|
ÖZET: Başvuru, Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası cezaevine nakil edilen bir hükümlünün, yanına alamadığı eşyaların teslim edilmesi ve başka bir kuruma nakil talebini içermektedir. Başvuran, mevcut cezaevinde tanıdığı hasımları nedeniyle can güvenliği endişesi taşımakta ve bu durumun ailevi görüşmeleri olumsuz etkilediğini belirtmektedir. Ayrıca, zorunlu nakil sırasında bazı eşyalarının kendisine ulaşmadığını ifade ederek, bu eşyaların kendisine teslim edilmesini talep etmiştir.
Adalet Bakanlığı, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin gerekçelerini açıklamıştır. Buna göre, başvuranın bulunduğu cezaevinin doluluk oranı yüksek olup, talep ettiği diğer cezaevlerinin de kapasite sorunları bulunmaktadır. Ayrıca, başvuranın can güvenliği ile ilgili endişeleri, cezaevi yönetimi tarafından yapılan değerlendirmelerde dikkate alınmış ve başka bir kuruma naklinin uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, başvuranın nakil koşullarını taşıması durumunda, talep ettiği kurumlarda boşalma olması halinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın eşyalarının teslim edilmesi talebi kabul edilmezken, nakil talebi kısmen reddedilmiştir. Adalet Bakanlığı’na, başvuranın nakil koşullarını taşıması halinde talebinin yeniden gözden geçirilmesi önerilmiştir. Bu karar, başvuran ve Adalet Bakanlığı’na tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/16647-S.23.26169
BAŞVURU NO : 2023/10981
KARAR TARİHİ : 28.12.2023
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Kahramanmaraş merkezli yaşanan depremden dolayı başka bir
BAŞVURUNUN KONUSU :
cezaevine nakli esnasında yanına alamadığı eşyaların tarafına teslim edilmesi ve nakil talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 24.07.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan şikayet başvurusunda başvuran tarafından özetle; Kahramanmaraş Türkoğlu 1
Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan depremden dolayı zorunlu naklinin yapıldığını, şu an bulunduğu cezaevinde daha önceki cezaevinden tanıdığı hasımlarının olduğunu, hasmının ailesinin
Antalya’da ikamet ettiğini, hasmı ile aileler arası sorun olduğunu, bu sebeple kendi ailesinin görüşe gelemediğini, hasmının kurum içinde her karşılaştığında kendisine hakaret ettiğini, bulunduğu kurumda iki hasmının bulunduğunu, ayrıca deprem dolayısıyla yapılan zorunlu nakil sırasında eşyalarının bazılarının geldiğini ancak televizyon, traş makinesi, kitap ve mektup gibi eşyalarının ise gelmediğini, bu konuya ilişkin yapmış olduğu başvurulara herhangi bir cevap alamadığını iddia ve ifade ederek kaldığı cezaevinde bulunan hasımlarından dolayı 05/06/2015 tarih ve 167 sayılı genelge kapsamında başka bir kuruma naklinin yapılmasını ve zorunlu nakil sırasında getiremediği eşyaların tarafına teslim edilmesini talep etmektedir
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü’nden, 14/09/2023 tarih ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş, Genel Müdürlüğün 15/12/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında;
2.1. Adı geçenin, nakil geldiği esnada yanında getirdiği eşyasının Ceza İnfaz Kurumlarında
Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik gereği 15.02.2023 tarihli üst arama
tutanağında belirtildiği üzere kendisine teslim edildiği, deprem sebebi ile nakil geldiği için eşyasının bir kısmının nakil geldiği ceza infaz kurumunda kaldığı, kalan eşyasının ise 17.02.2023 tarihinde gönderildiği, söz konusu eşyanın da 20.02.2023 tarihinde adı geçene teslim edildiği, Manavgat S Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna kabul işlemi yapıldıktan sonra mektuplarının mektup okuma komisyonu tarafından incelenerek
27.02.2023 tarihinde ise teslim edildiği,
2.2. Adı geçenin, Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 2 adet bornoz, 2 adet ceket, 3 adet eşofman, 1 adet hırka, 6 adet içli takım, 3 adet kazak, 1 adet mont, 1 adet palto, 4 adet pantolon, 1 adet pijama, 2 adet t-shirt, 3 adet iskarpin (yazlık) ayakkabı ve 1 adet kemerin geldiği, söz konusu eşyanın
20.02.2023 tarihli ve sayılı eşya makbuz numarasıyla Manavgat S Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumuna alındığı,
2.3. Ayrıca, adı geçenin 13.03.2023 tarihli dilekçesiyle Manavgat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakfına yardım talebinde bulunduğu, dilekçesinin ilgili kuruma UYAP sistemi üzerinden gönderildiği, Türkoğlu 1 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 23.06.2023 tarihli ve sayılı yazısıyla; 06.02.2023 tarihli yaşanan deprem felaketleri nedeniyle kurumdan zorunlu olarak sevk edilen hükümlünün talep dilekçesinin incelendiği, emanet eşya memurluğunca yapılan araştırma ve inceleme neticesinde kalan eşyasının kontrol edildiği, üzerinde kendisine ait isim, soy isim bulunan eşyasının tamamının 17.02.2023 ve 28.03.2023 tarihlerinde görevli personel tarafından Manavgat S Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumuna gönderildiği,
2.4. Adı geçenin, can güvenliği olmadığından bahisle nakil talebinin anılan Kurum İdare ve Gözlem
Kurulunun 01.06.2023 tarihli ve Karar sayılı kararıyla değerlendirmek üzere Genel Müdürlüğe gönderildiği, söz konusu kararda “… kurum içerisinden kaynaklanan başka sorunu, hasmı ve güvenliğine yönelik tehdit bulunmadığı, kurum tarafından yapılacak olan düzenlemeler (oda, blok veya ziyaret günü değişikliği vs.) ile bahsi geçen kişi ile karşılaştırılmayarak sorunun mahallinde çözülebileceği ayrıca ailesinin can güvenliğine ilişkin önlemlerin kolluk kuvvetlerince alınmasının gerektiği dikkate alınarak, başka kuruma naklinin uygun görülmediği” ifadelerine yer verildiği, söz konusu karara istinaden Genel
Müdürlüğün 09.06.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile can güvenliği nedeniyle naklinin uygun görülmediği,
2.5. Adı geçenin, naklini talep ettiği kurumların kapasitelerinin dolu olması nedeniyle son nakil talebinin
Genel Müdürlüğün 31.08.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile uygun görülmediği,
2.6. Adı geçenin, bilgi formunun incelenmesi sonucunda 6 adet disiplin cezası aldığı, 08.08.2022 tarihi itibarıyla iyi halliliğini kazandığı, infaz edilmemiş ve kaldırılmamış herhangi bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği,
2.7. Adı geçenin, barındırıldığı Manavgat S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 732, mevcudunun 712, doluluk oranının %97 olduğu, 02.08.2023 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; Karaisalı
K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 60, mevcudunun 61, doluluk oranının %102, Kumluca
K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 60, mevcudunun 38, doluluk oranının %63, Akdağmadeni
K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 60, mevcudunun 13, doluluk oranının %22, Ayrıca, isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu Tufanbeyli K1 Tipi ve Saimbeyli K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının ise fiziki yapısının yetersiz olması, iyileştirme çalışmalarına elverişli olmaması ve deprem riski nedeniyle
14.07.2023 tarihli Bakan Oluru ile kapatıldığı,
2.8. Öte yandan, aynı suç türünden çok fazla tutuklu ve hükümlünün aynı kurumda barındırılması durumunda bu tutuklu ve hükümlülerin fikir ve eylem birliği içinde hareket etmeleri nedeniyle kurum güvenliğini zafiyete uğratabileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda adı geçenin de kendi suç türünden tutuklu ve hükümlülerin yoğun olduğu kurumları talep etmesi nedeniyle nakil taleplerinin uygun değerlendirilemediği,
2.9. Hükümlü ve tutukluların kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, ”İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması” ifadelerine yer verildiği, Bu nedenle, nakil taleplerinin incelenmesinde; kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak da, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususlar göz önünde bulundurulduğundan, her talebin uygun değerlendirilemediği,
2.10. 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar) barındırılan kişilerin yüksek güvenlikli veya bir bölümü yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmak zorunda oldukları, dolayısıyla hükümlü ve tutukluların nakil talepleri ceza miktarları ve örgütteki konumları dikkate alınarak değerlendirildiği,
2.11. Adı geçenin, söz konusu şikâyeti ile ilgili olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık bulunmadığı,
2.12. Adı geçenin, son 6 ayda ziyaretçisinin gelmediği, adı geçene ait telefon görüşme raporlarının bir örneğinin ise ekte gönderildiği,
Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”;
3.2. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. Maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”,
3.3. Anayasanın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde;
“1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”;
5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler
Bütünü”nün “Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı” başlıklı 19. maddesinde “Tutulan veya hapsedilen bir kimseye kanunda veya kanuna dayanan bir düzenlemede belirtilen makul şartlara ve sınırlamalara tabi olarak, özellikle aile üyeleri tarafından ziyaret edilebilme ve onlarla haberleşme gibi, dış dünya ile iletişim kurabilmesi için kendisine yeterli imkan verilir.’’ hükmü, ‘‘İkametgahına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. maddesinde; “Tutulan veya hapsedilen kişi talep ettiği takdirde, mümkün olduğu ölçüde ikamet ettiği yere makul uzaklıktaki bir tutukevinde veya hapishanede tutulmalıdır.”,
6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun;
6.1. “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; “Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.”;
6.2. “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili
bentlerinde; “Hapis cezalarının infaz rejimi, aşağıda gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenir:
c) Cezanın infazında hükümlünün iyileştirilmesi hususunda mümkün olan araç ve olanaklar kullanılır.
Hükümlünün kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınmış haklarının dokunulmazlığını sağlamak üzere cezanın infazında ve iyileştirme çabalarında kanunîlik ve hukuka uygunluk ilkeleri esas alınır.
…
f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur.”;
6.3. “Nakiller” başlıklı 53. maddesinde “Hükümlüler, kendi istekleri veya toplu sevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılama yeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler.”;
6.4. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesinde, “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c) Koşullu salıverilmelerine beş aydan az süre kalmamış olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. …”;
7. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri
ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
8. 29/3/2020 tarih ve 31083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi
İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin “Hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar” başlıklı 127. maddesinin ilk fıkrasında; “Hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı
Kanunun 53 ilâ 58 inci maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirilir”
9. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan 167 sayılı Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgenin “Hükümlülerin Kendi
İstekleri ile Nakilleri” başlıklı 15. maddesinde, Kanunun ve Yönetmeliğin “Kendi istekleri ile nakil” maddelerinde aranan şartlara ek olarak;
“h) Talep ettikleri ceza infaz kurumunda kendileri, diğer hükümlüler ve kurum açısından güvenlik riski oluşturmaması, ı) Disiplin nedeniyle ayrıldıkları kurumlar hariç, talep ettikleri kurumlarda daha önce kalmış iseler, Bakanlıkça değerlendirilmek üzere; kendileri, diğer hükümlüler veya kurum açısından somut gerekçelerle güvenlik riski oluşturup oluşturmayacakları hususunda bu yer idare ve gözlem kurulunun taleple ilgili görüşünün alınmış olması, j) Bakanlık tarafından dönem itibariyle isteğe bağlı nakle kapatılmış olmaması, gerekir”;
10. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek “Temel İlkeler” başlıklı 3. maddesi ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’;
10.1. “Yerleştirme ve Barındırma” başlıklı 17.1. , 17.2. ve 17.3. maddelerinde, “Mahpuslar, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmelidirler.”, “Cezaevlerine yerleştirmede, suçun devamlı takibi, güvenlik ve emniyet gerekleri ve tüm mahpuslara uygun rejimlerin sağlanması ihtiyacı hesaba katılmalıdır.”, “ İlk yerleştirme ve sonradan yapılacak bir cezaevinden diğerine nakil konusunda, mümkün olabildiğince mahpusa danışılmalıdır.’’;
10.2. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.4. ve 24.5. maddelerinde, “Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.”, “Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar.” , düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden
12. Başvuran özetle; Kahramanmaraş Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan depremden dolayı zorunlu naklinin yapıldığını, şu an bulunduğu cezaevinde daha önceki cezaevinden tanıdığı hasımlarının olduğunu, hasmının ailesinin Antalya’da ikamet ettiğini, hasmı ile aileler arası sorun olduğunu, bu sebeple kendi ailesinin görüşe gelemediğini, ayrıca deprem dolayısıyla yapılan zorunlu nakil sırasında eşyalarının bazılarının gelmediğini, bu konuya ilişkin yapmış olduğu başvurulara herhangi bir cevap alamadığını iddia ve ifade ederek kaldığı cezaevinde bulunan hasımlarından dolayı başka bir kuruma naklinin yapılmasını ve zorunlu nakil sırasında getiremediği eşyaların tarafına teslim edilmesini talep etmektedir.
13. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazıyla ulaşılmak istenen temel amaç, Kanunun 3. maddesinde, “…öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak…” olarak ifade edilmiştir. Bu düzenleme doğrultusunda Kanun koyucu, bir taraftan suçun karşılığı olan cezanın uygulanmasıyla benzer fiilleri engellemeyi hedeflemekte; diğer taraftan ise, hükümlüyü topluma kazandırarak sosyal barışı tesis etmeye çabalamaktadır. Dolayısıyla infazın özellikle hapis cezasının infazının amacı, sadece belli bir yerde çekilmesi gereken cezanın sürekliliği için hükümlünün infaz kurumunda muhafaza edilmesi değildir. Hükümlü, cezanın infazından sonra yeniden topluma döneceğinden, infaz sırasında hükümlünün yeniden toplumun bir üyesi olmasını sağlamak ve suç işlenmesini önlemek amacıyla iyileştirilmesi gerekliliği ön plana çıkmıştır. Bu bakımdan, hükümlülerin yakınlarıyla olan ilişkilerinin devamının sağlanması, infaz rejiminin ıslah edici rolünün bir parçasıdır.
14. 5275 sayılı Kanunun 53-58. maddelerinde ‘Hükümlülerin nakilleri’ başlığı altında, nakile ilişkin hükümler düzenlenmiş, 54. maddede ‘Kendi istekleri ile nakil’, 55. maddede ‘Disiplin nedeniyle nakil’, 56.
maddede ‘Zorunlu nedenlerle nakil’, 57. maddede ‘Hastalık nedeniyle nakil’ şartları düzenlenmiştir.
15. 5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge hükümlülerin, ailelerinin ikamet yerlerine yakın ceza infaz kurumlarına yerleştirilmelerine yönelik emredici bir hüküm içermemektedir. Buna karşılık
5275 sayılı Kanun, ilgili Yönetmelik ve 167 sayılı Genelge’de, hükümlülerle ilgili düzenlenen ‘Kendi
istekleri ile nakil’ hükmü ile, disiplin cezası, zorunlu hal, hastalık hali olmasa dahi, maddede düzenlenen şartlar oluştuğu takdirde naklin mümkün olduğunun düzenlenmiş olması, bu maddedeki nakil sebebinin hükümlüler tarafından genel olarak ‘ailelerinin ikamet ettiği yer veya ailelerine yakın yerlere nakil’ hükmü olarak değerlendirilip, nakil gerekçesinde bu hükme dayanmışlardır.
16. Anayasamızın 20. maddesi, AİHS’nin 8. maddesi uyarınca, herkesin ‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Hapis cezasına mahkumiyet, doğası gereği, hükümlünün özel ve aile hayatının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Ancak mahkûmun yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur. (Messina v. Italy, 25498/94; Epners-Gefners v. Latvia, 37862/02)
17. AİHM, Vintman davasına ilişkin olarak vermiş olduğu 23/01/2015 tarihli Daire kararında (Vintman v.
Ukrayna, 28403/05); AİHS’nin, mahkûmlara cezalarının nerede infaz edileceği konusunda bir seçim hakkı tanımadığını, mahkûmların ailelerinden ayrı olduklarını ve ailelerinden uzak olmalarının hapis cezasının bir sonucu olduğunu, ancak, mahkûmun, ailesinin ziyaretlerini zorlaştıracak ya da imkânsız hale getirebilecek denli uzak bir bölgede barındırılmasının, aile hayatına müdahale teşkil edebileceğini belirtmiştir. Mahkeme orantılılık yönünden yaptığı incelemesinde ise; mahkûmun, ailesine yakın bir
kuruma transfer talebinin reddi için, cezaevlerindeki aşırı yoğunluğun meşru bir gerekçe olarak öne sürülebileceğini, ancak bu durumda dahi mahkûmun görece daha yakın cezaevlerine nakli hususunun değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Aksi halde, yani kişinin nispeten daha yakın bir bölgeye nakli önünde meşru bir engel yokken uzakta bulunan bir kurumda barındırılması halinde, AİHS’nin 8.
maddesinin ihlali sonucu doğabileceğini vurgulamıştır.
18. Hem AİHM kararlarında, hem Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin
Prensipler Bütünü” nün ilgili maddesinde, hem Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere
Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararının 17.1. maddesinde, hükümlülerin evlerine (ailelerine) yakın ceza infaz kurumuna yerleştirilmelerinin uygun olduğu belirtilmiştir.
19. Hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesi, bu bağlamda özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunması, bu kişilerin rehabilitasyonu ile de yakından ilgilidir. Aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu, yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu sıklıkla ifade edilmektedir (Bu konuda bakınız; İngiltere ve Galler Bölgesi Ceza İnfaz Kurumları
Denetçiliği, Yetişkin Mahkûmların Rehabilitasyonu konulu Rapor, Eylül 2014).. 5275 sayılı Kanunun
“Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin (b) bendinde, hükümlülerin, insan onuruna yaraşan maddî ve manevî koşullar altında düzenli bir yaşam sürdürmelerinin sağlanacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, idarenin söz konusu bendin gereği olarak, hükümlülerin iyi şartlar altında cezalarını çekmesini temin etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Başvuruya konu nakil talebinde ise, ilgili infaz kurumunun kapasitesinin dolu olması gerekçesiyle ret işlemi tesis edilmiştir. İdarenin bu tavrı değerlendirildiğinde, meşru bir sebebin gözetildiği tespit edilebilmektedir. Çünkü “kurum kapasitesi”nin üstünde bir doluluğun varlığı, hem nakil talep eden bakımından hem de nakil istenen infaz kurumunda mukim hükümlüler bakımından, cezanın çekilmesini zorlaştıracak ve gayri insani şartları doğuracak bir durumdur. Ancak, hükümlülerin nakil taleplerine ilişkin değerlendirmelerin, genel olarak ‘cezaevi kapasitesi’ bakımından değerlendirilmesi, ‘kendi istekleri ile nakil’ düzenlemeleri kapsamında yeterli olmamaktadır. Yalnızca hükümlü açısından değil, hükümlüyü ziyaret etmek isteyen aile açısından da değerlendirme yapılmalı, ailelerin yakınını (hükümlüyü) görmek, daha rahat şartlarda ziyaret edebilmek hakkının, hükümlünün bulunduğu kurum ile ailesinin ikamet ettiği yer arasındaki mesafenin, ulaşım olanaklarının, ailenin maddi durumunun, sağlık sorunlarının, ailenin hükümlüyü ziyarete gelme sıklığı bilgilerinin birlikte ele alınıp, nakil taleplerinin daha geniş çaplı ele alınması gerekmektedir.
20. Somut olayda; İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
20.1. Başvuranın, hali hazırda Manavgat S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunduğu,
20.2.Başvuranın barındırıldığı Manavgat S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 732, mevcudunun 712, doluluk oranının %97 olduğu, 02.08.2023 tarihli dilekçesinde isteğe bağlı naklini talep ettiği; Karaisalı K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 60, mevcudunun 61, doluluk oranının %102, Kumluca K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 60, mevcudunun 38, doluluk oranının %63, Akdağmadeni K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kapasitesinin 60, mevcudunun 13, doluluk oranının %22, Ayrıca, isteğe bağlı nakil talebinde bulunduğu Tufanbeyli
K1 Tipi ve Saimbeyli K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının ise fiziki yapısının yetersiz olması,
iyileştirme çalışmalarına elverişli olmaması ve deprem riski nedeniyle 14.07.2023 tarihli Bakan
Oluru ile kapatıldığı,
20.3. Başvuranın, son 6 ayda ziyaretçisinin gelmediği, kardeşi ve kardeşinin eşi ile telefon görüşmesi yaptığı anlaşılmıştır.
20.4. Başvuranın deprem sebebi ile nakil geldiği için eşyasının bir kısmının nakil geldiği ceza infaz kurumunda kaldığı, kalan eşyasının ise 17.02.2023 tarihinde gönderildiği, söz konusu eşyanın da
20.02.2023 tarihinde adı geçene teslim edildiği, Manavgat S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna kabul
işlemi yapıldıktan sonra mektuplarının mektup okuma komisyonu tarafından incelenerek 27.02.2023 tarihinde ise teslim edildiği,
Anlaşılmaktadır.
21. Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı çerçevesinde,
21.1. Başvuranın nakil talebiyle ilgili olarak, hükümlülerin isteğe bağlı nakil taleplerinin, ceza infaz kurumlarının kapasitesi ve hükümlülerin yerleştirilmelerinde dikkat edilmesi gereken diğer hususlar nedeniyle maddi olarak her zaman uygun olmadığı, başvuranın talep ettiği ceza infaz kurumlarının kapasitesinin oldukça dolu olduğu, ceza infaz kurumlarına hükümlü/tutukluların nakilleri yapılırken sadece doluluk oranlarının değil, kurumun kapasitesi, güvenliği ve hangi suç türüne ait odaların bulunduğu, kişilerin can güvenliğine ilişkin olarak, talepte bulunanın hasım olarak bildirdiği bir kişinin talep ettiği kurumda bulunup bulunmadığı gibi hususların da dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, tüm bu hususlar gözetildiğinde, başvuranın nakil talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, bununla birlikte başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla (disiplin cezası almamış olması ya da kaldırılmış olması / nakil giderlerini peşin ödemeyi kabul etmeleri gibi) başvuranın nakil talep ettiği ceza infaz kurumlarının hâlihazırda kapasitesinin üzerinde dolu olması nedeni ile nakli sağlanamamış olsa da nakil talep edilen kurumlarda boşalma olması durumunda, nakil talebinin idarece yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
21.2. Başvuranın yaşanan deprem nedeniyle zorunlu nakil sırasında yanında getiremediği eşyaların tarafında teslim edilmesi talebiyle ilgili olarak ise söz konusu eşyaların 20/02/2023 tarihinde teslim edildiği, mektuplar okuma komisyonu tarafından incelendikten sonra 27.02.2023 tarihinde teslim edildiği anlaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır. Buna karşılık, başvurana iletilen cevabi yazıda, idarenin kararına karşı hangi sürelerde hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmediği anlaşıldığından “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup idareye bu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
23. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurum tarafından reddedilmesi hâlinde, (varsa) durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar, 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa) durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili
İdarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE;
Başvuranın zorunlu nakil sırasında yanında getiremediği eşyaların tarafına teslim edilmesi ve talep ettiği kurumlara nakledilmesi talebinin REDDİNE,
Diğer yandan, başvuranın nakil koşullarını taşıması kaydıyla, talep ettiği kurumlarda boşalma olması durumunda nakil talebinin yeniden değerlendirilmesi hususunda ADALET BAKANLIĞI’NA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek işlemin
veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi