|
ÖZET: Başvuru, hükümlü ve tutukluların COVID-19 salgını nedeniyle kısıtlanan görüş haklarının telafi edilmesi talebine ilişkindir. Başvuran, Dumlu 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunmakta olup, salgın sürecinde açık ve kapalı görüşlerin durdurulması nedeniyle bu haklarını uzun süre kullanamadığını belirtmiştir. İdare, görüş haklarının ileride telafi edileceği yönünde bilgi vermesine rağmen, bu konuda herhangi bir adım atılmadığını ifade etmiştir. Başvuran, telefonla ek görüşme hakkının yeterli olmadığını vurgulayarak, yapılmayan görüşlerin ileride kademeli olarak telafi edilmesini talep etmiştir.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, COVID-19 salgını süresince alınan tedbirlerin sağlık ve güvenlik amacı taşıdığını belirtmiş, mahpusların sosyal ilişkilerini sürdürmeleri için telefonla görüşme imkânı sağlandığını ifade etmiştir. Ancak, açık ve kapalı görüşlerin kısıtlanmasıyla ilgili uygulamaların hukuki bir dayanağı olmadığı sonucuna varılmıştır. Anayasa Mahkemesi, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, başvuranın talebi doğrultusunda, Adalet Bakanlığı’na görüş haklarının adil bir şekilde dengelenmesi için çalışmaların başlatılması tavsiye edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/327-S.24.516
BAŞVURU NO : 2023/11129
KARAR TARİHİ : 11.01.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
Hükümlü ve tutukluların Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgınına
BAŞVURUNUN KONUSU :
yönelik tedbirler kapsamında kısıtlanan görüş hakkının telafi edilmesi talebine ilişkindir.
BAŞVURU TARİHİ : 27.07.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; Dumlu 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırıldığını, yeni koronavirüs (COVID-19) salgını ile mücadele politikaları kapsamında Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTE) tarafından “salgın tehlikesinin kontrol altına alınabilmesi için dışarıdan içeri/içeriden dışarı temasın asgari seviyeye indirilmesi ve içeri-dışarı etkileşimi” hususlarında alınan tedbirler kapsamında ceza infaz kurumundaki açık ve kapalı görüşlerin durdurulduğunu, kapalı görüş hakkını uzun süre kullanamadığını, sonraki süreçte ise bu hakkın kapsamının çok daraltıldığını, açık görüş hakkından mart ayından itibaren hiç yararlanamadığını, yapılamayan açık ve kapalı görüşlerin ileride telafi edileceği bilgisi verilmiş ise de aradan geçen zamanda idarenin bu yönde bir çalışma yürütmediğini, bu süreçte yapılamayan kapalı ve açık görüşlerin yerine telefonla ek görüşme hakkı tanınmış ise de bunun görüş hakkını ikame etmeyeceği belirterek pandemi sürecinde yapılamayan kapalı ve açık görüşlerin ileride kullandırılacak ziyaretlere kademeli olarak ilave edilmesi suretiyle telafi edilmesi istemi ile Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü’ne, 10/08/2023 tarih, S. sayılı ve 25/01/2023 tarih, S. sayılı
yazılarımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup, Genel Müdürlüğün 28/09/2023 tarihli cevabi yazısında; 2.1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56 ncı maddesi, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun salgın hastalık ve hastalık halinde alınacak tedbirlere ilişkin 64 ve 72 nci maddeleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında, 2.2. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi ilan edilen Covid-19 hastalığının ceza infaz kurumlarında yayılması ve öldürücü etkisinin azaltılabilmesi amacıyla virüsün Türkiye’de görüldüğü ilk tarihten bu yana ceza infaz kurumlarında Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda birçok tedbir alındığı ve bazı kısıtlamalara gidildiği, Covid-19 süreci Sağlık Bakanlığı ve Bilimsel Danışma
Kurulu ile koordineli bir şekilde aylık yapılan değerlendirme toplantıları öngörüsünde yürütüldüğü, 2.3. Tüm hükümlü ve tutuklulara yeteri kadar ücretsiz temizlik ve hijyen malzemesi dağıtıldığı, ayrıca (oda veya koğuşlarından dışarı çıkmaları gerektiğinde kullanmaları için) ücretsiz maske temin edildiği, hükümlü ve tutuklulara sunulan iaşe bedeli artırılarak bağışıklık sistemini güçlendirecek şekilde gıda çeşitliliğine özen gösterildiği, başka bir hastalık nedeniyle hastanelere sevk edilen hükümlü ve tutuklular ceza infaz kurumuna döndüklerinde 14 günlük izolasyona tabi tutulduktan sonra PCR testi yapılarak negatif çıkması halinde tekrar koğuşlara alındığı, ceza infaz kurumuna ilk defa kabul edilecek olan hükümlü ve tutukluların kolluk tarafından ceza infaz kurumlarına tesliminden önce, hastaneye götürülerek ilgilinin Covid-19 açısından muayenesi yapılarak PCR testinin sonucuna göre hareket edilmesinin sağlandığı, ilk kabulde
Covid-19 semptomu bulunduğu değerlendirilen hükümlü ve tutuklular, doktor tavsiyesine göre ceza infaz kurumunda ayrı koğuşlarda veya hastane ortamında gözlem ve tedavileri tamamlandıktan sonra ceza infaz kurumlarına alındığı, 60 yaş üstü veya 60 yaş üstü olmasa bile kronik hastalığı bulunan ve PCR test sonucu pozitif çıkan hükümlü ve tutukluların mümkün olduğunca hastane ortamında takip ve tedavileri için ilgili sağlık kuruluşlarıyla gerekli koordinasyon sağlanması hususunda tüm Cumhuriyet başsavcılıklarına talimat verildiği, Kuruma ilk defa kabul edilen hükümlü ve tutukluların, 14 gün boyunca özel oda/koğuşlarda izole edildiği, izolasyon sürecinin bitiminde girişte yapılmış olan PCR testine ek olarak yeni bir PCR testi yapıldığı, PCR testi negatif çıkan hükümlü ve tutukluların oda/koğuş planlanmasına geçildiği, izolasyon süreci içerisinde hastalık belirtisi gösteren veya izolasyon sonrası PCR testi pozitif çıkanların, koruyucu önlemler alınarak ivedilikle ilgili sağlık kurumuna sevk edildiği, 2.4. 14.03.2020 tarihi itibarıyla Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulunun kararları doğrultusunda hakları saklı kalmak kaydıyla yasaklanan açık ve kapalı görüşlere ilişkin olarak Yeni Normale Geçiş
Programı kapsamında hükümlü ve tutukluların belirlenen sayıdaki ziyaretçileri ile ayda 2 defa kapalı görüş gerçekleştirmeleri sağlandığı, Mart 2021 ve Nisan 2021 tarihlerinde de bu sayının 3’e çıkarıldığı, 29 Nisan-
17 Mayıs tarihleri arasında ülke genelinde uygulanan “Tam Kapanma” tedbirleri dikkate alındığında açık
ve kapalı tüm ceza infaz kurumlarında tam kapanma tarihleri içerisinde kalan 1-17 Mayıs tarihleri arasında ziyaret yaptırılamadığı, 18-31 Mayıs tarihleri arasında hükümlü ve tutuklulara 2 yakını ile 1 kez ziyaret yaptırıldığı, bunun dışındaki diğer ziyaretlerin 01.06.2021 tarihine kadar ertelendiği, 14.03.2020 tarihinden itibaren özel izinler, kurumlardaki eş ve aile görüş odalarının kullanımı ve diğer koğuş ve odalarla yapılan faaliyetler ile güvenlik ve sağlık sebebiyle zorunlu hallerde yapılacak nakiller dışındaki başka kurumlara yapılacak nakillerin durdurulduğu, Bilimsel Danışma Kurulu tavsiye kararı doğrultusunda Mart 2021 tarihinde 1 defaya mahsus talep toplanarak kurumlar arası isteğe bağlı nakil gerçekleştirildiği,
2.5. İzolasyona tabi tutulan ve ceza infaz kurumunda görev yapan personelin görev süresi sonunda evine gönderilerek evde izolasyona tabi tutulduğu, evde en az 10 gün izolasyon süresini tamamlayan ve herhangi bir Covid-19 belirtisi göstermeyen personelin, ceza infaz kurumundaki görevine başlamadan 48 saat önce
PCR testine tabi tutularak sonuçları negatif çıktıktan sonra ceza infaz kurumundaki en az 10 günlük görevine başlatıldığı, ev izolasyonunda personelin izolasyon kurallarına uyması konusunda gerekli tedbirlerin ceza infaz kurumu müdürlüklerince alındığı, Ceza infaz kurumunda görevli tabip ya da aile hekimi tarafından ev izolasyonu sonrası göreve başlayan personelin kendisinin, ailesinin ya da yakın çevresinin Covid-19 tanılı kişilerle teması olup olmadığının sorgulandığı, temaslı olan personel var ise bu personelin tabip ya da aile hekimi tarafından Sağlık Bakanlığı Covid-19 Rehberine göre sağlık kuruluşlarına yönlendirmesinin yapıldığı, 2.6. Sağlık Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu Tavsiye Kararları doğrultusunda 01.09.2020 tarihinden itibaren ceza infaz kurumlarına gelecek ziyaretçilerin HES Kodu sorgulaması yapılarak, sorgu sonucu risk taşımayan ziyaretçilerin kuruma alınması uygulamasına geçildiği, Hükümlü ve tutukluların bulaşıcı hastalıktan korunmaları amacıyla, İçişleri Bakanlığının berber, kuaför, güzellik merkezlerinin faaliyetlerinin 21.03.2020 tarihi itibarıyla geçici süreliğine durdurulması kararı da göz önünde bulundurularak, 25.03.2020 tarihi itibarıyla ikinci bir talimata kadar berbere çıkarılmamaları, berber faaliyetlerinin durdurulması talimatı verildiği, ancak yeni normale geçiş sürecinde 19.06.2020 tarihi itibarıyla Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen berberler ve kuaför salonlarında alınması gereken önlemlere uyularak berber, kuaför hizmetlerinin verilebileceği talimatı üzerine, salgın döneminde ceza infaz kurumları dışından berber, kuaför getirilmeden hükümlü ve tutuklular arasından bu hizmetlerin verilmesinin sağlanabileceği hususlarında talimat verildiği, 60 yaş üzeri hükümlü ve tutuklular ile kronik hastalığı (Sağlık Bakanlığının zatürre (pnömokok) aşısı olması gerekenlere ilişkin belirlemiş olduğu kronik hastalıklar ve tedavi algoritması uyarınca) bulunan hükümlü ve tutuklulara, rızaları alınarak Covid-19 koruyucu tedbirleri kapsamında zatürre (pnömokok) aşısı yaptırılması sağlandığı, 2.7. Sağlık Bakanlığı Ulusal Covid-19 Aşı Programı uyarınca diğer vatandaşlarla eş zamanlı olarak, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara da rızaları alınarak Covid-19 aşıları yaptırıldığı,
29.04.2022 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarında tüm kısıtlama ve tedbirlere ilişkin düzenleme yapılarak
tedbirlerin sonlandırıldığı, ancak; ceza infaz kurumlarına ilk defa kabul edilecek veya başka bir ceza infaz kurumundan nakil olarak gelen hükümlü ve tutuklulara, ilk girişte PCR testi yaptırılması; PCR test sonucu çıkıncaya kadar ayrı bir bölümde bekletilmesi, PCR test sonucunun negatif çıkması halinde karantina uygulanmadan oda yerleştirmelerinin yapılması, pozitif çıkması durumunda ise kurum hekiminin uygun gördüğü üzere hastanede ya da ceza infaz kurumunda ayrı bir odada 10 gün karantinaya alınarak takibinin yapılması, 10 gün izolasyonun ardından yapılacak PCR test sonucunun negatif çıkması halinde odasına yerleştirilmesi uygulamasına devam edildiği, 31.03.2023 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumlarına ilk defa kabul edilen veya başka bir ceza infaz kurumundan nakil olarak gelen hükümlü ve tutuklulara mutlak suretle ateş ölçümü yapılması; ateş, öksürük, halsizlik vb. semptom göstermeleri halinde hekim önerisi doğrultusunda hastaneye sevklerinin sağlanması, gerekli takip ve tedavilerinin yapılması, Covid-19 teşhisi konulmuş hükümlü ve tutuklunun hekimin belirttiği süre boyunca hastanede veya ceza infaz kurumunda izolasyona alınması uygulamasına başlanmış olup; ilk kabulde PCR testi yaptırılması zorunluluğu kaldırıldığı, 2.8. 7242 sayılı Kanun ile hüküm altına alınan 5275 Sayılı Kanun’un Geçici 9 uncu maddesi kapsamında
Yasanın yürürlüğe girdiği 14.04.2020 tarihinden itibaren, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı
ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen yükümlüler ilk olarak 31.05.2020 tarihine kadar Covid-19 iznine gönderilmiş, bu tarihten sonra da 7407 Sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile
5275 sayılı Kanunun Geçici 9 uncu maddesinde belirtilen “13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun geçici 9 uncu maddesinin beşinci fıkrasında yer alan ‘on iki kez’ ibaresi ‘on dokuz kez’ şeklinde ve altıncı fıkrasında yer alan ‘31.05.2022’ ibaresi ‘31.07.2023’ şeklinde değiştirilmiştir.” hükmü göz önünde bulundurularak ve Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak
Covid-19 izinleri, ikişer aylık süreler ile toplam 19 defa uzatıldığı, mevzuat kapsamında izin süreleri
31.07.2023 tarihinde sona erdiği,
2.9. Öte yandan, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların ziyaret edilmelerine dair usul ve esasların düzenlendiği, Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in “Temel
İlkeler” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fırkasının (d) bendinde “Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.” “Ziyaret gün ve saatleri” başlıklı
10 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Ziyaret günleri ve saatleri ile bir hükümlü ve tutuklunun
görüşebileceği ziyaretçi sayısı, kurumun fiziki yapısı ve kapasitesi dikkate alınarak, kurumca belirlenir.”, İkinci fıkrasında “Görüş süresi, yarım saatten az, bir buçuk saatten fazla olacak şekilde belirlenemez. Görüş süresi, görüşmenin fiilen başladığı andan itibaren işletilir. Çocuk hükümlü ve tutuklular için ziyaret süresi bir saatten az, üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.” “Açık görüş” başlıklı 18 inci maddesinde
“Hükümlü ve tutuklu sayısının, verilen açık görüş günü sayısına bölünmesi suretiyle, görüş gününe kadar gruplar oluşturulur, her grubun görüş günü ve saatleri, ailelerine bildirilmek üzere, hükümlü ve tutuklulara tebliğ edilir ve hazırlanan program ayrıca koğuşlara ve ziyaretçilerin görebileceği uygun yerlere asılır.
Belirtilen gün ve saatler dışında görüş yaptırılmaz, bir defa görüş yapan hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilere aynı görüşle ilgili olarak ikinci defa izin verilmez.” hükümlerine yer verildiği, 2.10. Tüm dünya ve ülkemizde de yaşanan pandemi sürecinde Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun tavsiyeleri doğrultusunda ceza infaz kurumlarında birçok tedbir alındığı, bu kapsamda açık ve kapalı ziyaretlerin yaptırıldığı, bu süreçte pandemi öncesi 10 dakika olan telefonla görüşme süresinin de 20 dakika olarak uygulandığı, başvuranın da, pandemi sürecinde Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu, 24.10.2022 tarihinde Dumlu 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, ziyaret kayıtları incelendiğinde, 2020 yılı içerisinde ziyaretçisinin gelmediği, 2021 yılı içerisinde yedinci ve sekizinci aylarda annesi, babası ve eşi tarafından ziyaret edildiğinin tespit edildiği, Dumlu 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil edildikten sonra annesi, babası, kardeşi, eşi ve çocuğu tarafından ziyaret edildiği, ayrıca her hafta 10 dakikalık telefon görüşmesini gerçekleştirildiği, bilgilerinin verildiği görülmüştür.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin niteliği” başlıklı 12 nci maddesi; “Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.”
/
3.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi; “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.3. “Özel hayatın gizliliği” başlıklı 20 nci maddesi; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” 3.4.“Ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41 inci maddesi 2 nci fıkrasında, “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.” 3.5. “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesi; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.” 3.6. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
2)Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu gecikmeksizin, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir.”
3) Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
(4) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” Hükmüne amirdir.
4. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı 8 inci maddesi; “(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
5. Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi; “1. Özgürlüklerinden yoksun bırakılan herkese insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygı gösterilerek davranılır.
3. Cezaevi sistemi, asıl amacı mahkûmların ıslahı ve topluma yeniden kazandırılması olan bir sistem olarak ele alınacaktır.” 6. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevleri Kuralları Hakkında
REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararlarının hükümlü ve tutukluların dış dünya ile ilişkilerine dair
kısmı:
“Dış Dünya ile İlişki 24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıkta mektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerle ve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerin mahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24. 2 Devam etmekte olan bir ceza soruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesinin önlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde, haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli bir merci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu tür kısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.
24.3. Ulusal hukuk, mahpuslarla iletişim kurması kısıtlanamayacak olan ulusal ve uluslararası kuruluşları belirlemelidir, 24.4. Ziyaretler için yapılan düzenlemeler, mahpuslara aile ilişkilerini mümkün olduğunca normal bir düzeyde sürdürmelerine ve geliştirmelerine izin verecek bir tarzda olmalıdır.
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyayla yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bunun için onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar. …
7. 1955 Tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (Nelson
Mandela Kuralları ) “Dıs dü nya ile iliski” başlıklı 58 inci maddesi; “Mahpuslara, aileleri ve arkadaşları
̧ ̧ ile gerekli denetim altında, düzenli aralıklarla aşağıdaki şekilde iletişim kurmalarına izin verilir: (a)
Karşılıklı yazışarak, mümkün olduğu durumlarda telekomünikasyon, elektronik, dijital ve diğer araçları kullanarak ve (b) Ziyaret kabul etmesiyle..” 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “(1)
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”
/
9. 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” kenar başlıklı 6 ncı maddesi; “…f) Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur …” 9.1. “Hükümlüyü ziyaret” kenar başlıklı 83 üncü maddesi; “(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma saatleri içinde ziyaret edilebilir…
(3) Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.” 10. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü ve
Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in (Ziyaret Yönetmeliği) “Temel ilkeler” kenar başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (c), (d) ve (e) bentleri;
“(c) Görüşler kapalı ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır.
d) Kurum idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftaları kapalı görüş olmak üzere, hükümlü ve tutuklular bu Yönetmelikte belirtilen yakınları ile haftada bir kez olacak şekilde görüşme yapabilir.
e) Kurum mevcudu, güvenliği ve düzeni dikkate alınmak suretiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk
Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan, hükümlü ve tutuklular için ceza infaz kurumlarındaki açık görüşler idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda bir yaptırılabilir.” 10.1. Yönetmeliğin “Kapalı görüş” kenar başlıklı 7 nci maddesi; “Kapalı görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin her türlü maddi temasının önlendiği, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebilecek şekilde izlenebildiği ve ceza infaz kurumu idaresinin bu iş için tahsis ettiği özel bölümde yapılan görüşmelerdir.” 10.2. Yönetmeliğin “Açık görüş” kenar başlıklı 13 üncü maddesi; “Açık görüş, hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerinin maddi temasına imkân verecek şekilde, konuşulanların hazır bulunan görevli tarafından işitilebildiği ve izlenebildiği, ceza infaz kurumunun bu iş için tahsis edilmiş özel bölümünde yapılan ziyaret ve görüşmelerdir.” 11. 29/3/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfaz
Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in (İnfaz
Yönetmeliği) “Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma” başlıklı 96 ncı maddesinin ilgili (1) ve (3) numaralı fıkraları; “(1) Kurumda, 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanununun 57 nci maddesinde ve 30/5/2007 tarihli ve 26537 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bulaşıcı Hastalıklar
Sürveyans ve Kontrol Esasları Yönetmeliğinde yer alan hastalık veya durumlardan birisinin çıkması veya
/
çıkma şüphesinin ya da bu türden bir hastalık sebebiyle ölümün meydana geldiği hâllerde durum cezaevi tabibince kurumun en üst amirine bildirilir. Bu bildirimin alınması üzerine kurum en üst amiri durumu gecikmeksizin ilgili mercilere bildirir. …
(3) Tedaviyi sağlayacak nitelikte özel bölümü bulunmayan kurumlardaki hükümlüler, derhal tedavisinin yapılabileceği sağlık kuruluşuna sevk edilir. Kurum idaresi tarafından, hastalığın yayılmasına engel olmak için gerekli önlemler alınır.” 12. 24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumî Hıfzıssıhha Kanunu’nun “Memleket dahilinde sari ve salgın hastalıklarla mücadele” kenar başlıklı 57 nci maddesi; “Kolera, veba (Bübon veya zatürree şekli), lekeli humma, karahumma (hummayi tiroidi) daimi surette basil çıkaran mikrop hamilleri dahi – paratifoit humması veya her nevi gıda maddeleri tesemmümatı, çiçek, difteri (Kuşpalazı) – bütün tevkiatı dahi sari beyin humması (İltihabı sahayai dimağii şevkii müstevli), uyku hastalığı (İltihabı dimağii sari), dizanteri (Basilli ve amipli), lohusa humması (Hummai nifası) ruam, kızıl, şarbon, felci tıfli (İltihabı nuhai kuddamii sincabii haddı tifli), kızamık, cüzam (Miskin), hummai racia ve malta humması hastalıklarından biri zuhur eder veya bunların birinden şüphe edilir veyahut bu hastalıklardan vefiyat vuku bulur veya mevtin bu hastalıklardan biri sebebiyle husule geldiğinden şüphe olunursa aşağıdaki maddelerde zikredilen kimseler vak’ayı haber vermeğe mecburdurlar. Kudurmuş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılmaları, kuduza müptela hastaların veya kuduzdan ölenlerin ihbarı da mecburidir.” 12.1. Kanunun 64 üncü maddesi; “57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır.”
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 14. Başvuran; COVID-19 salgını kapsamında alınan tedbirler nedeniyle açık ve kapalı görüş hakkını uzun süre kullanamadığını, sonraki süreçte bu hakkın kapsamının çok daraltıldığını, açık görüş hakkından ise 2020 yılı mart ayından itibaren hiç yararlanamadığını, idare tarafından bu süreçte kullanılmayan görüş hakkının ileride telafi edileceği bilgisi verildiğini ancak halen bu yönde bir çalışma bulunmadığını ileri sürmüştür.
15. Genel Müdürlük tarafından; ceza infaz kurumlarında COVID-19 salgınının akabinde alınan tedbirlere yer verilmiş, başvuruya konu olan görüş hakkı kapsamındaki tedbirlerin Bilim Kurulunun tavsiye kararları doğrultusunda alındığı, düzenli aralıklarla gözden geçirilerek gerekmesi halinde uzatıldığı, bu süreçte mahpusların sosyal ilişkilerinin ve dış dünya ile iletişimlerinin sürdürülmesi için telefonla ek konuşma hakkı tanındığı, kademeli normalleşme adımlarının atılmasıyla birlikte 2020 yılının Haziran ayı itibarıyla mahpuslara kademeli olarak ziyaret hakkının sağlandığı, başvuranın da bu hakkını kullandığı ifade edilmiştir.
/
16. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) COVID-19 olarak adlandırılan yeni tip koronavirüsü (SARS-CoV-2) 30
Mart 2020’de pandemi olarak ilan etmiş, 15 Mart 2020 tarihli Hapishanelerde ve diğer alıkonulma yerlerinde COVID-19’un hazırlığı, önlenmesi ve kontrolü adlı raporunda hapishaneleri, bulaşıcı hastalıkların enfeksiyon kaynağı olabilecek mekanlardan birisi olarak nitelemiştir.
17. Türkiye’de ilk kez 11 Mart 2020 tarihinde görüldüğü açıklanan COVID-19 hastalığının pandemiye dönüşmesi üzerine oluşturulan Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulunun (Bilim Kurulu) tavsiye kararları doğrultusunda Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, salgın tehlikesinin kontrol altına alınabilmesi için, cezaevlerinde dışarıdan içeri/içeriden dışarı temasın asgari seviyeye indirilmesi ve içeri-dışarı etkileşimi hususlarında bir dizi tedbir almıştır.
18. Bu kapsamda Genel Müdürlük tarafından başsavcılıklara gönderilen 14 Mart 2020 tarihli yazı uyarınca açık ve kapalı görüşler, özel izinler, kurumlardaki eş ve aile görüş odalarının kullanımı, diğer koğuşlarla birleşerek yapılan faaliyetler ve başka kurumlara yapılacak nakillerin durdurulmasına karar verilmiştir.
Kapalı görüşlerin gerçekleştirilmesinde zorunluluk gerektiren bir halin varlığı ile Cumhuriyet
Başsavcılığının yazılı izni aranmıştır. Kapalı olarak gerçekleştirilecek avukat görüşlerinin ise ancak Bilim
Kurulu’nun tavsiye ettiği tedbirlere riayet etmek suretiyle avukat görüş mahallinde ya da kapalı görüş alanlarında yapılabileceği öngörülmüştür. Genel Müdürlük tarafından farklı tarihlerde yinelenen yazılar doğrultusunda, kısıtlamalar, her defasında iki hafta süreyle uzatılmak suretiyle bir süre daha aynı şekilde uygulanmıştır.
19. Salgının gelişim seyrine bağlı olarak 2021 yılının Haziran ayı itibarıyla “Yeni Normale Geçiş
Programı” kapsamında, yasaklanan kapalı görüşler süreç içerisinde sayı, süre ve temas koşulları bakımından kademeli olarak esnetilerek gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Bu süreçte öncelikle, açık ve kapalı görüş hakkına yönelik kısıtlama, mahpusun belirleyeceği bir kişi ile ayda bir kez kapalı görüş yaptırılması şeklinde uygulanmış, zaman içerisinde kişi ve sıklık yönünden kısıtlamalar giderek hafifletilmiş, son olarak da biri açık görüş olmak üzere ayda üç kez görüş yaptırılması şeklinde uygulanmıştır.
20. Anayasanın 20. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8. maddesi uyarınca, herkesin
‘özel ve aile hayatına saygı hakkına’ sahip olduğu düzenlenmiştir. Anayasa’nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur ancak mahkûmun ailesi ve yakınları ile bağlantıda kalmasının, özel ve aile hayatına saygı hakkının esaslı unsurlarından olduğu ve cezaevi idaresinin bu konuda gerekli yardımı sağlaması gerektiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi tarafından vurgulanan bir husustur ( AİHM, Messina v. Italy, B.No: 25498/94; EpnersGefners v. Latvia, B.No: 37862/02, AYM, Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708 ).
21. 1955 tarihli Mahpuslara Muameleye Dair Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları’nda (Mandela
Kuralları) ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere “Avrupa Cezaevi Kuralları” Hakkında
Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’nda mahpusların aile ve yakınlarıyla görüşme hakkı “Dış dünya ile ilişki” başlığı altında düzenlenmekte, anılan metinler ile mahpusların mümkün olabilen sıklıkta aileleri tarafından ziyaret edilmelerine izin verilmesi gerektiği vurgusu yapılarak, mahpusların dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmeleri konusunda cezaevi yetkililerine pozitif bir yükümlülük yüklenmektedir. Avrupa
/
İşkenceyi Önleme Komitesi de mahpusların dış dünyayla temasının devam ettirilmesini hayati önemde görmektedir.
22. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitif yükümlülüklerinin bir gereği olsa da, hapis cezasına mahkûmiyet, doğası gereği, aile hayatı kapsamındaki temasın sınırlandırılması olağandır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğinin sağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olması durumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süre boyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir; ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerine getirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yeniden sağlanması bir gerekliliktir (AYM, Murat Aydın, B. No: 2016/58533).
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında da, ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceği kabul edilmiştir; ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına
yönelik herhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No:
5947/72, 25/3/1983).
24. Aile hayatına saygı hakkına yönelik bir müdahalenin Anayasa’nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı müdahalenin kanuni dayanağının bulunmasıdır. Yeni Koronavirüs salgınına yönelik tedbirler kapsamında ceza infaz kurumundaki görüşlerin kısıtlanması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, ziyaret hakkına ilişkin kısıtlamaların ceza infaz kurumlarına gönderilen idari talimat yazıları doğrultusunda uygulandığı, kapsamı ve süresi öngörülebilir olmayacak şekilde idari makamlar tarafından ziyaret hakkının kısıtlanmasına imkân veren açık bir düzenlemenin ise bulunmadığı, idarenin kanuni bir dayanak olmadan ilk elden temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmasının düşünülemeyeceği; özetle aile hayatına saygı hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı olarak kanuni dayanağının bulunması gerektiği ve somut olayda ise başvuranın aile hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin salt idari makamların kararlarına dayandığı anlaşıldığından müdahalenin kanuni temelinin bulunmadığı değerlendirilerek, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir (AYM, Yunus Bulut, B.No: 2020/38826, 20/7/2023).
25. Venedik Komisyonunun, olağanüstü durumlarda insan haklarının korunmasına ilişkin görüşünde de, olağanüstü hallerde bile hukukun üstünlüğünün geçerli olması gerektiği, Devletin eyleminin kanunlara uygun olmasının ise hukukun üstünlüğünün temel ilkesi olduğu, bu bağlamdaki “Kanun” ifadesinin sadece parlamento eylemlerini kapsamamakta, aynı zamanda anayasal temele sahip olmaları koşuluyla yürütmenin acil kararlarını da kapsamakta olduğu ifadelerine yer verilmiştir (Venedik Komisyonu Hukukun Üstünlüğü
Kontrol Listesi, CDL-AD(2016)007).
26. Ceza infaz kurumlarında tutulanların ziyaret ya da görüş hakkına ilişkin genel çerçeve 5275 sayılı
Kanun ile düzenlenmiştir. Kanun’un 83. maddesine göre hükümlüler; eş, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı ile haftada bir kez görüşme yapma hakkına sahiptir. Görüşlerin koşul ve sürelerinin ne şekilde belirleneceğine ilişkin hususların Bakanlık tarafından hazırlanan
yönetmelikte yer alacağı açıklanmıştır. Anılan Kanun’un 116. maddesinde, ziyaret hakkını güvence altına alan düzenlemenin tutuklular yönünden de uygulanacağı belirlenmiştir.
27. Ziyaret Yönetmeliği’nin 5. maddesine göre; mahpuslar ceza infaz kurumu idaresinin uygun göreceği bir hafta açık görüş, ayın diğer haftalarında kapalı görüş yapabilecektir. Yönetmelik’in 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamındaki şartların bulunması durumunda belirli suçlardan mahpus olanlar için açık görüşlerin idare ve gözlem kurulu kararıyla iki ayda bir yaptırılabilmesi de mümkündür.
28. Somut olayda başvuran, COVID-19 salgını ile mücadele kapsamında açık ve kapalı görüş hakkına getirilen tedbirlerin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir. Salgının başlaması ile birlikte,
2020 yılı Mart ayından itibaren açık ve kapalı görüşler tamamen durdurulmuş, ilerleyen süreçte görüş
kısıtları, Genel Müdürlük tarafından ceza infaz kurumlarına iletilmek üzere başsavcılıklara gönderilen yazı doğrultusunda, süreç içerisinde hafifletilerek bir süre daha uygulanmıştır.
29. İdarenin pandemiyle mücadele tedbirleri kapsamında getirmiş olduğu kısıtlamaların sağlık hakkı ve yaşam hakkının korunmasına ilişkin Devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında olduğu açıktır. İdare bu süre içinde, hükümlü ve tutuklulara ek telefonla görüş imkânı da sağlamıştır. Bu süreçte tüm ülkeler kamu sağlığını korumak ve salgını önlemek amacıyla acil önlemler almak zorunda kalmıştır. Bu bakımdan görüş hakkının kısıtlanmasına yönelik müdahalenin meşru bir amacı bulunduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi’nin müstekar içtihadına göre, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelik kanuni düzenlemelerde kanun koyucu tarafından temel esaslar, ilkeler ve çerçeve belirlendikten sonra diğer ayrıntıların düzenleyici işlemler ile belirlenebileceği kabul edilmiştir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015; Bülent Polat, B. No: 2013/7666, 10/12/2015).
Anılan açıklamalar doğrultusunda, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün ceza infaz kurumlarına gönderdiği idari talimat yazıları doğrultusunda uygulanan ziyaret hakkına ilişkin kısıtlamaların kanuni dayanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
30. Genel Müdürlük tarafından ceza infaz kurumlarına gönderilen, mahpusların görüş haklarının salgın tedbirleri kapsamında kısıtlanması konulu yazıların ilgili kısmı “…. yaptırılan açık ve kapalı görüşlerin hükümlü ve tutukluların hakları saklı kalmak üzere tüm ceza infaz kurumlarında 2 (iki) hafta süreyle ertelenmesi” şeklindedir. Bu açıklama, idarece ertelenen görüş haklarını ileride telafi edileceği yönünde ilgililerde bir beklenti de yaratmıştır.
31. Başvuranın pandemi sürecinde aile fertleriyle yaptığı görüşlere ilişkin Ceza İnfaz Kurumu kayıtlarına göre başvuran, tedbirin uygulanmaya başlandığı 2020 yılında aile bireylerinden herhangi biriyle açık ya da kapalı görüş yapamamıştır. Kısıtlamaların esnetildiği, görüşlerin tekrar başladığı süreçte 06/07/2021 tarihinde annesi ve babasıyla, 09/08/2021 tarihinde eşiyle ve çocuğuyla, 11/10/2021 tarihinde annesi ve kardeşiyle, 15/12/2021 ve 16/03/2021 tarihinde babasıyla, 25/05/2021 ve 27/12/2021 tarihinde çocuğu ve eşiyle, 13/04/2022 tarihinde eşiyle, 23/03/2022 tarihinde annesiyle görüş yapmıştır. Rapora göre başvuran, bu süreçte ( 01/01/2020 – 29/04/2022) üç kez açık görüş yapma hakkından yararlanmıştır.
32. Tüm bu açıklamalar ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ışığında somut olayın değerlendirilmesinde, aile hayatına saygı hakkına yönelik kısıtlamanın öncelikle kanuni dayanağının bulunması gerektiği, somut olayda hükümlü ve tutukluların açık ve kapalı görüş haklarına ilişkin müdahalenin idari makam kararlarına dayandığı, kanuni temelinin bulunmadığı, ayrıca idarenin açık ve kapalı görüşlerin kısıtlanması konulu
yazılarında hükümlü ve tutukluların bu kapsamdaki haklarının saklı kalacağının vurgulandığı dikkate alındığında, hükümlü ve tutukluların Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgınına yönelik tedbirler kapsamında kısıtlanan görüş hakkının adil bir şekilde dengelenmesi adına çalışmaların başlatılmasının yerinde olacağı kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 33. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idare tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
34. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara
İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜ;
Hükümlü ve tutukluların Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgınına yönelik tedbirler kapsamında kısıtlanan görüş hakkının adil bir şekilde dengelenmesi adına çalışmaların başlatılması hususunda
ADALET BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
Kararın, BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi