|
ÖZET: Başvuran, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından uygulanan mobbing ve disiplin cezasının geri alınması talebinde bulunmuştur. İddiaları arasında, eşine hakaret edildiği ve geçici görevlendirmelerin cezalandırma amacıyla yapıldığı yer almıştır. İdare, disiplin cezasının, başvuranın Kamu Denetçiliği Kurumuna başvurusu nedeniyle hiyerarşiye aykırı davranış olarak değerlendirildiğini belirtmiştir. Ancak, yapılan incelemelerde, başvuranın eşine yönelik hakaret iddialarının asılsız olduğu ve disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın maruz kaldığı mobbingin sistematik ve süreklilik arz eden bir durum olduğunu tespit etmiş, geçici görevlendirmelerin hizmet gereklerine aykırı olarak yapıldığını ve bu durumun mobbing kapsamında değerlendirildiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın disiplin cezasının geri alınması ve mobbing uygulamalarının son bulması için idareye tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, kamu görevlilerinin hak arama özgürlüğünün korunması açısından önem taşımaktadır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/5984-S.22.9122
BAŞVURU NO : 2021/19254
KARAR TARİHİ : 06/05/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Tesis edilen disiplin cezasının geri alınması ve tarafına uygulanan mobbingin sona erdirilmesi talebine ilişkindir
BAŞVURU TARİHİ : 10/11/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran; Kamu Denetçiliği Kurumunun 21/09/2021 tarihli kararı ile mobbingin sona erdirilmesi talepli başvurusunun idari başvuru yolları tüketilmediğinden ilgili Kuruma gönderildiğini; ancak kararda belirtilen 30 gün içinde tarafına cevap verilmediğini, Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü tarafından uzun zamandır tarafına psikolojik şiddet ve mobbing uygulandığını, 20 yıllık çalışma hayatında ilk kez psikiyatrik ilaç kullanmaya başladığını, daha önce mobbing şikâyeti ile ilgili rahatsızlıklarını dile getiren resmi yazılarla idareye başvuruda bulunduğunu ancak psikolojik şiddetin artarak devam ettiğini, Devlet Su İşleri 12. Bölge Müdürlüğü 121. Şube
Müdürlüğünde olarak görev yaparken toplamda 4 kere, 6 ay gibi bir sürede ise 3 kere görev yerinin değiştirildiğini, 20/08/2021 tarihinde eşinin Kayseri’de diş hekimi olarak görev yaptığını ve biri bakıma muhtaç yaşta 2 çocuğu olduğunu resmi belgeleriyle idareye bildirerek görevlendirmenin iptalini istemesine rağmen, Yozgat iline geçici görevlendirilerek aile bütünlüğünün bozulduğunu, tarafına açılan bir soruşturmada diş hekimi olan eşinin Kuruma getirilerek ifadesinin alındığını ve müfettişin huzurunda
Bölge Müdürünün eşine hakaret ettiğini, Kurum içinde kendisini sorunlu personel olarak lanse ettiklerini, Bölge müdürünün kendisine yakın gördüğü müteahhitlere ayrımcılık yaptığını ve kendisinin bu duruma itiraz ettiği için hedefe koyulduğunu, ihtiyaca binaen etüt şubeye tayinin yapıldığını ancak etüt şubenin inşaat mühendisine ihtiyacı olmadığını belirten resmi yazısının bulunduğunu, Yozgat iline yapılan geçici görevlendirmenin iptali için 2005-14 sayılı genelgeyi Kuruma sunmasına rağmen görmezden gelindiğini ve keyfi görevlendirmeler yapıldığını belirterek uygulanan mobbingin son bulmasını, iade-i itibar kapsamında daha önce görev yaptığı 121. Şube Müdürlüğüne atamasının yapılmasını ve 08/11/2021 tarihinde hakkında tesis edilen “Uyarma” disiplin cezasının kaldırılmasını talep etmektedir.
/
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi belge isteme yazısına istinaden Tarım ve Orman Bakanlığı Strateji Geliştirme
Başkanlığı tarafından 23/02/2022 tarihinde gönderilen sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. İlgilinin taleplerinin karşılanması konusunda dosya ekinde sunulan belgelerle (teyiden) çözüme kavuşturulduğu, 2.2. Şikâyet konusuna dair Kurumsal anlamda özel bir düzenleme bulunmadığı, genel kurallar çerçevesince hareket edildiği, 2.3. İlgilinin 121. Şube Müdürlüğünde görevlendirilmesi ve bu birimdeki görevinin sonlandırılarak Havza
Yönetimi, İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğünde görevlendirilmesine dair yazışmaların dosya ekinde sunulduğu, 2.4. DSİ Teftiş Kurulu Başkanlının yürüttüğü soruşturma neticesinde; Genel Müdürlük Makamının onayladığı soruşturma raporunda öngörülen disiplin işleminin, ilgilinin Disiplin Amirinin Bölge Müdürü olmasından mütevellit Bölge Müdürlüğünce sürecin tatbik edilmesinin talimatlandırıldığı ve buna göre disiplin cezası, savunma istemi, ceza tatbiki gerçekleştirildiği, itirazın da Genel Müdürlük disiplin kuruluna iletildiği ve yerinde bulunmayarak itirazın reddedildiği, konuya ilişkin belgelerin dosya ekinde sunulduğu, 2.5. Disiplin soruşturması sırasında, ilgilinin eşine Bölge Müdürünün hakaret ettiği suçlamasının doğruyu yansıtmadığı, suçlama hakkında ilgililerin suç duyurusu veya başvurusuna dair kayıtlarda bir bilgi olmadığı gibi Bölge Müdürlük Makamının bir kez daha töhmet altında bırakıldığı, 2.6. Şube Müdürlüğü tarafından her ne kadar ilgiliyle birlikte 5 olduğu bildirilmişse de, cevabi yazıda ilgiliyle birlikte toplamda 4 ( bulunduğu ve detaylı olarak belirtilen işlerin yürütülmesi için personelin gerekli olduğu dile getirilerek bulunduğu Şube Müdürlüğünde kalması ve ilave eğitim ile adaptasyon sürecine dair katkıların sağlanması konusunda tedbirlerin alınmasının talimatlandırıldığı, 2.7. Kurum içinde üniteler arası daimi veya geçici yer değişiklikleri ya da görevlendirmelerin, dinamik yönetim/organizasyon süreçleri içinde belli periyotlarla yasal dayanak ve ihtiyaca bağlı olarak her zaman yapılagelen bir idari tasarruf, tedbir ve uygulama yetkisi dâhilindeki işlemlerden birisi olduğu; personelin yetiştirilmesi ve tecrübeli personel kaynağının oluşturulması kapsamındaki birim değişikliği veya geçici görevlendirmelerden, açıklanan sebepler dışında başka bir anlam çıkartılmasının doğru olmadığı, bahsedilen iki inşaat mühendisinin başka birimlere görevlendirilmesinin ise ilgilinin görev yeri değişikliğinden önce gerçekleştiği, 2.8. Havza Yönetimi, İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğünün görev alanında sadece harita mühendisliği alanının yer almadığı taşkın, rusubat, tahsis, sanat yapıları, havza izleme, yeni projelerde görüş verme ve rapor hazırlama konularında inşaat mühendisinin yanı sıra ziraat, çevre, harita branşlarındaki meslek gruplarının da çalıştırıldığı, kaldı ki sedde, köprü, menfez, baraj/göl, taşkın tesisi, kanal, vb. yapılarda inşaat mühendisliği meslek grubunun genel görüşünün dikkate alındığı ve bu görüşleri oluştururken arazide yerinde tespitler ve ölçümler yapılarak hesaplamalar yapıldığı, bu hesaplama ve raporlamalar ise ilgilinin ifade ettiği ve bildiğini söylediği üzere Autocad gibi programlardan destek alınarak manuel veya otomatik cihazlar ile sonuca ulaşılabildiği, Arcgis gibi uygulamaların ise teknik personele kolaylık sağlayan programlar olduğu ve bu konuda eğitim ve öğretim imkânlarının da personele sunulduğu, dolayısıyla yapı denetim/kontrol mühendisi olarak bu tür imalatların arazide nasıl olması gerektiğine dair önemli bilgi ve deneyime sahip bir İnşaat Mühendisinin görüş yazıları verememesinin ise bu anlamda tezatlık oluşturduğu; ayrıca arazideki işleri pratik olarak iyi bilen bir personelin daha sağlıklı görüş ve rapor sunabileceğinin de
gözardı edilmesi gerektiği, bununla birlikte, Proje ve İnşaat Şube Müdürlüğünde bir ihtiyaç durumu söz konusu olmadığından, ilgilinin bu birimde görevlendirilmediği, 2.9. Geçici görev yolluğu ile ilgili daha önce ilgili tarafından teslim edilen ve ekte verilen 23/12/2021 tarihli
Yurtiçi Geçici Görev Yolluğu Bildirimi için MYS sisteminden 24/12/2021 tarihinde Ödeme Emri belgesi yapıldığı; ancak yılsonu ödeneklerinin kapatılması ve ödenek yetersizliğinden dolayı sistemden havalesi yapılamadığından ödemesinin gerçekleştirilemediği, ayrıca ilgilinin konaklama giderinin ödenebilmesi için vermiş olduğu kira sözleşmesinin ödenmesinde Strateji Şube Müdürlüğü ve Muhasebe Şube
Müdürlüklerince tereddüt oluştuğundan Bölge Strateji Geliştirme Şube Müdürlüğünün 29/12/2021 tarih ve sayılı yazısı ile DSİ Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığından görüş istendiği, 19/01/2022 tarih ve sayılı Daire Başkanlığı görüş yazısına göre ödeme yapılabileceğinin belirtildiği, bu kapsamda geçici görev yolluğunun ödenebilmesi için ilgili personelin bilgilendirildiği, kendisi tarafından yapılacak Yurtiçi Geçici Görev Yolluğu Bildiriminin ve gerekli evrakların verilmesi ile ödeme işlemlerinin yapılmasının sağlanacağı, 2.10. Başvuru konusuna ilişkin geçici görev süresine azami ölçüde uyulduğu ve ilgilinin talebi de dikkate alınarak, geçici görevin sonlandırıldığı/uzatılmadığı ve ilgilinin bu sürelerde bir kaç kez izin de kullandığına dair bilgilerin dosya ekindeki belgelerde sunulduğu, 2.11. Başvuranın Proje ve İnşaat Şube Müdürlüğündeki görevine hâlihazırda iade edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, çünkü ilgilinin bu birimde hiç görevlendirilmediği, dolayısıyla iade gibi bir durumun oluşmamış olduğu, 2.12. Bölge Müdürü olarak bazı müteahhitlere, yani ihale kapsamında sözleşme imzalanan ve işi yürüten yüklenicilere ayrımcılık yapıldığı ve ilgilinin buna itiraz ettiği için hakkında görevlendirme işlemleri yapıldığı iddialarının tamamen asılsız ve mesnetten yoksun bir iddia olduğu, konu hakkında ne ilgili ne de bir başkası tarafından Kuruma intikal etmiş herhangi bir şikâyet olmadığı, 2.13. Şikâyet konusu talep hakkında (uygulanan mobbingin sonlandırılması, 121. Şube Müdürlüğüne görevlendirilmesinin yeniden yapılması ve 08/11*2021 tarihli Uyarma Cezasının kaldırılmasına) şikâyet sahibi veya diğer kişilerce yargı organlarına açılmış/sonuçlanmış bir dava bulunmadığı, Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 3.1. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesi; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” 3.2. “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17 nci maddesi; “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
/
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” 3.3. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrası; “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” 3.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 3.5. “Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence” başlıklı 129 uncu maddesinin birinci fıkrası; “Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.” 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun, “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesi; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”, 5. 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun; 5.1. “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır.” 5.2. “Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinin birinci fıkrası; “Devlet memurları kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.” 5.3. “Müracaat, şikâyet ve dava açma” başlıklı 21 inci maddesi; “Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet ve dava açma hakkına sahiptirler.
Müracaat ve şikâyetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikâyet edilen amirler atlanarak yapılır.
Müracaat ve şikâyetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir. Müracaat ve şikâyetlerle ilgili esas ve usuller Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.”
5.4. “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesi; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller
şunlardır:
A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
d) Usulsüz müracaat veya şikâyette bulunmak,” 5.5. “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesi; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.” 6. 12/01/1983 tarihli ve 17926 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarının Şikâyet ve
Müracaatları Hakkında Yönetmeliğin; 6.1. “Şikâyet hakkı” başlıklı 3 üncü maddesi; “Devlet Memurları amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikâyet hakkına sahiptirler.” 6.2. “Yapılma şekli” başlıklı 5 inci maddesi; “Şikâyetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlanarak silsile yolu ile ve şikâyet edilen amirler atlanarak yapılır.
Yazılı şikâyetler maksadı en iyi ifade edecek şekilde ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yazılan bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede tespit edilen eksiklikler ile suç teşkil etmeyen usulsüzlüklerin giderilmesi şikâyeti kabul eden amirlerce sağlanır…” 6.3. “Şikâyet edenin sorumluluğu” başlıklı 10 uncu maddesi; “Şikâyet haklarını kullanan Devlet Memurlarına şikâyetlerinden dolayı bir ceza verilemez.
Ancak, şikâyet haklarını bu Yönetmelikte tespit edilen usul ve esaslara aykırı surette kullananların veya her ne surette olursa olsun bu haklarını kullanırken bir suç işleyenlerin sorumlulukları saklıdır.” 7. 19/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi; /
“Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır.”
Hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın taleplerine ilişkin tavsiye karar önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Kurumumuza başvuruda bulunan başvuran özetle; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından uzun zamandır tarafına psikolojik şiddet ve mobbing uygulandığını, Devlet Su İşleri 12.
Bölge Müdürlüğü 121. Şube Müdürlüğünde inşaat mühendisi olarak görev yaparken toplamda 4 kere, 6 ay gibi bir sürede ise 3 kere görev yerinin değiştirildiğini, ihtiyaca binaen etüt şubeye tayinin yapıldığını ancak etüt şubenin inşaat mühendisine ihtiyacı olmadığını belirten resmi yazısının bulunduğunu ve keyfi görevlendirmeler yapıldığını, Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yapması nedeniyle tarafına “uyarma” disiplin cezası verildiğini belirterek uygulanan mobbingin son bulmasını, iade-i itibar kapsamında daha önce görev yaptığı 121. Şube Müdürlüğüne atamasının yapılmasını ve 08/11/2021 tarihinde hakkında tesis edilen “Uyarma” disiplin cezasının kaldırılmasını talep etmektedir.
10. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından gönderilen cevabi yazıda ise özetle; DSİ Teftiş Kurulu
Başkanlının yürüttüğü soruşturma neticesinde; disiplin cezası, savunma istemi, ceza tatbiki gerçekleştirildiği, itirazın da Genel Müdürlük disiplin kuruluna iletildiği ve yerinde bulunmayarak itirazın reddedildiği, Kurum içinde üniteler arası daimi veya geçici yer değişiklikleri ya da görevlendirmelerin, dinamik yönetim/organizasyon süreçleri içinde belli periyotlarla yasal dayanak ve ihtiyaca bağlı olarak her zaman yapılagelen bir idari tasarruf, tedbir ve uygulama yetkisi dâhilindeki işlemlerden birisi olduğu; personelin yetiştirilmesi ve tecrübeli personel kaynağının oluşturulması kapsamındaki birim değişikliği veya geçici görevlendirmelerden, açıklanan sebepler dışında başka bir anlam çıkartılmasının doğru olmadığı, başvuru konusuna ilişkin geçici görev süresine azami ölçüde uyulduğu ve ilgilinin talebi de dikkate alınarak, geçici görevin sonlandırıldığı/uzatılmadığı başvuranın Proje ve İnşaat Şube
Müdürlüğündeki görevine hâlihazırda iade edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağı, çünkü ilgilinin bu birimde hiç görevlendirilmediği, dolayısıyla iade gibi bir durumun oluşmamış olduğu hususları bildirilmiştir.
11. Başvuranın iddiaları ve idarenin cevabi yazısı incelendiğinde uyuşmazlığın; başvuranın görev yaptığı
Bölge Müdürlüğünün en üst amiri olan Bölge Müdürü tarafından kendisine karşı mobbing uygulandığı, geçici görevlendirme işlemlerinin mobbing ve ceza aracı olarak kullanıldığı, Anayasal hakkını kullanmasına rağmen tarafına uyarma cezası verildiği ve geçici görevlendirme sürecinde mali haklarının da ödenmediği iddiaları noktasında toplandığı görülmektedir.
12. Başvuranın hizmet belgesinin tetkiki neticesinde; Devlet Su İşleri 12.Bölge Müdürlüğünde mühendis unvanı ile 09/08/2012 tarihinde göreve başladığı, 20/08/2021 tarihinden başlanmak suretiyle 23/12/2021
/
tarihleri arasında 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı 123.Şube Müdürlüğünde geçici olarak görevlendirilmesinin yapıldığı, 23/12/2021 tarihinden itibaren ise 12.Bölge Müdürlüğü bünyesinde kamu görevine devam ettiği tespit edilmiştir.
13. Başvuranın geçici görevlendirme sürecinde mali haklarının tarafına ödenmediği noktasında
Kurumumuzca yapılan incelemede; 13.1. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Personel Dairesi Başkanlığı tarafından
Kurumumuza gönderilen belgelerden; geçici görev yolluğu ile ilgili daha önce başvuran tarafından teslim edilen 23/12/2021 tarihli Yurtiçi Geçici Görev Yolluğu Bildirimi için 24/12/2021 tarihinde Ödeme Emri belgesi yapıldığı ancak, yılsonu ödeneklerinin kapatılması ve ödenek yetersizliğinden dolayı sistemden havalesi yapılamadığından ödemenin gerçekleşmediği, ayrıca başvuranın konaklama giderinin ödenebilmesi için vermiş olduğu kira sözleşmesinin ödenmesinde Strateji Şube Müdürlüğü ve Muhasebe
Şube Müdürlüklerince tereddüt oluştuğundan Bölge Strateji Geliştirme Şube Müdürlüğünün 29/12/2021 tarih ve sayılı yazısı ile DSİ Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığından görüş istendiği, 19.01.2022 tarih ve sayılı Daire Başkanlığı görüş yazısına göre ödeme yapılabileceğinin belirtildiği, bu kapsamda geçici görev yolluğunun ödenebilmesi için başvuranın bilgilendirildiği, başvuran tarafından yapılacak Yurtiçi Geçici Görev Yolluğu Bildiriminin ve gerekli evrakların verilmesi ile ödeme işlemlerinin yapılması sağlanacağı belirtilmiştir.
13.2. İlgili idarenin cevabi yazısına istinaden başvuran ile 22/03/2022 tarihinde telefon görüşmesi gerçekleştirilmiş, başvuran tarafından da geçici görevlendirme sürecinde talep ettiği mali haklarının tarafına ödendiği bilgisi Kurumumuza belirtilmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığın “geçici görevlendirme sürecinde mali hakların ödenmesi” noktasında başvuranın talebinin karşılandığı anlaşıldığından
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin “Dostane çözüm kararı” başlıklı 33/A maddesi kapsamında başvurunun bu bölümü hakkında inceleme ve araştırmanın sonlandırılmasına karar verilmiştir.
14. Başvuran hakkında tesis edilen 08/11/2021 tarihli “Uyarma” cezasının geri alınması talebi hakkında yapılan incelemede; 14.1. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 12.Bölge Müdürlüğünün 08/11/2021 tarihli ve sayılı yazısı incelendiğinde; başvuranın DSİ hakkındaki şikâyetini İdareye başvurmadan 31/08/2021 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna yaparak hiyerarşiye aykırı davranma eylemini gerçekleştirdiği gerekçesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A fıkrasının (d) bendinde belirtilen “usulsüz müracaat ve şikâyette bulunmak” hükmü kapsamında başvuran hakkında uyarma cezası işlemi tesis edildiği, 14.2. Başvuran tarafından Kurumumuza yapılan 31/08/2021 tarihli başvuruda
’nün kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanması ve kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılması hakkındaki Strateji Geliştirme Dairesinin 06/07/2021 tarihli ve sayılı yazısına ve / sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ne aykırı davrandığı hususlarının ifade edildiği, başvuruya konu taleple başvuran arasında kişisel menfaat bağı bulunmadığından “menfaat ihlali” şartını taşımayan başvuru hakkında 06/09/2021 tarih ve sayılı
İncelenemezlik Kararı verildiği, 14.3. DSİ 12. Bölge Müdürü tarafından 12/09/2021 tarihinde Genel Müdürlük makamına gönderilen e-postada “kendisini araziye grupla değil, tek başına çıktığı için Kamu Denetçiliği Kurumuna
/
şikâyet ettiği” gerekçesi ile en ağır şekilde cezalandırılması ve hakkında müfettiş görevlendirmesi talebinde bulunulduğu, 14.4. Genel Müdürlük makamı tarafından 12/09/2021 tarihinde Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilen epostada konuyla ilgili gereğinin yapılması talimatı verilmesi üzerine Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Teftiş Kurulu Başkanlığının 14/09/2021 tarih ve sayılı yazısı ile DSİ tarafından dile getirilen iddiaları incelemek üzere müfettiş görevlendirildiği ve 22/09/2021 tarihinde soruşturmaya başlandığı, 14.5. Yapılan inceleme sonucunda 15/10/2021 tarih ve / sayılı soruşturma raporu düzenlendiği, raporun sonuç ve öneriler bölümünde “ İdareye başvurmadan önce Kamu
Denetçiliği Kurumuna (Ombudsmanlık) şikayette bulunarak hiyerarşiye aykırı davrandığı, bunun da 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun disiplin hükümlerine göre usulsüz müracaat ve şikayette bulunma eylemini oluşturduğu anlaşılmıştır… 31/08/2021 tarihinde hakkındaki şikâyetini İdareye başvurmadan 31/08/2021 tarihinde Kamu Denetçiliği Kurumuna yaparak hiyerarşiye aykırı davranma eylemi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/A fıkrasının (d)
bendindeki “usulsüz müracaat ve şikâyette bulunmak” fiiline uyduğundan adı geçenin “UYARMA” cezası ile tecziye edilmesi gerektiği… kanaat ve sonucuna varılmıştır.” ifadelerine yer verildiği, 14.6. Soruşturma raporuna istinaden 01/11/2021 tarihinde başvurandan savunma istendiği, başvuran tarafından 04/11/2021 tarihinde savunma yazısı verildiği, 08/11/2021 tarihinde başvuran hakkında
“uyarma” cezası işlemi tesis edildiği, başvuranın 09/11/2021 tarihinde disiplin cezasına itirazda bulunduğu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Personel Dairesi Başkanlığının 24/12/2021 tarihli yazısında yapılan itirazın Disiplin Kurulunun 14/12/2021 tarih ve / sayılı kararıyla yerinde görülmeyerek reddedildiği, bilgilerine ulaşılmıştır.
14.7. Başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin gerekçesi usulsüz müracaat ve şikâyette bulunmak fiili olarak gösterilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Kanuna bağlı olarak çıkarılan Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğin ilgili hükümleri incelendiğinde şikâyet hakkının kullanılması usulünün en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikâyet edilen amirler atlanarak yapılması olarak belirlendiği görülmektedir. Başvuranın, Genel Müdürlük makamına başvurmadan direkt olarak Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuruda bulunması, ilgili idare tarafından usulsüz müracaat ve şikâyet kapsamında değerlendirilmiştir.
14.8. Başvurana verilen disiplin cezasının, şikâyet hakkının silsileye uymadan usulüne uygun yapılmadığı noktasında, silsileden kastın mevzuat hükmünde de ifade edildiği üzere hiyerarşik amirler olduğu kuşkusuzdur. Bu kapsamda Kamu Denetçiliği Kurumu, idare tarafından hiyerarşik amir statüsünde değerlendirilerek başvuran hakkında silsileye uymadığı gerekçesi ile disiplin cezası işlemi tesis edilmiştir.
14.9. Ombudsmanlık kurumunun hem dünya örneklerinde hem de ülkemizdeki en temel özelliği; organizasyon yapısında ve işlemlerinde yürütme organının hiyerarşik yapısından ayrı ve bağımsız olması ve yönetimin kötü uygulamalarına ilişkin bireyle yönetim arasında tarafsız bir şekilde öneride bulunmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli ve merkezi Ankara’da bulunan bir kurum olan Kamu Denetçiliği Kurumunun ayrı bir kamu tüzel kişiliği bulunduğundan, T.C. merkezî idaresinin, yani devlet tüzel kişiliğinin içinde yer almamaktadır. Kurumun, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olmasından maksat “meclis iradesine” bağlı olduğu
hususudur. Dolayısıyla Kurumun üzerinde merkezî idarenin hiyerarşi veya vesayet yetkisi de bulunmamaktadır.
14.10. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 74 üncü maddesinde yer alan “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.” hükmü ile Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru yapılabilmesi anayasal bir hak olarak düzenlenmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumunun idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.
14.11. 14/06/2012 tarih ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununda da Kurumun idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu düzenlenmiştir. Yine Kanunda, Kuruma başvuruda bulunulabilmesi için, 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesinin gerekli olduğu, idari başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuruların ilgili Kuruma gönderileceği hükmüne yer verilmiştir.
14.12. Anayasa hükmünde yer alan “herkes” ifadesi gereği kamu görevlileri de dâhil olmak üzere kişilerin talep ve şikâyetlerini Kamu Denetçiliği Kurumuna iletebilmeleri idari başvuru yollarından bağımsız olarak güvence altına alınmaktadır. Kuruma yapılan başvurular 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 21’inci maddesinde belirtilen idari başvurularda aranılan “müracaat ve şikâyetlerin en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile yapılacağına” ilişkin kural kapsamında bulunmamakta ve kamu personeli doğrudan Kamu
Denetçiliği Kurumuna başvurabilmektedir. Nitekim benzer konuda Bilgi Edinme Değerlendirme
Kurulu’nun 06/04/2005 tarihli ve 2005/4 sayılı ilke kararında “Bilgi Edinme Hakkı Kanununun bireysel bir hak olan bilgi edinme hakkının kullanılmasını düzenlemesi ve Kanunun 6 ncı maddesinde bilgi edinme başvuruları için devlet memuru olup olmama ayrımı yapılmadan herkesi kapsayan bir başvuru usulünün belirtilmiş olması nedeniyle devlet memurları için Kanunda düzenlenen dışında başka bir başvuru usulünün kabul edilmesinin mümkün olmadığına, devlet memurlarının yaptığı bilgi edinme başvurularında da 4982 sayılı kanunun 6 ncı maddesinde belirlenen başvuru usulünün uygulanması gerektiğine oybirliğiyle karar verilmiştir.” ifadelerine yer verilerek bilgi edinme başvuruları için devlet memuru olma ayrımı yapılmadığı belirtilmiştir.
14.13. Devlet memurlarının kurumlarıyla ilgili idari başvurusunda gözetilen silsile yolu ile başvuru gibi idari başvuru için gözetilen şekli ve usuli kısıtlar Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuru için geçerli değildir. Söz konusu kural idarenin iç işleyişine ilişkin olup hiyerarşik düzeni korumak içindir. Silsile yolu ile başvuru, idari başvuru için gözetilen bir usuldür. Mevzuatta Kamu Denetçiliği Kurumuna yapılan başvuru için üçüncü kişilere yönelik böyle bir kısıt söz konusu değildir 14.14. Kurumumuzca bu noktada yapılan incelemede; başvuran hakkında silsile gözetmeden usulsüz müracaat ve başvuru hakkını kullandığı gerekçesiyle disiplin cezası uygulandığı, mevzuatta kastedilen silsile yolu ile idarenin kendi işleyişindeki hiyerarşik yapının kastedildiği, hiyerarşik yetkinin sadece aynı kamu tüzel kişiliği içerisinde kullanılan bir yetki olduğu, ayrı tüzel kişiliğe sahip
Kurumlar arasında hiyerarşi bulunmadığı, Kamu Denetçiliği Kurumunun yürütme organının içinde yer almadığı ve Kurum tarafından yapılan denetimin idari hiyerarşinin dışındaki bir organ tarafından yapılan denetim olduğu, Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru hakkının herkes tarafından kullanılan anayasal bir hak olduğu ve hakkın kullanılmasında memur veya üçüncü kişi ayrımı yapılmadığı, Anayasal güvence ile korunan hakkın yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümler
doğrultusunda sınırlanamayacağı değerlendirildiğinden başvuran hakkında “uyarma” disiplin cezası tesis edilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
15. Başvuranın tarafına uygulanan mobbingin sona erdirilmesi talebi hakkında yapılan incelemede; başvuranın mobbing iddialarının; hakkında disiplin soruşturması devam ederken yaşadığı sorunlar ve hizmet gereklerine uygun olmayan ve cezalandırma amacıyla geçici görevlendirmesinin yapılması başlıklarında toplandığı görülmektedir.
16. Mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme
Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)] 17. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. … Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” ifadeleri yer almaktadır.
18. Başvuranın, yürütülen soruşturmada diş hekimi olan eşinin Kuruma getirilerek ifadesinin alındığı ve müfettişin huzurunda Bölge Müdürünün eşine hakaret ettiği iddiası kapsamında Devlet
Su İşleri 12.Bölge Müdürlüğünce verilen cevapta; disiplin soruşturması sırasında, ilgilinin eşine Bölge
Müdürü olarak hakaret edildiği suçlamasının asılsız olduğu ve doğruyu yansıtmadığı, DSİ Teftiş Kurulu
Başkanlığı Müfettişliğinin cevabi yazısında ise; başvuranın eşinin Kuruma getirilmediği ve ifadesinin alınmadığı, yapılan soruşturma ile ilgili yalnızca bilgisine başvurulduğu, kendi aracıyla geldiğini söyleyen başvuranın eşine Kuruma gelmesi için herhangi bir ısrar ve zorlamanın söz konusu olmadığı, Müfettişlik huzurunda başvuranın eşine Bölge Müdürü tarafından hakaret edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığı, görüşmede Bölge Müdürünün bulunmadığı, üçüncü şahıs olarak sadece Bölge Müdür Yardımcısının bulunduğu ve görüşmenin son derece medeni bir şekilde sohbet havasında geçtiği hususları bildirilmiştir.
18.1. Başvuranın ve idarenin konuyla ilgili iddiaları ve cevapları incelendiğinde; başvuranın eşine soruşturma sırasında hakaret edildiği iddiası ile ilgili olarak uyuşmazlığı sübuta erdirecek yazılı ve görsel bir bilgi veya belge bulunmadığı, yaşandığı iddia edilen olayın yukarıdaki paragraflarda anlatılan mobbingin sistematik ve süreklilik unsurları da göz önünde bulundurulduğunda mobbing kapsamında değerlendirilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
19. Başvuranın geçici görevlendirme işlemlerinin hizmet gereklerine aykırı olarak cezalandırma amacı olarak yapıldığı iddiası hakkında yapılan incelemede; 19.1. Başvuranın ilk olarak 09/08/2011 tarihinde Bölge Müdürlüğüne yaptığı başvurusunda; Havza
Yönetimi İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğünde kullanılan programları daha önce kullanmadığı için adaptasyon sorunları yaşadığını, görüş yazıları ile ilgili olarak tecrübe eksikliği nedeni ile oluşabilecek hatalardan dolayı kendisinin ve Kurumun zor duruma düşeceğini belirterek, kendisinin tecrübesinin olduğu ve daha iyi hizmet vereceğini belirttiği Proje ve İnşaat Şube Müdürlüğüne tayin talebinde bulunduğu, 19.2. 12. Bölge Müdür Yardımcısı-1 (Havza Yönetimi, İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğü’nün)
11/08/2021 tarihli ve sayılı yazısında; başvuranın Şube Müdürlüğündeki iş ve işlemlere yeterince adapte olamadığından dolayı verimli olamadığı, ayrıca Şube Müdürlüğü bünyesinde başvuran haricinde 4 bulunmadığı, bahse konu 4 Şube
Müdürlüğünün işlerinin yürütülmesi için yeterli olduğu, bu nedenlerle başvuranın tayin talebinin yerine getirilmesinde Şube Müdürlüğü açısından bir sakınca bulunmadığı hususlarının bildirildiği, 19.3. 12.Bölge Müdürlüğünün 13/08/2021 tarihli ve sayılı yazısında; Şube Müdürlüğünün görev, yetki ve sorumluluk talimatı ve Bölge Müdürlüğünün görev alanındaki işler göz önüne alındığında; Şube Müdürlüğü başvuran ile birlikte toplamda 4 adet bulunduğu ve Şube Müdürlüğü uhdesindeki görevlerin (arazi ve harita-proje üzerinden yapılan etüt, planlama, kontrol, tahsis ve havza yönetimi konularında inceleme, raporlama ve görüş bildirme gibi) yerine getirilmesinde söz konusu kadro açısından fazlalık olarak değerlendirilebilecek bir durumun oluşmadığı ve yeniden bir personel planlaması ihtiyacına gerek olmadığı, ilave eğitim ve mevcut işlere adaptasyon sürecinin daha iyi analiz edilerek, varsa eksik olan hususların giderilmesi konusunda ilave tedbirlerin Şube Müdürlüğünüzce alınması ifadelerine yer verildiği, 19.4. 12.Bölge Müdürlüğünün 20/08/2021 tarihli ve sayılı yazısında; Yozgat 123. Şube Müdürlüğü emrinde Şube Müdürü ile birlikte toplam 2 (iki) inşaat mühendisinin görev yaptığından bahisle, personel yetersizliğinden ve işlerin yoğunluğundan kaynaklı aksamaların olmaması için ivedilikle 1 (bir) inşaat mühendisi personelin görevlendirilmesi istenildiğinden dolayı söz konusu ihtiyacın giderilmesi amacıyla Havza Yönetimi, İzleme ve Tahsisler Şube Müdürlüğü personelinden Mühendisi 20/08/2021 tarihinden itibaren Yozgat 123. Şube
Müdürlüğü emrinde 3 (üç) ay süre ile geçici görevlendirilmesi uygun görüldüğü, 19.5. Başvuranın 20/08/2021 tarihinde Bölge Müdürlüğüne yaptığı başvuruda; eşinin Kayseri ilinde
Diş Hekimi olarak çalıştığı ve görevi niteliği mesai mefhumu bulunmadığı, biri küçük yaşından dolayı bakıma muhtaç olan 2 çocuğunun bulunduğu gerekçesi ile Kayseri ili içerisinde Kurum içi veya Kurum dışındaki her türlü birimde görevlendirme yapılmasına hazır ve razı olduğunu belirterek geçici görevlendirmenin iptali talebinde bulunduğu, 19.6. 12.Bölge Müdürlüğünün başvuranın geçici görevlendirmenin iptali talebine ilişkin 23/08/2021 tarihli ve sayılı cevabi yazısında; yapılan görevlendirmenin elzem bir ihtiyaçtan ortaya çıktığı ve çok da uzun olmayan bir süreyi kapsadığı, görevlendirme süresinin ikinci ayının sonunda, ilgili birimde verilen işlerin tamamlanması halinde ve hizmetine ihtiyaç kalmaması halinde geçici görevlendirmenin sona erdirileceği, bundan önce de bu ve buna benzer ihtiyaçlar sebebiyle görevlendirmelerin kurum içinde geçici süre ile yapıldığı, görev, yetki ve sorumluluk çerçevesinde alınan kararlarda hiçbir şekilde hiçbir personelin şahsi olarak hedef alınmadığı ifadelerine yer verildiği,
19.7. 12.Bölge Müdürlüğünün 20/10/2021 tarihli ve sayılı yazısında;
2 (iki) ay süreyle (ihtiyaç olması halinde 1 ay daha uzatmak suretiyle) geçici olarak 123. Şube Müdürlüğü
emrinde görevlendirilen Mühendisi görev süresinin 22/10/2021 tarihi itibarıyla sona ereceği; ancak 123. Şube Müdürlüğünün acil inşaat mühendisi ihtiyacı devam ettiğinden ilgilinin 22/10/2021 tarihi itibarıyla 123. Şube Müdürlüğünde 1 (bir) ay süreyle aynı şekilde geçici görevlendirilmesinin uygun görüldüğü, 19.8. 12.Bölge Müdürlüğünün 24/11/2021 tarihli ve sayılı yazısında; 123. Şube Müdürlüğü emrinde 1 (bir) ay süreyle geçici olarak görevlendirilen İnşaat Mühendisi Mehmet görev süresinin 22/11/2021 tarihi itibarıyla sona erdiği; ancak 123. Şube Müdürlüğünün acil inşaat mühendisi ihtiyacı devam ettiğinden ilgilinin 22/11/2021 tarihi itibarıyla 123. Şube
Müdürlüğünde 1 (bir) ay süreyle aynı şekilde geçici görevlendirilmesinin uygun görüldüğü, başvuranın geçici görevlendirmenin iptali talebi ile ilgili 25/11/2021 tarihli dilekçesinin ise 12.Bölge Müdürlüğünün 30/11/2021 tarihli ve sayılı yazısı ile mevcut yapılan geçici görevlendirmenin sonunda ihtiyaç durumu gözden geçirilerek Bölge Müdürlük Makamınca yeniden değerlendirileceği gerekçesi ile reddedildiği, 19.9. Başvuranın Yozgat 123. Şube Müdürlüğünde geçici görevlendirmesinin 22/12/2021 mesai bitimi itibariyle sona erdiği ve 23/12/2021 tarihinde eski görev yerinde göreve başladığı, bilgilerine ulaşılmıştır. İdarenin Kurumumuza gönderdiği bilgi ve belgelerden ve Kurum içi yazışmalardan; başvuran hakkında yapılan geçici görevlendirmelerin, herhangi bir personel hedef alınmadan hizmet gereklerine uygun olarak gerçekleştirildiği ifade edilmektedir.
20. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının 14/09/2021 tarihli ve sayılı yazısı ekinde yer alan e-postalar incelendiğinde; 20.1. tarafından gönderilen 27/04/2021 tarihli e postada başvuranın problem yaratan bir personel olduğu ve iş arkadaşlarına kötü örnek teşkil ettiği, hakkında tesis edilen disiplin cezası hakkında Genel Müdürlük makamından indirime gidilmemesi talebinde bulunulduğu ve başka Bölge
Müdürlüğüne gönderilmesi hususlarının bildirildiği,
20.2 Yine tarafından gönderilen 13/06/2021 tarihli e-postada başvurana verilen
‘aylıktan kesme’ disiplin cezasının Genel Müdürlük makamınca iptal edilmesi üzerine başvuran hakkında tesis edilen kınama disiplin cezasının bozulmaması ve tayin döneminde başvuranın farklı bir Bölge
Müdürlüğüne tayininin yapılması taleplerinde bulunulduğu, yargı organlarına intikal ettiği için
Kurumumuzca inceleme kapsamı dışında tutulan uyuşmazlık konusu ile ilgili; başvurana ilk olarak “Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek” fiilini işlediği gerekçesiyle 01/04/2021 tarihinde “aylıktan kesme” disiplin cezası verildiği, başvuranın anılan disiplin cezasına itirazının, Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığınca uygun görüldüğü, bunun üzerine disiplin cezasının revize edilerek DSİ 12. Bölge Müdürlüğü tarafından başvurana 04/06/2021 tarihinde kınama cezası verildiği, Kayseri 1.İdare Mahkemesinin nolu kararı ile dava konusu “kınama” disiplin cezası işleminin iptal edildiği bilgisi edinilmiştir.
20.3. tarafından 18/08/2021 tarihinde Genel Müdürlük makamına “Aşağıda yazışma geçmişi bulunan şahıs, Genel Müdürlüğümüzce de onaylanan kınama cezasını mahkemeye götürmüştür. Bu şahıs Bölge Müdürlüğümüzde çalıştığı süre zarfında çalışma arkadaşlarının ve şikâyeti üzerine 4 kez Şube değiştirmiştir. Bu musibet insan, benimle ilgili de değişik
/
kanallardan uzun zamandır karalama, iftira vs. kampanyası başlatmıştır. Siz de uygun görürseniz kendisini 3 ay geçici görevlendirme ile Yozgat Şubemize göndereyim, akıllanmaz ise tayin döneminde başka bir Bölgeye gönderelim.” ifadelerini içeren e posta gönderildiği tespit edilmiştir.
21. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesinin 06/09/2018 tarihli
İşyerinde psikolojik taciz” (mobbing) kavramı; literatürde en yoğur, biçimde referans alınan kaynak ve bu konuda ilk araştırmacılardan kabul edilen İsveçli endüstri psikoloğu Heinz Leymann’a göre; “sistematik olarak, bir veya daha çok kişi tarafından genelde bir kişiye yöneltilen ve kişiyi savunmasız ve yardıma muhtaç bir duruma düşürüp, süreklilik arz eden eylemler ile bu halde tutan, düşmanca ve ahlak dışı her tür iletişim” olarak tanımlanmıştır. (LEYMANN, Heinz, “The Definition of Mobbing at Workplaces”, The
Mobbing Encyclopcdia, http://www.lcymann.se/English/12100E.HTM). Amerika Birleşik Devletleri ve
Kıta Avrupasında da, bireyin kişiliğine, haysiyetine, fiziksel veya psikolojik bütünlüğüne yönelik her tür saldırgan davranış olarak tanımlanan mobbingin. “sistematik ve tekrarlanan” niteliğine dikkat çekildiği görülmektedir.
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre de mobbing; bir çalışana veya bir grup çalışana intikamcı, acımasız veya kötü niyetli girişimlerle adaletsiz ve sürekli negatif tavır ve eleştiriler, sosyal ortamından izole etme, hakkında dedikodu yapma veya yanlış söylentiler yayma yoluyla zayıflatmak ya da aşağılamak amacını güden eziyet edilmeyi içeren bir psikolojik taciz şeklidir.
…
Hukukumuzda, işyerinde psikolojik taciz kavramı Anayasal düzlemde doğrudan tanımlanmamış olsa da, özellikle Anayasanın; “Devletin Temel Amaç ve Görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde; “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları sağlamak” devletin görevleri arasında sayan düzenleme, 10’uncu maddede, “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesine yer verilmiş olması ve devletin bu eşitliği sağlamak üzere gerekli tedbirleri alacağı vurgusu, 12.
maddedeki; “Herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilemez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu” düzenlemesi ve yine “herkesin yaşama, maddi ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu” yolundaki 17’inci madde düzenlemesi psikolojik tacizin ulusal ve uluslararası hukukta kişilik haklan temelinde yapılan tanımı kapsamında değerlendirilebilecek kurallardır.
…
19.03.2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing)
önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesinde; Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır.
/
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca işyerinde psikolojik taciz kavramı; işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifıze etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlamıştır.
Yukarıda anılan tanım ve yaklaşımlar birlikte değerlendirildiğinde; psikolojik tacizin mevcut gücün ya da pozisyonun kötüye kullanılarak; sistematik olarak psikolojik şiddet, baskı, kuşatma, taciz, aşağılama, tehdit vb. şekillerde yansıyan duygusal bir saldın, kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlayıp; işverenin ima ve alay ile karşısındakinin toplumsal itibarını düşürmeyi de içeren saldırgan bir ortam yaratarak onu işten çıkmaya zorlayan yaş. cinsiyet, ırk ayrımı olmaksızın kişiyi iş yaşamından dışlamak amacı ile kasıtlı olarak yürütülen bir süreç olarak tanımlandığı, sistematik tespitinin yapılması için minimum altı aylık bir sürece yayılmış olması, belli periyotlarda tekrar eden, birtakım evreler içinde geçmiş olan, tekrarlama sıklığı, uzun süre devam etmesi ve davranış tarzlarının kişiye kötü muamele şeklinde olması şeklinde belirtiler göstermesinin arandığı, bu bağlamda anlık stresten kaynaklanan sorunlar ve yukarıda belirtilen şartlan taşımayan çatışmalar ve anlaşmazlıkların ise psikolojik taciz olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede; idare hukuku alanında hukuksal sorumluluk nedeni olarak “işyerinde psikolojik taciz” ve bundan kaynaklanan hukuksal sorumluluğa ilişkin normatif bir kural bulunmamakla birlikte; özellikle idare ile statü hukuku kapsamında ilişkisi bulunan kamu görevlilerine yönelik olarak statü hukukundan kaynaklanan hiyerarşi ve yetkiler uyarınca tesis edilen işlem ve eylemlerin ilgilinin manevi değerlerine yönelik olumsuz sonuçlarının manevi tazminat yoluyla giderilmesi bakımından “işyerinde psikolojik taciz”; idari yargı yerleri tarafından kabul edilegelen “ağır hizmet kusuru” koşulunun özgü ve özellikli bir nedeni olarak kabul edilmelidir.” tespitlerine yer verilmiştir.
22. Danıştay
“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda aynı kurum içinde geçici görevlendirme konusu düzenlenmemiş olmakla birlikte, bir kamu kurumunun mevzuatla belirlenmiş olan görev alanı içinde yer alan “geçici” nitelikteki bir hizmeti ya da, değişen ve gelişen sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sonucu olarak ortaya çıkan, henüz örgütsel altyapısı oluşturulmamış ve bir kadro ile ilgilendirilmemiş olan “yeni bir kamu hizmetini” yürütmek amacı ile durumu uygun olan kamu görevlilerinin, “kadroları ile hukuki bağlarını sürdürmek ve belli bir süre ile sınırlı olmak üzere” atamaya yetkili amir tarafından geçici olarak görevlendirilmeleri olanaklıdır. Bu işlemin kurulmasında, yukarıda nitelendirilen kamu hizmetlerinin yürütülmesi amaç edinilmeli: kamu yararı ile bağdaşmayan, örneğin kamu görevlisini görevinden fiilen uzaklaştırmak veya onu cezalandırmak gibi hizmet gereklerine ters düşen bir sonuç amaçlanmamalıdır.” tespitlerine yer verildiği görülmektedir.
23. Kamu görevlilerinin maruz kaldıkları psikolojik taciz, genellikle kurum veya kuruluş içindeki
“hiyerarşi ilişkisinden” kaynaklanmaktadır. Diğer bir deyişle, psikolojik taciz genellikle hiyerarşi gücünden kaynaklanan bazı yetkilere sahip hiyerarşik amir tarafından gerçekleştirilmektedir. Hiyerarşik amir, astlarının memuriyet durumlarına ilişkin bazı işlemleri (örneğin atama-yükseltme işlemleri yapabilme, disiplin cezası verme, hizmet yerini değiştirme gibi) yapma, asta emir verme, astın işlemlerini denetleme yetkilerine sahiptir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 10 uncu maddesinde amirin
̈ ̈ ̈ ̈ ̆ ̈ maiyetindeki memurlara eşit davranma yukumlulugu düzenlenmektedir. Bu nedenle, amir konumunda
/
bulunan kişilerin, astlarına eşit davranmaları ve hiçbir ayrımcılık yapmamaları gerekmektedir. Psikolojik
̈ ̈ ̆ taciz, çalışanın aşağılanması, kuç umsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlıgının zedelenmesi, kötü
̈ muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkabileceği gibi, çalışanın örtülü bir şekilde cezalandırılması seklinde de ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, geçici görevlendirme veya naklen atama gibi işlemlerin, hizmetin gerekleri ve kamu yararı gözetilmeden, sadece memuru cezalandırma ya da uzaklaştırma amacı ile yapılması, psikolojik taciz kapsamında değerlendirilmektedir. (Mine KASAPOĞLU
TURHAN, Kamu Görevlileri Bakımından İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Korunma Yolları, TBB
Dergisi, Y. 2013, S. 105, s. 89-128).
kararında bir devlet hastanesinde başhemşire olarak görev yapan davacı hakkında altı ayrı disiplin soruşturması açılması ve bu soruşturmalar sonucu dört tane disiplin cezası verilmesi, ayrıca bu kişinin geçici görevlendirme ile başka bir hastaneye görevlendirilmesi nedeniyle, kişilik haklarının ve manevi bütünlüğünün zarara uğratıldığı sonucuna varılmak suretiyle, cezalandırma amaçlı geçici görevlendirme işleminin mobbing kapsamında sayıldığı görülmektedir.
24. Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu İşyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) ve Çözüm Önerileri Komisyon Raporunda (2011: 59) da; sicil, geçici görevlendirme (görev yeri değişikliği), mesleğin (unvanın) gerektirdiği görevleri vermeme, atama (atamama), özlük haklarının yerine getirilmemesi, disiplin soruşturması açılması gibi idari işlemlerle mobbingin vücut bulabileceği belirtilmektedir.
25. Bu kapsamda Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; yargı içtihatlarında geçici görevlendirme işlemlerinin kamu görevlisini görevinden uzaklaştırmak veya cezalandırmak gibi hizmet gereklerine aykırı amaç gütmemesi gerektiğinin ifade edildiği, mobbingin unsurları ve kapsamı göz önünde bulundurulduğunda idare hukukunda geçici görevlendirme yoluyla mobbingin ortaya çıkabileceğinin belirtildiği, başvuranın yaklaşık 4 aylık süre ile 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı
Yozgat ilinde geçici görevlendirmesinin yapıldığı, geçici görevlendirme işlemlerinin gerekçesi olarak hizmet ihtiyacı olarak gösterildiği ifade edilse de Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idare ile başvuran arasında 2021 yılı Nisan ayında disiplin soruşturmaları ve disiplin cezaları ile ihtilaflar yaşanmaya başlandığı, tarafından
Genel Müdürlük makamına gönderilen e-postalarda başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezalarında indirime gidilmemesi isteğinde bulunulduğu ve sorunlu personel olarak lanse edildiği, 18/08/2021 tarihinde gönderilen e-postada ise “kendisini 3 ay geçici görevlendirme ile Yozgat Şubemize göndereyim, akıllanmaz ise tayin döneminde başka bir Bölgeye gönderelim.” ifadelerine yer verilmesi ve akabinde 20/08/2021 tarihinde başvuranın Yozgat iline geçici görevlendirmesinin yapıldığı hususları anlaşıldığından, başvuran hakkında tesis edilen geçici görevlendirme işlemlerinin hizmet ihtiyacından ziyade hizmet gereklerine aykırı olarak yapıldığı ve mobbing kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
26. Yukarıda anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, doktrin, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte göz önünde bulundurularak
Kurumumuzca yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuru hakkının herkes tarafından kullanılan anayasal bir hak olduğu ve hakkın kullanılmasında memur veya üçüncü kişi ayrımı yapılmadığı, Anayasal güvence ile korunan hakkın yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümler doğrultusunda sınırlanamayacağı değerlendirildiğinden başvuran hakkında “uyarma” disiplin cezası tesis edilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, başvuran hakkında tesis edilen geçici görevlendirme işlemlerinin de mobbing kavramının
“sistemlilik, süreklilik, kasıtlı yapılması, kişiyi yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma
amacında olması, unsurlarını taşır nitelikte olduğu ve bu yönüyle başvuru konusu olayda mobbing olgusunun oluştuğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; İdarenin “karara karşı başvuru yolları gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
28. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Kayseri İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuran hakkında tesis edilen 08/11/2021 tarihli “Uyarma” disiplin cezasının geri alınması konusunda
DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Başvuran hakkında uygulanan ve mobbing unsurlarını taşıyan tutum, davranış ve işlemlerde hatalı davranıldığının kabulü ile bundan sonraki süreçte mobbing olarak algılanacak uygulamalara fırsat vermemesi için gerekli tedbirlerin alınması yönünde TARIM ve ORMAN BAKANLIĞINA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, DEVLET
SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ve TARIM ve ORMAN BAKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve gereği için DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE ve TARIM ve
ORMAN BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi