ÖZET: Başvuru, cezaevinde bulunan bir kişinin, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi’nin (PTT) ücreti alıcıdan tahsil yöntemiyle posta hizmetinden yararlanma talebine ilişkindir. Başvuran, uzun süre cezaevinde kaldığını ve ekonomik zorluklar nedeniyle mektup gönderme ücretini karşılayamadığını belirtmiş, bu nedenle PTT’nin sunduğu hizmetten yararlanmak için cezaevi idaresine başvurmuş, ancak idare bu talebi 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesine dayanarak reddetmiştir. Başvuran, bu durumun yasal bir haktan mahrumiyet oluşturduğunu ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek Adalet Bakanlığı ve PTT’den bilgi talep etmiştir. Adalet Bakanlığı, başvuranın talebinin reddedilmesinin gerekçesini, hükümlülerin düzenli gelirlerinin olmaması ve bu nedenle PTT’nin ücreti alıcıdan tahsil hizmetinin uygulanamayacağı şeklinde açıklamıştır. PTT ise, bu hizmetin cezaevinden çıkışlı gönderiler için kullanılabileceğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın talebinin reddedilmesi, cezaevi yönetiminin uygulamalarıyla ilişkilendirilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın ücreti alıcıdan tahsil hizmetinden yararlanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini ve bu konuda Adalet Bakanlığı ile PTT arasında işbirliği yapılmasını tavsiye etmiştir. Bu tavsiye, hükümlülerin dış dünya ile iletişimlerinin sürdürülmesi açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/7445-S.24.11648

BAŞVURU NO : 2024/1383

KARAR TARİHİ : 16.07.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Cezaevinde bulunan başvuranın ücreti alıcıdan tahsil posta hizmetinden yararlanma talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran Kurumumuza 10.11.2023 tarihinde yaptığı şikayet başvurusunda özetle, uzun yıllardır cezaevinde bulunduğunu, ekonomik sıkıntılar yaşayabildiğini, aile ve akraba çevresine mektup gönderme parasını denkleştiremediğini, bu gibi durumlarda mağduriyetin olmaması için Posta ve Telgraf Teşkilatı

Anonim Şirketinin (PTT) ücreti alıcıdan tahsil gönderi türü bulunduğunu, PTT’nin sağladığı bu olanaktan yararlanmak için cezaevi idaresine müracaat ettiğini, idarenin 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinin birinci fıkrasını gerekçe göstererek bu hizmeti kullanamayacağını belirttiğini, oysaki bu yasal düzenlemenin söz konusu yöntemden yararlanmasına engel olmadığını, bu hükmün bir sorumluluk bildirimi olduğunu, ayrıca aynı konuya ilişkin İzmir 2 No.lu T Tipi Kapalı Cezaevinde kalan daha önce hem Kurumumuza hem de Adalet Bakanlığına başvurduğu ve bu yöndeki talebinin olumlu karşılandığını, buna rağmen idarenin talebini reddetmesi ve buna da yasal düzenlemeyi gerekçe göstermesinin anlaşılır olmadığını, yasal bir haktan faydalanmasının engellendiğini ve mağduriyetler yaşamasına neden olunduğunu iddia ve ifade ederek ücreti alıcıdan tahsil posta hizmetinden yararlanmayı talep etmiştir.

1.1. Kurumumuzca Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri gereği 01.12.2023 tarihli Gönderme

Kararı tesis edilmiştir. Adalet Bakanlığının 19.02.2024 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ile Posta ve

Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün 20.12.2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısı

Kurumumuza ulaşmıştır.

1.2. tarihinde Kurumumuza tekrar başvuruda bulunan şikayetçi özetle, 10.11.2023 tarihinde Kurumumuza yaptığı başvuruya ilişkin karar yazısını 11.12.2023 tarihinde aldığını, karara binaen

PTT’nin 14.12.2023 tarihli yazısının da tarafına ulaştığını, PTT’nin yazısında, “… Söz konusu hizmetten

/

cezaevi çıkışlı ve varışlı gönderimlerde de yararlanılabilmektedir” denildiğini, bunun üzerine cezaevi idaresine iki kez dilekçeyle durumu ilettiğini, ücreti alıcıdan tahsil gönderi hizmeti bakımından yasal bir engelinin olmadığı ve APS kurye için gönderi doldurma fişinin temin edilerek tarafına verilmesini talep ettiğini, ancak dilekçelerine cevap verilmediğini, idarenin tutumunda bir değişiklik olmadığını, bu durumun hak ihlali olduğunu iddia ve ifade ederek ücreti alıcıdan tahsil posta hizmetinden yararlanmayı talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanun’un “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca, 15.02.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Adalet

Bakanlığından, 15.02.2024 tarihli ve S. sayılı yazı ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi

Genel Müdürlüğünden bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Adalet Bakanlığının 22.03.2024 tarihli ve sayılı yazısı ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün sayılı yazısı

Kurumumuza ulaşmıştır.

2.1. Adalet Bakanlığının cevabi yazısında özetle,

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68’inci maddesinin birinci fıkrası

uyarınca ücretinin hükümlü ve tutuklular tarafından ödenmesi halinde posta gönderebilmesinin mümkün olduğu;

Gönderilerin “ücreti alıcıdan özel hizmeti” ile gönderilmesi halinde, gönderinin alıcı tarafından kabul edilmemesi durumunda gönderi iade sürecinin iş yüküne neden olacağı; hükümlü ve tutukluların düzenli gelirlerinin olmayabileceği göz önüne alındığında, kişisel para hesaplarında para olmaması durumunda ödemenin bütçeden yapılmasının mümkün olmayacağı; buna göre, Kanun’un 68’inci maddesinde geçen

“ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla” ibaresinin, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından uygulanan ücreti alıcıdan tahsil özel hizmetini içermediğinin değerlendirildiği; söz konusu uygulamaya ilişkin mevzuat çerçevesinde işlem tesis edildiği;

Bahse konu hususlarda halihazırda herhangi bir mevzuat çalışmasının bulunmadığı;

Başvuranın barındırıldığı kurumda ve ülke genelinde bulunan ceza infaz kurumlarında tüm uygulamaların mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği ve herhangi bir farklı uygulamanın söz konusu olmadığı;

Ayrıca ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların kurum uygulamalarına karşı öncelikle infaz hakimliklerine şikayet, infaz hakimliği kararlarına karşı da ağır ceza mahkemelerine itiraz edebildikleri; kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara karşı ise, süresinde bu kararı veren

Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz imkanının bulunduğu; yargı bağımsızlığına sahip hakim kararlarına karşı idarenin hiçbir şekilde telkin veya tavsiye suretiyle müdahale imkanı bulunmadığı

açıklamalarına yer verilmiştir.

2.2. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında özetle,

Ücreti alıcıdan tahsilli olarak cezaevinden veya cezaevine postaya verilen gönderilerin gönderici veya alıcısına teslim edilmemesi halinde yaşanması mümkün gelir kaybının önlenmesi amacıyla birimlerine cezaevi varışlı gönderilerin mümkün mertebe ücreti alıcıdan özel hizmetiyle kabul edilmemesi tebliğ edilmişse de bu uygulamanın 20.12.2021 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırıldığı; cezaevi çıkışlı ve varışlı gönderilerde ücreti alıcıdan ek hizmetinin kullanılabileceği; bahse konu gönderilerin teslim edilememesi durumunda ise mevzuat doğrultusunda işlem yapılması hususunun başmüdürlüklere bildirildiği; yapılan uygulama değişikliğiyle birlikte ücreti alıcıdan özel hizmetinden tüm müşterilerin yararlanabildiği;

Kayıtlı gönderilerin yollama ücreti ile varsa özel hizmetlere ilişkin toplam ücretin alıcıdan tahsil edilmesine yönelik bir hizmet olan “ücreti alıcıdan özel hizmeti” ile kabul edilen gönderilerin iade edilmesi durumunda tahakkuk eden ücretlerin göndericiden alındığı; söz konusu ücretin göndericiden de tahsil edilememesi durumunda Posta ve Kargo Hizmetleri İşletme Prosedürü’nün “6.144.Geri Gelen ve Elde

Kalan Gönderiler” başlığında yer alan hükümler doğrultusunda işlem yapıldığı;

Cezaevi çıkışlı veya varışlı ücreti alıcıdan tahsil ek hizmetli gönderilerin kabulü ve tesliminin yapılması açısından diğer gönderilerden ayrı bir düzenleme ve uygulama bulunmadığı; başvuranın yaşadığı sorunun cezaevi yönetiminden kaynaklandığının mütalaa edildiği;

Sistem kayıtlarında yapılan sorgulamada, ücreti alıcıdan tahsil özel hizmeti hakkında Adalet Bakanlığı ile tarafları arasında yapılan herhangi bir yazışmaya rastlanılmadığı

açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Haberleşme hürriyeti” kenar başlıklı 22’nci maddesinde, “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir”,

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8’inci maddesinde; “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir”,

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun;

5.1. “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

5.2. “İnceleme ve araştırma” başlıklı 20’nci maddesinin birinci fıkrasında ise, “Kurum, inceleme ve araştırmasını başvuru tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır”,

6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı 68’inci maddesinin birinci fıkrasında, “Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. Hükümlü, usul ve esasları Adalet

Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir”,

7. Posta ve Kargo Hizmetleri İşletme Prosedürü’nün “6.144.Geri Gelen ve Elde Kalan Gönderiler” başlığında, “6.144.1 Alıcılarına herhangi bir şekilde teslimi sağlanamadığından gönderici adresinin bulunduğu PTT iş yerine geri gelen gönderiler varsa tarifesinde belirtilen ücretler alınmak suretiyle göndericiye teslim edilir.

6.144.2 Gönderici bulunamadığı veya kendisine haber verilemediği ya da bekleme süresi içerisinde

müracaat etmediği takdirde, bekleme süresinin bitiminin ertesi günden başlamak üzere, PTT iş yerinde üç ay süre ile ilan edilir.

6.144.3 İlanın asıldığı tarihten başlayarak üç aylık süre içinde gönderici başvurmamış olursa gönderiler

Başmüdürlüğe yollanır. Başmüdürlük bu tür gönderileri Başmüdürlük adına bir iş yerine yollanmasını isteyebilir. Başmüdürlüklerde veya gönderinin yollandığı iş yerinde Başmüdür tarafından seçilecek dört kişilik bir kurul tarafından açılarak içlerinde göndericisini bulmaya yarayabilecek bir kayıt bulunan gönderilerin göndericisi araştırılarak ona göre işlem yapılır.

6.144.4 Kurul tarafından açılan gönderilerin içindekiler ayrıntılı şekilde tespit edilir.

6.144.4.1 Bunlar para ise emanete alınır, değilse aynı kurul tarafından değer tespiti yapılarak satılır veya

usulünce imha edilir.

6.144.4.2 İçerisinde kişisel veri içeren/veri kayıt sistemi bulunan cep telefonu, tablet, bilgisayar, laptop,

taşınabilir bellek cd, dvd, fotoğraf makinesi vb. dijital veri içeren eşya bulunan gönderilerin kapsamındaki

kişisel veriler satış işleminden önce yok edilerek eşya temiz ürün haline getirilmesini müteakip satış işlemine tabi tutulur. Ancak verilerin yok edilmesinin mümkün olmaması veya yok etme maliyetinin gönderinin satışından elde edilecek gelirden fazla olması halinde usulünce imha edilir.

6.144.5 Gönderilerden dolayı PTT AŞ’nin alacağı varsa, çıkan paradan veya satış bedelinden bu miktar

düşülerek kalanı gönderici adına emanet hesabına alınır.

6.144.6 Gönderici, gönderilerin postaya verildiği tarihin ertesi gününden başlayarak on yıllık süre içinde

gönderi içerisinden çıkan paradan veya gönderi satış bedelinden emanete alınan tutarı istemediği takdirde, bu para ve bedeller emanet hesabından çıkarılarak gelir kaydedilir.

6.144.7 Göndericisi bulunamadığından satılan gönderilerden elde edilen bedeller gönderici tarafından

alınmadıkça PTT AŞ’nin eksik kalmış alacakları aranmaz.

6.144.8 Alıcısına veya göndericisine teslim edilemediğinden geri gelen ve elde kalan gönderilerden dolayı

PTT AŞ’nin alacaklı olduğu kişi veya firma bazında maddi duran varlık (MDV) alt limitinin altında kalan ve gerekli tespitleri yapılmış gönderilerden olan alacakların tahsili için yapılacak olan masrafın alacaktan fazla olması, zaman ve emek yönüyle tahsiline gerek duyulmayacak değerde olmasından dolayı yasal yollardan tahsiline imkan kalmayan geri gelen ve elde kalan gönderi alacağı terkin edilir”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

9. Başvuran, işbu kararın 1 numaralı paragrafında, “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde yer verildiği şekilde özetle; Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinin (PTT)

ücreti alıcıdan tahsil gönderi türü bulunduğunu, uzun yıllardır cezaevinde bulunduğunu, ekonomik sıkıntılar yaşayabildiğini, aile ve akraba çevresine mektup gönderme parasını denkleştiremediğini, bu gibi durumlarda mağduriyetin olmaması için PTT’nin sağladığı bu olanaktan yararlanmak için cezaevi idaresine müracaat ettiğini, idarenin 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 68’inci maddesinin birinci fıkrasını gerekçe göstererek bu hizmeti kullanamayacağını belirttiğini, oysaki bu yasal düzenlemenin söz konusu yöntemden yararlanmasına engel olmadığını, yasal bir haktan faydalanmasının engellendiğini ve mağduriyetler yaşamasına neden olunduğunu iddia ve ifade ederek ücreti alıcıdan tahsil posta hizmetinden yararlanmayı talep etmektedir.

10. Başvurunun inceleme-araştırma aşamasında Adalet Bakanlığı ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim

Şirketi Genel Müdürlüğünden bilgi-belge talebinde bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı ilettiği cevabi yazıda, gönderilerin “ücreti alıcıdan özel hizmeti” ile gönderilmesi halinde, gönderinin alıcı tarafından kabul edilmemesi durumunda gönderi iade sürecinin iş yüküne neden olacağı; hükümlü ve tutukluların

/

düzenli gelirlerinin olmayabileceği göz önüne alındığında, kişisel para hesaplarında para olmaması durumunda ödemenin bütçeden yapılmasının mümkün olmayacağı; buna göre, 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinde geçen “ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla” ibaresinin, PTT tarafından uygulanan ücreti alıcıdan tahsil özel hizmetini içermediğinin değerlendirildiği; söz konusu uygulamaya ilişkin mevzuat çerçevesinde işlem tesis edildiği; başvuranın barındırıldığı kurumda ve ülke genelinde bulunan ceza infaz kurumlarında tüm uygulamaların mevzuat çerçevesinde yerine getirildiği ve herhangi bir farklı uygulamanın söz konusu olmadığı kaydedilmiştir.

11. Bu kapsamda, hükümlülerin posta hizmetinden yararlanma hakkı, 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinde düzenlenmiştir. İlgi hükmün birinci fıkrasında, “Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir” denilmektedir. Buna göre, gönderici olarak posta hizmetinden yararlanmak için bahse konu maddedeki kısıtlamalar haricinde sadece “ücretleri kendisince karşılanma” koşulu öngörülmüştür. Söz konusu 68’inci maddeye ilişkin yasama belgeleri incelendiğinde, bahis konusu koşulun getiriliş amacına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Konuyla ilgili idari düzenleyici işlem olan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin

İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 76’ncı maddesinde de aynı koşulun tekrarlanmasıyla yetinilmiştir. Ücretin hükümlü tarafından ödenmesi şartının öngörülmesinde, idarenin bütçe imkanlarıyla ilgilileri posta hizmetlerinden yararlandırma sorumluluğunun bulunmadığının vurgulandığı gözden kaçırılmamalıdır. Benzer şekilde, 5275 sayılı Kanun’un telefonla haberleşme hakkının düzenlendiği 66’ncı maddesinde de “ücretli telefonlar”la görüşme yapılabileceği belirtilerek bu konuda idarenin bütçe olanaklarıyla sorumlu olmadığı öne çıkarılmıştır. Posta hizmetinden yararlanmanın da hükme bağlandığı

Kanun’un “Günlük Yaşamda Haklar ve Yükümlülükler” başlıklı bölümünde yer alan diğer düzenlemelerde ise, faydalanılan çeşitli hizmetler bakımından “ücretin infaz kurumunda kalanlarca karşılanacağı” hususu ayrıca belirtilmemiştir. Bu yönüyle, Kanun koyucunun 68’inci maddede değinilen şartla güttüğü amacın, hükümlülerin kişisel posta harcamalarının idare tarafından dolayısıyla ilgi hizmetten yararlanmayan diğer tarafların kaynaklarıyla karşılanmaması olduğu anlaşılmaktadır.

12. Kurumumuzca verilen kararlarda, idarenin fiilî kontrolü altında bulunan ve bu nedenle diğer insanlar kadar serbest hareket etme imkânına sahip olmayan hükümlülerin dış dünyayla temaslarının makul düzeyde devam ettirilmesinin, özellikle aileleriyle etkin bir iletişim kurmalarına yardımcı olunmasının, bu kişilerin rehabilitasyonu ile yakından ilgili olduğu; aile bağlarının korunup geliştirilmesinin hükümlülerin psikolojisi açısından olumlu sonuçlar doğurduğu; yeniden sosyalleşmeleri ve tekrar suç işlemelerinin önlenmesinde önemli bir unsur olduğu; bu kişilerin idarenin kolaylaştırıcı rolüne daha fazla muhtaç oldukları sıklıkla ifade edilmiştir.

13. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi de mahpusların dış dünyayla temasının devam ettirilmesinin gerekliliğini belirtmiştir. BM Mahpuslar için Asgari Standartların (Nelson Mandela Kurallarının) 58.1 sayılı maddesinde mahpuslara aileleri ve arkadaşları ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla iletişim kurmalarına izin verilmesi gerektiği ifade edilmiş; iletişimin, mektup, telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçların yanı sıra ziyaret kabul etmesiyle gerçekleşeceği ifade edilmiştir. Benzer bir düzenleme

Avrupa Cezaevi Kurallarının 24.4 maddesinde de yer almış, 24.5 sayılı maddesinde ise Mandela

Kurallarının ötesine geçilerek “Cezaevi yetkililerinin dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmeleri ve bunun için onlara uygun destek ve yardımı sağlamaları gerektiği” belirtilerek, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmeleri konusunda cezaevi yetkililerine pozitif bir yükümlülük yüklenmiştir.

14. Anayasa Mahkemesince, mektup gönderme ve almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların dış dünya ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak ceza infaz kurumu yetkililerinin, dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım edilmesi ve bunun için onlara uygun desteğin sunulması gerektiği ifade edilmektedir (Musa Kaya (2), Başvuru No : 2024/1383 2013/2351, 16.09.2015, § 66).

15. Başvuru bağlamında ise, PTT’nin bir hizmeti olan “ücreti alıcıdan tahsil özel hizmeti” marifetiyle posta hizmetinden faydalanmak isteyen başvuranın bu talebi reddedilmiş ve bu durum, ilgili idari birim olan

Kocaeli 2 No lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 22.01.2024 tarihli ve

/ sayılı yazısındaki, “Adı geçen dilekçesinde Mektup ve kargo gönderimlerinin alıcı ödemeli olarak gönderemediğini beyan etmiştir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun “Hükümlünün mektup, faks ve

telgrafları alma ve gönderme hakkı” başlıklı ;

Madde 68-(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (Ek cümle:17/6/2021-7328/7 md.) Hükümlü, usul ve esasları Adalet Bakanlığınca belirlenmek suretiyle, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilir. Hükmü gereğince mektuplar gönderilmektedir. Hükümlü ve tutukluların Ücreti alıcıdan tahsil yöntemiyle mektup ve kargo gönderimi yapması ile ilgili kanun ve mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle adı geçenin talebi karşılanmamıştır” ifadeleriyle, 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesindeki ücretin hükümlü tarafından ödenmesi koşulunun sağlanmaması ve ücreti alıcıdan tahsil hizmetinin ayrıca düzenlenmemesi hususlarına dayandırılmıştır.

16. Adalet Bakanlığı da Kurumumuza ilettiği yazıda, Kanun’un 68’inci maddesinde geçen “ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla” ibaresinin, PTT tarafından uygulanan ücreti alıcıdan tahsil hizmetini içermediğinin değerlendirildiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, kayıtlı gönderilerin yollama ücreti ile varsa özel hizmetlere ilişkin toplam ücretinin alıcıdan tahsil edilmesine yönelik bir hizmet olan “ücreti alıcıdan tahsil hizmeti”nin 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesiyle olan ilişkisi ele alındığında, öncelikle söz konusu maddede geçen “ücretlerin hükümlülerce karşılanması” koşulunun getiriliş amacının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Zira bahse konu şartla, yukarıda belirlendiği gibi hükümlülerin posta harcamalarının idare tarafından karşılanmaması öncelenmekle birlikte buna aykırı olmayacak diğer durumların önü kapatılmamaktadır. Bir başka deyişle, idarenin bütçe imkanlarıyla hükümlülerin posta hizmetlerinden yararlandırılması durumu ortaya çıkmadıkça gönderici sıfatıyla hükümlülerin

Kanun’un 68’inci maddesi gereğince posta gönderme hakkı bulunabilecektir.

17. Ücreti alıcıdan tahsil hizmetinin 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesindeki koşul karşısındaki durumu değerlendirildiğinde, gönderiye dair ödemenin alıcıdan tahsil edilecek olması sebebiyle anılan hizmet kapsamında idarenin herhangi bir ödeme yapmayacağı görülmekte ve alıcının gönderiyi, dolayısıyla ödemeyi kabul etmemesi ve kendi şahsi emanet hesabında yeterli bedelin bulunması halinde, hükümlülerin cezaevi çıkışlı gönderileri için bahse konu hizmeti kullanmalarında 5275 sayılı Kanun’un anılan hükmüne aykırı bir yön bulunmamaktadır. Her ne kadar Adalet Bakanlığı, “gönderilerin ücreti alıcıdan tahsil hizmeti ile gönderilmesi halinde, gönderinin alıcı tarafından kabul edilmemesi durumunda hükümlü ve tutukluların düzenli gelirlerinin olmayabileceği göz önüne alındığında, kişisel para hesaplarında para olmaması durumunda ödemenin bütçeden yapılmasının mümkün olmayacağı” yönünde açıklamada bulunup bahse konu hizmetin hükümlüler bakımından uygulanması halinde idarenin bütçeden harcama yapması ihtimalini öne çıkarsa da, alıcının gönderiyi, dolayısıyla ödemeyi kabul etmemesi ve

/

kişinin kendi şahsi emanet hesabında yeterli bedelin bulunması halinde, idarenin hizmeti kullanan yerine ücret ödemesi durumu oluşmayacaktır.

18. Ayrıca başvuru dosyası bağlamında idarenin işlemine dayanak olduğu anlaşılan, Kurumumuza iletilen ve idarece emsal olduğu değerlendirilen Kocaeli 3. İnfaz Hakimliğinin 27.11.2023 tarihli ve / sayılı kararı ile buna ilişkin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.12.2023 tarihli ve / D. İş sayılı kararı incelendiğinde, söz konusu yargı kararlarının, aynı zarf içinde birden fazla hükümlünün/tutuklunun postasının bulunması durumunun 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinde yer alan “ücretleri kendisince karşılanmak” koşuluna aykırı olduğu tespitini yaptığı ve başvuruya konu ücreti alıcıdan tahsil hizmetine yönelik herhangi bir değerlendirmeyi içermediği anlaşılmıştır. Bu bakımdan, anılan kararların, başvuru konusu özelinde “emsal” olarak kabul edilemeyeceği ve başvurudaki talebe ilişkin idare tarafından dikkate alınamayacağı değerlendirilmiştir.

19. Bu noktada, ceza infaz kurumlarında cezası infaz edilmekte olan kişilerin emanet hesabında yeterli posta ücretinin bulunması durumunda ilgi hizmetten yararlanması, böylece alıcının gönderiyi kabul etmemesi durumunda kişinin, ücretin kendi şahsi emanet hesabından alınması suretiyle ilgi hakkı kullanması için düzenleme yapılması gerekmektedir. Ayrıca şahsi emanet hesabında yeterli posta bedeli bulunmayanlar için cezaevinden gönderilen ve alıcılarına herhangi bir şekilde teslimi sağlanamadığından cezaevinde barındırılan göndericilere iade edilen ve ücreti gönderici tarafından ödenmeyen gönderilerin belli bir sayıya ulaşması durumunda, söz konusu “ücreti alıcıdan tahsil hizmeti”nden yararlanma imkanında kısıtlamaya gidilmesi yönünde düzenleyici işlem yapılması konusunda

Adalet Bakanlığı ile PTT arasında ortak çalışma yapılması konusunda fayda mülahaza edilmiştir.

20. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarelerin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ile birlikte değerlendirildiğinde, 5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinde aranan

“ücretleri kendisince karşılanmak” koşulunun, alıcının gönderiyi kabul etmemesi ve göndericinin emanet hesabında yeterli bakiye olması halinde, amaçsal yönden “ücreti alıcıdan tahsil hizmeti”yle uyumlu olması ve bu hizmeti engelleyen bir yönünün de bulunmaması karşısında idareye tavsiyede bulunulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede, gönderme kararı üzerine başvurana verilen cevaplarda, başvurana hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup ilgili idarelerin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir. Adalet Bakanlığı ile Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Genel

Müdürlüğü tarafından bahse konu ilkeye riayet edilmesi beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre, ilgili idarenin eylem

/

ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede görevli-yetkili yargı merciinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri ve yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda BAŞVURUNUN

KABULÜNE,

5275 sayılı Kanun’un 68’inci maddesinde “ücretleri kendisince karşılanmak” koşulu dikkate alınarak

alıcının gönderiyi kabul etmemesi durumunda kamu zararı oluşmaması için ilgi posta bedelin kişinin şahsi emanet hesabında bulunması kaydıyla, başvuranın ücreti alıcıdan tahsil posta hizmetinden yararlandırılması,

Kişilerin emanet hesabında yeterli posta ücretinin bulunması durumunda ilgi hizmetten yararlanması ve emanet hesabında yeterli posta bedeli bulunmayanlar bakımından ise ücreti ödenmeyen gönderilerin belli bir sayıya ulaşması durumunda, söz konusu “ücreti alıcıdan tahsil hizmeti”nden yararlanma imkanında kısıtlamaya gidilmesini öngören düzenleyici işlem tesisi konusunda PTT ile ortak çalışma yapılması yönünde ADALET BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu karar üzerine

tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURAN ve ADALET BAKANLIĞI ile bilgi için POSTA VE TELGRAF TEŞKİLATI

ANONİM ŞİRKETİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/