|
ÖZET: Başvuran, e-devlet şifresinin kapalı bir zarfla kendisine veya babasına teslim edilmesi talebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Şikayetçi, Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunduğunu ve resmi işlemlerinin takibi için babasını vekil tayin ettiğini belirtmiştir. Ancak, Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) tarafından talebinin reddedilmesi üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. İlgili idare, e-devlet şifresi alımının yalnızca noter onaylı vekaletname ile mümkün olduğunu ve tutukluların bizzat PTT’ye gitmelerinin mümkün olmadığını ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirirken, e-devlet şifresinin güvenliği açısından noter aracılığıyla vekalet verilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Başvuranın özel durumu göz önünde bulundurulsa da, bu tür bir düzenlemenin tüm tutuklular için geçerli olacağı ve güvenlik açığı yaratabileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi, hukuka uygunluk açısından reddedilmiştir. İdarenin işlemlerinin şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerine uygun olduğu, ancak başvuru yollarının belirtilmediği tespit edilmiştir. Başvuran, kararın tebliğinden itibaren yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/5728-S.22.8717
BAŞVURU NO : 2021/21531
KARAR TARİHİ : 25/04/2022
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
Şikâyetçinin, e-devlet şifresinin kapalı bir zarfla kendisine ya da babası
BAŞVURUNUN KONUSU :
’a teslim edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 20/12/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza tarihinde başvuruda bulunan şikâyetçi, başvurusunda özetle, “Keskin
T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğunu, resmi işlemlerinin yakınları tarafından takibinin yapılabilmesi için Erzincan PTT İl Müdürlüğü’ne 17/11/2021 tarihinde bir dilekçe gönderdiğini, e-devlet şifresi almak üzere ayrıntılı kimlik bilgilerine yer verdiği babasını vekil tayin ettiğini belirttiğini dilekçesine cezaevinde olduğunu gösterecek şekilde kaşelenmiş bir dilekçe daha eklediğini, esasen bulunduğu cezaevi idaresinden bir üst yazı ile dilekçesini göndermelerini talep ettiğini ancak talebinin reddedildiğini, dilekçeyi taahhütlü mektup yoluyla göndermek zorunda kaldığını, şikayetinin asli konusunun PTT İl Müdürlüğünün talebini reddetmesi ve çözüm olarak 750 kilometre uzağındaki 70 küsur yaşındaki babasına noterden vekalet vermesini önermesi olduğunu, aylardır işsiz durumda olan tutuklu bir insan olduğunu, notere verebilecek parası olmadığı gibi kilometrelerce öteden babasını masraf edip getirtme imkanının da bulunmadığını, kaldı ki zaten tutuklu bir haldeyken sahtekarlık yoluyla başkasının e-devlet şifresini talep etmeyeceğini, kendi şifresini istediğini, ama bürokrasinin cezaevinde tutuklu bir halde olduğu sabit olan bir kişiye dahil normal prosedür uyguladığını ve vatandaşının cezaevi idaresinin kaşesi bulunan dilekçesine dahi itibar etmediğini, güvenmediğini” iddia ve ifade ederek “sorunun çözülmesini ve e-devlet şifresinin kapalı bir zarfla kendisine ya da babasına teslim edilmesini” talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma
gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesi hükmü uyarınca 31/12/2021 tarih ve sayılı yazı ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel
Müdürlüğünden; 31/12/2021 tarih ve sayılı yazı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
3. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünden alınan 27/01/2022 tarih ve E– – sayılı cevabi yazıda özetle;
3.1. “e-Devlet şifre teslim işlemlerinin PTT A.Ş. ile TÜRKSAT A.Ş. arasında imzalanan protokol ve
TÜRKSAT tarafından beklenen hükümler kapsamında yürütüldüğünü, TÜRKSAT’ın belirlediği kurallar çerçevesinde; 15 yaşını doldurmuş kişilerin bizzat kendisi başvurarak ya da vekili veya vasisi aracılığıyla e-Devlet şifresi alabildiğini, ancak tutuklu bulunan başvuranın bizzat PTT işyerlerine gelerek e-Devlet şifresi alması mümkün olmadığından noter onaylı bir vekaletname ile vekalet verdiği herhangi bir kişinin başvuran adına e-Devlet şifresi alabilmesinin mümkün olduğu, tutukluların vekilleri, hükümlülerin ise mahkeme tarafından atanan vasileri aracılığıyla e-Devlet şifresi alabilecekleri, dilekçe ile başvurunun bizzat başvuru olarak değerlendirilmediği,
3.2. TÜRKSAT ile konutta teslim e-Devlet şifresi hususunda imzalanan 21.10.2020 tarihli protokolde açıkça “daha önce hiç e-Devlet şifresi almamış olan 65 yaş ve üzeri gerçek kişilere, adreslerine götürülerek
PTT aracılığı ile güvenli bir şekilde, başvuran kişinin kendisine, Nüfus cüzdanı veya TC Kimlik Kart ibrazı şartı ile yüz yüze kimlik doğrulama sonrası teslim edilmesi” ibaresi yer aldığından söz konusu uygulamanın cezaevinde barındırılan tutuklu veya hükümlülere uygulanamadığı”,
4. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden alınan 17/02/2022 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;
4.1. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri” başlıklı 92 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet
Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz.” hükmüne yer verilmiş olup e-devlet şifresi verilmek üzere PTT
Müdürlüğünce görevlendirilecek bir yetkilinin ceza infaz kurumuna gelerek hükümlü/tutukluların taleplerinin karşılanabileceğinin değerlendirildiği, ancak, 5275 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, hükümlülerin ancak eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabileceklerinin hüküm altına alındığı, bu nedenle, hükümlü ve tutukluların e-devlet şifresi almış olsalar bile bu amaçla kurumda internet kullanmalarına kanunî bir imkân bulunmadığı dikkate alınarak e-devlet şifresi alma taleplerinin uygun görülmediği,
4.2. “-Ceza infaz kurumunda barındırılan tutuklu/hükümlülerin kurum idaresi yoluyla verecekleri dilekçe ile bizzat kendilerinin e-devlet şifresi almasının mümkün olup olmadığı” ile ilgili olarak; hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumu idaresi aracılığıyla e-devlet şifresi alınması işleminin mümkün olmadığı, e-devlet şifresi temin etme işleminin PTT’den yapılması gerektiğinden, hükümlü ise vasisi tarafından hükümözlü veya tutuklu ise noter aracılığıyla vekalet verdiği temsilcisi tarafından temin edilebileceği, adı geçenin, anılan Kurumda hükümözlü olarak barındırıldığı, hakkında kesinleşmiş cezası bulunmadığı için vasi talebinde bulunamadığı,
4.3. “-Ceza infaz kurumunda barındırılmakta iken tutuklu/hükümlülerin noterden vekaletname vermesinin fiilen mümkün olup olmadığı” ile ilgili olarak; hükümlü ve tutukluların avukat ve noterle görüşmelerinin
5275 sayılı Kanun’da ayrıntılı olarak düzenlendiği, buna göre, anılan Kanun’un “Avukat ve Noterle
görüşme” başlıklı 59 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.” hükmü, yine anılan Kanun’un “Tutukluların yükümlülükleri” başlıklı 116 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “…..
avukat ve noterle görüşme hakkı ….. konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ 53, 55 ilâ 62, 65 ilâ 76 ve
78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular
hakkında da uygulanabilir.” hükmüne göre işlem yapıldığı
açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”, “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35 nci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 6.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” ,
6.2. “İnceleme ve araştırma başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”,
7. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 7.1. “Tanımı” başlıklı 502 nci maddesinde; “Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.
Vekâlete ilişkin hükümler, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan iş görme sözleşmelerine de uygulanır.
Sözleşme veya teamül varsa vekil, ücrete hak kazanır.”,
7.2. “Vekâletin kapsamı” başlıklı 504 üncü maddesinde; “Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir.
Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar.
Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.”,
8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 8.1. “Kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hâlleri” başlıklı 92 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Hükümlü; izin, hastaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına veya duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi doğal afet ve yangın hâlleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (Ek cümle: 15/8/2016KHK-674/16 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/16 md.) 9 uncu maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların, ceza infaz kurumu düzeni ile toplum güvenliğini tehlikeye düşürebileceği, terör örgütü veya diğer suç örgütü üyelerinin örgütsel amaçlı faaliyet ve haberleşmelerine imkân sağlayabileceği, yol, kalınacak ceza infaz kurumu ya da sınav merkezi veya okulda güvenlik açısından sakınca bulunabileceği değerlendirildiği takdirde kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir.”,
8.2. “Hükümlünün radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkı başlıklı
67 nci maddesinin üçüncü fıkrasında, “Kapalı ve açık ceza infaz kurumları ile çocuk eğitimevlerinde
ancak, eğitim ve iyileştirme programları çerçevesinde kurum yönetimince belirlenen yerlerde görsel ve işitsel eğitim araç ve gereçlerinin kullanımına izin verilebilir. Eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilir. Hükümlü, odasında bilgisayar bulunduramaz.
Ancak, Adalet Bakanlığının uygun görmesi hâlinde eğitim ve kültürel amaçlı olarak bilgisayarın ceza infaz kurumuna alınmasına izin verilebilir.”
8.3. “Avukat ve Noterle görüşme hakkı” başlıklı 59 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “Avukat ve noter ile görüşme, meslek kimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde, bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenlik nedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.”,
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Cezaevinde tutuklu olarak barındırılan şikayetçi özetle, e-devlet şifresinin kapalı bir zarfla ceza infaz kurumunda kendisine ya da vekaletname olmadan babasına teslim edilmesini talep etmektedir.
11. Şikayet konusu ile ilgili olarak başvuranın 17/11/2021 tarihinde Erzincan PTT İl Müdürlüğü’ne taahhütlü mektup yazarak başvuruda bulunduğu, Erzincan PTT Merkez Müdürlüğü tarafından gönderilen 06/12/2021 tarihli cevabi yazıda, “Yönetmelik gereği hükümlü ve engellilerin vasi kararıyla e-Devlet şifresi alabilirken, diğer şahıslara içerisinde e-Devlet şifresi alabileceklerine dair ibarenin bulunması şartıyla vekâletname ile e-Devlet verilebildiği, ancak ilgilinin daha önce e-Devlet şifresi var ise; cep telefonunun sisteme kayıtlı olması durumunda e-Devlet giriş sayfasından “şifremi unuttum” linkinden işlem adımlarını takip ederek SMS ile yeni şifre alabileceği, e-Devlet şifresi yok ise de yukarıda belirtilen belgelerle
Müdürlüğe başvurması halinde söz konusu işlemin gerçekleştirileceği” şeklinde cevap verildiği görülmektedir.
12. Web sitesinde belirtildiği üzere, E-Devlet, vatandaşlara devlet tarafından verilen hizmetlerin elektronik ortamda sunulması demektir. Bu sayede, devlet hizmetlerinin vatandaşa en kolay ve en etkin yoldan, kaliteli, hızlı, kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaştırılması hedeflenmektedir. Yüz yüze kimlik doğrulama, e-Devlet
Kapısında güvenli şifre uygulamalarının bir parçasını oluşturmaktadır. Güvenlik açısından kimlik doğrulamanın yüz yüze yapılması açık bir gereklilik olup E-devlet sahibi kişi yerine başka birisinin bu şifreleri almasının önüne geçilmesi için de önem arz etmektedir.
(https://www.turkiye.gov.tr/bilgilendirme?konu=sikcaSorulanlar)
13. Şikayet dilekçesinde başvuran, kendisinin ceza infaz kurumunda tutuklu olmasını, babasının yaşlı olmasını, farklı ilde yaşamasını ve maddi durumunun dikkate alınarak vekaletname olmaksızın yazılı beyanı ile e-devlet şifresinin babasına verilmesini ya da kapalı zarf ile ceza infaz kurumu idaresine verilmesini talep etmektedir. Bu noktada başvuran özel durumun dikkate alınması gerekliliğini savunmaktadır. Ancak tesis edilecek karar, sadece başvuran özelinde değil, eşitlik ilkesi ve ayrımcı muamele yapmama yasağı açısından, ceza infaz kurumlarında bulunan bütün mahpuslar için geçerli olacaktır. Bu durumda ceza infaz kurumundan bulunan herkes, E-devlet şifresini sadece üzerinde
Ceza İnfaz Kurumları idaresi kaşeli yazılı dilekçe ile vekaletname olmaksızın kendi beyan ettikleri yakınlarına ya da kapalı zarf içinde ceza infaz kurumları idaresine verilmesi gerektiği yönünde talepte bulunabileceklerdir. Bu durumun güvenlik açığına yol açabileceği, sadece yazılı dilekçe verilmesi durumunda imza karşılaştırması yapılmayacağı için, kişinin rızası dışında başka kişilerin eline e-devlet şifresinin geçebileceği, kapalı zarf içinde Ceza İnfaz Kurumları idaresine teslim edilmesinin yine hak sahipleri dışında üçüncü kişilerin eline geçebilmesine imkân verebileceği ya da bunun serbest irade ile yapılmadığının iddia edilebileceği aşikardır.
14. İstatistiklere göre Türkiye’de 33 milyon 26 bin 75 kişinin kayıtlı olduğu e-devlet şifresi ile, 332 kurumda 2 bin 22 hizmetten yararlanmak mümkündür. E- devlet şifresi ile ile sadece kişilerin tüm bilgilerine erişilmemekte, Tapu Kadastro Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı, SGK Emniyet Genel Müdürlüğü dahil yüzlerce kurumla hizmet alınabilmektedir. Sadece E-devlet şifresi ile kişiler hak sahibi olabilmekte ya da yükümlülük altına girebilmektedir. E-devlet şifresini ile yapılabilecek işlemlerin hayati nitelikte olması, bu konuda en ufak bir güvenlik açığına yol açılmamasını gerektirmektedir. Bu derece kişiye özel ve kişilerin en temel haklarını etkileyebilecek bir hizmete ait şifrenin, sadece üzerinde ceza infaz kurumları kaşesi bulunan yazılı bir dilekçe ile teslim edilmesi ve resmi olarak imza karşılaştırma yapılmaması güvenlik açığına yol açacaktır.
15. Hukuk düzenimizde kişilerin güvenli olarak kendilerini üçüncü kişiler nezdinde temsil ettirmesine ilişkin hususlar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan vekâlete ilişkin genel hükümler kapsamında düzenlenmiştir. Bu hükümler uyarınca; başkaları adına işlem yapılması ve temsil belgesinin şekli, Türk
Borçlar Kanunu ve Noterlik Kanunu ile belirlenmiştir. Borçlar Kanunu, vekâlet sözleşmesini, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşme şeklinde tanımlayıp, vekâlete ilişkin hükümlerin, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, bu Kanunda düzenlenmemiş olan iş görme sözleşmelerine de uygulanacağını ayrıca sözleşme veya teamül varsa vekilin ücrete hak kazanacağını düzenlemektedir.
16. Başvuran dilekçesinde, tutuklu olması nedeniyle resmi işlemlerinin yakınları tarafından takibinin yapılabilmesi amacıyla e-Devlet şifresi almak üzere babasını vekil tayin ettiğini beyan etmektedir. Ancak dosya kapsamında e-Devlet şifresi almak üzere vekil olarak tayin edilen kişiye vekalet verilmesi işleminin
şekil şartlarının yerine getirilmesi gerekmektedir. Başvuranın özel durumu nedeniyle konu PTT A.Ş.
tarafından e-Devlet şifresinin cezaevindeki hükümlüye bizzat teslim edilip edilemeyeceği; kendisine atanmış vasi bulunuyor ise vasi tarafından bu işlemin gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği; vasinin bulunmaması durumunda ise vekil olarak hükümlünün istediği bir kişiye veya avukatına cezaevi şartlarında noter aracılığıyla vekalet verilip verilemeyeceği yönleriyle ayrı ayrı incelenmiştir.
17. Somut olayın koşulları bakımından konu ele alındığından şikayetçinin cezaevi dışına çıkarılarak PTT işyerlerine e-Devlet şifresi almak üzere çıkarılmasının fiilen ve hukuken mümkün olmadığı görülmektedir. Bu nedenle cezaevinde barındırılan tutuklu/hükümlülerin cezaevi idaresi yoluyla verecekleri dilekçe ile bizzat kendilerinin e-devlet şifresi almasının mümkün olup olmadığı ve daha önce hiç e-Devlet şifresi almamış olan 65 yaş ve üzeri gerçek kişiler için uygulanan şifre zarflarının adreslerde teslimi uygulamasının özel durumları nedeniyle cezaevinde barındırılan tutuklu/hükümlüler için uygulanıp uygulanamayacağı hususlarında Posta ve Telgraf Teşkilatı
Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talep edilmiştir.
18. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından verilen cevapta, tutuklu bulunan başvuranın bizzat PTT işyerlerine gelerek e-Devlet şifresi alması mümkün olmadığından noter onaylı bir vekaletname ile vekalet verdiği herhangi bir kişinin başvuran adına e-Devlet şifresi alabilmesinin mümkün olduğu, daha önce hiç e-Devlet şifresi almamış olan 65 yaş ve üzeri gerçek kişilere, adreslerine götürülerek PTT aracılığı ile şifre verilmesi uygulamasının TÜRKSAT ile konutta teslim e-Devlet şifresi hususunda imzalanan 21.10.2020 tarihli protokolde açıkça belirtilmesi nedeniyle cezaevinde barındırılan tutuklu veya hükümlülere uygulanamadığı; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen cevapta, e-devlet şifresi verilmek üzere PTT Müdürlüğünce görevlendirilecek bir yetkilinin ceza infaz kurumuna gelerek hükümlü/tutukluların taleplerinin karşılanabileceğinin değerlendirildiği, ancak 5275 sayılı Kanunda hükümlülerin sadece eğitim ve iyileştirme programları gerekli kıldığı takdirde denetim altında internetten yararlanılabilecekleri hüküm altına alındığından hükümlü ve tutukluların e-devlet şifresi almış olsalar bile bu amaçla kurumda internet kullanmalarına kanunî bir imkân bulunmadığı; anılan Kurumda hükümözlü olarak barındırılan başvuran hakkında kesinleşmiş ceza bulunmadığı için vasi talebinde bulunulamayacağı, e-Devlet şifresinin tutuklu tarafından noter aracılığıyla vekalet vereceği temsilcisi tarafından temin edilebileceği ifade edilmektedir.
19. Ayrıca, PTT A.Ş.’nin cevabi yazısı ekinde yer alan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi
PTTBANK Daire Başkanlığı’nın 10/11/2017 tarihli “Hükümlü ve Tutuklulara E-Devlet Verilmesi” konulu yazıda, ilgi 20/09/2010 tarihli ve 6096 sayılı Tebliğ’de yer alan “Hükümlülere e-Devlet Kapısı şifre zarfı verme konusunda, ilgili yasal mevzuat hükümleri kapsamında; konunun Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün değerlendirmesine tabi bulunduğu, söz konusu Genel Müdürlük tarafından, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum olan hükümlü ve tutuklu bulunan kişilerin e-Devlet şifresi alabileceklerine yönelik yazılı izni ve onayı sonucunda e-Devlet şifresi verilebilecektir.” ifadesinin yer aldığı, söz konusu ifadenin hükümlü ile tutuklu şahsa cezaevi yönetimi tarafından ancak e-Devlet kapısı kullanımına yönelik hak tanınması durumunda, şahsın e-Devlet şifresini bizzat kullanabileceği anlamına geldiği, uygulama kapsamında PTT işyerlerinden tutuklulara vekalet, hükümlülere ise ancak vesayet aracılığı ile e-devlet şifresi verilebildiği, dolayısıyla tutuklu veya hükümlülere ilgili cezaevi yönetiminin yazılı izin veya onayıyla e-Devlet şifresi verilemediği, sadece kullanımına yönelik hak tanındığı ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
20. Somut olay bağlamında yapılan incelemede, cezaevinde bulunmaları nedeniyle kısıtlılık durumlarına istinaden vasi atanmasının hükümlülere mahsus olduğu, başvuranın hükümözlü olması nedeniyle hükümlü kapsamına girmediği ve kendisine vasi atanmadığı, hükümözlülerin eDevlet şifresi almalarının Türkiye genelindeki tüm ceza infaz kurumlarında ortak bir şekilde uygulandığı, başvuranın e-Devlet şifresi alabilmesinin tek yolunun noter aracılığıyla e-Devlet şifresi alma yetkisini içeren vekaletname vermesi olduğu, vekaleti babasına verebileceği gibi varsa avukatına da verebileceği, e-Devlet şifresi alma talebi resmi işlemlerinin yakınları tarafından takibinin yapılabilmesi amacını taşıdığından bunun vekalet verilmesi halinde mümkün olacağı, resmi hüviyeti nedeniyle vekaletin ancak noter aracılığıyla verilebileceği, noter aracılığıyla verilmemiş vekaletin e-Devlet şifresi alınması için yeterli olmayacağı tespit edilmiştir.
21. Açıklandığı üzere başvuran kendisinin ve babasının şahsi durumunu dikkate alınmasını talep etmekte olup, bu konuda talep edilen düzenleme, eşitlik ilkesi gereği ceza infaz kurumlarında bulunan yüzbinlerce kişiyi etkileyecektir. E-Devlet şifresi alabileceklerine dair ibarenin bulunması şartıyla vekâletname verildiğinde, Noter tarafından ilgili kişinin E-devlet şifresi verme konusundaki iradesi, resmi kurumlarca herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmaktadır. Ancak üzerinde Ceza İnfaz
Kurumu kaşesi bulunan yazılı dilekçe talepte bulunduğunda imza karşılaştırması yapmak, kişinin serbest iradesini tespit etmek mümkün değildir. Bu noktada yüzlerce kurum ile binlerce işlemin yapılabildiği, kişilerin hak sahibi olup, borç altına girdiği e-devlet şifresinin vekâletname olmaksızın yazılı dilekçesi ile verilmesi, güvenlik açığına yol açacağından ceza infaz kurumlarındaki kişiler aleyhine işlem tesis edilmesine neden olabilecektir. Ceza infaz kurumlarında tutulu bulunan kişilerin izni ya da serbest iradesi olmaksızın işlem yapılma ihtimali, özel şerh taşıyan vekâletname olmaksızın e-devlet şifresi verilmesini engellemektedir. 332 kuruma ait 2 bin 22 bin işlemin yapılabildiği, kişiler hakkında en temel haklara ilişkin işlem yapılabilen bir sistemin giriş şifresinin, güvenlik nedeniyle özel şartlara tabi tutulması zorunluluk arz etmektedir.
22. Başvuranın iddiaları, idarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ile ilgili tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın Ceza İnfaz Kurumu kaşesini taşıyan yazılı dilekçe ile verdiği talebinin, idarece noter aracılığıyla verilmiş bir vekaletname bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
23. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘makul sürede karar verme’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdareye bundan böyle bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)
dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup idarenin işlem veya eylemine karşı Erzincan İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
REDDİNE,
Kararın BAŞVURAN ile POSTA ve TELGRAF TEŞKİLATI ANONİM ŞİRKETİ GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi