ÖZET: Bu karar, başvuranın cezaevinde tutuklu olduğu dönemde yaptığı sosyal yardım talebinin reddine ilişkin bir hukuki değerlendirme içermektedir. Başvuran, 13.04.2018 tarihinden itibaren tutuklu olup, maddi durumu nedeniyle Yakutiye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na yardım talebinde bulunmuştur. Ancak, başvurusu, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme” suçundan tutuklu olması nedeniyle kabul edilmemiştir.

İdarenin, yardım talebini reddetme kararında, ilgili mevzuatın belirlediği kriterlere uygun hareket ettiği ve bu kararın hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. İdarenin takdir yetkisini kullanarak, başvuranın durumunu değerlendirirken, cezaevinde bulunan kişilere yönelik yardımların kapsamını belirleyen düzenlemelere uygun hareket ettiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın yardım talebinin reddi, mevzuat çerçevesinde hukuka ve hakkaniyete uygun bir işlem olarak değerlendirilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/15289-S.23.24118

BAŞVURU NO : 2023/14087

KARAR TARİHİ : 29/11/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : YAKUTİYE KAYMAKAMLIĞI

Başvuranın sosyal yardım talebi hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 04/09/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, 13.04.2018 tarihinden itibaren tutuklu olarak cezaevinde olduğunu, ikamet adresinin Yakutiye/Erzurum olduğunu, sabit bir geliri ve maddi varlığının olmadığını, ailesinin gönderdiği maddi yardım ile geçindiğini, eğitim giderleri, harç bedelleri ve sınav ücretlerindeki artışlardan dolayı maddi ve manevi destek talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuran tarafından bahse konu talep hakkında ilk olarak 05.04.2023 tarihinde Kamu Denetçiliği

Kurumuna başvurulmuş, yapılan inceleme sonrasında başvuru hakkında Yakutiye Kaymakamlığına

12.05.2023 tarihli ve / -S. sayılı “Gönderme Kararı” verilmiştir.

3. Kararımıza istinaden, Yakutiye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığının 22.06.2023 tarih ve – sayılı cevabi yazısında özetle; vakfa gönderilen başvurana ait talebin dilekçe ve ekleri hakkında yapılan araştırmalar sonucunda, başvuranı dilekçesinde belirttiği yardım talebinin Sosyal

Yardımlar Genel Müdürlüğünün 24.04.2018 tarih ve sayılı Cezaevi ve Tutukevinde Bulunan

Kişilere Yönelik Yardımlar Hakkındaki Usul ve Esaslar çerçevesinde 20.06.2023 tarihli Vakıf Mütevelli

Heyeti toplantısında alınan karar doğrultusunda kabul edilmediği belirtilmiştir.

4. Akabinde, başvuran aynı talebi içerir şikâyet dilekçesi ile yeniden Kurumumuza başvurmuş olup başvuru dilekçe ve ekleri incelendiğinde Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğü tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıda; “Anayasal Düzeni Ortadan

Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2018 tarih ve

/

/ sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklanan Diyarbakır ili ilçesi ..01.07.1992 doğumlu

’nun…”açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 5.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”, 5.2. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasında; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”, 5.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun; 6.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak üzere Kamu Denetçiliği Kurumunu oluşturmaktır.”, 6.2. “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmektir.”, 7.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde; “Fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan (…)(1)

vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler bu Kanun kapsamı içindedir.

Ancak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde sayılan genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 5510 sayılı

Kanun gereği ödedikleri katılım payları bu Kanun kapsamındadır. Ancak yıl içinde ödenen tutarlar, takip eden yılda Hazine tarafından Fona geri ödenir.

Ayrıca, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmakla veya bu kuruluşlarca aylık veya gelir bağlanmış olmakla birlikte, Fon Kurulunca belirlenecek ölçütlere göre; hane içindeki kişi başına düşen geliri, onaltı yaşından büyükler için belirlenen aylık net asgari ücretin 1/3’ünden az olan kişilerden fakir ve muhtaç durumda bulunanlar da bu Kanun kapsamındadır.

Her türlü acil durum ve afetten zarar görenler ve şehit yakınları ile gaziler ise, Fon Kurulu ile Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarınca belirlenecek kriter ve süreler çerçevesinde bu Kanun ile sağlanacak haklardan yararlandırılır.”, 7.3. “Vakıflar” başlıklı 7 nci maddesinde; “Bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulur.

Mülkî idare amirleri vakfın tabii başkanı olup, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü; ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsü vakfın mütevelli heyetini oluşturur. Ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi; ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu

Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişi mütevelli heyetinde görev alırlar. İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişi daha mütevelli heyetinde görev yapar.

Büyükşehir belediyesi bulunan illerdeki il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında, ikinci fıkrada hayırsever vatandaşlar arasından seçileceği belirtilen iki üye; il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından belirlenir. Ayrıca, il veya ilçede bu Kanunda belirlenen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu bulunmaması hâlinde il sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için doğrudan vali tarafından, ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları için ise kaymakamın teklifi üzerine vali tarafından üçüncü bir kişi daha belirlenir. İl veya ilçe sınırları içerisinde köy bulunmaması hâlinde, köy muhtarı yerine bir mahalle muhtarı daha mütevelli heyetinde görev yapar. İlde vali, bir vali yardımcısını başkan vekili olarak; büyükşehir belediye başkanı, genel

/

sekreteri veya genel sekreter yardımcısını; il belediye başkanı da bir belediye başkan yardımcısını toplantılarda kendisini temsil etmek üzere görevlendirebilir…”, 8. Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün “Cezaevi ve Tutukevlerinde Bulunan Kişilere Yönelik Yardımlar” konulu 24/04/2018 tarihli ve E.45707 sayılı (ülke genelindeki tüm sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına hitaplı) yazısında; “Sosyal

Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu Kurulunun 2008/1 sayılı kararıyla kabul edilmiş olan “Cezaevi ve Tutukevinde Bulunan Kişilere Yönelik Yardımlara İlişkin İlke Kararı” kapsamında, …. Söz konusu

İlke Kararı, cezaevi ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklu olarak bulunan Türk vatandaşlarını kapsar.

Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusuluk, cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı sebebiyle hükümlü ve tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar söz konusu İlke Kararı kapsamı dışındadır. Ancak bu kişilerin kendileri ile birlikte kalan çocuklarının ilgili mevzuat çerçevesinde karşılanamayan temel ihtiyaçlarına yönelik olarak ayni yardımlar yapılabilir.

…

2548 sayılı Ceza Evleriyle Mahkeme Binaları İnşaası Karşılığı olarak Alınacak Harçlar ve Mahkumlara

Ödettirilecek Yiyecek Bedelleri Hakkında Kanun 2 inci maddesi ve Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz

Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliğinin “Devlet tarafından iaşe edilecek kişiler” başlıklı 4 üncü maddesi çerçevesinde ücretsiz olarak iaşeleri yapılan kişilere yönelik olarak aynı amaçla SYD Vakıfları tarafından yardım yapılamaz.

İlgili mevzuatları gereği hükümlü ve tutuklulara yönelik sağlanan imkanlar… dikkate alınarak aynı kapsamda SYD Vakıfları tarafından yardım yapılamaz.

SYD Vakıfları tarafından başvuru sahibi hükümlü veya tutuklunun; bu İlke Kararının 2 nci maddesinde sayılan suçlar sebebiyle kurumda bulunup bulunmadığı,… gibi hususlarda cezaevi ve tutukevinden yazılı bilgi alınarak bu bilgiler kapsam … değerlendirmesine dahil edilir.

…

Bu İlke Kararı kapsamında; hükümlü ve tutuklular ile bu kişilerle birlikte cezaevi ve tutukevlerinde kalan çocuklarının kişisel ihtiyaçlarına (temizlik ve hijyen malzemesi, kıyafet, vb.) yönelik olarak Vakıf

Mütevelli Heyetince uygun görülen, düzenlilik arz etmeyen süreli yardımlar …. Vakıf imkanları çerçevesinde yapılabilir. Bu tür yardımların ayni olarak yapılması gerekmekte olup, bu kişilere nakdi olarak yardım yapılmamasına dikkat edilir….”

Açıklamalarına yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret

Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Bahse konu başvuruda özetle; başvuran tutuklu olarak Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumunda bulunduğunu, herhangi bir geliri ve mal varlığının olmadığını, bu sebeple Yakutiye

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına ayni ve nakdi yardım için başvurduğunu, ancak başvurusunun gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş olupp gereğinin yapılmasını talep etmiştir.

11. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri de “belirlilik”tir.

Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 tarih ve 2005/5 Esas, 2008/93 Karar sayılı ilamında da açıkça vurgulanan “belirlilik ilkesine” göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup, bireyler belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi şekilde müdahale yetkisi verdiğini bilmelidir. Ancak bu durumda kişiler kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılmaktadır.

12. Ayrıca; Anayasanın 87’nci maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” Türkiye

Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkisindedir. Yasa koyucu Anayasada belirtilen istisnalar dışında istediği alanda ve istediği içerikte kanun çıkarmakta özgürdür. Anayasa’ya aykırı olmamak şartıyla her konunun kanunla düzenlenebileceği ifade edilmektedir. Bu konuda geniş bir takdir alanına sahiptir.

Bununla birlikte, idarenin bütün işlemlerinin önceden öngörülerek bütün unsurlarıyla kurallara bağlanması da mümkün değildir. Bu sebeple, çok çeşitli görevler üstlenmiş olan idarenin, durumun icabına göre harekette bulunma konusunda serbest olması gerekmektedir ve görevlerinin niteliği açısından idarelere belli konularda takdir yetkisi tanımak zorunludur. Kanun koyucu, idarelerin görev ve yetkilerinin sınırlarını çizerken, belirli bir konuda karar alıp almama veya alacağı kararlar arasından seçim yapma konusunda, ayrıca yetkileri kullanıp kullanmamada ve kullanılmasının gereklerini saptamada, idareleri az ya da çok serbest bırakabilmektedir. Bu gibi durumlarda da idarenin takdir yetkisinden söz edilmektedir (Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, “Yönetim Hukuku” Güncelleştirilmiş 14 1 üncü Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s.277) .

13. Buna göre takdir yetkisi, hukuk kurallarıyla idarenin nasıl ve hangi yöntemle hareket edeceğinin belirlenmediği hallerde, idareye bu boşluğun doldurulabilmesi, somut ihtiyaçlara en uygun cevabı verilebilmesi için tanınan serbest karar alma veyahut mevcut seçeneklerden birini özgürce seçebilme iradesidir. Takdir yetkisi özel bir yetki türü değil, idarenin yetki kullanımında farklı bir şekildir (Kaya,

1

Danıştay 8. D. E. 2011/1214 K. 2011/3344 T. 24.6.2011 “…İdarelere belli bir kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan serbestiye takdir yetkisi denir. Bu yetki, keyfi bir hareket yetkisi olmayıp, ancak mevzuatın belirlediği alan içerisinde hukuka uygun bir şekilde kullanılabilir. Takdir yetkisine dayalı işlemlerin hukukun belirlediği sınırlar ile kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun şekilde objektif, makul ve geçerli neden ve gerekçelere dayalı olarak tesis edilmesi gerektiği idare hukukunun en temel ilkesidir. …” www.kazanci.com (E.T.: 28.12.2014)

Cemil, İdarenin Takdir Yetkisi ve Yargısal Denetimi, On İki Levha Yayıncılık, Onuncu Baskı, İstanbul 2011, s.19). Başka bir ifadeyle takdir yetkisi, idareye, işlemin sebebini, konusunu, zaman ve yerini belirlemek, çeşitli çözümlerden birini seçmek, işlem yapmak ya da yapmamak konusunda verilen hareket serbestisidir (Turan Yıldırım, İdare Hukuku, 5. baskı, İstanbul: On İki Levha, 2013, s.699). Bir başka tanıma göre de takdir yetkisi, belli olguların varlığı halinde, idarenin serbestçe ya da mevcut seçeneklerden birini uygun gördüğünce tercih ederek karar alabilme imkânıdır (Yıldızhan Yayla, İdare

Hukuku, 2. baskı, Beta Yayınları, s.190).

14. Bu itibarla somut başvuru hakkında yapılan inceleme neticesinde; başvuranın ilk olarak 05.04.2023 tarihinde Kurumumuza başvurduğu, yapılan inceleme sonucunda başvuru hakkında Yakutiye

Kaymakamlığına “Gönderme Kararı” verildiği, Kararımıza istinaden Yakutiye Sosyal Yardımlaşma ve

Dayanışma Vakfı Başkanlığının 22.06.2023 tarih ve – sayılı cevabi yazısında özetle; vakfa gönderilen başvurana ait talebin dilekçe ve ekleri hakkında yapılan araştırmalar sonucunda, başvuranı dilekçesinde belirttiği yardım talebinin Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün 24.04.2018 tarih ve sayılı Cezaevi ve Tutukevinde Bulunan Kişilere Yönelik Yardımlar Hakkındaki Usul ve Esaslar çerçevesinde 20.06.2023 tarihli Vakıf Mütevelli Heyeti toplantısında alınan karar doğrultusunda kabul edilmediği belirtilmiştir.

15. Akabinde, başvuran aynı talebi içerir şikâyet dilekçesi ile yeniden Kurumumuza başvurmuş olup başvuru dilekçe ve ekleri incelendiğinde Dumlu 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Müdürlüğü tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına yazılan yazıda; “Anayasal Düzeni Ortadan

Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.04.2018 tarih ve

/ sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklanan Diyarbakır ili ilçesi ..01.07.1992 doğumlu

’nun…”açıklamalarına yer verilmiştir.

16. Bilindiği üzere, ilgili mevzuat hükümlerinde SYD Vakıflarının özel hukuk tüzel kişiliğine sahip ve yetkili karar organının mütevelli heyeti olduğu, yardımların düzenli aylık niteliğinde olmayıp muhtaç vatandaşların ihtiyaçlarının önem derecesi göz önünde bulundurularak yapıldığı, sosyal inceleme sonrasında muhtaçlık kararının alınması ve ayni-nakdi yardımların yapılmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin vakıflar tarafından yerine getirilmesi gerektiği, vakıflarının yönetim ve temsile yetkili organı olan mütevelli heyetinin atanmış ve seçilmiş üyelerden oluştuğu, mülkî idare amirlerinin vakfın doğal başkanı olduğu, vakıfların Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının idari yapılanması içerisinde yer aldığı, denetimlerinin ise Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılacağı hususları ayrıntılı bir şekilde açıklanmıştır.

17. Bununla birlikte, Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Sosyal Yardımlar Genel

Müdürlüğünün ülke genelindeki tüm sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına gönderdiği 24/04/2018 tarihli iç yazısında ise; 17.1. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu Kurulunun 2008/1 sayılı kararıyla kabul edilmiş olan “Cezaevi ve Tutukevinde Bulunan Kişilere Yönelik Yardımlara İlişkin İlke Kararı”nın cezaevi ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklu olarak bulunan tüm Türk vatandaşlarını kapsadığı,

17.2. Terör örgütü üyeliği veya bu örgütlerin faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, cinsel saldırı veya çocuğun cinsel istismarı sebebiyle hükümlü ve tutuklu olarak ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin söz konusu İlke Kararı kapsamı dışında olduğu, sosyal yardım başvurularında başvuru sahibi hükümlü veya tutuklunun sayılan suçlar sebebiyle kurumda bulunup bulunmadığının SYD Vakıfları tarafından cezaevi ve tutukevinden yazılı bilgi alınarak değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiği, 17.3. Ayrıca, 2548 sayılı Kanunun 2 inci maddesi ile Hükümlü ve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları

Personelinin İaşe Yönetmeliğinin “Devlet tarafından iaşe edilecek kişiler” başlıklı 4 üncü maddesi çerçevesinde ücretsiz olarak iaşeleri yapılan kişilere yönelik olarak SYD Vakıfları tarafından yardım yapılamayacağı, bununla birlikte, bu kişilerin kendileri ile birlikte kalan çocuklarının ilgili mevzuat çerçevesinde karşılanamayan temel ihtiyaçlarına yönelik olarak ise vakıf mütevelli heyetince uygun görülen, düzenlilik arz etmeyen süreli yardımların yine vakıf imkanları çerçevesinde yapılabileceği, ancak bu tür yardımların da ayni olarak yapılmasına, nakdi olarak yardım yapılmamasına dikkat edilmesi gerektiği, Belirtilmiştir.

18. Bu kapsamda, her ne kadar başvurucu yaptığı ayni ve nakdi yardım başvurusunun ilgili SYD Vakfı tarafından usulsüz bir şekilde reddedildiğini iddia etmiş ise de; yukarıda yer alan bilgi, belge ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın “Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs

Etme” suçundan dolayı tutuklu olduğu, iaşesinin devlet tarafından karşılanacak kişiler kapsamında yer aldığı anlaşılmış olup, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu Kurulunun 2008/1 sayılı kararıyla kabul edilmiş olan “Cezaevi ve Tutukevinde Bulunan Kişilere Yönelik Yardımlara İlişkin İlke Kararı” ve sonrasında belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar sebebiyle hükümlü ve tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar ile iaşesi Devlet tarafından karşılanacak hükümlü ve tutukluların söz konusu İlke Kararı kapsamı dışında olduğu, kaldı ki kapsam dahilinde yapılacak yardımların bile nakdi olarak yapılmamasına dikkat edilmesi gerektiği belirtildiğinden bahse konu yardım talebinin idarece kabul edilmemesine dair işlemin, yardım başvurusu yapan kişilerde aranan kriterlerin karşılanmamasından kaynaklandığı, idarenin bu işleminde yasadan kaynaklanan takdir hakkını kullandığı ve bu haliyle idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

19. Ayrıca, daha önce benzer taleplerle ilgili olarak Kurumumuza yapılan şikayet başvurularında verilmiş emsal kararlar da (2022/14003 başvuru nolu Ret Kararı, 2023/2305 nolu Ret Kararı, 2023/220 nolu Ret

Kararı, 2022/16113 nolu Ret Kararı, 2021/12805 başvuru nolu Ret Kararı, 2021/2258 başvuru nolu Ret

Kararı, vb.) bulunmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak

Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliği tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup, yetkili ve görevli İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın, BAŞVURANA ve YAKUTİYE KAYMAKAMLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/