ÖZET: Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerin, disiplin suçu sayılan eylemlerin öğrenilmesi durumunda, soruşturma başlatması ve bu süreçte olayın somut delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın eşiyle birlikte İl Müdürlüğüne gitmesi ve eşinin saygısız davranışlarına göz yumması, disiplin cezasının gerekçesi olarak gösterilmiştir. Ancak, disiplin cezasının verilmesi için gerekli olan tarafsız ve objektif bir soruşturmanın yapılmadığı, başvuranın savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiştir. Bu durum, disiplin cezasının hukuka uygun olmadığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezasının geri alınması yönünde tavsiyede bulunulmuştur.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/52267-S.20.57214

BAŞVURU NO : 2019/22480

KARAR TARİHİ : 18/06/2020

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres

BAŞVURUYA KONU İDARE : AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Disiplin cezasının geri alınması talebi hakkında.

BAŞVURU TARİHİ : 19/12/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, daha öncesinde Kurumumuza yaptığı başvurular sonrasında, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü tarafından, eşi ile aralarında geçen olay kapsamında, eşini yönlendirdiği gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığını, bu soruşturma neticesinde tarafına kınama cezası verildiğini belirterek, hukuka aykırı bir şekilde verilen disiplin cezasının kaldırılmasını ve anılan idarenin uyarılması hususunda gereğinin yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 10/02/2020 tarih ve E. sayılı cevabi yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuranın Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünde görev yapmakta iken, tayin talebi ile ilgili olarak eşi gerek İl Müdürlüğünü telefon ile arayarak gerekse

İl Müdürlüğüne gelerek idarecilere yönelik saygısız ve tehditkar söz ve davranışlarda bulunması, adı geçen personelin eşinin bu davranışlarına dayanak oluşturacak şekilde hal ve hareketler sergilemesinin (yönlendirme) söz konusu olması nedeniyle hakkında idari soruşturma başlatıldığı ve yapılan soruşturma neticesinde 657 sayılı Devlet Memurları

Kanununun 125 inci maddesinin (B) fıkrasının (c) bendince kınama cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen bu ceza ile ilgili olarak İl İdare Kuruluna itirazda bulunduğu, ancak talebinin İl İdare Kurulunca oybirliğince reddedildiği, 2.2. Başvuran hakkında yapılan disiplin soruşturmasına konu olaya hiçbir şekilde dahil olmadığının doğru olmadığı; eşinin İl Müdürlüğünü gerek telefonla aradığında gerekse İl

Müdürlüğüne gelerek İl Müdürüne saygısız ve tehditkar davranışlar sergilediğinde bizzat eşinin yanında bulunduğunu ve hiçbir şekilde eşine müdahale etmediği, dolayısıyla işyeri ile ilgili bir hususun kendisinin müdahalesi olmadan eşi vasıtasıyla bu radde getirilmesinin de asla mümkün olmadığı; yapılan işlemin muhakkik marifetince yerine getirildiği ve hukuka aykırılığın söz konusu olmadığı; Karara itirazın İl İdare Kurulunca da zaten oy bildiğince reddedildiği, 2.3. Başvuru konusuna ilişkin olarak 04/09/2019 tarihli soruşturma raporunda; başvuranın eşi 13/06/2019 tarihinde İl Müdürlüğünde görevli

Şube Müdürü İl Müdürü ve İl Müdür

Yardımcısı (esinin tayin talebi ile ilgili) ulaşmak amacı ile telefonla araması ve bu doğrultuda alınan ifadelerden anlaşıldığı kadarı ile görüşme içeriğinin saygısız bir üslup ile yapıldığı, tüm görüşmelerin gergin geçtiği, başvuranın, eşinin 13/06/2019 tarihinde telefonla yapmış olduğu görüşmelerde İl Müdürü Personelden Sorumlu

İl Müdür Yardımcısı ve Çocuk Evleri Sitesi Müdürü hedef alan saygısız ve tehditkâr konuşmaları ifade tutanağında belirttiği üzere bildiği halde, ertesi gün bu görüşmeleri yapan eşiyle birlikte tayin talebi ile ilgili Aile, Çalışma ve

Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne gittiği, her ne kadar kendisi belirtilen, ifade edilen davranış ve söylemleri yapmamış olsa da eşinin İl Müdürlüğü koridorlarında tüm personelin gözü önünde İl Müdürüne karşı saygısızca ve tehditkâr konuşmalarda bulunmasına engel olmadığı, hatta göz yumduğu gerekçesiyle başvuranın, “görev sırasında amirine hal ve hareketi ile saygısız davranma” eylemine uyan 657 Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin (B)

fıkrasının (c) bendi uyarınca kınama cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı, 2.4. Şikayet konusu talebe ilişkin olarak yapılan suç duyurusu ile ilgili olarak şikayet sahibi İl

Müdürü ile başvuranın eşi arasında uzlaşmaya varıldığı, bu nedenle şikayet sahibi veya diğer ilgililer tarafından yargı organlarında açılmış/sonuçlanmış bir dava bulunmadığı, açıklamalarına yer verilmiş olup, söz konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak

Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” 4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun

Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 5.1. “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:…

B – Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: …

c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, …

Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir…” 5.2. “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “ Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde

Valiler tarafından verilir.” 5.3. “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” 5.4. “Karar süresi” başlıklı 128 inci maddesinde; “ Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar…’’ 5.5. “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesinde; “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.

Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.” 5.6. “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.” hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuran hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezasının geri alınması yönünde Tavsiye Kararı verilmesi gerektiği yönündeki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. Başvuran, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü tarafından, eşi ile aralarında geçen olay kapsamında, eşini yönlendirdiği gerekçesiyle hakkında soruşturma açıldığını, bu soruşturma neticesinde tarafına kınama cezası verildiğini belirterek, hukuka aykırı bir şekilde verilen disiplin cezasının kaldırılmasını talep etmektedir.

8. Sosyal Hizmet Müdürlüğünde Öğretmen olarak görev yapan başvuranın eşi 13/06/2019 tarihinde İl Müdürlüğü santralini, özel kalemi ve Şube Müdürü telefonla arayarak, Kurum personeli olan başvuranın tayin talebi ile ilgili taleplerini saygısız ve tehditkâr bir üslupla iletmesi; daha sonra ertesi gün başvuranın eşi ile birlikte İl Müdürlüğü binasına gelerek, eşini kışkırtma ve yönlendirme sureti ile İl Müdürü tehdit ve hakaret içeren söz, hal ve hareketlerde bulunması iddiaları hakkında yürütülen soruşturma neticesinde söz konusu disiplin cezasının verildiği anlaşılmıştır.

9. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle disiplin cezalarının sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip olduğu; bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurulların mevzuatla belirlendiği, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkelerinin oluşturulduğu bilinmektedir.

10. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin suçlarının tespiti ve ortaya çıkarılması için yapılması gereken soruşturmanın yöntemine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte; yargı kararlarında da belirtildiği üzere soruşturmanın, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ve tarafsız bir şekilde, suç konusu olayı incelemek, lehte ve aleyhte tüm delil ve bilgileri toplamak, konuyla ilgili bilgisi bulunan bütün kişilerin ifadelerini ve kişinin savunmasını almak suretiyle yapılması gerekmektedir.

11. Disiplin cezası vermeye yetkili mercilerce, disiplin suçu sayılacak eylemlerin işlenildiğinin öğrenilmesi hâlinde, bu kişiler hakkında soruşturma emri verilerek, soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlatılacak soruşturmada olayın şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir.

12. İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar.

İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu noktalarında da büyük öneme sahiptir.

13. Disiplin cezası niteliği gereği öteki idari işlemlerden farklı olduğundan; disiplin cezaları, disiplin cezasını vermeye yetkili organlar, bu organların oluşumu, çalışma usulü, karar oluşturması, bu kararlara itiraz ve bütün bu sürecin her aşaması için öngörülen süre koşulları ile disiplin cezası işlemi sıkı şekil şartına bağlı olarak uygulanabilmektedir.

14. Başvuruya konu disiplin soruşturmasında; 13/06/2019-14/06/2019 tarihlerinde gerçekleşen fiiller nedeniyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünce 19/06/2019 tarihinde soruşturma onayının verildiği, buna göre İl Müdürü imzalı 19/06/2019 tarihli Olur ile Kuruluş Müdür Vekilinin muhakkik olarak görevlendirildiği; 04/09/2019 tarihinde muhakkik tarafından soruşturma raporunun sunulduğu, 16/09/2019 tarihinde başvuranın son savunmasının talep edildiği, 20/09/2019 tarihinde ilgilinin savunmasını yazılı olarak verdiği; sonrasında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl

Müdürlüğünün 10/10/2019 tarihli ve yine İl Müdürü imzalı ceza bildirimi yazısı ile başvurana disiplin cezasının tecziye edildiği ve ilgiliye 11/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği; ilgilinin 16/10/2019 tarihinde Mersin Valiliği İl Disiplin Kuruluna itirazda bulunduğu ve 13/11/2019 tarihinde itirazı reddedilerek disiplin cezasının kesinleştiği anlaşılmıştır.

15. Başvuruya konu soruşturma raporunda; başvuranın eşinin 13/06/2019 tarihinde İl

Müdürlüğünü arayarak eşinin tayin talebi ile ilgili görüştüğü, alınan ifadelerden anlaşıldığı kadarıyla görüşme içeriğinin saygısız bir üslup ile yapıldığı ve tüm görüşmelerin gergin geçtiği, bu görüşmelerde İl Müdürünü, Personelden Sorumlu İl Müdür Yardımcısını ve Çocuk

Evleri Sitesi Müdürünü hedef alan saygısız ve tehditkâr ifadeleri bildiği halde başvuranın ertesi gün bu görüşmeleri yapan eşi ile birlikte Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne gittiği, her ne kadar kendisi belirtilen, ifade edilen davranış ve söylemleri yapmamış olsa da eşinin İl Müdürlüğü koridorlarında tüm personelin gözü önünde İl Müdürüne karşı saygısız ve tehditkâr konuşmalarda bulunmasına engel olmadığı, hatta göz yumduğu iddialarının sübut bulduğu belirtilmiştir.

16. Söz konu soruşturma raporunda; başvuranın ifadesinde öncelikle eşinin kendisinin durumuna üzüldüğü için bir vatandaş olarak İl Müdürü ile görüşmek istediğini, sonradan da İl

Müdürlüğünü aramaya karar verdiğini, ararken kendisine sormadığını, eşinin üslubunu tasvip etmediğini ancak bunu üzüntü nedeniyle yaptığını belirtmiş olmakla birlikte; bu durumun eşinin üzüntülü ve tepkili olarak İl Müdürlüğü binasına gelmesi ve akabinde İl Müdürü ile çalışanlar önünde tartışmaya girmesiyle sonuçlandığı, dolayısıyla 14/06/2019 tarihinde yaşanılan olay ile ilgili, eşinin hassasiyetine ve gerginliğine rağmen, İl Müdürlüğüne eşi ile birlikte gelmesi, olayın bahsedilen şekilde neticelenmesine engel olabileceği halde engel olmadığı hatta göz yumduğu ve eşini yönlendirdiği gerekçesiyle başvuranın, “görev sırasında amirine hal ve hareketi ile saygısız davranma” eylemine uyan 657 Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin (B) fıkrasının (c) bendi uyarınca kınama cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Başvuran ifadesinde ve savunmasında, 14/06/2019 tarihinde İl Müdürlüğüne eşiyle gelerek

İl Müdürü ile görüştüklerini, İl Müdürü kaba bir tavırla konuştuğunu, ayrıca geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde ayağının sakatlanmış olması sebebiyle (sağlık kurulu raporu bulunmaktadır) yer değişikliği talebini görüşmek üzere eşinin desteği ile İl

Müdürlüğüne gittiklerini belirtmektedir. Yine bu kapsamda, 14/06/2019 tarihinde meydana gelen olayla ilgili tanıkların ifadelerinde, başvuranın herhangi bir müdahalesinin veya söyleminin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.

18. 657 sayılı DMK’nın 125 inci maddesinde, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemede, başvurana uygulanan disiplin cezasına ilişkin yazı ve başvuranın itirazına yönelik İl Disiplin Kurulu tarafından verilen kararda, İdarece bir alt ceza ile ilgili bir değerlendirmeye yer verilmediği, her ne kadar cezanın bir alt dereceden verilmesi konusunda idareye takdir yetkisi tanınmışsa da, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 22/02/2007 tarihli ve E.

/ K. / sayılı kararında belirtildiği gibi, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulların öncelikle; ilgililerin geçmiş hizmetleri ile sicil durumlarına göre bir alt ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapmaları ve bu değerlendirmenin sonucuna göre ceza vermeleri gerektiği, dolayısıyla bu durumun göz ardı edilmesi suretiyle tesis edilen işlemin hukuka uygun olmayacağı değerlendirilmiştir.

19. Diğer yandan, Danıştay 12. Dairesinin 2008/857 Esas, 2011/1319 Kararında; Disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarının sağlıklı ve objektif olması, disiplin amirleri ve disiplin kurulları üyelerinin olayı tarafsız değerlendirmesiyle mümkün olduğundan, hakkında soruşturma yürütülen kişilerle arasında husumet bulunan, kamu görevlisinin disiplin suçu sayılan eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumda bulunan, soruşturmada taraf pozisyonunda olan ve soruşturmayı yürüten kişilerin, disiplin amiri sıfatıyla ya da disiplin kurulu üyesi olarak tesis edilecek disiplin cezası işlemine katılamayacaklarını kabul etmiştir.(Benzer yönde kararlar için Bkz:12. Daire 2008/782 Esas, 2011/1425 Karar, 8. Daire 2011/7200 Esas 2011/6665 Karar) Kurumumuza ilgili İdare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerden; başvuruya konu soruşturma kapsamında muhakkik görevlendirilmesi işlemini imzalayan ve disiplin amiri sıfatıyla disiplin cezası veren İl Müdürü disiplin cezasına sebep olan olayda bizzat taraf olduğu, başvuranla anılan İl Müdürü arasında husumet olduğu, bu anlamda soruşturmada taraf pozisyonunda olan disiplin amirinin, verilen bu cezada tarafsız ve objektif davranmasının mümkün görünmediği, söz konusu disiplin cezasının objektif ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmesini olumsuz yönde etkileyeceği, bu durumun da hukuki güvenlik ilkesine gölge düşüreceği kanaatine varılmıştır.

20. Ayrıca Danıştay 8. Dairesinin 06/06/1991 tarihli ve E:1990/4297, K:1991/1099 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bilinmeyene karşı iddia ve savunmada bulunulmasının güçlüğü ve hatta imkânsızlığı nedeniyle, hakkında soruşturma yapılana idarenin işlemini gerekli kılan suçlama konularının açıkça bildirilerek savunma alınmasının idari işlemlere güveni ve hukuka uygunluk yönünden isabet oranını artıracağı; hakkında soruşturma yapılan memura isnat edilen fiil ve hallerin açıkça belirtilmek suretiyle savunmasının istenmesi ve ilgiliye isnat edilen eylem ve cezai karşılığı yazılı olarak açıkça bildirilmek suretiyle ilgilinin savunmasının alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, son savunmanın istendiği İdarenin 16/09/2019 tarihli yazısında, başvurana isnat edilen fiillere yer verilmiş olmakla birlikte, başvuran hakkında düzenlenmiş olan soruşturma raporunun başvurana tebliğ edilmediği, dolayısıyla kişinin savunma hakkının kısıtlandığı değerlendirilmektedir.

21. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, yargı kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuran hakkında yürütülen soruşturma sonucunda verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; başvurunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Mersin

İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuran hakkında tesis edilen disiplin cezasının geri alınması yönünde, Aile, Çalışma ve

Sosyal Hizmetler Bakanlığına TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Aile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi