onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 01.03.2016 – 16.12.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı sürelerin tespiti üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davacının 401 gün süresinin Kuruma bildirilmediğine karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, bu kararın eksik incelemeye dayandığını belirterek, davacının 01.03.2016 – 27.03.2016 tarihleri arasındaki hizmet süreleri için yeterli araştırma yapılmadığını tespit etmiştir.

Mahkeme, davalı işyerinden dönem bordrolarının temin edilmesi, tanık beyanlarının alınması ve çelişkilerin giderilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, davacının çalıştığı dönemdeki diğer bekçilerin kimlik bilgileri de toplanarak, davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı hususunun netleştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önemli bir hukuki değerlendirme sunmaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/8334 E.  ,  2024/10159 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/686 E., 2024/556 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Göksun 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI : 2017/457 E., 2021/20 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket ile yapmış olduğu anlaşmaya göre 2016 yılının Mart ayında bekçi olarak işe başladığını ve 16.12.2017 tarihine kadar hizmet ifa ettiğini, müvekkilinin bu çalışma esnasında iş veren tarafından sigortasının yapıldığını bildiğini, ancak sigortaya müraacatı sırasında sadece 9 aylık sigortasının yatırıldığını 02.12.2016 tarihinden sonra sigortasının yatırılmadığını öğrendiğini, bu durumun müvekkilini mağdur ettiğini, çalıştığı süre boyunca hizmet tespitini, yatırılmayan süre boyunca sigortasının davalı tarafından yatırılmasını, bu hizmet sürelerinin SGK’ya tescilini talep etmiş, davacı vekili 23.04.2019 tarihli dilekçesi ile 01.03.2016 – 16.12.2017 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespiti yönünde talep sonucunu açıklanmıştır.

    II. CEVAP
    Davalı şirket ve fer’i müdahil Kurum tarafından davaya cevap verilmemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, davalı Irmak İnş. Teks. Turizm Nak. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait 1058781.46.05 sicil sayılı işyerinde 01.03.2016 – 27.03.2016, 28.03.2016 – 02.12.2016 ve 03.12.2016 – 16.12.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı ve asgari ücretle toplam 646 gün çalıştığı, bu çalışmasının 245 gününün Kuruma bildirildiği, 401 gününün ise bildirilmediği, bildirilmeyen 401 gün hizmetinin Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

    B. İstinaf Sebepleri
    1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu hakkın zaman aşımına uğradığını, dinlenen tanıkların çelişkili ifadeler verip hiçbirinin 2016 yılı Mart ayınının başında çalışmaya başladığını beyan etmediğini, çelişkili ve aynı köyde yaşayan komşuluk ve aile ilişkisi bulunan tanıkların beyanlarının kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmasının hukuki olmadığını, davacının maaşını banka kanalı üzerinden aldığını ve eksik yatan prim olmadığını ileri sürmüştür.

    2.Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının işe giriş bildirgesi vermediğini, hangi ücretle ne iş yaptığını belirtilmediğini, iş yerinin kanun kapsamına alınıp alınmadığı, alınmış ise hangi tarihler arası faal olduğu, faal olduğu dönemlerde iş yeri dosyasında mevcut iş yerinde fiilen çalışanları belirten durum tespit tutanaklarının birer suretinin istenilmesi davacı ile davalı arasında hizmet akdinin bulunup bulunmadığı davacının iş yerinde fiilen çalışıp çalışmadığı, davacının iş verenden ücret alıp almadığı araştırılması gerektiğini, iş yerinin yetkili elamanları ve o dönemde iş yerinde sigortalı çalışanlar dinlenerek kanaate varılması gerektiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin, Göksun 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve 2017/457 Esas, 2021/20 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının, HMK’nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Fer’i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 01.03.2016 – 16.12.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

    2- Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

    3- Bu tür davalarda Mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.

    3.Değerlendirme
    1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre feri müdahil Kurum vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

    2-İnceleme konusu eldeki davada, davacının davalı işveren nezdinde 01.03.2016 – 16.12.2017 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti talebi hakkında mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacı adına tespitine karar verilen 01.03.2016 – 27.03.2016 tarihleri arasındaki hizmet süreleri yönünden yapılan araştırma yeterli olmayıp, verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

    3-Bu kapsamda Mahkemece davalı işyerinden 01.03.2016 – 27.03.2016 tarihleri arasında düzenlenen dönem bordrolarından resen tespit edilecek tanıkların beyanları alınmalı, özellikle 2016 yılı 3. ayda davalı işyerinde 30 gün bildirimi bulunan sigortalılar … , … … ve … ‘ın beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde çelişkiler giderilmeli, öte yandan davanın aydınlatılması yükümlülüğü kapsamında davacıdan kendisi ile dönüşümlü olarak görev yapan diğer bekçinin kimlik bilgileri sorularak, tespit olunması halinde bu tanığın da dinlenilmesi suretiyle davacının 01.03.2016 – 27.03.2016 tarihleri arasında da davalı şirkete ait işyerinde çalışıp çalışmadığı hususunda bütün deliller toplandıktan ve birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir.

    4-Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.

    VI.KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.