|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, tapu iptali ve tescil davasında davacının iddia ve savunma hakkının ihlaline ilişkin bir hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, taşınmazlarının kadastro tespitinin iptalini istemiş, ancak ilk derece mahkemesi, davacının duruşma gününe katılmadığı gerekçesiyle davayı işlemden kaldırmış ve açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Yargıtay, davacıya tebligat yapılmadan duruşmalara devam edilmesinin, davacının savunma hakkını kısıtladığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararını usul ve kanuna aykırı bulmuş ve bozulmasına karar vermiştir.
Yargıtay, davacının duruşma gününden haberdar edilmeden karar verilmesinin, adil yargılanma ilkesine aykırı olduğunu vurgulamış ve bu durumun, davanın yeniden görülmesi gerektiğini ortaya koymuştur. İlk derece mahkemesi, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, taşınmazların orman içi açıklık durumunda olduğunu ve zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu nedenle, temyiz itirazları kabul edilerek, usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. |
8. Hukuk Dairesi 2022/6782 E. , 2024/6067 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/351 E., 2022/245 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde; 8000 m² olan tarlasının davalı … İdaresi adına tespit edilen 180 ada 1 sayılı parsel içerisinde kaldığını, diğer 9 dönüm olan taşınmazın da Orman İdaresi adına tespit edilen 182 ada 1 sayılı parsel içerisinde kaldığını beyan ederek kadastro tespitinin iptalini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacı taraf 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 150/5 inci maddesi gereğince davanın işlemden kaldırılmasına rağmen, yasal süre olan üç aylık süresi içerisinde davasını yenilememiş olduğundan davanın 6100 sayılı Kanun’un 150/5 inci maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir:
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 15.06.2020 tarihli ve 2020/1246 Esas, 1832 Karar sayılı kararıyla; “Mahkemece verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; mahkemece davacı adına çıkarılan tebligatın tebliğine rağmen, davacının belirlenen duruşma gününe iştirak etmediğinden davanın 6100 sayılı Kanun’un 150/5 inci maddesi gereğince işlemden kaldırılmasına, ancak davacı kanunda öngörülen kanuni süresi içerisinde davayı işleme koydurmak için yenilemediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, ancak Dairemizin 2017/8209 Esas – 2020/412 Karar. sayılı iade kararı üzerine mahkemece yapılan araştırma sonucunda 25.02.2020 tarihli tutanaktan duruşma gününü bildirir tebligatın davacıya tebliğe çıkarılmadığı ve tebligat yapılmadan duruşmalara devam edildiği tespit edilmiş olup, davacının duruşma gününden haberdar edilmeden karar verilmesi de davacının iddia ve savunma hakkını kısıtlaması durumu doğurmuştur.” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazlardan Sivas ili Ulaş ilçesi Örenlice köyü 182 ada 1 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi … Arpaç’ın 20/09/2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 6.608,817 m2 alan ve B harfi ile gösterilen 5.115,119 m2 alan ile Sivas ili Örenlice Köyü 180 ada 1 parsel sayılı taşınmazda (C) harfi ile gösterilen 22.072,632 m2 alan yönünden davanın kabulü ile mevcut tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu taşınmazlardan Sivas ili Ulaş ilçesi Örenlice köyü 180 ada 1 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile gösterilen 6.751,406 m2 lik alan yönüyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı vekili, davalı … İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede, 3402 sayılı Kanun’un 5304 sayılı Kanun’la değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp 24.11.2008 – 24.12.2008 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
1. Davacı … vekilinin 20.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (D) ile gösterilen taşınmaza yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davalı … İdaresi ve davalı Hazine vekilinin 20.09.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B) ve (C) ile gösterilen taşınmaza temyiz istemlerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince bu bölümlerinin orman olmadığı ve davacı gerçek kişi lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile hüküm kurulmuş ise de; temyize konu (A) ve (B) ile gösterilen taşınmazlar dört taraftan 182 ada 1 sayılı orman parseliyle, (C) ile gösterilen taşınmaz ise üç taraftan 180 ada 1 parsel sayılı orman parseliyle çevrili olup paftası, hava fotoğrafları ve memleket haritasındaki durumlarına göre, 6831 sayılı Kanun’un 17/2 inci maddesi kapsamında kalan orman içi açıklığı durumunda oldukları anlaşılmaktadır. 6831 sayılı Kanunun 17 nci maddesindeki düzenlemeyle Kanun Koyucu, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılarak özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazların hava fotoğrafı ve memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Kanun gereği orman sayılan orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına kanunî olanak yoktur.
Ayrıca, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi, tanık beyanları, taşınmazlara ait fotoğraflar ve tüm dosya kapsamından, taşınmazın uzun süredir kullanılmadığı, 20-30 sene önce ekilip biçildiği ve en son ne zaman kullanıldığının bilinmediği, zemin üzerinde seyrek çalıların, kuşburnu, ahlat, ardıç ve çayır bitkileri ile kaplı olduğu, imar-ihya faaliyetinde bulunulmadığı ve taşınmazların sınırlarının belirgin olmadığı, hali hazırda taşınmaz üzerinde herhangi bir muhdesat bulunmadığı ve dava konusu taşınmazdaki zilyetliğinin uzun süre terk edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; söz konusu taşınmazlar yönünden davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davacı adına tescile karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan hükmün BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.