ÖZET: Bu Danıştay kararında, başvuranın çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına dair yönetmelikte telefonla görüşme imkanı talebi ele alınmıştır. Başvuran, boşanma sürecinde çocuklarıyla iletişim kurabilmek için çocuk görüşme merkezlerinde telefonla görüşme yapılmasını istemiştir. Danıştay, mevcut yasal düzenlemelerin çocukların yüksek yararını gözetmediğini ve ebeveynlerin çocuklarıyla düzenli kişisel ilişki kurmalarını zorlaştırdığını belirtmiştir.

Kararda, iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına dair açık bir düzenleme olmaması nedeniyle mahkemelerin bu yönde karar vermekte tereddüt yaşadığı ifade edilmiştir. Ayrıca, devletin ebeveynler ve çocukları arasında sağlıklı bir ilişki kurulmasını sağlamakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak, iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına yönelik düzenlemelerin yapılması gerektiği ve bu hususun mevzuat çalışmalarında dikkate alınması gerektiği tavsiye edilmiştir. Bu durum, çocukların ebeveynleriyle sürekli ve düzenli bir ilişki sürdürebilmeleri açısından önem taşımaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/14689-S.23.23246

BAŞVURU NO : 2023/7409

KARAR TARİHİ : 16/11/2023

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : İletişim vasıtaları ile çocukla kişisel ilişki kurulmasına yönelik iş ve işlemler ile ilgili, Yönetmelikte düzenleme yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 29/05/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza, ( ) T.C. kimlik numaralı tarafından yapılmış olan başvuruda başvuran, boşanma davasının devam ettiğini, eşinin çocuklarını göstermediği için çocuk teslimine ilişkin yasal düzenlemelere istinaden çocukları ile görüşebildiğini, görev yerinin Doğubayazıt olması sebebiyle görüşmelere yıllık ve mazeret izinlerinde katılabileceğini, çocuklarının yaşlarının küçük olduğu için şahsi telefonlarının olmadığını, bu sebeple çocuk görüşme merkezlerinde telefonla da görüşme imkanı getirebilirse bir baba olarak mutlu olacağını belirterek Adalet Bakanlığınca hazırlanan “Çocuk Teslimi Ve

Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasınaİlişkin İlam Ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair

Yönetmelik” maddelerine telefonla da görüş hakkı talebi getirilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun konuya ilişkin bilgi ve belge talep yazısına cevaben, Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 10.07.2023 tarih ve – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle,

2.1. 30.11.2021 tarihli ve 31675 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7343 sayılı İcra ve

İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 39 ila 55 inci maddeleriyle

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5717 sayılı Uluslararası Çocuk

Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun ve ilgili diğer mevzuatta yapılan değişiklikle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması” başlığı altında çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlere yönelik düzenlemelerin yer aldığı Dördüncü

Kısım eklenmiş, mevcut Dördüncü Kısım Beşinci Kısım olarak teselsül ettirildiği, anılan hükümler ile çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin yürütülecek iş ve işlemlerin belirlenen teslim mekanlarında adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri (ADM), bu müdürlüklerin bulunmadığı yerlerde ise Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri tarafından yerine getirilmesinin öngörüldüğü,

2.2. 7343 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler sonrasında 8 Mayıs 2023 tarihi itibariyle icra yoluyla çocuk teslimine son veren yeni uygulamaya Ülke genelinde geçilmiş olup, halihazırda 81 il, 592 adliye çevresinde,

709 çocuk görüşme merkezinde ilam ve tedbir kararlarının gereğinin çocuk dostu usullerle yerine

getirildiği,

2.3. Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine

Getirilmesine Dair Yönetmelik hükümlerine göre; çocukla kişisel ilişki işlemlerinde hak sahibi kavramının velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocukla arasında kişisel ilişki kurulan kişiyi, yükümlü kavramının ise çocuğu teslim etmesi gereken kişiyi ifade ettiği,

2.4. Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yükümlü tarafından rızayla yerine getirilmesi esas olup yükümlü tarafından rızayla yerine getirilmediği takdirde hak sahibinin, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabileceği, bu başvuru üzerine müdürlüğün, yukarıda ifade edilen ilgili mevzuat hükümlerinde belirtilen usule göre yükümlü tarafından teslim mekanına getirilen çocuğu hak sahibine teslim edeceğinin görüldüğü,

2.5. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası, Çocuk

Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 4 üncü maddesinin (b) bendi uyarınca; çocukla anne ve baba

arasında kişisel ilişki kurulması kararı verilirken, göz ününde tutulması gereken temel ilkenin “çocuğun üstün yararı” olduğu, velâyet ve kişisel ilişki düzenlemesinin kamu düzenine ilişkin olup kendiliğinden araştırma ilkesinin geçerli olduğu,

2.6. Çocuk ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin kararda kişisel ilişkinin başlangıç ve bitiş saatlerinin ve yerinin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanması gerektiği,

2.7. 4721 sayılı Kanunda kişisel ilişkinin içeriğinden ve şeklinden ne anlaşılması gerektiği yasal olarak tanımlanmayıp, kişisel ilişki düzenlenirken belirli ilkelerin göz önünde bulundurulmasının altının çizildiği,

2.8. Teknolojinin imkanlarından yararlanmak suretiyle tarafların ortak iradesi ile çocuk ve velayeti elinde

bulundurmayan taraf arasında çeşitli iletişim araçları ile görüşme yapılabilmesi her zaman mümkün ise de;

5395 sayılı Kanunda ve Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir

Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelikte iletişim vasıtalarıyla kişisel ilişki kurulmasının müdürlükçe teslim mekanlarında yerine getirileceğine ve bunun usulüne dair açık bir düzenleme olmadığı,

2.9. Çocukla kişisel ilişki kurulması işleminde, yükümlüyle irtibat kurulamaması veya yükümlünün çocuğu getirmeyeceğini beyan etmesi yahut yükümlünün çocuğu belirlenen yere getireceğini beyan etmesine rağmen çocuğu getirmemesi hallerinde müdürlükçe derhâl yükümlüye, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair teslim emri tebliğ edildiği,

2.10. Bu durumlardan herhangi birinde, yükümlüye teslim emrinin tebliğine rağmen emrin gereğini yerine getirmezse, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine yükümlünün üç gün ile on gün arasında disiplin hapsiyle cezalandırılması yoluna gidilmesi gerektiği ancak, hak sahibi ile müşterek çocuğunun iletişim vasıtası ile görüşmeleri şeklinde çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin bir ilama muhalefet edilmesi halinde, yükümlünün söz konusu disiplin hapsiyle cezalandırılması da olanak dahilinde olmadığı, bu sebeple yükümlünün teslim emrine muhalefet etmesi halinde disiplin cezası müeyyidesi uygulanamayan söz konusu nitelikteki kişisel ilişki tesisine dair bir ilamın, bu yönü itibariyle de yerine getirilemeyeceğinin düşünüldüğü,

2.11. Diğer taraftan, iletişim vasıtası ile kişisel ilişki kurulmasına yönelik daha önce Kırşehir Cumhuriyet

Başsavcılığı tarafından 28.02.2023 tarihinde Başkanlıktan görüş sorulmuş olup söz konusu görüşe ilişkin cevabi yazının ekte sunulduğu,

2.12. İletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin iş ve işlemlerin müdürlüklerce yerine getirilebilmesi için öncelikle bu hususta kanunda açık bir hüküm bulunması, sonrasında uyuşmazlık konusuna ilişkin aile mahkemeleri tarafından iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı verilmesi ve nihai olarak da hak sahibinin mevzuatta yer alan usul ve esaslar dairesinde müdürlüğe başvuruda bulunması gerektiğinin düşünüldüğü,

ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 20 nci maddesinde; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”, 3.2. “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 nci maddesinde; “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar. Her çocuk, korunma ve bakımdan yararlanma, yüksek yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve

babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Devlet, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alır.”, 3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” kenar başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında; “Herkes bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” dördüncü fıkrasında “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.”, 4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8 inci maddesi; “1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.”

“2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”, 5. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (BMÇHS); 5.1. 3 üncü maddesi; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idarî makamlar veya yaşama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idarî önlemleri alırlar.

3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”, 5.2. BMÇHS 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası; “Taraf Devletler, ana babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babasının ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.”, 5.3. BMÇHS 12 nci maddesi; “1. Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.

2. Bu amaçla, çocuğu etkileyen herhangi bir adlı veya idari kovuşturmada çocuğun ya doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir makam yoluyla dinlenilmesi fırsatı, ulusal yasanın usule ilişkin kurallarına uygun olarak çocuğa, özellikle sağlanacaktır.”, 5.4. BMÇHS 18 nci maddesi;

“1. Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesinde ve gelişmesinin sağlanmasında ana-babanın birlikte sorumluluk taşıdıkları ilkesinin tanınması için her türlü çabayı gösterirler. Çocuğun yetiştirilmesi ve geliştirilmesi sorumluluğu ilk önce ana-babaya ya da durum gerektiriyorsa yasal vasilere düşer. Bu kişiler her şeyden önce çocuğun yüksek yararını göz önünde tutarak hareket ederler.

2. Bu Sözleşmede belirtilen hakların güvence altına alınması ve geliştirilmesi için Taraf Devletler, çocuğun yetiştirilmesi konusundaki sorumluluklarını kullanmada ana-baba ve yasal vasilerin durumlarına uygun yardım yapar ve çocukların bakımı ile görevli kuruluşların, faaliyetlerin ve hizmetlerin gelişmesini sağlarlar.”, 5.5. BMÇHS 19 uncu maddesi; “1. Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vası veya vasilerinin ya da bakımını üstlenir iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suiistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı Korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.

2. Bu tür koruyucu önlemler; çocuklara kötü muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli olduğu takdirde adliyenin ise el koyması olduğu kadar durumun gereklerine göre çocuğa ve onun gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların düzenlenmesi için etkin usulleri de içermelidir.”, 6. Çocuk Haklarının Uygulanmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 13 üncü maddesinde; “Anlaşmazlıkların önüne geçmek veya çözmek, adli bir merci önünde çocukları ilgilendiren davaları önlemek için Taraflar, arabuluculuk ve anlaşmazlıkların çözümüne yönelik diğer tüm yöntemlerin uygulanmasını ve Taraflarca belirlenen uygun durumlarda bu yöntemlerin bir anlaşmaya varmakta kullanılmasını teşvik ederler.”, 7. Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin; 7.1. “Çocuk ile ana ve babası arasında kişisel ilişki” başlıklı 4 üncü maddesinde; “1) Bir çocuk ile ana ve babası birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişkiyi elde etmek ve sürdürmek hakkına sahiptirler.

2) Bu tür kişisel ilişki, çocuğun sadece yüksek yararlan gerektirdiği takdirde, kısıtlanabilir veya engel

olunabilir.

3) Çocuğun, gözetim olmaksızın ana veya babasından birisiyle kişisel ilişkisinin sürdürülmesi, onun yüksek

yararına değilse, ana veya babasıyla gözetim altında kişisel ilişki kurma imkânı ya da diğer şekillerde ilişki kurma imkânı da öngörülecektir.”, 7.2. “Çocukla ana ve babası dışındaki şahıslar arasında kişisel ilişki” başlıklı 5 inci maddesinde; “1) Çocuğun yüksek yararına bağlı olarak, çocukla, ana ve babası dışındaki aile bağları bulunan şahıslar arasında kişisel ilişki kurulabilir.

2) Taraf Devletler, bu hükmün kapsamını, 1. fıkrada sözü edilen kimselerden başkalarına da genişletmekte

serbesttirler ve böyle bir genişletme durumunda, devletler, 2. maddenin (a) bendinde tanımlanan kişisel ilişki türlerinden hangisinin uygulanacağı hususunda serbestçe karar verebilirler.”, 7.3. “Çocuğun bilgilendirilme, danışılma ve görüşlerini ifade etme hakkı” başlıklı 6 ncı maddesinde; “1) İç hukukuna göre yeterli ayırt edebilme yeteneğine sahip olduğu kabul edilen bir çocuk kendi yüksek

yararlarına açıkça aykırı olmadıkça aşağıdaki haklara sahip olacaktır:

-ilgili tüm bilgileri almak; -danışılmak; -görüşlerini ifade etmek.

2) Çocuğun, söz konusu görüşleri ile anlaşılabilir istek ve duygularına gereken önem verilecektir.”,

7.4. “Kişisel ilişkiler ile ilgili uyuşmazlıkların çözümü” başlıklı 7 nci maddesinde; “Kişisel ilişkiler ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde adlı makamlar aşağıdaki tüm uygun tedbirleri

alacaklardır:

a) Ana ve babanın her ikisinin çocuklarıyla düzenli şekilde kişisel ilişki kurulmasının ve sürdürülmesinin çocuk ve her ikisi yönünden taşıdığı önem hakkında bilgilendirilmelerini sağlamak; b) Ana ve baba ile çocukla aile bağları olan diğer şahısları kişisel ilişki kurulması konusunda, özellikle uyuşmazlığın çözümü için aile arabuluculuğu ve diğer yöntemlere başvurmak suretiyle dostane çözüme ulaşmaları için teşvik etmek; c) Karar vermeden önce, çocuğun yüksek yararlarına uygun bir karar vermek için, özellikle velayet sorumluluğuna sahip olanlardan yeterli bilgilerin alınmasını sağlamak ve gerektiğinde, diğer ilgili kurum ve kişilerden ek bilgiler temin etmek.”, 7.5. “Kişisel ilişki ile ilgili olarak alınacak koruma tedbirleri ve garantiler” başlıklı 10 uncu maddesinde; “1) Her Taraf Devlet, koruma tedbirleri ve garantilerin kullanılmasını sağlayacak ve geliştirecektir…

2) Hal ve şartlar gerektirdiğinde, adli makamlar, her zaman hem kararın uygulanmasını, hem de çocuğun

kişisel ilişki süresinin sonunda mutat olarak yaşadığı yere dönmesini ya da hukuka uygun olmayan bir şekilde yerinin değiştirilmemesini sağlamak amacıyla koruma tedbiri veya garantilere tâbi olarak bir kişisel ilişki kararı verebilir.

a) Kararın yerine getirilmesini sağlayan güvence ve garantiler özellikle aşağıdaki hususları ihtiva edebilir:

Kişisel ilişkinin gözetim altında tutulması;

Kişisel ilişki talep eden kimsenin böyle bir ilişkiden yoksun bırakılmamasını sağlamak için çocuğun mutat olarak yanında yaşadığı kişi tarafından teminat verilmesi; Çocuğun mutat olarak yanında yaşadığı kimseye, bu kimse kişisel ilişkiye dair karara riayet etmeyi reddettiği takdirde, para cezası verilmesi…”, 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili sıkâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri

ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 9. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun; 9.1. 182 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında; “ Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.”, 9.2. 195 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında; “Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.

Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir.”, 9.3. 323 üncü maddesinde; “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.”, 9.4. 324 üncü maddesinde; Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. (Ek üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/38 md.) Velayet kendisine bırakılan ana veya baba, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir. Bu husus kişisel ilişki kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir. ”, 9.5. 325 inci maddesinde; “Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hışımlarına da tanınabilir.

Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır.

…

Çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.”, 9.6. TMK 335 inci maddesinde;

“Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.

Hâkim vası atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.”, 9.7. TMK 336 ncı maddesinde (Ana ve baba evli ise); “Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti birlikte kullanırlar.

Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâlı gerçekleşmişse hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.

Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana, boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.”, 9.8. TMK’nın “Velayetin Kaldırılmasına” İlişkin Hükümlerinden olan 348 inci ve 349 uncu maddelerinde; “Madde 348- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz

olacağı önceden anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin kaldırılmasına karar verir:

1. (Değişik: 1/7/2005-5378/38 md.) Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.

2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.

Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vası atanır.

Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.”, Madde 349- Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi, velâyetin kaldırılmasını gerektirmez.

Ancak, çocuğun menfaati gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vası de atanabilir.…”, 10. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun; “Görevli ve yetkili birim” kenar başlıklı 41/A maddesinde; “(1) Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair aile mahkemeleri tarafından verilen ilam veya tedbir kararları, çocuğun üstün yararı esas alınarak, Adalet Bakanlığınca kurulan adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince bu Kısım hükümlerine göre yerine getirilir. (2)

Müdürlüklerde müdür, yeteri kadar müdür yardımcısı ve personel ile psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı

Adalet Bakanlığı tarafından görevlendirilir. (3) Müdürlük bulunmayan yerlerde bu Kısım kapsamında yer alan görevler, Adalet Bakanlığınca belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilir. (4) İlam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde çocuğun yerleşim yeri müdürlüğü yetkilidir.

(5) İlam ve tedbir kararları müdürlük tarafından görevlendirilen psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar, uzmanın bulunmadığı yerlerde ise öğretmen marifetiyle yerine getirilir. (6) İlam ve tedbir kararlarını yerine getirmek için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler tarafından kamu kurum ve kuruluşlarında görevli, beşinci fıkrada belirtilen uzmanların yer aldığı bir görevli listesi oluşturulur. Bu uzmanların yeterli sayıda olmaması hâlinde öğretmenler de listeye dâhil edilir. Bu listede yer alan uzman ve öğretmenlerin görev yapacakları yer ve tarihler müdürlükler tarafından belirlenir. “, 11. “Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi” kenar başlıklı 41/B maddesinde; “(1) Çocuk teslimine dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine

getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.

(2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer ve müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek üzere çocuğun belirlenen yere getirilmesini derhâl bildirir; bu bildirimin yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını tutanağa bağlar. (3)

Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse yahut yükümlü çocuğu belirlenen yere getirmezse müdürlük, derhâl yükümlüye, çocuğun teslimine dair bir teslim emri gönderir.

Emir, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki hususlar yer alır: a) Müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu. b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep etmesi gerektiği. c) Çocuğu getirmez veya haklı mazereti nedeniyle müdürlükçe alınmasını talep etmezse, çocuğun, uzman veya öğretmen marifetiyle gerekirse kolluktan yardım alınarak ve zor kullanılarak teslim alınacağı. d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı. e) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunabileceği. (4)

Müdürlüğün belirlediği yere getirilen veya yükümlünün haklı mazereti nedeniyle müdürlükçe alınan çocuk hak sahibine teslim edilir. (5) Yükümlü, emrin gereğini yerine getirmezse, çocuk nerede bulunursa bulunsun müdürlük tarafından alınarak hak sahibine teslim edilir. Bu hâlde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk birimleri, zor kullanma dâhil bu konudaki talepleri derhâl yerine getirir. (6) Çocuk hak sahibine teslim edildikten sonra yükümlü haklı bir sebep olmaksızın çocuğu tekrar alırsa ayrıca yeni bir hükme veya yükümlüyle irtibata geçmeye ya da teslim emri tebliğine gerek olmaksızın çocuk beşinci fıkra uyarınca hak sahibine teslim edilir. (7) Çocuğun üstün yararının gerektirdiği hâllerde müdürlük, yükümlüyle irtibata geçmeye veya teslim emri tebliğine gerek olmaksızın doğrudan beşinci fıkra hükmünü uygulayabilir.”, 12. “Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesi” kenar başlıklı 41/C maddesinde; “(1) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararları yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir. (2) Talebi alan müdürlük, her türlü iletişim vasıtasını kullanarak yükümlüyle irtibata geçer; ilam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek üzere çocuğun müdürlük tarafından belirlenen yere getirilmesini derhâl bildirir; bu bildirimin yapıldığını veya yükümlüyle irtibat kurulamadığını tutanağa bağlar. (3) Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse yahut belirlenen yere getirmezse müdürlük, derhâl yükümlüye, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir teslim emri gönderir. Emir, 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre yükümlüye tebliğ edilir. Bu emirde aşağıdaki hususlar yer alır: a) İlam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte, gün ve saatin belirtilmemesi hâlinde müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu. b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde bulunarak çocuğun müdürlükçe alınmasını talep etmesi gerektiği. c) İlam veya tedbir kararı kapsamında emrin tebliğinden sonraki dönemde de (a) ve (b) bentlerindeki yükümlülüğünün devam edeceği, bunun için yeniden emir çıkarılmayacağı. d) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde disiplin hapsiyle cezalandırılacağı. e)

Yerleşim yeri veya iletişim bilgilerinin değişmesi hâlinde yeni adres veya iletişim bilgilerinin müdürlüğe

derhâl bildirilmesi gerektiği. f) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulabileceği. (4) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen çocuk hak sahibine teslim edilir. Hak sahibine; ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu, belirlenen yere getirmek zorunda olduğu, çocuğu getirmez veya kendisinden kaynaklanmayan makul sebepler hariç olmak üzere geç getirirse disiplin hapsiyle cezalandırılacağı, hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hususu tutanağa bağlanarak tebliğ edilir. Çocuk, belirlenen yere getirilmezse hak sahibi hakkında müdürlük tarafından suç duyurusunda bulunulur ve müteakip süreç hakkında yükümlü bilgilendirilir. (5) Kişisel ilişki kurulmasından sonra hak sahibi tarafından teslim yerine getirilen çocuğun yükümlüye veya yükümlünün belirlediği kişiye teslimi mümkün olmazsa çocuk hak sahibinde bırakılır. Bu da mümkün olmazsa müdürlüğün talebi üzerine, aile ve sosyal hizmetler il müdürlüğü tarafından çocuğun geçici olarak barınmasına yönelik tedbirler alınır. (6)

Yükümlü haklı mazereti nedeniyle çocuğun müdürlükçe alınmasını talep ederse, gerektiğinde hak sahibi de hazır bulundurulmak suretiyle çocuk, müdürlük tarafından yükümlüden alınarak hak sahibine teslim edilir. (7) Hak sahibi, emrin yükümlüye tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe yazılı olarak, elektronik ortamda veya başvuru aşamasında beyan ettiği iletişim kanalıyla bildirmek zorundadır. Hak sahibinin bildirimde bulunmadığı veya gelemeyeceğini bildirdiği hâllerde bu husus ve çocuğu emirde belirtilen yere getirme zorunluluğu bulunmadığı yükümlüye bildirilir. Tüm bu işlemler tutanak altına alınır. (8) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince, çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilebilir. Yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde müdürlük yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep eder. (9) İlam veya tedbir kararını rızasıyla yerine getirdiğini iddia eden yükümlü, ikinci fıkra uyarınca yapılan bildirimin veya bu bildirim yapılamamışsa üçüncü fıkra uyarınca gönderilen teslim emrinin haksız olduğunu süresi içinde şikâyet yoluyla ileri sürebilir. (10) Çocuğun yerleşim yerinin değişmesi hâlinde dosya resen ilgili yer müdürlüğüne gönderilir ve ilgili müdürlük işlemlere kaldığı yerden devam eder. Bu müdürlük, dosyadaki teslim emri kapsamında sadece teslimin gerçekleştirileceği yeni yeri yükümlüye tebliğ eder. Teslim yeri değişikliği hak sahibine her türlü iletişim vasıtasıyla bildirilir. (11) Hak sahibi veya teslim yükümlüsü hakkında, 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair

Kanun uyarınca gizlilik kararı ya da başka bir tedbire karar verilmesi hâlinde, teslim işlemleri bu kararlar dikkate alınarak yerine getirilir. (12) Hak sahibi, teslim emrinin yükümlüye tebliğinden sonraki dönemde, teslim saatinden en az kırk sekiz saat önce çocuğu teslim almaya geleceğini müdürlüğe bildirdiği hâlde haklı bir mazeret olmaksızın art arda iki kez veya bir yılda üç kez gelmezse müdürlük tarafından dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verilir. Bu karar hak sahibi ve yükümlüye tebliğ edilir. (13) Teslim emrinin tebliğinden sonraki dönemde yükümlü en az bir yıl boyunca emrin gereğini usulüne uygun bir şekilde yerine getirir ve müteakip dönemde de kişisel ilişki kurulmasına dair mahkeme kararına uygun olarak hareket edeceğini taahhüt ederse müdürlük, ilgili uzmanın kanaatini de alarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve teslim emrinin hükümsüz hâle gelmesine karar verebilir. Bu karar hak sahibi ve yükümlüye tebliğ edilir. Yükümlü bu taahhüdünü yerine getirmezse hak sahibinin talebiyle yükümlüye doğrudan teslim emri tebliğ edilir.”,

13. “Teslim mekânları” kenar başlıklı 41/D maddesinde, “(1) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler, müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirilir. (2) Teslim işlemleri için müdürlüğün talebi üzerine, valilikler ve belediyeler tarafından elverişli teslim mekânları belirlenir, yoksa oluşturulur; araç tahsis edilir ve sürücü görevlendirilir. (3) Teslim mekânlarının belirlenmesinde, oluşturulmasında, tefrişinde, bu mekânların güvenliğinin sağlanmasında ve teslim hizmetlerinin sunumunda, kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler, müdürlüğe her türlü desteği sağlamakla yükümlüdür.”, 14. “Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet” kenar başlıklı 41/F maddesinin ikinci fıkrasında, “(2) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenler ile emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.”, 15.Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine

Getirilmesine Dair Yönetmeliğin; “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde, “(1) Bu Yönetmelikte geçen; … g) Kişisel ilişki: İlam veya tedbir kararına istinaden velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan anne ve babanın ya da diğer kişilerin çocukla sınırlı bir süre görüşmesi veya birlikte kalması sürecini, … k) Teslim mekânı: Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararlarının yerine getirildiği çocuk dostu olarak düzenlenen ortamları,”, 15.1. “Teslim mekânları” kenar başlıklı 20 nci maddesinin birinci fıkrasında, “(1) Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemler müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirilir. (2) Teslim mekânlarının belirlenmesinde çocuğun üstün yararı uyarınca fiziksel ve ruhsal gelişimine uygun yerlerin seçilmesine özen gösterilir. (3)

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin yerine getirilmesi sürecinde teslim mekânları ile yakın çevresinde meydana gelebilecek olayların önlenebilmesi için teslim mekânının güvenlik unsurunun bulunmaması veya yeterli olmaması hâlinde kolluk görevlileri tarafından gerekli tedbirler alınır.”, 15.2. “Teslim mekânlarının oluşturulması” kenar başlıklı 21 inci maddesinde, “(1)Müdürlüğün başsavcılık aracılığıyla talebi üzerine, il ve ilçelerde kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin çocuk teslimine elverişli yerlerinden, ilgisine göre valilikler veya belediyeler tarafından yeterli sayıda teslim mekânı belirlenir, yoksa oluşturulur.”, 15.3. “Teslim mekânlarının genel standartları” kenar başlıklı 22 nci maddesinde, “(1) Teslim mekânlarında, mümkün olduğu ölçüde aşağıdaki genel standartlar sağlanır: a) Çocuklar ile hak sahibi ve yükümlülerin kolay ulaşımları ve güvenlikleri açısından o yerleşim yerinin uygun bölgelerinde belirlenmesi veya oluşturulması. b) Binanın kolay ulaşılabilir bir bölümünde, engelli bireylerin erişimine ve kartlı geçişe imkân tanıyacak şekilde ayrı bir kapıdan giriş imkânı sağlanması. c) Her bir odanın en az yirmi dört metre kare büyüklüğünde, aydınlık ve ferah olması. ç) Çocuğun kaliteli zaman geçirmesine yarayacak oyuncak, boyama kiti, kâğıt-kalem, hikâye kitabı gibi materyallerin bulundurulması. d) Teslim sürecini kayda alacak şekilde teslim mekânının güvenlik kamera sistemi ile izlenebilmesi için gerekli teknik donanımın

sağlanması. (2) Birinci fıkrada belirtilen genel standartların yanı sıra Bakanlıkça belirlenen diğer standartlara da uyulur.”, 15.4. “Araç temini” kenar başlıklı 23 üncü maddesinde, “(1) Çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesinde kullanılmak üzere müdürlüğün başsavcılık aracılığıyla talebi üzerine valilikler ve belediyeler tarafından araç tahsis edilir. (2) Tahsis edilen araç, temin edildiği kurum ya da belediye tarafından kullanıma hazır şekilde bulundurulur. Ayrıca yakıt ve bakım gibi masrafları karşılanarak şoför görevlendirilir.”, 15.5. “Kamu kurumlarının destek sağlaması” kenar başlıklı 24 üncü maddesinde, “(1) Teslim mekânlarının belirlenmesi, oluşturulması, tefrişi, güvenliği, ısınması, temizliğinin sağlanması ve teslim hizmetlerinin sunumunda kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler, müdürlüğe her türlü desteği sağlamakla yükümlüdür. (2) Birinci fıkrada belirtilen ve ihtiyaç duyulan desteklerin sağlanması hususu müdürlükçe başsavcılık aracılığıyla yazılı olarak ilgili kamu kurum ve kuruluşu veya belediyeden talep edilir.”, 15.6. “İlam veya tedbir kararlarının yerine getirilme süreci” kenar başlıklı 32 nci maddesinde, “(1)

Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararları, yükümlüsü tarafından rızasıyla yerine getirilmediği takdirde hak sahibi, ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için müdürlüğe başvurabilir.

Başvuru esnasında kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam veya tedbir kararının müdürlüğe ibrazı zorunludur.

(2) Başvuru esnasında hak sahibi, müdürlük tarafından kendisi ile hangi iletişim vasıtasıyla irtibat kurulabileceğini müdürlüğe bildirir, bu husus tutanak altına alınır. (3) İbraz edilen ilam veya tedbir kararının müdürlükçe teyidi yapıldıktan sonra müdürlük tarafından her türlü iletişim vasıtası ile yükümlüyle irtibata geçilerek taraflar ve çocuk arasında düzenli şekilde kişisel ilişki kurularak sürdürülmesinin önemi ile çocuğun sağlıklı gelişimi üzerindeki olumlu etkisine ilişkin bilgilendirme yapılır. (4) İlam veya tedbir kararında belirlenen gün ve saatte veya belirtilmemişse müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte hak sahibine teslim edilmek üzere çocuğun müdürlükçe belirlenen yere getirilmesi yükümlüye derhâl bildirilir ve bu bildirimin yapıldığı veya yükümlüyle irtibat kurulamadığı hususları tutanak altına alınır. (5)

Yükümlüyle irtibat kurulamaz veya yükümlü çocuğu getirmeyeceğini beyan ederse yahut yükümlü çocuğu belirlenen yere getirmezse müdürlükçe derhâl yükümlüye, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair bir teslim emri tebliğ edilir. (6) Hak sahibi veya yükümlünün ceza infaz kurumunda hükümlü veya tutuklu olarak bulunması hâlinde işlemler ceza infaz kurumu aracılığı ile gerçekleştirilir. (7) Hak sahibinin ilam veya tedbir kararının yerine getirilmesi için çocuğun yerleşim yeri dışındaki bir müdürlüğe başvurması hâlinde bu müdürlük tarafından başvuruya esas olan ilam veya tedbir kararının ibrazı istenir. Hak sahibinin adres ve iletişim bilgileri ile bilinmesi hâlinde yükümlünün en son adres ve iletişim bilgilerinin bildirilmesi istenerek bu husus tutanak altına alınır. İbraz edilen ilam veya tedbir kararı ile tutulan tutanak dosyaya eklenir ve çocuğun yerleşim yeri müdürlüğüne derhâl gönderilir.”, 15.7. “Teslim emrinde yer alması gereken hususlar” kenar başlıklı 33 üncü maddesinde, “(1)

Yükümlüye gönderilen teslim emrinde yer alacak hususlar şunlardır: a) İlam veya tedbir kararında belirtilen gün ve saatte, gün ve saatin belirtilmemesi hâlinde müdürlük tarafından belirlenen gün ve saatte çocuğu emirde belirtilen yere getirmek zorunda olduğu. b) Çocuğu emirde belirtilen yere getirmesine engel teşkil edecek derecede haklı bir mazereti varsa teslim gününden önce müdürlüğe bildirimde bulunarak çocuğun

müdürlükçe alınmasını talep etmesi gerektiği. c) İlam veya tedbir kararı kapsamında emrin tebliğinden sonraki dönemde de (a) ve (b) bentlerindeki yükümlülüğünün devam edeceği, bunun için yeniden emir çıkarılmayacağı. ç) Emrin gereğinin yerine getirilmemesi hâlinde disiplin hapsi ile cezalandırılacağı. d)

Yerleşim yeri veya iletişim bilgilerinin değişmesi hâlinde yeni adres veya iletişim bilgilerinin müdürlüğe derhâl bildirilmesi gerektiği. e) Müdürlükçe yapılan iş ve işlemlere karşı, öğrenme veya tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde, işlemi yapan müdürlüğün bulunduğu yer aile mahkemesine şikâyette bulunulabileceği.”, 15.8. “Çocuğun teslim edilmesi” kenar başlıklı 34 üncü maddesinde, “(1) Müdürlüğün belirlediği yere getirilen çocuk, hak sahibine teslim edilir. (2) Mahkemece kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı verildikten sonra hak sahibinin hükümlü veya tutuklu olarak ceza infaz kurumuna girmiş olması durumunda, mahkeme tarafından bu hususta verilen karar üzerine kişisel ilişkinin ceza infaz kurumunda gerçekleştirilebilmesi için çocuk mahkeme kararında belirtilen kişiye teslim edilir. (3) Hak sahibine, ilam veya tedbir kararında belirtilen sürenin bitiminde çocuğu belirlenen yere getirmek zorunda olduğu, çocuğu getirmez veya kendisinden kaynaklanmayan makul sebepler hariç olmak üzere geç getirirse disiplin hapsiyle cezalandırılacağı, hakkında suç duyurusunda bulunulacağı hususu tutanağa bağlanarak tebliğ edilir. (4) Çocuk, hak sahibi tarafından, müdürlükçe belirlenen yere getirilmezse, hak sahibi hakkında müdürlük tarafından suç duyurusunda bulunulur ve müteakip süreç hakkında yükümlü bilgilendirilir.”, 15.9. “İlam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet” kenar başlıklı 50 nci maddenin ikinci fıkrasında, “(2) Çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin teslim emrine aykırı hareket edenlerle emrin gereğinin yerine getirilmesini engelleyenler, bir ay içinde yapılacak şikâyet üzerine, üç günden on güne kadar disiplin hapsiyle cezalandırılır.”,

hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

16. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

17. Başvuran özetle, “Çocuk Teslimi Ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam Ve Tedbir

Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik” maddelerine telefonla da görüş hakkının eklenmesini, çocuk görüşme merkezlerinde telefonla da görüşme imkanı getirilmesini talep etmiştir.

18. Öncelikle çocuk tesliminin icra sisteminden çıkarılmasına yönelik Kurumumuzca sağlanan katkıdan bahsetmek gerekirse, Kurumumuza çocuk teslimi konusunda yapılan çok sayıdaki başvuruya istinaden;

“Çocuğun icra sisteminden çıkarıldığı yeni bir sistem kurgusuna yönelik mevzuat düzenlemesi yapılması,

Çocuğun birlikte yaşamayacağı ebeveyni ile sulh içinde görüşmesine olanak sağlayacak “aile buluşma noktaları” ya da “çocuk teslim merkezleri” gibi hizmet birimleri oluşturulması,

Bu merkezlerin kolay ulaşılabilir ve düşük ekonomik gelire sahip olanlar için de ücretsiz olacak bir yapıda tasarlanması,”

yönündeki tavsiye kararları ve Çocuk Tesliminde Hak İhlallerine ve Yoksulluk Nafakasına İlişkin

Özel Rapordaki tespit ve önerileri ile katkı sunmaya çalışılan süreçte, 30/11/2021 Sayılı Resmi

Gazetede yayınlanan İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki

Kanun ile, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine ilişkin işlemlerin müdürlükçe belirlenen teslim mekânlarında gerçekleştirileceği, psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci ve rehber öğretmen gibi uzmanlar, bunların yeterli sayıda olmaması hâlinde ise öğretmenin hazır bulundurulacağı, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu ile diğer kanunlar uyarınca alınması gereken tüm harçlardan istisna olduğu, ayrıca bu iş ve işlemlerin yürütülmesi için yapılacak tüm masraflar, avukatlık ücreti hariç, Adalet Bakanlığı’nın bütçesinden karşılanacağı, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarının yerine getirilmesine muhalefet edilmesi durumunda disiplin hapsi ile cezalandırılacağı, çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair işlemlerin çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yerine getirilebilmesi amacıyla müdürlüğün önerisi üzerine aile mahkemesince, çocuk, hak sahibi veya yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasına karar verilebileceği, yükümlünün teslim emrine aykırı ilk hareketinde müdürlük yükümlü hakkında danışmanlık tedbiri uygulanmasını aile mahkemesinden talep edeceği hüküm altına alınmıştır.

Böylelikle uzun zamandır sorun teşkil eden ve ülkemize yakışmayan bu uygulamanın değiştirilmesinde Kurumumuz ön ayak olmuştur.

Mevzuat değişikliğinden önce icra müdürlükleri tarafından yerine getirilen bu işlemlerin çocuklar yararına dizayn edilen teslim mekânlarında uzmanlar veya rehber öğretmenler eşliğinde yerine getirilmesi ile birlikte, boşanma süreci ve sonrasında yıpranan çocukların ikincil örselenmelerine mahal verilmemesi amaçlanmıştır.

19. Gelinen süreçte başvuru dilekçesinde de belirtildiği üzere çocuk teslim mekanlarında iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulması ihtiyacı ortaya çıkmıştır.Şöyle ki;

Mevcut yasal düzenleme ile çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararları çocuğun yerleşim yeri müdürlüğünce yerine getirilmesi öngörülmüştür.

Çocuktan uzak mesafede yaşayan ebeveynlerin çocukla kişisel ilişki tesisi işleminde gerekli

prosedürleri tamamlayabilmek için mesai saatleri içinde çalıştığı yerden iki haftada bir düzenli olarak izin alması da önemli bir soruna dönüşebilmektedir. İzin alamadığı için çocukla görüşmenin seyrelmesi gündeme gelebilmektedir. Özellikle velayet sahibi ebeveyn ile diğer ebeveynin ayrı şehirlerde yaşaması durumunda süreç daha da zorlaşmaktadır.

20. Teknolojinin imkanlarından yararlanmak suretiyle tarafların ortak iradesi ile çocuk ve velayeti elinde bulundurmayan taraf arasında görüntülü arama yapılabilen iletişim vasıtası ile görüşme yapılabilmesi her zaman mümkün ise de; 5395 sayılı Kanunda ve Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin

İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelikte anılan şekilde tesis edilen kişisel ilişkinin müdürlükçe teslim mekanlarında yerine getirileceğine ve bunun usulüne dair açık bir düzenleme olmadığından mahkeme kararlarında da görüntülü kişisel ilişki tesisi yoluna gidilemediği anlaşılmaktadır.

Keza Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 17.03.2023 tarihli ve

“İletişim vasıtası ile görüntülü görüşme şeklinde kurulan kişisel ilişki kararının yerine getirilmesi” konulu

Görüş yazısında da; 5395 sayılı Kanunda ve Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin

İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelikte görüntülü arama yapılarak çocuk ile hak sahibi arasında kurulan kişisel ilişkinin müdürlüklerce yerine getirileceğine dair açık bir hüküm ve usül öngörülmemesi ve teslim emrine muhalefet edilmesi halinde disiplin cezası müeyyidesi tatbik edilme olanağı bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde iletişim vasıtası ile görüntülü görüşme şeklinde çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair ilam ve tedbir kararları her ne kadar yükümlü tarafından rızası ile yerine getirilebilir ise de rıza ile yerine getirilmeyen bu tür ilam ve tedbir kararlarının adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerince yerine getirilmesinin mümkün olmadığı” değerlendirilmiştir.

21. Anayasamızda ve tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde yer alan “aile yaşamına saygı hakkı” devlete sadece belirtilen hakka keyfi müdahaleden kaçınmak negatif yükümlülüğünü yüklememekte, buna ek olarak, aile yaşamına “etkili bir biçimde” saygının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınması pozitif yükümlülüğünü de yüklemektedir. Buna göre Devlet, boşanma kararı sonrasında da anne, baba ve çocuk arasında sağlıklı bir ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesine yönelik tedbirleri almakla yükümlüdür.

22. AİHM, Sözleşmenin 8 inci maddesinde düzenlenen “aile yaşamına saygı” hakkının kamu makamlarına, ebeveynler ve çocuklarını bir araya getirmek şeklinde bir görev yüklediğini ve bu durumun, ayrılığa devletin değil ebeveynin yol açtığı durumlarda dahi geçerli olduğunu, bu alandaki yükümlülüğün bireyler arasındaki ilişkiler alanında dahi aile yaşamına saygıyı güvence altına almak için tasarlanmış ve hem bireylerin haklarını koruyan düzenleyici yargısal bir çerçeve oluşturulmasını, hem de fiilen hayata geçirilecek uygun tedbirlerin alınmasını gerektirdiğini ifade etmektedir (Hokkanen/Finlandiya, B. No. 19823/92, 23/9/1994, – 58; Glaser/Birleşik Krallık, B. No. 32346/96, 19/9/2000, – 63; Bajramı/Arnavutluk, B. No. 35853/04, 12/12/2006, – 52).

23. BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 18 inci maddesi her iki ebeveynin çocuklarına karşı ortak sorumluluk taşıdıklarını; Devletlerin ebeveynlerin bu sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için gerekli yardımı

yapmakla yükümlü olduklarını vurgulamaktadır. Bu madde, boşanma durumunda, çocuğun yüksek yararı gereği, ebeveynlerin anne-babalık becerilerinin geliştirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir.

Verilecek hizmetler hem boşanma sürecinde hem de sonrasında belirli bir süre devam etmelidir.

̂ 24. Velayet kendisinde olmayan tarafın, mahkemece belirlenen zaman dilimlerinde çocukla görüşebilmesi olgusuna genel olarak “çocukla kişisel ilişki kurulması” denilmektedir. TMK’nın 323 üncü maddesinde yer alan “Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir” hükmü uyarınca, velayet hakkı bulunmayan tarafa çocukla kişisel ilişki kurma hakkı tanınmıştır.

25. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 9 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında; “Taraf Devletler, anababasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler” ,

Çocuk Hakları Komitesinin “Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli Olarak Dikkate Alınması

Başlıklı” 14 Nolu Genel Yorumda; (IV. Uygulama: Çocuğun Yüksek Yararının Değerlendirilmesi ve

Belirlenmesi)

“c. Aile ortamının korunması ve ilişkilerin sürdürülmesi

59. Aile toplumun temel birimidir ve başta çocuklar olmak üzere üyelerinin gelişmesi ve iyiliği açısından doğal ortamı oluşturur.

65. Ana babaların ayrılmaları durumunda karar vericiler, bu durumda çocuğun yüksek yararına aykırı olmadığı sürece çocuğun ana babası ve aile üyeleriyle (kardeşler, akrabalar ve çocuğun güçlü kişisel ilişkileri olan diğer kişiler) bağlantı ve ilişkilerini sürdürmesini sağlayacaklardır.” şeklindeki düzenleme ile çocuğun ayrı yaşayan her iki ebeveyniyle de düzenli bir biçimde ve doğrudan görüşmesi bir “çocuk hakkı” olarak tanımlanmıştır.

26. Benzer bir şekilde, Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin Başlangıç metninde, sözleşmeyi imzalayan devletlerin kişisel ilişki bakımından “Sadece ana ve babanın değil çocukların da hak sahibi olarak kabul edilmesinin arzu edilir olduğu” ifade edilmiş; konuya çocuk hakları bakımından yaklaşan, “çocuk odaklı” bir yaklaşım getirilmiştir. Buradan hareketle; öncelikle, “kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu özellikle vurgulanmalıdır.

27. Boşanma olgusunun çocuk üzerindeki olumsuz etkilerinin hafifletilmesi ve çocuğun ana ve babanın kurduğu yeni hayata alışabilmesi sağlıklı işleyen bir “kişisel ilişki” kurulmasına bağlıdır. Zira ana baba ile çocuk arasındaki ilişki boşanma ile hukuken sona erse de ana-baba ve çocuk olma statüleri ve duygusal

bağlılıkları sona ermez. Bu ihtiyacın ana ve babanın kendi aralarında anlaşarak çocuğun ihtiyaçlarına göre mümkün olan en yoğun şekilde karşılanması “çocuğun üstün yararı” kapsamında elbette ki en tercih edilenidir. Ancak, taraflar arasında anlaşmaya varılamıyorsa, en azından mahkemece belirlenen kısıtlı zaman dilimlerinde kişisel ilişkinin tesis edilmesi, çocukta boşanma sonrası oluşan sarsıntının etkilerini bir nebze hafifletecek; olumsuz duygularının, korku ve endişeleri ile geliştirdiği olumsuz davranışlarının giderilmesine katkı sağlayacaktır.

Velayet hakkı sahibi olan tarafın mahkeme kararında belirlenen zaman dilimlerinde, çocuğu diğer taraf ile görüştürmekle yükümlü olduğudur. TMK’nın 324 üncü maddesinde “ana ve babadan her birinin, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır. Kişisel ilişki hakkı, çocukla velayet sahibi olmayan ebeveyn arasındaki ilişkiyi zedeleyecek şekilde kullanılmamalıdır. (Kurumumuzun 07/06/2021 tarih 2021/8128 Başvuru Numaralı Tavsiye Kararı, Kurumumuzun 16/05/2019 tarih ve 2018/15629 Başvuru Numaralı Tavsiye Kararı)

Özetle ebeveynlerin çocukla kişisel ilişki tesisi işleminde gerekli prosedürleri tamamlayabilmek için mesai saatleri içinde çalıştığı yerden iki haftada bir düzenli olarak izin alması da önemli bir sorun teşkil ettiğinden çocuğun korunması ve desteklenmesini amaçlayan hizmetlerde çocuğun yararının ön plana alınarak, bu tarz görüştürmelerin kolay, rahat ulaşılabilir bir sistemin içine dâhil edilmesinin şart olduğu değerlendirilmektedir.

28. Boşanma davalarında ebeveynlerin çocuklarıyla düzenli kişisel ilişki kurmalarının ve bu ilişkinin sürdürülmesinin önemi dikkate alınarak idarelerden temin edilen bilgi ve belgeler incelendiğinde ilgili idarece çocukların yüksek yararının öne çıkarılmasına ilişkin politika ve stratejiler gerçekleştirildiği ve bu yönde çalışmaların tamamlanması için çaba sarfedildiği gözlemlenmekle birlikte, çocukla kişisel ilişki tesisi sistemine ilişkin birtakım iyileştirme çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmektedir.

29. İdare tarafından gönderilen cevabi yazı incelendiğinde;

İletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin iş ve işlemlerin müdürlüklerce yerine getirilebilmesi için öncelikle bu hususta kanunda açık bir hüküm bulunması, sonrasında uyuşmazlık konusuna ilişkin aile mahkemeleri tarafından iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı verilmesi ve nihai olarak da hak sahibinin mevzuatta yer alan usul ve esaslar dairesinde müdürlüğe başvuruda bulunması gerektiği anlaşılmaktadır.

Türk Medeni Kanununda ana ve babadan her birinin, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.Yönetmelikte de çocukla kişisel ilişki tesisinin Müdürlüklerce yerine getirileceği açıkça belirtilmiştir.

Diğer bir deyişle bu konuda Türk Medeni Kanununda ayrıntılı olmasa da bir hüküm olduğu görüldüğünden, yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadan iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulması yönünde bir engel bulunmadığı değerlendirilmektedir.

Fakat uygulamada mahkeme tarafından ilgili Yönetmelikte görüntülü arama yapılarak çocuk ile hak sahibi arasında kurulan kişisel ilişkinin müdürlüklerce yerine getirileceğine dair açık bir hüküm ve usul öngörülmemesi ve teslim emrine muhalefet edilmesi halinde disiplin cezası müeyyidesi tatbik edilme olanağı bulunmaması nedeniyle iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararı verilmektem imtina edildiği gözlemlenmektedir.

Bu noktada iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına yönelik iş ve işlemlere ilişkin Yönetmelikte ayrıntılı düzenleme yapılması halinde mahkeme kararlarında iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına dair ilam veya tedbir kararlarına yer verileceği ve bu yöndeki uygulamanın gelişmesine katkı sağlanacağı değerlendirilmektedir.

Bu kapsamda çocuğun birlikte yaşamayacağı ebeveyni ile sürekli ve düzenli bir ilişki sürdürebilmesini teminen, iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin iş ve işlemlerin çocuk dostu olarak düzenlenen teslim mekanlarında yerine getirilmesi ihtiyacının yapılacak mevzuat çalışmalarında dikkate alınması ve sistemin kolay, basit, rahat ulaşılabilir bir yapıda tasarlanmasına yönelik gerekli çalışmaların yapılması hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

30. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece

“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak

İdarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

31. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

“kişisel ilişki kurma hakkının” hem çocuklar hem de ana babalar için karşılıklı olarak gerçekleştirilmesi gereken bir “hak” olduğu göz önünde bulundurularak çocuğun birlikte yaşamayacağı ebeveyni ile sürekli ve düzenli bir ilişki sürdürebilmesini teminen, iletişim vasıtaları ile kişisel ilişki kurulmasına ilişkin iş ve işlemlerin çocuk dostu olarak düzenlenen teslim mekanlarında yerine getirilmesi ihtiyacının yapılacak mevzuat çalışmalarında dikkate alınması ve sistemin kolay, basit, rahat ulaşılabilir bir yapıda tasarlanmasına yönelik gerekli çalışmaların yapılması hususunda ADALET BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

Bu kararın BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine,

6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idareler tarafından bu karar üzerine tesis

edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi