|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 01.01.2003-31.12.2008 tarihleri arasında davalı üniversite bünyesinde tam süreli olarak çalıştığına dair hizmet tespiti talebine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi, davacının tanık beyanları ve bilirkişi raporları doğrultusunda, belirtilen tarihler arasında tam zamanlı çalıştığını tespit etmiş ve eksik prim gün sayısını belirlemiştir. Davalı taraf, davacının kısmi zamanlı çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, davacının çalışmasının kısmi zamanlı olup olmadığını araştırarak, tanık ifadeleri ve belgeler ışığında davacının tam zamanlı çalıştığını kabul etmiştir. Mahkeme, 2547 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca davacının çalışmasının niteliğini değerlendirerek, davacının sürekli çalıştığını ve bu durumun hizmet tespitine esas olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak, temyiz edilen karar, usul ve yasaya uygun bulunmuş ve onanmıştır. Temyiz başvurularının esastan reddedilmesi, davacının çalışma süresinin ve niteliğinin doğru bir şekilde tespit edilmesine dayanmaktadır. Bu durum, iş hukuku açısından hizmet tespiti davalarında önemli bir içtihat oluşturmaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8651 E. , 2024/11898 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/201 E., 2024/302 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/266 E., 2022/263 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın feri müdahil Kurum vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, feri müdahil Kurum vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin öğrenci işçi olarak, davalı üniversite bünyesinde Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu idari bürosunda, devamında da Eğitim Fakültesi dekanlığında sekreter olarak aralıksız ve tam zamanlı olarak çalıştığını, davalı bünyesinde tam zamanlı çalışmalarına rağmen aylık çalışmalarının, kısmi çalışma gösterildiğini, primlerinin eksik yatırıldığını belirterek 01.01.2003-31.12.2008 tarihleri arası bildirilmeyen eksik bildirilen hizmetlerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının 2547 sayılı Kanun’un 46 ncı maddesi uyarınca iş kazaları ve meslek hastalıkları primi ödenmek üzere kısmi zamanlı öğrenci olarak 19.10.2004-09.03.2009 arasında kısmi süreli olarak çalıştığını, bu çalışması ile tam süreli çalışan işçi olarak kabul edilemeyeceğini, tüm çalışmalarının SGK tam olarak bildirildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle: davacının resmi SGK kayıtlarına göre davalı iş yerinde çalıştığını, belirtilen tarihler dışında Kuruma verilmiş herhangi bir kayıt ya da belge bulunamadığını, Kurum kayıtlarının gerçek durumu yansıttığını, aksinin eş değer belge ve kayıtlarla ispatının mümkün olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; “..Mahkememizce yapılan tüm yargılama sonucunda; tanık beyanları ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler doğrultusunda davacının Anadolu Üniversitesi bünyesinde 05.01.2004 – 31.12.2008 tarihleri arasında çalışmalarının tam zamanlı olduğu tespit edilmiş, talep edilen tarihler açısından uzmanı hesap bilirkişisi tarafından yapılan hesaplar doğrultusunda alınan rapor ile 1680 gün eksik prim gün sayısının bulunduğu tespitine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davacı tarafça 01.03.2022 tarihli dilekçesinde talep edilmiş olan dönemler içerisinde 01.01.2003 ile 05.01.2004 tarihleri arasındaki taleplerinden vazgeçtiklerini, davacının 05.01.2004 tarihinden itibaren çalıştıklarının tespitine karar verilmesini talep etmişse de davalı vekilince Mahkememizin 10.11.2022 tarihli celsesinde davacı tarafın talepten vazgeçmesine ilişkin muvafakatının olmadığına yönelik imzalı beyanı bulunması nedeniyle esas yönünden yapılan değerlendirmede davacının vazgeçilen dönemde başka bir yerde sigortalılığının bulunması ve davalı üniversite bünyesinde çalışması ispat olunamadığından 01.01.2003-04.01.2004 tarihleri arası vazgeçilmesi talep edilen dönem yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine…” yönünde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında “.. Davalı işveren tarafından davacının 2547 sayılı yasanın 46 maddesi kapsamında çalıştırıldığının belirtildiği, davacı adına davalı tarafından 05.01.2004 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, dekanlıktan gelen yazıda davacının 2004 yılında işe başladığının belirtildiği, davacı adına kısa sigorta kolundan bildirimlerin yapıldığı, imzalı sözleşmelerin sunulduğu, dinlenen tanıklar beyanlarında, davacının tam süre ile çalıştığını, işe 08.00 gibi gelip 17.30 da ayrıldığını belirttikleri, davacıya yapılan ödemelerle ilgili banka kayıtlarının getirtildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 10 HD 2011/12754 E., 2012/16401 K., 27/09/2012 T. ve Yargıtay 21 HD 2012/2255 E., 2013/10534 K., 22.05.2013 T. kararında da belirtildiği gibi davacının çalışmasının kısmi zamanlı olup olmadığı, hizmet tespiti istenen dönemde 3308 sayılı Yasaya tabi kısa vadeli çalışma kapsamında kalıp kalmadığı, uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışma olup olmadığı, davacının sürekli çalışmasının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, bu kapsamda işyeri çalışanlarının fiili çalışmanın sürekli olduğunu beyan ettiği, yaptığı sekreterlik işinin de sürekli çalışmayı gerektirdiği, devam zorunluluğu olmayan açık öğretim öğrencisi oluşunun da bu durumu gösterdiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla istinaf başvurularının esastan reddine.
..” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiği, Mahkemece itirazların dikkate alınmadığı, davacının davasının esas yönünden reddinin gerektiği gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Feri müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, Kurum kayıtlarının gerçek durumu yansıttığı, Kurum belgelerinin resmi belge nitelikte olduğu gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve talep doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının istemi 01.01.2003 – 31.12.2008 tarihleri arasında davalı Üniversite bünyesinde kesintisiz ve tam süreli olarak sigortalı sayılacak şekilde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla feri müdahil Kurum vekilinin ve davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.