ÖZET: Başvuruda, çocuğunun sağlık hizmetlerine erişimi konusunda yaşanan sorunlar dile getirilmiştir. Başvuran, 02.05.2024 tarihinde İzmir Şehir Hastanesi’nde çocuğunun muayenesinin, kimlik kartının yanlarında olmaması nedeniyle gerçekleştirilemediğini ve bu sebeple aynı uzmanlık alanından 15 gün süreyle randevu alamadığını belirtmiştir. Bu durumun, çocukların sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığı ifade edilmiştir. Başvuran, sağlık süreçlerinin kolaylaştırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep etmiştir.

Sağlık Bakanlığı, başvuruya verdiği yanıtta, kimlik tespitinin acil durumlar dışında zorunlu olduğunu ve bu konuda istisnaların ancak mevzuat değişikliği ile mümkün olabileceğini belirtmiştir. Ayrıca, MHRS sistemindeki 15 gün randevu kısıtlamasının, randevuya gelmeyenlerin neden olduğu boş kapasitenin diğer hastalar için kullanılabilmesi amacıyla uygulandığı ifade edilmiştir. Ancak, bu uygulamanın çocuklar açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kısmen kabulü ve kısmen reddi yönünde bir karar vermiştir. Çocukların sağlık hizmetlerine erişiminde kimlik doğrulama gerekliliği korunurken, randevu kısıtlamasının istisnai durumlar için gözden geçirilmesi gerektiği önerilmiştir. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/13237-S.24.19922

BAŞVURU NO : 2024/8594

KARAR TARİHİ : 29.11.2024

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

Çocukların sağlığa erişiminde işlemlerin kolaylaştırılması için gerekli

BAŞVURUNUN KONUSU :

düzenlemelerin yapılması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 12.07.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; 02.05.2024 tarihinde çocuğunun tedavisi için randevulu hasta olarak İzmir Şehir Hastanesine başvurduğunda kimlik kartının fiziki olarak yanlarında olmaması nedeniyle çocuğunun sağlık kontrolünün yapılmadığını ve aynı uzmanlık branşından 15 gün süre ile randevu oluşturmasının engellendiğini, bu durumun çocukların sağlığa erişimini güçleştirdiğini, ayrıca bebeklerin kimliğinde resim olmaması ve kimlikteki çip vasıtasıyla çocukla bir eşleştirme yapılamaması gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda kimliğin çocuğa ait olup olmadığı yine çocuğun ebeveynleri tarafından doğrulanmakta olduğunu ifade ederek çocukların ve bebeklerin sağlığa erişim konusunda işlemlerin kolaylaştırılması adına gerekenlerin yapılmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun bilgi belge isteme yazısına cevaben Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel

Müdürlüğü tarafından gönderilen 05.09.2024 tarihli ve E- – – sayılı cevap

yazısında özetle:

2.1. Başvuru konusu hususa ilişkin olarak; Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği, Hasta Hakları

Yönetmeliği, Sağlık Uygulama Tebliği ve Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil Servis Hizmetlerinin Uygulama

Usul ve Esasları Hakkındaki Tebliği ile ilgili maddeler çerçevesinde işlem uygulandığı, 2.2. İlgili mevzuat kapsamında, acil vakalar dışında kimlik tespiti yapılmadan hasta muayenesinin mümkün olamayacağının açıkça belirtildiği, bu yönde konulacak istisnaların da mevzuat değişikliği yöntemiyle ve

1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çerçevesinde Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile koordineli

bir şekilde yürütülmesi gerektiğinin düşünüldüğü,

2.3. Ancak yapılacak mevzuat değişiklikleri ile Anayasa’da yer alan hükümler gereği pozitif ayrımcılıktan yararlanabilecekler arasında “çocukların” da yer aldığı göz önüne alındığında, bu konuda gerekli istisnaların sağlanmasının mümkün olabileceği ama mer’i mevzuat kapsamında belirtilen ayrık haller dışında kimlik gösterilmeden muayene ve diğer teşhis ve tedavi hizmetlerinden faydalanılmasının mümkün olamayacağının düşünüldüğü, 2.5. MHRS’deki 15 gün randevu kısıtlaması uygulanmasının, randevu alıp gelmeyen vatandaşların randevu sadakatsizliği nedeniyle boş kalan kapasitenin hizmet bekleyen diğer hastalara kullanılabilmesi için uygulandığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın:

3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” 3.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10’uncu maddesinde; “… Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” 3.4. “Kişinin dokunulmazlığı maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17’nci maddesinde; “Herkes yaşama maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz, rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.” 3.5. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56’ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir… Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir…” 3.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.7. “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye

Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. […] Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır. […] Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe

/

konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

4. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin:

4.1. 1’inci maddesinde; “Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.” 4.2. 3’üncü maddesinde; “1. Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.

2. Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.

3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.” 4.2. 4’üncü maddesinde; “ Taraf Devletler, bu Sözleşmede tanınan hakların uygulanması amacıyla gereken her türlü yasal, idari ve diğer önlemleri alırlar…” 4.3. 6’ıncı maddesinde; “1. Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

2. Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.” 4.4. 24’üncü maddesinde; “1. Taraf Devletler, çocuğun olabilecek en iyi sağlık düzeyine kavuşma, tıbbi bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini veren kuruluşlardan yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler, hiçbir çocuğun bu tür tıbbi bakım hizmetlerinden yararlanma hakkından yoksun bırakılmamasını güvence altına almak için çaba gösterirler.

2. Taraf Devletler, bu hakkın tam olarak uygulanmasını takip ederler ve özellikle: …Bütün çocuklara gerekli tıbbi yardımın ve tıbbi bakımın; temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine önem verilerek sağlanması…

amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.

3. Taraf Devletler, çocukların sağlığı için zararlı geleneksel uygulamaların kaldırılması amacıyla uygun ve etkili her türlü önlemi alırlar.

4. Taraf Devletler, bu maddede tanınan hakkın tam olarak gerçekleştirilmesini tedricen sağlamak amacıyla uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi ve teşviki konusunda karşılıklı olarak söz verirler. Bu konuda gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun:

6.1. “Temel Esaslar” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Sağlık hizmetleriyle ilgili temel esaslar şunlardır:

a) Sağlık kurum ve kuruluşları yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal

Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak planlanır, koordine edilir, mali yönden desteklenir ve geliştirilir.

[…]

/

e) Tesis edilecek eğitim, denetim, değerlendirme ve oto kontrol sistemi ile sağlık kuruluşlarının tespit edilen standart ve esaslar içinde hizmet vermesi sağlanır.

f) Herkesin sağlık durumunun takip edilebilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesi maksadıyla, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca gerekli kayıt ve bildirim sistemi kurulur.

Bu sistem, e-Devlet uygulamalarına uygun olarak elektronik ortamda da oluşturulabilir. Bu amaçla, Sağlık

Bakanlığınca, bağlı kuruluşları da kapsayacak şekilde ülke çapında bilişim sistemi kurulabilir. […]” 6.2. “Yönetmelikler” başlıklı 9’uncu maddesinin (c) bendinde; “Bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirlemeye, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırmaya ve sınıflarının değiştirilmesine, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarına, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasına, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususlar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.” 7. 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin “Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü” başlıklı 355’inci

maddesinde; “1) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri şunlardır:

a) Her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak, […] d) Hasta hakları ile hasta ve çalışan güvenliğine yönelik düzenleme yapmak, e) Sağlık kurum ve kuruluşlarının mevzuat ile belirlenen politika ve düzenlemelere uyumunu denetlemek, gerekli yaptırımları uygulamak, f) Planlama ve standartlar oluşturulması için gerekli komisyonları kurmak, g) Sağlık kurum ve kuruluşları ile hizmetten faydalananlar arasında doğabilecek ihtilafların çözümüne yönelik usûlleri belirlemek, […] i) İlgili mevzuat çerçevesinde kişisel verilerin korunmasına ve veri mahremiyetinin sağlanmasına yönelik düzenleme yapmak, […]” 8. 13.01.1983 tarihli ve 17927 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme

Yönetmeliği’nin:

8.1. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; “Yataklı Tedavi Kurumlarında çeşitli hizmetlerin uygulama esaslarını, personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemek ve modern çağın icaplarına ve memleket gerçeklerine uygun, süratli, kaliteli, ekonomik bir hastane işletmeciliği sağlamakdır.” 8.2. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; “Bu Yönetmelik, Sağlık Bakanlığına bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ile bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinde sayılan sağlık kurumlarını kapsar.” 8.3. 4’üncü maddesinde; “Yataklı Tedavi Kurumları: Hasta ve yaralıların, hastalıktan şüphe edenlerin ve sağlık durumlarını kontrol ettirmek isteyenlerin, ayaktan veya yatarak müşahade, muayene, teşhis, tedavi ve rehabilite edildikleri, aynı zamanda doğum yapılan kurumlardır.”

8.4. 5’inci maddesinde; “Sağlık kurumları işlevlerine göre 5 gruba ayrılır:

a) İlçe / belde hastanesi: Bünyesinde 112 hizmetleri, acil, doğum, ayaktan ve yatarak tıbbi müdahale, muayene ve tedavi hizmetleri ile koruyucu sağlık hizmetlerini bütünleştiren, görev yapan tabiplerin hasta kabul ve tedavi ettiği, ileri tetkik ve tedavi gerektiren durumlarda hastaların stabilize edilerek uygun bir şekilde sevkinin sağlandığı sağlık kurumlarıdır.

b) Gün hastanesi: Birden fazla branşta, günübirlik ayakta muayene, teşhis, tedavi ve tıbbi bakım hizmetleri verilen asgari 5 gözlem yatağı ile 24 saat sağlık hizmeti sunan bir hastane bünyesinde veya bir hastane ile koordineli olmak kaydıyla kurulan sağlık kurumlarıdır.

c) Genel hastaneler: Her türlü acil vak’a ile yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin, bünyesinde mevcut uzmanlık dallarıyla ilgili hastaların kabul edildiği ve ayaktan ve yatarak hasta muayene ve tedavilerinin yapıldığı en az 50 yataklı sağlık kurumlarıdır.

d) Özel dal hastaneleri: Belirli bir yaş ve cins grubu hastalar veya belirli bir hastalığa tutulanların, yahut bir organ veya organ grubu hastalarının müşahede, muayene, teşhis, tedavi ve rehabilitasyonlarının yapıldığı sağlık kurumlarıdır.

e) Eğitim ve araştırma hastaneleri: Öğretim, eğitim ve araştırma yapılan uzman ve yan dal uzmanların yetiştirildiği genel ve özel dal sağlık kurumlarıdır.

Yataklı tedavi kurumlarındaki poliklinik hizmetlerine halkın kolay ulaşabilmesi, hastane polikliniklerindeki yığılmaların önlenmesi amacıyla hastanelere bağlı olarak semt poliklinikleri kurulabilir. Semt polikliniklerinin açılması, hizmetin veriliş şekli, poliklinik ve acil servis hizmetlerinin çalışma usul ve esasları ile burada görevli personelin, görev, yetki ve sorumluluklarına dair usul ve esaslar Sağlık

Bakanlığınca çıkarılacak bir Yönerge ile belirlenir.” 8.5. 67’inci maddesinde; “Hasta kabul memurluğuna gönderilen her hasta veya sahibi kimlik belgesini veya tasdikli bir suretini, bunlar sağlanmadığı takdirde onun yerine geçecek resmi bir belgeyi, yabancı uyruklu ise pasaportunu hasta kabul memuruna vermek zorundadırlar.

Bu belgeyi vermeyenler, (Acil vak’alar hariç) kuruma kabul edilemezler. Acil vak’alarda kimlik belgesinin en kısa zamanda sağlanmasına çalışılır.

Hasta kabul memuru kimlik belgesine göre hastanın künyesini hasta kabul defterine geçirir (Ek 43 Form

102) ve hasta tabelasının (Ek 1 Form 51) buna ait kısımlarını doldurur. Hastanın kimlik belgesinin çıkarken

geri verilmek üzere alıkonulduğu hasta kabul kağıdına kayıt olunur.

Bu suretle alınan kimlik belgesinden hasta kabul memuru sorumludur. Ancak durumları bu işlemlere imkan bırakmıyacak derecede ağır ve acil tedavi veya müdahaleyi gerektiren hastalar, geciktirilmeden tedavi edilecekleri yere gönderilir. Gerekli işlem ondan sonra tamamlanır.

Hasta kabulde gerekli işlemleri tamamlanan hastalar yatacağı servisten gelecek hemşire veya hastane hizmetlisine teslim edilerek gönderilir.” 8.6. “Hasta Kabul Memurunun Görevleri” başlıklı 154’üncü maddesinde; “[…] b) Kuruma yatırılan hastaların kabul evrakı ve kimlik belgelerini tetkik ederek künyelerini eksiksiz bir şekilde saptar ve hasta kabul defterine yazar. (Ek: 43 Form 102) Herhangi bir nedenle istenen bilgileri veremiyecek durumda olan ve kimlikleri belirlenemeyen hastaların kimliklerinin saptanması için baştabibe ve nöbetçi tabibe bilgi verir ve tabelalarını çıkartarak hasta kabul defterine kayıt ettiği künyelerini aynen bunlara geçirir ve giriş evrakını da ayrıca saklar.

c) Hasta kabul defterine hastaların ayrıntılı kimlikleriyle beraber giriş tarih ve saatlerini, geldikleri yeri ve açık adreslerini, hangi servise yatırıldıklarını, çıkardıklarında çıkış tarihleriyle protokol numaralarını, hastalık ve sonuçlarını (şifa, selah haliyle, vefat) tabeladan naklen kayıt ve işaret eder. Ölenlerin gün ve

saati ile cesetleri hakkında ne gibi işlem yapıldığını kurumca nereye gömüldüklerini ailesine teslim edilenleri ayrıca yazar. […]” 9. 13.09.2022 tarihli ve 31952 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yataklı Sağlık Tesislerinde Acil

Servis Hizmetlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’in “Acil servislerde hasta kabul, yatış ve konsültasyon işlemleri” başlıklı 11’inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında; “(1) Sağlık tesisleri kendilerine başvuran veya ambulansla getirilen tüm acil vakaları sağlık güvencesi ve ödeme gücü olup olmadığına bakmaksızın kabul etmek, ilk değerlendirme ve gerekli tıbbi müdahaleyi yapmakla yükümlüdür.

(2) Acil servislere müracaat eden ancak herhangi bir nedenle geçerli kimlik belgesi veya talep edilen diğer evrakları ibraz edemeyen hastalar için acil durumda olduklarının kabulü halinde müdahalede bulunulması zorunludur. Müdahale sonrasında bu hastalar için ilgili mevzuata göre işlem tesis edilir.” 10. 24.03.2013 tarihli ve 28597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Uygulama Tebliği’nin “1.6

– Kimlik tespiti” başlıklı maddesinde; “(1) Sağlık hizmeti sunucularınca, kişilerin müracaatı aşamasında, acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya verilmiş ise Kurum sağlık kartı belgelerinden biri ile kimlik tespiti ve biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması yapılması zorunludur. Kimlik tespiti, biyometrik kayıt işlemi veya biyometrik kimlik doğrulama işlemini usulüne uygun yapmayan ve bu nedenle bir başka kişiye sağlık hizmeti sunulması nedeniyle Kurumun zarara uğramasına sebebiyet veren sağlık hizmeti sunucularından ödenen tutar geri alınır.

(2) 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında sağlanan yardımlardan ücretsiz faydalananların, sağlık hizmeti sunucularına birinci fıkrada belirtilen belgeleri ibraz edememeleri halinde 2828 sayılı

Kanun kapsamında bulunduklarını gösterir belgeye göre gerekli işlemler yürütülecek sonrasında söz konusu belgelerin ibrazı ilgili Kurumdan istenecektir.

(3) Kapsamdaki kişilerin kendi adına bir başkasının sağlık hizmeti almasını veya Kurumdan haksız bir menfaat temin etmesini sağlaması yasaktır. Bu fiilleri işleyenlerden Kurumun uğradığı zararın iki katı kanunî faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilir ve ilgililer hakkında 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu hükümleri doğrultusunda suç duyurusunda bulunulur.”

Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ C. ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvurunun kısmen reddi kısmen kabulü yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle; çocuğunu muayene ettirmek amacıyla randevu alarak hastaneye götürdüklerini, ancak çocuğun kimlik kartını yanlarında bulundurmadıkları gerekçesiyle hastane tarafından çocuğun muayene işleminin gerçekleştirilmediğini, randevuya girmedikleri için de aynı branştan 15 gün süre ile randevu alamadıklarını belirterek çocukların sağlığa erişiminde işlemlerin kolaylaştırılması için gerekenlerin yapılmasını talep etmiştir (§ 1).

13. Başvuru konusu talebe ilişkin olarak Sağlık Bakanlığından talep edilen bilgi ve belgelerde; ilgili mevzuat kapsamında acil vakalar dışında kimlik tespiti yapılmadan hasta muayenesinin mümkün

olamayacağının açıkça belirtildiği, bu konudaki istisnaların da ancak mevzuat değişikliği yöntemiyle belirlenebileceği, ayrıca MHRS’deki 15 gün randevu kısıtlaması uygulanmasının randevu alıp gelmeyen vatandaşların randevu sadakatsizliği nedeniyle boş kalan kapasitenin hizmet bekleyen diğer hastalara kullanılabilmesi için uygulandığı ifade edilmiştir (§ 2).

14. Anayasa’nın 56’ncı maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu hükme bağlanarak sağlık hizmetlerine erişim temel hak olarak düzenlenmiştir. Ancak söz konusu hüküm aynı zamanda, sağlık hizmetlerinin sunumunda devletin yükümlülüklerini ve düzenleme yapma yetkisini de tanıyarak sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde idarenin belirli sınırlamalar getirebileceğinin yasal zeminini oluşturmuştur.

15. Sağlık hakkı bağlamında, sağlık hizmetlerinden faydalanan kişilerin kimliklerinin doğru şekilde tespit edilmesi, sağlık güvenliği ve hasta haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Zira sağlık hizmetlerinin etkin, güvenli ve düzenli bir biçimde sunulabilmesi için hasta kimliğinin doğrulanması gerekmektedir. Bu çerçevede, sağlık kuruluşlarının hastaların kimlik bilgilerini doğru ve eksiksiz olarak tespit etmeleri bir zorunluluktur.

16. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda, sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetiminin Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle tespit edileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Yataklı Tedavi Kurumları

İşletme Yönetmeliği’nde (Yönetmelik), hastaların kimlik belgesini veya tasdikli bir suretini, bunlar sağlanmadığı takdirde onun yerine geçecek resmi bir belgeyi, yabancı uyruklu ise pasaportunu hasta kabul memuruna vermek zorunda oldukları, acil vakalar dışında bu belgeleri vermeyenlerin ilgili kuruma kabul edilemeyeceği; ayrıca acil vakalarda kimlik belgesinin en kısa zamanda sağlanması gerektiği hükümlerine yer verilmiştir (§ 8). Yine Yönetmelik’e ilişkin çıkarılan Tebliğ’de de aynı doğrultuda düzenlemeler yapılmıştır (§ 9).

17. Diğer yandan, Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin “Kimlik tespiti” başlıklı maddesinde, sağlık hizmeti sunucularınca, kişilerin müracaatı aşamasında, acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra, nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya verilmiş ise Kurum sağlık kartı belgelerinden biri ile kimlik tespitinin yapılmasının bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir (§ 10).

18. Başvuru konusu talep bağlamında, kimlik doğrulamasının uygun yöntemlerle yapılmaksızın çocuklara sağlık hizmeti sunulması, çocuğun sağlık bilgilerinin yanlış kişi adına kaydedilmesine veya tedavi sürecinde hata yapılmasına neden olabilecektir. Örneğin, çocuğun daha önceki sağlık geçmişine dair bilgiler yanlış kayıtlarda yer alabileceğinden sağlık geçmişine dayalı teşhis ve tedavi sürecinde hatalar yapılabilir ve bu durum, çocuğun sağlığını riske atabilecek durumlar yaratabilir.

19. Kimlik kartı ve mevzuatta belirlenen diğer doğrulama araçları olmadan yapılan muayene sonrası doğabilecek yanlış tanı veya yanlış tedavi gibi olumsuz sonuçlar durumunda sağlık kuruluşu ve ilgili hekim açısından yasal sorumluluklar doğabilecektir. Ayrıca bu tür olası sonuçlar, tıbbi uygulama hatası olarak değerlendirilebileceğinden kimlik tespiti yapılmadan muayene uygulanması, hekimin hukuki, mali ve cezai sorumluluğu açısından da sorun teşkil edebilecektir.

20. Öte yandan, mevzuatta öngörülen şekilde kimlik doğrulaması yapılmadan sunulan sağlık hizmetleri, kötü niyetli kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanması veya sağlık sigortası işlemlerinde usulsüzlüklere yol açabileceğinden düzenli bir kimlik doğrulama zorunluluğu bulunmaktadır.

21. Somut olay kapsamında çocuğunun kimlik kartı yanında olmadığından çocuğun muayene olamadığı ve bu sebeple randevuya gelmemiş sayıldığından aynı uzmanlık branşından 15 gün süre ile randevu oluşturulamadığı anlaşılmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından verilen cevap yazısında, MHRS’deki 15 gün randevu kısıtlaması uygulanmasının randevu alıp gelmeyen vatandaşların randevu sadakatsizliği nedeniyle boş kalan kapasitenin hizmet bekleyen diğer hastalara kullanılabilmesi için uygulandığı ifade edilmişse de söz konusu uygulamanın çocuklar bakımından ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Nitekim bahsi geçen uygulama sebebiyle çocuğun sağlık hizmetine erişimi ve sağlık hakkının korunması açısından olumsuz sonuçlar ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir.

22. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 24’üncü maddesi, çocukların sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkını güvence altına alır ve taraf devletlerin çocukların sağlık ihtiyaçlarını karşılamak adına gerekli önlemleri almasını öngörür. Sağlık hakkı kapsamında devletin, çocukların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırıcı düzenlemeler yapması gerekmektedir. Bu bağlamda, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen uygulamanın, çocuğun kimlik kartının unutulması sebebiyle randevuya alınmaması gibi istisnai durumlarda çocuğun sağlık hizmetlerine erişiminin kısıtlanması sonucunu doğurmaması için yeniden gözden geçirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Çocuğun sağlık hakkının korunması adına ve çocuğun üstün yararı gereği, randevu hakkının kaybedilmemesi veya kolaylaştırıcı istisnai düzenlemelerinin yapılması yerinde olacaktır.

23. Dosya kapsamı, ilgili mevzuat ve yukarıda izah edilen hususlar çerçevesinde Kurumumuzca yapılan değerlendirmede; kimlik kartı veya mevzuatta öngörülen diğer diğer kimlik doğrulama araçları olmaksızın acil durumlar dışında sağlık hizmeti verilen çocuğun kimliğinin belirlenmesinin uygulamada birtakım sorunlara sebebiyet verebileceği değerlendirildiğinden kimlik kartı olmaksızın çocukların sağlık kurum ve kuruluşarına alınmasına yönelik talebin reddedilmesi; MHRS’deki 15 gün randevu kısıtlaması uygulanması bakımından çocuğun üstün yararı kapsamında çocuğun sağlık hakkının zarar görebileceği göz önüne alınarak söz konusu uygulamanın istisnai durumlar bakımından çocuklar için yeniden gözden geçirilmesi hususunda İdareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir.

25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun hareket ettiği ancak, başvuru sahibine verdiği cevapta idari işleme karşı hangi sürede hangi mercie başvurabileceğini göstermediği bu nedenle de “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden idarenin bahse konu ilkeye de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

26. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Söz konusu 21’inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye

kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

27. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede

Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan nedenlerle BAŞVURUNUN KISMEN REDDİ ve KISMEN KABULÜNE, Mevzuatta belirlenen kimlik doğrulama yöntemleri dışında, sağlık hizmeti veren kurum ve kuruluşlara kabul esnasında çocuklar için farklı uygulamalar belirlenmesi yönündeki talebinin REDDİNE, Çocuğun üstün yararı gözetilerek MHRS’deki 15 gün randevu kısıtlaması uygulanmasının istisnai durumlar bakımından çocuklar için yeniden gözden geçirilmesi hususunda SAĞLIK BAKANLIĞINA

TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sağlık

Bakanlığı tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/