ÖZET: Başvuran, ceza infaz kurumunda telefon görüşmesi yapma talebinde bulunmuş, ancak Adalet Bakanlığı’nın uygulamaları nedeniyle bu talep kısmen reddedilmiştir. Başvuru, 25 Ocak 2024 tarihinde yapılmış olup, başvuranın daha önceki dilekçeleriyle birlikte, telefon görüşmelerinin 30 dakika olarak uygulanması gerektiğini savunmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, başvuranın “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hükümlü olduğunu belirterek, mevcut teknik altyapının henüz tamamlanmadığını ve bu nedenle talebin karşılanamayacağını ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini değerlendirirken, ceza infaz kurumlarındaki telefon görüşmelerinin düzenlenmesine dair mevzuatı göz önünde bulundurmuştur. Başvuranın, mevcut sistemin kabul edilmemesi nedeniyle telefon görüşme hakkının kısıtlandığı belirtilmiş, ancak bu durumun hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, hükümlülerin aileleriyle iletişim kurma haklarının korunması gerektiği vurgulanarak, Adalet Bakanlığı’na ACEP sisteminin teknik altyapısının bir an önce tamamlanması yönünde tavsiyede bulunulmuştur.

Sonuç olarak, başvuranın talebinin kısmen kabulü ve kısmen reddi kararı verilmiş, Adalet Bakanlığı’na gerekli altyapı çalışmalarının hızlandırılması önerilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6975-S.24.10914

BAŞVURU NO : 2024/1436

KARAR TARİHİ : 04.07.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Ceza infaz kurumunda bulunan başvuranın, Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca telefon görüşmesi yapma talebine ilişkindir.

BAŞVURU TARİHİ : 25.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Kurumumuza daha önce,

17.10.2023 tarihli dilekçesiyle, ceza infaz kurumunda telefon görüşmelerine ilişkin başvuru yaptığını,

Kurumumuza başvuru yaptığı zaman diliminde Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin başvurusuna dair aldığı karara dayanarak aynı hususlarda birçok makama başvuruda bulunduğunu, Ceza ve Tevkifevleri

Genel Müdürlüğünden telefon görüşmelerine ilişkin kısıtlamanın kaldırılmasını talep ettiğini, anılan Genel

Müdürlüğün başvurularına yönelik cevabi yazılarında, 5275 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesine ve Ceza

İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 74’üncü maddesine atıf yaptığını, ancak telefon görüş hakkının 30 dakika görüntülü/sesli olarak uygulanmamasına, ziyaretçisi gelmediği hafta sonraki haftaya 30 dakika ek süre verilmemesine, dini bayramlarda ek 30 dakika sürenin verilmemesinin nedenlerine dair bir açıklama yapılmadığını, Kanun ve Yönetmelik kapsamında talep ettiği telefon hakkının 30 dakika sesli/görüntülü olarak kullandırılması ve arz ettiği diğer taleplerin tarafına uygulanmamasını gerektirecek bir olumsuz karar veya kısıtlama bulunmadığını, 2 yıldır ACEP sistemi üzerinden telefon görüşmelerinin gerçekleştirildiğini, tüm başvurularında; adli suç grubuna ait koğuşlarda telefon görüşme süresinin 30 dakika olarak uygulandığını, ziyaretçilerinin gelmediği hafta bir sonraki haftaya 30 dakika eklendiğini ifade ettiğini, bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunda ACEP sisteminin sorunsuz şekilde kullanıldığını, kendisinin en yüksek dönem puanı ortalamasına sahip kişilerden biri olduğunu, haklarını iyi niyetle kullandığını iddia ve ifade ederek konu hakkında gerekenlerin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Ön inceleme şartlarını taşıdığı değerlendirilen başvurunun inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiş olup bu kapsamda Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden (Genel Müdürlük) 29.02.2024 tarihli, – – sayılı ve 03.06.2024 tarihli, – – sayılı yazılarımız ile bilgi ve belge talep edilmiştir. Genel Müdürlük tarafından Kurumumuza iletilen 19.04.2024 tarihli, – – – sayılı ve 14.06.2024 tarihli, – – – sayılı cevabi yazılarda özetle; 2.1. Başvuranın “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hükümlü olarak barındırıldığı, 2.2. Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesinin (ACEP) Adalet Bakanlığı tarafından yürütüldüğü, söz konusu Proje ile hükümlülerin personel tarafından oda ve koğuş dışına çıkartılması suretiyle yürütülen çeşitli hizmetlerin, ses izolasyonlu bir kabin içerisinde oda ve koğuşlara yerleştirilen multimedya cihaz marifetiyle, personel sirkülasyonuna gerek olmaksızın daha az insan kaynağı harcanarak, hızlı ve güvenilir bir biçimde gerçekleştirildiği, 2.3. Proje kapsamında görüntülü görüşme ve e-doktor uygulaması gibi daha önce hiç yapılmamış uygulamaların da hayata geçirilmesinin yanı sıra içerik itibarıyla geliştirilebilir bir tasarım tercih edildiği, an itibarıyla geliştirilen içeriklerin; sesli ve görüntülü görüşme, sayım, dilekçe, kantin sipariş ve online ödeme, kütüphane kitap talebi, e-mektup, e-doktor ve Bakanlık iletişim uygulamaları olduğu, 2.4. Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuna duyurulan “Yargı Reformu Stratejisi’” ile “İnsan Hakları

Eylem Planı”nda da yer alan Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi kapsamında, Sincan ve Bakırköy Kadın ile Sincan Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında yapılan pilot denemelerin akabinde gerekli revizeler yapılarak ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında

Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da kısmî olarak kurulumların yapıldığı, 2.5. Diğer yandan; ceza infaz kurumlarında telefon görüşmelerinin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66’ncı maddesi ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında

Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde gerçekleştirildiği, başvuran hakkında da söz konusu hükümler uyarınca işlem tesis edildiği, 2.6. Ayrıca, telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu kurumların, henüz sistem kabulünün yapılmaması nedeniyle Bakanlıkça belirlenmediği, 2.7. Kaldı ki; söz konusu sistemin kabul işlemleri tamamlanarak ilgili kurumun Bakanlıkça belirlenmesi durumunda da tutuklu, hükümözlü veya hükümlülerin tamamı için yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca işlem tesis edileceği, 2.8. Bu itibarla; anılan Yönetmelik’in ilgili hükümleri uyarınca terör örgütü ve çıkar amaçlı suç örgütü mensubu hükümlü ve tutukluların tamamının görüşme süresinin uzatılması ve ziyaret yapmamaları durumunda ek 30 dakika verilmesi için öncelikle yazılım ve donanım işlemlerinin tamamlanarak kurumda bulunan sistemin Bakanlıkça kabulünün yapılması gerektiği, bu kapsamda çalışmaların devam ettiği, kabul işlemleri sonrasında anılan Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun başvuran hakkında olumlu karar alması durumunda ACEP Sisteminin, UYAP Bilişim Sistemi entegrasyonuyla görüşme sürelerini mevcut durumda olduğu gibi otomatik olarak tanımlayacağı, Açıklamalarına ve yazı eklerinde de başvuru kapsamında alınan Hâkimlik ve Mahkeme kararları ile ilgili birtakım belgelere yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “A. Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20’nci maddesinin ilk fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.2. “C. Haberleşme hürriyeti” başlıklı 22’nci maddesinin ilgili kısımlarında; “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.

Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin 3 ve 4’üncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 3.4. “A. Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8’inci maddesinin ilgili kısmında; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” 5. Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin; 5.1. 17’nci maddesinde; “1. Hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine ya da haberleşmesine keyfi ya da yasadışı olarak müdahele edilemez; (…)” 5.2. 23’üncü maddesinde; “1. Aile, toplumun doğal ve temel birimidir ve toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahiptir.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; 7.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3’üncü maddesinde;

“(1) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”,

7.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6’ncı maddesinin 1’inci ilgili bentlerinde;

“(1) Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:

a) Hükümlüler ceza infaz kurumlarında güvenli bir biçimde ve kaçmalarını önleyecek tedbirler alınarak düzen, güvenlik ve disiplin çerçevesinde tutulurlar.

b) (…) Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar

kullanılır. Hükümlünün kanun (…) ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.”, 7.3. “Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66’ncı maddesinin ilgili kısımlarında; “(1) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler, Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündeki ücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenir ve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubu hükümlüler bakımından kısıtlanabilir.”, 8. 29.03.2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in; 8.1. “İdare ve gözlem kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 18’nci maddesinin ilgili kısmında;

(1) İdare ve gözlem kurulu aşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir:

“f) Tehlikeli hâli bulunan ya da örgüt mensubu olan hükümlülerle ilgili olarak, telefon görüşmeleri ile radyo, televizyon yayınları ve internet olanaklarından yararlanma hakkının kısıtlanmasına karar vermek.”, 8.2. “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74’üncü maddesini ilgili kısımlarında; “(1) Kapalı kurumlarda bulunan hükümlüler, belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.

(2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilen esaslara göre yapılır:

a) Hükümlüler, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreye koyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolünde bulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır.

e) Hükümlülerin telefonla görüşme gün ve saatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş ve güvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir.

f) Hükümlüler görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kez ve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir. (…) Konuşma süresi görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemez. (…)

g) Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu

Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır. Bu sistem oda

veya koğuş içine ya da idarece uygun görülen diğer yerlere kurulabilir. Haftalık ziyaret hakkını kullanmayan hükümlülerin bir sonraki haftalık telefon görüşme süresine ayrıca otuz dakika ilave edilir ve bu süre devredilemez. Bu kapsamdaki görüşmeler aynı hafta içerisinde toplam üç görüşmeyi aşmamak koşuluyla bölünmek suretiyle de yapılabilir. İlave edilen otuz dakika için üç görüşme hakkı daha verilir.

Bu görüşmeler görüntülü ve sesli olarak yapılabileceği gibi sadece sesli olarak da yapılabilir. (…)

Hükümlülere mensubu bulundukları dinin bayramlarında kullanılmak üzere otuz dakika ilave görüşme hakkı verilir.

ğ) Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir.”, Düzenlemeleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin

“Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 10. Başvuru dosyasının bir bütün olarak değerlendirilmesinden başvuranın talebinin özünün, ceza infaz kurumundaki haftalık telefon görüşmelerinin Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) 74/2(g) bendi uyarınca yaptırılmasının sağlanması hususuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

11. Başvuru dilekçelerinde ifade edildiği şekliyle ve Genel Müdürlükten alınan bilgi ve belgelerin

incelenmesinden anlaşıldığı üzere başvuruya ilişkin olaylar özetle şöyledir:

12. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvuru esnasında “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan hükümlü olarak Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) barındırılmakta olup (Genel Müdürlükten alınan 14.06.2024 tarihli cevabi yazıda başvuranın 28.04.2024 tarihinde Patnos

L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği belirtilmiştir.) haftalık telefon görüşmelerini 10 dakika ve sesli şekilde gerçekleştirmektedir.

13. Başvuran 26.07.2023 tarihli dilekçesiyle Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığına başvuru yaparak -özetle- telefon görüşmelerinin 5275 sayılı Kanun’un 66’ncı maddesi ile Yönetmelik’in 74/2(g)

bendi uyarınca yaptırılması talep etmiştir. Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı, 03.08.2023 tarihli ve sayılı Kararı ile özetle teknik alt yapı tamamlandığında başvuranın talebinin bulunması durumunda yeniden değerlendirilmesine, talebinin bu aşamada reddine karar vermiştir. Kararın ilgili

kısımları şöyledir:

“İlgili mevzuatta her ne kadar “…idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir.” hükmü yer alsa da g) bendinde “…teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda…” hükmü yer aldığı aşikardır. Ceza İnfaz kurumlarında görüntülü görüşme sistemi

ACEP’in yeni uygulamaya geçildiği, henüz teknik alt yapının tamamlanmadığı kurumumuzun henüz pilot uygulama aşamasında olduğu, ilgili mevzuatın g bendinde de belirtildiği üzere teknik alt yapının tamamlanmadığı kurumumuzun sisteme müdahale etme durumunun olmadığı anlaşılmaktadır. Henüz

UYAP sistemi İdare ve Gözlem Kurulu Rolüne sesli veya görüntülü görüşme süresini arttırma veya sesli

aramayı görüntülü aramaya çevrilmesi ile alakalı kurul kararı ekranı bulunmadığından terör ve örgütlü suçlara mensup hükümlü ve tutukluların 10 dakikalık sesli görüşme yapabileceği tespit edilmiştir.

Bu konuda Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün ilgili birimiyle yapılan görüşmede Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin g bendinde de belirtildiği üzere “henüz sistem alt yapısının tamamlanmadığı programa güncelleme yapılması gerektiği ve güncellemenin beklenilmesi” şifahi olarak tarafımıza bildirilmiştir (…) henüz ACEP ve UYAP alt yapısının geliştirilmekte olduğu ve terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyelerine idare ve gözlem kurulu kararı ile de görüntülü görüşme verilememektedir. (…)” 14. Kurum İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının söz konusu kararına karşı başvuran İnfaz

Hâkimliğine şikâyette bulunmuş olup başvuranın şikâyeti hakkında Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliğince alınan / E., / K. sayılı ve 29.08.2023 tarihli Kararda, şikâyete konu İdare ve Gözlem

Kurulu Başkanlığı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiş ve şikayetin reddine karar verilmiştir.

15. Anılan Karara başvuran tarafından yapılan itiraz üzerine, Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza

Mahkemesince alınan / D. İş no.lu ve 12.09.2023 tarihli kararda; Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca, ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin aksine bir karar olmadığı sürece 30 dakikalık görüntülü görüşme hakkına sahip olduğunun anlaşıldığı belirtilerek başvuranın itirazının kabulüne ve

Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliğinin söz konusu kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.

16. Bunun üzerine Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliği tarafından Kurum Müdürlüğüne 20.09.2023 tarihli bir müzekkere yazılmış ve müzekkere ekinde gönderilen Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

/ D. İş no.lu ve 12.09.2023 tarihli kararının yerine getirilmesi istenmiştir.

17. Sonraki süreçte ise başvuran 27.09.2023 ve 03.10.2023 tarihli dilekçeleriyle Genel Müdürlüğe ve

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine başvurular yapmış olup ilgili başvurularında yukarıda açıklanan yargı sürecine de yer vererek telefon görüşmelerine ilişkin kısıtlamanın kaldırılmasını ve bu minvalde özetle, haftalık telefon görüşmelerinin Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca yaptırılmasını talep etmiştir.

İlgili başvurulara yönelik Genel Müdürlükçe düzenlenen 28.09.2023 ve 11.10.2023 cevabi yazılarda ise özetle, ceza infaz kurumlarında görüntülü görüşme dahil telefon görüşmelerinin, 5275 sayılı Kanun’un

“Hükümlünün telefon ile haberleşme hakkı” başlıklı 66’ncı maddesi ve Yönetmelik’in “Telefonla görüşme hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi çerçevesinde gerçekleştirildiği belirtilmiştir.

18. Ardından başvuran, Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine yazdığı 12.10.2023 tarihli dilekçesinde, aradan geçen zamanda halen 30 dakikalık telefon hakkını kullanamadığını, bulunduğu

Kurumda alt yapı sorunu olmadığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Başvuranın söz konusu dilekçesi Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliğine gönderilmiş olup anılan İnfaz Hâkimliğince ise başvuranın dilekçesi, 17.10.2023 tarihli müzekkere ekinde gereği için Afyonkarahisar Cumhuriyet

Başsavcılığına (Cezaevi Savcılığı) gönderilmiştir. Bunun üzerine Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı

Cezaevi Soruşturma Bürosu, 18.10.2023 tarihli yazısı ile başvuranın barındırıldığı Kurumdan, başvuranın dilekçesi kapsamında araştırma yapılması ve ikmal olunacak evrakın Başsavcılıklarına gönderilmesini istemiştir. Kurum tarafından Başsavcılığa gönderilen 23.10.2023 tarihli yazıda özetle, İdare ve Gözlem

Kurulu Başkanlığı Kararında başvuranın talebinin reddine dair yapılan açıklamalara benzer yönde açıklamalara yer verilmiş olup ayrıca Genel Müdürlük yazısında yer aldığı belirtilen; ACEP kapsamında yaygınlaştırma çalışmalarının başlatıldığı, bazı kurumlarda kısmi olarak kurumların yapıldığı, Bakanlıkça kabulünün henüz yapılmadığı, yazılım ve donanım işlemleri ilgili teknik geliştirmelerin devam ettiği yönündeki açıklamalara yer verilmiş olup bunun ardından Başsavcılığın 24.10.2023 tarihli yazısıyla

Kurumdan, başvurana ilgili cevabi yazı doğrultusunda bilgi verilmesi istenmiştir.

19. Ayrıca başvuran işbu başvurusundan önce 17.10.2023 tarihli dilekçesiyle Kurumumuza da başvurarak özetle, telefon görüşmelerinin Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca yaptırılmasını talep etmiş olup ilgili başvurusu hakkında Kurumumuzca 21.11.2023 tarihli ve 2023/14893- sayılı

Gönderme Kararı verilmiştir. Gelinen süreçte ise başvuran Kurumumuza yaptığı işbu başvurusuyla telefon görüşmelerine ilişkin Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın kabulü yönünde aldığı karar da bulunduğunu belirterek telefon görüşmelerinin Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca yaptırılmamasını şikâyet konusu etmektedir.

20. Başvuranın ceza infaz kurumundaki telefon görüşmelerine ilişkin talebi, telefon görüşmesi yapılacak kişilerin düzenlendiği mevzuat hükümleri de dikkate alınarak haberleşme hürriyeti ile aile hayatına saygı hakkı gözetilerek değerlendirilecektir.

21. Hükümlü veya tutuklular, Anayasa’nın 19’uncu maddesi kapsamında hukuka uygun olarak bir mahkûmiyet kararına bağlı olarak tutma olarak değerlendirilebilecek kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı dışında, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına genel olarak sahiptirler.

22. Anayasa’nın 22’nci maddesinde; herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hükme bağlanmış olup Sözleşme’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” 8’inci maddesinde de herkesin yazışmasına saygı gösterilmesi hakkı olduğu belirtilmek suretiyle haberleşme özgürlüğü güvence altına alınmıştır.

23. Bu bağlamda, kamu makamlarının bireyin haberleşme özgürlüğüne ve haberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır. Bununla birlikte haberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp Anayasa’nın 22’nci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan özel sınırlama sebeplerine tabidir (AYM, B. No: 2018/1219, 24/3/2021, § 35). İlgili fıkrada, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında “İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.” denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa’nın 22’nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (AYM, B. No: 2016/7628, 27/2/2020, § 40).

24. Öte yandan aile hayatına saygı hakkı da Anayasa’nın 20’nci maddesinin 1’inci fıkrası ile

Sözleşme’nin 8’inci maddesi kapsamında güvence altına alınmış olup söz konusu hak ayrıca ailenin korunması hususunda Devlete pozitif yükümlülük getiren Anayasa’nın 41’inci maddesiyle de yakından ilişkilidir.

25. Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 19’uncu maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanmasının, hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucu olduğunu, öte yandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkının, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kıldığını, kararlarında sıklıkla vurgulamaktadır (B.

No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36; B. No: 2017/34955, 3/7/2018, § 50; B. No: 2017/26689, 28/1/2020, § 35; B. No: 2017/38098, 3/6/2020, § 57).

26. Anayasa Mahkemesine göre, hükümlü ve tutukluların özgürlüklerini yitirmeleri aile ve diğer yakınları ile ilişkilerini de yitirmeleri gerektiği şeklinde yorumlanamayacak olup aksine tüm hükümlü ve tutukluların dış dünya ile irtibatını sağlayacak bu tür imkânların cezaevi idaresi tarafından en iyi şekilde sağlanması için çaba sarf edilmelidir (B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 98).

27. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesi gerektiğini, bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ile haberleşme hürriyeti arasında adil bir denge sağlanması gerektiğini, ancak ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin müdahale konusunda takdir yetkisinin daha geniş olduğunun gözetilmesi gerektiğini (B. No: 2016/7628, 27/2/2020, § 38; B. No: 2015/15981, 6/2/2019, § 36) vurgulamakta; öte yandan hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm koşulları çerçevesinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir (B. No: 2016/7628,

27/2/2020, § 51; B. No: 2015/15981, 6/2/2019, § 45; B. No: 2017/34955, 3/7/2018, § 60; B. No:

2018/31300, 7/4/2021, §52).

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda, mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğini kabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, §99-105). Bu çerçevede, AİHM mahpusların yakın aile bireyleriyle bağlantıda kalmasına cezaevi idaresi tarafından yardımcı olunmasının, mahpusların aile hayatına saygı hakkının önemli bir unsuru olduğunu belirtmektedir (Khoroshenko/Rusya, 41418/04, §123; Messina/İtalya (No.2), 25498/94, §61; Vintman /Ukrayna, 28403/05, § 78).

29. Öte yandan, ayrıca belirtilmelidir ki AİHM, telefon görüşmeleri konusunda, Sözleşme’nin 8’nci maddesinin, yazılı haberleşme yoluyla iletişim kurma imkânlarının mevcut ve yeterli olduğu durumda, kendi başına böyle bir hakkı güvence altına almayacağını belirtmektedir. Bununla birlikte AİHM’e göre infaz kurumunda kullanılabilir telefon tesislerinin mevcut olması durumunda da, mahkûmiyetin olağan ve makul gerekliliklerini göz önünde bulundurularak, telefon kullanımında belirli meşru kısıtlamalar getirilebilir (A.B./Hollanda, 2002, §§ 92-93; Davison/Birleşik Krallık (k.k.), 2010; Nusret Kaya ve

Diğerleri/Türkiye, 2014, § 36).

30. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi de; özellikle diğer haberleşme yollarının kullanılabildiği ve yeterli olduğu durumlarda Anayasa’nın 22’nci maddesinin hükümlü ve tutukluların telefonla görüşmesini güvence altına aldığı şekilde yorumlanmasının mümkün olmadığını ve burada dikkat edilecek noktanın, hükümlü ve tutukluların dış dünya ile haberleşmesinin sağlanmasında kamu otoritelerinin takdir yetkisinin geniş yorumlanması gerektiği olduğunu vurgulamaktadır. Mahkeme, haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçının kullanılma imkânına yeterince sahip olunması durumunda hükümlü ve tutukluların telefonla görüşmesine izin verilmemesinin tek başına haberleşme hürriyetinin ihlali olarak değerlendirilemeyeceğini, ancak Anayasa’nın 22’nci maddesi kapsamında hükümlü ve tutuklulara diğer haberleşme araçları ile birlikte telefon ile görüşme imkânı verilmesi hâlinde bu özgürlüğe yapılacak sınırlandırmaların her halükârda kanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun şekilde yapılması ve ölçülü olması gerektiğini belirtmektedir (B. No: 2018/1219, 24/3/2021, § 45).

31. Diğer taraftan, Birleşmiş Milletler Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralların (Nelson

Mandela Kuralları) 58.1’inci maddesinde; mahpusların gerekli gözetim altında, düzenli aralıklarla aile ve arkadaşlarıyla; yazılı iletişim kurarak ve varsa telekomünikasyon, elektronik ve dijital ve diğer araçları kullanarak ve ziyaretlerle iletişim kurmalarına izin verileceği belirtilmekte olup, benzer yönde, Avrupa

Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı

Tavsiye Kararında da mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim araçlarıyla dış dünyayla iletişime geçmesine izin verilmesi gerektiği, cezaevi yetkililerinin, dış dünyayla yeterli temaslarının sürdürülmesinde mahpuslara destek olması ve bu hususta gerekli imkânı sağlaması gerektiği ifade edilmiştir.

32. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışı veya Onurkırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi (CPT) de mahpusların dış dünyayla temasının makul düzeyde devam ettirmesinin çok önemli olduğunu ve her şeyden önce mahpuslara aileleriyle veya yakın arkadaşlarıyla ilişkilerini devam ettirebilme imkânı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır. CPT’nin bu hususta benimsediği temel ilke ise dış dünyayla temasın desteklenmesi ve bu tür temasların sınırlanmasının sadece kayda değer güvenlik endişeleri veya kaynak kısıtlılığı nedenlerine dayandırılabilmesidir. CPT bu bağlamda, ailesi uzakta yaşayan (bu nedenle düzenli ziyaret imkânı olmayan) mahpuslar için ziyaret veya telefon teması kurallarının uygulanması hususunda esnekliğe gerek olduğunu ve örneğin bu kapsamdaki mahpusların ziyaret süresini biriktirebilmesine ve/veya aileleriyle telefonla temas kurabilmek için daha iyi imkânlara sahip olmasına izin verilebileceğini belirtmiştir (CPT/Inf(92)3-part2, Hapsedilme, 2. Genel Rapor’dan Alıntı, para.51).

33. Ülkemizde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 66’ncı ve 116’ncı maddelerindeki düzenleme ile hükümlülerin ve tutukluların telefonla haberleşme hakkı olduğu ancak bu hakkın esaslarının Cumhurbaşkanınca çıkarılacak bir Yönetmelik ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Bir başka ifade ile hükümlülerin ve tutukluların telefon ile görüşmesi bir hak olarak tanımlanmakla birlikte kimler ile telefon vasıtasıyla görüşme sağlayabileceğinin, görüşme şartlarının ve usulünün idarenin takdir yetkisi kapsamında düzenlenmesi kural olarak benimsenmiştir (AYM, B. No: 2018/1219, 24/3/2021, § 48)

Söz konusu esaslar ise Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Yönetmelik’in (Yönetmelik) 74’üncü maddesinde düzenlenmiştir.

34. Anılan maddede, genel bir kural olarak; kapalı kurumlarda bulunan hükümlülerin belgelendirmeleri koşuluyla eşi, dördüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve vasisi ile telefon görüşmesi yapabileceği, hükümlülerin görüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişiyle haftada bir kez telefon görüşmesi yapabileceği ve konuşma süresinin görüşme başladığı andan itibaren on dakikayı geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

35. Bununla birlikte, anılan maddenin 2’nci fıkrasının (g) bendiyle ceza infaz kurumlarında, çağdaş infaz anlayışı doğrultusunda, telefon görüşmelerine ilişkin yeni bir döneme geçilmiş olup ilgili bentte; görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresinin otuz dakika olarak uygulanacağı ve devamında görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin diğer düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak telefon görüşmelerine ilişkin genel kural niteliğindeki söz konusu düzenlemelerin devamında yer alan; (ğ) bendinde terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, (h) bendinde tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen hükümlüler, (i) bendinde terör örgütü yöneticiliği ve suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüt yöneticiliği suçundan mahkûm olanlar ve (j) bendinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler bakımından ayrıksı düzenlemelere yer verilmiştir.

36. Anılan fıkranın (ğ) bendi ise şöyledir:

“Terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyeleri, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan kurumdaki tutum, davranış, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılma gibi durumları göz önünde bulundurularak idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmeye göre yararlandırılabilir.” 37. Yukarıda yer verilen (g) ve (ğ) bentlerinin birlikte değerlendirilmesinden; ceza infaz kurumlarında bulunan terör ve çıkar amaçlı suç örgütü üyelerinin, görüntülü görüşme ve görüşme süresinin uzatılmasına ilişkin bu haktan yararlanabilmesi için hükümlü/tutuklunun bulunduğu kurumun, görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlardan olması ve (ğ) bendi çerçevesinde hükümlü/tutuklu hakkında idare ve gözlem kurulu tarafından yapılacak değerlendirmenin olumlu sonuçlanması şartlarının birlikte sağlanması gerektiği anlaşılmaktadır.

38. Yukarıda da açıklandığı üzere, mevcut başvuruda başvuranın, telefon görüşmelerinin

Yönetmelik’in 74/2(g) bendi kapsamında yaptırılması talebi hakkında Kurum İdare ve Gözlem Kurulunca alınan kararda; ceza infaz kurumlarında ACEP’in uygulamaya yeni geçirildiği, henüz teknik alt yapının tamamlanmadığı, Kurumlarının henüz pilot uygulama aşamasında olduğu, Kurumlarının sisteme müdahale etme durumunun olmadığı ve İdare ve Gözlem Kurulu rolüne ilişkin, sesli veya görüntülü görüşme süresini artırma veya sesli aramanın görüntülü aramaya çevrilmesi ile ilgili kurul kararı ekranı bulunmadığından terör ve örgütlü suçlara mensup hükümlü ve tutukluların 10 dakikalık sesli görüşme yapabileceği şeklindeki açıklamalara yer verilerek teknik alt yapı tamamlandığında başvuranın talebinin bulunması halinde talebinin yeniden değerlendirilmesine, talebinin bu aşamada reddine karar verilmiştir. Başvuranın Kurum

İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı İnfaz Hâkimliğine yaptığı şikâyet reddedilmiş olup ilgili Karara karşı yapılan itiraz üzerine ise Ağır Ceza Mahkemesince Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliğinin söz konusu kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiştir.

39. Başvuran, hakkında söz konusu Mahkeme kararı verilmiş olsa da telefon görüşmelerini

Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca yapamadığından şikâyet etmekte olup anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararında ise özetle, Yönetmelik’in 74/2(g) bendi düzenlemesi uyarınca, aksine bir karar olmadığı sürece hükümlülerin bu bent ile öngörülen haklardan yararlanabileceği belirtilmektedir.

40. Başvuranın, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hükümlü olması sebebiyle Yönetmelik’in 74/2(g)

bendinde yer alan haklardan yararlanabilmesinin, anılan Yönetmelik’in 74/2(ğ) bendi uyarınca idare ve gözlem kurulu tarafından hakkında bu yönde bir karar alınması şartına bağlı olduğu, kaldı ki bu şartın yerine getirilebilmesi için ise öncelikle Yönetmelik’in 74/2(g) bendinde yer alan “Görüntülü telefon görüşmesi yapılmasına imkan sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu Bakanlıkça belirlenen kurumlarda, haftalık görüşme süresi otuz dakika olarak uygulanır.” hükmü uyarınca başvuranın barındırıldığı Kurumun Bakanlıkça belirlenmesi gerektiği hususları anılan Mahkeme kararıyla birlikte ele alındığında, başvuran hakkında Mahkeme kararının uygulanmasını, bir diğer ifadeyle, Yönetmelik’in 74/2(g) bendinin başvuran hakkında işletilebilmesini teminen başvuran hakkında idare ve gözlem kurulunca bir değerlendirme yapılarak hakkında -değerlendirme sonucunun bu yönde olması halindeolumlu bir karar alınabilmesi için de öncelikle gerekli teknik alt yapı çalışmalarının tamamlanması ve

Kurumda bulunan sistemin Bakanlıkça kabulünün yapılmış olması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

41. Ancak işbu başvuru kapsamında Genel Müdürlükten alınan cevabi yazıdan; Akıllı Teknolojilerin

Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesinin, yapılan pilot uygulamaların ardından ülkemiz genelinde bulunan tüm ceza infaz kurumlarına yaygınlaştırma çalışmaları kapsamında Afyonkarahisar 1 No.lu T Tipi

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda da kısmî olarak kurulumların yapıldığı, telefon görüşmesi yapılmasına imkân sağlayan teknik alt yapının kurulu bulunduğu kurumların, henüz sistem kabulünün yapılmaması nedeniyle Bakanlıkça belirlenmediği, anılan Yönetmelik’in ilgili hükümleri uyarınca terör örgütü ve çıkar amaçlı suç örgütü mensubu hükümlü ve tutukluların tamamının görüşme süresinin uzatılması ve ziyaret yapmamaları durumunda ek 30 dakika verilmesi için öncelikle yazılım ve donanım işlemlerinin tamamlanarak kurumda bulunan sistemin Bakanlıkça kabulünün yapılması gerektiği, bu kapsamda çalışmaların devam ettiği, kabul işlemleri sonrasında anılan Kurum İdare ve Gözlem Kurulunun başvuran hakkında olumlu karar alması durumunda ACEP Sisteminin, UYAP Bilişim Sistemi entegrasyonuyla görüşme sürelerini mevcut durumda olduğu gibi otomatik olarak tanımlayacağı anlaşılmıştır.

42. Sonuç olarak ilgili mevzuat, İdarenin açıklamaları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinden; silahlı terör örgütü üyeliği suçundan hükümlü olan başvuranın, hakkında alınan

Mahkeme kararının uygulanmasını, bir diğer ifadeyle, hakkında Yönetmelik’in 74/2(g) bendinin işletilebilmesini teminen, Yönetmelik’in 74/2(ğ) bendi uyarınca değerlendirmeye tabi tutulması ve yapılacak değerlendirmede aksine bir karar alınmazsa söz konusu bentte öngörülen haklardan yararlanabilmesinin sağlanması için, öncelikle yazılım ve donanım işlemlerinin tamamlanarak bulunduğu

Kurumdaki sistemin Bakanlıkça kabulünün yapılması gerektiğinin anlaşıldığı, ancak gerek Kurum İdare ve

Gözlem Kurulu kararında yer alan açıklamalar gerekse de Genel Müdürlüğün yukarıda yer verilen açıklamalarından, söz konusu yazılım ve donanım işlemlerinin tamamlanarak Kurumda bulunan sistemin kabulünün yapılmadığı anlaşıldığından başvuranın Yönetmelik’in 74/2(g) bendi uyarınca görüşme yapma talebinin bu aşamada İdarece karşılanmaması işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.

43. Öte yandan, aile hayatına saygı hakkının gerekleri uyarınca, hükümlü ve tutukluların aileleriyle bağlantıda kalmalarını sağlayacak önlemlerin alınması hususunda cezaevi idaresinin pozitif yükümlülükleri bulunduğu, AİHM ve AYM kararlarında sıklıkla vurgulanmaktadır. Bu bakımdan mevcut başvuruda başvuranın, hâlihazırda ailesiyle 10 dakika telefon görüşme yapmasının engellendiği/kısıtlandığı veya diğer haberleşme araçlarını kullanamadığı yönünde bir iddiasının bulunmadığı da görülmektedir.

44. Bununla birlikte, Yönetmelik’in 74/2(g) bendi, hükümlü ve tutuklulara aileleriyle daha uzun süre ve görüntülü şekilde telefon görüşmesi yapabilme imkânı getirmekte olup genişletilmiş söz konusu haberleşme imkânları, -Avrupa Konseyi Tavsiye Kararları ve CPT Standartlarında belirtildiği üzeremahpusların mümkün olduğunca dış dünyayla temaslarının desteklenmesi anlamına gelmektedir. Dış dünyayla iletişim, hükümlülerin ceza infaz kurumunda bulunmalarının doğal sonuçları uyarınca sınırlanmış olmakla birlikte sahip oldukları temel hakların kullanılmasının sağlanması niteliğiyle önem taşımakta; aynı zamanda infazın temel amaçlarından olan hükümlünün iyileştirilmesi ve yeniden sosyalleşmesine önemli katkı sağlamaktadır. Avrupa Konseyi Tavsiye Kararlarında, cezaevi yaşamının genel toplum yaşamının olumlu yönlerine mümkün olabildiğince yaklaşması gerektiği ve alıkonma biçimlerinin özgürlüğünden yoksun bulunan kişilerin özgür toplumla yeniden bütünleşmelerini kolaylaştıracak şekilde düzenlemesi gerektiği belirtilmekte olup bu bakımdan dış dünyayla temas unsuru olarak aile bireyleriyle daha sık ve görsel iletişim de belirtilen hususların uygulamadaki karşılıklarına örnek teşkil etmektedir. Bu açıdan söz konusu hakların, gerekli koşulları taşıyan mahpuslara usul ve yasaya uygun şekilde kullandırılması önem taşımaktadır.

45. Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın kabulü yönünde verdiği kararda da

Yönetmelik’in 74/2(g) bendine işaret edilerek ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin aksine bir karar olmadığı sürece ilgili bentte öngörülen haklardan yararlanacakları belirtilmektedir. Ancak terör örgütü üyeleri bakımından Yönetmelik’te yer alan 74/2(ğ) bendi gereği, aksine bir kararın alınıp alınmayacağının tespiti için idare ve gözlem kurulunun hükümlü hakkında bir değerlendirme yapması, bunun da öncesindeyse Kurumdaki sistemin teknik alt yapı çalışmalarının tamamlanması ve kurumdaki sistemin

Bakanlıkça kabulünün yapılması gerektiği yukarıda ifade edilmiştir.

46. Bu bakımdan, ilgili mevzuat, yukarıdan bu yana yer verilen yargı kararları ve diğer uluslararası belgeler de göz önüne alındığında; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 74’üncü maddesi ile çağın teknolojik imkânlarından faydalanılarak; hükümlü ve tutukluların telefonla görüşme sürelerinin arttırılması, görüşme süresinin arttırılmasında ziyaretçisi gelemeyen mahpusların durumu da dikkate alınarak bu durumdaki hükümlü/tutuklulara ek görüşme süresi verilmesi ve bununla birlikte görüşmelerin yalnızca sesli değil görüntülü şekilde de yapılması imkânı getirildiği, anılan mevzuatın pratiğe aktarılması çerçevesinde ACEP sisteminin -Proje kapsamında geliştirilen diğer uygulamaların yanı sıra-, gerek hükümlü/tutukluların dış dünyayla temaslarının güçlendirilmesine gerekse ceza infaz kurumlarının yönetimine oldukça önemli katkıları olacağının açık olduğu, ancak hükümlü ve tutuklulara ilgili Yönetmelik’le tanınan hakların fiilen de kullandırılabilmesi için bu hususta gerekli olan yazılım ve donanım çalışmalarının tamamlanması gerektiği anlaşılmış olup başlatılan söz konusu çalışmaların mümkün olan en kısa sürede tamamlanarak anılan

Yönetmelik’in 74’üncü maddesinin tüm mahkumlar için işler hale getirilmesi yönünde İdareye tavsiyede bulunulması gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 47. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; İdare tarafından herhangi bir iyi yönetim ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin bir tespite ulaşılamamıştır.

V. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

48. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 17’nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup anılan Kanun’un 21’inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili

İdarenin işlemine karşı Afyonkarahisar İnfaz Hâkimliği nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda yapılan açıklamalar, anılan mevzuat hükümleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİNE, Başvuranın, bulunduğu Kurum İdaresince Mahkeme kararının uygulanmadığı ve Yönetmelik’in 74/2(g)

bendi uyarınca telefon görüşmesi yapamadığına ilişkin şikâyetinin, gerekli yazılım ve donanım işlemlerinin tamamlanarak Kurumda bulunan sistemin kabulünün yapılmadığı anlaşıldığından bu aşamada REDDİNE, Diğer yandan, hükümlü/tutukluların, dış dünyayla temaslarının güçlendirilmesi çerçevesinde, Ceza İnfaz

Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 74’üncü maddesi ile getirilen haklardan yararlandırılmalarına imkân sağlayacak ACEP sisteminin teknik altyapı çalışmalarının mümkün olan en kısa sürede tamamlanarak sistem kabulünün yapılması ve böylece anılan mevzuat maddesinin tüm mahkumlar için işler hale getirilmesi yönünde ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin

veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi