ÖZET: Dikili Belediyesi’ne yönelik yapılan başvuru, Çandarlı Mahallesi’ndeki yapılaşma iddialarını kapsamaktadır. Başvuran, 2019’dan itibaren bölgenin Sanayi Bölgesi ilan edilmesiyle birlikte yoğun bir betonlaşma sürecinin başladığını, bu durumun doğa katliamına yol açtığını ve ağaçların kesilerek inşaatların yapıldığını öne sürmüştür. Başvuru, imar izinleriyle ilgili şüphelerin araştırılması, doğanın korunması ve çarpık yapılaşmanın denetlenmesi taleplerini içermektedir.

Dikili Belediyesi, başvuruya verdiği yanıtta, 1994 yılında onaylanan 1/1000 ölçekli imar planı çerçevesinde hareket ettiklerini belirtmiştir. İdare, mevcut imar planı doğrultusunda herhangi bir yeni yapılaşma alanı oluşturulmadığını, kesilen ağaçların yerine çalı gruplarının bulunduğunu ifade etmiştir. Ayrıca, başvurunun somut veriler içermediği ve imar planına aykırı bir durumun tespit edilemediği vurgulanmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda başvurunun reddine karar vermiştir. İdarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu, başvuranın iddialarının ise yeterli delil sunmadığı sonucuna varılmıştır. Başvuranın, idari işlemlere karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/9044-S.22.13915

BAŞVURU NO : 2022/1212

KARAR TARİHİ : 19/07/2022

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : DİKİLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Dikili İlçesi Çandarlı Mahallesindeki alanların yapılaşmasına yönelik iddialar hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 23/01/2022

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Kurumumuza gizlilik kaydıyla yapılan 14/10/2021 tarihindeki ilk başvurusunda şikayetçi özetle

“İzmir Dikili ilçesi, mahallesinde, özellikle sitesinin yanındaki yüksek eğimli tepelik arazide; imar izinlerinin kamu yararı gözetilerek uygunluğunun soruşturulmasını, imar izinleri hakkındaki şaibelerin soruşturularak netleştirilmesini, bölgedeki doğa katliamının durdurulmasını, çarpık yapılaşmanın denetlenmesi, katledilen ağaçlık bölgelerin ıslah edilmesi ve eski doğal yapısına kavuşturulmasını, durumun tekrarlamaması için gerekli takibat ve önlemlerin alınmasını” talep etmiştir.

1.1) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Başvuru ve usulü” başlıklı 17’nci maddesinin

dördüncü fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumuna başvuruda bulunulabilmesi için, 06/01/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda öngörülen idari başvuru yolları ile özel kanunlarda yer alan

zorunlu idari başvuru yollarının tüketilmesinin gerekli olduğu ve idari başvuru yolları tüketilmeden yapılan başvuruların ilgili idareye gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir.

1.1.1) Bu kapsamda 14/10/2021 tarihinde yapılan başvuru hakkında 13/12/2021 tarihinde Dikili Belediye

Başkanlığına Gönderme Kararı verilmiştir.

1.1.2) İdare tarafından Gönderme Kararına yönelik olarak 31/12/2021 tarihinde verilen cevapta ise “İzmir

ili Dikili İlçesi Çandarlı Mahallesine yönelik olarak 1994 yılında İller Bankası tarafından hazırlanarak

Çandarlı Belediyesince onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı yapılmıştır. Çandarlı mahallesinin çok büyük bir kısmı bu 1994 yılında onaylanan imar planı doğrultusunda, yeni uygulama ve inşaat faaliyetlerinde bulunmaktadır. Kuzey Ege sanayi bölgesi ilan edilmesi ile doğru orantılı olarak

Belediyemizce herhangi bir imar çalışması yapılmamış olup, bu doğrultuda yeni yapılaşma alanı

/

yaratılması söz konusu değildir. İlgili dilekçede bahsedilen Pirireis sitesinin yanındaki yapılaşmada yine

1994 yılında İller Bankası tarafından hazırlanarak, Çandarlı Belediyesince onaylanan mevcut onaylı

1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı doğrultusunda gerçekleşmektedir. Ayrıca belediyemizce ağaçların korunmasına yönelik olarak, inşaata başlanılmadan imar durum belgesi aşamasında Ağaç Rölevesi talep edilmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.

2) tarihinde Kurumumuza gizlilik kaydıyla yapılan başvurusunda ise şikâyetçi özetle;

Dikili ilçesi Mahallesinde 2019 yılından itibaren söz konusu alanın Sanayi Bölgesi ilan edilmesine dayanarak imara açıldığı ve belediyenin de desteği ile yoğun bir betonlaşmanın başladığını,

30 yıldır ikametinin bulunduğu Pirireis sitesinin yanında bulunan yüksek eğimli tepede de ağaçların

sökülerek üçer katlı binaların inşa edildiğini, inşaat sonucunda tüm ağaçların sökülerek yerine 2500 konutun geleceğinin ifade edildiğini, bu çarpık yapılaşma ile bölgenin kirlilik seviyesinin artacağı, bölgedeki ağaçlık alanda yaşayan birçok canlının telef olacağını, bölgenin iklim yapısının ve hava sirkülasyonun bozulacağını iddia ve ifade ederek; imar izinleri hakkındaki şaibelerin soruşturularak netleştirilmesini, bölgedeki doğa katliamının durdurulmasını, çarpık yapılaşmanın denetlenmesini, katledilen ağaçlık bölgelerin ıslah edilmesini ve eski doğal yapısına kavuşturulmasını, durumun tekrarlamaması için gerekli takibat ve önlemlerin alınmasını talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

3) Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu

hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18 inci maddesi hükmü uyarınca Dikili Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuş olup adı geçen idarenin 11/05/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle;

3.1) Şikayet sahibi ve bahse konu şikayetin tam olarak hangi taşınmazları kapsadığının aktarılması

durumunda çözüme ilişkin tüm hassasiyetin Belediyeleri tarafından dikkate alınacağı, şikayete konu bölgenin geniş çaplı olduğunu, parsel parsel değerlendirilmesinin ve hangi taşınmazlara ilişkin şikayet olduğunun net olarak aktarılmasının dostane çözümde önem arz ettiği, ancak şikayet konusu taşınmazın yakınında bulunan eğimli arazilerde taraflarınca uygulanan adımlar ve imar planı süreçlerine yönelik gerekli açıklamaların sağlandığı, yanında bulunan bölgenin imar planı süreçlerinin, 1994 yılında İller Bankası tarafından hazırlanarak ve yine aynı yıl içerisinde

Belediyesince onaylanarak kabul edilen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı doğrultusunda yürütülmekte olduğunu, bahse konu bölgede herhangi bir imar planı çalışmasının yapılmadığını, bu doğrultuda yeni yapılaşma alanı oluşturulmadığı, 1994 yılında İller Bankası tarafından hazırlanarak, Belediyesince onaylanan mevcut onaylı 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı doğrultusunda gerçekleştiği ifade edilen yapılaşmaların son zamanlarda hızlı şekilde arttığının iddia edildiğini, Pandemi döneminden sonra yazlık ve müstakil parsellerin bulunduğu mahallesine rağbetin arttığı, kesilen ruhsat sayılarının yıllara istinaden karşılaştırılması yapıldığında görüldüğü, 1994 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama İmar Planı doğrultusunda yürütülen işlemler olması sebebiyle ve imar planının kazanılmış hak olduğu düşünüldüğünde bölgedeki uygulamaların bu plan doğrultusunda yürütüleceğinin aşikar olduğu, Belediyece altyapı dengesi de göz önünde bulundurularak bölgenin kontrollü şekilde yapılaşmalarına özen gösterildiği, 1994 yılında planlanan yapılaşmalarına özen gösterildiği, 1994 yılında planlanan saha dışında herhangi yeni gelişme alanı oluşturulmadığı, Şikayete yönelik alanda inşaat ruhsatlarına aykırı faaliyet tespit edilmediği, oturma

ruhsatlarına ilişkin süreçlerin devam ettiği, bahse konu bölgedeki iş ve işlemlerin kurum görüşlerinin de alınarak İller Bankası tarafından hazırlanan ve Belediyesince onaylanan imar planı hükümleri doğrultusunda yürütüldüğü, Şikayete yönelik alanda İnşaat ruhsatlarına aykırı faaliyet taraflarınca tespit edilmediği, oturma ruhsatlarına ilişkin sürecin devam ettiği, bahse konu bölgede İş ve İşlemler kurum görüşlerinin de alınarak İller Bankası tarafından hazırlanan ve ı Belediyesince onaylanan İmar planı plan hükümleri doğrultuşunda yürütüldüğü, Şikayet konusu bölgede Belediyeye iletilen herhangi başka bir şikayet dilekçesi veya başvuru kaydına ulaşılamadığı, Şikayet konusu bölgede İmar durum belgesi sürecinde bazı taşınmazlarda İmar planı ve uydu görüntüsü üzerinden yapılan değerlendirmelerde çalı grupları tespit edildiği ve İmar durum belgesinde zeminde ağaç olup olmadığının tespitinin yapılabilmesi amacıyla ağaç rölevesi istendiği, İmar durum belgesi sürecinde talep edilen ağaç rölevesine istinaden mimari proje ön onay aşamasında talep sahipleri tarafından Belediyeye ağaç röleve krokileri hazırlanarak iletildiği, Şikayet konusu talepler hakkında yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4) 18/10/1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…

Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.

… ” ,

4.2) “Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması” başlıklı 56 ncı maddesinde; “Herkes, sağlıklı ve dengeli

bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi”

başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

6) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

7) 5393 sayılı Belediye Kanunun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14 ncü maddesinin

birinci fıkrasında; “Belediye, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafi ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul

binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikah, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.”

8) 03/05/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunun “Amaç” başlıklı 1 nci maddesinde; “Bu Kanun,

yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.”

8.1) “Genel esas” başlıklı 3 ncü maddesinde; “Herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına,

bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirilerek başvurunun reddi yönünde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran 1 numaralı paragrafta açıklandığı üzere gizlilik kaydıyla yaptığı başvurusunda özetle,

Dikili ilçesi Mahallesinde 2019 yılından itibaren söz konusu alanın Sanayi Bölgesi ilan edilmesine dayanarak imara açıldığı, 30 yıldır ikametinin bulunduğu sitesinin yanında bulunan yüksek eğimli tepede de ağaçların sökülerek üçer katlı binaların inşa edildiğini iddia ve ifade ederek; imar izinleri hakkındaki şaibelerin soruşturularak netleştirilmesini, bölgedeki doğa katliamının durdurulmasını, çarpık yapılaşmanın denetlenmesini, katledilen ağaçlık bölgelerin ıslah edilmesini ve eski doğal yapısına kavuşturulmasını, durumun tekrarlamaması için gerekli takibat ve önlemlerin alınmasını talep etmektedir.

11) Kurumumuzca bilgi belge talep edilen Dikili Belediye Başkanlığınca ise özetle; Mahallesi,

Sitesinin yanında bulunan bölgenin imar planı süreçlerinin, 1994 yılında İller Bankası tarafından hazırlanarak ve yine aynı yıl içerisinde Belediyesince onaylanarak kabul edilen 1/1000 ölçekli

Uygulama İmar Planı doğrultusunda yürütülmekte olduğu, bahse konu bölgede herhangi bir imar planı çalışması yapılmadığı ve yeni yapılaşma alanı oluşturulmadığı, 1994 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama

İmar Planı doğrultusunda yürütülen işlemler olması sebebiyle ve imar planının kazanılmış hak olduğu düşünüldüğünde bölgedeki uygulamaların bu plan doğrultusunda yürütüleceğinin aşikar olduğu, Belediyece altyapı dengesi de göz önünde bulundurularak bölgenin kontrollü şekilde yapılaşmalarına özen gösterildiği, 1994 yılında planlanan yapılaşmalarına özen gösterildiği, 1994 yılında planlanan saha dışında herhangi yeni gelişme alanı oluşturulmadığı ifade edilmiştir. İdare cevabi dilekçe ekinde ada iki nolu parsel de Ağaç Röleve Krokisi, ada iki nolu parsel ağaç Röleve krokisi, ada bir nolu parsel Ağaç Röleve Krokisi, ada bir nolu parsel Ağaç Röleve Krokisi, ada bir nolu parsel Ağaç

Röleve Krokisi ada bir nolu parsel Ağaç Röleve Krokisi, ada bir nolu parsel Ağaç Röleve

Krokisi, ada bir nolu parsel Ağaç Röleve Krokisi, ada bir nolu parsel Ağaç Röleve Krokisi sunmuştur. İlgi krokilerde idarece belirtilen parsellerin çalılık alan olduğunu, ağaç kesilmediği beyan edilmiştir. Başvuru hakkında bilgi almak üzere idare ile yapılan görüşmede, özellikle zeytin ağaçlarının bulunduğu alanlarda görüş istendiği ancak başvuranın şikayet ettiği alanda bu şekilde bir durumun olmadığı ifade edilmiştir.

12) Başvuran gizlilik kaydıyla yaptığı tarihli başvurusunda ada parsel numarası vermeden ve

ek sunmadan, özetle Dikili ilçesi Mahallesinin imara açıldığını, ağaçların kesildiğini ve 3 katlı neredeyse bitişik nizam betorname bina yapıldığını, bölgenin doğal dokusunun gözetilmediğini ifade etmiştir. 14/10/2021 tarihli başvurusunda ise fotoğraflara yer vermiştir.

13) Anayasanın 56 ncı maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu,

İmar Kanunun 3 ve 4 ncü maddelerinde; İmar Kanunun yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Belediye Kanunun 14 ncü maddesinde de

Belediyenin, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; çevre ve çevre sağlığı, ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapacağı veya yaptıracağı belirtilmiştir.

14) İnsan Hakları Eylem Planı’nda ifade edildiği üzere, toplumsal refah hakkının bir diğer görünümü de

sağlıklı ve yaşanabilir çevre hakkıdır. Yoğun kentleşmenin ortaya çıkardığı iklim ve çevre tahribatını en aza indirebilmek adına Türkiye, uluslararası sözleşmelere taraf olmakla kalmamış, birtakım yasal düzenlemeleri hayata geçirmiştir. Yine bu kapsamda, 2004 yılında BM İklim Değişikliği Çerçeve

Sözleşmesi ve 2009 yılında Kyoto Protokolü imzalanmıştır.

15) Bu gelişmeler karşısında İnsan Hakları Eylem Planında Sağlıklı ve Yaşanabilir Çevrenin Korunması

amaçlanarak şu faaliyetler öngörülmüştür: “Sağlıklı ve yaşanabilir çevre ile ormanların korunmasına yönelik kamuoyunda farkındalık artırmak amacıyla iletişim kampanyaları düzenlemek” ve “Kişi başına düşen yeşil alan miktarı artırılacak, yeşil alanlar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler için güvenli ve erişilebilir hale getirilecektir.”

16) Bilindiği üzere sağlıklı kentleşmenin önündeki en önemli sorun plansız ve aşırı hızlı kentleşme

olgusudur. Kentsel gelişmenin yönlendirilmesini sağlayan imar planları ise kentsel gelişme ile ilgili tespit ve kıstasları belirlemektedir. Bu bağlamda kamu yararının gerçekleştirilmesi, plan bölgesinde yaşayanların sağlığı ve çevrenin korunması ile düzenli bir kentleşmenin sağlanması amacıyla imar planları hazırlanarak uygulanmaktadır. Dolayısıyla imar planlarının hazırlanması ve uygulanması sürecinin kentsel büyümenin öncesinde düzenlenmesi önemlidir. Çağdaş bir kentin oluşturulması ve yaşatılması için varlığı zorunlu olan ve aşırı yapılaşmanın etkisinden korunması gereken, kentin bütününe hizmet verecek, kent estetiği ve kentleşme kalitesini yükseltici sağlıklı bir çevre meydana getirmek amacıyla park, çocuk bahçeleri, oyun alanları, günü birlik kullanım alanları, piknik ve rekreasyon alanlarının oluşumu bu yolla sağlanabilmektedir. (Danıştay 6. Dairesi, 17/06/1997

17) Diğer taraftan imar planı insan, toplum, çevre münasebetlerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum

hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağı koruma-kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amacıyla hazırlanmakla birlikte koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve zamanda yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebilmektedir. (Danıştay 6. Daire, 25.10.1988, , )

17.1) Yargı makamlarınca hukuka aykırılıkları saptanarak iptal edilen imar planlarının yürürlükte

olduğu süre içerisinde bu planlara uygun olarak verilmiş olan inşaat ruhsatlarının (ve bu ruhsatları dayalı olarak yapılmış olan yapıların) kazanılmış hak doğurup doğurmadığına yönelik Danıştay

tarafından “imar planlarının idarece kaldırılması veya değiştirilmesi durumunda bu planların yürürlükte oldukları süre içerisinde ve bu planlara dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemlerin kişiler bakımından sübjektif nitelikte kazanılmış hak doğuracağının tabii” olduğu “İmar planının yargı yerince iptal edilmesi durumunda kazanılmış hakkın varlığını, iki ayrı hukuki duruma göre irdelenmesi gerektiği” belirtilmiştir. (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 12/11/2014, , )

17.2) Benzer şekilde başka bir davada “Büyükşehir belediye başkanlığınca tadilen onaylanan 15/3/1996

günlü, 1/1000 ölçekli planın dava konusu edilmediği anlaşıldığından, anılan plan değişikliğinin hukuken geçerli olup olmadığı hususunun bu davada incelenmesi mümkün olmadığı, bu durumda, yürürlükte olan 1/1000 ölçekli plana uygun olarak verilen inşaat ruhsatında hukuka aykırılık bulunmadığı” ifade edilmiştir.(Danıştay 6. Dairesi, 04.10.2006, )

18) Belediyelerin mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması hususundaki asli vazifeleri, birbirinden

ayrıksı, çok çeşitli alanlarda faaliyetlerde bulunmalarını ve bireysel işlemler kadar düzenleyici işlemler de tesis etmelerini gerektirmektedir. Bu durumun bir görünümü de belediyelerin imar mevzuatı kapsamındaki görev, yetki ve sorumluluklarıdır. Bu kapsamda, yapı ruhsatı, yapı kullanma izni, yıkım gibi bireysel etki doğuran işlemler tesis edebilen belediyelerin, imar planları, parselasyon plan ve uygulamalarında olduğu şekilde düzenleyici işlemler yapabilmeleri, hatta bireysel nitelikte olmakla birlikte çok sayıda kişiyi ilgilendiren kentsel dönüşüm projelerini hayata geçirmeleri mümkündür. Belli bir ihtisas sahası olan belediyelerin imar faaliyetlerinin, bu denli çeşitli oluşu ve farklı yönlerinin bulunması dikkate alındığında, şikayet konusunun bir belediyenin bu alandaki bireysel-düzenleyici tüm işlem-eylemlerini içerir şekilde genel surette belirtilmesi ve nihai olarak bunların “denetlenmesi”nin talep edilmesi, ilgili belediye nezdinde genel bir “teftiş” yapılması ihtiyacını gündeme getirmektedir. Söz konusu denetim uygulamasının bilgi belge üzerinde inceleme yapan bir mekanizma aracılığıyla değil, doğrudan konunun uzmanı konumundaki müesseseler marifetiyle gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Burada da belediyelerin imar faaliyetleri bakımından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile mahalli idareler üzerindeki genel idari vesayet yetkisinin gereği olarak İçişleri Bakanlığı öncelikli surette vazifelidir.

Elbetteki başvuru özelinde, ilgili Belediyenin Mahallesi’ndeki imar uygulamalarının genelinden ayrıştırılabilecek ve imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın varlığı halinde Belediyenin işlem yapmasını gerektirebilecek belirlenebilir şikayetlerin Kurumumuz tarafından denetlenebileceği hususu izahtan varestedir.

19) Somut olaydaki uyuşmazlıkta idarece bahse konu bölgede imar planı çalışması yapılmadığı ve yeni

yapılaşma alanı oluşturulmadığı, imar iş ve işlemlerinin 1994 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama İmar

Planı doğrultusunda yürütüldüğü belirtilmektedir. Dosya kapsamında başvuran tarafından yapılaşmanın arttığı ifade edilmekle birlikte imar planlarına aykırı yapılan bir yapıya yönelik somut bir veri sunulamadığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan yargı kararlarında, yürürlükte olan 1/1000 ölçekli plana uygun olarak verilen inşaat ruhsatlarında hukuka aykırılık bulunmayacağı ifade edilmektedir.

20) Sonuç olarak Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; gizlilik kaydıyla yapılan başvuru

dosyası içinde somut bir bilgi bulunmadığı, imar planının 1994 yılında İller Bankası tarafından hazırlandığı, Belediyesi tarafından onaylanarak kabul edilen 1/1000 ölçekli Uygulama

İmar Planı olduğu, başka bir imar planının yapılmadığı, bu noktada somut olarak imar planlarına aykırı yapılaşma yapıldığına yönelik bir verinin tespit edilemediği anlaşıldığından idarenin işlemlerinde hukuka aykırılık tespiti yapılamamıştır.

/

20.1) Bununla birlikte yeni bir imar planı yapılmadığından başvuru konusu işlem bakımından yukarıdaki

tespit yapılmakla birlikte, İdarece imar mevzuatından kaynaklı işlem ve eylemlerin icrası sırasında, sadece

3194 sayılı Kanun ve alt mevzuatı dikkate alınmayıp özellikle çevre, kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi

değerlerin imar faaliyetlerinden etkilenme ihtimali olması halinde, Anayasa, 2872 sayılı Çevre Kanunu,

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu başta olmak üzere ilgili yasal düzenlemelerin

gerektirdiği şartlara azami düzeyde riayet edilmesi ile buradaki temel ilke ve esasların doğurduğu anlayışın gözetilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde makul sürede karar verme’ ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci

fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili idarenin işlem ve eylemlerine karşı İzmir İdare

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN

REDDİNE,

Kararın BAŞVURAN ile DİKİLİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/