|
ÖZET: Başvuran, 17 Nisan 2023 tarihinde hemşire olarak emekli olduğunu, ancak 1996-2001 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde çalıştığı döneme ait emekli ikramiyesinin ödenmediğini iddia etmektedir. Evlilik nedeniyle işten ayrıldığı dönemdeki hizmet süresinin dikkate alınarak ikramiye talep etmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığının belirlenemediğini, bu nedenle emekli ikramiyesinin ödenemeyeceğini açıklamıştır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 1996-2001 yılları arasında çalıştığı sürelerin, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediğini tespit edememiştir. Ancak, başvuranın evliliği üzerinden bir yıl geçmeden işten ayrılması, kıdem tazminatına hak kazanmasını sağlamaktadır. Bu durum, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, evlilik nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiği anlamına gelmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesinin hesaplanmasında, Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde geçen çalışma sürelerinin dikkate alınması gerektiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesi için gerekli işlemlerin yapılması tavsiye edilmiştir. Kararın, ilgili idareler tarafından 30 gün içinde uygulanması zorunludur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/11098-S.24.16905
BAŞVURU NO : 2024/6937
KARAR TARİHİ : 11.10.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ
Emekli ikramiyesi işlemleri hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 31.05.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, hemşire olarak çalışmakta iken 17/4/2023 tarihinde emekli olduğunu, bununla birlikte 1996 –
2001 yılları arasında Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde sözleşmeli işçi statüsünde hemşire olarak
çalıştığı döneme ait emekli ikramiyesinin ödenmediğini, herhangi bir tazminat ya da ödeme de almadığını, 3/4/2000 tarihindeki evliliği üzerinden bir yıl geçmeden 1/3/2001 tarihinde evlilik nedeniyle sona eren söz konusu çalışma sürelerine ilişkin emekli ikramiyesinin emekli olduğu tarih ile ödeme tarihi arasındaki değer kaybı da dikkate alınarak ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru
konusuna ilişkin 18/9/2024 tarihli ve sayılı yazısında özetle;
2.1) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesi uyarınca, 5510
sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı
T.C. Emekli Sandığı Kanunu’na tabi çalışmaları bulunanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu madde ile belirlenmiş esaslar çerçevesinde, yürürlükten kaldırılmış olsa da 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edildiği,
2.2) Bu kapsamda, 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin bir ila üçüncü fıkraları, mülga 2829 sayılı Sosyal
Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 12. maddesi
doğrultusunda 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak geçen hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması gerektiği,
2.3) Öte yandan kıdem tazminatına hak kazanma şartlarının ise 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde
düzenlendiği, dolayısıyla söz konusu maddede belirtilen şartların emekli olan kişiler tarafından sağlanması halinde 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak geçen hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödendiği,
2.4) Buna göre, kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarda geçen sigortalı hizmetlere karşılık ikramiye
ödenebilmesi için; bu sürelere karşılık kıdem tazminatı ödenmemiş olması, hizmet akitlerinin veya sigortalılıkların, 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması veyahut feshedilmesi gerektiği,
2.5) Bu çerçevede başvuranın emeklilik sicil dosyasının tetkikinden; başvuranın Sağlık Bakanlığı Çumra
Devlet Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta iken 17/4/2023 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilmesi üzerine, 22 yıl 1 ay 4/1-(c) bendi kapsamında geçen fiili hizmeti, 5 ay 11 gün fiili hizmet zammı süresi, 4 yıl 4 ay 26 gün 4/1-(a) bendi kapsamında geçen fiili hizmeti olmak üzere toplam 26 yıl 11 ay 7 gün hizmet süresi, 1. derece 4. kademe intibakı +3600 ek gösterge rakamı esas alınarak 15/5/2023 tarihinden geçerli olarak tarafına emekli aylığı bağlandığının ve 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c) bendi kapsamında geçen (22) tam hizmet yılına karşılık tarafına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiğinin,
2.6) Başvuranın 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında Cumhuriyet Üniversitesinde geçen
çalışmalarına da ikramiye ödenmesi talebiyle yapmış olduğu başvurusu üzerine Sağlık Bakanlığından 12/6/2023 tarihli yazı ile kamuda 4/1-(a) bendi kapsamında geçen hizmet sürelerinin ne şekilde sona erdiği ve bu sürelere kıdem tazminatı, is sonu tazminatı vb. adla herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının bildirilmesinin talep edildiğinin, Sağlık Bakanlığınca konuya ilişkin olarak Sivas Cumhuriyet
Üniversitesinden bilgi ve belgelerin talep edilmesi üzerine cevaben Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
Rektörlüğünden alınan 11/12/2023 tarihli yazı ve eklerinden, başvuranın 4/10/1996-1/3/2001 tarihleri arasında sözleşmeli isçi olarak çalıştığının ve tarafına kıdem tazminatı ödenmediğinin ancak görevinden ne şekilde ayrıldığının tespit edilememesi üzerine 9/1/2024 tarihli yazı ile Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
Rektörlüğünden gerekli bilgi ve belgelerin talep edildiğinin, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
Rektörlüğünden alınan 26/2/2024 tarihli cevabi yazıda belirtilen hususa ilişkin olarak bir kayda rastlanılmadığının bildirildiğinin,
2.7) Bunun üzerine 15/5/2024 tarihli başvurana hitaben yazılan yazı ile görevinden ne şekilde ayrıldığının
tespit edilemediğinin ve görevinden ne şekilde ayrıldığı hakkında ilgili kuruma müracaat ederek alacağı belgenin gönderilmesi üzerine durumunun ikramiye yönünden değerlendirileceğinin bildirildiği, bilahare 30/7/2024 tarihli yazı ile Sivas Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden başvuranın 1996-2001 yılları arasında geçen çalışmalarına ilişkin Sivas Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 5/8/2024 tarihli yazı ve eklerinin incelenmesi neticesinde çalışmalarının 4/10/1996-1/3/1997 tarihleri arasında Cumhuriyet Üniversitesi
Vakfında, 1/3/1997-30/5/1997 tarihleri arasında Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve
Araştırma Hastanesinde, 1/6/1997-31/12/1997 tarihleri arasında Temizlik Limited
Şirketinde, 2/1/1998-1/3/2001 tarihleri arasında yine Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri
Uygulanma ve Araştırma Hastanesinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçtiğinin, işten ne şekilde ayrıldığına ilişkin olarak ise herhangi bir kayda rastlanmadığının bildirildiğinin,
2.8) Bu itibarla, ilk defa 9/4/2001 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu SSK Sivas Hastanesinde 5434 sayılı
Kanun’a tabi olarak göreve başlayan başvuranın, 4/10/1996-1/3/2001 tarihleri arasında gerek resmi gerekse özel mahiyette Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçen çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediği tespit edilemediğinden ikramiye açısından yapılacak herhangi bir işlemin bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
3) Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire Başkanlığının başvuru konusuna ilişkin
2/9/2024 tarihli ve sayılı yazısında özetle;
3.1) Başvuranın 4/10/1996 – 1/3/2001 tarihleri arasında sözleşmeli işçi olarak görev yaptığı, Sosyal
Sigortalar Kurumuna atanması nedeniyle işten ayrıldığı, çalıştığı süreler için herhangi bir kıdem tazminatı ödenmediği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin
birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesinin dördüncü
fıkrasının birinci cümlesi ile beşinci fıkrasının birinci cümlesinde;
“Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile
emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.”
7) 5434 sayılı mülga Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89. maddesinin bir ila
dördüncü fıkralarında;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.”
8) 2829 sayılı mülga Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12. maddesinde;
“(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek
suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”
9) 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14. maddesinin birinci, ikinci,
dördüncü ve beşinci fıkralarında;
“1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.
…
T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle
Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.”
10) 4857 sayılı İş Kanunu’nun geçici 6.maddesinde;
“Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte
değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12) Başvuran bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere, 1996 – 2001 yılları arasında Cumhuriyet
Üniversitesi Hastanesinde işçi statüsünde hemşire olarak çalıştığı döneme ait emekli ikramiyesinin ödenmesini talep etmektedir.
13) Somut olayda başvuranın Sağlık Bakanlığı Çumra Devlet Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta
iken 17/4/2023 tarihinde isteği üzerine emekliye sevk edilmesi üzerine, 22 yıl 1 ay 4/1-(c) bendi kapsamında geçen fiili hizmeti, 5 ay 11 gün fiili hizmet zammı süresi, 4 yıl 4 ay 26 gün 4/1-(a) bendi kapsamında geçen fiili hizmeti olmak üzere toplam 26 yıl 11 ay 7 gün hizmet süresi, 1. derece 4. kademe intibakı +3600 ek gösterge rakamı esas alınarak 15/5/2023 tarihinden geçerli olarak tarafına emekli aylığı bağlandığı ve 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c) bendi kapsamında geçen (22) tam hizmet yılına karşılık tarafına emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği görülmektedir. Bununla birlikte, başvuranın 4/10/1996-1/3/2001 tarihleri arasında Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçen çalışmalarının, kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediği tespit edilemediği gerekçesiyle emekli ikramiyesi ödenmesine esas hizmet süresinin hesabında dikkate alınmadığı
anlaşılmaktadır. Şu durumda somut olayda uyuşmazlığın, başvuranın 4/10/1996-1/3/2001 tarihleri arasında
Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde işçi olarak geçen çalışma sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınıp alınmayacağı hususundan ibaret olduğu görülmektedir.
14) Bu aşamada öncelikle belirtmek gerekir ki; yasada belirlenen şartlar doğrultusunda kamu çalışanlarına
ödenen emekli ikramiyesi, kamu çalışanlarının aylıklarından yapılan kesintilerden bağımsız olarak, çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödemedir.
(Anayasa Mahkemesinin 8/11/2012 tarihli ve E: 2012/33, K: 2012/174 sayılı kararı) Bu yönüyle emekli ikramiyesi, çalışma ilişkisi devam ettiği sürece talep konusu olmayan, çalışanların kamu kurumunda geçirdikleri sürelerin karşılığı olarak verilen yasaca öngörülmüş mali haktır.
15) Diğer taraftan kıdem tazminatı ise, işçinin uzunca süre işverene bağlı kalması nedeniyle ücretinden
bağımsız bir ikramiye alacağı niteliğinde olan ve çalışma ilişkisi devam ettiği sürece işçinin hak iddia edemediği, ancak kanuni şartların tahakkuku ile talep edilebilir hale gelen ve işverene kanun tarafından yüklenen borçtur. Bununla birlikte çalışma hayatındaki önemi nedeniyle kıdem tazminatının ödenme koşulları, hesabı ve ödeme şekli doğrudan kanunda düzenlenmiştir. Bu kapsamda feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda işçinin kıdem tazminatı talep hakkı doğmamaktadır.
Nitekim 4857 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin atfıyla uygulanmakta olan 1475 sayılı Kanun’un 14.
maddesinde iş sözleşmesinin sona erme hallerinden hangilerinin kıdem tazminatına hak kazandırdığı tahdidi olarak sayılmıştır.
16) Görüldüğü üzere, farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da hem kıdem tazminatı hem de
emekli ikramiyesi ortak bir deyimle ilgililerin çalışmalarının karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir. Bununla birlikte her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi her iki toplu ödemenin de ne zaman, hangi şartlar altında yapılacağını düzenlemektedir. Ancak farklı hukuki statülere tabi kişileri ilgilendiren bu düzenlemeler, 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emekli ikramiyesinin hesabı konusunda kesişmektedirler. Bu durum ise 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesinin dördüncü fıkrası ile 2829 sayılı
Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmektedir. Özetle ifade etmek gerekirse mezkûr düzenlemeler, 2829 sayılı Kanun uygulanarak emekli aylığı bağlanan kişilerden, 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi statüsünde çalışmış olanların bu hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş ilişkisinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş ve kişilere kıdem tazminatı veya bu mahiyette başka bir ödemenin yapılmamış olmasını gerektirmektedir. (2017/1790 numaralı başvuruya ilişkin 11/8/2017 tarihli Tavsiye Kararından)
17) Bu doğrultuda kıdem tazminatının yasal dayanağı olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde 2869
sayılı 1475 Sayılı İş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve Bu Kanuna İki Geçici Madde
Eklenmesi Hakkında Kanun ile yapılan değişiklik ile evlenmek suretiyle işten ayrılan kadın işçiye kıdem tazminatı ödenmesi imkânı sağlanmıştır. Dolayısıyla kanun koyucunun, evlenerek işten ayrılan kadın işçinin durumunu kıdem tazminatına hak kazanma konusunda ayrıca dikkate aldığı görülmektedir.
18) Buraya kadar yapılan açıklamalar sonrasında somut olaya gelince, başvuranın 4/10/1996-1/3/2001
tarihleri arasında Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında çalışmasının bulunduğu konusunda uyuşmazlığın bulunmadığı görülmektedir. Öte yandan Sosyal Güvenlik
Kurumu tarafından söz konusu çalışmanın kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediği tespit edilemediği belirtilmekle birlikte, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğü Personel Daire
Başkanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen evraktan başvuranın “Devlet memurluğu sınavında Sosyal
Sigortalar Kurumuna atamam yapıldığından tüm haklarım saklı kalmak kaydıyla 12/3/2001 tarihinden itibaren görevimden ayrılmak istiyorum.” ifadelerinin yer aldığı 12/3/2001 tarihli dilekçesinin mevcut olduğu görülmektedir. Bu itibarla başvuranın 4/10/1996 – 1/3/2001 tarihleri arasında sözleşmeli işçi olarak görev yaptığı ve Sosyal Sigortalar Kurumuna atanması nedeniyle işten ayrıldığı, çalıştığı süreler için herhangi bir kıdem tazminatı ödenmediği hususlarının idarenin kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan başvuranın 12/3/2001 tarihindeki işten ayrılışının da, 27/9/2024 tarihinde Kurumumuza sunduğu ve 68430 sayı ile kayıt altına alınan Nüfus Kayıt Örneği’ne göre tespit edilen 3/4/2000 tarihindeki evliliğinden sonraki bir yıllık süre içerisinde olduğu görülmektedir. Şu halde, başvuranın 4/10/19961/3/2001 tarihleri arasında Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde işçi olarak geçen ve resmi evlenme tarihi üzerinden bir yıl geçmeden başka bir kuruma memur olarak atanması nedeniyle sona eren çalışma sürelerinin emekli ikramiyesi ödenmesine esas hizmet süresinin hesabında dikkate alınıp alınamayacağına yönelik hukuki sorunun çözümlenmesi gerekmektedir.
19) Bu aşamada ifade etmek gerekir ki, kamu görevlilerinden daha önce kamu kurum ve kuruluşlarında işçi
olarak geçen sürelerinin emekli ikramiyesi hesabına dâhil edilmesinin temel koşulunun önceki çalışmalarının kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermesi olduğundan, kendi isteği ile bir başka kamu kurum veya kuruluşunda memur olarak çalışmaya devam edenlerin iş sözleşmelerinin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona erdiğini kabul etmek kural olarak mümkün değildir.
Zira söz konusu sona erme hali kurumlar arası nakil, iş sözleşmesini sona erdirmeye zorlayan bir hal ya da kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla kıdem tazminatı ödenmeksizin statü değişikliği kapsamında olmadığı gibi 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iş sözleşmesinin sona erme halleri arasında da yer almamaktadır. İşçi iş sözleşmesini sona erdirerek daha iyi şartlarda ve ayrı bir statüde çalışma yolunu seçtiğinden dolayı istifa ile sona eren işçilik döneminin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermediği ve emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmayacağını kabul etmek gerekmektedir. Nitekim Kurumumuzun 2024/6442 numaralı başvuruya ilişkin 17/09/2024 tarihli ve 2022/7871 numaralı başvuruya ilişkin 2/11/2022 tarihli Ret Kararları da bu yöndedir.
20) Bununla birlikte kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olarak çalışmakta olan kadın işçinin evlenme
tarihinden itibaren bir yıl içerisinde bir başka kamu kurum veya kuruluşunda çalışmaya başlaması nedeniyle kendi isteği ile sona eren iş sözleşmeleri yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Zira 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile iş sözleşmesini sona erdirmesi halinde kıdem tazminatına hak kazanacağı düzenlenmiştir. Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkı, evlilik tarihinden itibaren başlamakta ve resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılabilmektedir. İşverenin kabulüne bağlı olmayan bu yasal fesih hakkının kadın işçi tarafından kullanılması halinde, kıdem tazminatı talep hakkı doğmaktadır. Evlenme nedeniyle iş sözleşmesini fesih hakkı, evliliğin kadına yüklediği toplumsal
sorumluluğun bir gereği olarak tanınmıştır. Gerçekten de çalışma hayatının evlilikle birlikte gereği gibi yürütülemeyeceği düşüncesi, aile birliğinin korunması ve kadının aile ile ilgili görevleri, yasa koyucuyu bu doğrultuda bir düzenlemeye yöneltmiştir.
21) Belirtmek gerekir ki, kadın işçinin evlilik sebebiyle iş sözleşmesini sona erdirmesinin bildirim şekline
ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığı gibi bu durumun fesih beyanında yer almasının gerekip gerekmediği hususunda da bir açıklık bulunmamaktadır. Yargıtay fesih dilekçesinde açıkça evlilik nedeniyle iş akdinin feshedildiği beyanına yer verilmemesine rağmen yasal süresi içerisinde talep edilmesi halinde iş sözleşmesinin evlilik sebebiyle feshedildiğini kabul etmiştir. (Yargıtay Yedinci Hukuk
Dairesinin 21/1/2016 tarihli ve E: 2015/5355, K: 2016/597 sayılı kararı. Yargıtay Yedinci Hukuk
Dairesinin 2/11/2015 tarihli ve E: 2015/18326, K: 2015/21063 sayılı kararı. Yargıtay Dokuzuncu Hukuk
Dairesinin 20/5/2014 tarihli ve E: 2012/10999, K: 2014/16076 sayılı kararı) Yine işçinin evlilik nedeniyle aldığı iznin bitim tarihinden sonra işe devam etmediğine dair tutanaklar tutularak, devamsızlık nedeni ile iş sözleşmesinin feshedildiği olayda da, izin bitim tarihinden sonra işe gelmemiş olmasının evlenme tarihi dikkate alındığında işçinin fiilen evlilik nedeni ile iş sözleşmesini feshetmiş olduğunu gösterdiği, bu durumda davacının iş sözleşmesini evlilik nedeni ile bir yıl içinde feshetmiş olduğundan kıdem tazminatına
hak kazanacağına karar verilmiştir. (Yargıtay Dokuzuncu Hukuk Dairesinin 3/6/2008 tarihli ve E:
2007/18608, K: 2008/14177 sayılı kararı) Dolayısıyla kadın işçi açıkça bildirmese bile işten ayrıldığı tarih evlendiği tarihten sonra ve resmi evlenme tarihi üzerinden bir yıl geçmeden işten ayrılmış ise bu şekilde işten ayrılma evlilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirme olarak yorumlanmalı ve kadın işçilerin bu haklarını kullanabilmeleri şekli şartlar öne sürülerek engellenmemelidir. (Selin Umutlu (2020), Kadın
İşçilerin Evlilik Nedeniyle İş Sözleşmesini Fesih Hakkı ve Sonuçları, Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari
Bilimler Dergisi, C: 34, S: 3, s. 885)
22) Diğer taraftan kadın işçinin bu fesih hakkını kullanması, hakların kullanılmasının genel sınırını
oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağına da aykırı olmamalıdır. Bu itibarla iş sözleşmesini evlilik nedenine dayalı olarak feshetmesine rağmen başka bir işte çalışmaya başlamasının, kadın işçi yönünden söz konusu yasal fesih hakkının kötüye kullanılması teşkil edip etmediği her bir somut olay yönünden ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki, söz konusu değerlendirme yapılırken Anayasal temeli olan çalışma hak ve hürriyetinin kadın işçi yönünden ortadan kaldırılması sonucuna varan yorumlardan kaçınılmalıdır. Kadın işçinin evlilik nedenine bağlı feshinin ardından kısa bir süre sonra yeniden çalışması gerekebileceği unutulmamalıdır. Evlilik nedenine dayalı feshin ardından ara vermeksizin başka bir işyerinde çalışmaya başlaması, evli kadın işçi açısından olumlu sonuçlar doğurabileceğinden bu durum düzenlemenin amacına uygun olarak yorumlanmalıdır.
23) Bu bağlamda kadın işçinin evlilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden sonra, yeniden çalışmasını
gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka iş yerinde çalışma amacı ile kullanması da mümkündür. Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini evlilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde feshedebileceğine yönelik kanuni düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının, işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez. Dolayısıyla, kadın işçinin iş sözleşmesini feshettikten sonra, bir başka işverene ait iş yerinde işe girmiş olması kanunen tanınmış
evlilik sebebiyle fesih hakkının kötüye kullanıldığını göstermez. (Yargıtay Yirmi İkinci Hukuk Dairesinin 27/2/2018 tarihli ve E: 2017/10878, K: 2018/5005 sayılı kararı) Nitekim Yargıtay, işten ayrıldığı tarih itibarıyla Milli Eğitim Bakanlığına bağlı matematik öğretmeni olarak atanmanın evlilik nedeniyle iş sözleşmesini fesih hakkının kötüye kullanımı mahiyetinde değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. (Yargıtay
Yirmi İkinci Hukuk Dairesinin 4/3/2020 tarihli ve E: 2016/32300, K: 2020/4173 sayılı kararı)
24) Şu halde her ne kadar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvuranın Sivas Cumhuriyet Üniversitesi
Hastanesinde 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçen çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erip ermediği tespit edilemediğinden emekli ikramiyesi ödenmesine esas hizmet süresinin hesabında dikkate alınamadığı ifade edilmekte ise de, başvuranın 3/4/2000 tarihindeki evliliği üzerinden bir yıl geçmeden işten ayrıldığı, dolayısıyla evlilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. Belirtmek gerekir ki dosya münderecatında yer alan başvuranın 12/3/2001 tarihli dilekçesi nazara alınarak bir başka kamu kurumuna memur olarak atanması nedeniyle iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona erdiği öne sürülebilecek ise de, 1475 sayılı Kanun’un 14.
maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin amacının aile birliğinin korunması amacıyla evlenen kadın işçiye kıdem tazminatı ödenmesinin olduğu, kadın işçi evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılmış ise herhangi bir neden belirterek veya neden belirtmeden ayrılmasının kıdem tazminatına hak kazanmasını etkilemeyeceği, zira yasadan doğan bir hakkının bulunduğu, aksi yorumla kadın işçinin söz konusu fesih hakkını kullanmasının şekli şartlar öne sürülerek engellenmesinin düzenlemenin amacına aykırı olacağı, ayrıca söz konusu düzenleme ile kadın işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması amaçlanmadığından iş sözleşmesini feshettikten sonra, bir başka işverene ait iş yerinde işe girmiş olmasının, bu arada somut olayda olduğu gibi bir başka kamu kurumuna memur olarak atanmasının kanunen tanınmış evlilik sebebiyle fesih hakkının kötüye kullanımı mahiyetinde de olmadığı değerlendirilmektedir.
25) Bu nedenlerle, işçinin işyerindeki yıpranmasının ve geçmiş hizmetlerinin karşılığı olarak ödenen kıdem
tazminatının gerçekleşme koşullarının doğrudan kanunla belirlendiği, evlendikten sonraki bir yıl içerisinde işten ayrılan kadın işçinin bu menfaatinin hukuk düzeni tarafından korumaya alındığı dikkate alındığında, işten ayrıldığı tarihte 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasındaki şartı sağladığı anlaşılan başvuranın söz konusu çalışmasının kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiğini kabul etmenin anılan madde hükmüne, işçi lehine yorum ilkesine, iş hukukunun işçiyi koruma amacına uygun olacağı değerlendirilmektedir.
26) Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık
bağlanan başvuranın kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren kamu kurumunda geçen işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınması gerekirken aksi yönde tesis edilen Sosyal
Güvenlik Kurumu işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
27) İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan
değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idareler tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarelerin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarelerden bahse konu ilkeye de uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28) 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesinde işçi olarak geçen çalışma sürelerinin emekli ikramiyesine esas hizmet süresinin hesabında dikkate alınarak, başvurana fark emekli ikramiyesinin ödenmesine yönelik gerekli işlemlerin tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Sivas Cumhuriyet
Üniversitesi Rektörlüğüne tavsiyede bulunulmasına,
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idareler tarafından bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi