ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın 31.12.2020 tarihinde Devlet Memurları Kanunu’nun 56. maddesi gereği görevden ihraç edilmesine ilişkin itirazı ve mahkeme kararlarının uygulanmaması üzerine yapılan değerlendirmeler ele alınmıştır. Başvuran, mahkeme kararının uygulanmasını talep ederken, idarenin bu karara uymakla yükümlü olduğu vurgulanmıştır. Anayasa ve ilgili kanunlar, idarenin mahkeme kararlarını değiştiremeyeceğini ve geciktiremeyeceğini açıkça belirtmektedir.

İdarenin mahkeme kararlarını uygulamaktan imtina etmesi, hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Danıştay, başvuranın mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle idarenin hukuka ve hakkaniyete aykırı bir işlemde bulunduğuna kanaat getirmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebinin kabulü yönünde tavsiye kararı verilmiş ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bu kararın uygulanması için 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerektiği bildirilmiştir. Bu durum, hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü açısından büyük önem taşımaktadır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/1840-S.22.2776

BAŞVURU NO : 2021/18947

KARAR TARİHİ : 09/02/2022

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Mahkeme kararlarının uygulanması ve başvuranın göreve başlatılması

BAŞVURUNUN KONUSU :

talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 05/11/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, 31.12.2020 tarihinde Konya İli İçeriçumra Bölge Trafik Denetleme İstasyon

Amirliğinde sicil sayılı polis memuru iken Devlet Memurları Kanununun 56’ncı maddesine göre görevinden ihraç olduğunu, hakkında idari veya adli soruşturma veya kovuşturma olmadığını, açmış olduğu dava ile idarenin işleminin iptaline ilişkin yürütmenin durdurulması kararı verildiğini, idarece mahkemenin kararına itiraz edildiğini, / Esas No ve / Karar No ile Konya Bölge İdare Mahkemesi 1.

İdari Dava Dairesi nezdinde görülen davaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazın reddedildiğini ifade ederek idarece mahkeme kararlarının uygulanmasını ve göreve başlatılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Emniyet Genel Müdürlüğünün 03/12/2021 tarihli ve – – – – sayılı yazısında; başvuranın, Konya Emniyet Müdürlüğü kadrosunda Aday Polis Memuru olarak görev yapmakta iken, adaylık süresi içinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY kapsamında yürütülmekte olan / sayılı soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheli şahsın ifade ve teşhis tutanağında adı geçmesi sebebiyle asaleti tasdik edilmediğinden Devlet Memurları Kanununun 56’ncı maddesi gereği teşkilat ile ilişiğinin kesilmesi dolayısıyla bu işlemin iptali talebiyle açmış olduğu dava neticesinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince 21.10.2021 tarih ve

E. K- / sayı ile verilen “İstinaf Başvurusunun Reddine” kararı ile ilgili işlemlerin devam ettiği, başvuranın anılan işlemin iptali talebiyle Konya 2. İdare Mahkemesinin E. / esasına kayden açılan dava dosyasının bulunduğu, mahkeme kararının uygulanmamasına dair açılmış herhangi bir dava kaydına rastlanmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin ilk fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”, 52 nci maddesinde; “1. (Değişik fıkra: 05.04.1990 – 3622 S.Kanun/Madde 21) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz.

Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek cümle: 10.06.1994 – 4001 S.Kanun/Madde 22) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran, 31.12.2020 tarihinde Konya İli İçeriçumra Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliğinde sicil sayılı polis memuru iken Devlet Memurları Kanununun 56’ncı maddesine göre görevinden ihraç olduğunu, idarece Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi nezdinde görülen davaya ilişkin yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazın reddedildiğini ifade ederek idarece mahkeme kararlarının uygulanmasını ve göreve başlatılmasını talep etmiştir.

8. Kurumumuza sunulan bilgi ve belgelerden, başvuranın Konya Emniyet Müdürlüğü kadrosunda Aday

Polis Memuru olarak görev yapmakta iken, adaylık süresi içinde Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca

FETÖ/PDY kapsamında yürütülmekte olan / sayılı soruşturma dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheli şahsın ifade ve teşhis tutanağında adı geçmesi sebebiyle asaleti tasdik edilmediğinden Devlet

Memurları Kanununun 56’ncı maddesi gereği teşkilat ile ilişiğinin kesilmesi dolayısıyla bu işlemin iptali

talebiyle açmış olduğu dava neticesinde Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesince

21.10.2021 tarih ve E. / K- / sayı ile verilen “İstinaf Başvurusunun Reddine” kararı

verildiği, ancak başvuranın henüz görevine iade edilmediği anlaşılmıştır.

9. Anayasamızın 188 inci maddesi ile 2577 sayılı Kanun, idareleri mahkeme kararlarına uymakla yükümlü kılmakta, idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceğini ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini hüküm altına almaktadır. Dolayısıyla, hiçbir idare ilk derece ve/veya temyiz mahkemelerinin kararlarını uygulamaktan herhangi bir gerekçe ile imtina etme hakkını haiz değildir.

10. Anayasa Mahkemesinin 27/09/2012 tarihli, E:2012/22, K:2012/133 sayılı kararındaki; “Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlı idare anlayışının gereğidir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’ denilmektedir. Bu hükme göre, kamu görevlileri de mahkeme kararlarını yerine getirmek zorunda olup, bu konuda seçim hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki, mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemleri suç oluşturmaktadır.” hükmü de idarelerin mahkemelerin ilk derece, istinaf, temyiz gibi seviyelerdeki kararları arasında herhangi bir fark gözetmeden, tüm mahkeme kararlarının hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleri gereği uygulanması gereğini vurgulamaktadır.

11. Anayasa Mahkemesinin 02/10/2014 tarihli ve E:2014/149, K: 2014/151 sayılı kararında da; “Günümüz modern hukuk devletinde, kamu yararını gerçekleştirmek için kamu gücünü kullanma yetkisine sahip olan idarenin, hukuk kurallarıyla bağlı kalmasının sağlanmasında, bağımsız yargı organlarınca denetimi büyük öneme sahiptir. Yargı denetimi, yönetilenlerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, yönetenlerin ise hukuka uygun davranması için zorunlu bir koşul olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, hukuk devletinde yargı denetiminden vazgeçilemez. Ancak, hukuk devletinden söz edebilmek için idarenin bağımsız yargı organlarınca denetimi yeterli olmayıp, aynı zamanda idari yargı organlarınca verilen kararların idare tarafından uygulanması da gerekmektedir. İşte bu nedenle, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri, bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri, Anayasal bir kural olarak öngörülmüştür. Modern bir hukuk devletinde en üst sözleşme niteliğindeki Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı temel hukuk kurallarıdır. Anayasa kurallarının gereği olarak, mahkeme kararlarının geciktirilmeksizin ve aynen yerine getirilmesi; doğru, haklı gibi niteliklere sahip olması koşulu aranmaksızın, yalnızca yargı kararı oldukları için zorunludur.

İnsan hak ve özgürlüklerini, sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir hukuk devletinde, Anayasa ve hukuk kurallarına rağmen bir yargı kararının yerine getirilmemesi, söz konusu hukuki düzenlemeleri kağıt üzerinde bırakacak ve değersiz kılacaktır. Başta, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, kanunların bağlayıcılığı ve hukukun üstünlüğü değerleri etrafında şekillenen hukuk devleti ilkesinin gerekleri arasında, en başta idarenin işlemlerinin yargısal denetimi ve bu denetim sonucunda özellikle yargı kararlarının uygulanması, vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi’nin 27.9.2012 Tarihli ve 2012/22 Esas, 2012/133

Karar sayılı Kararında da vurgulandığı gibi; Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve

işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.

Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışının bir gereğidir. Danıştay’ın istikrar kazanan kararlarında da, Anayasa’nın 2. maddesinde ye alan “hukuk devleti” ilkesinin doğal sonucu olarak, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri ve bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde ise, idarenin, mahkemenin esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu vurgulanmıştır. Türk hukuk doktrininde, hukuk devleti tanımlarının ortak noktasını, üstün devlet kudretinin zorlayıcılığına karşı bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, kamu kudretinin sınırlandırılması ve denetlenmesi oluşturmaktadır. Ayrıca, hukuk devleti ilkesini gerçekleştirmenin en etkili araçlarından birisi, idarenin işlemlerine karşı açılan iptal davaları olduğu kabul edilmekte olup; gerçek bir hukuk devletinde yargı kararlarının uygulanmamasından söz edilebilmesi mümkün olmadığı gibi, yargı kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesine de gerek bulunmamaktadır. Mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesinin doğal bir sonucudur.” değerlendirmeleriyle, mahkeme kararlarının uygulanmasının hukuk devleti olmanın olmazsa olmazı olduğu, idarelerin mahkeme kararlarının herhangi bir gerekçeyle uygulamamalarının hukuk devletine duyulan güveni zedeleyeceği belirlenmiştir.

12. Bireylerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmelerinin ön koşulu, hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir düzenin varlığıdır. Hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılan yargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki yargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması hukuk devletinin asgari gereklerindendir.

13. Başvuran, Konya İl Emniyet Müdürlüğü İçeriçumra Bölge Trafik Denetleme İstasyon Amirliğinde aday polis memuru olarak görev yapmakta iken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilmesine dair Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 29/12/2020 tarih ve sayılı kararının iptali ile yoksun kalınan özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle Konya 2. İdare Mahkemesi nezdinde açmış olduğu 10/01/2021 tarih ve / Esas numaralı iptal davası mahkemece 12/07/2021 tarih ve / karar numarası ile başvuranın 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca memuriyetle ilişiğinin kesilmesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük ve parasal hakların dava tarihi olan 10/01/2021 tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerekmekte olduğuna ve böylece İdarenin dava konusu işleminin iptaline karar verildiği anlaşılmış olup, yukarıda izah edildiği üzere mahkeme kararının mevzuata göre uygulanmasının gerektiği değerlendirilmektedir.

14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın mahkeme kararının uygulanması talebinin İdare tarafından yerine getirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

16. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Konya İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Konya 2. İdare Mahkemesi nezdinde açılan 10/01/2021 tarihli / esas ve / karar numaralı iptal davası kararının uygulanması için EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE

BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNCE bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi