|
ÖZET: Başvuru, bir ebeveynin çocuğuna ait eğitim bilgilerine erişim talebini içermektedir. Başvuran, boşanma sürecinde olduğu için çocuğunun eğitim durumu hakkında okuldan bilgi alamadığını, bu bilgilerin verilmemesinin yasal bir engeli olmadığını belirtmiştir. Başvuru, Milli Eğitim Bakanlığı’na yönlendirilmiş ve ilgili idareden bilgi talep edilmiştir. Ancak, okul yönetimi, çocuğun velayetinin annede olduğunu ve bu nedenle bilgilerin paylaşılmasının uygun olmadığını ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın çocuğuna ait eğitim bilgilerine erişim talebinin kısmen kabul edilmesine karar vermiştir. Başvuranın, çocuğunun eğitim ve devamsızlık durumu hakkında bilgi edinme talebinin karşılanması gerektiği belirtilmiştir. Ancak, çocuğun okul gezileri ve sosyal etkinliklerde veli izni gerektiren durumlarda bilgi verilmesi talebi reddedilmiştir. Bu karar, ilgili mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın eğitim bilgilerine erişim hakkı kısmen onaylanırken, veli izni gerektiren durumlarda bilgi verilmemesi yönündeki karar, yasal çerçevelerle uyumlu bulunmuştur. İdare, kararın uygulanması için 30 gün içinde gerekli işlemleri gerçekleştirmekle yükümlüdür. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/11854-S.24.18022
BAŞVURU NO : 2024/6375
KARAR TARİHİ : 31.10.2024
KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : İLKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ
Çocuğun okul bilgilerine erişim talebi hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 18.05.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, oğlu Etimesgut İlçe
Müdürlüğü’ne bağlı İlkokulunda eğitim-öğretime devam ettiğini, 21.04.2024 tarihinde
Cimer üzerinden yapmış olduğu başvuruda özetle: “Boşanma aşamasında olduğumdan dolayı 2 yıldır çocuğumun eğitim öğretim hayatına ilişkin sınıf öğretmeni ve ilgili müdür yardımcısının haberi olmasına rağmen okuldan ve öğretmeninden bir bilgi alamadığımı, bu bilgileri almama yasal hiçbir engel olmadığını, evladıma ait rehberlik, not dökümü, eğitim ve öğretim gelişim raporu vs. bilgileri ile öğrencinin ebeveynleri tarafından rızasının alınması gereken hususların, okul tarafından hiçbir şekilde yazılı-sözlü izin veya imzam olmadığını bu durumda okul yöneticilerin görevde ihmali bulunduğunu, bu sebeple Cimer başvuru tarihi itibariyle oğluma ait gezi etkinlik veya diğer rızasını gerektiren hususlarda tarafıma bilgi verilmeden işlem yapılmamasını” talep ettiğini, talep ettiği bilgi ve belgelerin verilmediğini, diğer başvurusunda da MEB Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 17 inci maddesine göre işlem yapıldığı şeklinde talebiyle alakası olmayan bir cevapta bulunarak yine talebinin karşılanmadığını, söz konusu taleplerinin kesinleşmiş veya kesinleşmemiş yargı kararlarıyla veya atıfta bulunulan Yönetmelikle herhangi bir ilgisinin olmadığını, talepte bulunduğu oğluna ait rehberlik, not
dökümü, eğitim ve öğretim gelişim raporu vs. bilgi ve belgelerin tarafına verilmesini, oğlunun gezi, etkinlik vb. gibi rızası ve imzasını gerektiren hususlarda tarafına bilgi verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 01/07/2024 tarih ve S. sayılı yazısı ile şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Milli Eğitim Bakanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur. Ankara İl
Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 07/10/2024 tarih, E. sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Etimesgut ilçesi İlkokulu hakkında ait başvurulara istinaden, Etimesgut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bahsi geçen konular hakkında; herhangi bir gecikmeye mahal vermeden ivedilikle değerlendirme, inceleme ve gerekiyorsa soruşturma yapılmak üzere bilgi verildiği belirtilmiştir.
3. İlkokulu tarafından gönderilen 10/10/2024 tarih E- – – sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. / sınıfı öğrencisi okul numaralı eğitim öğretim süreçleri ile ilgili olarak 1.sınıfa kaydını yaptıran ve / Esas ve 01.07.2022 tarihli mahkeme kararına istinaden geçici velayet belgesini sunan anne ile iş ve işleyişlerin yürütüldüğü, öğrencinin annesi ile velayetin kendisine verildiğine dair Ankara Batı Aile E. / Esas ve / sayılı 19.12.2023 tarihli gerekçeli kararın okul idaresine bildirildiğini, 3.2. Yargı kararı dikkate alınarak öğrencinin eğitim ve öğretim sürecinin sağlıklı yürütülmesi için tüm çabanın gösterildiği, annenin muvafakati olmaksızın kişisel verilerin paylaşılmasının uygun bulunmadığı, 3.3. Babanın e-Okul sisteminden öğrencinin TC Kimlik numarası ve okul numarası ile sisteme girerek not dökümü ve gelişim raporunu görebildiğini, velayeti elinde bulunduran anneden giriş izni talep ettiğinde çocuğun eğitim öğretim bilgilerine erişebildiğini, giriş izni olmayan ebeveynlerin VBS üzerinden öğrenci bilgisine erişemediği, annenin eğitim öğretim durumuyla ilgili izin verdiğini, diğer hususlarda bu iznin dışında onayının olmadığını belirtildiğinden okul gezi ve diğer sosyal etkinliklerde veli izni gerektiren durumlarda ise yasal vasi anne olduğundan anneden gerekli izinlerin alındığı, belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye
Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk
Devletidir”, 4.1. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ncı maddesinde; “ Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 4.2. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 nci maddesinde; “…Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir…” 4.3. ”Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;
“Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir. Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”, 4.4. “Yargı yolu” kenar başlıklı 125 inci maddesinde; “…İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 6. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin; “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8 inci maddesinde; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” 7. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin; 7.1. 3 üncü maddesinde; “Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu
olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar…” 7.2. 5 inci maddesinde; “Taraf Devletler, bu Sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa uzak aile veya topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterirler.” 7.3. 6 ncı maddesinde; “…Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.” 7.4. 9 uncu maddesinde; “Yetkili makamlar uygulanabilir yasa ve usullere göre ve temyiz yolu açık olarak, ayrılığın çocuğun yüksek yararına olduğu yolunda karar vermedikçe, Taraf Devletler, çocuğun; ana-babasından, onların rızası dışında ayrılmamasını güvence altına alırlar. Ancak, ana-babası tarafından çocuğun kötü muameleye maruz bırakılması ya da ihmâl edilmesi durumlarında ya da ana-babanın birbirinden ayrı yaşaması nedeniyle çocuğun ikametgâhının belirlenmesi amacıyla karara varılması gerektiğinde, bu tür bir ayrılık kararı verilebilir. Bu maddenin birinci fıkrası uyarınca girişilen her işlemde, ilgili bütün taraflara işleme katılma ve görüşlerini bildirme olanağı tanınır. Taraf Devletler, anababasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler. Böyle bir ayrılık, bir Taraf Devlet tarafından girişilen ve çocuğun kendisinin ana veya babasının veya her ikisinin birden tutuklanmasını, hapsini, sürgün, sınır dışı edilmesini veya ölümünü (ki buna devletin gözetimi altında iken nedeni ne olursa olsun meydana gelen ölüm dahildir) tevlit eden herhangi benzer bir işlem sonucu olmuşsa, bu Taraf Devlet, istek üzerine ve çocuğun esenliğine zarar vermemek koşulu ile; ana-babaya, çocuğa veya uygun olursa, ailenin bir başka üyesine, söz konusu aile bireyinin ya da bireylerinin bulunduğu yer hakkında gereken bilgiyi ÇOCUK HAKLARINA DAİR
SÖZLEŞME verecektir. Taraf Devletler, böyle bir istemin başlı başına sunulmasının ilgili kişi veya kişiler bakımından aleyhe hiç bir sonuç yaratmamasını ayrıca taahhüt ederler.” 7.5. 18 inci maddesinde; “Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler. Bu
Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar. Taraf Devletler, çalışan ana-babanın, çocuk bakım hizmet ve tesislerinden, çocuklarının da bu hizmet ve tesislerden yararlanma hakkını sağlamak için uygun olan her türlü önlemi alırlar.” 8. 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun; /
8.1. “Bilgi edinme hakkı” başlıklı 4 üncü maddesinde; “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir…”
8.2. “Bilgi verme yükümlülüğü” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.”,
8.3. “Başvuruların cevaplandırılması” başlıklı 12 nci maddesinde; “Kurum ve kuruluşlar, bilgi edinme başvurularıyla ilgili cevaplarını yazılı olarak veya elektronik ortamda başvuru sahibine bildirirler.
Başvurunun reddedilmesi hâlinde bu kararın gerekçesi ve buna karşı başvuru yolları belirtilir.” 9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun; 9.1. “ Hakimin Taktir Yetkisi ” başlıklı 182 nci maddesinde; “Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” 9.2. 185 inci maddesinde; “…Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler….” 9.3. 323 üncü maddesinde; “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.” düzenlemeleri mevcuttur.
10. Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin
“Öğrenci velisi” başlıklı 17 nci maddesinde; “ (1) Eğitim ve öğretim süresince her öğrencinin bir velisi bulunur. Öğrenci velisi, öğrencinin anne, baba veya yasal sorumluluğunu üstlenen kişidir.
(2) Pansiyonlu okullarda yatılı öğrencilerin eğitim ve öğretimle ilgili iş ve işlemleriyle sınırlı olmak üzere, velinin yazılı iznine bağlı olarak okul yöneticilerinden birisi öğrenci velisi olarak belirlenir.
(3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre hakkında bakım tedbiri kararı ya da 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununa göre koruma kararı alınan çocukların iş ve
/
işlemleri, kurum tarafından resmî yazı ile bildirilen kişiler tarafından yürütülür.
(4) Velisi bulunmayan yabancı uyruklu öğrencilerin eğitim ve öğretimle ilgili iş ve işlemleriyle sınırlı olmak üzere, emniyet müdürlüklerinin bilgisi dâhilinde il/ilçe milli eğitim müdürlüklerince okul yöneticileri arasından veli tayin edilir.
(5) Öğrenci velayeti konusunda anlaşmazlık hâllerinde, yargı kararına göre işlem yapılır. Velayete ilişkin yargılama sürecinin devam ettiği durumlarda ise okul kayıtları esas alınır.” hükümleri mevcuttur.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran, 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; oğluna ait rehberlik, not dökümü, eğitim ve öğretim gelişim raporu vs. bilgi ve belgelerin tarafına verilmesini, oğlunun gezi, etkinlik vb. gibi rızası ve imzasını gerektiren hususlarda tarafına bilgi verilmesini talep etmektedir.
13. Somut olayda; idare tarafından gönderilen ve başvurana iletilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; babanın e-Okul sisteminden öğrencinin TC Kimlik numarası ve okul numarası ile sisteme girerek oğlunun not dökümü ve gelişim raporunu görebildiği, giriş izni olmayan ebeveynlerin VBS üzerinden öğrenci bilgisine erişemediği, okul gezi ve diğer sosyal etkinliklerde veli izni gerektiren durumlarda ise Mahkeme kararına istinaden yasal vasi anne olduğundan anneden gerekli izinlerin alındığı anlaşılmıştır.
14. Anayasamızın 26. Maddesinde; herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu, bu hürriyetin resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestisini de kapsayacağı belirtilmek suretiyle bilgi edinme hakkının düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin ayrılmaz bir parçası olduğu kabul edilmektedir.
15. Bilgi edinme hakkı, idarenin tek taraflı iradesiyle, kişilerin ve toplumun hukuki durumunda değişiklik oluşturan eylem, işlem ve kararlarına ilişkin bilgilerin herhangi bir özel yararın ispatına gerek olmaksızın bireyler tarafından elde edilebilmesini garanti altına alan bir insan hakkıdır ve hakkın sahibi
olan kişiye idareden bilgi ve belge elde edebilme yetkisi verirken hakkın muhatabı olan idareye ise bilgi ve belge verme ödevi yüklemektedir. (Yrd.Doç.Dr. Ayhan DÖNER, Şeffaf Devlette Bilgi Edinme Hakkı ve
Sınırları, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul, Kasım 2010, s.98)
16. Anayasamızın 74. maddesinde; herkesin, bilgi edinme hakkına sahip olduğu belirtilerek de bilgi edinme hakkı ayrıca ve açıkça güvence altına alınmıştır. Söz konusu madde genel bir düzenleme olup hakkın sınırı konusunda ayrıca bir düzenleme içermemektedir. Ancak elbette ki, söz konusu hak da mutlak bir hak değildir. Dolayısı ile hakkın Anayasa madde 13 kapsamında belli bazı kısıtlamalara tabi tutulması hayatın olağan akışına aykırı olmayacaktır. Nitekim yasa koyucu da demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkarmıştır.
17. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) söz konusu hususu 22/06/2005 tarihli ve 2005/476 Karar sayılı kararında; “…4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu’nun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrası “Herkes bilgi edinme hakkına sahiptir” hükmünü amirdir. Bu hükme göre bilgi edinme hakkının başvuru yoluyla kullanılabilmesi için ilgililik şartı aranmamaktadır. 4982 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ise “Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idarî ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmünü amirdir. Dolayısıyla 4982 sayılı Kanun kapsamındaki bir bilgi edinme başvurusu ancak yine bu
Kanun’un getirdiği bir istisnaya dayanılarak reddedilebilir.” şeklinde belirtmiştir.
18. Kanunun temel amacı açısından serbesti kural olmakla birlikte, 4982 sayılı Kanunun 4. Bölümünde bilgi edinme hakkının sınırları düzenlenmiş ve istisnaya yer verilmiştir. İdarelerce istenilen bilgi ve belgenin gerçekten 4982 sayılı Kanunun istisnaları arasında yer alıp almadığının tespitinin ayrıntılı olarak yapılması ve hangi şartın gerçekleştiğinin de maddi olaylara dayanarak açıklanması gerekmektedir.
19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir kararında; ebeveyn ve çocukların birlikte yaşama hakkının aile hayatının esaslı bir unsuru olduğunu, anne ve baba arasındaki ilişkinin sona ermesi durumunda hukuksal düzenlemelerden kaynaklanan ve bu ilişkiyi kısıtlayan ya da engelleyen tedbirlerin, aile hayatına saygı hakkına müdahale oluşturacağını düzenleme altına almıştır. (Bkz: Hoppe/Almanya, B.
No: 28422/95, 5/12/2002, § 44; Johansen/Norveç, B. No: 17383/90, 7/8/1996, § 52; Elsholz/Almanya [BD], B. No: 25735/94 13/7/2000, § 43)
20. AİHM’e göre; aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülükler arasındaki sınırları kesin biçimde tanımlamak mümkün değildir. Bu nedenle ilgili makamlar her iki yükümlülük çerçevesinde belirli bir takdir alanına sahiptir ve özellikle her iki durumda da kamusal makamlarca olayın bağlamı ve müdahalenin türüne göre birey menfaatleri ile toplum menfaatleri ve çocuk ile ebeveyn menfaatleri arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Bu dengenin tesisinde de
niteliği gereği çocuğun menfaatlerine özel bir önem verilmelidir. (Bkz: Hokkanen/Finlandiya, B. No:
19823/92, 23/9/1994, § 55; Hoppe/Almanya, § 49).
21. Anayasa Mahkemesi de; aile hayatına saygı hakkı kapsamında devlet için söz konusu olan yükümlülüğün, sadece belirtilen hakka keyfî surette müdahaleden kaçınmakla sınırlı olmadığını, öncelikli olan bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile hayatına etkili bir biçimde saygının sağlanması bağlamında pozitif yükümlülükleri de içerdiğini, söz konusu pozitif yükümlülüklerin, bireyler arası ilişkiler alanında olsa da aile yaşamına saygıyı sağlamaya yönelik tedbirlerin alınmasını zorunlu kıldığını, ebeveyn arasında ortak yaşamın kurulamaması veya hukuken ya da fiilen sona ermiş olmasının aile hayatını ortadan kaldırmayacağını, ebeveyn ve çocuk arasındaki aile hayatının, anne ve babanın birlikte yaşamamaları veya ortak yaşama son vermelerinin ardından da devam edeceğini, söz konusu yükümlülüğün, ebeveyn veya diğer aile bireyleri arasındaki velayet ve kişisel ilişki tesisine ilişkin uyuşmazlıklar için de geçerli olduğunu belirtmiştir. (Bkz: Murat Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015)
22. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 22.1. Başvuranın, oğluna ait rehberlik, not dökümü, eğitim ve öğretim gelişim raporu vs. bilgi ve belgelerin tarafına verilip verilemeyeceğine yönelik olarak;
22.2. Çocukla kişisel ilişki kurulmasında amaç, çocuk ile ana ve baba arasında evlilik birliği süresince mevcut olan ilişkinin korunması ve sürdürülmesinin sağlanmasıdır. Çocuğun velayetinin kendisine bırakılmadığı ebeveyn de, çocuğun sağlık durumundan, eğitim ve öğretim hayatı ile mesleki ve akademik hedeflerinden haberdar olup; karşılaştığı sorunlar ile baş etmede çocuğun yanında olmak ister. Hem ana ve babanın hem de çocuğun temel insan hakları arasında yer alan kişisel ilişki kurma hakkından çocuğun velayeti kendisine bırakılmadığı gerekçesiyle hiç bir ebeveyn yoksun bırakılamaz. ( Fulya ELÜLE, Yargıtay Kararları Çerçevesinde Velayetin Kullanılması Kendisine Bırakılmayan Tarafın Çocuğu Ziyaret
Hakkı; İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi –İnÜHFD- Cilt:9 Sayı : 2024/11854-S.24.180222 Yıl 2018)
22.3. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ nin 18. maddesi Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesinde sorumluluğun öncelikle ana ve babada olduğunu belirtmiştir. Taraf devletleri de her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı göstermeleri konusunda ve çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmasında anababaya durumlarına uygun yardım yapmayı sağlama konusunda yükümlü kılmıştır.
22.4. Türk Medeni Kanunu; eşlerin, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü olduğunu ve velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararlarının esas tutulacağını, bu eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğunu düzenleme altına almıştır. Bu kapsamda çocuğun velayetinin kendisine bırakılmadığı ebeveynin de
çocuğunun eğitim ve öğretim hayatından bilgi sahibi olması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda;
Her ne kadar ilgili idarece, baba tarafından, velayeti elinde bulunduran anneden giriş izni talep edildiğinde e-Okul sisteminden öğrencinin TC Kimlik numarası ve okul numarası ile sisteme girerek not dökümü ve gelişim raporunu görebileceği, çocuğun eğitim öğretim bilgilerine erişilebileceği belirtilmiş ise de giriş izni olmayan ebeveynlerin VBS üzerinden öğrenci bilgisine erişemediği durumlarda baba tarafından yazılı olarak ilgili idareye bu yönde bir talepte bulunulması halinde de başvuranın, çocuğunun eğitim ve devamsızlık durumuna ilişkin bilgi edinme talebinin karşılanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
İlgili idarece çocuğun velayetinin annede olması ve e- okul sistemi üzerinden bilgilere ulaşılabileceği gerekçesiyle tesis edilen ret işleminde hukuka ve hakkaniyete uygunluk bulunmadığı tespit edilmiştir.
(Kurumumuzun 22/10/2019 tarihli ve 2019/8572 Başvuru Numaralı Tavsiye Kararı)
23. Bununla birlikte, başvuranın çocuğun okul gezi ve diğer sosyal etkinliklerde veli izni gerektiren durumlarda tarafına bilgi verilmesi yönündeki talebi yönünden; Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğrenci velisi” başlıklı 17 inci maddesinde öğrenci velisinin, öğrencinin anne, baba veya yasal sorumluluğunu üstlenen kişi olduğu, eğitim ve öğretim süresince her öğrencinin bir velisi bulunduğu, öğrenci velayeti konusunda anlaşmazlık hâllerinde, yargı kararına göre işlem yapıldığı, Ankara Batı Aile Mahkemesinin / Esas ve / sayılı 19.12.2023 tarihli kararı ile çocuğun velayetinin anneye verildiği,
6284 Sayılı Kanuna Göre de, 22/04/2024 tarihli “d)6 ay süre ile, korunan kişinin, şiddete uğramamış olsa
bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hâller saklı kalmak üzere çocuklarına
YAKLAŞMAMASINA” şeklindeki koruma kararı olduğu, dikkate alındığında başvuranın bu yöndeki talebinin ilgili idarece yerine getirilememesi işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde kanunlara uygunluk, makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE;
Başvuranın, çocuğunun eğitim ve devamsızlık durumuna ilişkin bilgi edinme talebinin karşılanması için talep edilen bilgi ve belgelerin başvuru sahibinin erişimine sunulmasına yönelik İlkokulu
Müdürlüğüne TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Başvuranın, çocuğun okul gezi ve diğer sosyal etkinliklerde veli izni gerektiren durumlarda tarafına bilgi verilmesi yönündeki talebinin REDDİNE,
6328 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve İlkokulu Müdürlüğüne tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/