|
ÖZET: Başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumundaki aşırı kalabalık nedeniyle insani yaşam koşullarının sağlanamadığını iddia ederek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. Başvurusunda, 10 kişilik odalar için inşa edilen koğuşlarda 25-26 kişinin barındırıldığını ve bu durumun yaşam standartlarını olumsuz etkilediğini belirtmiştir. İlgili idare, başvuranın şikayetini değerlendirerek, ceza infaz kurumlarının inşasında uluslararası standartların göz önünde bulundurulduğunu, ancak mevcut doluluk oranının %113’e ulaştığını ifade etmiştir. Ayrıca, yeni ceza infaz kurumlarının inşasıyla kalabalıklaşma sorununa çözüm arayışında olduklarını belirtmiştir.
İdarenin açıklamaları doğrultusunda, başvuranın kaldığı koğuşta kişi başına düşen alanın uluslararası standartların altında kaldığı tespit edilmiştir. Ancak, başvuranın koğuş dışındaki sosyal ve kültürel etkinliklere katılımı, açık hava egzersizleri gibi imkanlardan faydalandığı da gözlemlenmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talep etmesi halinde yeni açılan ceza infaz kurumuna nakil edilmesi ve mevcut kalabalık sorununun çözülmesi için Adalet Bakanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla gerekli adımların atılması gerektiği vurgulanmış ve bu konuda idareye önerilerde bulunulmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2676-S.24.4283
BAŞVURU NO : 2023/14687
KARAR TARİHİ : 11.03.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumundaki aşırı kalabalık sorununu
BAŞVURUNUN KONUSU :
şikayet konusu etmiştir.
BAŞVURU TARİHİ : 13.09.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; bulunduğu Kurumun oda sisteminde yapılmış bir kurum olduğunu, çok kişilik odaların standart 10 kişi için inşa edildiğini, fakat zamanla bu standardın aşıldığını, barındırılan kişi sayısının önce 16’ya, sonrasında 25-26 kişiye kadar çıkarıldığını, aşırı kalabalıktan dolayı insani olmayan yaşam koşulları oluştuğunu iddia ve şikayet ederek, yardım talebinde bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden
05.12.2023 tarihli ve S. sayılı yazımız ve 21.09.2023 tarihli ve S. sayılı yazılarımızla
bilgi ve belge talep edilmiş; adı geçen Genel Müdürlüğün 25.09.2023 tarihli ve / ve 29.12.2023 tarihli ve / sayılı cevabi yazılarında özetle; 2.1. Anılan Kurumda bulunan koğuşların 2 katlı olduğu, alt katta; ortak yaşam alanı, mutfak, havalandırma, banyo ve tuvaletler üst katta ise yatakhanelerin bulunduğu, yatakhane kısmında tuvalet bulunmadığı, 2.2. Adı geçenin, barındırılmakta olduğu – no.lu koğuşun ortak yaşam alanının 18,24 metrekare, yatakhane alanının 23,92 metrekare, tuvalet alanının 1,3 metrekare, banyo alanının 1,3 metrekare, merdiven altı boşluğunun 2 metrekare ve havalandırma bahçesinin 30,36 metrekare olmak üzere toplamda 79,85 metrekare olduğu, 2.3. Ceza infaz kurumları planlanıp inşa edilirken ve sonrasında hükümlü veya tutuklu barındırılırken
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Ceza İnfaz Alanındaki Tavsiye Kararlarında belirtmiş olduğu minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu, Avrupa İşkenceyi Önleme
/
Komitesinin belirlediği standartlara göre tek kişilik odaların asgari yaşam alanı 6 metrekare, iyi düzeyde yaşam alanı 9 metrekare, çok kişilik odalar için uluslararası standartların ise kişi başına 4 metrekare olarak belirlendiği, 2.4. Oda tipi kurumlarda hükümlü ve tutukluların bir ve üç kişilik odalarda barındırıldığı, bu odalarda kişi başı yaşam alanının asgari 11 metrekare olarak belirlendiği, çoklu kişilerin barındırıldığı odalarda ise, 15-
25 arasında hükümlü ve tutuklu barındırıldığı, kişi başına asgari 5 metrekare düştüğü, bu belirlemelerin BM
Mandela kurallarına ve CPT (Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesinin) belirlediği asgari standartlara uygun olduğu, 2.5. 10.07.2015 tarihinden itibaren adlî suçlardan hükümlü ve tutukluların istek üzerine nakil işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirilmekte olduğu ve taleplerin “Hükümlü Nakil Sistemi (HÜNSİS) Programı” çerçevesinde sistem tarafından otomatik olarak değerlendirildiği, 2.6. Başvuranın 13.11.2023 tarihli nakil talebinin de HÜNSİS ekranına düştüğü, adı geçenin söz konusu dilekçesinde Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Eskişehir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve
Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarından birine naklini talep ettiği ancak bahse konu ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle talebinin sistem tarafından uygun görülmediği, 2.7. Adı geçenin anılan Kurumda barındırıldığı süre boyunca katılım sağladığı sınavlar ile sosyal ve kültürel etkinlikleri gösterir hükümlü/tutuklu gelişim kartı ve hükümlü/tutuklu eğitim gelişim kartının bir örneğinin ekte gönderildiği, 2.8. Adı geçenin barındırılmakta olduğu Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 1000, doluluk oranının ise %113 olduğu, 2.9. Kalabalıklaşma sorununun çözümüne yönelik olarak Samsun ilinin ceza infaz kurumu ihtiyacını karşılamak amacıyla Kavak ve Çarşamba ilçelerine yeni ceza infaz kurumları yapıldığı, bu durumun sevk ve nakillerle kısa zamanda giderilmesinin planlandığı, Bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarında “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir…
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, /
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “İnsan haklarına saygı yükümlülüğü” başlıklı 1 inci maddesi “Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme’nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar.” 3 üncü maddesi “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”, 5. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun; 5.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”; 5.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
b) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır. Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir. f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”; 5.3. “Sağlığın korunması kurallarına uyma” başlıklı 27 nci maddesi “(1) Hükümlü, sağlığının korunması ve salgın hastalıkların önlenmesi için gerekli ve alınmış tedbirlere uymak, kişi sağlığı için tehlike doğuran durumları gecikmeksizin kurum yönetimine bildirmek, kendi ve içinde yaşadığı ortamın temizliğine uygun davranışlar göstermek zorundadır. (2) Hükümlü, hem kendi, hem de diğer hükümlülerin sağlığını tehlikeye düşürebilecek eylemlerden kaçınmakla yükümlüdür.” 5.4. “Hükümlünün barındırılması ve yatırılması” başlıklı 63 üncü maddesi “(1) Tehlikeli hâli bulunan hükümlü ancak bir veya üç kişilik odalarda, diğer hükümlüler ise kurumun fizikî yapısı, kapasite durumu ve güvenlik gerekleri göz önüne alınarak cezaevi yönetimi tarafından belirlenecek sayıda mahkûmun kalabileceği odalarda barındırılırlar. (2) Her hükümlüye yöresel iklime uygun nitelikte tek tip yatak ve yeterli sayıda yatak takımı verilir. (3) Kadınların erkeklerle, hükümlülerin tutuklularla, çocukların yetişkinlerle, örgüt veya çıkar amaçlı örgüt suçluları ile terör suçlularının Kanunda sayılan hâller dışında bir araya gelmelerine ve bağlantı kurmalarına izin verilmez. (4) Oda ve kısımlarda iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık, ısınma, havalandırma ve hijyen sağlanır.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 7. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin giydirilmesi, barındırılması ve yatırılması” başlıklı 66 ncı maddesi “(1) Hükümlülerin giydirilmesi, barındırılması ve yatırılmasında 5275 sayılı Kanunun 63 ve 64 üncü maddeleri uygulanır. (2) Hükümlüler idare tarafından hazırlanan ve koridordaki oda kapılarının yanına asılan resimli yatma planına uygun olarak yerleştirilir.”
Hükümlerini amirdir.
/
8. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (Bakanlar Komitesi) tarafından 11/1/2006 tarihinde kabul edilen Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 numaralı Tavsiye
Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kurallarının (Kurallar) 17. ve 18. maddeleri hükümlüler ve tutukluların yerleştirme ve barındırmalarına ilişkin kriterleri düzenlemektedir.
8.1. Bu kuralların “Yerleştirme ve Barındırma” ile ilgili bölümleri şöyledir:
17.1 Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine ve sosyal rehabilitasyon çevrelerine yakın cezaevlerine
yerleştirilmelidirler.
17.2 Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara
uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.
17.3 İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün
olduğunca mahpusa danışılmalıdır.
…
18.1 Mahpuslara sağlanan barınma yerleri ve özellikle yatakhane bölümleri, insan onuruna ve mümkün
olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olmalı, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılamalıdır.
18.2 Mahpusların yaşadığı, çalıştığı veya bir araya geldiği tüm binalarda:
a. Pencereler mahpusların normal koşullarda gün ışığında okumalarını veya çalışmalarını mümkün kılmaya yeterli büyüklükte olmalı ve klima sistemiyle yeterli ölçüde bir havalandırmanın yapıldığı yerler hariç temiz havanın içeriye girmesi sağlanmalıdır.
…
18.4 Ulusal mevzuat, bu asgari gerekliliklerin cezaevlerinin kalabalık olması gerekçe gösterilerek ihlal
edilmemesinin temi için mekanizmalar sağlamalıdır.
18.5 Başkalarıyla aynı koğuşu paylaşmasının tercih edilebilir olması dışında, mahpuslar normal olarak
geceleri tek kişilik odalarda barındırmalıdır…” 8.2. Kurallar’ın hijyen ile giyim ve yatak malzemelerine ilişkin kriterleri düzenleyen 19. ve 21.
maddelerinin ilgili bölümleri şöyledir:
“19. 4 Genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az iki kez (ve gerekiyorsa daha sık olarak) banyo ve duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır.
19. 5 Mahpuslar kendilerini, giysilerini ve kaldıkları yerleri temiz ve düzenli tutmalıdırlar.
…
21. Her mahpusa, düzenli biçimde muhafaza edilen ayrı bir yatak ile temiz tutulmasının sağlanması için gerekli sıklıkta değiştirilen ayrı ve uygun bir yatak takımı sağlanmalıdır.”
/
9. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT) 2015 yılında mahpus başına düşmesi gereken asgari yaşam alanına ilişkin görüşünü ve standartlarını net bir şekilde açıklamaya karar vermiştir. Bu standartlar çok sayıda CPT ülke ziyareti raporunda sıkça kullanılmakla birlikte ilk defa “Cezaevlerinde Mahkûm Başına Düşen
Yaşam Alanı: Cpt Standartları” başlıklı belgede (CPT/Inf (2015) 44, 15 Aralık 2015) bir araya
getirilmiştir. Bu belgenin ilgili kısımları şöyledir:
“4. Bu belgede bahsedilen odalar disiplin, güvenlik tecrit veya tefrik odalarının yanı sıra mahpusların kalması için tasarlanan sıradan odalardır. Bununla birlikte çok kısa süreler için kullanılan bekleme odaları ya da benzer alanlar burada ele alınmamıştır. (İnsanların özgürlüklerinden mahrum bırakılabilecekleri diğer mekanlardaki (polis karakolları, psikiyatri kurumları, mülteci kampları vb.)
yaşam alanı meselesi bu belgenin kapsamında değildir.)
9. CPT 1990’larda bir mahkuma bir odada sağlanması gereken asgari yaşam alanı için temel bir
“pratik kural” standardı geliştirmiştir.
• tek kişilik oda için 6 m² yaşam alanı
• çok kişilik oda için mahkum başına 4 m² yaşam alanı 10. CPT’nin son yıllarda açıkça belirttiği gibi asgari yaşam alanı standardına oda içindeki banyo ve tuvalet alanı dahil değildir. Sonuç olarak tek kişilik bir oda 6 m² olmalı, ayrıca (genellikle 1 m² ila 2 m² tutarında) bir banyo/tuvalet eklentisi bulunmalıdır. Aynı şekilde çok kişilik odalardaki banyo/tuvalet bölümü de kişi başına düşen 4 m² hesabından ayrı tutulmalıdır. Ayrıca bir mahkumdan fazlasını barındıran her odada banyo ve tuvaletler tamamen ayrılmış olmalıdır.
11. Ayrıca CPT mahkumları barındırmak amacıyla kullanılan her odanın duvarları arasında en az 2 m, zemini ile tavanı arasında da en az 2.5 m mesafe olması gerektiğini düşünmektedir.
16. Bu nedenlerle CPT, dört mahkuma kadar olan çok kişilik odalarda, tek kişilik oda için geçerli olan 6 m²’lik asgari yaşam alanına her ilave mahkum için 4 m² ekleyerek, arzulanan bir standardı teşvik
etmeye karar vermiştir:
• 2 mahkum: en az 10 m² (6m² + 4m²) yaşam alanı + banyo ve tuvalet
• 3 mahkum: en az 14 m² (6m² + 8m²) yaşam alanı + banyo ve tuvalet
• 4 mahkum: en az 18 m² (6m² + 12m²) yaşam alanı + banyo ve tuvalet 21. CPT hiçbir zaman oda boyutu standartlarının mutlak olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünmemiştir. Bir başka deyişle CPT, özellikle mahpusların her gün önemli miktarda bir vakti oda dışında geçirebilmeleri (atölyelerde, sınıflarda veya diğer aktivitelerde) gibi hafifletici faktörler bulunduğu sürece, asgari standartlarından küçük bir sapmanın otomatik olarak söz konusu mahkum(lar)ın insanlık dışı ve onur kırıcı muamele gördükleri anlamına gelebileceği görüşünü benimsememektedir. Bununla birlikte CPT böyle durumlarda bile hâlâ asgari standarda bağlı kalınmasını tavsiye etmektedir.
22. Diğer yandan Komite için alıkonma koşullarının insanlık dışı ve onur kırıcı muamele olarak sayılması için odaların aşırı kalabalık olması ya da birçok vakada olduğu gibi, bütün mahkumlar için yeterli sayıda yatak olmaması, yetersiz hijyen, parazit salgını, yetersiz havalandırma, ısıtma ya da aydınlatma, odada tuvalet/banyonun bulunmaması ve doğal ihtiyaçlar için kova ya da şişe kullanılması
/
gibi birçok olumsuz unsuru bir arada bulundurması gerekmektedir. Aslında bir alıkoyma merkezinin hem aşırı kalabalık olma hem de iyi havalandırılma, temiz olma ve yeterli sayıda yatak bulundurma ihtimali oldukça düşüktür. Dolayısıyla CPT’nin sadece yetersiz yaşam alanına atıfta bulunmak yerine sıklıkla ağır tutukluluk şartlarını oluşturan faktörleri sayması şaşırtıcı değildir. Ayrıca CPT –her vakada olmasa da- özel bir durumu değerlendirirken koşullarla doğrudan doğruya bağlantısı olmayan başka faktörleri de dikkate almaktadır. Bu faktörler oda dışında az zaman geçirilmesi ve genellikle kötü bir cezaevi rejimi; açık hava egzersizlerinin azaltılması; yakınlarla yıllarca görüşme mahrumiyeti vb. içerir.
23. Bu belgenin sonundaki Ek cezaevinde alıkoyma koşulları değerlendirilirken göz önünde bulundurulması gereken faktörlerin (mahkum başına düşmesi gereken yaşam alanı miktarı dışında)
kısmi bir listesini içermektedir.
24. Bu belge, CPT’nin belirli bir odada mahkûm(lar) açısında uyulması gereken asgari yaşam alanı standartlarını açıkça belirterek, uygulayıcılara ve diğer ilgili taraflara kılavuz ilkeler sağlamaya çalışmaktadır. Nihai olarak, belirli bir kişinin, o kişinin kişilik yapısı da dahil olmak üzere bütün faktörleri dikkate alarak AİHS’nin 3. maddesi çerçevesinde insanlık dışı ve onur kırıcı muamele eşiğine varacak kadar acı çekip çekmediğine karar vermek mahkemelerin işidir. Kişi başına düşen metrekare miktarı, çoğunlukla anlamlı ve belirleyici olmakla birlikte sadece bir faktördür.” 17. Söz konusu belgenin ekinde yer alan ceza infaz kurumundaki tutulma koşulları değerlendirilirken
göz önünde bulundurulması gereken diğer faktörlerin listesi ilgili olduğu ölçüde aşağıdaki gibidir:
“ Onarım ve temizlik durumu
– Hücreler, mobilyalar da dahil olmak üzere, iyi bir onarım durumunda olmalı ve yaşam alanlarının temiz ve hijyenik kalması için her türlü çaba gösterilmelidir.
– Herhangi bir haşere istilası şiddetle mücadele edilmelidir.
– Mahpuslara gerekli kişisel hijyen ürünleri ve temizlik malzemeleri sağlanmalıdır.
Doğal ışığa, havalandırmaya ve ısıtmaya erişim
– Mahpuslar için tüm yaşam mekânları (hem tek kişilik hem de çok kişilik hücreler), okuma amaçları için yeterli olan yapay aydınlatmanın yanı sıra doğal ışığa da erişebilmelidir.
– Aynı şekilde, hücrelerin içindeki havanın sürekli yenilenmesini sağlamak için yeterli havalandırma olması gerekir.
– Hücreler yeterince ısıtılmalıdır.
Sıhhi tesisler
– Her hücrede en az bir tuvalet ve lavabo bulunmalıdır. Birden fazla kişinin bulunduğu hücrelerde, sıhhi tesisler tamamen bölünmelidir (yani tavana kadar).
Açık hava egzersizi
– CPT, her mahpusa her gün en az bir saat açık havada egzersiz teklif edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Açık hava egzersiz alanları geniş olmalı ve mahkûmlara kendilerini fiziksel olarak efor sarf etmeleri (örneğin spor yapmaları) için gerçek bir fırsat verecek şekilde uygun şekilde
donatılmalıdır; ayrıca dinlenme araçları (örneğin bir bank) ve sert hava koşullarına karşı bir barınak ile donatılmalıdır.
Belli bir amaca yönelik etkinlikler
– CPT uzun süredir mahkumlara çeşitli amaçlı faaliyetler (iş, meslek, eğitim, spor ve eğlence)
sunulmasını tavsiye etmektedir.” 10. Avrupa Konseyi Suç Sorunları Komitesi; Avrupa Cezaevi Kuralları yorumunda yeterli barınma ve ceza infaz kurumu rejimleri için gerekliliklerin kapsamını açıklamıştır. Açıklamanın
ilgili kısmı şöyledir:
“Kural 18 bazı yeni unsurlar içeriyor. İlki, Kural 18.3’te, hükümetleri ulusal hukuk yoluyla uygulanabilecek belirli standartlar ilan etmeye zorlamayı amaçlamaktadır. Bu tür standartlar, insan onuru ile ilgili daha geniş konuların yanı sıra pratik sağlık ve hijyen konularını da karşılamalıdır. CPT, çeşitli ülkelerdeki cezaevlerinde bulunan koşullar ve yer hakkında yorum yaparak bazı asgari standartları belirtmeye başlamıştır. Bunlar, çok kişilik koğuşlardaki mahkumlar için 4 m² ve tek kişilik bir hapishane hücresi için 6 m² olarak kabul edilir. Bununla birlikte, bu minimumlar, mahpusların hücrelerinde gerçekte ne kadar zaman harcadıklarına dair çalışmalar da dahil olmak üzere, belirli hapishane sistemlerinin daha geniş analizleriyle ilgilidir. Bu minimumlar norm olarak görülmemelidir.
CPT böyle bir normu hiçbir zaman doğrudan ortaya koymamış olsa da, göstergeler, bir mahkum için bir hücre için 9 ila 10 m²’yi arzu edilen bir boyut olarak kabul edeceği yönündedir. Bu, CPT’nin bu konuda halihazırda ortaya konanların üzerine inşa edilecek sürekli bir katkı yapabileceği bir alandır.
Gerekli olan, çeşitli sayıdaki kişinin hangi hücre boyutunun kabul edilebilir olduğunun ayrıntılı bir incelemesidir. Uygun büyüklükler belirlenirken mahpusların hücrelerde kilitli kaldıkları saat sayısına dikkat edilmelidir. Hücrelerinin dışında çok fazla zaman geçiren mahpuslar için bile, insan onuru standartlarını karşılayan net bir asgari alan olmalıdır. …” 11. 1955 tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2015 yılında gözden geçirilmiş ve Mahpuslara
Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kurallar (Nelson Mandela Kuralları) adı
verilmiştir. Nelson Mandela Kurallarının ilgili kısmı şöyledir:
“Barınma
Kural 12 1. Mahpusların uyuma yerleri, tek kişilik hücre veya oda ise her mahpus, gece tek başına bu hücre ya da odada kalır. Geçici kalabalık gibi, özel nedenlerle merkezi hapishane idaresinin bu kurala istisna getirmesi gerektiğinde bile, iki mahpusun küçük bir yerde veya odada bir arada tutulması, uygun değildir.
2. Koğuş sisteminin kullanıldığı yerlerde, aynı koğuşa bu şartlar altında birbirleri ile uyuşabilecek kişiler dikkatle seçilerek yerleştirilir. Hapishanenin özelliği dikkate alınarak, düzenli biçimde gece denetimleri yapılır.
Kural 13
/
Mahpuslara kalmaları için ayrılan bütün yerlerde ve özellikle uyudukları yerlerde, iklim şartlarına ve ayrıca metreküp başına düşen hava miktarına, asgari zemin alanına, aydınlatmaya, ısıtmaya ve havalandırmaya gerekli özen gösterilerek, sağlık için gerekli bütün koşullar karşılanır.
Kural 14
Mahpusların yaşamaları ve çalışmaları gereken her yerde:
(a) Pencereler, mahpusun gün ışığında okuma veya çalışabilmesine yeterli büyüklükte ve yapay bir havalandırma sistemi olmasına bakılmaksızın, temiz havanın girebileceği şekilde inşa edilir.
(b) Mahpusun okuma veya çalışması için, görme yeteneğine zarar vermeyecek ölçüde yeterli yapay aydınlatma sağlanır.
Kural 15
Her mahpusun tuvalet ihtiyaçlarını karşılayabileceği ölçüde yeterli sıhhi tesis bulunur; bu tesisler temiz ve bakımlı tutulur.
Kural 16
Her mahpusun yararlanabileceği, yeterli banyo ve duş yeri bulunur. Mahpusların iklim koşullarına uygun, mevsime ve coğrafi bölgeye göre genel sağlığa uygunluk için gerekli aralıklarda, ılık bir iklim varsa haftada en az bir kez banyo veya duş olanağı sağlanır.
Kural 21
Yerel ve ulusal standartlara uygun olarak, her mahpusa, verildiğinde temiz, iyi durumda ve temizliği korumaya yetecek sıklıkta değiştirilen, yeterli büyüklükte ve sayıda yatak takımı ve ayrı bir yatak sağlanır.
Egzersiz ve spor
Kural 23 1. Hava koşulları izin verdiği ölçüde, dışarıda çalıştırılmayan her mahpus, günde en az bir saat açık havada, uygun bir biçimde egzersiz yapacaktır.”
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
12. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 13. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda özetle; Bafra T Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 10 kişilik odalarda 25 kişi kaldıklarını, aşırı kalabalıktan dolayı insani olmayan yaşam koşulları oluştuğunu iddia ve şikayet ederek, yardım talebinde bulunmuştur.
14. Başvuran, vaki talebini ilk olarak 14/07/2023 tarihinde Kurumumuza iletmiş, başvuru ve ekleri incelenmesi için Kurumumuzun 26/07/2023 tarihli ve / başvuru sayılı Gönderme Kararı ile
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiş, Genel Müdürlüğün 07.09.2023 tarihli yazısı ile başvurana ve Kurumumuza yanıt verilmiştir. Başvuran, idarenin cevabi yazısında ceza infaz kurumlarının inşa sürecinde ve sonrasında hükümlü ve tutuklular barındırılırken uluslararası minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu söylenmiş ise de bu kurallara uyulmadığını ifade ederek işbu başvurusunu yapmıştır.
15. İdare tarafından; anılan Kurumda bulunan koğuşların 2 katlı olduğu, alt katta; ortak yaşam alanı, mutfak, havalandırma, banyo ve tuvaletlerin üst katta ise yatakhanelerin bulunduğu, yatakhane kısmında tuvalet bulunmadığı, başvuranın 18/10/2023 tarihine kadar tutulduğu A-1 no.lu koğuşta kendisi ile birlikte
23 hükümlü/tutuklu olarak barındırıldığı, belirtilen tarihte daha boş olan – no’lu koğuşa yerleştirildiği,
– nolu koğuşun güncel mevcudunun 24 kişi olduğu, başvuranın tutulduğu çok kişilik koğuşların yatakhane, ortak yaşam ve havalandırma kısımlarının alanının toplam 79,85 m² olduğu, bu alanın 1,3 m² büyüklüğünde bir tuvalet, 1,3 m² büyüklüğünde bir banyoyu içerdiği belirtilmiştir. Başvuranın halen kalmakta olduğu – no.lu koğuşa ait fotoğraflar gönderilmemiş olmakla birlikte, koğuşta sıhhi yüzeyler çıkarıldıktan sonra kalan kişisel alanının 3,2 m² olduğu tespiti yapılmaktadır.
16. Koğuştan bağımsız olmayan 30,36 m² büyüklükte havalandırma bahçesi bulunmaktadır. Koğuştakiler, havalandırma bahçesinden kesintisiz biçimde faydalanabilmektedir, ancak havalandırma bahçesi güvenlik gerekçesiyle gün ışığı ile açılıp gün batımında kapatılmaktadır. Havalandırma bahçesindeki faaliyetlerde tutuklu ve hükümlüler serbest bir şekilde bireysel yahut grup çalışması yapabilmektedir, bu konuda bir kısıtlama yoktur.
17. Başvuranın Kurumumuza ilk şikâyetçi olduğu 18/10/2023 tarihine kadar tutulduğu A-1 no.lu koğuşun alan bilgilerine yer verilmemiş, ancak koğuş fotoğrafları ile tutulan mahkum sayısı gönderilmiştir.
Fotoğraflardan yatakhanede ranzaların birbirine bitişik konulduğu, ranzalardan arta kalan alanlarda yerlere birbirine bitişik şekilde yatakların serili olduğu, bazı ranzaların arasında dolapların bulunduğu, ranzalar ve yataklar arasında yürümek için ancak tek kişinin geçebileceği şekilde boşluk bırakıldığı, ortak yaşam alanı olan alt katta ise 4 küçük masa ve yaklaşık 12 sandalye ile 2 taburenin yerleştirildiği, 2023 Eylül ayı itibariyle koğuşta 23 kişinin kalmakta olduğu görülmüştür.
18. Bakanlık tarafından; ceza infaz kurumları planlanıp inşa edilirken ve sonrasında mahpusların barındırılması sürecinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin belirttiği minimum ceza infaz kurumu standartlarının göz önünde bulundurulduğu, mahpusların yaşam koşullarının uluslararası standartlara uygun şekilde belirlendiği, mahpus sayısının artış gösterdiği zamanlarda kurumun fiziki şartlarında geçici olarak sıkıntıların yaşanabildiği ancak yer sorununun en kısa sürede çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli önlemlerin alındığı, bu bağlamda Samsun ilinin ceza infaz kurumu ihtiyacını karşılamak amacıyla Kavak ve Çarşamba ilçelerine yeni ceza infaz kurumları yapıldığı, yeni açılan bu kurumlara sevk ve nakillerle kısa zamanda kalabalıklaşma sorununun giderilmesinin planlandığı açıklanmıştır. Başvuranın oda yerleştirme işlemlerinin ilgili mevzuat hükümleri uyarınca ve İdare ve Gözlem Kurulu kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilmiştir. İdare ile bilahare yapılan görüşmelerden, Kurumun 706 kişi kapasiteli olarak planlandığı, artırılmış ilave kapasitesinin 1040 olarak belirlendiği, 6 Şubat 2023 tarihinde
Kahramanmaraş’ta yaşanan depremler sonrasında, depremden etkilenen bölgelerde barındırılmakta olan çok sayıda mahkûmun Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, mevcut durumda 1345 kişinin barındırıldığı öğrenilmiştir.
19. Kurumumuza gönderilen ek bilgi-belgelerin incelenmesinden, başvuranın ayda 1 kere olmak üzere açık-kapalı spor alanlarındaki spor etkinliklerinden faydalandırıldığı, Açık Öğretim Lisesi, Açık Öğretim
/
Fakültesi ve yükseköğretim kurumları sınavlarına katılımının sağlandığı, Anadolu Üniversitesi Açık
Öğretim Fakültesi ve Sinop Üniversitesinde aktif öğrenci olduğu, İngilizce Seviye A-1, Kur’an-ı Kerim (Elifba) ve (Tecvidli) Okuma kurslarına katıldığı; ayrıca Kurum Eğitim Birimi, Psiko-Sosyal Birimi ve
Manevi Rehberlik Birimi tarafından gerçekleştirilen seminer, bilgi yarışması, konferans, sinema gösterimi gibi sosyal, kültürel, eğitici etkinliklerle voleybol turnuvası gibi sportif etkinliklere katılım sağladığı görülmüştür.
20. Anayasanın 17 nci maddesinin ilgili fıkralarında, “herkesin, … maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağı” hüküm altına alınmıştır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3 üncü maddesinde de hiç kimsenin işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamayacağı belirtilmiştir. Bahse konu amir hükümler incelendiğinde, işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezaların yasaklanmasının mutlak mahiyette olduğu açıkça görülmektedir.
21. Nitekim Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi kötü muamele yasağının istisnası öngörülmemiştir. Sözleşme’nin 15. maddesi de benzer bir düzenleme ile kötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir sınırlama getirmemiştir. Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında terörizmle ya da organize suçla mücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme’nin mağdurların davranışlarından bağımsız olarak devletleri işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerden men ettiği belirtilmiştir.
22. Bu husus, 5275 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında da “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz” ve aynı Kanun’un
6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde “Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten
yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir.” şeklindeki düzenlemelerle açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahpuslar için sağlanacak şartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (AYM, Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 36).
23. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, mahpusların Sözleşmede ve Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahip olduğu, bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kurumda güvenliğin sağlanmasına yönelik makul gerekliliklerin olması durumunda sahip olunan hakların sınırlanabileceği belirtilmiştir (Hirst/Birleşik Krallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69; AYM, Turan Günana,§ 35).
Bununla birlikte, infazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerektiğinin altı çizilmektedir.
24. Anayasa Mahkemesi kararlarında, tutulma koşullarının, tutulanlara yapılan bazı uygulamaların, ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamiz ifadelerin, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muamelelerin kötü muamele olarak ortaya çıkabileceği belirtilmiştir (AYM; Cezmi Demir ve diğerleri, § 90). Diğer bir ifade ile kötü muamele ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilmektedir.
/
25. Bu nedenle, AİHM ve AYM kararlarında ceza infaz kurumunda tutulma koşullarına ilişkin somut iddiaların cezaevindeki yaşamın tüm yönleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda mahpuslara sağlanan aktivitelerin genişliğinden, mahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadar geniş bir alanda incelenmesi gerektiği belirtilmektedir (AİHM, Dougoz/Yunanistan, B. No: 40907/98, 6/3/2001, § 46; AYM; Turan Günana, § 37).
26. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi (Bakanlar Komitesi) tarafından 11/1/2006 tarihinde kabul edilen
Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 numaralı Tavsiye Kararı’nın ekinde yer alan Avrupa Cezaevi Kuralları’nın (Kurallar) 18.1 inci maddesinde “mahpuslara sağlanan barınma yerleri ve özellikle yatakhane bölümlerinin, insan onuruna ve mümkün olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olması gerektiği, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılaması gerektiği” belirtilmiştir.
27. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT)
2015 yılında yayımlanan “Cezaevlerinde Mahkum Başına Düşen Yaşam Alanı: Cpt Standartları” başlıklı
belgede (CPT/Inf (2015) 44, 15 Aralık 2015) CPT’nin izleme etkinlikleri sırasında sık sık cezaevi nüfusunun yoğun olduğu durumlarla karşılaştığı belirtilerek, cezaevi nüfusunun yoğun olmasının sonuçları sıkışık ve sağlığa elverişsiz barınma; hiç mahremiyet olmaması; mevcut personelin kapasitesini ve olanakları aşan talep nedeniyle koğuş etkinliklerinin kısıtlanması; sağlık bakım hizmetleri kapasitesinin zorlanması; mahpusların kendi aralarında ve mahpuslarla personel arasında gerilimin ve dolayısıyla da şiddetin artması şeklinde sayılmıştır. (https://rm.coe.int/1680727fa5)
28. Bu kapsamda, yüksek yargı kararlarında koğuşların kalabalık olması sebebiyle yapılan başvuruların, kalabalık sorununun kendisinin tespit edilmesinin yanı sıra, barındırılma koşullarına yönelik uluslararası kabul görmüş asgari standartlar çerçevesinde (bkz. prg. 8-10) kalabalığın sebep olduğu yetersiz havalandırma, aydınlatmanın yetersiz olması, kişisel hijyenin sağlanması için yeterince sıcak su verilmemesi, tuvalet ve banyonun yetersiz, bakımsız ve mahremiyet sağlamayacak şekilde olması, koğuşun genel hijyeninin sağlanamaması, herkese yatak sağlanamaması, ortak olarak kullanılan açık havalandırma alanının yetersiz olması, özel eşyalarının muhafazası için dolap sayısının yetersiz olması gibi unsurlarla birlikte ele alındığı ve incelemenin “kötü muamele yasağının ihlali” çerçevesinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
29. Yüksek mahkeme kararlarında, yukarıda ifade edilen tüm hususlara ilave olarak bir muamelenin
Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiğini ifade edilerek, her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının somut olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği, bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önem taşıdığı belirtilmektedir. (AYM, Tahir
Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).
30. Somut olayda başvuran, bulunduğu ceza infaz kurumunda tutulduğu koğuşun aşırı kalabalık olmasını şikayet etmekte, kalabalıktan kaynaklanan mekânsal sıkışıklık dışında başkaca bir eksiklik veya yetersizlikten ya da kamu görevlilerinin kasıtlı uygulamasından şikâyet etmemektedir. Bu minvalde, öncelikle başvuranın kaldığı koğuşta mahpus başına düşen alanın mahpusların barındırılma koşullarına yönelik asgari standartları sağlayıp sağlamadığının incelenmesi gerekmektedir.
/
31. Avrupa İşkenceyi ve İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezayı Önleme Komitesi (CPT)
ceza infaz kurumlarında kişisel yaşam alanına dair asgari standardı tek kişilik oda için 6m² yaşam alanı + sıhhi imkânlar [tuvalet/banyo]; çok kişilik odada mahkûm başına 4m² yaşam alanı + tamamen bölünmüş tuvalet/banyo olarak belirlemiştir. Hem tek hem de çok kişilik odalardaki banyo/tuvalet bölümünün tamamen ayrılmış olması gerektiği ve kişi başına düşen 4 m² ve 6m² hesabından ayrı tutulması gerektiği vurgulanmıştır.
32. CPT ayrıca cezaevlerinde çok kişilik odalarda kişi başına düşmesi gereken 4 m2’nin asgari bir standart olduğunun altını çizerek, bu standardın sağlandığı durumlarda dahi sıkışık koşulların oluşabildiğini, kişi başına bundan daha fazla yaşam alanı sağlanarak CPT’nin “arzulanan” standartlarını karşılanması için en azından gayret göstermenin isabetli olacağını belirtmiştir.
33. AİHM Büyük Dairenin 2016 yılında verdiği Mursic/Hırvatistan kararında çok kişilik koğuşlarda bir mahpusa tahsis edilen asgari kişisel alanın hesaplanmasına ilişkin metodolojiyi netleştirmiştir. Buna göre
AİHM, CPT’nin konuyla ilgili metodolojisinden hareketle hücre içi sıhhi tesisatın hücrenin toplam yüzey alanından sayılmamasına karar vermiştir. Öte yandan hücredeki kullanılabilir yüzey alanının hesaplanmasına mobilyaların kapladığı alanın da dâhil olduğunu, bu noktada mahpusların hücre içinde normal bir şekilde hareket etme imkânının olup olmadığının önemli olduğunu belirtmiştir (Mursic/Hırvatistan, §110, 111,114) (AİHM’in (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Ceza
İnfaz Kurumlarının Aşırı Kalabalıklaşmasına İlişkin Ayrıntılı İçtihadı için Bkz: AYM, Cengiz Yetgin [GK], B. No: 2019/39068, 14/6/2023, § 25-37).
34. Anayasa Mahkemesi Cengiz Yetgin kararında, AİHM’in ceza infaz kurumlarının aşırı kalabalıklaşmasına ilişkin ilkeleri açıklanmış, çok kişilik koğuşlarda asgari kişisel alan sorununa AİHM’in nasıl yaklaştığı, kişi başına asgari 4 m2 şartının altında kişisel alan tahsisinin kendi başına Sözleşmenin 3 üncü maddesinin ihlaline yol açıp açmadığı veya bir karine oluşturup oluşturmadığını ve kişisel alanın
azlığını telafi edebilecek faktörlere ayrıntılı olarak yer verilmiştir. (Cengiz Yetgin [GK], B. No:
2019/39068, 14/6/2023, §25-37)
35. Buna göre, AİHM kararlarında mahpuslara tahsis edilmesi gereken belli bir metrekareyi kesin olarak belirleyemeyeceğini birçok kez vurgulamış, çok kişilik koğuşlarda kişisel asgari alan için arzu edilen standardın 4 m² olduğunu belirtmiştir. Mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde ise tutulma koşullarının diğer yönlerinin yeterliliğini/yetersizliğini incelemiştir. Bu durumda alan faktörünün yanı sıra açık hava egzersizi, doğal ışığa veya havaya erişim, havalandırmanın mevcudiyeti, ısıtma düzenlemelerinin yeterliliği, tuvaleti özel olarak kullanma, temel sıhhi ve hijyen gerekliliklerine
uygunluk gibi bir dizi diğer ilgili faktörü değerlendirmiştir (AİHM, Ananyev ve diğerleri/Rusya, B. No:
42525/07, 60800/08, 10/1/2012, §149).
36. Anayasa Mahkemesi de aynı doğrultuda Anayasa’nın 17. maddesine uymak için bir mahpusa sağlanması gereken net bir metrekare sayısının kesin olarak belirlenemeyeceğini, yukarıda belirtildiği gibi birçok faktör dikkate alınacağını, önceki içtihadı ve alan faktörünün önemi çerçevesinde dörtten fazla mahpusun barındırıldığı çok kişilik koğuşlarda bir mahpus için asgari yaşam alanının 4 m² olmaya devam edeceği açıklamış; genel tutulma koşullarına ilişkin genel ilkelere kararda yer vermiştir. (AYM, Cengiz
Yetgin [GK], §53-69)
37. Mahkeme çok kişilik koğuşlarda bir kişi için olması gereken asgari yaşam alanının 4 m²nin altına düştüğü hâllerde kişisel alan eksikliği nedeniyle 3. maddenin ihlal edilip edilmediğine karar verirken 3
/
unsuru dikkate alacağını belirtmiştir. Bunlar; (1) kısa süreli, küçük çaplı ve ara sıra olması, (2) bu tür azalmaların yeterli koğuş dışı dolaşım özgürlüğü ve koğuş dışı etkinliklerle desteklenmesi ve (3) mahpusun genel olarak uygun nitelikte olan ve tutulma koşullarını ağırlaştırıcı başka bir unsur taşımayan bir ceza infaz kurumunda tutuluyor olması olarak sayılmıştır. Mahkeme bu 3 unsurun bir arada bulunuyor olması halinde
Anayasa’nın 17. maddesinin ihlaline yönelik ortaya çıkacağı değerlendirilen güçlü karinenin ortadan kaldırılabileceğini belirtmektedir. (AYM, Cengiz Yetgin [GK], § 63)
38. Somut dosyada başvuran 27.06.2018 tarihinde Kuruma kabul edilmiş, 28.06.2018 tarihinde ilk yerleştirmesinden itibaren idari nedenlerle veya kendi talebi üzerine 8 kere koğuş değişikliği yapmıştır.
Başvuranın 18/10/2023 tarihinden bu yana kalmakta olduğu – no.lu koğuşta kişisel alanının yukarıda belirtilen içtihatlar çerçevesinde Kurumumuzca yapılan hesaplamasında 3,2 m² olduğu tespit edilmekte, gün ışığında kesintisiz biçimde 30,36 m² büyüklükteki havalandırma bahçesinde sınırlama olmaksızın açık havadan faydalanabilmektedir. Başvurana ait gelişim kartının incelenmesinden, başvuranın ayda 1 kere olmak üzere infaz kurumunun açık/kapalı spor alanlarındaki etkinliklerinden faydalanabildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca kurumda gerçekleştirilen kısa süreli (1-2 saatlik) seminer, bilgi yarışması, konferans, sinema gösterimi gibi sosyal, kültürel, eğitici etkinliklerle voleybol turnuvası gibi sportif etkinliklere katılım sağladığı görülmüştür. Başvuran, bunların dışında açık, kapalı ve telefonla görüşler için koğuş dışına çıkmakta, infaz kurumunda talep ettiği sınavlara katılmakta böylelikle dış dünya ile ilişkisini devam ettirebilmektedir.
38.1. İdare tarafından, oda tipi kurumlarda hükümlü ve tutukluların bir ve üç kişilik odalarda barındırıldığı, çoklu kişilerin barındırıldığı odalarda 15-25 arasında hükümlü ve tutuklu barındırıldığı, BM
Mandela kurallarına ve CPT (Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesinin) belirlediği asgari standartlara uygun olarak kişi başına asgari 5 metrekare düştüğü, başvuranın kalmakta olduğu Bafra T Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu kapasitesinin 1000, doluluk oranının ise %113 olduğu, kalabalıklaşma sorununun çözümüne yönelik olarak Samsun ilinin ceza infaz kurumu ihtiyacını karşılamak amacıyla Kavak ve Çarşamba ilçelerine yeni ceza infaz kurumları yapıldığı, bu durumun sevk ve nakillerle kısa zamanda giderilmesinin planlandığı belirtilmiştir. İdare ile yapılan görüşmelerden bilahare, başvuranın suç türüne de uygun olan
Kavak Ceza İnfaz Kurumuna sevk ve nakillerin başladığı ancak Çarşamba ilçesindeki ceza infaz kurumunda teknik-altyapı sorunu yaşanması sebebiyle kurumun kullanıma açılamadığı, başvuranın Kavak
Ceza İnfaz Kurumuna nakli için herhangi bir talebi olmadığı öğrenilmiştir.
39. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde; verilen bir mahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahpuslar için sağlanacak şartların insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olması gerektiği, infazın yöntemi ve infaz sürecindeki davranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir duruma sokmaması gerektiği, Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabul edilecek hususların farklı şekillerde tezahür edebileceği, kötü muamele ceza infaz kurumu idaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibi yönetim hataları veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabileceği, mahpuslara sağlanan barınma yerlerinin insan onuruna ve mümkün olabildiğince özel yaşama saygı gösterecek biçimde olması gerektiği, iklim koşulları ve özellikle zemin alanı, havanın metreküp miktarı, aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılaması gerektiği, bu nedenle somut başvuruda olduğu gibi kalabalık sorununa yönelik şikayetlerde mahpuslar için bir ceza infaz kurumundaki yaşamın sadece kişisel alana göre değil, barındırılma koşullarına yönelik uluslararası kabul görmüş asgari standartlar çerçevesinde cezaevindeki yaşamın tüm yönleriyle
değerlendirilmesi gerektiği, buna göre çok kişilik koğuşlarda kişisel asgari alan için arzu edilen standardın
4 m² olarak kabul edildiği, mahpusların 3 m² ile 4 m² arasında kişisel alana sahip olduğu hâllerde ise tutulma
koşullarının alan faktörünün yanı sıra açık hava egzersizi, doğal ışığa veya havaya erişim, havalandırmanın mevcudiyeti, temel sıhhi ve hijyen gerekliliklerine uygunluk gibi bir dizi faktörün dikkate alınması gerektiği, bu hususlara ilave olarak bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olmasının gerektiği, her olayda asgari eşiğin aşılıp aşılmadığının değerlendirilerek, bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerin göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmaktadır.
40. Somut dosyanın belirtilen kapsamda incelenmesinden; başvuranın tutulduğu odanın aşırı kalabalık olmasını şikayet konusu ettiği, bunun dışında başkaca bir eksiklik veya yetersizlikten ya da kamu görevlilerinin kasıtlı uygulamasından şikâyet etmediği, Kurumumuzca yapılan hesaplamada başvuranın 18/10/2023 tarihinden bu yana kalmakta olduğu – no.lu koğuşta kişisel alanının 3,2 m² olduğu, bu alanının uluslararası standartlarda belirtilen asgari 4 m² kişisel alan hesaplamasının altında kaldığı, bununla birlikte yüksek mahkeme içtihatlarında mahpusların kişisel alanının 4 m²’nin altında kaldığı durumlarda kalabalık sorunun yol açtığı sıkıntı düzeyinin asgari eşik seviyesini aşıp aşmadığının değerlendirmesinde aydınlatma, ısıtma ve havalandırma dikkate alınarak, sağlık ve temizlik gereklerini karşılaması gibi yukarıda belirtilen cezaevi yaşamının diğer unsurları ile muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler ile birlikte incelenmesi gerektiği, bu kapsamda
Kurumumuzca yapılan hesaplama doğrultusunda başvuranın uzun süredir arzu edilen asgari kişisel alana (4 m²) sahip olmadığı tespit edilmekle birlikte, koğuştan bağımsız olmayan havalandırma alanında başvurana açık havadan faydalanma ve belli amaca yönelik faaliyet yapma ve dış dünya ile ilişkisini tesis edecek imkânlar sunulduğu, bunların dışında başvuranın kişisel uyku yerinin olmadığı, mobilyalar arasında serbestçe hareket etme imkânına sahip olmadığı, yatakhane bölümünde hareket edecekleri bir alan olmadığı, hijyen koşullarının sağlanmadığı veya mahremiyetin korunamadığı gibi barınma koşulunu ağırlaştıracak başka herhangi bir unsuru şikayet konusu etmediği, buna yönelik olarak idarece sunulan bilgibelgelerden de Kurumumuzca bu hususların açıkça tespit edilemediği, ancak Bafra T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumuna 706 kişi kapasiteli olarak planlandığı, son yıllarda ceza infaz kurumların kapasitesinde yaşanan artışa ek olarak 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta yaşanan deprem felaketi sonrasında, şikayete konu kuruma yapılan nakillerle Kurumda 1345 kişinin barındırıldığı dikkate alındığında Kurumda aşırı kalabalıklaşma sorunu olduğunun açık olduğu, nitekim idare tarafından Samsun ilindeki ihtiyacın karşılanmasına yönelik Kavak Ceza İnfaz Kurumunun inşa edilerek sevk ve nakillere açıldığı, başvuranın suç türünün Kavak ilçesinde açılan bu kurumda barındırılmaya uygun olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, talebi olması halinde başvuranın Kavak ilçesinde yeni açılan ceza infaz kurumuna veya nakil dilekçesinde yer alan kurumlarda boşalma olması halinde bu kurumlara nakledilmesi, ayrıca
Çarşamba ilçesinde yapımı devam eden yeni ceza infaz kurumunun mümkün olan en kısa sürede tamamlanarak kalabalık sorununun ivedi şekilde aşılması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 41. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi
/
yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
42. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Bafra İnfaz Hakimliğinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurunun KABULÜNE, Başvuranın talebi olması halinde Kavak ilçesinde yeni açılan ceza infaz kurumuna veya nakil dilekçesinde yer alan kurumlarda boşalma olması halinde bu kurumlara nakledilmesi, ayrıca Çarşamba ilçesinde yapımı devam eden yeni ceza infaz kurumunun mümkün olan en kısa sürede tamamlanarak kalabalık sorununun ivedi şekilde aşılması hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Adalet Bakanlığı’na tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/