ÖZET: Bu karar, hükümlülerin aileleriyle olan ilişkilerinin sürdürülmesinin önemini vurgulamaktadır. Başvuran, ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır’a yakın bir cezaevine nakil talep etmiştir. 5275 sayılı Kanun’un 3. maddesi, ceza infazının amacının sadece cezalandırma değil, aynı zamanda hükümlülerin topluma kazandırılması olduğunu belirtmektedir. Hükümlülerin aile hayatına saygı gösterilmesi, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınmıştır. Cezaevi idaresinin, hükümlülerin aileleriyle bağlantı kurmalarını sağlamak için gerekli önlemleri alması gerektiği ifade edilmiştir.

Başvuranın nakil talebinin reddedilmesi, sadece cezaevi kapasitesi göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Ancak, hükümlünün ailesiyle olan bağı ve ziyaret imkanları da dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla, idarenin bu konuda daha geniş bir değerlendirme yapması gerektiği sonucuna varılmıştır. Aile hayatına saygı gösterme hakkı, kişisel haklar arasında yer almakta ve bu hakka uygun hareket edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/4002-S.5865

BAŞVURU NO : 2018/17345

KARAR TARİHİ : 31/05/2019

TAVSİYE KARARI

ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın nakil talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 20/12/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuru dilekçesinde özetle; 9 yıldır hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunduğunu ve 2 yıl cezasının kaldığını, çeşitli psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle tedavi gördüğünü, şuan Maltepe Nolu

Tipi Ceza İnfaz Kurumunda kaldığını, şizofreni ve anti sosyal kişilik bozukluğu nedeniyle ailesine yakın olmasına ilişkin raporu bulunduğunu belirterek; ailesinin bulunduğu Diyarbakır Tipi veya

Tipi Ceza İnfaz kurumlarından birine nakilini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 29/01/2019 tarih ve sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 25/02/2019 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için,

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54. maddesinin birinci

fıkrasının (e) bendi uyarınca “İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” hükmüne yer verildiği,

2.2 Bazı ceza infaz kurumlarında kapasitelerin üstünde hükümlü ve tutuklu barındırıldığından, nakil

taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi ve güvenliği, suç türü ve kişilerin can güvenliği gibi hususların göz önünde bulundurulduğu, bu nedenle her talebin uygun değerlendirilemediği,

2.3 Öte yandan; 05/06/2015 tarihli ve 167 No’lu Genelgenin Hükümlülerin Kendi İstekleri ile Nakilleri

başlıklı 15. maddenin altıncı fıkrasında yer alan; “Kendi istekleri üzerine nakil talebinde bulunan

kişilerin dilekçelerinde can güvenliği veya hastalık gibi gerekçelerin de yer alması halinde talep, istek üzerine nakil talebi olarak değerlendirilemeyecek; bu tür taleplerde güvenlik veya sağlık nedeniyle nakil hususunda yapılması gereken işlemler yapılacaktır.” hükmünün yer aldığı,

2.4 Son zamanlarda ceza infaz kurumları mevcudunda aşırı artış nedeniyle kapasite sıkıntısı yaşandığı,

aşırı kalabalıklaşmanın yanında hükümlü tutuklu profilinin çeşitliliği ve örgüt sayısındaki fazlalık kapasite sıkıntısının daha fazla hissedilmesine neden olduğu, ayrıca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlülerin 5275 sayılı Kanun’un 9 ve 25 inci maddesi gereğince yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında barındırılması ve tek kişilik odalarda kalması gerektiği, bu itibarla, adı geçenin talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması nedeniyle nakil talebinin yerine getirilemediği,

2.5 Naklini engelleyecek herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığı,

2.6 Diyarbakır Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 688 kişi,

doluluk oranının ise %146 olduğu, Diyarbakır Nolu Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1.000 kişi, doluluk oranının ise %121 olduğu, Diyarbakır Nolu Tipi Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunun kapasitesinin 1.000 kişi, doluluk oranının ise %134 olduğu,

2.7 Ülke genelinde, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların; hastalık, disiplin,

güvenlik, özellikle toplu nakiller ve tutukluların mahkeme nedeniyle yapılan sevkleri sonucu, ceza infaz kurumlarının mevcudunun günaşırı değişmesine neden olduğu, ayrıca ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin nakil taleplerinin Genel Müdürlüğümüze ulaştığı anda, talep edilen kurumların kapasiteleri o günkü veriler göz önüne alınarak değerlendirildiği, bu nedenle, şu an itibariyle adı geçenin talep ettiği yerlere nakilinin sağlanmasının mümkün olmadığı, ancak hükümlünün talep ettiği bölgede konumuna uygun yeni bir ceza infaz kurumu veya kurumlarının açılması halinde, nakle engel bir durumun söz konusu olmaması durumunda nakilinin yapılabileceği belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” ,

3.1 “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes, özel hayatına ve aile

hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.” ,

3.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükümlerine amirdir.

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” , 2

5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8.

maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” kuralına yer verilmiştir.

6. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler

Bütünü” nün, ‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde

‘‘Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’,

6.1 “İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı” başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya

hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.” hükmü yer almaktadır.

7. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında

REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’, 7.1. ‘‘Yerleştirme ve Barındırma’’ başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, ‘‘ Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.’’, ‘‘Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.’’, ‘‘ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’, 7.2. ‘‘Dış Dünya ile İlişki’’ başlıklı 24.1., 24.4. ve 24.5. maddelerinde, ‘‘Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.’’, ‘‘ Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.’’, ‘‘Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.’’, 8. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un, “İnfazda Temel Amaç” başlıklı 3. maddesinde; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır…”,

8.1 “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının ilgili

bentlerinde ‘‘Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak

düzenlenir:

c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.

Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.

d) İyileştirmeye gereksinimleri olmadığı saptanan hükümlülere ilişkin infaz rejiminde, bu hükümlülerin kişilikleriyle orantılı bireyselleştirilmiş programlara yer verilmesine özen gösterilir ve bu hususlar yönetmeliklerde düzenlenir.

e) Cezanın infazında adalet esaslarına uygun hareket edilir. Bu maksatla ceza infaz kurumları kanun, tüzük ve yönetmeliklerin verdiği yetkilere dayanarak nitelikli elemanlarca denetlenir.

f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”,

8.2 “Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması” başlıklı 23. Maddesinde; “Hükümlülerin gözlem

ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır: a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler…”,

8.3 “Hükümlülerin gruplandırılması” başlıklı 24. Maddesinde ; “Hükümlüler;

a) İlk defa suç işleyenler, mükerrirler, itiyadî suçlular veya suç işlemeyi meslek edinenler, b) Aklî ve bedensel durumları nedeniyle veya yaşları itibarıyla özel bir infaz rejimine tâbi tutulması gerekenler, c) Tehlike hâli taşıyanlar, d) Terör suçluları, e) Suç örgütlerine veya çıkar amaçlı suç örgütlerine mensup olan suçlular, Gibi gruplara ayrılırlar.

(2) Hükümlüler ayrıca yaşları, hükümlülük süreleri ve suç türleri itibarıyla da gruplandırılırlar.”,

8.4 ‘‘Ödüllendirme’’ başlıklı 51. maddesinde ‘‘(1) Hükümlüler, kurum içindeki veya dışındaki genel

durumları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine etkin katılımları, kurum düzenine karşı tutumları ve kendilerine verilen işlerdeki gayretleri dikkate alınarak teşvik esaslı ödüllerden yararlandırılabilirler.

(2) Bu madde hükümleri, çocuk hükümlüler için de geçerlidir.

(3) Hükümlülere verilebilecek ödüller şunlardır:

a) Kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan evli hükümlüler, en geç üç ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar eşleri ile kurum veya eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın mahrem şekilde görüştürülebilir.

b) Çocuk hükümlülere, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmidört saate kadar ana ve babasıyla veya vasisiyle kurum ya da eklentilerinde ceza infaz kurumu personelinin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi yaptırılabilir.

c) Haftalık ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.

d) Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yaptırılabilir.

e) Üst üste kullanılmayan en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.

f) Haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.

g) Sosyal, kültürel veya sportif etkinliklerden öncelikli veya daha uzun süreli yararlanmaları sağlanabilir.

4

h) Haftalık harcama miktarı yarı oranında artırılabilir.

ı) Tek kişilik odalarda televizyon bulundurma imkânı verilebilir.

j) Hediye verilebilir.

k) Takdir belgesi veya tavsiye mektubu verilebilir.

(4) Ödüllendirme sisteminin usul ve esasları ile bu ödüllerden yararlanmanın kapsam ve şartları, suç türleri dikkate alınarak yönetmelikle belirlenir. ’’,

8.5 “Hükümlülerin nakilleri” başlıklı 53. maddesinde; “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk,

disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”,

8.6 “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde; “Hükümlülerin kendi istekleri ile

bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a)Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b)Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c)Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d)İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f)Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g)Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b)bendi uygulanmaz.

Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.”,

8.7 ‘‘Ödüllendirilecek tutum ve davranışlar’’ başlıklı 160. Maddesinde; ‘‘ (1) Hükümlülerin

ödüllendirilecek tutum ve davranışları şunlardır:

a) Katılması gereken iş, eğitim, öğretim ve benzeri faaliyetlerde devamsızlığı bulunmamak, b) Davranışları ile arkadaşları ve çevresine iyi örnek olmak, c) Kurum içi ve dışındaki spor, sanat, kültür ve sosyal faaliyetlerde veya yarışmalarda başarı göstermek, d) İyileştirme faaliyetlerinde gösterdiği davranışlarla bu çalışmalara katkı sağlamak, e) Kurumun araç, gereç ve donanımlarını koruma ve kullanmada örnek olmak, f) Sağlık ve güvenlik konularında örnek tutum ve davranışlar içerisinde olmak.’’, 9. 28603 sayılı Resmi gazete yayınlanan Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında

Yönetmelik’in ‘‘Temel ilkeler’’ başlıklı 5. maddesinde; ‘‘ (1) Bu Yönetmeliğin uygulanması ile ilgili olarak aşağıdaki ilkelere uyulur: a) Hükümlü ve tutukluların ödüllendirilmesi ile ulaşılmak istenen temel amaç; bu kişilerin yeniden sosyalleşmesini sağlamak suretiyle insan haklarına saygılı, hukukî ve toplumsal kurallara bağlı bireyler olmalarını teşvik etmektir…ç) Hükümlü ve tutuklulara; işledikleri suçun türü, koşullu salıverilme tarihi, kişisel özellikleri ve ihtiyaçları, bedensel ve psikolojik yapısı, eğitim durumu ve mesleği göz önünde bulundurularak en uygun ödül verilir ve bu karar ilgiliye bildirilir. d) Ödüllendirmede; kurumun fizikî yapısı, personel sayısı, malî ve sosyal imkânları ile mevcut doluluk durumu dikkate alınır. e) Hükümlü ve tutuklulara, gerekli şartları taşımaları hâlinde aynı anda birden fazla ödül verilebilir…”, 9.1. “Ödül türleri’’ başlıklı 7. maddesinde; ‘‘(1) Hükümlü ve tutuklulara;

a) Kapalı ceza infaz kurumlarındaki evli hükümlü ve tutuklulara, kurum personelinin yakın nezareti olmaksızın eşleri ile mahrem görüşme, b) Haftalık açık veya kapalı ziyaret süresini uzatma, c) Kapalı ziyaret yerine açık ziyaret yapma, ç) Üst üste kullanılmayan ziyaret sürelerini toplu olarak kullanma, d) Haftalık telefonla görüşme sayı veya süresini artırma… ödülü verilebilir.’’,

9.2 “Ödüllendirilebilecek tutum ve davranışlar” başlıklı 8. maddesinde; “Disiplin cezası almamış

veya kaldırılmış hükümlü ve tutuklulardan aşağıda sayılan tutum ve davranışların bir veya birkaçını

sergileyenler, diğer davranış türlerine de açıkça aykırı davranmamaları hâlinde ödüllendirilebilir:

a) Tutum ve davranışları ile diğer hükümlü ve tutuklulara iyi örnek olmak, b) İyileştirme faaliyetlerine geçerli mazeret dışında sürekli ve etkin bir şekilde katılarak kişisel gelişim göstermek, c) İş, eğitim ve öğretim faaliyetlerine geçerli mazeret dışında sürekli katılarak üstün başarı göstermek, ç) Kurumdaki kişisel ve ortak kullanım alanları ile bu yerlerde bulunan eşyaların temizlik, düzen ve korunmasına azami özen göstermek, d) Kurum içi ya da dışındaki sosyal, kültürel veya sportif faaliyetlere sürekli ve etkin bir şekilde katılarak kişisel gelişim göstermek, e) Kurum işleyişini sürdürmek için gerekli olan kurum iç hizmetlerinin yerine getirilmesinde istekli olmak ve üstün gayret göstermek, f) Uyuşturucu, alkol veya sigara bağımlısı olup da bu bağımlılıktan kurtulmak için kurumca yürütülen eğitim veya tedavi programlarına katılarak bu konuda gelişim göstermek, g) Kurum asayiş ve düzenini tehlikeye düşürebilecek hukuka aykırı bir eylemin ortaya çıkarılmasını sağlamak.”, 9.3. “Haftalık ziyaret süresinin uzatılması ödülü” başlıklı 19. maddesinde; ‘‘ (1) Haftalık ziyaret süresinin uzatılması ödülü verilen hükümlü ve tutukluların açık veya kapalı ziyaret süresi iki saate kadar uzatılabilir.”, 9.4.‘‘Kullanılmayan ziyaret sürelerinin birleştirilmesi ödülü’’ başlıklı 21. maddesinde ‘‘(1)

Hükümlü ve tutukluların üst üste kullanmadıkları en fazla üç haftalık ziyaret süresi toplu olarak kullandırılabilir.”, 9.5.‘‘Telefonla görüşme süresi veya sayısının artırılması ödülü’’ başlıklı 22. maddesinde ‘‘(1)

Hükümlü ve tutukluların haftalık telefonla görüşme süresi veya sayısı iki katına kadar artırılabilir.; (2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükümlü olanlar da Kanunun 25 inci maddesine uygun olacak şekilde bu ödülden yararlanabilir.”, 10. Adalet Bakanlığının 167 sayılı Genelgesi, nakil işlemleriyle ilgili usul ve esasları göstermek, mevzuatın uygulanmasını kolaylaştırmak ve uygulamada ortaya çıkan sorunları gidermek amacıyla 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur. 5275 sayılı Kanun’un 54. maddesi uyarınca hükümlülerin kendi istekleri ile nakilleri için aranan şartlar söz konusu Genelge ile tekrar vurgulanmıştır.

10.1 Genelgenin ‘‘Hükümlülerin Kendi İstekleri İle Nakilleri’’ başlıklı 15. maddesinde, ‘‘…e)

istekte bulunulan kurumda yer bulunması, kapsama gücü ve sınıfının uygun olması ve sadece tutuklulara tahsis edilmiş (tutukevi) olmaması…gerekir…’’ düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6

11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır İlindeki durumuna uygun bir cezaevine nakilinin yapılmasını talep etmektedir.

13. 5275 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” ifadeleriyle ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaca değinilmiş olup bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir yandan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflerken; diğer yandan da, bireyi topluma kazandırarak sosyal barışın sağlanmasına çabalamaktadır. Dolayısıyla infaz rejimini, sadece suç faillerini cezalandırma ve onları toplumdan tecrit etmeye dönük bir uygulama olarak görmek mümkün değildir. Aksine hükümlülerin, devam eden yaşantılarında kurallara riayet eden ve sosyal yaşama uyumlu bireyler haline gelmesi, infaz usullerinden beklenen en önemli faydadır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.

14. Anayasamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ilgili maddeleri uyarınca, herkes özel ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Hürriyeti bağlayıcı cezalar ile kişi hürriyeti başta olmak üzere, kişinin seyahat hürriyeti, haberleşme hürriyeti ve “aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı” sınırlanmaktadır. Bir kişinin hukuka uygun olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, doğası gereği özel ve aile hayatına belirli düzeyde kısıtlamalar getirmektedir. Ancak bu kısıtlamalar infaz usulünden beklenen faydayla uyumlu olduğu sürece anlamlıdır. Bu kapsamda mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da çok defa vurgulanan bir husustur.

(Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)

15. Bu kapsamda, 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’de hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemekle birlikte gerek 5275 sayılı Kanun, ilgili Tüzük ve 167 sayılı Genelge’ de “Kendi istekleri ile nakil” hükmü ile disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.

16. Gerek AİHM kararlarında, gerek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde gerek Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi

Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek 17.1. maddesinde hükümlülerin ailelerine yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğuna dair ifadelere yer verilmiştir. Bunlara ek olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Ömür Boyu

Hapis ve Diğer Uzun Süreli Cezalara Mahkum Olanların Cezaevi İdaresince Yönetimi Hakkında R

(2003) 23 Sayılı Tavsiye Kararı’nın, ‘‘Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Mahkûmiyetin Zarar

Verici Etkileriyle Başa Çıkma’’ başlıklı 22. maddesinde de hükümlünün başarılı bir şekilde toplumla bütünleşmelerini sağlamak ve tahliyelerinden sonra yasalara uyarak yaşama olasılıklarının artırılması ve geliştirilmesi amacı kapsamında hükümlünün aile bağlarının kopmaması için özel çaba gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

17. İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların

Rehabilitasyonu konulu Eylül 2014 tarihli raporda; Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesinin, özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunmasının, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgili olduğu, aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir.

18. 5275 sayılı Kanun’da, ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli kullanamayan mahkûmların, bu dezavantajlı durumlarını telafi edici bir düzenleme yer almamaktadır. Bununla birlikte her ne kadar ödüllendirme başlığı altında olsa da, ceza infaz kurumlarının iyi halli hükümlülere teşvik amaçlı ödüllerden yararlandırabileceği, bu kapsamda ‘kullanılmayan ziyaret süresinin birleştirilmesi ödülü’ verilebileceği görülmektedir. Buradan hareketle ailesi uzakta yaşadığı için ziyaret hakkını düzenli olarak kullanamayan hükümlülere, aile hayatına saygı hakkının korunması maksadıyla bu yönde bir esneklik sağlanması, bunun için de bu kişilerin ziyaret süresini biriktirerek kullanabilmesine veya benzeri tedbirlere cevaz veren münferit bir düzenleme getirilmesi önem arz etmektedir.

19. 5275 sayılı Kanunun “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6 ncı maddesinin (b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır.

20. Somut olayda; İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

20.1 Başvuranın, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 22/05/2014 tarihli ve sayılı

yazısı ile Edirne Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan hastalık nedeniyle Metris

Nolu Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna,

20.2 Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün 16/01/2017 tarihli ve sayılı yazısı ile

Silivri Nolu Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan kapasite nedeniyle Maltepe Nolu Tipi Ceza

İnfaz Kurumuna nakledildiği,

20.3 02/04/2018 tarihinde Maltepe Nolu Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Maltepe Nolu

Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne nakil geldiği ve halen Maltepe Nolu Tipi Kapalı

Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu,

20.4 Nakline engel teşkil edecek herhangi bir disiplin cezası almadığı,

20.5 Başvuranın ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır İli ile başvuranın hükümlü olarak bulunduğu

İstanbul İlinde bulunan ceza infaz kurumunun mesafesinin yaklaşık 1449 km olduğu,

20.6 Maltepe Nolu Tipi Ceza İnfaz Kurumu tarafından gönderilen 19/08/2018-19/02/2019

tarihleri arasındaki Tarih ve Türüne Göre Ziyaret Raporu kayıtlarının incelenmesinde; 6 aylık süreçte annesi ile yalnızca 07/12/2018 ve 14/12/2018 tarihlerinde görüşme yaptığı dolayısı ile 8

başvuranın nakil talebine gerekçe olarak sunduğu ailesinin ziyaretine gelmekte zorlandığı iddiasının da doğrulandığı anlaşılmıştır.

21. Başvuranın nakil talebi hakkında; ilgili infaz kurumlarının kapasitelerinin dolu olması gerekçesi ile ret işlemi tesis edildiği anlaşılmıştır. İdarenin ret işlemi değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü kurum kapasitesinin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, sadece

“cezaevi kapasitesi” bakımından değerlendirilmesi, “kendi istekleri ile nakil” düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin hükümlüyü görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı değerlendirilmesi gerekmektedir.

22. Başvuranın ailesiyle olan bağını gözetmeyerek ret işlemi tesis eden idare, bu kapsamda alternatif çözümler üretmemiş ve aile hayatına saygı gösterme yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiştir. Nitekim 5275 sayılı Kanunun 54. Maddesinde hükümlülerin kendi istekleri ile nakledilebilmeleri için, gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirtmeleri gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte başvurucudan hangi şehirlerde sınıfına uygun ceza infaz kurumları bulunduğunu ve bunların kapasite durumunu bilmesi beklenemeyecektir. Dolayısıyla, başvurucu tarafından dilekçesinde belirtilen ceza infaz kurumları, anılan hükmün gereğini yerine getirmek üzere bildirilen ve öncelik verilmesini istediği kurumlar olarak değerlendirilmeli ve sonuç itibarıyla başvurucunun mümkün olduğunca ailesine yakın bir yere nakli sağlanmaya çalışılmalıdır. Gerek görülmesi halinde bu gibi durumlarda kişinin tekrar muvafakatinin istenmesi de mümkündür. Başvuranın naklini talep ettiği Ceza İnfaz Kurumundaki doluluğu gerekçe gösteren idare, başvuranın ailesinin yaşadığı ildeki veya buraya yakın diğer illerdeki durumuna uygun infaz kurumlarından birine nakledilmesine ilişkin de herhangi bir çaba göstermemiştir. Oysaki aile hayatına saygı gösterme hakkı, kişisel hak ve özgürlükler bağlamında Anayasa tarafından güvence altına alınmış olup AİHS başta olmak üzere uluslararası normların da koruma altına aldığı bir haktır.

23. Nitekim AİHM, Vintman-Ukrayna Davasında (Başvuru No : 2018/17345 28403/05) verdiği Daire kararında; mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmekle birlikte orantılılık yönünden yaptığı incelemede; evinden yaklaşık 700 kilometre uzakta, 12-16 saatlik mesafedeki bir cezaevinde bulunmakta olan başvuranın talebinin reddi işleminde cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir sebep olarak ileri sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve aksi durumda AİHS’in 8 inci maddesinin ihlal edilmiş olabileceğini vurgulamıştır.

24. Aynı zamanda, 5275 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinin gerekçesinde Kanun koyucu, “…

Aslında hükümlünün ailesine yakın bir kurumda bulundurulması iyileştirme çabalarını kolaylaştıran ve tercih edilen bir durumdur.” ifadelerine yer vererek, AİHM kararlarıyla benzer bir yaklaşım sergilemiş ve hükümlülerin nakil taleplerinde aileleriyle olan bağın değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir.

25. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hükümlünün ailesinin ikamet ettiği

Diyarbakır İli ve kendinin hükümlü bulunduğu İstanbul İli göz önünde bulundurulduğunda ailenin ziyaretinin oldukça güç olduğu, bu nedenle hükümlünün dış dünya ile bağının yegane unsurunun zedelendiği ve bu durumun infazın amaçlarına uymadığı, bu nedenle hükümlünün nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 26. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

25. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı İstanbul İnfaz Hakimliğine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile; Başvuranın, ailesi tarafından ziyaret edilebilmesini kolaylaştırmak için Diyarbakır İline yakın illerdeki durumuna uygun ve kapasitesi müsait infaz kurumlarından birine nakledilmesiyle mağduriyetinin giderilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Tavsiye Kararının BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi 10