ÖZET: Başvuru, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na ait devlet iç borçlanma senetlerinin ödemesinin yapılması talebine ilişkindir. Başvuran, 1977, 1979 ve 1980 yıllarında ihraç edilen 25 adet devlet tahvilinin miras yoluyla kendisine geçtiğini, ancak tahvillerin varlığından haberdar olmadığını belirtmiştir. Başvuru, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvuran, Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı sürelerinin uygulanamayacağını, zira devlet iç borçlanma senetlerinin özel hukuka tabi olmadığını savunmuştur.

İdare, başvurunun ön incelemesini yaparak gerekli bilgi ve belgeleri talep etmiştir. İdarenin verdiği yanıtta, başvuranın daha önce yaptığı başvurularda senetlerin örneklerini sunmadığı, bu nedenle özel zamanaşımı sürelerinin değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca, ilgili senetlerin zamanaşımının belirlenmesinde, senetlerin üzerinde yer alan açıklamaların dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine karar vermiştir. İdarenin işlemlerinde hukuka uygunluk tespit edilmiştir. Başvuranın, idarenin kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/59-S.23.107

BAŞVURU NO : 2022/13390

KARAR TARİHİ : 02/01/2023

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Devlet tahvillerinin karşılığı olan ödemenin yapılması talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 15/09/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. adına vekili Avukat Onur (TCKN: Kurumumuza iletmiş olduğu tarihli başvurusunda özetle; (a) 1977, 1979 ve 1980 yıllarında Maliye Bakanlığı tarafından piyasaya ihraç edilen ve itfa süreleri 20 yıl olan devlet iç borçlanma senetlerinden (DİBS) 25 tanesinin tarafından satın alındığını ve bu kişinin 1989 yılında hayatını kaybetmesi üzerine alınan veraset ilamı ile senetlerin başvuranın mülkiyetine geçtiğini, (b) Söz konusu senetler ile ilgili başvurana herhangi bir bildirim yapılmadığı için tahvillerin varlığından haberdar olmadığını ve bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, (c) Hazine ve Maliye Bakanlığınca tarafına verilen cevapta yer alan Türk Borçlar Kanunu (TBK)

gereğince her alacağın 10 yıllık zamanaşımı bulunduğuna ilişkin gerekçenin, devlet iç borçlanma senetlerinin istikraz sözleşmesi olması nedeniyle uygulanamayacağını çünkü TBK’nın ancak özel hukuk kişileri arasında uygulama bulabileceğini, /

(d) Ödemeye ilişkin yazılı talebini idareye 18.06.2022 tarihinde bildirdiğini dolayısıyla zamanaşımı sürelerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 62’nci maddesi ve Sermaye Piyasası Kanunu’nun 83’üncü maddesi uyarınca söz konusu bildirim tarihinden itibaren başlanması gerektiğini, (e) 28.11.2005 tarihinde yatırım fonu kapsamında kaydileştirilmesine karar verilen devlet iç borçlanma senetlerinin Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kaldığına ilişkin herhangi bir şüphe bulunmadığını, (f) 2015 yılında Anayasa Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve E: / ve K: / sayılı ilamı uyarınca, kayden izlenmeye başladığı tarihten itibaren yedi yıl sonunda teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal edeceğine ilişkin 6362 Sayılı Sermaye Piyasası

Kanunu’nun 13/4 maddesinin, mülkiyet hakkına doğrudan müdahale teşkil ettiği bahsi ile iptal edildiğini, (g) Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararı gerekçe gösterilerek mezkûr senetlerin karşılığının ödenmesine ilişkin taraflarınca başvuruda bulunulduğunu ancak söz konusu başvurunun, DİBS’lerin

6098 sayılı Borçlar Kanunu kapsamında kaldığından bahisle haksız ve hukuka aykırı olarak

reddedildiğini, Belirtmiş ve ilgili senetlerin Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kaldığına karar verilerek maksimum değerden hesaplanacak tutarının tarafına ödenmesine karar verilmesi talebiyle Kurumumuza başvurmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvurunun ön inceleme şartlarını taşıdığının tespiti üzerine inceleme ve araştırma aşamasına geçilmiştir. İdareden, başvuru konusu kapsamında yürütülen iş ve işlemlere ilişkin açıklamaları ile bunlara ait bilgi ve belgeleri Kurumumuza iletmesi istenmiştir.

3. İdarenin söz konusu bilgi ve belge talebine istinaden Kurumumuza gönderdiği 25.11.2022 tarihli ve E– – sayılı cevap yazısında özetle; (a) Başvuru sahibi Avukat müvekkili adına Bakanlığa birden fazla kez başvurduğu ve bu başvurularla ilgili değerlendirmelerin taraflarına iletildiği, (b) Menkul kıymetlerin mali değerleri tespit edilirken varsa menkul kıymetlerin arka yüzünde yer alan özel zamanaşımı sürelerinin de dikkate alınması gerektiği; bununla birlikte başvuru sahibinin Bakanlığa iletmiş olduğu başvurularda söz konusu senetlerin herhangi bir örneğini sunmadığı ve bu sebeple özel zamanaşımı süresi bakımından değerlendirme yapılamadığı, (c) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. ve 147. maddeleri uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her türlü alacak için on yıllık; kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler için ise beş yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğu; bu bağlamda menkul kıymetlerin arka yüzünde özel zamanaşımı süresi bulunmuyor ise bahse konu genel zamanaşımı sürelerinin uygulama alanı bulacağı, (d) 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca ihraç edilen senetlerin vadelerine, basım ve ödemelerine ilişkin her türlü esasları ve bunlara ilişkin diğer şartları belirlemeye Maliye Bakanı’nın yetkili olduğu dolayısıyla ilgili senetlerin ödeme tarihlerinin ve zamanaşımının Bakanlıkça belirlendiği, (e) Bu kapsamda bilgi ve belge talebi yazımız ekinde sunulan senetlerden 1977 tarihli olanın ön yüzündeki son kupon tarihinin 1998 yılına, 1979 ve 1980 tarihli senetlerin ön yüzündeki son kupon

tarihinin ise 2000 yılına ait olduğu ve bu sebeple zamanaşımının hesaplanmasında bu sürelerin dikkate alınması gerektiği, (f) Bunların yanı sıra 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 34’üncü maddesi uyarınca, ilgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçların zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşeceği, (g) Tüm bu sebeplerle mevcut durum itibarıyla ilgili senetlerin ödemeye esas herhangi bir değerin bulunmadığı, İfade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. Anayasa’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin

dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca:

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. […] 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca:

Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.

6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “on yıllık zamanaşımı” başlıklı 146’ncı maddesi ile “beş yıllık

zamanaşımı” başlıklı 147’nci maddesi uyarınca:

Madde 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Madde 147- Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:

1. Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler.

2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme bedelleri.

3. Küçük sanat işlerinden ve küçük çapta perakende satışlardan doğan alacaklar.

4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar.

5. Vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar.

6. Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar.

7. 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un “İç borçlanma”

başlıklı 6’ncı maddesi uyarınca:

Çıkarılacak Devlet iç borçlanma senetlerinin çeşitlerine, satış yöntemlerine, faiz koşullarına, vadelerine, basım ve ödemelerine ilişkin her türlü esasları ve bunlara ilişkin diğer şartları belirlemeye

Bakan yetkilidir.

[…] 8. 2067 sayılı 1977 yılı Bütçe Kanunu’nun “İç İstikraz Tahvilleri” başlıklı 55’inci maddesi uyarınca

Üçüncü maddede tespit edilen miktara kadar iç istikraz akdine Maliye Bakanı yetkilidir. Çıkarılacak tahvillerin faiz nispeti, ihraç fiyatı, itfa süresi ve diğer şartları Maliye Bakanlığı tarafından tespit olunur

[…].

9. 2215 sayılı 1979 yılı Bütçe Kanunu’nun “İç Borçlanma Tahvilleri” başlıklı 53’üncü maddesi uyarınca:

Üçüncü maddede saptaman tutara kadar iç borçlanma akdine Maliye Bakam yetkilidir. Çıkarılacak tahvillerin faiz oram, ihraç fiyatı, ödeme süresi ve diğer koşulları Maliye Bakanlığınca saptanır […].

10. 2298 sayılı 1980 yılı Bütçe Kanunu’nun “İç Borçlanma Tahvilleri” başlıklı 56’ncı maddesi uyarınca:

Üçüncü maddede saptaman tutara kadar iç borçlanma akdine Maliye Bakanı yetkilidir. Çıkarılacak tahvillerin faiz oranı, ihraç fiyatı, ödeme süresi ve diğer koşulları Maliye Bakanlığınca saptanır […].

11. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş

borçlar ”başlıklı 34’üncü maddesi uyarınca:

Ödeme emri belgesine bağlandığı halde ödenemeyen tutarlar, bütçeye gider yazılarak emanet hesaplarına alınır ve buradan ödenir. Ancak, malın alındığı veya hizmetin yapıldığı malî yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar talep edilmeyen emanet hesaplarındaki tutarlar bütçeye gelir kaydedilir. Gelir kaydedilen tutarlar, mahkeme kararı üzerine ödenir.

[…]

İlgili olduğu malî yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde alacaklıları tarafından geçerli bir mazerete dayanmaksızın, yazılı talep edilmediğinden veya belgeleri verilmediğinden dolayı ödenemeyen borçlar zamanaşımına uğrayarak kamu idareleri lehine düşer.

[…]

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

12. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvurunun reddi yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 1. Olay ve Olgular

Başvuru kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşıldığı üzere;

13. İstanbul 5. Sulh Hukuk Hakimliğinin 30.11.1989 tarihli E: / ve K: / sayılı ilamı ile mirasının tümünün yeğeni isabet etmek suretiyle verasetin sübutuna ve veraset belgesi verilmesine karar verilmiştir.

14. Başvuran vekili 25 adet devlet iç borçlanma senedinin söz konusu karar kapsamında intikal ettiğini ifade etmiştir ve Kurumumuza yaptığı başvuru ekinde numaralı üç adet senedi sunmuştur.

15. numaralı savunma borçlanması senedinin üzerinde söz konusu senedin 1977 yılı Bütçe

Kanunu’nun Maliye Bakanına verdiği yetkiye dayanılarak çıkarıldığı; borçlanmaya ait faizler ve anapara ödemelerinin, ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren sırasıyla beş yıl ve on yıl geçmedikçe zamanaşımına uğramayacakları açıklamalarına yer verilmiştir. Senede ait son kuponun ödeme tarihi ise 02.06.1998 olarak belirlenmiştir.

16. numaralı devlet iç borçlanma senedinin üzerinde söz konusu senedin 1980 yılı Bütçe

Kanunu’nun Maliye Bakanına verdiği yetkiye dayanılarak çıkarıldığı; borçlanmaya ait faizler ve anapara ödemelerinin, ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren sırasıyla beş yıl ve on yıl geçmedikçe zamanaşımına uğramayacakları açıklamalarına yer verilmiştir. Senede ait son kuponun ödeme tarihi ise 07.07.2000 olarak belirlenmiştir.

17. numaralı devlet iç borçlanma senedinin üzerinde söz konusu senedin 1979 yılı Bütçe

Kanunu’nun Maliye Bakanına verdiği yetkiye dayanılarak çıkarıldığı açıklaması yer almaktadır. Senede ait son kuponun ödeme tarihi ise 21.01.2000 olarak belirlenmiştir. Söz konusu senedin arka yüzünü gösteren bir belge Kurumumuza sunulmamıştır.

18. Başvuran vekili 17.05.2022 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuruda bulunarak miras kalan senetlere ilişkin bakiye alacakların hesaplanacak en yüksek faiz bedeli ile tarafına ödenmesini talep etmiştir.

19. İdare tarafından başvuran vekiline muhatap 30.05.2022 tarihli E- – – sayılı yazı ile başvuranın mülkiyetinde bulunan senetlerle ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan zamanaşımı sürelerinin uygulanacağı, senetlerin arka yüzlerinde yer alan özel bir zamanaşımı süresi bulunuyorsa bu sürenin dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme 20. Başvuran vekili Kurumumuza yapmış olduğu başvuruda özetle idare tarafından zamanaşımına uğradığı gerekçe gösterilerek ödenmeyen devlet iç borçlanma senetlerinden doğan alacağının tarafına ödenmesi talep etmiştir. (§1).

21. Devlet iç borçlanma senetleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yurt içi piyasada ihraç edilen senetlerdir. 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinde; “Çıkarılacak Devlet iç borçlanma senetlerinin çeşitlerine, satış yöntemlerine, faiz koşullarına, vadelerine, basım ve ödemelerine ilişkin her türlü esasları ve bunlara ilişkin diğer şartları belirlemeye

Bakan yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Diğer yandan başvuru ekinde sunulan senetlere ilişkin çerçeve düzenlemelere ilgili yılların bütçe kanunlarında yer verilmiş olup bu bağlamda çıkarılacak iç borçlanma senetlerinin satış yöntemlerine, faiz koşullarına, vadelerine, basım ve ödemelerine ilişkin esasların düzenlenmesi yetkisinin Maliye Bakanı’na ait olduğu hüküm altına alınmıştır.(§§ 8,9,10)

22. Bu yetki doğrultusunda çıkarılan ve başvuru ekinde yer alan senetlerin arka yüzlerinde borçlanmaya ilişkin faiz, zamanaşımı, itfa gibi konularda açıklamalara yer verilmiştir. İlgili açıklamaların “zaman aşımı” başlıklı bölümlerinde “bu borçlanmaya ait faizler ve anapara ödemeleri, ödenmeleri gerektiği tarihten itibaren sırasıyla beş ve on yıl geçmedikçe zaman aşımına uğramaz” ibaresi yer almaktadır.

23. Devlet iç borçlanma senetleri aracılığıyla yapılan kamu borçlanma işlemleri diğer borçlanma ilişkilerinden farklı olarak yukarıda da belirtildiği üzere özel kanunlarla belirlenmiş koşullar içerisinde ve kamu hukuku kurallarına tabi şekilde yapılmaktadır. Bu sebeple somut olaydaki uyuşmazlığa öncelikle özel kanunlarda belirlenmiş hükümlerin uygulanması ve zamanaşımına ilişkin değerlendirmenin bu hükümler çerçevesinde yapılması gerekmektedir.

24. Keza Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.02.2015 tarihli ve E: / ve K: / sayılı

kararında:

[…]dava konusu tahvilin 1938 tarihli 3332 sayılı Kanun kapsamında ihraç edildiği, Kanun’un 1. maddesi delaleti ile 2094 sayılı Kanun’un 10. maddesine tabi olduğunun ifade edildiği, bu maddede, faiz kupon bedellerinin tediye tarihinden itibaren 5 yıl, ana para bedelinin ise tediye tarihinden 10 yıl geçtikten sonra hazine lehine zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiği, tahvil ve kuponların üzerinde yer alan açıklamalarda son faiz kuponunun ödeme tarihinin 01/05/1958 olduğu, buna göre en son kupon faiz ödemesinin 01/05/1963, tahvil anaparasının ise 01/05/1968 tarihine kadar ödenmesi gerektiği, dava konusu devlet tahvillerinin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir[…]

Denilerek devlet tahvillerine uygulanacak zamanaşımına ilişkin uyuşmazlığın ihraç edildiği kanun ve tabi olduğu kanun kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.

25. Diğer yandan ilgili senetlerin üzerinde zamanaşımına ilişkin özel hükümlerin yer almaması halinde ise

Türk Borçlar Kanunu’nun 146. ve 147. maddelerinde yer alan genel zamanaşımı hükümleri uygulanmalıdır.

Borçlar hukuku kapsamındaki zamanaşımına ilişkin kurallar ilke olarak özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklar hakkında uygulanmakla birlikte kamu hukukundan doğan alacaklar için de tali olarak uygulanabilecektir.

26. Nitekim Danıştay 13. Dairenin 26.05.2017 tarihli ve E: / ve K: / sayılı ilamı uyarınca; […] Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği’nin Dairemizin 24.01.2006 tarih ve E: /

K: / sayılı kararı ile iptal edildiği; Uydu Yayım Lisans Yönetmeliği’nin ise 10.10.2007 tarih ve

26669 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Uydu Yayın Lisans ve İzin

Yönetmeliğinin 24. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı dikkate alındığında, Kurul tarafından yayın izni ücreti ve lisans ücreti adı altında tahsil edilen ücretlerin dayanağının yargı kararıyla ortadan kaldırıldığı, diğer bir anlatımla bahsi geçen ücretlerin tahsiline ilişkin sebebin sona erdiği, bir tarafın mal varlığında azalma, diğer tarafın mal varlığında ise artmanın söz konusu olduğu, yayıncı kuruluşun mal varlığındaki azalmanın ise Üst Kurul’un mal varlığındaki artıştan kaynaklandığı görüldüğünden, uyuşmazlıkta

Borçlar Kanunu’nun sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekmektedir.

[…]

Denilerek Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerinin kamu ile özel kişiler arasındaki ilişkilerde de uygulama alanı bulacağı belirtilmiştir.

27. Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde başvuru konusu edilen senetlere ilişkin olarak öncelikle varsa senet üzerinde belirtilen zamanaşımına ilişkin hükümlerin uygulanacağı, bu yönde bir hüküm yok ise Borçlar Kanunu’nun 146.ve 147. maddelerinde düzenleme altına alınan zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

28. Başvuran vekili tarafından söz konusu senetlerin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında kaydileştirilmeye tabi senetlerden olduğu, mezkûr kanunun 13’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasının Anayasa

Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması ve iptal kararında sunulan gerekçeler göz önünde bulundurulduğunda Borçlar Kanunu’nda yer alan zamanaşımı hükümlerinin uygulanamayacağı diğer

yandan Bankacılık Kanununun 62’inci maddesinde yer alan hükmün de ilgili uyuşmazlık kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususları ileri sürülmüştür.

29. Kaydi sistem; sermaye piyasası araçlarının ve bu araçlara ilişkin hakların Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.

(MKK) tarafından, elektronik ortamda, ihraççılar, yatırım kuruluşları ve hak sahipleri itibariyle izlendiği sistemdir. Kaydi sistemde sermaye piyasası araçları fiziki olarak bastırılmamakta, bunun yerine MKK tarafından kayden izlenmektedir.

30. Ülkemizde kaydi sistem 1999 yılında 4487 sayılı Kanun ile Sermaye Piyasası Kanunu’na eklenen

“Sermaye Piyasası Araçlarının Kaydileştirilmesi” başlıklı 10/A maddesi ile yasal olarak düzenlenmiştir.

28.11.2005 tarihinde Takasbank’ta Müşteri İsmine Saklama Sistemi’nde fiziken saklanmakta olan tüm hisse

senetleri iptal edilerek, bu hesap kayıtları MKK tarafından devralınarak pay senetleri artık sadece MKK’da kayden hak sahibi bazında izlenmek suretiyle kaydi sisteme geçilmiştir. Sonrasında 25.08.2011 tarihinde yayınlanan / sayılı haftalık bülten ile Kurul’un 25.08.2011 tarih ve sayılı toplantısında alınan sayılı karar uyarınca devlet iç borçlanma araçlarının 30.06.2012 tarihi itibariyle kaydileştirilmesine karar verilmiştir.

31.2015 yılında Anayasa Mahkemesinin 22.10.2015 tarihli ve E: / ve K: / sayılı ilamı

uyarınca, kayden izlenmeye başladığı tarihten itibaren yedi yıl sonunda teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal edeceğine ilişkin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 13/4 maddesinin mülkiyet hakkına doğrudan müdahale teşkil ettiği bahsi ile iptal edilmiştir.

32. Sonuç olarak kaydi sisteme geçilmesinin hak sahipliği bilgilerinin doğru ve güncel tutulması ve bu senetlerle yapılacak işlemlerin güvenliği ile ilgili düzenlemeler getirdiği; bu sebeple başvurudaki uyuşmazlığın çözümüne ilişkin bir etkisinin olmadığı, benzer şekilde Anayasa Mahkemesinin iptal kararının da Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili yılların bütçe kanunları doğrultusunda belirlenmiş zamanaşımına ilişkin düzenlemelerin uygulanmasına etki etmeyeceği değerlendirilmiştir.

33. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “zamanaşımı” başlıklı 62’nci maddesinin ilgili hükümleri ile bankalar nezdindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak on yıl içinde aranmayanların zamanaşımına tâbi olacağı; zamanaşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların banka tarafından hak sahibine ulaşılamaması halinde yapılacak ilanı müteakiben Fona gelir kaydedileceği düzenlenmiştir. Devlet iç borçlanma senetleriyle ilgili olarak daha önce açıklanan hususlar (bkz §§ 21-27) göz önüne alındığında söz konusu düzenlemenin başvuru konusu uyuşmazlık açısından başvuran vekili tarafından iddia edildiği şekilde uygulama alanı bulamayacağı değerlendirilmiştir.

34. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde; başvuru konusu ile ilgili olarak İdarece yürütülen işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 35. İyi yönetim ilkelerine, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde hükmü uyarınca, inceleme ve araştırma kapsamında ilgili idarenin iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığı hususları da Kurum tarafından gözetilmektedir.

36. Bu kapsamda yapılan değerlendirme neticesinde; İdarenin, gerek başvuranın dilekçesi gerekse de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırılması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından süresi içerisinde işlem tesis ettiği ve karar gerekçesini açıkladığı, böylece “makul sürede karar verme” ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı; buna karşın başvuranın dilekçelerine

/

verdiği cevaplarda karara karşı kanun yollarını açıklamaması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı tespit edilmiş olup, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

37. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır.

38. Buna göre ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede

Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi