|
ÖZET: Bu Danıştay kararında, hükümözlü ve tutuklu erkek çocukların, aileleri ve müdafileri dışında, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarına nakil işlemlerinin, çocuğun üstün yararının gözetilmediği ve aile hayatına saygı ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiaları incelenmiştir. Başvuru, çocuk hakları çerçevesinde değerlendirildiğinden, menfaat ihlali aranmaksızın incelemeye alınmıştır. Çocukların, on sekiz yaşına kadar her insan olarak kabul edilmesi gerektiği, ulusal ve uluslararası mevzuatla güvence altına alınmıştır.
Kararda, çocukların nakil işlemlerinin, aileleriyle iletişimlerinin sürdürülmesi ve yargılama süreçlerine etkin katılımlarının sağlanması açısından dikkatle yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, çocukların tutulduğu yerin yargılama yerlerine yakın olması ve ailelerinin görüşlerinin alınması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, Adalet Bakanlığı’na, çocukların hak ihlallerinin önlenmesi için dengeleyici tedbirler alınması tavsiye edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/3800-S.23.6316
BAŞVURU NO : 2022/13946
KARAR TARİHİ : 24/03/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Hükümözlü ve tutuklu erkek çocukların, çocuk ve gençlik kapalı ceza
BAŞVURUNUN KONUSU :
infaz kurumlarına nakil işlemine ilişkin itirazlardır.
BAŞVURU TARİHİ : 26/09/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapmış olduğu şikâyet başvurusunda özetle; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün “erkek çocukların nakilleri” konulu yazısı kapsamında; cezaevlerinde barındırılmakta olan erkek çocuk tutuklu ve hükümözlülerin çocuk gençlik kapalı ceza infaz kurumlarına nakledildiklerini, nakil işlemine ilişkin kararın alınış ve uygulanış şeklinin hak ihlalleri barındırdığını, şöyle ki; çocukların nakilleri öncesinde ailelerinin bilgilendirilmediği ve görüşlerinin alınmadığını, nakil işleminden yargılaması sürmekte olan çocukların müdafilerinin de haberdar edilmediğini, Ülke genelindeki çocuk gençlik kapalı ceza infaz kurumu sayısının kısıtlı olması nedeniyle çok sayıda çocuğun ailesinden uzak yerlere nakledildiğini, ailelerin çocuklarını ziyaret edebilmek için maddi koşullarının yetersiz olduğunu, aileleri tarafından yeterli sıklıkta ziyaret edilemeyen çocukların ruh sağlığının bu durumdan olumsuz etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu ifade ederek şikâyete konu edildiği şekliyle uygun koşullar sağlanmaksızın gerçekleştirilen nakil işlemi nedeniyle meydana gelen hak ihlallerini ortadan kaldırıcı dengeleyici tedbirlerin alınması için tavsiye kararı verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusu üzerine Kurumumuz tarafından tesis edilen 26/07/2022 tarih, sayılı “Gönderme Kararı” üzerine Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğünün 11/11/2022 tarihli cevabi yazısında; 2.1. Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarının çocukların ruhsal, bedensel ve eğitsel ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle inşa edildiği,
2.2. 05.06.2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgenin İkinci Bölüm “Çocuk Hükümlülerin Nakilleri” başlıklı 14 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ”Bakanlık tarafından, çocuğun yüksek yararı dikkate alınmak suretiyle, kız veya erkek çocuk hükümlü, hükümözlü veya tutukluların belli kurumlarda toplanılmasına yönelik düzenlemeler yapılabilecektir.” hükmünün getirildiği, 2.3. Ulusal ve uluslararası mevzuat (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun,
11 inci md., 15 inci md., 111 inci md. 3 üncü fk.; Çocuk Hakları Sözleşmesi, 37 nci md.; Havana Kuralları,
17 md., 29 uncu md.,; Pekin Kuralları 13 üncü md., 26 ncı md. ) gereğince çocukların yetişkinlerden,
tutukluların da hükümlülerden ayrı olarak tutulmaları gerektiğinin hüküm altına alındığı, yasal düzenlemelerle, tutuklu çocukların kendilerine ait kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk sayısının az olduğu ve çocuk kapalı ceza infaz kurumunun olmadığı illerde ise yetişkin ceza infaz kurumlarının çocuklar için ayrılmış bölümlerinde (blok/koğuş/oda) tutulduğu, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında tutuklu kız çocukları için ayrı bir kısım yoksa bunların kadın kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerinde kaldığı, hükümlü çocukların ise çocuk eğitimevlerinde barındırıldığı, 2.4. Çocuk kapalı ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevlerinin yeni mimari düzenlemeler ile mevcut kapasitesi düşürüldüğü, her çocuğa geceleri içeriden kapısını kilitleyeceği şekilde tek kişilik oda düzenlemesi yapıldığı, bu odalar ortalama 16 m² olup bu miktar Avrupa ülkelerindeki standartlarında ve eğitim, iyileştirme, sosyal alanlar ile donatılmış modern kurumlar olduğu, yeni inşa edilen çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında çocukların geceyi aileleri ile bir arada geçirebilecekleri aile odaları, hükümlü/tutuklu çocukların mahkemeye gitmeden ve ceza infaz kurumundan çıkmadan, görüntülü ve sesli olarak savunma yapmaları için SEGBİS odalarının oluşturulduğu, 2.5. Yeni mimari düzenleme ile müstakil çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında her koğuşta tek kişilik 9 tane oda bulunduğu, koğuşlarda ayrıca 9 kişinin birlikte zaman geçirdiği (televizyon izleme, yemek yeme, masa tenisi vb. faaliyetlerin yapıldığı) ortak yaşam alanının, tutuklu ve hükümlü çocukların barındırıldığı odalarda her birinin kendisine ait çalışma masası, yatağı ve dolabının bulunduğu, çocuk eğitimevlerinde ise çocukların tek kişilik odalarda barındırıldığı, öncelikle hükümlü/tutuklu tüm çocukların tek başlarına kalabilecekleri uluslararası standartlara uygun yeni kurumların inşasına hızla devam edildiği, 2.6. Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS); ceza infaz kurumlarında yapılan tüm uygulamalarda çocukların; kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz, iyileştirme ve eğitim plânı belirlenerek uygulandığı, 2.7. Bu kapsamda, ceza infaz kurumlarında risk değerlendirmesini de içine alan, hükümlülere yönelik tüm çalışmaların bütünsel ve nitelikli yürütülmesine yönelik kapsamlı, ölçme-değerlendirme ve denetlemeyi de içinde barındıran bireyselleştirilmiş iyileştirme sisteminin (BİSİS) geliştirildiği, söz konusu sistemin; risk değerlendirme aracı olan araştırma-değerlendirme formu (ARDEF) ile bireysel risklerin ve ihtiyaçların değerlendirilmesine, her çocuğun biyolojik-psikolojik ve sosyal özelliklerini öne çıkaran ve buna uygun yaklaşımların geliştirilmesine, kişiye özel rehabilitasyon programının uygulanmasına olanak sağladığı, bu sistem ile çocukların tahliye sonrasına hazırlık süreci kuruma girişleri ile başlamakta olup kurumdaki tüm yaşantılarının buna göre planlandığı, 2.8. Çocuklara yönelik “Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi (BİSİS)” kapsamında geliştirilmiş olan uygulamalardan en dikkat çekici olanının “Grup Liderliği” uygulaması olduğu, grup liderinin; bir odadaki çocuklardan sorumlu olan, onlara rehberlik yapmaktan sorumlu, iletişim becerileri ve sorun çözme becerisi yüksek, pedagojik temelli grup liderliği eğitimi almış infaz ve koruma memurunu ifade ettiği, her grup
liderinin, çocukların ortak yaşam alanında görev yaptığı ve 10-15 çocuktan sorumlu olduğu, böylece çocukları, daha yakından tanıma fırsatı bulduğu, ihtiyaçlarını ve gelişimlerini izlediği, kurumdaki yaşamlarını planladığı ve topluma hazırlama konusunda örnek rol model olma işlevini yerine getirdiği, 2.9. Tüm erkek çocuk tutuklu ve hükümözlüler ile Çocuk Eğitimevine nakil koşullarını taşımayan hükümlü erkek çocukların, yukarıda açıklanan gerekçelerle, Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında barındırılmalarının daha uygun olacağı, bilgilerine yer verilmiştir.
3. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü’ne, 28/11/2022 tarih, sayılı ve 13/01/2023 tarih, sayılı yazılarımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Genel Müdürlüğünün 23/01/2023 tarihli cevabi yazısında; 3.1. Çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının; uzman personel açısından çok daha iyi durumda olmaları, çocuklara yönelik psiko-sosyal servis, eğitim ve yeniden topluma kazandırma çalışmalarının düzenli olarak yapılması, güvenlik yönünden bir aksama olmaması için ve çocukların yüksek yararı da dikkate alınarak, erkek çocukların çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmakta olduğu, 3.2. Tüm erkek çocuk tutuklu ve hükümözlüler ile çocuk eğitimevine nakil koşullarını taşımayan hükümlü erkek çocukların, yukarıda açıklanan gerekçelerle, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılmalarının daha uygun olacağının değerlendirildiği, 3.3. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) sayesinde ifade alma ve sorgu işlemleri ile duruşmaların video kaydına alınması, Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan veya mahkemede hazır bulunamayan kişilerin (şüpheli, sanık, tanık, şikâyetçi, katılan vs.) video konferans yoluyla dinlenilmesi ve ifadelerinin kayda alınması imkânının sağlandığı, 3.4. Bu kapsamda; 167 No.lu Genelgenin “Suç ve Yargılama Yeri Nedeniyle Nakil” başlıklı 18 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında ”… tutuklu, hükümlü ve hükümözlülerin, başka yer mahkemelerindeki duruşmalarına sevkleri için izin istenmeden önce duruşmanın Sesli Görüntülü Kayıt ve Video Konferans
Sistemi ile yapılmasının mümkün olup olmadığı araştırılacak, yapılamaması halinde sevki talep edilecektir.” hükmüne yer verildiği, 3.5. Bunun yanı sıra, “Erkek çocukların suç ve yargılama yeri nedeniyle nakilleri ve duruşma sevkleri” konulu ve tüm ağır ceza cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilen 14.12.2020 tarihli ve 12403619.207.99/11329/140613 sayılı genel yazıda da, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumuna nakledilen çocukların duruşma sevkleri sırasında yapılması gereken işlemlerin belirtildiği, 3.6. Genel Müdürlük tarafından ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklu çocukların ulusal ve uluslararası mevzuatta belirtildiği üzere özel ve öncelikli gruplar olarak değerlendirildiği, çocuk hükümlü ve tutukluların ruhsal, bedensel ve eğitsel ihtiyaçları dikkate alınarak inşa edilmiş kendilerine ait çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında tutulmakta ve hükümlü/tutuklu çocukların iyileştirilmesini ve tekrar suç işlemesini engelleyici eğitim ve iyileştirme çalışmalarına da çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında büyük bir titizlikle devam edildiği, 3.7. Ulusal ve uluslararası mevzuat (5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun,
11 inci maddesi, 15 inci maddesi, 111 inci maddesi, 3 üncü fıkrası; Çocuk Hakları Sözleşmesi, 37 nci
maddesi; Havana Kuralları, 17 maddesi, 29 uncu maddesi; Pekin Kuralları 13 üncü maddesi, 26 ncı
maddesi) gereğince çocukların yetişkinlerden, tutukluların da hükümlülerden ayrı olarak tutulmaları gerektiğinin hükme bağlandığı, 3.8. Bu kapsamda, yasal düzenlemelerle tutuklu çocukların kendilerine ait, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında, çocuk sayısının az olduğu ve çocuk kapalı ceza infaz kurumunun olmadığı yerlerde ise yetişkin ceza infaz kurumlarının çocuklar için ayrılmış bölümlerinde tutulduğu, çocuk eğitimevleri; çocuk hükümlüler hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirildiği, bu kurumlarda firara karşı engel bulunmadığı, kurum güvenliğinin iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlandığı, eğitimevlerinde öğrenimlerine devam eden çocukların 21 yaşına kadar bu kurumlarda kalabildiği, 3.9. Çocuk kapalı ceza infaz kurumları ve çocuk eğitimevleri yeni mimari düzenlemeler ile mevcut kapasitesi düşürülmüş, her çocuğa geceleri içeriden kapısını kilitleyeceği şekilde tek kişilik oda düzenlemesinin yapıldığı, bu odaların ortalama 16 metrekare olup bu miktar Avrupa ülkelerindeki standartlarında ve eğitim, iyileştirme, sosyal alanlar ile donatılmış modern kurumlar olduğu, yeni inşa edilen çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında çocukların geceyi aileleri ile bir arada geçirebilecekleri aile odaları, hükümlü/tutuklu çocukların mahkemeye gitmeden ve ceza infaz kurumundan çıkmadan, görüntülü ve sesli olarak savunma yapmaları için SEGBİS odalarının oluşturulduğu, bilgilerine yer verilmiş, 01/12/2020 tarihli, sayılı ve 11/11/2021 tarihli “erkek çocukların nakilleri” konulu yazı örnekleri, 12/12/2022 tarihi itibariyle ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların kurumlara göre dağılımını gösterir tablo örnekleri yazıya eklenmiştir.
4. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı’ndan, 25/01/2023 tarih, sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Başkanlığın 27/02/2023 tarih, sayı1ı cevabi yazısında; 4.1. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararının temel düşünce olduğunun belirtildiği, çocukların korunmaya muhtaç bireyler olup, korunmaya değer birçok menfaati bulunmakla, çocuklara sağlanacak korumanın birinci önceliğinde çocuğun üstün yararının dikkate alınmasının gerekli olduğu, 4.2. Çocuk Koruma Kanunu’nun 4. maddesinde çocuğun üstün yararı, korunması, çocuğun geleceğinin güvence altına alınması ve insan haklarına dayalı adil ve etkili bir usulün sağlanması, çocuğun mümkün olduğunca özgür kalmasının sağlanması, çocuklara özgü değerlendirme ve süreçlerin oluşmasının temel ilke olarak sayılmıştır. Yine Kanun’un 41. maddesine eklenen fıkralarda ise çocuk teslimi veya çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hususlarda çocuğun üstün yararının esas alınması gerektiğinin açıkça düzenlendiği, 4.3. Uluslararası mevzuata bakıldığında ise BM Çocuk Hakları Sözleşmesinde çocuğun korunması ve üstün yararının açık şekilde ele alındığı, Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi, Pekin
Kuralları, Riyad İlkeleri, Havana (ÖYB) Kuralları, çocukların korunmaları için asgari standartlar getiren ve her tür gözaltı, tutukluluk durumunun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini gidermeyi amaçlayan uluslararası belgeler olduğu, 4.4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13.
Maddesi, “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesinin ilgili kısımlarında ve “Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. maddesinin ilgili kısımlarında konuya ilişkin düzenlemeler olduğu,
4.5. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihli ve 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen, “Herhangi Bir Şekilde Tutulan veya Hapsedilen Kişilerin Korunmasına İlişkin Prensipler Bütünü” nün
‘‘Aile mensupları ve dış dünya ile iletişim kurma hakkı’’ başlıklı 19. maddesinde ve ‘‘İkametgâhına yakın bir yerde tutulma hakkı’’ başlıklı 20. Maddesinde ilgili hükümler bulunduğu, 4.6. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un; “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrası ve “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde konuya ilişkin düzenlemeler olduğu, 4.7. Çocuğun üstün yararı ilkesine özellikle vurgu yapan ulusal ve uluslararası mevzuatımız yanında hükümlülerin nakline ilişkin esaslar; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
53 ila 58. maddeleri ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Yönetmelik’in 126 ve devamı maddeleri ile, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel
Müdürlüğü’nün 05.06.2015 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer
Hükümler” konulu 167 sayılı Genelge’sinde belirlendiği, 4.8. Uluslararası belgelerde nakil için belirlenen ilkelerin ise Avrupa Cezaevi Kuralları ile Avrupa Konseyi
Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Ömür Boyu Hapis ve Diğer Uzun Süreli Cezalara Mahkûm Olanların
Cezaevi İdaresine Yönetimi Hakkında R (200) 23 Sayılı Tavsiye Kararında belirtilmiş olup kurallar ve tavsiye kararında hükümlüler ile tutukluların kişisel ve ailevi durumunun dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, 4.9. Nakil konusunda yetkinin Adalet Bakanlığına ait olmakla Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’da genel olarak nakil sebeplerinin düzenlendiği, Hükümlü Ve Tutukluların
Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelikte ödüllendirilebilecek tutum ve davranışlar içerisinde madde 17 de düzenlenen aile görüşme ödülü de bulunmakta olduğu, çocuk hükümlü ve tutuklulara, en geç iki ayda bir kez olmak üzere, üç saatten yirmi dört saate kadar ana ve babası veya vasisi ile kurumun bu tür ziyaretler için ayrılan bölümünde ve personelin yakın nezareti olmaksızın aile görüşmesi ödülü verilebilmekte olduğu, 4.10. Çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının da içerisinde yer aldığı, “Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin” 127. maddesinde hükümlülerin nakillerinde dikkat edilecek hususlar düzenlenerek, hükümlülerin nakillerinin 5275 sayılı
Kanunun 53 ilâ 58. maddeleri hükümlerine göre gerçekleştirileceğinin belirtildiği, 4.11. Tutuklu ve hükümözlü çocukların, suç olgusunun bile farkında olmamasına rağmen, ruh ve beden sağlıklarının korunması, psikososyal gelişimlerin sağlanması için yardıma ve desteğe muhtaç olup cezaevi koşullarından en fazla etkilenen bireyler olduğu, bu nedenle onarıcı bir infaz gerçekleştirebilmek adına tutuklu ve hükümözlü çocuklar ile ailesinin iletişiminin devam etmesinin çok önemli olduğu, Ülkemizin taraf olduğu birçok milletlerarası antlaşma nakil işlemlerinin Anayasa’nın temel hak ve özgürlükleri kısmında gösterilen haklar ile infaz yasasının temel hükümleri doğrultusunda yapılması gerekliliğine dikkat çektiği, idarenin şüphesiz ki cezaevlerinde disiplin düzen ve güvenliği sağlaması gerektiği fakat bunu sağlarken evrensel hukuk ilkeleri ile yasaların tutuklu ve hükümlülere tanımış olduğu hak ve yükümlülüklerle güç sınırını çizmesi gerektiği, 4.12. Başvurucunun şikâyetinde tüm erkek çocuk tutuklu ve hükümözlülerin farklı bir ildeki Çocuk Gençlik
Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarına nakillerine karar verildiği belirtilmiş olduğu, idare tarafından da, bu durumu teyit ederek bu kurumlarda daha nitelikli personel olduğunu, güvenlik açısından da bir sorun olmaması
açısından çocukların üstün yararı da dikkate alınarak barındırılmakta olduğu, SEGBİS sistemiyle ifadelerinin alınabileceğinin belirtildiği, 4.13. Bu noktada tutuklu ve hükümözlü çocuklar ile ilgili alınacak her bir kararın çocukların kendilerine ve ailelerine olan etkilerinin de dikkate alınması gerektiği, yerleşim yerlerinden çok uzakta bulunan ceza infaz kurumlarına kısa sürelik bir görüş için gidilmesi ekonomik açıdan büyük bir külfet doğuracağı, dolayısıyla cezaevi koşullarının getirdiği kısıtlamaların ötesinde aile bireylerine maddi ve manevi zorluk getirecek uygulamalardan kaçınılması gerektiği, 4.14. Çocukların tutum ve davranışlarının ödüllendirilmesinde de aile ile görüşmenin ayrıcalığının büyük olduğu, aile ile iletişiminin ve bağının devam etmesine imkân verecek şekilde ailenin ikametinin bulunduğu yerde veya ikametine yakın bir yerde barındırılması hayati önem taşıdığı, 4.15. Bundan başka; Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in “Tutuklunun müdafi, uzlaştırmacı ve arabulucu ile görüşmesi” başlıklı 19. maddesinin 1. Fıkrası, “Hükümlünün müdafi, uzlaştırmacı ve arabulucu ile görüşmesi” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrası gereği, çocukların bulunduğu yerdeki müdafilerinden ayrılmasına yol açan bu durum sebebiyle yüz yüze görüşme imkânı sınırlanan çocukların savunma hakkının da kısıtlanacağından adil yargılanma haklarının ihlal edileceği düşünülmekle, adaletin sağlıklı işlemesi, adil yargılanma ilkesinin tam olarak uygulanabilmesi ve savunma hakkının etkin kullanımı için müdafilerin her durumda nakil konusunda bilgilendirilmelerinin gerektiği, 4.16. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde tutuklu ve hükümözlü çocukların adil yargılanma hakkı bağlamında savunma hakkının kısıtlanmaması için avukatları ile yeterli biçimde görüşmelerine imkân sağlayacak tedbirlerin alınması ayrıca ailelerinden başka şehre götürülmeleri sebebiyle psikolojileri ve ailelerin maddi imkânsızlıkları da düşünüldüğünde, çocukların ailesi ve yakınlarıyla görüşmesinin de infazın olgunlaşması için gerekli olduğu açık olmakla çocukların ailesine yakın yerlerde tutulmasının gerekli olduğunun düşünüldüğü, çocuğun üstün yararı gözetilerek, oluşan ve oluşabilecek hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için çocukların, ailelerin ve müdafilerin ulaşım giderlerinin Bakanlıkça karşılanması dâhil dengeleyici tedbirlerin alınabileceği, bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12. maddesi; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriayetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.” 5.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 5.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 5.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20. maddesi; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
5.4.“Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. maddesi ikinci fıkrasında, “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” 5.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
2)Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”
3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükmüne amirdir.
6. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin 1. maddesi; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 6.1. Sözleşmesinin 2. maddesi; “1. Taraf Devletler, bu Sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa, kendilerinin, ana babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.” 6.2. Sözleşmenin 3. maddesi; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.
3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.” 6.3. Sözleşmenin 4. maddesi; “Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklara ilişkin olarak, Taraf Devletler eldeki kaynaklarını olabildiğince geniş tutarak, gerekirse uluslararası işbirliği çerçevesinde bu tür önlemler alırlar.” 6.4. Sözleşmenin 9. maddesi; “..Taraf Devletler, ana-babasından veya bunlardan birinden ayrılmasına karar verilen çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça, ana-babanın ikisiyle de düzenli bir biçimde kişisel ilişki kurma ve doğrudan görüşme hakkına saygı gösterirler.” 6.5. Sözleşmenin 12. maddesi; “Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar..” 6.6. Sözleşmenin 16. maddesi; “1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.
2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır.”
6.7. Sözleşmenin 37. maddesi; “Taraf Devletler aşağıdaki hususları sağlarlar: 1.Hiçbir çocuk, işkence veya diğer zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ve cezaya tâbi tutulmayacaktır. On sekiz yaşından küçük olanlara, işledikleri suçlar nedeniyle idam cezası verilemeyeceği gibi salıverilme koşulu bulunmayan ömür boyu hapis cezası da verilmeyecektir.
2. Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.
3.Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacaktır. Özgürlüğünden yoksun olan her çocuk, kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.
4.Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, kısa zamanda yasal ve uygun olan diğer yardımlardan yararlanma hakkına sahip olacağı gibi özgürlüğünden yoksun bırakılmasının yasaya aykırılığını bir mahkeme veya diğer yetkili, bağımsız ve tarafsız makam önünde iddia etme ve böylesi bir işlemle ilgili olarak ivedi karar verilmesini isteme hakkına da sahip olacaktır.
6.8. Sözleşmenin 39. maddesi: “Taraf Devletler, her türlü ihmal, sömürü ya da suistimal, işkence ya da her türlü zalimce, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da ceza uygulaması ya da silahlı çatışma mağduru olan bir çocuğun, bedensel ve ruhsal bakımdan sağlığına yeniden kavuşması ve yeniden toplumla bütünleşebilmesini temin için uygun olan tüm önlemleri alırlar. Bu tür sağlığa kavuşturma ve toplumla bütünleştirme, çocuğun sağlığını, özgüvenini ve saygınlığını geliştirici bir ortamda gerçekleştirilir.” 6.9. Sözleşmenin 40. maddesi; “1. Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul edilen her çocuğun; çocuğun yaşı ve yeniden topluma kazandırılmasının ve toplumda yapıcı rol üstlenmesinin arzu edilir olduğu hususları gözönünde bulundurularak, taşıdığı saygınlık ve değer duygusunu geliştirecek ve başkalarının da insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı duymasını pekiştirecek nitelikte muamele görme hakkını kabul ederler. 2. Bu amaçla ve uluslararası belgelerin ilgili hükümleri göz-önünde tutularak Taraf Devletler özellikle, şunları sağlarlar: 1.İşlendiği zaman ulusal ya da uluslararası hukukça yasaklanmamış bir eylem ya da ihmâl nedeniyle hiçbir çocuk hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ya da ithamı öne sürülemeyeceği gibi böyle bir ihlâlde bulunduğu da kabul edilmeyecekti.
2. Hakkında ceza kanununu ihlâl iddiası veya ithamı bulunan her çocuk aşağıdaki asgari güvencelere sahiptir:… 3.Ceza yasasını ihlâl ettiği sonucuna varılması halinde, bu kararın ve bunun sonucu olarak alınan önlemlerin daha yüksek yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde yasaya uygun olarak incelenmesi; 5. Yetkili, bağımsız ve yansız bir makam ya da mahkeme önünde adli ya da başkaca uygun yardımdan yararlanarak ve özellikle çocuğun yaşı ve durumu gözönüne alınmak suretiyle kendisinin yüksek yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece, ana–babası veya yasal vasisi de hazır bulundurularak yasaya uygun biçimde adil bir duruşma ile konunun gecikmeksizin karara bağlanmasının sağlanması; 6.Haklarındaki suçlamalardan kendilerinin hemen ve doğrudan doğruya; ya da uygun düşen durumlarda ana–babaları ya da yasal vasileri kanalı ile haberli kılınmak ve savunmalarının hazırlanıp sunulmasında gerekli yasal ya da uygun olan başka yardımdan yararlanmak;7.Haklarındaki suçlama yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılmak,
3.Taraf Devletler, hakkında ceza yasasını ihlâl ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlâl ettiği kabul olunan çocuk bakımından, yalnızca ona uygulanabilir yasaların, usullerin, onunla ilgili makam ve kuruluşların oluşturulmasını teşvik edecek ve özellikle şu konularda çaba göstereceklerdir:.. 4.Koruma tedbiri, yönlendirme ve gözetim kararları, danışmanlık, şartlı salıverme, bakım için yerleştirme, eğitim ve meslek öğretme programları ve diğer kurumsal bakım seçenekleri gibi çeşitli düzenlemelerin uygulanmasında, çocuklara durumları ve suçları ile orantılı ve kendi esenliklerine olacak biçimde muamele edilmesi sağlanacaktır.” 7. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesi: “1.
Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” 8. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 10. maddesi; “1. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.
3. Cezaevi sistemi, asıl amacı mahkûmların ıslahı ve topluma yeniden kazandırılması olan bir sistem olarak ele alınacaktır.” 9. Birleşmiş Milletler Tarafından Kabul Edilen Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kuralları
“Dış dünya ile irtibat kurma” başlıklı 37. maddesi; “Gerekli gözetim altında mahpusların düzenli aralıklarla aileleri ve yakın arkadaşları ile haberleşmelerine ve ziyaret edilmelerine imkan verilerek onlarla iletişim kurmalarına izin verilir.” 9.1. 61. maddesi; “Mahpusların uygulanan ıslah rejimi, kendilerini toplumdan dışlamaya değil ve fakat toplumun bir parçası olmaya devam etmelerini sağlamaya çalışır. Bu nedenle, mahpusların topluma kazandırılma amacında kurum görevlilerine yardım etmeleri mümkün olduğu takdirde, toplumsal kuruluşlar da göreve çağrılır. Mahpusun ailesiyle mümkün olan her türlü ilişkisini sağlamak ve geliştirmekle yükümlü olan kurumun sosyal hizmet uzmanları ile ciddi toplumsal kuruluşlar arasında ilişkiler kurulur. Yasaya ve hapis cezasına uygun düştüğü ölçüde, mahpusların kişisel menfaatleri, sosyal güvenlik hakları ve diğer toplumsal menfaatleriyle ilgili haklarını korumak için tedbirler alınır.” 10. 1955 Tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson
Mandela Kuralları ) “Dıs dü nya ile iliski” başlıklı 58. maddesi; “Mahpuslara, aileleri ve arkadaşları ile
̧ ̧ gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla aşağıdaki şekilde iletişim kurmalarına izin verilir: (a) Karşılıklı yazışarak, mümkün olduğu durumlarda telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak ve (b) Ziyaret kabul etmesiyle..” 11. Birleşmiş Milletler Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında Asgari Standart Kurallar (Pekin (Beijing) Kuralları) “Temel Görüşler” başlıklı 1. maddesi; “1.1 Üye ülkeler, kendi temel çıkarları dairesinde, çocukların ve ailelerin daha iyiye yönlendirilmelerini sağlamalıdır.
1.2 Üye ülkeler, çocukların doğru yoldan saptırılmaya müsait yaşlarda olmaları nedeniyle, bu
dönemlerinde onlara toplum içinde yararlı bir yaşam sağlamak için çaba göstermeli ve suçtan ve kabahatlerden uzak bir yaşam için çocukların içinde bulundukları koşulları iyileştirmelidirler.
1.3 Çocukların refahını arttırmak amacı ile aile, gönüllüler ve öteki toplumsal gruplar yanında okullar ile
diğer kurumlar da dahil olmak üzere her kaynağın harekete geçilerek elbirliği ile çalışmalarını sağlamak için gerekli özen gösterilmeli, böylece hukukun araya girmesi olabildiğince aza indirilmeli ve hukuka aykırı davranışta bulunan çocuklara etkili, hakkaniyetli ve insanca davranılması sağlanılmalıdır.
1.4 Gençliğin korunması ve toplumda barış düzenin sürdürülmesi amacı ile tüm çocuklara ayrıntılı bir
sosyal adalet çerçevesi içinde uygulanacak adalet, her ülkenin ulusal kalkınma sürecinin bir parçası olarak görülmelidir.
1.5 Bu Kurallar bütününün her üye ülkede uygulama yöntemleri o ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel
koşullarına bağlıdır.
1.6 Çocuk adaleti hizmetleri, hizmetteki personelin çalışma yöntemleri, yaklaşımları ve bilgileri de dahil
olmak üzere sistematik olarak geliştirilmelidir.” 11.1. “Çocuk Adalet Sisteminin Amaçları” başlıklı 5. maddesi; “5.1 Çocuk adalet sisteminde daima çocuğun iyileştirilmesi ön plana alınmalıdır ve çocuk suçlulara gösterilecek tepki hem suçun hem de suçlunun içinde bulunduğu koşullarla orantılı olmalıdır.” 12. Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler
Kuralları (ÖYB (Havana) Kuralları) “ B. Kabul, kayıt, hareket ve nakil” başlıklı 22. maddesi; “Çocuğun kuruma girişi, tutulduğu yer, nakledildiği yer ve salıverilmesi hakkında, hiç vakit geçirmeden ana-babasına ve vasisine veya en yakın akrabalarına bilgi verilir.” 12.1. “C. Sınıflandırma ve yerleştirme” başlıklı 28. maddesi; “Çocuklar ancak, kendilerinin özel ihtiyaçları ve statüleri ile, yaşlarının, kişiliklerinin, cinsiyetlerinin ve işledikleri cezai fiil tipinin özel gerekleri ve ayrıca ruhsal ve fiziksel sağlık durumları ile, kendilerini zararlı etkilenmelere ve tehlikeli durumlara karşı koruyacak şartlar tam olarak dikkate alındıktan sonra tutulabilirler. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan çocukların farklı kategorilere ayrılmaları konusunda uygulanacak başlıca kriter, bu çocukların özel ihtiyaçlarına en iyi şekilde uyacak bakım türünün sağlanması ve onların fiziksel, ruhsal ve ahlaki bütünlükleri ve sağlıklarının korunmasıdır.” 12.2. “J. Dış dünya ile ilişkiler” başlıklı 59. maddesi; “Adil ve insani bir muamele görme hakkının bütünleyici bir parçası ve çocukların topluma yeniden kazandırılmalarında esaslı bir unsur olarak, çocukların dış dünya ile yeterli bir iletişim kurmaları için her türlü imkan sağlanır. Çocukların aileleriyle, arkadaşlarıyla ve diğer kimselerle veya saygın sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle iletişim kurmalarına, evlerini ve ailelerini ziyaret etmeleri için kurumdan ayrılmalarına ve eğitim, mesleki veya diğer önemli nedenlerle tutma kurumlarından çıkmalarına, özel izin almalarına imkan tanınır. Çocuğun bir hapis cezasını çekiyor olması halinde, cezaevi dışında geçirdiği süre, çektiği cezasından sayılır.
12.3. Aynı başlıklı 60. maddesi; “Her çocuğun sık sık ve düzenli bir biçimde, kural olarak haftada bir kez ve her ay en az bir kez ailesi ve savunma avukatı tarafından ziyaret edilmeye hakkı olup, bu ziyaretler sırasında çocuğun mahremiyetine, ziyaretçilerle temas kurma ve sınırsız olarak iletişimde bulunma ihtiyaçlarına saygı gösterilir.” 13. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararına Ek ‘Temel İlkeler’ başlıklı 3. maddesi; ‘‘Özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere getirilen kısıtlamalar, asgari gereklilikte ve haklarında hükmedilen kararın meşru amacıyla orantılı olmalıdır.’’ 13.1. “Dış Dünya ile İlişki” başlıklı 24.1. maddesi; “Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara “uygun destek ve yardım” sağlamalıdırlar.” 14. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin “Çocuk Adaletinde Çocuk Hakları” ile ilgili 10
Numaralı Genel Yorumu: “Çocuğun Yüksek Yararı (Madde 3) 10. Çocuk adaletinin idaresi bağlamında alınan tüm kararlarda, çocuğun yüksek yararı temel düşüncedir. Çocuklar, bedensel ve psikolojik gelişimleri ve duygusal ve eğitsel ihtiyaçları açısından yetişkinlerden farklıdır. Bu farklılıklar, kanunla ilişkiye girmiş çocukların daha az suçlu olmasının temelini oluşturur. Bu ve diğer farklılıklar ayrı bir çocuk adalet sisteminin sebeplerini oluşturur ve çocuklar için farklı bir muameleyi gerekli kılar. Çocuğun yüksek yararının korunması demek, örneğin ceza hukukunun geleneksel amaçlarının (bastırma/ cezalandırma)
çocuk suçlular söz konusu olduğunda rehabilitasyonun ve onarıcı adaletin önünü açması gerektiği anlamına gelmektedir. Bu, etkili kamu güvenliğine özen gösterme yoluyla yapılabilir.
Görüşlerinin Dinlenmesi Hakkı (Madde 12) 12. Çocuğun kendini etkileyen her konuda görüşlerini özgürce ifade etme hakkına tamamen saygı gösterilmeli, bu hak çocuk adalet sürecinin her aşamasında uygulanmalıdır (bakınız aşağıda para. 23 bent c). Komite, çocuk adalet sistemindeki çocukların seslerinin iyileştirme ve reform için ve hakların gerçekleştirilmesi için giderek kuvvetli bir güç haline geldiğini not etmektedir.
44. Hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlal ettiği kabul olunan bir çocuk için, dinlenilme hakkının adil bir yargılama için temel olduğu açıktır. Çocuğun doğrudan doğruya ya da yüksek yararına olması halinde bir temsilci veya uygun bir makam yoluyla dinlenilme hakkına sahip olduğu da aynı şekilde açıktır. Çocuğun bu hakkı, polis, savcı ve soruşturma hakimi tarafından dinlenme haklarıyla birlikte çocuğun sessiz kalma hakkına sahip olduğu duruşma öncesi aşamadan başlayarak sürecin tüm aşamalarında tamamen gözetilmelidir. Ancak bu, karar ve yerleştirme aşamalarında ve kararlaştırılan tedbirin uygulama aşamasında da geçerlidir. Bir başka deyişle, çocuğa görüşlerini özgürce ifade etme olanağı tanınmalı ve tüm çocuk adalet süreci boyunca bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmelidir (ÇHS mad. 12(1)).
45. Bu, işlemlere etkin bir şekilde katılabilmek için çocuğun sadece itham edilen suçlar hakkında değil, ayrıca çocuk adalet süreci ve olası tedbirler hakkında da bilgilendirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.
Çocuğa, kararlaştırılabilecek (alternatif) tedbirlerle ilgili görüşlerini ifade etme olanağı tanınmalı ve çocuğun bu bağlamda olabilecek özel dileklerine veya tercihlerine gereken özen gösterilmelidir.
Adli Süreçlere Etkin Katılma Hakkı (Madde 40(2)(b)(iv)) 46. Adil bir yargılama, hakkında ceza yasasını ihlal ettiği iddiası ileri sürülen, bununla itham edilen ya da ihlal ettiği kabul olunan çocuğun mahkemeye etkin bir şekilde katılabilmesini gerektirir; bu nedenle de çocuğun, yasal temsilcisini yönlendirebilmek, tanıklara karşılık vermek, olayların nasıl cereyan ettiğini anlatmak ve deliller, ifade ve kararlaştırılacak tedbir(ler) hakkında uygun kararları alabilmek için, yapılan suçlamaları ve olası sonuçları ve cezaları anlaması gerekir. Pekin Kurallarının 14. maddesi, duruşmaların çocuğun kendini özgürce ifade edip katılım sağlayabileceği bir anlayış ortamında gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Çocuğun yaşını ve olgunluk derecesini göz önüne almak da mahkeme salonu usullerinin ve uygulamalarının değiştirilmesini gerektirebilir.
Muamele ve Koşullar (Madde. 37(c)) 85. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk yetişkinlerden ayrı tutulmalıdır. Özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuk yetişkinlere yönelik bir cezaevine veya başka bir yetişkin tesisine yerleştirilmemelidir. Çocukların yetişkinlerin kaldığı cezaevlerine veya hapishanelere yerleştirilmesinin söz konusu çocukların temel güvenliklerini, esenliklerini ve gelecekte suçtan uzak kalmalarını ve yeniden toplumla bütünleşmelerini tehlikeye düşürdüğü yönünde çok sayıda kanıt vardır.
ÇHS madde 37(c)de belirtilen şekliyle çocukların yetişkinlerden ayrılmasında izin verilen bir istisna olan
“kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe” ifadesi dar bir kapsamda yorumlanmalıdır; çocuğun yüksek yararı taraf devletlerin rahatı için anlamına gelmemektedir. Taraf devletler, özgürlüğünden yoksun bırakılmış çocuklar için, özel, çocuk-odaklı personel, politika ve uygulamaları içeren ayrı tesisler kurmalıdır.
86. Bu kural, çocuklara yönelik bir tesise yerleştirilen bir çocuğun 18 yaşına gelir gelmez hemen yetişkinlere yönelik bir tesise nakledilme gerektiği anlamına gelmez. Bu kişinin çocuklara yönelik tesiste kalmaya devam etmesi, bunun kişinin yüksek yararına olması durumunda ve tesiste kalan daha küçük yaştaki çocukların yüksek yararlarına ters düşmedikçe mümkün olmalıdır.
87. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuk, yazışmalar ve ziyaretler yoluyla ailesi ile olan irtibatı koruma hakkına sahiptir. Ziyaretleri kolaylaştırmak için, çocuk ailesinin ikamet ettiği yere mümkün olan en yakın tesise yerleştirilmelidir. Bu irtibatı sınırlayabilecek istisnai koşullar yasada tanımlanmalı, yetkili makamların tasarrufuna bırakılmamalıdır.
88. Komite, taraf devletlerin dikkatini 14 Aralık 1990 tarihinde Genel Kurulda kabul edilen (karar no.45/113) Özgürlüklerinden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin BM Kurallarına çeker.
Komite, taraf devletleri bu Kuralları tam olarak uygulamaya çağırır [aynı zamanda, ilgili olduğu ölçüde, Mahkûmların Muamelesine yönelik Standard Asgari Kuralları da göz önüne alır; bakınız Pekin Kuralları
9 no’lu kural]. Bu bağlamda, Komite taraf devletlere bu Kuralları ulusal yasa ve yönetmeliklerine dâhil
etmelerini ve çocuk adalet sisteminin uygulanmasında yer alan tüm profesyoneller, STK’lar ve gönüllüler için bu kuralları ulusal veya bölgesel dilde emre amade kılmalarını tavsiye eder.
89. Komite, tüm özgürlükten yoksun bırakma hallerinde, diğerlerinin yanında aşağıdaki ilke ve kuralların gözetilmesi gerektiğini vurgulamak ister: Çocuklara, yatılı yerleştirmenin rehabilitasyon amaçlarına uygun olan bir fiziksel ortam ve kalacak yer sağlanmalı, çocuğun mahremiyet, duyusal uyaran, akranlarla ilişki kurma fırsatları ve spor, beden eğitimi, sanat etkinlikleri ve boş zamanları değerlendirmeye yönelik diğer aktivitelere katılma ihtiyaçlarına gereken önem verilmelidir; …
– Tesis personeli, çocuğun ailesiyle, arkadaşlarıyla ve diğer kişilerle ya da dışarıdaki saygın kurumların temsilcileriyle iletişim kurması ve evini ve ailesini ziyaret etme olanağı dahil olmak üzere çocuğun geniş toplumla sık sık irtibata geçmesini desteklemeli ve kolaylaştırmalıdır…“ 14.1. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin “Çocuğun Görüşlerinin Dinlenmesi Hakkı” İle
İlgili 12 Numaralı Genel Yorumu İlgili Kısımları; “1. Çocuk Haklarına dair Sözleşme’nin (Sözleşme)
12. Maddesi, başka insan hakları antlaşmalarında yer almayan benzersiz bir hükümdür; bir yandan yetişkinlerin sahip olduğu tam özerkliğe sahip olmayan, öte yandan da hakların özneleri olan çocukların yasal ve sosyal statülerini ele alır. 1. Paragraf, kendi görüşlerini oluşturma kabiliyetine sahip her çocuğa bu görüşleri çocuğu etkileyen her türlü meselede özgürce ifade etme hakkını ve çocuğun görüşlerine onun yaşı ve olgunluğuna uygun olarak gerekli ağırlığın verilmesini öngörür. 2. Paragraf, çocuğa özellikle kendisini etkileyen her türlü adli veya idari işlemlerde kendilerini ifade etme hakkının olduğunu belirtir.
/
(ii) Çocuğun Ceza Hukuku Kovuşturmalarında Dinlenilme Hakkı 57. Ceza kovuşturmalarında, çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına tam saygı gösterilmeli ve bu hak çocuk adaleti sürecinin her aşamasında uygulanmalıdır.
Suça sürüklenmiş çocuklar 58. Sözleşme’nin 12’inci maddesinin 2’nci paragrafı, ceza kanununu ihlal ettiği iddia edilen veya ihlal etmekle suçlanan veya ihlal ettiği kabul edilen bir çocuğun dinlenilme hakkına sahip olmasını gerektirmektedir. Bu hak, çocuğun sessiz kalma hakkına sahip olduğu yargılama öncesi aşamadan polis, savcı ve sorgu hakimi tarafından dinlenilme hakkına kadar, adli sürecin tüm aşamalarında tamamen gözetilmelidir. Söz konusu hak ayrıca mahkemenin karar ve hüküm verme aşamaları ve hükmedilen tedbirlerin uygulanması aşamaları boyunca da geçerlidir.” 14.2. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin “Çocuğun Yüksek Yararı Hakkının Öncelikli
Olarak Dikkate Alınması Hakkı” İle İlgili 14 Numaralı Genel Yorumu; “12. Bu genel yorumun başlıca amacı, çocukların, yüksek yararlarının birinci planda, kimi durumlarda da en başta (bakınız, aşağıda paragraf 38) değerlendirilip dikkate alınması ve haklarının yaşama geçirilmesine ilişkin anlayışın güçlendirilmesidir. En genel anlamdaki amacı ise, hak sahipleri olarak çocuklara tam saygı gösterilmesini sağlamak üzere tutumlarda gerçek anlamda bir değişiklik yaratılmasıdır. Daha somut söylenirse, çocuğun yüksek yararı açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekenler şunlardır: a. Hükümetler tarafından alınan tüm uygulama önlemleri; b. Yargısal ya da idari makamlar ya da temsilcileri aracılığıyla kamu birimleri tarafından alınıp belirli bir çocuğu ya da belirli bir grup çocuğu ilgilendiren kararlar; c.
Çocukları ilgilendiren ya da onları etkileyecek hizmetler veren, kar amacı güdenler ve gütmeyenler dâhil özel sektör ve sivil toplum birimleri tarafından alınan kararlar; d. Ana babalar ve çocuklara bakan kişiler dâhil olmak üzere çocuklarla birlikte ve çocuklar için çalışan kişilerin hareketlerine ilişkin kılavuzlar
III. Taraf Devletlerin Yükümlülüklerinin Mahiyeti ve Kapsamı
13. Taraf Devletlerden her biri, çocuğun yüksek yararının değerlendirilmesi ve birinci planda göz önünde bulundurulması hakkına saygı gösterip bu hakkı yaşama geçirmelidir ve her taraf Devlet bu hakkın eksiksiz biçimde yaşama geçmesi için gerekli, bilinçli ve somut tüm önlemleri alma yükümlülüğü altındadır.
14. Madde 3 paragraf 1, taraf Devletlere üç tür farklı yükümlülük getirerek bir çerçeve oluşturmaktadır:
a. Çocuğun yüksek yararının, herhangi bir kamu kurumu tarafından gerçekleştirilecek her girişimde gerektiği gibi içselleştirilmesini ve tutarlı olarak uygulanmasını sağlama yükümlülüğü. Bu söylenen, çocuklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi olan tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal işlemler için özellikle geçerlidir.
b. Çocukları ilgilendiren tüm yargısal ve idari kararların, ayrıca politikaların ve yasal düzenlemelerin, çocuğun yüksek yararının birinci planda dikkate alınarak gerçekleştirildiğini gösterme yükümlülüğü.
Yüksek yararın nasıl incelenip değerlendirildiğinin, alınan kararda buna ne ölçüde ağırlık tanındığının anlatılması da buna dâhildir.
c. Çocuğun yararının, özel sektörün her kararında ve eyleminde değerlendirilip birinci planda göz önüne alınmasını sağlama yükümlülüğü. Buna, hizmet sunan kuruluşlar, ya da çocuğu ilgilendiren ya da çocuk üzerinde etkili olabilecek kararlar alan diğer herhangi bir özel birim ya da kurum da dahildir.
15. Devletler, bunlara uyulmasını sağlamak üzere, Sözleşme’nin 4 ve 42. maddeleri ile 44. maddenin 6’ncı paragrafına uygun olarak uygulamaya dönük bir dizi önlem almalı ve aşağıdakiler dahil olmak üzere
çocuğun yüksek yararının her fiilde birinci planda gözetilmesini sağlamalıdırlar:
a. İç hukuku ve diğer yasa kaynaklarını madde 3 ve paragraf 1’i içselleştirecek şekilde gözden geçirme ve gerekiyorsa değiştirme ve çocuğun yüksek yararını gözetme gerekliliğinin aşağıda sıralanan her alanda yansıma bulmasını ve uygulanmasını sağlama: tüm ulusal yasalar ve yönetmelikler, olduğu durumlarda il ya da bölge düzeyindeki düzenlemeler, çocuklara yönelik hizmetler veren ya da faaliyetleri çocuklar üzerinde etkili olan özel ya da kamusal kurumların faaliyetlerini yöneten kurallar ve gerek asli bir hak gerekse usul kuralı olarak herhangi bir kademedeki yargısal ve idari işlemler; b. Politikaların ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde eşgüdümünde ve uygulanmasında çocuğun yüksek yararının gözetilmesi; c. Çocuğun yüksek yararının kendisini ilgilendiren ya da kendisini etkileyecek tüm uygulama önlemleri, idari ve yargısal süreçlerde içselleştirilip uygulanması hakkının eksiksiz olarak yaşama geçirilmesi için şikayet, telafi ya da tazminat mekanizmalarının ve usullerinin getirilmesi; d. Çocukların haklarının yaşama geçmesini sağlamaya yönelik programlara ve önlemlere kaynak tahsis edilirken ve uluslararası yardımlardan veya kalkınma yardımlarından yararlanan etkinliklerde çocuğun yüksek yararının gözetilmesi; e. Veri toplama, izleme ve değerlendirme işlemlerinde çocuğun yüksek yararının açıkça ifade edilmesi ve gerektiğinde çocuk haklarıyla ilgili konulardaki araştırmaların desteklenmesi; f. Profesyoneller ve çocuklar için ya da çocuklarla birlikte çalışan diğer kişiler dahil olmak üzere, çocukları doğrudan ya da dolaylı biçimde etkileyecek kararlar alanların, madde 3, paragraf 1 ve bunun pratikte uygulanması konusunda bilgilendirilmesi ve kendilerine bu konuda eğitim verilmesi; g. Madde 3 paragraf 1’de gözetilen hakkın kapsamını anlayabilmeleri için çocuklara, ailelerine ve çocuklara bakan kişilere anlayabilecekleri dilden yeterli bilgilerin verilmesi ve görüşlerine yeterli ağırlığın tanınabilmesi açısından çocukların görüşlerinin alınabileceği gerekli koşulların oluşturulması…” 15. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesi; “(1)
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.” 16. 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesi; “(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda, e) (Değişik: 13/6/2012-6327/38 md.) Sosyal çalışma görevlisi: Psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri ve sosyal hizmet alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarını, ifade eder” 16.1. “Temel ilkeler” başlıklı 4. maddesi; “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b)
Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi, c) Çocuk ve ailesinin herhangi bir nedenle ayrımcılığa tâbi tutulmaması, d) Çocuk ve ailesi bilgilendirilmek suretiyle karar sürecine katılımlarının sağlanması, e)
Çocuğun, ailesinin, ilgililerin, kamu kurumlarının ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği içinde
çalışmaları, f) İnsan haklarına dayalı, adil, etkili ve süratli bir usûl izlenmesi, g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi, h) Kararların alınmasında ve uygulanmasında, çocuğun yaşına ve gelişimine uygun eğitimini ve öğrenimini, kişiliğini ve toplumsal sorumluluğunu geliştirmesinin desteklenmesi, i) Çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması, j) Tedbir kararı verilirken kurumda bakım ve kurumda tutmanın son çare olarak görülmesi, kararların verilmesinde ve uygulanmasında toplumsal sorumluluğun paylaşılmasının sağlanması, k) Çocukların bakılıp gözetildiği, tedbir kararlarının uygulandığı kurumlarda yetişkinlerden ayrı tutulmaları, (…) İlkeleri gözetilir.” 17. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun “İnfazda Temel İlke” başlıklı 2. maddesi;“ (2) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.” 17.1. “Çocuk kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 11. maddesi: “(1) Çocuk tutukluların ya da çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle kapalı ceza infaz kurumlarına nakillerine karar verilen çocukların barındırıldıkları ve firara karşı engelleri olan iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan, eğitim ve öğretime dayalı kurumlardır. (2) Oniki-onsekiz yaş grubu çocuklar, cinsiyetleri ve fizikî gelişim durumları göz önüne alınarak bu kurumların ayrı ayrı bölümlerinde barındırılırlar. (3) Bu hükümlüler, kendilerine özgü kurumun bulunmadığı hâllerde kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılan bölümlerine yerleştirilirler. Kurumlarda ayrı bölümlerin bulunmaması hâlinde, kız çocukları kadın kapalı ceza infaz kurumlarının bir bölümünde veya diğer kapalı ceza infaz kurumlarının kendilerine ayrılan bölümlerinde barındırılırlar. (4) Bu kurumlarda çocuklara eğitim ve öğretim verilmesi ilkesine tam olarak uyulur.” 17.2. “Gençlik kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 12. maddesi; “(1) Gençlik kapalı ceza infaz kurumları, cezanın infazına başlandığı tarihte onsekiz yaşını bitirmiş olup da yirmibir yaşını doldurmamış genç hükümlülerin cezalarını çektikleri, eğitim ve öğretim esasına dayalı, firara karşı engelleri olan, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan kurumlardır. (2) Bu hükümlüler için ayrı bir kurum kurulamadığı takdirde, yukarıdaki fıkra kapsamındaki hükümlüler, diğer kapalı ceza infaz kurumlarının gençlere ayrılan bölümlerinde bu maddedeki esaslara göre barındırılırlar. (3) 9 uncu madde kapsamındaki gençlerin cezaları, gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının güvenlikli bölümlerinde yerine getirilir.” 17.3. “Çocuk eğitimevleri” başlıklı 15. maddesi: “(1) Çocuk eğitimevleri; çocuk hükümlüler hakkında verilen cezaların, hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla bütünleştirilmeleri amaçları güdülerek yerine getirildiği tesislerdir. Bu kurumlarda firara karşı engel bulundurulmaz; kurum güvenliği iç güvenlik görevlilerinin gözetim ve sorumluluğunda sağlanır. (2) Kurum içinde veya dışında herhangi bir eğitim ve öğretim programına devam eden ve onsekiz yaşını dolduran çocukların, eğitim ve öğretimlerini tamamlayabilmeleri bakımından yirmibir yaşını bitirinceye kadar bu tesislerde kalmalarına izin verilebilir. (3) Haklarında tutuklama kararı bulunanlar ile 11 inci madde kapsamına girenler hariç olmak üzere, bu tesislerde bulunan çocuk hükümlüler kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmezler.” 17.4. “Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması” başlıklı 23. maddesi “(1) Hükümlülerin gözlem ve sınıflandırılması aşağıdaki esaslara göre yapılır: a) Hükümlülerin kişisel özellikleri, bedensel, aklî ve sağlık durumları, suç işlemeden önceki yaşamları, sosyal çevre ve ilişkileri, sanat ve meslek faaliyetleri, ahlâkî eğilimleri, suça bakış açıları, hükümlülük süreleri ve suç türleri belirlenerek, durumlarına uygun infaz kurumlarına ayrılmaları ve bunlara göre saptanacak infaz ve iyileştirme rejimi; gözlem, inceleme ve değerlendirme yöntemiyle çalışan gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yapılır. Hükümlüler, işledikleri suç tiplerine, gösterdikleri
eğilimlere, tutum ve davranışları nedeniyle sıkı gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekip gerekmediğine göre yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya normal güvenlikli ceza infaz kurumlarına veya açık ceza infaz kurumlarına gönderilirler. b) Bu merkezlerde; mümkün olduğunca kriminoloji, penoloji, davranış bilimleri, adalet psikolojisi veya ceza hukuku alanında bilgi ve deneyime sahip yöneticiler, psikiyatri uzmanı, hekim, adlî tıp uzmanı, psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı ve öğretmen gibi uzman görevliler ile diğer kurum görevlileri bulundurulur. c) Kadın, çocuk ve genç hükümlüler ile ilgili gözlem ve sınıflandırma, gerekli görülen yer veya bölgelerdeki ayrı gözlem ve sınıflandırma merkezlerinde veya bunların noksanlığı hâlinde kadın, çocuk ve kadın ve erkek gençlik kapalı ceza infaz kurumlarının bu hizmete ayrılan bölümlerinde yerine getirilir. d) Hükümlülerin gözlemleri, gözlem kurulunca kuruma kabul tarihinden başlayarak tek kişilik odalarda yapılır. Ancak kurumun tek kişilik odası bulunmaması veya kısıtlı sayıda olması durumunda tahsis edilmiş özel bölümlerinde de yapılabilir. e) Ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezalarına veya iki yıldan fazla süreli hapis cezasına mahkûm olanlar, haklarında uygulanacak rejimi ve gönderilmeleri gereken infaz kurumunu ve bu maksatla kişisel ve sosyal özelliklerini belirlemek için
Kanunda gösterilen esaslar uyarınca gözleme tâbi tutulurlar. Gözlem süresi altmış günü geçemez. f)
Hükümlü; kişiliğine, sair hâllerine, suçun işlenmesindeki özelliklere göre gerektiğinde gözleme tâbi tutulmayabilir. g) Gözlem sonunda, gözlem merkezi hükümlüye ait dosyayı görüşü ile birlikte Adalet
Bakanlığına gönderir. Gözlem sonucuna göre hükümlünün gönderileceği infaz kurumu Bakanlıkça belirlenir. (Ek cümle: 25/5/2005-5351/2 md.) Ancak, yapılan gözlem ve sınıflandırma sonunda idare ve gözlem kurulunca aynı ceza infaz kurumunda veya o yer Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı diğer ceza infaz kurumlarında kalması uygun bulunan hükümlülerin dosyaları Bakanlığa gönderilmez ve cezalarının infazına, bulundukları veya Cumhuriyet Başsavcılığınca gönderilecekleri bağlı ceza infaz kurumlarında devam olunur. (2) (Mülga: 2/7/2018-KHK/700/160 md.) (3) Kısa süreli hapis cezaları, Kanunda gösterilen esaslara göre infaz olunur. (Mülga ikinci cümle: 25/5/2005-5351/2 md.)” 17.5. “Kendi istekleri ile nakil” başlıklı 54. maddesi: “(1) Hükümlülerin kendi istekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için; a) Gitmek istedikleri kurumlardan durumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri, b) Nakil giderlerini peşin olarak ödemeyi kabul etmeleri, c)
(Değişik:14/4/2020-7242/30 md.) Ceza infaz kurumlarında bulunulması gereken sürenin üç aydan fazla olması, d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezası almamış veya kaldırılmış olması, e) İstekte bulunulan kurumda yer, kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması, f) Mahkûmiyet sürelerine uygun hükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması, g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmak zorunda kaldıkları kurum olmaması, Gerekir. (Ek cümle : 24/1/2013-6411/7 md.) Çocuk hükümlüler ile maddi durumunun yetersiz olduğunu belgelendiren hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.20 (2) Bu hükümlüler nakledildikleri kurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmak zorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır.” 17.6. “Hükümlüyü ziyaret” başlıklı 83. maddesi “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir. (2) Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir. (3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.”
18. 17.06.2005 tarihli 25848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve
Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik “Temel ilkeler” başlıklı 5. maddesi; “Hükümlü ve tutukluların görüşmeleri aşağıdaki esaslara göre gerçekleştirilir: (…) b) Odaya kapatma disiplin cezası almış olsa dahi çocukların; annesi, babası, kardeşleri, avukatı, resmî ve yetkili merciler ile yasal temsilcisiyle görüşmesi engellenemez. c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır. d)
(Değişik:RG-13/9/2017-30179) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.” 18.1. “Ziyaret gün ve saatleri” 10. maddesi “Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir.
(Değişik fıkra:RG-14/9/2021-31598) Görüş süresi, yarım saatten az, bir buçuk saatten fazla olacak şekilde belirlenemez. Görüş süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işletilir. Çocuk hükümlü ve tutuklular için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.” 18.2. “Açık görüşe ilişkin diğer konular” başlıklı 18. Maddesi: “(Değişik fıkra:RG-14/9/2021-
31598) Çocuk kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklu çocuklar ile açık ceza infaz
kurumları ve çocuk eğitimevlerinde kalan hükümlüler görüşlerini her zaman açık görüş şeklinde yapar.” 19. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Şikâyet hakkı” başlıklı 7 nci maddesi; “(1) İdarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarına karşı, Kanun ve bu
Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde menfaati ihlal edilen gerçek ve tüzel kişiler Kuruma şikâyet başvurusunda bulunabilir. Ancak, şikâyetin insan hakları, temel hak ve özgürlükler, kadın hakları, çocuk hakları ve kamuyu ilgilendiren genel konulara yönelik olması hâlinde menfaat ihlali aranmaz.” şeklindedir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
20. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
IV. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 21. Başvuru konusu, hükümözlü ve tutuklu erkek çocukların, aileleri, müdafileri ve kendi istek ve bilgileri dışında, çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarına nakledildiği iddiası ile nakil işlemi gerçekleştirilirken, çocuğun üstün yararının gözetilmediği, aile hayatına saygı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasına dayanmaktadır. Başvuru, çocuk haklarına ilişkin olduğundan, Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesi 1. fıkrası gereği menfaat ihlali aranmaksızın incelemeye geçilmiştir.
22. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 1. maddesinde, daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk kabul edilmiştir. Ulusal hukukumuzda yer alan 5237 sayılı Türk
Ceza Kanunu’nda çocuk henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi olarak, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ise, daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişi olarak tanımlanmaktadır. 5395 Sayılı
Çocuk Koruma Kanunu’nda Suça Sürüklenen Çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk, olarak ifade edilmektedir.
23. Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, İşkencenin ve Gayri
İnsani Ya Da Küçültücü Ceza veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi ve Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere çok sayıda Uluslararası Sözleşme ve Küçükler İçin Adalet Sistemine
Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Pekin Kuralları), Çocuk Suçluluğunun Önlenmesine
İlişkin Birleşmiş Milletler Yönlendirici İlkeleri (Riyad İlkeleri), Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan
Küçüklerin Korunması İçin Birleşmiş Milletler Kuralları (Havana Kuralları) gibi Birleşmiş Milletler ve
Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen çok sayıda bildirge ve tavsiye kararı ile çocuk adalet sistemine ilişkin uluslararası standartlar ortaya konmuştur.
24. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ilgili düzenlemeleri gereği, çocuk ceza adaletinin her aşamasında; ceza yasasını ihlal ettiği iddia edilen ve bu nedenle itham edilen ya da ihlal ettiği kabul edilen her çocuğun kendisini etkileyebilecek her türlü karardan haberdar olma ve kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerini ifade etme hakkına saygı gösterilmesi ve çocuğun kendisini ilgilendiren ya da etkileyen bütün konularda yüksek menfaatinin öncelikle dikkate alınması temel ilkedir. Özgürlüğünden yoksun bırakılan her çocuğa insancıl biçimde ve insan kişiliğinin özünde bulunan saygınlık ve kendi yaşındaki kişilerin gereksinimleri göz önünde tutularak davranılacak, her bir çocuk kendi yüksek yararı aksini gerektirmedikçe, özellikle yetişkinlerden ayrı tutulacak ve olağanüstü durumlar dışında ailesi ile yazışma ve görüşme yoluyla ilişki kurma hakkına sahip olacaktır.
25. Ulusal hukuk mevzuatımızda da çocuk ceza adaletine ilişkin pek çok hukuki düzenleme bulunmaktadır.
Anayasa, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Medeni Kanunu, 5395 Sayılı Çocuk
Koruma Kanunu, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Denetimli Serbestlik
Kanunu, Ceza İnfaz kurumları ile Tevkifevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Yönetmelik ile çocuklar hakkında özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirler ile hapis cezasına en son çare olarak başvurulması ile çocuklara özgü değerlendirme ve süreçlerin oluşması öngörülmüş, suça sürüklenen çocukların yaşama, gelişme, korunma ve katılım hakları koruma altına alınmış, çocuğun yarar ve esenliğinin öncelikle gözetilmesi temel ilke olarak sayılmıştır. Anılan mevzuat ile suça sürüklenen çocukların aileleriyle iletişim kurma hakkı düzenlenerek, aile ilişkilerinin sürdürülmesini sağlayacak şekilde hareket edilmesi gerektiği ise ayrıca vurgulanmıştır.
26. Çocuk hükümlü ve tutukluların mevzuatta belirlenen istisnai haller dışında dâhil olduğu hükümlülerin nakillerine ilişkin esaslar 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 53 ila 58.
maddeleri ve Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Yönetmelik’in (İnfaz Yönetmeliği) 126 ve devamı maddeleri ile Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri
Genel Müdürlüğü’nün 05.06.2015 tarihli ve “Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer
Hükümler” konulu 167 sayılı Genelge’sinde belirlenmiştir. Mevzuat uyarınca hükümlüler belirli koşullar çerçevesinde kendi istekleri ile ya da isteği dışında toplu sevk, disiplin, asayiş, güvenlik, hastalık, eğitim, kapsama gücünün aşılması, kurumların elverişsiz ve yetersiz kalması, doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenler ortaya çıktığında, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığı’nca belirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilmektedir. Kanun’un “Tutukluların yükümlülükleri” kenar başlıklı 116. maddesi uyarınca Kanun’un 54. maddesindeki “Kendi istekleriyle nakil” haricindeki
Kanun’un 53 ilâ 58’inci maddelerinde düzenlenmiş olan nakiller, disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil ve nakillerde alınacak tedbirler konusundaki hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında da uygulanabilmektedir.
27. Aile bütünlüğünün ve iletişimin sağlanması ve ziyaretçi kabul hakkının etkin kullanılabilmesi bakımından hükümlünün ailesine yakın bir yerde tutulması gereklidir. (Bilal Osmanoğlu ve Oğuzhan Emre
Parlak, “Mahpusların Aileleri ve Yakınlarıyla Görüşme Hakkı, YÜHFD Cilt: XVIII Sayı : 2023/3800-S.23.63161 (2021). Bu,
hükümlünün ıslahı ve topluma kazandırılması noktasında da önemli bir etkendir. Adaletin ve çocuğun yararları açısından kısıtlamalar gerektiren durumlar hariç, çocuk, ziyaretler ve yazışmalar yoluyla ebeveyniyle, ailesiyle ve arkadaşlarıyla düzenli ve anlamlı bir ilişki içinde olmalıdır (17 Kasım 2010’da
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince kabul edilen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Çocuk Dostu Adalete İlişkin
Rehber ve açıklayıcı belge 21. Md). Bu noktada, özellikle hükümlünün barındırıldığı cezaevi koşulları veya uygulamaları ile nakledildiği cezaevinin konumu ve aileye olan mesafesi önem arz etmektedir. Kendisinden binlerce kilometre uzaklıkta tutulan bir hükümlünün ailesinin, kısa sürelik bir ziyaret için katlanmak zorunda kaldığı külfet zamanla görüş bağının kopmasına dahi sebebiyet verebilecektir. Bu noktada hükümlü ile alakalı alınacak her bir kararın ilgilinin ailesine olan yansımalarının da hesaba katılması gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarında da hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkının, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kıldığı önemle vurgulanmaktadır (AYM Ahmet Kılıçelli Kararı, Başvuru No : 2022/13946 2017/31069, K.T: 30/9/2020). Özellikle çocuklar hapis hayatından en fazla etkilenen bireylerdir. Bu nedenle infazın etkin, ıslah edici ve onarıcı olması için kanun ile ihtilafa düşen çocukların aileleri ile iletişiminin devam etmesi son derece önemlidir.
28. Öte yandan, tutukluların öncelikle yargılandıkları yere en yakın ceza infaz kurumunda tutulmaları, avukatı ile yeterli ve etkin bir şekilde görüşülebilmesi, yargılama sürecinde savunma hakkının etkin olarak kullanılabilmesi bakımından da bir gerekliliktir. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen bilgilerden hükümlü ve tutuklu çocukların ifadesinin SEGBİS olarak adlandırılan sesli ve görüntülü bilişim sistemi ile alınabilmesi için gerekli altyapının sağlandığı anlaşılmakta ise de, anılan uygulamanın mevzuatımız ve yargı kararlarında da belirtildiği üzere “istisnai” olması, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı ve yargılamanın yüz yüzeliği, özellikle çocuk yargılamalarında, yargılama sürecinin çocuğun en yüksek yararı ilkesine uygun bir bicimde yürütülmesinin gerekliliği, çocuğun yargı süreçlerine katılımının sağlanması, alınan tedbirlerin ve verilen hükmün yargıç tarafından çocuğun anlayabileceği bir dilde açıklanmasının önemi dikkate alındığında, nakil işlemlerinin yargılamaları halen devam eden çocuklar bakımından bu husus da dikkate alınarak, daha hassas değerlendirilmesi gerekmektedir.
29. Konuya ilişkin mevzuat hükümleri ile somut olay birlikte incelendiğinde, hükümlülerin nakilleri ile ilgili yetkili kurum olan Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce, halen kapalı ceza infaz kurumlarının çocuklara ayrılmış bölümlerinde kalan ve bundan sonra tutuklanacak veya hükmün infazı için kapalı ceza infaz kurumlarına alınacak olan tüm erkek tutuklu ve hükümözlülerin, çocuk
Eğitimevine nakil koşullarını taşımayan hükümlü erkek çocukların, Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz
Kurumlarına nakillerinin uygun görüldüğü anlaşılmıştır. 5275 Sayılı Kanunun 11. Maddesinde belirlenen çocuk kapalı ceza infaz kurumları, çocuk tutukluların ve çocuk eğitimevlerinden disiplin veya diğer nedenlerle nakledilen çocukların barındırıldıkları, eğitim ve öğretime dayalı, iç ve dış güvenlik görevlileri bulunan yerlerdir. Çocuk adalet sistemi alanındaki uluslararası ve ulusal standartlar, çocukların yetişkinlerden ayrı, kendilerine özgü kurumlarda barındırılmaları, durumlarına uygun özel muameleye tabi tutulmaları gerektiğine işaret etmektedir. İdarenin çocukların refah, huzur ve sağlıklarını esas alarak gerçekleştirdiği nakil işlemi bu yönüyle isabetlidir.
30. Bununla birlikte, Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre Mart 2023 tarihi itibariyle, Türkiye’de toplam 9 tane çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumu bulunmaktadır. Bunlar, İstanbul, Ankara, Mersin, Kayseri, Samsun, İzmir, Diyarbakır, Hatay ve Tekirdağ’da yer almaktadır. Çocukların, ihtiyaçları doğrultusunda özel olarak oluşturulmuş kurumlara nakledilerek buralarda tutulması daha uygun ise de, bu durum ailelerinden uzak kalmaları sonucunu da doğurabilmektedir. Bunun yanı sıra, yargılaması devam eden çocukların avukatlarına kolay erişim sağlaması, duruşmaları takip edebilmeleri, Çocuğun
Dinlenilme Hakkının etkin bir şekilde temini için nakil işlemleri gerçekleştirilirken çocukların tutuldukları yer ile yargılamalarının devam ettiği yer ile olan mesafenin de dikkate alınması önemlidir.
31. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, idarenin, çocuklar için daha iyi koşullara sahip olan çocuk ve gençlik kapalı ceza infaz kurumlarına naklinin yerinde olduğu bununla birlikte idare tarafından, her bir çocuğun yerleştirilmesi ve devamındaki nakil işlemleri ile ilgili alınan kararların çocuğun üstün menfaatleri göz önüne alınarak, çocuk haklarına tam anlamıyla saygı gösterilerek sürdürülmesi ve her bir çocuğun özel şartları değerlendirildikten sonra neticelendirilmesi gerektiği; bu doğrultuda nakil işlemleri gerçekleştirilirken çocuğun ve üstün menfaatleri gerektirdiğinde ailesinin de görüşlerine başvurulması ve bu görüşlerin dikkate alınması, çocuğun aile ve yakınları ile bağlarını koruyabilmesi için ailesine yakın bir yerde tutulması için çaba sarf edilmesi, savunma hakkının etkin kullanımı için çocuğun avukatının da işlemlerden önceden haberdar edilmesi ve yargılaması devam eden çocuklar bakımından yargılama yerine olan uzaklığın da ayrıca dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Öte yandan, “erkek çocukların nakilleri” konulu yazı kapsamında bulundukları infaz kurumlarından başka kurumlara nakledilen erkek çocuk tutuklu, hükümözlü ve hükümlüler bakımından, somut olay özelinde, anılan nakil işlemi nedeniyle meydana geldiği öne sürülen veya yukarıdan bu yana değinilen çocuk adalet sistemine ilişkin uluslararası ve ulusal mevzuat kapsamında, idarece meydana gelmesi muhtemel görülen hak ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla dengeleyici tedbirler alınmasının da yerinde olacağı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
33. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara
İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ;
İdarece çocuk hükümlü ve tutukluların yerleştirme ve nakil işlemleri gerçekleştirilirken, çocukların yetişkinlerden ayrı, kendilerine özgü kurumlarda tutulmasının yanı sıra çocuğun üstün menfaatleri doğrultusunda çocuğun ve gerektiği takdirde ailesi ve yasal temsilcisinin katılım hakkı, temsil edilme hakkı ve haberdar edilme haklarına, tutulacağı yerin ailesine ve yargılama yerine olan mesafesinin fazla olmamasına önem verilmesi, “Erkek çocukların nakilleri” konulu yazı kapsamında gerçekleştirilen nakil işlemi nedeniyle cezaevlerinde barındırılmakta olan erkek çocuk tutuklu, hükümözlü ve hükümlüler bakımından oluşan veya oluşabileceği
değerlendirilen hak ihlallerinin önüne geçilmesi amacıyla dengeleyici tedbirler alınması hususunda ADALET
BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASI;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Adalet Bakanlığı tarafından bu karar üzerine
tesis edilecek işlemin, otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN ve ADALET BAKANLIĞI’NA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi