu iddia ederek isimli infaz koruma başmemuru hakkında şikâyetçi olduğu somut olayda;… Olay hakkında CMK’nın 172. maddesi gereğince
KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve / Sorgu No.lu İfade Sorgu Zaptında, “ … Ben 6 Şubat 2024 tarihinde Kocaeli F Tipi Cezaevine sevk geldim. Geldiğim günden bu tarafa muhtemelen daha önceki daha önceki ceza evlerindeki meydana gelen olaylardan dolayı bana kötü davrandılar. … Bu cezaevinde diye bir müdür var. Bide Diye başgardiyan var. Bunlar daha önceki hastanelerde yasadığım olaylardan dolayı benden intikam almaya çalışıp, bana kötü davranıyorlar. Ben daha önceki olaylara sebep olsam bile ben bu cezaevinde bir şeye sebep olmadım. Bana geldiğim günden beri çok yönlü bir mobbing uygulandığı için bende en son dayanamayıp bu olayı yaptım. Ben 15.02.2024 tarihinde saat 18:30 sıralarında ben semaverde su kaynattım. Bahçe kapısını kapatmaya gelen 5 tane memur bahçe kapımı kapatmaya geldiler. Bende bahçe kapısının önüne geldiklerinde semaverin içerisindeki sıcak suyu üzerlerine döktüm. Benim amacım baş memurluğa kadar gidip baş memur veya müdürü vurmaktı. Ben suyu dökünce memurların 1 tanesi merdiven altına, 2 tanesi yukarıya, 2 tanesi de baş memurluğa koşmaya başladı. Bende baş memurluğa koşarak memurların arkasından koştum. Koşan memurlardan bir tanesini az ileride yakaladım. Yakaladığım görevli bizim bir suçumuz yok, bütün bunları bize yaptırıyor dedi. Bende onu bırakıp diğer memura koşmaya başladım. Diğer memuru baş memurluğa giderken yakaladım. Kendisini savundu benim asıl amacım ona vurmak değildi. Amacım başgardiyanı yakalamaktı. Baktım baş memur yerinde yoktu. Diğer memurlara bir iki hamle yaptım ama amacım vurmak değildi. Sonra elimdekileri bıraktım. Elimde kalemden icat edilmiş olan 2 tane jilet vardı. Bunun üzerine görevli memurlar beni yakalayıp yere yatırdı. Elime kelepçe taktı. O sırada yediğim dayağın sayısını bilmiyorum. Yediğim dayakların etkisiyle kulaklarım zarı patladı. Yüzüm sisti. Sol gözüm görmedi. Bu arada bana vurduklarında anneme ve bacıma da küfür ettiler. Beni süngerli oda olarak tabir edilen yere götürdüler. Beni odaya götürdükleri ana kadar bana vurmaya devam ettiler.
Süngerli odada ellerim ve ayaklarım kelepçeliydim. Kelepçeliyken de beni belirli bir süre dövüp çıktılar, aradan bir süre geçtikten sonra doktor getirdiler. Gelen doktor gerçeği saptamak yerine başgardiyan ne söylediyse onu yaptı. Bütün gardiyanlar odadan çıktıktan sonra en son bir gardiyan kaldı, oda beni ayak kelepçemden tutup odanın ortasında kadar sürükleyip hayalarımdan ve belimden vurduktan sonra dışarı çıktı. Geceyi orada geçirdim. Sol gözüm görmüyor, kulaklarım görmüyordu. Sabah ertesi gün saat 09:30 sıralarında gündüzcü vardiyalar geldi. Şubatın soğuğunda sabaha kadar kendimi soğukta kalınca kendimi ısıtmaya çalışıyordum. Sabah göreve başlayan vardiya saat 09:30 da süngerli odaya gelip yukarıda bulunan 2 adet soğuk hava fanını daha da üşümem için açtılar. Fanlar açıldıktan sonra soğuğa katlanamadığım için tepkimi ortaya koymak için kapıyı dövmeye başlayıp, bağırmaya başladım. Ben bu fanları bana işkence yapılmak için yapıldığını biliyordum. Şöyle ki fanlar açılınca benim üşüyeceğimi, üşüyünce kapıya müdahale edip bağıracağımı ve bu durumunda görevlilerin bana müdahale etme sebebi olacağını hem ben hem de görevliler biliyordu. Bu şekilde kapıya vurduğum için içeri girdiler. Bana küfür edip bana kontrolsüz bir şekilde vurmaya başladılar. Ayağımı kırdılar. Vücuduma vurmalarının etkisi ile vücudum her yerden kan toplamaya başladı. Ayağımı kırdıktan sonra doktor çağırdılar. Beni ölüm ile tehdit ettiler. Bana bu hapishanede iyi günler deyip tehdit edip, çıktılar. Benim ayağım fanların açılması, benim kapıya vurup bağırmam neticesinde müdahale etmek amacıyla süngerli odaya girenler kırdı. Ayak kırığımın acısıyla doktor çağırdılar doktor geldi. Röntgen çekip alçı yapılması gerektiğini söyledi. Kaldı ki uygulaması gereken tedaviyi burada uygularsam ağrıya dayanamaz dedi. Bu nedenle kural olarak acilen sevk etmeleri gerekirken kırık ayağım ile daha fazla acı çekmem için saat 14:00 a kadar bekletip, sonra hastaneye gönderdiler. Bunu da bizatihi Müdür söyledi, ben bunu duydum. Diyeceklerim bundan ibarettir, dedi. … bana yapılanlardan dolayı ben şikâyetçiyim dedi. … 1- Şüphelinin üzerine atılı Görevi
Yaptırmamak İçin Direnme suçunu işlemiş olması nedeniyle CMK madde 100 kapsamında tutuklanması
talep edilmiş ise de şüphelinin suçunu kabul etmiş olması, hükümlü olması nedeniyle kaçma şüphesinin olmaması ve delillerin toplanmış olması karşısında tutuklamanın yargılamanın seyri bakımından herhangi bir yarar sağlamayacak olması ve orantısız olacağı nedeniyle TUTUKLAMA TALEBININ REDDİNE ve ancak şüphelinin ifadesinin alınmasında akli dengesinin bozukluğu düzeyinde olmasa bile çok ciddi psikolojik sorunlar yasıyor olacağı gözlemlendiğinden TCK 109/3-e kapsamında hükümlü bulunduğu cezaevinin sağlık servisinde ve bu serviste uygun tedavi ortamın bulunmadığında düzenli aralıklarla hastaneye sevki sağlanmak suretiyle psikolojik tedavi ve rehabilitasyona tabi tutulması ADLİ KONTROL
TEDBİRİNE BAŞVURULMASINA, …” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… Kocaeli 2 Nolu F Tipi Yüksek
Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta olan müştekinin 12/12/2024 tarihli dilekçesinde özetle, nakil geldiğinde yanında getirdiği televizyonun ve tıraş makinesinin tarafına verilmediğini bu nedenle şikâyetçi olduğunu beyan ettiği olaya ilişkin yürütülen soruşturmada, … Müştekinin 13/02/2024 tarihli dilekçesinde, Adalet Bakanlığına, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğüne, Sağlık Bakanlığına, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İnsan Hakları Araştırma Komisyonuna, Cumhuriyet Başsavcılığına yazmış olduğu dilekçelerinin çıkış yaptırılmadığını, yırtılıp çöpe atıldığını beyan ederek şikâyetçi olduğu, … Müştekinin 14/02/2024 tarihli dilekçesinde, tedavisinin yapılmadığını beyan ederek şikâyetçi olduğu, … Müştekinin 14/02/2024 tarihli dilekçesinde, eşyalarının verilmediğini, eşyalarının eksik olduğunu beyan ettiği, … Müştekinin 04/03/2024 tarihli dilekçesinde, on beş günde bir on dakika telefon hakkından ve aynı zamanda günde bir saat havalandırma hakkından faydalandırıldığı yönünde şikâyetçi olduğu, … Müştekinin 04/03/2024 tarihli dilekçesinde özetle, 16/02/2024 tarihinde önce işkence gördüğünü akabinde parmağının kırıldığını beyan ettiği, … Müştekinin 04/03/2024 tarihli dilekçesinde, kalem, kâğıt eşyalarının verilmediği kantinden ücretini karşılamak üzere dahi verilmediğini beyan ederek şikâyetçi olduğu, … Müştekinin 05/03/2024 tarihli dilekçesinde, “ayağının kırıldığı, tedavilerinin yapılmadığı, eşyalarının verilmediği, kötü muamele yapıldığı, kantin alışverişi yaptırılmadığı, havalandırma saatinin 1 saat ve 15 günde bir telefon görüşmesi yaptırılması” nedeniyle şikâyette bulunduğu, … Müştekinin 22/04/2024 tarihli dilekçesinde, şikâyet dilekçelerinin çıkış yapmadığını beyan ederek şikâyetçi olduğu, … şüpheli/şüpheliler hakkında KAMU
ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… 10/05/2024 tarihli dilekçesinde kurumun dilekçelerini göndermediğini belirterek şikâyetçi olmuşsa da; Ceza İnfaz
Kurumu’nun göndermiş olduğu örneklerde sahsın Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, Kocaeli İnfaz
Hakimlikleri, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve CİMER’e olmak üzere gönderdiği dilekçelerin gönderiminin yapıldığı anlaşılmakla, Müştekinin iddialarının soyut beyan düzeyinde kaldığı anlaşıldığından şikâyet konusu olay hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA
YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… 10.05.2024 tarihli şikâyet dilekçesinde özetle, 16/02/2024 günü İnfaz Kurumunda odasında yokken idare tarafından odasına girilip eşyalarının çalındığını beyan ettiği olaya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında, …
Şüpheli kurum görevlileri hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER
OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 07/06/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve
/ Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “… 28.05.2024 tarihli
dilekçesinde özetle, yıllardır kardeşleri ile telefon görüsü yapmakta olduğunu ancak kurumda hasmı olan başgardiyanın kararıyla telefon görüsünün haftada birden on beş günde bire alındığını ve sadece anne baba es çocuk telefon görüşü yapabileceğinin söylendiğini, annesi eşi ve çocuklarının olmadığını, babasının ise yaşlı olduğunu, kardeşleri ile telefon görüşüne çıkmasının şart olduğundan bahisle şikâyetçi olduğu olaya ilişkin… Şüpheli kurum görevlileri hakkında KAMU ADINA KOVUŞTURMA
YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği tespit edilmiştir.
(44) Dosyada yer alan sağlık raporlarının incelenmesinden, – 08/02/2024 tarihi ve 04/04/2024 tarihleri arasında 19 defa sağlık kuruluşlarınca muayene edildiği, bunların 8’inin Devlet Hastanesi ya da Şehir Hastanesinde gerçekleştirildiği, psikiyatri polikliniğine sevklerin 13/02/2024, 16/02/2024, 27/03/2024 tarihlerinde gerçekleştiği, – 15/02/2024 tarihli Genel Adli Muayene Raporunun incelenmesinden, “… sağ mandibüler kemik üzerinde yanığa bağlı artefaktlar mevcuttur. Silverdin krem uygulandı. … Hayati tehlikesi yoktur.” şeklinde belirtildiği, – 15/02/2024 tarihli Genel Adli Muayene Raporunun incelenmesinden, “… sol zigomatik kemik çevresinde multiple dermabrazyon ve ekimotik alanlar, sol göz çevresinde ekimotik alan (maksimum 1 cm çapında) … Hayati tehlikesi yoktur.” şeklinde belirtildiği, – 16/02/2024 tarihli Genel Adli Muayene Raporunun incelenmesinden, “… sağ el 5. parmak başlangıcında yanık izi 1 cm çapında sirküler gözükmektedir. … Hayati tehlikesi yoktur.” şeklinde belirtildiği, – 16/02/2024 tarihli Adli Rapor Formunun incelenmesinden, “… sol ayak 2. parmakta postür bozukluğu
… Röntgen çekilmesi için ortopedi uzmanı değerlendirmesi amacıyla Devlet Hast. Ortopedi Pol. Kontrolü uygundur. … Hastanın aynı zamanda psikiyatri uzmanı tarafından da değerlendirilmesi uygundur.” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli Şehir Hastanesi tarafından 16/02/2024 tarihli reçete düzenlendiği ve 16/02/2024 tarihli ve
/ sayılı sevk yazısı üzerinde “ … 2. parmak dip eklem çıkığı. Çıkık redikte edildi. …” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli Şehir Hastanesi Psikiyatri Polikliniği tarafından 16/02/2024 tarihli reçete düzenlendiği ve
“Anksiyete Bozuklukları” teşhisinin konulduğu, 16/02/2024 tarihli ve / sayılı sevk yazısı üzerinde “ … 2 hafta sonra psikiyatri pol. kontrolü, bu süreçte gözlem altında yakın takip amaçlı müşahede odasında takibi uygundur. …” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından düzenlenen 16/02/2024 tarihli Hastaneye Gitmek Üzere Çıkış Yapan Hükümlü ve Tutuklu Teslim Tesellüm
Tutanağında, “Gideceği Yer” Kocaeli Şehir Hastanesi Cildiye, Ortopedi ve Psikiyatri olarak belirtildiği, “Çıkış Saati”nin 14:20 olarak belirtildiği, – Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından düzenlenen 16/02/2024 tarihli Hastaneden Dönüş Yapan Hükümlü ve Tutuklu Teslim Tesellüm Tutanağında, “Dönüş Saati”nin 16:40 olarak belirtildiği tespit edilmiştir.
(45) Dosyada yer alan itiraz ve şikâyeti üzerine yargı mercileri tarafından tesis edilen ve yukarıda yer verilen işlemlerin yanı sıra adı geçenin dilekçelerinin ve dilekçelerinin iletilmesine ilişkin üst yazıların yer aldığı belgelerin incelenmesinden, – Dosya ekinde 14/02/2024, 22/03/2024, 27/03/2024, 15/04/2024 tarihli dilekçesinin gönderildiği, – Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiş olduğu 12/03/2024 tarihli ve / sayılı yazıda, “… Bahsedilen dilekçeler ve başvuru kapsamında ileri sürülen iddialar araştırılmak suretiyle gereğine tevessül edilmesi ile adı geçen dilekçe sahibinin iddialarına ilişkin mevzuata aykırı işlemlerin tespit edilmesi hâlinde, görevli ilgili personel hakkında adlî ve idarî yönden kanunî gereğinin takdir ve ifası ile (görevli personelin kusur durumu değerlendirilerek, kusuru tespit edilen personel hakkında başlatılan adli ve disiplin soruşturmasına ilişkin) yapılan işlemlerin safha ve sonucundan, adı geçen dilekçe sahibine, kimlik bilgileri tespit edildiği takdirde başvurucuya ve
Genel Müdürlüğümüze bilgi verilmesini rica ederim.” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün Kandıra Cumhuriyet
Başsavcılığına göndermiş olduğu 22/03/2024 tarihli ve / sayılı yazıda, “…
22/03/2024 tarihli itiraz dilekçesi yazımız ekinde sunulmuştur.…” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün Kocaeli İnfaz
Hâkimliğine göndermiş olduğu 27/03/2024 tarihli ve / sayılı yazıda, “… Adı geçen hükümlünün 27.03.2024 tarihli dilekçesi yazımız ekinde sunulmuştur. … Hükümlü hakkında tanzim edilen 06/03/2024 tarihli vaka toplantısı ve risk değerlendirme formunda intihar riski olduğu değerlendirilmiştir.
Anılan rapor yazımız ekinde sunulmuştur.” şeklinde belirtildiği, – Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün Kocaeli Cumhuriyet
Başsavcılığına göndermiş olduğu 15/04/2024 tarihli ve / sayılı yazıda, “…
şikayet dilekçesi yazımız ekinde sunulmuştur.…” şeklinde belirtildiği tespit edilmiştir.
(46) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Ancak; … c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, … Kurumun görev alanı dışındadır” hükmü yer almaktadır.
(47) 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in
“Kurumca incelenmeyecek şikâyet başvuruları” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklar hakkında Kuruma yapılan şikâyetler incelenmez” düzenlemesi mevcuttur.
(48) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının iptali istemiyle
Anayasa Mahkemesi’ne gidilmiş olup, Anayasa Mahkemesi’nin 27/12/2012 tarih ve E. /
K. / sayılı Kararında; “Kuvvetler ayrılığı ilkesi genellikle hukuk devleti ilkesi ile ilişkilendirilmektedir. Günümüzde kuvvetler ayrılığı bir taraftan hükümet sistemlerinin tanımlanmasının bir aracı olarak kullanılmakta, diğer taraftan ise farklı devlet organları arasında bir kontrol ve denge sistemi olarak görülmektedir. Bu ilkenin tek bir anlamı ve uygulama biçimi olmadığından her ülkenin özgün tarihsel ve siyasal koşullarına bağlı olarak farklı uygulamaların ortaya çıkması doğaldır. Bu farklı tercihlerden birisinin, diğerlerine göre üstün tutulması söz konusu değildir. Anayasa’nın Başlangıç’ının dördüncü paragrafında kuvvetler ayrılığının, “Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına
gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu” ifade edilmektedir….İptali istenen kuralla, ‘Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar’ da Kurumun görev alanı dışında tutulmuştur. Yapılan düzenlemeyle, yargı mensuplarının, yargısal görevlerini yerine getirirken verdikleri kararların, Kurumun görev alanı kapsamı dışına çıkarılmasının, Anayasa’nın 138. ila 140. maddelerinde yer alan ‘mahkemelerin bağımsızlığı’ ve
‘hâkimlik-savcılık teminatı’na ilişkin hükümlerle uyum içerisinde olduğu ve TBMM ile ilişkili bir kurumun yargı kararlarını denetlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal edeceği açıktır.” ifadelerine yer verilmek suretiyle düzenlemenin Anayasaya aykırı olmadığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesinin bir gereği olduğu değerlendirilerek TBMM ile ilişkili bir kurum olan Kamu Denetçiliği
Kurumunun yargı kararlarını denetlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal edeceği belirtilmiştir.
(49) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde, yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Benzer bir düzenlemeye Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin birinci fıkrasında da ayrıca yer verilmiştir.
(50) Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı gereğince (m.11), her organın yetkisini, kendine ayrılmış alan içerisinde yerine getirmesi ve bunu ihlal etmemesi gerekir. Kurumumuza yargıya müracaat öncesinde başvuru yapılabilmekte ve Kurumumuz tarafından karar verilene kadar 6 ay süreyle yargı mercilerine başvuru süresi durmaktadır. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuatın amir hükümleri uyarınca yargıya intikal eden bir konuda Kamu Denetçiliği Kurumunun karar verme imkânı bulunmamaktadır.
(51) Bu noktada başvuru kapsamında; – Eşyalarının verilmediği iddiasının yargı mercileri nezdinde şikâyet konusu edildiği ve Kocaeli 3. İnfaz
Hâkimliğinin 16/02/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararı, Kandıra
Cumhuriyet Başsavcılığının 21/02/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kocaeli 2. İnfaz Hâkimliğinin 08/03/2024 tarihli ve
/ Dosya No, / Karar No.lu Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kocaeli 1. İnfaz Hâkimliğinin 28/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer
Olmadığına Dair Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile incelenerek karara bağlandığı, – 16/02/2024 tarihinde saat 09:30’da tek kaldığı hücresinde infaz koruma memurları tarafından darp edildiği, darp neticesinde ayağının ve ayak parmaklarının kırıldığı iddiasının yargı mercileri nezdinde şikâyet konusu edildiği ve Kocaeli 1. İnfaz Hâkimliğinin tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra
Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile incelenerek karara bağlandığı,
– 16/02/2024 saat 09:30’da tek kaldığı hücresinin klimasından kasten soğuk hava vermeye başlanıldığı iddiasının Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve / Sorgu No.lu İfade Sorgu Zaptı ile kayıt altına alındığı, – 16/02/2024 tarihinde saat 14:00’a kadar kırık ayakla bekletildiği ve hastaneye sevk edilmediği, hastanede saat 18:00’a kadar kaldığı iddiasının Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve / Sorgu
No.lu İfade Sorgu Zaptı ile kayıt altına alındığı, – 16/02/2024 tarihinde hastanede doktorun kendisine ve görevlilere “koltuk değneği kullanması lazım” dediği halde görevlilerin izin vermediği iddiasının yargı mercileri nezdinde şikâyet konusu edildiği ve
Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile karara bağlandığı, – Şikâyet dilekçesi yazması üzerine kâğıt ve kalemlerin elinden alındığı ve dilekçe hakkını kullanmasının engellendiği iddiasının yargı mercileri nezdinde şikâyet konusu edildiği ve Kandıra Cumhuriyet
Başsavcılığının 21/02/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya
Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra
Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2024 tarihli ve
/ Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile karara bağlandığı, nitekim Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “…
10/05/2024 tarihli dilekçesinde kurumun dilekçelerini göndermediğini belirterek şikâyetçi olmuşsa da; Ceza İnfaz Kurumu’nun göndermiş olduğu örneklerde sahsın Kocaeli Cumhuriyet
Başsavcılığı, Kocaeli İnfaz Hakimlikleri, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve
CİMER’e olmak üzere gönderdiği dilekçelerin gönderiminin yapıldığı anlaşılmakla, müştekinin iddialarının soyut beyan düzeyinde kaldığı anlaşıldığından şikâyet konusu olay hakkında KAMU ADINA
KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” şeklinde belirtildiği, – 06/03/2024 tarihinde saat 11:00’da olan SEGBİS duruşmasına sürüklenerek götürüldüğü iddiasının
Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 08/03/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu Sorgulama
Tutanağında kayıt altına alındığı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile de ile karara bağlandığı anlaşılmıştır.
(52) Bu noktada bahse konu iddialara ve cezaevi idaresi ile Kurum personeli tarafından tesis edilen işlem ve uygulamalara yönelik olarak adli ve idari soruşturmalar yapıldığı ve yargı mercilerince tesis edilen kararlar bulunduğu için Kurumumuz tarafından yargı yetkisi kapsamına girecek nitelikte
Kurum personelinin sorumluluğuna ilişkin bir değerlendirme yapılmamış, ancak adı geçen hükümlünün “06/02/2024 tarihinde sevk edildiği tarihten itibaren sistematik olarak işkence ve eziyet gördüğü” iddiasının açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla yukarıda yer verilen iddialar bir bütün olarak değerlendirilmiş, iddiaların doğru olup olmadığı incelenerek mevzuata göre nakil hakkının bulunup bulunmadığı çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır.
(53) şikâyete konu ceza infaz kurumuna sevk edildiği 06/02/2024 tarihinden itibaren sistematik olarak işkence ve eziyet gördüğü iddiasının açıklığa kavuşturulması ve doğruluğunun anlaşılabilmesi açısından yukarıda tasnif edilen yargı kararlarının yanı sıra “2 ay haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama (telefon, mektup ve faks) disiplin cezası”na yönelik şikâyetin
Kocaeli 2. İnfaz Hâkimliğinin 13/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu kararı ile reddi, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/03/2024 tarihli ve / D. İş No.lu kararı ile verilen
“Disiplin Cezasını Şikâyetin Reddi” kararına karşı yapılan itirazın reddi, “on beş günde bir on dakika telefon hakkından ve aynı zamanda günde bir saat havalandırma hakkından faydalandırıldığı yönünde” yapılan şikâyet neticesinde verilen Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 23/03/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, “43 gündür bahçe kapısının açılmadığı, sadece 1 saat havalandırmaya çıktığı” şikâyetine konu Kocaeli 1. İnfaz
Hâkimliğinin 28/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu mükerrer talebin reddi kararı, “16/02/2024 tarihli olay ve bu olay sonrasında kurum idaresinin hastane kontrolüne göndermediği, infaz koruma görevlilerinin segbise, revire, telefon görüsüne ve diğer yerlere hep kelepçeyle götürüp getirdikleri, bunu yaptıranın ise isimli başmemur olduğu, . isimli infaz koruma başmemuru hakkında şikâyetçi olduğu” iddiasına yönelik Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile Kandıra Sulh
Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve / Sorgu No.lu İfade Sorgu Zaptı, Kandıra Cumhuriyet
Başsavcılığının 02/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ve Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 07/06/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının da dikkate alınması gerekmektedir.
(54) Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca, kamera görüntüleri, dosyadaki evraklar, mahkeme kararları üzerine Kurumumuz tarafından yapılan inceleme neticesinde; (54.1) Adı geçen hükümlünün 15/02/2024 tarihinde bahçe kapısını kapatmaya gelen görevlilerin üstüne, semaverde kaynatarak daha önceden hazırladığı ve elinde bezle tuttuğu tencere içerisindeki kaynar suyu fırlatıp hemen akabinde memurların peşinden koşarak el yapımı kalemden yapılma iki adet şiş ile görevli personele saldırı girişiminde bulunduğu saldırı eyleminden başvuru dilekçesinde bahsedilmeyerek adı geçenin “Senden önceki cezaevlerinin intikamını alacağız” ifadesiyle 16/02/2024 tarihinde darp edildiği iddiasında bulunulduğu, idare tarafından 15/02/2024 tarihli olaya ilişkin olarak
“hükümlünün saat 18:25’te bahçe kapısı kapatılırken önceden hazırladığı kaynar su ve el yapımı iki adet şiş ile bahçe kapısını kapatacak görevli personele saldırı girişiminde bulunduğu, zor kullanma yetkisi çerçevesinde müdahale edilerek, başkasına veya odasına zarar vermemesi için yumuşak malzemeyle kaplı odaya alındığı, barındırıldığı no.lu odada yapılan aramada kendi el yazısıyla yazılmış 2 sayfadan oluşan not bulunduğu, ele geçirilen notta 15 Şubat tarihinde görevli personeline saldıracağını belirttiği, akabinde de sakinleşmesi üzerine kendi oda/koğuşuna yerleştirildiği, muayenesi için kurum revirine ve hastane sevkleri için mahkûm kabul birimlerine götürüldüğü, kamera görüntüsü olmayan herhangi bir odaya alınmadığı, Kurumda psiko-sosyal görüşme odaları dışında her alanda kamera bulunduğu, odaya giriş-çıkış, koridor kamera görüntüleri, yumuşak malzemeyle kaplı oda vb. kamera görüntülerinin ekte gönderildiği” açıklamasına yer verildiği, (54.1.1) Kamera görüntülerinin ve doktor raporlarının tetkikinden bahse konu olay neticesinde infaz koruma memurlarına yapılan saldırının etkisiz hale getirilmesi amacıyla yapılan müdahale neticesinde sevk edildiği Kocaeli Şehir Hastanesi Ortopedi Polikliniğinde düzenlenen 16/02/2024 tarihli muayene evrakında
“ … 2. parmak dip eklem çıkığı. Çıkık redikte edildi. …” şeklinde belirtildiği, bahse konu saldırı eyleminin adı geçen hükümlü tarafından da ikrar edildiğinin Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve
/ Sorgu No.lu İfade Sorgu Zaptında da kayda alındığı, yapılan müdahaleye, sonrasında yumuşak odaya götürülmesine, hastaneye sevk edilmesine ve hastaneden dönüşüne ilişkin kamera görüntülerinin tetkikinden orantısız ve ölçüsüz bir güç kullanıldığına dair bir tespite ulaşılamadığı, hükümlünün kurum aile hekimi tarafından ve devlet hastanesine sevki sağlanarak muayenesinin gerçekleştirildiği, kurum aile
/
hekiminin raporu doğrultusunda müşahede odasına alındığı, cezaevi tarafından re’sen idari disiplin soruşturması başlatıldığı, soruşturmanın derdest olduğu, konuya ilişkin idare tarafından yapılan açıklamaların ilgili bilgi, belge ve kamera görüntüleriyle uyumlu olduğu, adı geçen hükümlünün cezaevi idaresine iletmiş olduğu konuya ilişkin dilekçelerinin ilgili mercilere iletildiği ve yargı mercileri tarafından incelenerek karara bağlandığı, adı geçenin iddialarının 15 farklı mahkeme kararıyla ret edildiği, (54.2) Başvuru dilekçesinde belirtilen 16/02/2024 saat 09:30’da hükümlünün tek kaldığı hücresinin klimasından kasten soğuk hava verilmeye başlanıldığı iddiası ile ilgili idare tarafından “16/02/2024 tarihi saat 14:20 sıralarında hastane sevki için yumuşak malzemeyle kaplı odadan alındığı, odanın fiziki yapısı gereği herhangi bir pencere bulunmadığı sakinleşinceye kadar ara ara odaya temiz hava verilmek üzere havalandırma sistemi çalıştırıldığı” açıklamasının yapıldığı, bahse konu iddianın Kandıra Sulh Ceza
Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve / Sorgu No.lu İfade Sorgu Zaptı ile de kayıt altına alındığı, diğer yandan başvuru dilekçesinde hükümlünün “tek kaldığı hücre” şeklinde bahsedilen yerin müşahede odası olduğunun anlaşıldığı, buraya alınma sebebinin yukarıda bahsedilen olay sonrası 16/02/2024 tarihli kurum aile hekimi tarafından yapılan muayenesi neticesinde “hastanın saldırgan davranışlarından ötürü gözlem odasında tutulması uygundur… şahsın kendisine ve çevresine zarar verme olasılığına karşı psikiyatri ve ortopedi kontrolü yapılıncaya kadar müşahede odasında kalması uygundur” şeklinde rapor tanzim edilmesi olduğu, kamera görüntülerinden odada pencere bulunmadığının teyit edilebildiği, Kurumumuz tarafından idarenin açıklamalarının aksi yönünde bir tespite ulaşılamadığı, (54.3) Kırık ayakla bekletildiği ve hastaneye sevk edilmediği, hastanede saat 18:00’a kadar kaldığı iddiası ile ilgili idare tarafından “saat 14:20’de Kocaeli Şehir Hastanesinin Ortopedi ve Psikiyatri Polikliniğine sevkinin gerçekleştirildiği, tetkik ve tedavisi yapılarak 16:40’da Kuruma kabul edildiği, saat 18:00’e kadar hastanede kaldığı iddiasının asılsız olduğu” açıklamasına yer verildiği, hastaneye sevk görüntülerinde tarih ve saat bilgisinin yer almadığı, ancak görüntülerin kesintisiz olduğu, hastaneden dönüş görüntülerinde yer alan tarih ve saat bilgilerinin idarenin açıklamasıyla uyumlu olduğu, hastaneye gidiş ve dönüşe ilişkin kamera görüntülerinde herhangi bir bekletmeye rastlanmadığı, hastaneye sevk ve dönüşe ilişkin tutanakların ve düzenlenen reçete ve raporların tetkikinden tarih ve saate ilişkin kayıtların idarenin açıklaması ile uyumlu olduğu, Kocaeli Şehir Hastanesi Ortopedi Polikliniğinde düzenlenen 16/02/2024 tarihli muayene evrakında “… 2. parmak dip eklem çıkığı. Çıkık redikte edildi. …” şeklinde belirtildiği, dolayısıyla başvuru dilekçesinde belirtilen hükümlünün ayağının kırık olduğu iddiasının doğru olmadığı, anılan iddianın Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve / Sorgu No.lu İfade
Sorgu Zaptı ile de kayıt altına alındığı, (54.4) 16/02/2024 tarihinde hastanede doktorun kendisine ve görevlilere “koltuk değneği kullanması lazım” dediği halde görevlilerin izin vermediği iddiası ile ilgili olarak idare tarafından “Ceza İnfaz
Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem tesis edildiği, adı geçen hakkında koltuk değneği kullanması yönünde herhangi bir doktor raporunun bulunmadığının tespit edildiği” açıklamasına yer verildiği, konuya ilişkin doktor raporlarının tetkikinden idarenin açıklamasının raporlarla uyumlu olduğu, kamera görüntülerinin tetkikinden infaz koruma memurlarının hastaneye sevk ve dönüş sürecinde gerektiğinde hükümlünün koluna girerek yardımcı olduğunun görüldüğü, bahse konu iddianın yargı mercileri nezdinde de şikâyet konusu edildiği ve Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2024 tarihli ve / Soruşturma
No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı ile karara bağlandığı, (54.5) “Eşyalarının büyük kısmının verilmediği, sadece yastık ve battaniye verildiği, diş fırçası, diş macunu, kalem, kâğıt ve diğer eşyalarının verilmediği, hapishaneye gelmesinin ardından önceki hapishanede elinde bulunan saatinin, altın tespihinin ve manevi değeri olan mektuplarını, hatta merhume annesinin yazdığı
/
mektupların dahi geri verilmediği, hükümlünün bu eşyaların akıbetini sorduğunda “yok öyle bir eşyan senin” dendiği” iddiası ile ilgili idare tarafından “Kurumda Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek
Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik uyarınca işlem tesis edildiği, bu kapsamda, adı geçene görevli personele saldırı eyleminden sonra oda/koğuşuna kesici, delici, yanıcı, yakıcı aletler ve elektrikli su ısıtıcısı gibi eşya verilmediği, diğer eşyasının teslim edildiği” açıklamasına yer verildiği, idare tarafından hükümlüye ait olan ve hükümlüye teslim edilen eşyalara ilişkin tutanakların Kurumumuza gönderildiği, söz konusu şikayet değerlendirilirken hükümlünün 15/02/2024 tarihinde kamera görüntülerinde görüldüğü üzere bahçe kapısını kapatmak için gelen görevli personele karşı kaynar su atması, akabinde 2 adet el yapımı kalemden yapılmış delici alet ile kurum personelini kovalayarak saldırı eylemi gerçekleştirmesinin ve Kandıra Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2024 tarihli ve /
Sorgu No.lu İfade Sorgu Zaptında yer verilen “çok ciddi psikolojik sorunlar yaşıyor olabileceği gözlemi”nin dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda idare tarafından yapılan açıklamanın makul olduğu, diğer yandan eşyalarının verilmediği iddiasının hükümlü tarafından çok sayıda dilekçe ve şikâyete de konu edildiği ve Kocaeli 3. İnfaz Hâkimliğinin 16/02/2024 tarihli ve / Dosya No, /
Karar No.lu kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 21/02/2024 tarihli ve / Soruşturma
No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kocaeli 2. İnfaz
Hâkimliğinin 08/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu Kararı, Kandıra
Cumhuriyet Başsavcılığının tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 13/03/2024 tarihli ve 2024/941 Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kocaeli 1. İnfaz Hâkimliğinin 28/03/2024 tarihli ve / Dosya No, / Karar No.lu Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 02/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve /
Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 23/05/2024 tarihli ve / Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer
Olmadığına Dair Kararı ile incelenerek karara bağlandığı, (54.6) Başvuru dilekçesinde “20/02/2024 tarihinde sigara içmek için çakmak istediği, fakat ihtiyaçlarının görmezden gelindiği ve ihtiyacının saatlerce karşılanmadığı, bunun üzerine hükümlünün tekrar çağırma butonuna bastığında gardiyanların tekrar hücresine girip kendisine şiddet uyguladığı, hatta görevliler tarafından kendisine “sel baş memurun sana selamı var, daha bunlar iyi günlerin” gibi cümleler sarf edildiği,” iddiasında bulunulduğu, idare tarafından konuya ilişkin olarak “anılan Kurumda hükümlü/tutukluların barındırıldığı oda/koğuşta sigara içebildikleri ancak, adı geçenin saldırı eylemlerine istinaden kesici, delici, yanıcı, yakıcı ve elektrikli su ısıtıcısı gibi eşyanın oda/koğuşa verilmediği, oda içinde kamera görüntülerinin bulunmadığı, görevli personele karşı yaptığı eylemi haklı göstermek için kamuoyu oluşturma çabasında olduğu” açıklamasına yer verildiği, çakmak verilmemesine ilişkin açıklamanın yukarıda eşyaların verilmemesi iddiasıyla ilgili tespit ve açıklamalar doğrultusunda adı geçenin çevresine zarar vermesinin önlenmesi açısından makul olduğu, özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişiler açısından doktor raporlarının bu kişilerin barındırıldığı mekânlardaki kötü uygulamaların önüne geçilmesi noktasında diğer tedbirlerle birlikte anahtar öneme sahip temel güvencelerden birisini oluşturduğu gözetildiğinde somut dosyaya ilişkin doktor raporlarının tetkikinden bahse konu tarihe ve sonrasındaki yakın tarihlere ilişkin bir tespit ve teşhise rastlanmadığı, hükümlü tarafından ilgili mercilere yukarıda örnekleri verilmiş olan çok sayıda dilekçe ve şikâyette bulunulmasına ve bu başvurular neticesinde verilmiş olan çok sayıda yargı kararı bulunmasına rağmen bahse konu tarihe ilişkin dosya kapsamında bir iddia ve şikâyette bulunulmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla bahse konu iddia ile ilgili Kurumumuz tarafından idarenin açıklamasının aksi yönde bir tespite varılamadığı, (54.7) Başvuru dilekçesinde “6 Mart 2024 saat 11:00’da olan SEGBİS duruşmasına sürüklenerek götürüldüğü, hatta hükümlünün durumunu gören hakimin “sen şu an kötü haldesin savunma verebilecek
durumda değilsin başka bir tarihe erteleyeceğim” diyerek duruşmayı ertelediği, bu hususun duruşma zaptına dahi geçtiği” iddiasında bulunulduğu, idare tarafından konuya ilişkin “söz konusu tarihte yapılan kısmi aramada adı geçenin barındırıldığı – – no.lu odada arama yapılırken oda bahçesini temiz tutmadığı, kurum tarafından verilen yatağın kenarlarını sigara izmariti ile yaktığı ve oda duvarlarına yazı yazmak suretiyle kamu malına zarar verdiğinin anlaşıldığı ve söz konusu eylemlerine istinaden adli ve idari soruşturmalar başlatıldığı,”, “06/03/2024 tarihinde barındırıldığı odada bulunan eşyaya zarar verdiğinin tespit edildiği, kendisine veya görevli personele karşı herhangi bir eylemde bulunmadığından rapor tanzim edilmediği” ve “adı geçenin söz konusu tarihte SEGBİS odasına çıkarılmak üzere odasından alındığı ancak, 08/03/2024 tarihli tanzim edilen tutanakta “kendisini yere attığı ve gitmemek için zorluk çıkarttığı” ifadelerine yer verildiği, zor kullanma yetkisi kapsamında orantılı güç kullanılarak duruşması için SEGBİS odasına çıkartıldığı, SEGBİS esnasında sağlık durumunun iyi olduğu zaman tekrardan ifade vereceğini beyan ettiği” açıklamasına yer verildiği, dosya ekinde gönderilen tutanakların bahse konu açıklamayla uyumlu olduğu, doktor raporlarının tetkikinden bahse konu tarihe ve sonrasındaki yakın tarihlere ilişkin darp iddiasını kanıtlayan bir tespite rastlanmadığı, hükümlünün konuya ilişkin dilekçelerinin ilgili mercilere iletildiği ve yargı mercileri tarafından incelenerek karara bağlandığı, dolayısıyla bahse konu iddia ile ilgili Kurumumuz tarafından idarenin açıklamasının aksi yönde bir tespite varılamadığı, (54.8) Başvuru dilekçesinde “28/02/2024 tarihinde kalem ve kâğıt verildiği, fakat hükümlünün yaşadıkları nedeniyle şikâyet dilekçesi yazması üzerine kâğıt ve kalemlerin elinden alındığı ve dilekçe hakkını kullanmasının engellendiği, o günden itibaren bugüne kadar kendisine kalem kâğıt verilmediği” iddiasında bulunulduğu, idare tarafından konuya ilişkin “hükümlü/tutukluların resmî mercilere denetime tabi olmaksızın ileti gönderebildiği, bahse konu ceza infaz kurumunda bulunan tüm hükümlü ve tutukluların yazmış olduğu dilekçelerin göndermek istedikleri yere gerekli kontrollerin yapılmasının ardından ivedilikle gönderildiği, dilekçelerin aynı gün işleme alındığı, herhangi bir gecikmenin söz konusu olmadığı, kurum idaresine yazmış oldukları istek, talep ve öneri içerikli dilekçelerine sayılı Dilekçe Hakkının
Kullanılmasına Dair Kanunda belirtilen süreleri aşmayacak şekilde cevap verildiği” açıklamasına yer verildiği, idare tarafından Kurumumuza dosya ekinde daha eski tarihli dilekçelerinin yanı sıra hükümlünün 22/03/2024, 27/03/2024, 15/04/2024 tarihli dilekçelerinin ve dilekçelerin üst yazı ile gönderildiğini açıklayan yazı örneklerinin gönderildiği, diğer yandan hükümlü tarafından dilekçe hakkının engellendiğine ilişkin çok sayıda dilekçesinin dahi yargı mercilerine iletildiği ve yargı mercileri tarafından incelenerek karara bağlandığı, hatta Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 15/05/2024 tarihli ve /
Soruşturma No.lu ve / Karar No.lu Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararda, “…
10/05/2024 tarihli dilekçesinde kurumun dilekçelerini göndermediğini belirterek şikâyetçi olmuşsa da; Ceza İnfaz Kurumu’nun göndermiş olduğu örneklerde sahsın Kocaeli Cumhuriyet
Başsavcılığı, Kocaeli İnfaz Hakimlikleri, Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve
CİMER’e olmak üzere gönderdiği dilekçelerin gönderiminin yapıldığı anlaşılmakla, müştekinin iddialarının soyut beyan düzeyinde kaldığı anlaşıldığından şikâyet konusu olay hakkında KAMU ADINA
KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA… karar verildi.” ifadelerine yer verildiği, dolayısıyla bahse konu iddianın yargı kararlarınca doğru olmadığının tespit edildiği, (54.9) Başvuru dilekçesinde “hükümlünün bir an önce başka bir ceza infaz kurumuna naklinin sağlanması” talebinde bulunulduğu, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına gönderileceklerin sayıldığı, hükümlünün anılan Kurumda 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında barındırıldığı, hükümlü hakkında düzenlenen tutuklu/hükümlü bilgi cetveli ve disiplin cezalarını gösteren tablonun dosya ekinde Kurumumuza gönderildiği, bahse konu disiplin cezalarının bir bölümünün yargı mercilerine de itiraz konusu edildiğinin ve yargı mercileri tarafından karara bağlandığının anlaşıldığı, 5275 sayılı Kanun’un “Kendi İstekleri ile Nakil” başlıklı 54’üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, /
“İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması” hükmünün yer aldığı, hükümlünün barındırıldığı ceza infaz kurumunun “yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu” olduğu, yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumu ile ilgili 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanununun 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, “Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usullerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.” hükmüne yer verildiği, Hükümlü Ve Tutuklu Bilgi Formunun incelenmesinden hükümlünün bu cezaevine nakil nedeninin “Asayiş ve Güvenlik Nedeniyle Nakil” olarak belirtildiği ve hükümlüye Mersin Açık Ceza İnfaz Kurumunda firar nedeniyle 1 ay 20 gün ceza verildiğinin anlaşıldığı, bu kapsamda hükümlünün kaldırılmamış disiplin cezasının bulunduğu, “iyi hallilik kazanana kadar nakil talebinde bulunamayacağı” yönündeki idare açıklamasının belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuka uygun olduğu, (54.10) Dosya kapsamında düzenlenen adli raporlar, tüm tıbbi evrak, 29 adet farklı kamera kaydı, tutanaklar, soruşturmalar, disiplin cezalarına ilişkin belgeler, hükümlü tarafından yapılan tüm şikâyet, itiraz ve dilekçeler, yargı mercileri tarafından yapılan soruşturmalar ve verilen kararlar, İzleme Kurulu
Raporunda ilgi Ceza İnfaz Kurumuna ilişkin belirtilen “hükümlü veya tutuklulara zalimane ya da hasmane tutum ve onur kırıcı davranışlarda bulunulmadığı mahkûmlar tarafından dile getirilmiştir. … kötü muamelelerde bulunulmadığı, insan onuruna yakışır davranış sergilendiği görülmüştür.” tespitleri ile yukarıda yer verilen iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde hakkında olayın tanığı olmayan ve kendilerine aktarılanlara dayanarak üçüncü kişiler tarafından başvuruda bulunulan hükümlünün
“daha önceki cezaevlerinin intikamını alacağız” ifadesiyle anılan ceza infaz kurumuna sevk edildiği tarihten itibaren sistematik olarak işkence ve eziyet gördüğü, cezaevine geldiğinin ertesi günü 07/02/2024 tarihinde eziyet ve işkence yapılmaya başlandığı iddiasını destekler nitelikte bir bilgi ve belgeye ulaşılamadığı, Hükümlü Ve Tutuklu Bilgi Formunun incelenmesinden hükümlüye ilki 10/02/2011 tarihinde olmak üzere şikayete konu ceza infaz kurumuna geldiği tarih olan 06/02/2024 tarihine kadar barındırıldığı yaklaşık 20 farklı ceza infaz kurumlarında toplam 59 disiplin cezası tesis edildiği, bu cezaların nedenleri arasında çok sayıda “Görevli Memura Hakaret ve Tehdit”, “Kurum görevlilerine karsı uygunsuz söz sarf etmek veya davranışta bulunmak”, “Her türlü ateşli silâh, mermi, patlayıcı madde, kesici, delici, yaralayıcı, bereleyici alet, yakıcı, aşındırıcı, boğucu, bayıltıcı, kör edici gaz ve ecza, her türlü zehir ve uyuşturucu ilâç ve madde, cep telefonu, telsiz ve sair elektronik haberleşme aracını kuruma sokmak, bulundurmak, kullanmak” fiilinin yanı sıra “Kasten yangın çıkarmak” “Hükümlü ve tutukluları yaralamak ile görevlileri yaralamak” gibi fiillerinde bulunduğu, tüm dosya kapsamında yapılan incelemede, kamera kayıtlarında sabit olan 15/02/2024 tarihinde bahçe kapısını kapatmaya gelen görevli personele daha önce semaverde kaynatıp bezle tuttuğu tencere ile bekleyerek karşı kaynar su atması akabinde 2 adet el yapımı kalemden yapılmış delici alet ile kurum personelini kovalayarak saldırı eyleminin etkisiz hale getirilmesi için yapılan müdahale dışında bir darp, işkence veya eziyet emaresine rastlanmadığı, söz konusu müdahale sonrasında bir parmağının çıktığı ve bahse konu müdahalenin ise meşru sınırlar içerisinde kaldığı ve orantısız bir güç kullanımını içermediği, adı geçenin işkence ve darp gördüğü iddiasının yargı kararları ile ret edildiği, adı geçen hükümlüye koltuk değneği verilmesine ilişkin doktor raporu bulunmadığı ve söz konusu iddianın yargı makamları tarafından incelenip idare işleminin hukuka uygun bulunduğu, eşyalarının verilmediği, dilekçe hakkının engellendiği iddialarının yargı makamları tarafından incelenip doğru olmadığının ifade edildiği, dosya kapsamında yukarıda yer verilen iddiaların incelendiği farklı yargı makamlarınca tesis edilen ve şikayetin reddi ya da Kovuşturma Yapılmasına yer Olmadığına yönelik 14 kararın mevcut olduğu ve ayrıca daha önce yaklaşık yirmi ceza infaz kurumunda bulunan adı geçenin kaldırılmamış disiplin cezasının bulunduğu, yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca nakil için gerekli şartları taşımadığı anlaşılmış olup yapılan işlem ve uygulamalarda hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
(55) 28/3/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde bir dizi iyi yönetim ilkesine yer verilmiştir. Adalet
Bakanlığının, Kurumumuz bilgi ve belge talep yazılarına gerekçeli olarak cevap verdiği değerlendirildiğinden, idarenin iyi yönetim ilkelerinden “kararların gerekçeli olması” ilkesine uygun davrandığı görülmüştür. Bununla birlikte Bakanlık tarafından bilgi ve belge talep yazılarımıza süresinde cevap verilmediği anlaşıldığından, idarenin bundan sonra Kurumumuz yazılarına süresinde cevap verilmesini teminen, “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun olarak hareket etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
(56) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret
Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlem ya da eylemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda açıklanan gerekçeler, adli raporlar, tüm tıbbi evrak, kamera kayıtları, tutanaklar, soruşturmalar, disiplin cezalarına ilişkin belgeler, hükümlü tarafından yapılan tüm şikâyet, itiraz ve dilekçeler, yargı mercileri tarafından yapılan soruşturmalar ve verilen kararlar ve dosya kapsamına göre
BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi