onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, bir trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Davacılar, davalı belediyenin yol yapım çalışmaları sırasında gerekli tedbirleri almadığını öne sürerek tazminat talep etmişlerdir. İlk olarak idari yargının görevli olduğuna dair bir karar verilmiş, ancak Uyuşmazlık Mahkemesi adli yargının görevli olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, davalı kurumun kazadaki kusurunu %30 olarak belirlemiş ve davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Mahkeme, davacıların ayrı ayrı vekalet ücreti talebinin reddedilmesini ve adli tıp rapor ücretinin yargılama giderlerine dahil edilmemesini hatalı bulmuştur. Ancak bu hataların yeniden yargılama gerektirmediğine karar verilerek, mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına hükmedilmiştir. Sonuç olarak, davacıların tazminat talepleri kısmen kabul edilerek, belirli miktarların davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu süreçte, hukuki değerlendirmeler ve tarafların beyanları doğrultusunda, tazminat taleplerinin geçerliliği ve miktarları netleştirilmiştir.

4. Hukuk Dairesi         2023/10804 E.  ,  2024/2561 K.

    “İçtihat Metni”


    MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2021/103 E., 2022/286 K.
    DAVACILAR : 1. …
    2. … vekilleri Avukat …, Avukat …
    DAVA TARİHİ : 28.04.2015
    HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne

    Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince; İdari dava dosyası getirtilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle durma kararı verilerek dosya Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 30.09.2019 tarih 2019/583 esas 2019/563 karar sayılı ilamı ile adli yargının görevli olduğuna dair kararından sonra mahkemece yapılan yargılama ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde; 07.05.2013 tarihinde dava dışı …sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken davacıların kızı…’e çarpması sonucu…’in vefat ettiğini, çocuklarının ölümü nedeniyle anne babanın destekten yoksun kaldığını, davalı Belediye’nin yol yapım çalışmasında gerekli tedbirleri almadığından kusurlu olduğunu, Adana 1. İdare Mahkemesi’nce görevsizlik nedeniyle ret kararı verildiğini belirterek davacılar için 1.000,00’er TL maddi tazminatın, davacı … için 40.000,00 TL, davalı … için 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hükmedilecek manevi tazminatın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1873 sayılı dosyasında diğer müteselsil sorumlu …aleyhine hükmedilen tazminatla tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde, yargı yolu ve husumete itiraz ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın HMK ‘nın 114/ 1(b) ve 115/2 nci maddeleri gereğince yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarih 2015/17656 Esas 2018/9112 Karar sayılı ilamı ile; öncelikli olarak dava konusu olay hakkında Adana 1. İdare Mahkemesi’nin 2014/4 E – 2014/75 K sayılı dosyasında görülüp sonuçlandırılan dava sonunda verilen görevsizlik nedeniyle ret kararının kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması; eğer idari yargıda verilip kesinleşmiş görevsizlik kararı mevcut ise eldeki uyuşmazlık yönünden idari yargı yolunun görevli olduğu gözetilerek, derdest bulunan dava dosyasındaki yargılamayı durdurmak suretiyle (UMK m. 19/I), dosyayı kül halinde yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi açısından Uyuşmazlık Mahkemesi’ne göndermek, bu mahkemece verilecek kararı bekleyerek sonucuna göre karar vermek; şayet idari yargıda verilen karar kesinleşmemiş ise, HMK’nın 114/b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK’nın 115/2 nci maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararı verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkemece idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle durma kararı verilmiş; dosya Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 30.09.2019 tarih 2019/583 esas 2019/563 karar sayılı ilamı ile adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir.

    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların müşterek çocuğu…’in davaya konu trafik kazası sonucu yaşamını yitirdiği, Ankara Trafik İhtisas Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen 14.09.2021 tarihli ATK raporuna göre davalı kuruma olay nedeniyle %30 oranında kusur izafe edildiği, dosya kapsamında rapor düzenleyen aktüer bilirkişi ilk raporundaki hesaplamasında PMF 1931, ikinci raporunda TRH 2010 Yaşam Tablosunu kullanmış, yüksek yargının güncel uygulamaları göz önüne alınınca TRH 2010 Yaşam Tablosu üzerinden yapılan hesaplamanın doğru olduğu kanaati ile davacı tarafın maddi tazminat istemi yönünden hükme ve denetime elverişli 01.04.2022 tarihli rapor dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davaya konu olaya ilişkin ceza dosyası kapsamı, ATK raporu gözetildiğinde dava konusu olayda taksirle ölüm gerçekleşmiş olduğundan ve kazada davalı kurumun kusuru bulunduğundan davacı tarafın manevi tazminat isteminin yerinde olduğu anlaşılmakla, dava konusu olayın oluş şekli, kusur oranı, kesinleşmiş Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1873 Esas sayılı dosyası, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile olay tarihindeki paranın alım gücü gözetilerek davacı tarafın manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat yönünden talebin kabulü ile; davacı … yönünden 31.671,16 TL maddi tazminatın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1873 Esas, 2015/314 Karar sayılı dosyasında verilen karara göre tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı belediyeden dava tarihi olan 28.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, davacı … yönünden 107.956,52 TL maddi tazminatın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1873 Esas, 2015/314 Karar sayılı dosyasında verilen karara göre tahsilde tekerrür olmamak üzere davalı belediyeden dava tarihi olan 28.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, manevi tazminat yönünden, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; davacı … için 7.500,00 TL manevi tazminatın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1873 Esas, 2015/314 Karar sayılı dosyasında verilen karara göre tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan kaza tarihi olan 27/05/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı … için 7.500,00 TL manevi tazminatın Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1873 Esas, 2015/314 Karar sayılı dosyasında verilen karara göre tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan kaza tarihi olan 27.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; güncel verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, karar tarihi Ekim 2022 olmasına rağmen Ocak 2022 verilerine göre karar verildiğini, hükmedilen manevi tazminatların az olduğunu, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderine adli tıp rapor ücretinin dahil edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.

    Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kaza mahallinde taraflarınca yapılan bir çalışma olmadığını, bu sebeple meydana gelen kazada kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu belirterek mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; davalının yol yapım çalışması yaptığı alanda meydana gelen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 ve 56 ıncı maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 10 uncu maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

    3. Değerlendirme
    1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

    2.a. Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği halde maddi tazminat ve manevi tazminat bakımından toplam bedel üzerinden tek vekalet ücreti hükmedilmesi doğru değildir.

    b. Adli tıp rapor ücretinin yargılama giderine dahil edilmeyerek eksik yargılama giderine hükmedilmesi doğru değildir.
    Ne var ki, bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’un 438/7 nci maddesi uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

    VI. KARAR
    1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm ve davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

    2. Değerlendirme bölümünün (2/a ve b ) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün 2 numaralı bendinin 6 ıncı paragrafında yer alan “817,00 TL” ibaresinin çıkarılarak “2.017,00 TL” ibaresinin eklenmesine, yine aynı paragrafta yer alan “711,06 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.688,89 TL” ibaresinin eklenmesine, 7 inci paragrafında yer alan “21.944,15 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “davacı … için 9.200,00 TL, davacı … için 17.193,00 TL” ibaresinin eklenmesine,” 8 numaralı bendinde yer alan “9.200,00 TL asgari” ibaresinin çıkarılarak yerine “davacı … için 7.500,00 TL, davacı … için 7.500,00 TL” ibaresinin eklenmesine ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA;

    İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine,

    Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

    Dosyanın, mahkemeye gönderilmesine,

    07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.