ÖZET: Başvuru, Çiğli Belediye Başkanlığı’na yönelik bir icra takibinin ödenmesi talebiyle ilgili olarak yapılmıştır. Limited Şirketi’nin vekili, belediyeye ait bir kanal açma aracının bakım ve onarımını üstlendiklerini, bu hizmet karşılığında 16.05.2022 tarihinde 208.000 TL + KDV tutarında fatura kestiklerini belirtmiştir. Şirket, 24.11.2022 tarihinde borcun ödenmesi için dilekçe vermiş ancak ödeme gerçekleşmemiştir. Bunun üzerine icra takibi başlatılmış, ancak belediyenin kısmi itirazı nedeniyle süreç duraklamıştır. İdarenin hacze konu mal varlıklarının üzerinde mevcut hacizler bulunduğu için borcun tahsilatı mümkün olmamıştır.

Çiğli Belediye Başkanlığı, başvuruya ilişkin açıklamalarında, icra dosyasıyla ilgili belgelerin eksiksiz olduğunu ve borcun ödenmediğini belirtmiştir. Belediyenin sınırlı kaynakları nedeniyle bazı ödemelerde gecikmeler yaşanabileceği ifade edilmiştir. Ancak, başvuranın alacaklarının tahsili için gerekli adımların atılmadığı ve kamu zararının oluşabileceği vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabulü ile Çiğli Belediye Başkanlığı’na borcun kapatılması için makul bir süre içinde işlem yapılması tavsiyesinde bulunmuştur.

Sonuç olarak, Çiğli Belediye Başkanlığı’nın, icra takibine konu borcun ödenmesine yönelik gerekli işlemleri zamanında gerçekleştirmesi gerektiği belirtilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, bu sürecin 30 gün içinde tamamlanmasını talep etmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6978-S.24.10917

BAŞVURU NO : 2024/1806

KARAR TARİHİ : 04.07.2024

TAVSİYE KARARI

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : ÇİĞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün Esas sayılı icra

BAŞVURUNUN KONUSU :

dosyası üzerinden başlatılan icra takip borcunun ödenmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 02.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan

Limited Şirketi’nin vekili tarafından yapılan başvuruda özetle; idarenin hizmetinde kullanılan kanal açma aracının bakım ve onarımının müvekkil şirket tarafından sağlandığını, bu kapsamda şirket tarafından 16.05.2022 tarihinde 208.000 TL +KDV tutarında fatura kesilerek Çiğli Belediyesine gönderildiğini, 24.11.2022 tarihinde borçlu idareye dilekçe ile başvurularak borcun ödenmesinin talep edildiği ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün / esas sayılı

icra dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığını, idarenin ise 16.12.2022 tarihinde borca kısmi itiraz ettiğini, 19.12.2022 tarihinde Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü dosya kapsamında tensip tutanağı düzenleyerek itiraz edilen tutar bakımında takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine 27.12.2022 tarihinde haciz ihbarnamesinin gönderildiğini ancak düzenli haciz taleplerinin idarenin hacze kabil mal varlıkları üzerinde fazla haciz bulunmasından dolayı borcun tahsil edilemediği iddia ve ifade edilerek gerekli ödemelerin yapılması ve idarenin sebep olduğu kamu zararının incelenmesi talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 03/05/2024 tarih ve S.24.7499 sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Çiğli Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Çiğli

Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen 15/05/2024 tarih ve E- – – / sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1 Şikayete konu hususa ilişkin mahkeme kararı bulunmamakta olup UYAP sisteminden edinilmiş olunan

icra dosyasındaki evrakların birer örneğinin ekte sunulduğu,

2.2 Karşıyaka 1. İcra Dairesinin / icra sayılı dosyasından gönderilen 7 örnek ödeme emrinin

13/12/2022 tarihinde belediyeye tebliğ edildiğini, Mali Hizmetler Müdürlüğünün 14/12/2022 tarih ve Esayılı yazısında “ . Ltd Şti’nin belediye nezdinde 245.4400,00 TL bedelli faturadan 3.155,36 TL Damga Vergisi kesintisi yapıldıktan sonra 242.284,64 TL alacağı bulunmakta olup şirketin belediyeye yazmış olduğu ödeme talep yazısı belediyeye 24/11/2022 tarihinde tebliğ edildiği Hukuk İşleri Müdürlüğüne bildirildiği, Hukuk İşleri Müdürlüğünün yazısı doğrultusunda 16/12/2022 tarihli dilekçeyle borca kısmi itiraz edilmiş olup, söz konusu dilekçe

UYAP sisteminden 16/12/2022 tarihinde icra dosyasına gönderildiği,

2.3 Belirtilen söz konusu bedelin ödenmediği,

2.4 İcra dosyasının onaylı bir örneğinin ekte sunulduğu,

2.5 Bahse konu şikâyetle ilgili yapılan işlemler hakkında başvurucuya yazılı cevap verilmediği,

2.6 Belediyelerin mahalli müşterek nitelikteki sayısız sınırsız ihtiyaçlara sınırlı olanaklarla ellerindeki

kısıtlı kaynaklara göre cevap vermek durumunda kaldığını, bu sebeple kamu yararını gözeterek yapılan mal ve hizmet alımlarına ait faturaların bedellerinin ödenmesinde maddi imkânsızlıklar nedeniyle gecikmeler yaşanabildiği, Hususları ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;

3.1 “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî

dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”

/

3.2 “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”,

3.3 “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve

hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”,

3.4 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.

fıkralarında; “(3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. (4) Türkiye Büyük

Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

3.5 “Yargı yolu” kenar başlıklı 125. maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı

ödemekle yükümlüdür.”,

3.6 “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme

organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. …”, 5. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun;

5.1 “İcra mahkemesi” başlıklı 4. maddesinde; “İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan

şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır…”

5.2 “Şikayet ve şartlar” başlıklı 16. maddesinde; “(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini

mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir”

5.3 “Şikayet üzerine yapılacak muameleler” başlıklı 17. maddesinde; “Şikayet icra mahkemesince, kabul

edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir. Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”

5.4 “İcranın durdurulması” başlıklı 22. maddesinde; “Şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe

icrayı durdurmaz.” 6. 5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15. maddesinde; “…Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde

fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/121 md.) İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter

[17] miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir (…) . On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi 17 durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak (…) şekilde yapılamaz…” 7. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın “Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17. maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verildiği, 8. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.”, Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvurucu 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; icra dosyasına ödemenin yapılmasını talep etmektedir.

11. Somut olayda; idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;

11.1 Kurumumuza başvuruda buluna şirket tarafından idarenin hizmetinde kullanılan 35 AY 0862 plakalı

kanal açma aracının bakım ve onarımın yapıldığı, bu kapsamda 16/05/2022 tarihinde 208.000 TL +KDV tutarında faturanın Çiğli Belediyesi adına düzenlendiği, 24/11/2022 tarihinde Çiğli Belediyesine dilekçe ile başvurularak yedi gün içinde söz konusu bedelin ödenmesinin talep edildiği, aksi takdirde yasal sürecin başlatılacağı ihtarının bildirildiği, söz konusu sürede fatura bedelinin ödenmemesi üzerine Karşıya 1. İcra

Müdürlüğünün / Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin 13/12/2022 tarihinde idareye tebliğ edildiği, Çiğli Belediye Başkanlığı tarafından 16/12/2022 tarihinde yasal faiz oranı üzerinden hesaplanan işlemiş faiz tutarına ilişkin borca kısmi itiraz edildiği, 19/12/2022 tarihinde Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü dosya kapsamında itiraz edilen tutar bakımından takibin durdurulmasına karar verdiği, 27/12/2022 tarihinde idarenin icra müdürlüğüne bildirdiği taşınmaz mal beyanına istinaden idarenin beyanda bulunduğu taşınmaza ve mevcut banka hesaplarına haciz ihbarnamesi gönderdiği, müteaddit zamanlarda haciz taleplerinin yenilendiği ancak idarenin hacze kabil mal varlıkları üzerinde fazla haciz bulunmasından dolayı borç tahsil edilememiştir.

12. Somut olayda Çiğli Belediye Başkanlığına ait kanal açma aracının bakım ve onarımına ilişkin yapılan hizmet alımına müteakip Kurumumuza başvuruda bulunan şirket tarafından düzenlenen fatura bedelinin ilgili idare tarafından ödenmemesi sebebiyle söz konusu uyuşmazlığın haciz yoluyla ilamsız icra takibine rağmen halen devam ettiği ve idarenin hacze kabil mallarının yetersiz olmasından dolayı başvuruya konu olan borcun tahsil edilemediği anlaşılmıştır.

13. Belediyeden olan alacakların tahsilinde, haczedilemeyecek olan malvarlıkları 5393 sayılı Belediye

Kanunun 15. Maddesinde belirtilmiş olup, bu malvarlıklarının belediyeye ait olması haczedilmemesi için yeterli olmayıp söz konusu malın bilfiil kamu hizmetinde kullanılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 8.

/

HD. 9.3.2017 günlü, E.2016/17324, K.2017/3190 sayılı kararında, kamu hizmeti kavramının niteliğini ve bu kapsamda haczedilebilirlik değerlendirmesinin kriterlerini belirleyerek, “O halde borçlu belediyeye ait, taşınır ya da taşınmaz bir malın haczedilmezliği için o malın fiilen kamu hizmetinde kullanılmasının gerektiği tartışmasızdır. Ancak bir malın fiilen kamu hizmetinde kullanıldığının kabulü için, o malın kamu hizmetinin yürütülebilmesi amacına uygun bulunması gerekir.Bir aracın, makam aracı olarak kullanılması, onun fiilen kamu hizmetinde kullanıldığı anlamına gelmeyeceği gibi, kamu hizmetinin yürütülebilmesi için belediye başkanının makam aracının bulunması da gerekmez. Zira belediyelerin görevleri 5393 sayılı

Kanun’un 14.maddesinde açıklanmış olup, bu görevlerin yerine getirilebilmesi için belediye başkanının makam aracının bulunması zorunlu değildir. Kaldı ki, belde sakinlerinin müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi olan belediyenin borcu var iken belediye başkanının makam aracı kullanması başta Anayasa’ya ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’ne aykırılık oluşturabileceği gibi kamu vicdanını da rahatsız edecektir.” denilerek, kamu hizmeti kavramını dar anlamda yorumlanması gerektiğini, asıl olanın, alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak olduğundan, bunun gerçekleştirilmesinin önünün açılması gerektiği, kural olarak borçlunun tüm mallarının haczi mümkün olduğunu, haczedilmezliğin istisnai bir durum olduğuna hükmetmiştir.

14. Belediyenin borca yetecek kadar malı olmasına rağmen, daha azını, sorunlu ve hukuki ihtilaflı mallarını göstermesi durumunda, alacaklının diğer belediye mallarını haczetme imkanı vardır. Çünkü madde metninde daha önceden, sadece belediyenin gösterdiği malların haczedilebileceğine dair hüküm, Anayasa

Mahkemesinin 17.6.2015, 2014/194, 55 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. Aynı şekilde madde metnindeki, haciz işlemlerinin kamu hizmetlerini aksatacak şekilde yapılamayacağına dair ibare de, Anayasa

Mahkemesinin 17.6.2015, 2014/194, 55 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir. İptal gerekçesinde, kamu hizmetlerinin hangi hizmetleri içerdiği açık ve belirgin olmadığı, belediyelerin tüm mal varlıklarını kamu hizmetine özgülemeleri halinde, itiraz konusu kural ile belediyeler aleyhine yapılan icra takiplerinde, alacaklıların haciz yoluyla haklarına ulaşmaları engellenmiş olacağı ifade edilmiştir.( Av. Nezih Sütçü, “Belediye Mallarının Haczi”, Çevirimiçi http://www.turkhukuksitesi.com/makale_1941.htm, 11/06/2024)

15. Anayasa’nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesinin temel ilkelerinden biri hukuk güvenliğidir. Kişilerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını korkusuzca geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir. Hukuk devletinin sağlamakla yükümlü olduğu hukuk güvenliği, kişilerin, hukuk düzeninin koruması altındaki haklarını elde etmeleri için gereken her türlü önlemin alınmasını zorunlu kılar. Kanunlara göre bir alacağın, cebri icra yoluyla elde edilmesinin engellenmesi ve ödeme şekli ve zamanı belirtilerek başka bir güvenceye de kavuşturulmaması hukuk güvenliğini zedeler.

16. Anayasanın 35. maddesinde, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmış olup, 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamının veya bir kısmının kamu yararının gerektirdiği hallerde, kanunla gösterilen esas ve usullere göre kamulaştırılabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasanın 13. maddesinin de göz önünde bulundurulması gerekmekte olup, anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasaya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (AYM, Başvuru

Numarası: 2017/24715, Karar Tarihi : 04.07.2024 20/9/2018 R.G. Tarih ve Sayı : 2024/6978-S.24.10917 16/10/2018-30567

/

17. Özgür Birey, Güçlü Toplum; Daha Demokratik Bir Türkiye” vizyonu doğrultusunda 2 Mart 2021 tarihinde kamuoyu ile paylaşılan ve KDK raporlarının eylem planında dikkate alındığı ifade edilen İnsan

Hakları Eylem Planı’nda da vurgulandığı üzere hukuk devletinin temel ilkelerinden biri hukuk güvenliği ilkesidir. Bu ilkeye göre, hukuk kuralları hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, öngörülebilir, anlaşılır ve uygulanabilir olmalı, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı da koruyucu birtakım güvenceler içermelidir. Öngörülebilirlik ilkesi, hukuk güvenliği ilkesi ile de doğrudan bağlantılıdır. Bireyler, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların kamu otoritesine hangi müdahale yetkisini sağladığını, önceden bilecek durumda olmalıdır. Hukuki öngörülebilirliğin tam olarak sağlandığı bir sistem aynı zamanda bireylere hukuk kurallarının mutlaka hayata geçirileceği güvencesini verir. Hukuk, kişilerin makul ve haklı beklentilerini öngörülebilir kurallarla karşıladığı ölçüde güven verir. Bireylerin haklı beklentilerinin hukukun koruması altında olabilmesi için idarenin işlemlerine karşı yapılan başvurularda bireylere hızla ve tatmin edici cevap verilmesi, bürokrasinin azaltılması ve idareden kaynaklanan sebeplerle hukuka aykırı olan işlemin maliyetinin kişilere yüklenmemesi gerekmektedir. (İnsan Hakları Eylem Planı, s. 44-45)

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri gereğince, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği düzenlenmiş olup, söz konusu uluslararası metne uygun bir biçimde Anayasanın

35 inci maddesinde de, herkesin sahip olduğu mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacı ile kanunla

sınırlanabileceği öngörülmüş iken, Anayasanın 13 üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel hüküm getirilmiş, buna göre temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği ve bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı, Anayasanın 15 inci maddesinde ise, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin mümkün olduğu olağanüstü hallerde dahi milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklerin ihlâl edilmemesi ve kısıtlamanın durumun gerektirdiği ölçüde olması zorunluğunun öngörüldüğü görülmektedir. (Bkz: Kamu Denetçiliği

Kurumu’nun 2017/6341 Başvuru Numaralı ve 14/11/2017 tarihli Tavsiye Kararı)

19. “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa

Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)

20. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün / Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine rağmen icra borcunun halen ödenmemesine ilişkin; Türkiye

Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması ve yukarıda belirtilen yargı kararları çerçevesinde idarenin uyuşmazlığa konu borcu ödemeyip ve üstelik kamu mallarının haczedilmesine devam edecek şekilde süreci uzatarak yükümlü olduğu borcun daha da artmasına sebebiyet vermesi öngörülenin ötesinde kamu zararı oluşmasına yol açacaktır. Nitekim idarenin Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü kapsamında takibi devam eden borcun ödenmesi işlemini geciktirmesinin hizmet kusurunu doğuracağı ve Anayasa’nın 125.

maddesinde belirtilen “İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı da ödemekle yükümlüdür.”

hükmü gereğince; ilamsız icra takibine konu olan borcun gereği gibi ifa edilmemesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde idare tarafından istenilen bilgi ve belgelerin Kurumumuza süresi içinde ve gerekçeli olarak gönderildiği anlaşılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarece tavsiye kararı üzerine

30 gün içerisinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma

süresinden arta kalan sürede İzmir İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜ ile;

Söz konusu icra dosya borcunun kapatılmasına yönelik makul sürede işlem tesisi için ÇİĞLİ

BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Çiğli

Belediye Başkanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Tavsiye Kararının BAŞVURAN VEKİLİNE ve ÇİĞLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/