|
ÖZET: Başvuran, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli mühendis olarak, 06/09/2019 tarihinde temizlik yaparken rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış ve sonrasında 06/11/2019 tarihinde aylıktan kesme disiplin cezası almıştır. Başvuran, bu cezanın iptalini talep ederken, idarenin disiplin cezasını verirken tarafsızlık ilkesine uymadığını ve cezanın orantısız olduğunu öne sürmüştür. Yapılan incelemelerde, başvuranın iş kazası geçirip geçirmediği ve disiplin cezasının verilme sürecinde yaşanan olayların yargıya intikal ettiği belirtilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varmış ve bu cezanın iptal edilmesi yönünde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, disiplin amirinin tarafsız davranmadığı ve cezanın başvuranın fiiline göre orantısız olduğu gerekçeleriyle desteklenmiştir. Sonuç olarak, başvuranın hak arama özgürlüğü kapsamında yaptığı başvurunun usulsüz bir disiplin soruşturmasına konu edilemeyeceği ifade edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/6242-S.20.9882
BAŞVURU NO : 2019/18524
KARAR TARİHİ : 17/04/2020
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI
Başvuranın kendisine verilen aylıktan kesme disiplin
BAŞVURUNUN KONUSU :
cezasının iptali hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22/10/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran başvuru dilekçesinde özetle; Millî Savunma Bakanlığı Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı Çanakkale Boğaz Komutanlığına bağlı Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm
Komutanlığında teknik hizmetler sınıfında inşaat yüksek mühendisi olarak görev yaptığını, 06/09/2019 tarihinde 3.sicil amiri Alb. tarafından “çalışma odasının temizliğini yapması, temizlik sonrası 1.sicil amirine kontrol ettirmesi, odayı iyi temizlemediğinin tespiti halinde ise tarafına idari işlem tesis edileceğine” yönelik verilen yazılı emrin tarafına tebliğ edildiğini, kadro görev tanımında olmamasına rağmen temizlik işinin yazılı emir ile tarafına bildirilmesi sebebiyle verilen görevi yerine getirmesi sırasında iş kazası geçirdiğini, idare tarafından çağrılan 112 ambulans ile ÇOMÜ Hastanesine götürülerek tedavi altına alındığını, konu hakkında hastanede iş kazası raporu düzenlendiğini, olaya ilişkin eşi iş kazası hakkında 1.sicil amirini arayarak bilgilendirdiğini, aynı gece işyerinde bir kez daha 1.sicil amirini iş kazası ile ilgili bilgilendirdiğini, ardından kendisinden olaya ilişkin epikriz raporu istendiğini, yaşanan olaydan idarenin haberi olmamasının söz konusu olmadığını, hastanedeki tedavisinin ardından polis merkezinde 3.sicil amirinin kadro görev tanımında olmayan temizlik işini yazılı emir ile zorla yaptırması sebebiyle geçirdiği iş kazasından ötürü şikayetçi olduğunu, ayrıca 06/09/2019 tarihinde geçirdiği iş kazasının çalıştığı işyeri tarafından SGK’ya bildirilmediğini fark etmesi neticesinde yazılı müracaatta bulunduğunu, 1.sicil amiri tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığının tarafına söylendiğini, yaşanan olayın iş kazası olmadığı ve başvuranın yalan beyanda bulunduğunu iddia ederek ispatına yönelik olarak şikayetçi olduğu 3.sicil amiri tarafından atanan heyetçe tahkikat başlatıldığını ve konu hakkında yazılı ifadesinin alındığını, ayrıca 1.sicil amirinin bir üst makam olan Çanakkale Boğaz Komutanlığının tahkikat yapacağını ve iş kazasına yönelik epikriz raporunu ÇOMÜ Hastanesine yorumlattığını şifai olarak beyan ettiğini ifade ve iddia etmektedir. Başvuran Kurumumuzdan, kendisine verilen AYLIKTAN KESME disiplin cezasının iptalini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 15/11/2019 tarih ve sayılı bilgi ve belge talebi konulu yazısına
istinaden Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen 09/12/2019 tarih ve sayılı cevabi yazıda özetle;
2.1) Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm Komutanlığının konuyla ilgili
değerlendirmelerde;
2.1.1) Maaşları Çanakkale Boğaz Komutanlığınca ödenmekte olan subay, astsubay, uzman
erbaş ve devlet memuru personelin 4/1-C (emekli sandığı) kapsamında görevli olmaları nedeniyle iş kazası ve meslek hastalığı prim kesintisi yapılmadığı, iş kazası ve meslek hastalığı halinde maaşları Çanakkale Boğaz Komutanlığınca ödenmekte olup SGK tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, bu nedenle 5510 sayılı Kanunda Devlet Memurları için iş kazası bildirim zorunluluğu bulunmadığı, diğer taraftan 5510 sayılı Kanunda yer almamakla beraber 6331 sayılı Kanunda yer alması nedeniyle devlet memuru personel için bahse konu bildirimin yapılıp/yapılmaması kapsamında herhangi bir cezai yaptırıma maruz kalmamak maksadıyla Çanakkale SGK İl Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerden olumlu/olumsuz sonuç alınamadığı, mevzuatta oluşan tereddütlerin giderilmesi kapsamında SGK Kurumuna da görüş sorulduğu, SGK Ankara Kısa Vadeli Sigortalar Daire Başkanlığı ile yapılan üst düzey görüşmelerde yukarıda belirtilen hususlar kapsamında devlet memuru personel için bildirim yapılmayacağı hususu şifahen öğrenildiği,
2.1.2) 6331 Kanunun Tanımlar bölümü madde 3-g “İş Kazası: İş yerinde veya işin yürütümü
nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen yada bedenen engelli hale getiren olay” olarak ve 5510 sayılı Kanunun İş Kazası tanımında Madde 13-e ; “…meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen engelli hale getiren olaydır.” Amir hükümleri ile tanımlandığı, Kanunların amir hükümleri kapsamında vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen hemen veya sonrasında engelli hale getiren bir vaka olmaması ve devlet memuru hakkında hastane tarafından da herhangi bir rapor düzenlenmemiş olması hususları dikkate alındığında söz konusu söz konusu olayın iş kazası olmadığının değerlendirildiği,
2.1.3) Devlet memuru ’ın iş kazası geçirdiği yönündeki iddialarının tamamen
kendi söyleminden ibaret olduğu ve gerçeği yansıtmadığı, iş kazası geçirdiğini iddia ettiği 06/09/2019 tarihinde hastaneye müracaatından sonra ilk mesai gününde (09/09/2019) iş göremezlik raporunun talep edildiği, başvuranın aynı gün hastaneye müracaat ettiğini ancak epikriz raporunu kendisine vermediklerini, resmi kanaldan talep edilmesi halinde söz konusu raporun verilebileceğini öğrendiği, bu sebeple raporu teslim edemeyeceğini dilekçe ile beyan ettiği,
2.1.4) Hastane ile Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığının yapmış olduğu
yazışmalar neticesinde, Hasta Hakları Yönetmeliği 3.bölüm 16.madde kapsamında epikriz raporunun dilekçe ile talep edilmesi halinde anılan personelin kendisine verilebileceği ancak personelin hastaneye epikriz raporunu talep eden dilekçe vermemiş olduğu, müracaat ettiği şikayetlere yönelik hastane tarafından yapılan işlemlerin yeterli olduğu ve şikayet konusu olan başını vurup bayılması kapsamında yapılan tetkikler sonucunda başında herhangi bir iç/dış kafa travması olmadığı hastane başhekimliğince tanzim edilen evraklardan öğrenildiği,
2.1.5) Başvuranın iş kazası geçirdiği iddiasıyla şikayetçi olması neticesinde Çanakkale
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11/10/2019 tarihli yazısına istinaden Çanakkale Boğaz
Komutanlığının 31/10/2019 tarihli mesajı ile idari tahkikat yapıldığı, raporun kanaat kısmı incelendiğinde söz konusu olayın meydana geliş biçimi ve müracaat edilen hastane tarafından tanzim edilen muayene evrakları, hastane iş kazası raporu ya da tutanağı tanzim edilmemiş olması, iş göremezlik raporu verilmemiş olması ve bu kapsamda hastane ile ilgili yazışmalar dikkate alındığında bahse konu olayın bir iş kazası olarak kabul edilemeyeceği ve yapılan tüm incelemeler ile alınan bilgiler sonucunda olayın iş kazası olmadığının belirtildiği, arz edilen tüm durum sonucunda iş kazası bildirimi yapılmadığı,
2.2) Çanakkale Bakım Onarım ve İstihkâm Komutanlığının konuyla ilgili ilave
değerlendirmelerinde;
2.2.1) Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından 11/10/2019 tarihli Cumhuriyet
Başsavcılığının yazısına istinaden 21/10/2019 tarihli mesaj ile yapılan idari tahkikat raporunda yer alan hususlar dikkate alındığında Devlet Memurları , E
, ve ’ in yapılan şikayete istinaden gerekli idari ve disiplin soruşturması yapılması için Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 11/10/2019 tarih ve soruşturma sayılı yazısına istinaden Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından görevlendirilen idari tahkikat heyetine bilgi vermekten imtina ederek İdari Tahkikatın yürütülmesini zorlaştırmaları nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ‘nun 125’inci madde c bendi a) alt maddesi gereğince “ kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak suçundan disiplin işlemi tesis edilmesi işleminin belirtilmesi” hususunun önem arz ettiği,
2.2.2) Bahse konu süreçte şahit olunan tüm bu disiplinsizliklere iyi niyet çerçevesinde cezai
işlem yapılmadan sözlü olarak ikaz edilmelerine rağmen devlet memuru ’ın iş kazası yaşamamış olduğu halde kurumu karalamak için her türlü yola tevessül etmesi, Komutanlığımızda çalışan diğer personele karşı huzuru bozan eylem ve söylemlerde bulunması ve iş barışından gittikçe uzaklaşması sonucunda 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu
“Suç yapılmasına göz yumanlar” başlıklı 139. Maddesi gereği disiplin işlemi yapılmak durumumda kalındığı,
2.2.3) 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamında Komutanlıkta halihazırda iş yeri
hekimi kadrosu olmakla birlikte atama yapılmadığı, 6331 sayılı Kanunun “İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri” başlıklı 6(2) maddesi ; “04/01/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale
Kanunu kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini, Sağlık
Bakanlığına ait döner sermayeli kuruluşlardan doğrudan alabileceği gibi 4734 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde de alabilir.” hükmüne amir olduğu bu kapsamda hizmet alımı yapılmasının mümkün olduğu,
2.2.4) Ancak 01/07/2017 tarihli, 30111 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 7033 sayılı Kanun
hükmünde kararname ile 6331 sayılı Kanunun 38’inci maddesinin birinci fıkrasında “Bu
Kanunun 6 ve 7 inci maddeleri; 4857 sayılı İş Kanunun mülga 81’inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/7/2017 tarihinde” hükmünde yer alan 1/7/2017 ibaresi 1/7/2020 şeklinde düzenlendiği, özetle 50’den az çalışanı olan tüm tehlike sınıflarındaki kamu kurumu işyerlerinde İSG personeli istihdam yükümlülüğünün başlangıç tarihinin 1 Temmuz 2020 olarak düzenlendiği, 50’den az çalışanı olan Komutanlığın devam eden iş yeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı hizmet alımı sözleşmesinin bu kapsamda fesh edildiği,
2.2.5) Halihazırda kanunda geçen çalışan kavramı işçi statüsündeki personel sayısı temel
alınarak hesaplanmakta olup gerek kamu kurumlarında gerek sivil işletmelerde bu sayılara istinaden iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı vb. personel istihdam yükümlülüğü getirildiği, işçi haricinde diğer statüde çalışan kamu personelinin 6331 sayılı Kanun kapsamına alınabilmesi için devam eden çalışmalar nedeniyle daha önce 1/07/2016 tarihinden 1/07/2017 tarihine ötelenmiş olan muafiyetler son olarak 1/07/2020 tarihine kadar ötelendiği, ilgili
Kanunlarda yapılacak düzenlemeler hitamında subay, astsubay, uzman erbaş, devlet memuru personelin (erbaş/erler hariç) 1/07/2020 tarihinde Kanun kapsamına alınacağının değerlendirildiği
Belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Anayasamızın;
3.1) “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma Hakkı” başlıklı 74’üncü
maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4) 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 1/11/1984 tarihli 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunu’nun,
5.1) “Kapsam” başlıklı 2’inci maddesinde; “Bu Kanun, Türk vatandaşları ve Türkiye’de
ikamet eden yabancılar tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi ile idarî makamlara yapılan dilek ve şikâyetler hakkındaki başvuruları kapsar.”,
5.2) “Dilekçe Hakkı” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Türk vatandaşları kendileriyle veya
kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, Türkiye Büyük Millet Meclisine ve yetkili makamlara yazı ile başvurma hakkına sahiptirler.”,
5.3) “Dilekçenin incelenmesi ve sonucunun bildirilmesi” başlıklı 7’inci maddesinde; “Türk
vatandaşlarının ve Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileri ve kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri konusunda yetkili makamlara yaptıkları başvuruların sonucu veya yapılmakta olan işlemin safahatı hakkında dilekçe sahiplerine en geç otuz gün içinde gerekçeli olarak cevap verilir. İşlem safahatının duyurulması halinde alınan sonuç ayrıca bildirilir.”,
6) 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun,
6.1) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu
maddesinin ikinci maddesinde; “Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.”
6.2) “Müracaat, şikayet ve dava açma” başlıklı 21’inci maddesinde; “Devlet memurları
kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet ve dava açma hakkına sahiptirler.
Müracaat ve şikayetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikayet edilen amirler atlanarak yapılır.
Müracaat ve şikayetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir. Müracaat ve şikayetlerle ilgili esas ve usuller Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.”
6.3) “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124’üncü maddesinde; “Disiplin amirleri;
kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı’nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tesbit edilecek amirlerdir. Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125 inci maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir.”, 6.4)“Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125’inci maddesinde; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını
gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
C – Aylıktan kesme : Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak, b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek, c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak, d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak, e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek, f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak, ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, …
Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.
Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir…”
6.5) “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126’ıncı maddesinde;
“Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler il disiplin kurullarının kararlarına dayanan hallerde Valiler tarafından verilir.”,
6.6) “Zamanaşımı” başlıklı 127’inci maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan
fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, …
Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”,
6.7) “Karar süresi” başlıklı 128’inci maddesinde; “Disiplin amirleri uyarma, kınama ve
aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar.”,
6.8) “İtiraz” başlıklı 135’inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,
kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.”,
7) 04/04/1983 tarihli 18008 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetlerinde
Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları Ve Disiplin Amirleri Yönetmelik’in,
7.1) “Disiplin Amiri” kenar başlıklı 9 uncu maddesi: “Milli Savunma Bakanı, Bakanlık
Karargahı ve Bağlı Kurumlarla, Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıklarındaki ve
Bağlı Kurum ve Kuruluşlardaki bütün memurların disiplin amiridir.
Atama yetkisi ile birlikte bu görevde devredilir.
Karargah ve Kurumlarda en az Şube Müdürü veya eşidi seviyedeki amir, disiplin amiridir.
Müstakil birimlerde amirlik görevini asaleten veya vekâleten yürüten subaylar, astsubaylar veya Devlet memurları disiplin amiridir.
Disiplin amirlerinin sicil ve disiplin amiri durumunda bulunanlar üst disiplin amirleridir.”
7.2) “Disiplin Amirlerinin Yetkileri” kenar başlıklı 10’uncu maddesi: “Disiplin amirleri,
hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile Kanunların, Tüzüklerin ve
Yönetmeliklerin Devlet Memuru olarak emrettiği görevleri yurtiçinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uygulamasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliği ve ağırlık derecesine göre uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası vermeye, Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak verdiği yetkileri kullanmaya, Disiplin Kurulunca itirazı kabul edilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasını hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya yetkilidirler.”
7.3) “Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları” kenar başlıklı 11 inci maddesi: “Disiplin
amirleri, disiplin işlerinde kendilerine 657 sayılı Devlet memurları Kanunu ve Özel Kanunlarla verilen yetkileri hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; memurlara Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerle tanınan hakları göz önünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak ile yükümlüdürler.
Bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirleri ayrıca;
1) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve
memurluktan çıkarma cezalarından biriyle cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatarak; gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek,
2) Uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15
gün içinde vermek.”
7.4) “Disiplin Amiri Olmayan Üstler” kenar başlıklı 12 inci maddesi: “Disiplin amiri
olarak tespit edilmeyen üstler, memurların disipline aykırı davranışları hakkında sıralı sicil üstleri veya disiplin amirleri yoluyla başvuruda bulunurlar. Disiplin amirleri başvurular hakkında gerekli soruşturmayı yaptırıp, sonucuna göre hareket ederler.”
7.5) “Disiplin Cezaları” kenar başlıklı 13 üncü maddesi: “Devlet memurlarına 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan disiplin cezaları verilir. “
7.6) “Soruşturma Dosyasında Bulunacak Evrak” kenar başlıklı 18 inci maddesi:
“Soruşturma dosyasında aşağıdaki belgeler bulunur:
1) Olay raporu (Bu raporda hakkında disiplinsizlik cezası verilmesi istenen memurun kimliği,
disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve halin mahiyeti, olayın yeri, zamanı, cereyan tarzı varsa tanıkların adları belirtilir.)
2) Memurun savunması (Memurun alınan ifadesi veya sonradan yaptığı yazılı savunmasıdır.)
Memur verilen süre içinde savunmasını yapmamışsa bu husus savunma yerine kaim olmak üzere dosyada belirtilir.
3) Varsa tanıkların ifadesi.
4) Memurun görevli olduğu birlik komutanı veya kurum amirinin kanaat raporu.
5) Memurun şimdiye kadar işlediği disiplin suçları ve verilen cezaların özeti (Özete tarihleri
belirtilerek işlediği disiplin suçunun mahiyeti, verilen ceza ve cezayı veren makam, olay tarihi sırasına göre yazılır.)
6) Memurun sendika üyesi olup olmadığına dair bilgi ve belgeler.”
7.7) “Soruşturma Dosyasına Yapılacak İşlem” kenar başlıklı 19’uncu maddesi: “Personel
Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlıklarına gelen soruşturma dosyaları incelenir.
Noksanları varsa tamamlattırılır. Dosya atamaya yetkili amire arz edilir. Amir inceleme sonunda kişinin uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarından biri ile cezalandırılmasına karar verirse, verilen ceza ilgiliye tebliğ ve yerine getirilmek üzere birlik veya kurumuna bildirilir.
Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil veya haller kademe ilerlemesinin durdurulmasını gerektiriyorsa soruşturma dosyası yetkili disiplin kurulunun, Devlet Memurluğundan çıkarma cezasını gerektiriyorsa, soruşturma dosyası Yüksek Disiplin Kurulunun raportörüne gönderilir.
Kurullar, konuyu görüşüp karar verince, kararla birlikte dosya gereği yapılmak üzere ilgili olduğu Personel Genel Müdürlüğüne veya Personel Başkanlığına gönderilir.”
7.8) “Zamanaşımı” kenar başlıklı 26’inci maddesi: “Bu yönetmelikte sayılan fiil ve halleri
işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren:
1) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay
içinde disiplin soruşturmasına, …Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”;
7.9) “İtiraz” kenar başlıklı 29’uncu maddesi: “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,
kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.”
7.10) “İtiraz Süresi ve Yapılabilecek İşlem” kenar başlıklı 30’uncu maddesi: “Disiplin
amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin, kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar. Disiplin kuruluna yapılan itirazın kabulü halinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.” düzenlemelerine yer verilmiştir
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Başvuranın,
06/11/2019 tarih ve 365 sayılı yazı ile “Uyarılara uymamak, verilen emri yerine getirmemek, yalanda beyanda bulunmak (Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak)” gerekçesine istinaden verilen aylıktan kesme disiplin cezasının geri alınması hususunda İdare’ye Tavsiye Kararı verilmesi yönündeki öneri
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Bir numaralı paragrafta yer verildiği üzere başvuran tarafından, yukarıda ifade edilen
gerekçelerle hukuka aykırı olduğu iddia edilen 06/11/2019 tarihli aylıktan kesme cezasının iptalini talep edilmektedir.
10) Başvuran hakkında 06/11/2019 tarihinde verilen AYLIKTAN KESME Disiplin
Cezasına ilişkin konunun incelenmesi neticesinde:
10.1) Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığı’nın 16/10/2019 tarihli üçüncü sicil amiri
Dz. Alb. imzalı soruşturmacı atama emri yazısında, 06/09/2019 tarihinde
Karargah binası proje odasının oda/mahal kullanıcı tarafından Komutan emrine istinaden fiziki temizlikleri yapıldığı esnada başvuranın 18.23’de rahatsızlığı sebebiyle 112 Acil Servis
Ambulansı çağrılarak 18.39’da Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Hastanesine sevk edildiği, refakatçi olarak devlet memuru kendi aracı ile gittiği, Hastaneden istenen epikriz raporlarının incelendiği ve idari soruşturma yapılması gerektiği, bu kapsamda bahse konu memurlar hakkında idari soruşturma yapılması için Mot.Asb,Bçvş.
(1998-21129), Tek.Asb.Kd.Bçvş. (1992-22210) ve İk.Asb.Bçvş.
’nın (2001-21724) soruşturmacı olarak atandığı,
10.2) Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığı’nın Disiplin Soruşturması heyeti
tarafından yapılan inceleme sonucunda 23/10/2019 tarihli Disiplin Soruşturma Raporunun düzenlendiği, söz konusu raporda özetle; 06/09/2019 tarihinde proje ofisinde komutan emrine istinaden fiziki temizlik yapıldığı esnada devlet memuru ’ın rahatsızlanması ve sonucunda Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Hastanesinden verilen epikriz raporlarının incelenmesi sonucunda idari soruşturma başlatıldığı, 06/09/2019 tarihinde proje ofisinin temizliği esnasında verilen beyanlarda odadaki çamaşır suyu kokusunun aşırı düzeyde olmadığı normal düzeyde olduğu, odanın kapısının açık olduğu, tam hatırlayamamakla birlikte birkaç pencerenin açık olduğu, yerleri silme faaliyetinin ayakta (yere eğilmeden) yaklaşık 1-1.5 2 metrelik bir mesafede yapması, odanın 44 m büyüklüğünde olması da dikkate alındığında oda havalandırmasının yeterli düzeyde olduğu, temizlik esnasında devlet memuru
’ın devlet memuru ’ın fenalaşmasının evvelinde kendisinin odanın temizliği için yanına gittiğini, hanım kendisine “tamam biz yapıyoruz bundan sonrasını biz hallederiz dediği”, ’a birinci sicil amiri tarafından temizliği sonlandırması söylendiği, kendisinin beyanında bu söylemi doğruladığı, Müh.Atğm. beyanı ile de uyuştuğu, ayrıca beyanında da birinci sicil amirinin kendisine “ durumu iyi gözükmüyor, bir bakar mısınız” dediğini söylemesine rağmen ’ın temziliğe devam etmesi hususları dikkate alındığında, başvuranın tüm uyarıları/yardımları dikkate almadığından dolayı olayın vukua bulmasına katkı sağladığı, birinci sicil amiri temizlik yapılan mahalle kimyasal madde götürüldüğünü görmesine rağmen sadece sözlü uyarıda bulunduğu, temizlik yapan personele ilgili yönergenin tebliğ edildiği buna rağmen yönergenin onuncu bölümü dikkate alındığında kimyasal maddenin mahalle dökülmesine rağmen ısrarla temizliğe devam ettikleri, kimyasal maddelerin bulunduğu mahallin kontrol/kilit altında bulundurulmayarak herkes tarafından ulaşıldığı değerlendirmelerinde bulunulduğu,
10.3) Ayrıca Çanakkale Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nın 11/11/2019 tarihli İdari Tahkikat
Raporunda; başvuranın 06/09/2019 tarihinde saat 17.30 sularında, odalarının temizliği için kullandıkları çamaşır suyunun yerlere ve üzerlerine dökülmesine müteakip rahatsızlandığı ve
ÇOMÜ Hastanesine kaldırıldığı, hastanedeki tedavinin ardından Anafartalar Polis Merkezine giderek iş kazası ihbarında bulunduğu ve Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanı
Dz.Alb. hakkında şikayetçi olduğu, bu şikayete istinaden Çanakkale Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından idari ve disiplin soruşturması yapılarak kusur durumunun tespit edilmesinin 11/10/2019 tarihli yazı ile istendiği, bu kapsamda Çanakkale Boğaz Komutanlığı tarafından 21/10/2019 tarihli mesaj yazısı ile idari tahkikat heyetinin görevlendirildiği, İdari tahkikat raporunun sonuç kısmında; başvuran ve 3 devlet memurunun idari tahkikat heyetine bilgi vermekten imtina ederek idari tahkikatın yürütülmesini zorlaştırmaları nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125’inci maddesi c bendi a) alt maddesi gereğince
“Kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak” suçundan disiplin işlemi tesis edilmesini, daha önce yaşanan olaylar ve halihazırda adli süreci devam eden olayın birlik içi huzuru, çalışma ortamını, astlık üstlük ilişkilerini, iş barışını etkileyeceği ve sonuçları daha vahim müteakip olaylara yol açabileceği göz önüne alındığında Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarında Görevli Devlet Memurlarının Yer
Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 1.bölüm 10’uncu maddesi
“Haklarında yapılan adli veya idari bir soruşturma sonucuna göre o yerde kalmalarında sakınca görülenlerin, hizmet bölgelerindeki ve/veya hizmet alanlarındaki zorunlu çalışma sürelerine bakılmaksızın, hizmetin gereği olarak yer değiştirme suretiyle atamaları yapılabilir. Bu şekilde atanan memurun ayrıldığı hizmet bölgesindeki eksik hizmetleri aynı hizmet bölgesi içinde başka bir hizmet alanında tamamlattırılır. Memurun görev yaptığı hizmet bölgesinde ihtiyaç bulunmaması halinde diğer hizmet bölgelerine de ataması yapılabilir. Bu şekilde ataması yapılan memurun ayrıldığı hizmet bölgesindeki eksik hizmetleri daha sonra tamamlattırılır. Bu fıkra uyarınca başka bir hizmet bölgesi veya hizmet alanına atanan memurlar, ayrıldığı hizmet alanına atanamaz.” hükmü gereği hizmet yerlerinin değiştirilmesi maksadıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığına teklifte bulunmasının uygun olacağının kıymetlendirildiği,
10.4) Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığının 06/11/2019 tarihli (üçüncü sicil
amiri Dz.Alb. imzalı yazısı ile) başvuranın savunmasına ve disiplin soruşturmasındaki bahsedilen hususlara istinaden “Uyarılara uymamak, verilen emri yerine getirmemek, yalan beyanda bulunmak (Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak) ” fiilinden dolayı AYLIKTAN KESME disiplin cezası verilmesine karar verildiği, 06/11/2019 tarihinde tebliğ edilen söz konusu
Aylıktan Kesme cezasına karşı başvuran tarafından itiraz edilmediği ve kesinleştiği,
10.5) Başvuran tarafından inceleme/soruşturma safhasında verilen 04/11/2019 tarihli savunma
yazısında, proje odasında temizlik faaliyeti öncesinde çamaşır suyu kullanmaya yönelik hazırlık yapmadığı, çamaşır suyu bidonunun Komutanlıkta herkesin ulaşabileceği bir yerde olması, temizlik faaliyetinde herkes tarafından kullanılması, kurumda kullanıma yönelik bir yasağın olmaması ve 3.sicil amiri tarafından verilen daimi emir yazısı ile temizlik yapılmadan mesaiyi terk etmemesi, temizlik sonrası odasını 1.sicil amirine kontrol ettirmesi ve tespit halinde ise idari işlem tahsis edileceğinin bildirilmesi, 1.sicil amirine 3.sicil amirinin “temizlemezlerse emre itaatsizlikte işlem yap” emri vermesi gibi nedenlerle temizliği iyi yapma çabası neticesinde çamaşır suyu kullandığı, 1.sicil amiri tarafından çamaşır suyu kullanmaması yönünde uyarılmadığı tam aksine devlet memuru çamaşır suyu bidonunu getirdiğinde “ellerim koptu, çok ağırmış, zor getirdim” demesi üzerine 1.sicil amirinin “abla bize söyleseydin biz getirirdik” dediği, odanın süpürülmesi esnasında (çamaşır suyu kullanmadan önce) 3.sicil amirinin üzerine iki kez yürümesi/ kötü muamelesi nedeniyle ve yazılı emir ile temizlik yapmaya zorlanmış olmasından kaynaklı gerginliği, 1.sicil amirinin
“abla iyi görünmüyorsunuz, isterseniz siz bırakın ,diğer arkadaşlar yapıyor zaten” demesine rağmen başvuranın “Komutan yazılı emir verdi, koridorda bunlar temizlik yapmazlarsa eğer emre itaatsizlikten işlem yapın dediğini duyduğu için temizlik yapmaya devam edeceğini” söylediği, bunun üzerine 1.sicil amirinin bir şey demediği ve temizliğe devam ettiği, 1.sicil amirinin ifadesinin bir emir olmadığı, olsaydı bile Kanun gereği 3.sicil amirinin 1.sicil amirinin de amiri olması nedeniyle verdiği emrin 3.sicil amirinin verdiği emrin üstünde olmadığı, fenalaşarak sevk edildiği hastanede doktorun olayın nerede ve nasıl olduğunu sorduğu, işyerinde olduğunu söylediği, doktor tedavisini uyguladıktan sonra taburcu olurken hastane polisini görmesini istediği, iş kazası raporu tutulmasının hekim yetkisi dahilinde bir konu olduğu, dışardan müdahale ile yapılması/yaptırılmasının söz konusu olmadığı, temizlik esnasında bayıldığı için hastanedeki doktorlar tarafından kafasını çarpıp çarpmadığının sorulduğu, başvuranın kafasını çarptığını söylediği ve travma olasılığına karşı filminin çekildiği, olayın üzerinden iki ay geçmesine rağmen savcılığın 3.sicil amiri hakkında soruşturma başlatmak için Çanakkale Boğaz Komutanlığından izin istediği zaman diliminde yine Komutanlık emrindeki personele idari soruşturma başlatıldığı, 11 yıldan bu yana hiçbir disiplin cezası almadığı ve 5 adet takdir belgesi ile mükafatlandırılan bir memur olarak 3.sicil amiri hakkında görevi kötüye kullanmasına yönelik 13/09/2019 tarihinde Cumhuriyet
Savcılığına suç duyurusuna müteakip son bir ay içinde 2 uyarma, bir kınama ve bir aylıktan kesme cezasına, verilen kanunsuz emre ve mobbinge yönelik yasal süreçlerin başlatıldığı, geçirdiği iş kazasının 3 gün içerisinde bildirim zorunluluğu olmasına rağmen aradan geçen iki ay içerisinde SGK’ya bildirim yapılmadığı ve bu konuda yasal sürecin başlatıldığı ifade edildiği, Anlaşılmış olup, Kurumumuza müracaat edilerek, anılan aylıktan kesme cezasının kaldırılması talep edilmektedir.
11) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde;
11.1) Anayasamızın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde, “Herkes, meşru vasıta
ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”; “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesine 4709 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle eklenen ikinci fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” kuralı yer almış; 40. maddenin 2. fıkrasının gerekçesinde, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkân sağlanmasının amaçlandığı, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk hâline geldiği belirtilmiş; “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74.
maddesinde ise “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve
Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmaların sonucu, gecikmeksizin dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir…Bu maddede sayılan hakların kullanılma biçimi, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluşu, görevi, çalışması, inceleme sonucunda yapacağı işlemler ile Kamu Başdenetçisi ve kamu denetçilerinin nitelikleri, seçimi ve özlük haklarına ilişkin usul ve esaslar kanunla düzenlenir.” kuralına yer verilmiştir. Bu kapsamda Kamu Denetçiliği Kurumunun en önemli misyonu, vatandaşların idareden kaynaklanan mağduriyetlerini gidermek için vatandaşla devlet arasında bir köprü oluşturarak dostane yolla çözümüne katkı sunmayı sağlamaktır. Bunu da Kanun ve yönetmelik ile kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde gerçekleştirmektedir.
11.2) Danıştay 12. Dairesinin Esas, no’lu Kararında; Disiplin kurulları
tarafından verilen disiplin cezalarının sağlıklı ve objektif olması, disiplin amirleri ve disiplin kurulları üyelerinin olayı tarafsız değerlendirmesiyle mümkün olduğundan, hakkında soruşturma yürütülen kişilerle arasında husumet bulunan, kamu görevlisinin disiplin suçu sayılan eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumunda bulunan, soruşturmada taraf pozisyonunda olan ve soruşturmayı yürüten kişilerin, disiplin amiri sıfatıyla ya da disiplin kurulu üyesi olarak tesis edilecek disiplin cezası işlemine katılamayacaklarını kabul etmiştir.(Benzer yönde kararlar için Bkz:12. Daire 2008/782 Esas, 2011/1425 Karar, 8. Daire 2011/7200 Esas 2011/6665 Karar)
11.3) Başvuranın yukarıda belirtilen ifadelerinden ve Kurumumuza ilgili idare tarafından
gönderilen bilgi ve belgelerden; başvuranın, disiplin amiri sıfatıyla disiplin cezası veren Birlik
Komutanı Deniz Albay ile doğrudan bir ihtilafı olduğu, Çanakkale Bakım Onarım
Komutanının bulunduğu birlikteki tüm askeri personelin en kıdemlisi/en üst askeri hiyerarşik amiri olması ve idari soruşturma başlatıldığının görülmesi sebebiyle, başvuran ile Birlik
Komutanı arasında yaşanan olaylar (Birlik Komutanı hakkında şikayet dilekçesi verilmesi, Cumhuriyet Savcısına şikayet başvurusu yapılması ve konunun yargı organlarına intikal etmesi) göz önünde bulundurulduğunda, verilen bu cezada disiplin amirinin tarafsız ve objektif davranmasının mümkün görünmediği, dolayısıyla söz konusu disiplin cezasının objektif ve tarafsız değerlendirmeyi olumsuz yönde etkileyeceği, bu durumun da hukuki güvenlik ilkesine gölge düşüreceği kanaatine varılmıştır.
11.4) Bunun yanı sıra, Devlet memurlarına uygulanacak disiplin işlemlerine istinaden Kuzey
Deniz Saha Komutanlığı’nın 15/05/2019 tarihli yazısına istinaden “disiplin suçunun işlendiğini öğrenen disiplin amiri derhal disiplin soruşturması başlatmakla yükümlüdür. Disiplin amiri tarafından kişi hakkında soruşturma yapılmaksızın sadece savunma alınarak ceza verilmez hükmünün bulunduğu, disiplin işlemin yapılış esaslarını belirten söz konusu yazıda “disiplin amirinin disipline aykırı fiilin mağduru ve/veya tarafı olması halinde durum tutanakla tespit edilerek bir üst disiplin amiri tarafından başlatılması ve soruşturmacının da bir üst disiplin amiri tarafından başlatılması ve soruşturmacının da bir üst disiplin amiri tarafından atanmasının gerekli olduğu, belirtilen bu hususlara ilişkin disiplin amirinin taraf olması nedeniyle Üst Disiplin Amirince görevlendirilecek Disiplin Soruşturma heyetince konunun soruşturulmasının talep edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
11.5) Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli ve ,
sayılı kararında; disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesinin de hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu, eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil dengenin, ölçülülük ilkesi olarak da adlandırıldığı ve bu ilkenin alt ilkelerinin de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinden oluştuğundan bahisle elverişlilik ilkesinin, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, zorunluluk ilkesinin öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve orantılılık ilkesinin ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade ettiği açıklanmaktadır.
11.6) Danıştay 8. Dairesinin 11/02/1997 tarihli ve sayılı kararına
göre de, bir memur hakkında takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması ilkesi disiplin hukukunun temel ilkelerindendir. Bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Yine Danıştay 8.
Dairesinin aynı yönde 12/10/1998 tarihli ve , sayılı kararı bulunmaktadır.
11.7) Somut olayımızda, Çanakkale Bakım Onarım İstihkam Komutanlığında mühendis
kadrosunda görev yapan başvuranın 06/09/2019 tarihinde 3.sicil amirinin yazılı daimi emrine istinaden çalışma odasını temizlerken kullandığı çamaşır suyunun yerlere ve üzerine dökülmesine müteakip rahatsızlandığı ve ÇOMÜ Hastanesine kaldırıldığı, bunun sonucunda olayın iş yerinde gerçekleşmesi nedeniyle başvuran tarafından iş kazası olarak hastaneye bildirildiği ve devamında 13/09/2019 tarihinde 3.sicil amiri hakkında Cumhuriyet Savcısına iş kazası ve iş yerinde mobbinge maruz kaldığı iddiasıyla şikayet başvurusunda bulunduğu, konunun yargıya ve yargı organlarına intikal etmesi üzerine başvuran hakkında 16/10/2019 tarihinde 3.sicil amiri tarafından idari soruşturma başlatılması için soruşturmacı atandığı ve yine 3.sicil amiri tarafından 06/11/2019 tarihinde “Uyarılara uymamak, verilen emri yerine getirmemek, yalan beyanda bulunmak (Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak)” gerekçesiyle aylıktan kesme disiplin cezası verildiği tespit edilmiştir. Başvuranın iş kazası geçirip geçirmediği hususu ile başvuran ve 3.sicil amirinin mobbing iddialarına ilişkin incelemenin konunun yargı organlarına intikal etmesi nedeniyle 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun
“Başvuru ve usulü” başlıklı 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan
“yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlıklara ilişkin başvuruların incelenemeyeceği” hükmü uyarınca Kurumumuzca incelenmesine imkan bulunmadığı, ancak yukarıda yer verilen gerekçelerde ifade edildiği üzere başvuranın Anayasanın “hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ıncı maddesi kapsamında yaptığı başvurunun usulsüz müracaat kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilemeyeceği, diğer taraftan başvuran ile arasında husumet bulunan sicil amiri tarafından disiplin soruşturmasının yürütülmesi ve disiplin cezasının verilmesinde tarafsız olarak hareket edildiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca takdir edilen disiplin cezasının başvuranın fiiline göre orantısız nitelikte olması nedeniyle ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği hususlarından hareketle tesis edilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
12) Yukarıda yapılan açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili
açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Başvuran hakkında verilen 06/11/2019 tarihli 365 sayılı aylıktan kesme disiplin cezası ile tecziye işleminin kaldırılması talebinin kabulü ve idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
13) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “Kararların gerekçeli olması” ve “Kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun hareket ettiği görülmüştür.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
14) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Çanakkale İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜ’ ne; Başvurana; 06/11/2019 tarihli ve 365 sayılı yazı ile “Uyarılara uymamak, verilen emri yerine getirmemek, yalanda beyanda bulunmak (Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak)” gerekçesine istinaden verilen aylıktan kesme disiplin cezasının geri alınması yönünde, DENİZ KUVVETLERİ
KOMUTANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANLIĞINA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İdare tarafından bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi