|
ÖZET: Başvuru, Devlet memurlarının sağlık hizmeti sunucularında refakat ettikleri süreler için gerekli izinlerin sağlanması talebine yöneliktir. Başvuran vekili, Devlet Personel Başkanlığı’nın 10.05.2013 tarihli görüşüne atıfta bulunarak, memurların bakmakla yükümlü oldukları kişiler ile bakmakla yükümlü olmadıkları yakınlarının hastalıkları nedeniyle muayene ve tahlillerde geçirdikleri sürelerde izin verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü, başvuruyu 10.11.2023 tarihinde reddetmiştir. Başvuran, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde sağlık hakkının korunması gerektiğini vurgulayarak, ilgili idareye tavsiyede bulunulmasını talep etmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü, 657 sayılı Kanun’un 105. maddesi uyarınca, yalnızca belirli durumlarda izin verilebileceğini ve bu izinlerin yıllık izinden düşülmeyeceğini belirtmiştir. Ancak, başvuruya ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı ve bu durumun suistimale açık olduğu ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirerek, Devlet memurlarının sağlık hizmetlerinde refakat ettikleri sürelerde gerekli kolaylığın sağlanması gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne, Devlet memurlarının sağlık hizmetlerinde refakat ettikleri sürelerde izin verilmesi hususunda gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini önermiştir. Bu karar, ilgili idarenin 30 gün içinde uygulamaya geçirmesi gereken bir tavsiye niteliğindedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/5052-S.24.7989
BAŞVURU NO : 2023/19962
KARAR TARİHİ : 10.05.2024
TAVSİYE KARARI
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Sağlık hizmeti sunucularında refakat edilen süreler için Devlet memurlarına gerekli kolaylığın sağlanması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07.12.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran vekili; Devlet Personel Başkanlığının 10.05.2013 tarihli ve 6759 sayılı görüşünde “Memurun bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde izin verilmesi konusunda gerekli kolaylığın sağlanması ve bu iznin suiistimal edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla memurun görev yaptığı kurum tarafından konuyla ilgili belge istenebileceği; hasta olan yakınına muayene ve tahlillerde geçen sürelerde refakat etmesi için verilen izinlerin yıllık izinden ve mazeret izninden mahsup edilmemesi gerektiği” bildirildiği, söz konusu izinlerin verilmesinde yaşanan/yaşanacak tereddütlerin ortadan kaldırılması, personelin sağlık gibi önemli bir konuda mağdur olmaması ve kurumlar arası uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Devlet Personel Başkanlığının görüşü doğrultusunda işlem tesis edilmesi talebiyle müvekkilce başvuruda bulunulduğunu, Emniyet Genel Müdürlüğünün 10.11.2023 tarihli yazısı ile talebin reddedildiğini, sosyal devletin bütün vatandaşlarını hastalıklar dâhil çeşitli risklere karşı korumak ve bu amaç için gerekli düzenlemeleri yapmakla yükümlü olduğunu, Anayasa, İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesi, Avrupa Sosyal Şartı gibi taraf olduğumuz diğer uluslararası sözleşmelerle yaşama hakkı ve onun doğal uzantısı sağlık hakkını korumak için ikincil mevzuatta da gerekli düzenlemelerin yapıldığını, şikâyet edilen idarece talep doğrultusunda işlem yapılmasını engelleyecek kanuni bir düzenleme olmadığını, idarenin takdir yetkisi kapsamında ‘sağlık hakkı’ mevzu bahis olduğunda kamu personeli lehine bir uygulamada bulunulmasının hem kişi yararına hem de kamu yararına olacağını belirterek Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne,
baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde izin verilmesi hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 12.01.2024 tarihli bilgi belge isteme yazısına istinaden İçişleri Bakanlığı Emniyet
Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 06.02.2024 tarihli sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. 657 sayılı Kanunun 105’inci maddesinin son fıkrasında; “Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” hükmünün yer aldığı, 2.2. 29.10.2011 tarihli ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Devlet Memurlarına Verilecek
Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10’uncu maddesinde; “1) Memurlara 657 sayılı Kanunun 105’inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikle refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin, ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
(2) Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayalî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
(3) Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
(4) Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
(5) İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
(6) Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük hakları korunur.” hükmünün yer aldığı, 2.3. Diğer taraftan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yol gideri, gündelik ve refakatçi giderleri” başlıklı 65’inci maddesinde; “Hekimin veya diş hekiminin muayene veya tedavi sonrası tıbben göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan şevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol gideri Kurumca karşılanır. Kurum gerekli gördüğü hallerde bu fıkra gereğince kişilerin ulaşım hizmetlerini, hizmet satın alma ve kiralama gibi usullerle temin etmeye yetkilidir. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü
olduğu kişilerin yatarak tedavileri sırasında, hekimin veya diş hekiminin tıbben göreceği lüzum üzerine yanında kalan refakatçinin yatak ve yemek giderleri bir kişi ile sınırlı olmak üzere Kurumca karşılanır.
Yurt içinde veya yurt dışına yapılan şevkler nedeniyle ödenecek gündelik, yol, yatak ve yemek giderlerinin tutarı 72’nci maddede belirtilen Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından belirlenir. Sürekli iş göremezlik veya malûllük durumlarının tespiti, kontrolü veya periyodik sağlık muayenesi amacıyla yapılan sağlık hizmeti giderleri ile yol ve gündelik giderleri de bu madde hükümlerine göre ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmünün yer aldığı, 2.4. 11.08.1973 tarihli ve 14622 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin tedavi yardımına ilişkin maddelerine dayanak teşkil eden 657 sayılı
Kanunun 209 uncu maddesinin, 5510 sayılı Kanunun 106 ncı maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup
Devlet memurlarına sağlanan tedavi yardımına ilişkin düzenlemelere 5510 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı olarak yürürlüğe konulan ikincil mevzuatta yer verildiği, bu nedenle, yürürlükten kalkmış olmamakla birlikte halen Yönetmeliğin mevcut halinde yer alan tedavi yardımına ilişkin düzenlemelerin uygulanma kabiliyeti bulunmadığı, 2.5. 657 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen haller dışında Devlet memurunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına şevkinin yapılması halinde refakatçi olan Devlet memuruna 5510 sayılı Kanun’un 65 inci maddesine göre gündelik ve yol giderleri ödenmekle birlikte söz konusu durumda olan Devlet memurunun izinli veya görevli sayılacağına ilişkin bir hükmün 5510 sayılı Kanun ile 657 sayılı
Kanunda yer almaması sebebiyle, muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına sevk edilen bakmakla yükümlü olduğu kişilere refakat eden Devlet memurunun izinli veya görevli sayılmasının mümkün bulunmadığı, 2.6. 657 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen haller dışında bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmeti sunucularında yatarak tedavi edilmeleri sırasında refakatçi olan Devlet memuruna 5510 sayılı Kanunun 65’inci maddesine göre yatak ve yemek giderleri ödenmekle birlikte, söz konusu durumda olan Devlet memurunun izinli veya görevli sayılacağına ilişkin bir hükmün 5510 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanunda yer almaması sebebiyle, sadece “Refakati uygundur.” veya
“Refakate ihtiyacı vardır” gibi ifadeleri içeren tek hekim veya sağlık kurulu raporlarına istinaden memura refakat sebebiyle izin verilemeyeceği, 2.7. 657 sayılı Kanun’un “Mazeret İzni” başlıklı 104’üncü maddesinin (C) bendinde; “(A) ve (B)
fıkralarında belirtilen haller dışında, merkezde atamaya yetkili amir, ilde vali, ilçede kaymakam ve yurt dışında diplomatik misyon şefi tarafından, birim amirinin muvafakati ile bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde, mazeretleri sebebiyle memurlara on gün izin verilebilir. Zaruret hâlinde öğretmenler hariç olmak üzere, aynı usulle on gün daha mazeret izni verilebilir. Bu takdirde, ikinci kez verilen bu izin, yıllık izinden düşülür.” hükmü bulunduğu, bu kapsamda Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıklarını muayene ve tahlillerde geçen sürelerde mazeret izni kullandırıldığı, 2.8. Görüş ayrılığına düşülen konunun “görev mahallindeki sağlık hizmet sunucularında geçirilen süreler” olmadığının düşünüldüğü, Sağlık Komisyonuna gelen görüş ve değerlendirme taleplerinin
“görev mahalli dışı (il dışı)” ile ilgili olduğu, incelenen sağlık konulu dosyalarda ve yazılarda; “- Görev mahalli içindeki sağlık hizmet sunucularında personelin kendisi veya yakınları için geçirdiği süreler ile ilgili kişisel veya idari bir sorun bulunmadığı, – Bu kapsama giren personelin izinli sayılmasına, personele gereken kolaylığın gösterilmesine, izinli sayılan sürelerin yasal izinlerinden düşülmemesine
dair Devlet Personel Başkanlığının görüşlerinin bulunduğu ve bu görüşler doğrultusunda, eğer ki bir suistimal durumu yoksa gereğinin yapıldığı, 2.9. tarihli şikâyet başvuru formunda, “Devletimizin sağlık ile ilgili görevlerinden bahsedilerek, talep edilen konu hakkında idare tarafından gereğinin yapılmadığının, idarenin takdir yetkisini memur lehine kullanmadığının belirtildiğinin” de görüldüğü, uyuşmazlığa konu olan esas sorunun “görev mahalli dışındaki, yani il dışındaki sağlık hizmet sunucularına yapılan sevkler ve personelin gerek kendisi, gerekse de yakınları için il dışında geçirdiği süreler” ile ilgili olduğunun düşünüldüğü, Devlet memurlarına verilecek izinlerin 657 sayılı DMK ile bu kanuna dayanılarak çıkarılmış yönetmelik ile düzenlenmekte olup bu mevzuata tabi olan kurumların, bu mevzuat haricinde takdir belirtme yetkisi bulunmadığı, 2.10. Uyuşmazlık konusunun “mesai saatleri içinde, görev mahalli dışında bulunmak” olduğunda, bu kapsamda oluşabilecek sorunların idari yükünün ağır olacağı, görev mahalli içi ile ilgili zaten bir sorun bulunmadığı, bir suistimal durumu söz konusu değil ise personelin idare edildiği, bu kapsamda bir sorun yaşanıyor veya yaşatılıyorsa da bu sorunun o birim özelinde çözülmesi gerekeceği, mesai saatleri içerisinde görev mahalli dışına çıkılması gerekiyorsa, bu durumun ya görev icabı olması gerekmekte ya da ilgili usul ve esasları kanun veya yönetmelik ile düzenlenmiş bir mevzuat hükmü kapsamında olması gerektiği, yasal izin harici bu yönde teşkilat tarafından tasarrufta bulunmanın mümkün olmadığı, mesai saatleri içiresinde görev mahalli dışına çıkılması ile ilgili olan her düzenlemenin tüm Devlet memurlarına hitaben yapılıyor olması gerektiği, bu nedenle, teşkilatın takdir yetkisinde olup da personel lehinde kullanılmayarak personelin mağduriyetine sebep olma durumunun söz konusu olmadığı, 2.11. Hukuk Müşavirliği kayıtları tetkikinde başvuranın başvuru konusuna ilişkin takibi yapılan dava kaydının bulunmadığı, Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili
“ şikâyetleri inceler.
3.2. “Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlıklı 128 inci maddesinin ikinci fıkrası; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin niteliklerinin, atanmalarının, görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin, aylık ve ödeneklerinin ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenir.” 4. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı
5 inci maddesi;
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden
incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 5. 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun; 5.1. “Uygulamayı isteme hakkı” başlıklı 17 nci maddesi;
“Devlet memurları, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tespit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.” 5.2. “Hastalık ve refakat izni” başlıklı 105 inci maddesi; “Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir.
…
Hastalık raporlarının hangi hallerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceği ve süreleri ile bu konuya ilişkin diğer hususlar, Sağlık, Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları ile Sosyal Güvenlik
Kurumunun görüşleri alınarak Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.
Ayrıca, memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla, aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verilir. Gerektiğinde bu süre bir katına kadar uzatılır.” 6. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yol gideri, gündelik ve refakatçi giderleri” başlıklı 65 inci maddesi; “Hekimin veya diş hekiminin muayene veya tedavi sonrası tıbben göreceği lüzum üzerine genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına yapılan sevkinde, ayakta tedavilerde kendisinin ve bir kişi ile sınırlı olmak üzere refakatçisinin gidiş ve dönüş yol gideri ve gündelikleri; yatarak tedavilerde ise gidiş ve dönüş tarihleri için gündelikleri ile yol gideri Kurumca karşılanır. (Ek cümle: 2/1/2017-KHK-681/77 md. ; Aynen kabul: 1/2/2018-7073/76 md.) Bu hüküm, 60 ıncı maddenin onikinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkralarında sayılan kişiler için uygulanmaz. (Ek cümle: 17/1/2012-6270/8 md.) Kurum gerekli gördüğü hallerde bu fıkra gereğince kişilerin ulaşım hizmetlerini, hizmet satın alma ve kiralama gibi usullerle temin etmeye yetkilidir.
…
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” 7. 29.10.2011 tarihli Ve 28099 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Devlet Memurlarına Verilecek
Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“Refakat iznine ilişkin esaslar” başlıklı 10 uncu maddesi; “Memurlara 657 sayılı Kanunun 105 inci maddesinin son fıkrası uyarınca izin verilebilmesi için memurun; a) Bakmakla yükümlü olduğu ana, baba, eş ve çocuklarından birinin, b) Bakmakla yükümlü olmamakla birlikte refakat edilmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocuklarıyla kardeşlerinden birinin,
ağır bir kaza geçirdiğinin veya tedavisi uzun süren bir hastalığı bulunduğunun sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi zorunludur.
Birinci fıkra çerçevesinde düzenlenecek ve refakat sebebiyle izin verilmesine esas teşkil edecek sağlık kurulu raporunda; refakati gerektiren tıbbî sebepler, refakat edilmediği takdirde hayatî tehlike bulunup bulunmadığı, sürekli ve yakın bakım gerekip gerekmediği, üç ayı geçmeyecek şekilde refakat süresi ve varsa refakatçinin sahip olması gereken özel nitelikler yer alır. Gerekli görülmesi hâlinde üç aylık süre aynı koşullarda bir katına kadar uzatılır.
Aynı kişiyle ilgili olarak aynı dönemde birden fazla memur refakat izni kullanamaz.
Aynı kişi ve aynı vakaya dayalı olarak verilecek refakat izninin toplam süresi altı ayı geçemez.
İzin süresi içinde refakati gerektiren durumun ortadan kalkması hâlinde memur iznin bitmesini beklemeksizin göreve başlar. Bu durumda veya izin süresinin bitiminde, göreve başlamayan memurlar izinsiz ve özürsüz olarak görevlerini terk etmiş sayılarak haklarında 657 sayılı Kanun ve özel kanunların ilgili hükümlerine göre işlem yapılır.
Refakat izni kullanılırken memurun aylık ve özlük haklan korunur.”
Hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan Tavsiye Karar
Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Devlet Personel Başkanlığının 10.05.2013 tarihli ve 6759 sayılı görüşünde “Memurun bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde izin verilmesi konusunda gerekli kolaylığın sağlanması ve bu iznin suiistimal edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla memurun görev yaptığı kurum tarafından konuyla ilgili belge istenebileceği; hasta olan yakınına muayene ve tahlillerde geçen sürelerde refakat etmesi için verilen izinlerin yıllık izinden ve mazeret izninden mahsup edilmemesi gerektiği” bildirildiği, söz konusu izinlerin verilmesinde yaşanan/yaşanacak tereddütlerin ortadan kaldırılması, personelin sağlık gibi önemli bir konuda mağdur olmaması ve kurumlar arası uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Devlet Personel Başkanlığının görüşü doğrultusunda işlem tesis edilmesi talebiyle müvekkilce başvuruda bulunulduğunu, Emniyet Genel Müdürlüğünün 10.11.2023 tarihli yazısı ile talebin reddedildiğini belirterek Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde izin verilmesi hususunda ilgili idareye tavsiyede bulunulmasını talep etmektedir.
10. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda ise özetle; 657 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinin son fıkrasında belirtilen haller dışında Devlet memurunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetinden yararlanmaları için muayene ve tedavi edildikleri yerleşim
yeri dışına şevkinin yapılması halinde refakatçi olan Devlet memuruna 5510 sayılı Kanun’un 65 inci maddesine göre gündelik ve yol giderleri ödenmekle birlikte söz konusu durumda olan Devlet memurunun izinli veya görevli sayılacağına ilişkin bir hükmün 5510 sayılı Kanun ile 657 sayılı Kanunda yer almaması sebebiyle, muayene ve tedavi edildikleri yerleşim yeri dışına sevk edilen bakmakla yükümlü olduğu kişilere refakat eden Devlet memurunun izinli veya görevli sayılmasının mümkün bulunmadığı, görev mahalli içindeki sağlık hizmet sunucularında personelin kendisi veya yakınları için geçirdiği süreler ile ilgili kişisel veya idari bir sorun bulunmadığı, bu kapsama giren personelin izinli sayılmasına, personele gereken kolaylığın gösterilmesine, izinli sayılan sürelerin yasal izinlerinden düşülmemesine dair Devlet Personel Başkanlığının görüşlerinin bulunduğu ve bu görüşler doğrultusunda, eğer ki bir suistimal durumu yoksa gereğinin yapıldığı hususları ifade edilmiştir.
11. Bu noktada uyuşmazlığın; Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler ve bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde Devlet memurlarına izin verilmesi talebi ile yaptığı başvurunun reddedilmesi noktasında toplandığı görülmektedir.
12. Anayasanın 128 inci maddesi gereğince memurların hakları ve yükümlülüklerini düzenleyen 657 sayılı
Kanunun memurların görev yaptığı mahalde ikamet etmelerinin esas olduğu ve bu mahalli terk etmelerinin yetkili amirin iznine tabi olduğuna ilişkin “İkamet Mecburiyeti” başlıklı ek 20 nci maddesi, 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmış; buna paralel olarak 29/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik ile daha önceki düzenlemeden farklı olarak hastalık iznini kullanan memurun, izinli olduğu süre içerisinde bulunduğu yerden ayrılması halinde izin almasını veya bildirimde bulunmasını gerektiren herhangi bir düzenlemeye de yer verilmemiştir 13. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 102 nci maddesinde, memurların hizmet yılları itibariyle yıllık izinlerini nasıl ve ne şekilde kullanacakları; değişik 104 üncü maddesinde, doğum, evlenme ve ölüm gibi hallerde ve bu hallerden başka mazerete dayalı verilecek mazeret izinlerinin süresi ve esasları; 105 inci maddesinde, memurların hastalanmaları halinde verilecek hastalık izinleri ile memurlara verilecek refakat izninin süre ve esasları; değişik 108 inci maddesinde ise, memurların bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulmuş olası hallerinde, bu hallerini raporla belgelendirmeleri şartıyla verilecek aylıksız izinlerle, bazı durumların gerçekleşmesi halinde verilecek aylıksız izinlerin süre ve esasları hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu’nda bakmakla yükümlü olduğu eşi, çocukları, anne ve babasının hastalıkları sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek söz konusu kurum ve kuruluşlarca muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde bahsi geçen kişilere refakat eden Devlet memuruna ne şekilde izin verileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
14. Uyuşmazlık konusuna ilişkin Devlet Personel Başkanlığının 10.05.2013 tarihli ve sayılı görüş yazısında; “Bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı eşi, çocukları, anne ve babasının hastalanması sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek söz konusu kurum ve kuruluşlarca muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde bahsi geçen kişilere refakat eden Devlet memuruna izin verilmesi hususunda gerekli kolaylığın sağlanması gerektiği ve bu iznin suistimal edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarca bahsi geçen duruma ilişkin belge istenebileceği,
Bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı eşi, çocukları, anne ve babasının hastalanması sebebiyle sağlık kurum ve kuruluşlarına müracaat ederek söz konusu kurum ve kuruluşlarca muayene edilmesi sırasında ya da muayene sonrası tetkik ve tahlillerde geçirdiği sürelerde söz konusu kişilere refakat etmesi amacıyla Devlet memuruna verilen iznin bahsi geçen personelin yıllık izninden veya mazeret izninden düşülmemesi gerektiği,” ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
15. Başvuru konusuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamakla beraber, diğer kamu personelleri açısından durum incelendiğinde; Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün 23/06/2010 tarihli,
31270 sayılı, “Ayakta Tedavi İşlemleri” konulu ve 2010/41 nolu genelgelerine göre; kendisi veya aile
fertlerinden birinin sağlık kuruluşlarında ayakta tedavi görmelerine bağlı olarak görevine gelemeyen personelin, takibi ve idari izinli sayılabilmeleri için “Ayakta Tedavi Beyan Belgesini” doldurarak görev yerlerine vermeleri gerektiği hususunun düzenlendiği görülmektedir. Kendisi veya bir yakınının tedavisi amacıyla sağlık kuruluşlarına giden Bakanlık personelinin takibinde güçlük yaşanmaması, durumun suistimale açık ve kamu yararına aykırı bir durum doğurmaması amacıyla bu kapsamdaki personelden ‘Ayakta Tedavi Belgesi’ düzenlenmesi ve idareye sunması öngörülmüştür.
16. Mevzuat kapsamında yapılan incelemede; Devlet memurlarının, çocuğu, eşi veya ana babası hastalığında, hastanede veya evde refakat etmek zorunda kalabildiği; ancak bu halde kanuna dayalı bir izin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Devlet Personel Başkanlığının 15 inci paragrafta yer verilen görüşünde idarenin bu durumda çalışana yardımcı olması gerektiği değerlendirmesine yer verilmiştir. Kamu çalışanları bu durumlarda yıllık izin kullanabilirken, yıllık iznin bulunmadığı durumlarda bu durumun çeşitli sorunlara yol açtığı görülmektedir. Tamamen insani bir sorun olan bu durumun çözülmesi ve hukuki alt yapıya kavuşturulması gerektiği, bu tarz durumlarda memurun hasta veya takip altında olan yakının yanında bulunmak istediği aşikârdır. Uygulamada ise bu sorunlar, amirlerin inisiyatif kullanıp, memuru o esnada idari izinli saymasıyla çözümlenmektedir.
17. Nitekim çocuğunun sağlık işlemlerini yaptırmak üzere kullandığı yıllık iznin refakat iznine çevrilmesiyle talebi ile Kurumumuza daha önce yapılan başvuru üzerine Ombudsman tarafından daha önce verilen sayılı Tavsiye Kararında; “… dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerden başvuranın çocuğunun doğumundan itibaren düzenli olarak takip ve tedavilerinin Antalya ilinde yapıldığı, 12/08/2022 tarihinde çocuğun takip ve tedavi süresince babası tarafından refakat edildiği ve bu durumun belgelendirildiği, idare tarafından başvuranın çocuğunun başka ilde tedavi görmesinin suistimale açık olduğu hususunun ifade edildiği; konuya ilişkin Devlet Personel Başkanlığı görüşünde de bu iznin suistimal edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarca bahsi geçen duruma ilişkin belge istenebileceği, başvuranın da bu kapsamda durumunu belgelendirdiği ve idareye bu belgeyi sunduğu anlaşıldığından, başvuranın çocuğuna refakat ettiği 12/08/2022 tarihinde idari izin kapsamında sayılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.” ifadelerine yer verilmek suretiyle görev mahalli dışında çocuğuna refakat eden başvuranın talebi doğrultusunda idareye tavsiyede bulunulduğu görülmektedir.
18. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; idare tarafından bu tarz durumlarda ve görev mahalli dışında sağlık hizmeti sunucularında geçirilen sürelerin suistimale açık olduğu hususunun ifade edildiği; konuya ilişkin Devlet Personel Başkanlığı görüşünde de bu iznin suistimal edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarca bahsi geçen duruma ilişkin belge istenebileceği, Ombudsman tarafından daha önce konu hakkında verilen emsal kararda da durumunu belgelendirerek idareye sunma koşulu ile idarenin gerekli kolaylığı sağlaması hususunda idareye tavsiyede bulunulduğu
anlaşıldığından, Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde gerekli kolaylığın sağlanması hususunda idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde ‘kanunlara uygunluk’, ‘hesap verilebilirlik’, ‘şeffaflık’, ilkelerine uygun davrandığı; ancak idarenin, ‘makul sürede karar verme’ ve ‘kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi’ ilkelerine uygun davranmadığı ve başvuranın taleplerine süresi içinde cevap vermediği, ayrıca şikâyetçiye hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle
‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara
İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Devlet memurlarının bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile bakmakla yükümlü olmadığı anne, baba, eş ve çocuklar ile kardeşlerinin hastalıkları muayene ve tahlillerde geçen sürelerde gerekli kolaylığın sağlanması hususunda EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi