|
ÖZET: Başvuru, İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Bergama Akif Ersezgin Anadolu Lisesi’nde Coğrafya Öğretmeni olarak görev yapan bir kişinin, disiplin cezası ve görev yeri değişikliği işlemlerinin iptali talebine ilişkindir. Başvuran, hakkında başlatılan soruşturma sonucunda kınama cezası almış ve Kınık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne atanmıştır. Ancak, Danıştay kararlarına atıfta bulunarak, aynı fiillerden dolayı iki ayrı ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır. Ayrıca, bu atamanın Bergama’daki okullara il içi yer değiştirme işlemlerini engellediğini belirtmektedir.
İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü, başvuranın atama ve disiplin işlemlerinin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda gerçekleştirildiğini ifade etmiştir. Başvuranın, disiplin cezasına itirazı, İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu tarafından reddedilmiş ve ceza kesinleşmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan inceleme sonucunda, başvuranın taleplerinin hukuka uygun bulunmadığına karar vermiştir. Sonuç olarak, başvuranın disiplin cezası ve görev yeri değişikliği işlemlerinin hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddine ve kararın ilgili taraflara tebliğine hükmetmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/8624-S.24.13453
BAŞVURU NO : 2024/6250
KARAR TARİHİ : 15.08.2024
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : İZMİR İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ
Görev yeri değişikliği işleminin iptali ile hakkında uygulanan disiplin
BAŞVURUNUN KONUSU :
cezası işleminin kaldırılması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 15.05.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, Bergama Akif Ersezgin Anadolu Lisesinde Coğrafya Öğretmeni olarak görev yapmakta iken,
İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hakkında başlatılan soruşturma sonucunda; disiplin yönünden kınama cezası, idari yönden ise görev yeri değişikliği uygulandığını, Bunun üzerine 15.04.2024 tarihinde İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğünce kendisinin farklı bir ilçede bulunan Kınık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne atamasının yapıldığını, oysa Danıştay 2. Dairesinin 2009/3951E, 6310 sayılı Kararında da belirtildiği gibi disiplin cezası verilmesinin yanında aynı fiillerden dolayı ikinci bir ceza olarak yer değiştirme işlemi uygulanmasının hukuka aykırı olacağını, Diğer yandan, farklı bir ilçe olan Kınık’a atanmasından dolayı Bergama İlçesinde bulunan okullara il içi yer değiştirme işlemi de yapamadığını, 06.05.2024 tarihinde yapmış olduğu, Milli Eğitim Bakanlığına
Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atamasına ilişkin başvurusunun atama kılavuzunda belirtilmemesine rağmen Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 50/2 maddesinin gerekçe gösterilerek reddedildiğini, hâlbuki müfettiş teklifinde olduğu gibi Bergama
Yerleşmesi içerisinde başka bir okula atamasının yapılması durumunda Bergama’da Proje okullarından biri olan ve aynı zamanda tek tercihi olan Bergama Yusuf Kemalettin Perin Fen Lisesi’ne hizmet puanı gereği atanabileceğini belirterek, Hukuka aykırı olarak yapılan görev yeri değişikliği işlemi ile hakkında uygulanan disiplin cezası işleminin kaldırılması ve Bergama Yusuf Kemalettin Perin Fen Lisesi’ne atamasının yapılması talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Bilgi-belge isteme yazımıza istinaden gönderilen İzmir Valiliği İl Millî Eğitim Müdürlüğünün
cevabi yazısında özetle; Bergama ilçesi Arif Ersezgin Anadolu Lisesinde görev yapmakta iken hizmetin gereği Kınık İlçesi Kınık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine coğrafya öğretmeni olarak atanan Başvuran hakkında gerçekleştirilen disiplin ve atama işlemlerinin soruşturma sürecinin sonundaki bilgi belge ve ifadelere dayalı tespitlere dayalı olarak hukuki içtihatlar, mevzuat hükümleri, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek gerçekleştirildiği, ilgilinin söz konusu talepleri ile ilgili olarak 2577 Sayılı İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci ve 7’nci maddeleri uyarınca yetkili idare mahkemelerinde dava açma hakkının bulunduğu açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı”
başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
4) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin
birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun;
5.1) Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 11 inci maddesinde; “Devlet memurları
kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”
5.2) Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi başlıklı 76 ncı maddesinde;
“Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.”
5.3) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 maddesinde;
“Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak”,
5.4) “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126 ncı maddesinde; “Uyarma, kınama
ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; … verilir. Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.
5.5) “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve
halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama,
aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, …
başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”
5.6) “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134 üncü maddesinde; “Disiplin ve soruşturma
işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur. Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde
uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Cumhurbaşkanınca (eski halinde:
Bakanlar Kurulunca) çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
5.7) “İtiraz süresi ve yapılacak işlem” başlıklı 135 inci maddesinde; “Disiplin amirleri tarafından verilen
uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.”
6) 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 8. maddesinin (c) fıkrasında;“Yukardaki fıkralarda yazılı bütün
memurların lüzumu halinde il içinde nakil ve tahvilleri mensup olduğu il idare şube başkanlarının inhası üzerine valiler tarafından icra edilmekle beraber mensup oldukları Bakanlıklar veya genel müdürlüklere sebepleriyle bildirilir.”
7) Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Hizmetin gereği
olarak yapılabilecek yer değiştirmeler” başlıklı 50 inci . maddesinin 1 inci fıkrasında; “Haklarında yapılan adlî veya idarî soruşturma sonucunda o yerde kalmasında sakınca görülen öğretmenlerden görev yeri il içinde değiştirileceklerin atamaları, görevli oldukları yere göre sırasıyla alt hizmet alanlarındaki eğitim kurumlarına; görev yeri il dışına değiştirileceklerin atamaları ise zorunlu çalışma yükümlülükleri de dikkate alınarak alanlarında öğretmen ihtiyacı olan eğitim kurumlarından birine yapılır”
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Ret Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvuran bir numaralı paragrafta ayrıntısına yer verilen başvurusunda özetle; hakkında yürütülün
soruşturma sonucunda uygulanan görev yeri değişikliği işlemi ile birlikte disiplin cezasının iptalini talep etmektedir.
10) İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünce gönderilen belgeler incelenmiş, aşağıdaki bulgulara
ulaşılmıştır.
11) Bergama Akif Ersezgin Anadolu Lisesinde öğrenim görmekte olan . . ’nın velisi . . tarafından
Bergama Akif Ersezgin Anadolu Lisesine verilen 09.02.2024 tarihli dilekçede belirtmiş olduğu; “8 Şubat
2024 tarihinde velisi olduğu . . ile arkadaşı . . nın İngilizce zümre toplantısı nedeniyle boş olan
dersleri sırasında Beden Eğitimi Öğretmeni . ’nin yanına gittikleri, koltukta oturdukları esnada
Öğretmen . ’nin odaya geldiği ve öğrenci . . ’nın kucağına oturduğu daha sonrasında da ayağı kalkarak laubali şekilde “Ya sen mi vardın burada hahaha” şeklinde söylemde bulunduğu, öğrencinin durumdan rahatsız olduğu ve bu konu hakkında öğrencilerin okulun Rehber Öğretmeni . ‘ya gittikleri, onunda durumu . . . . ile konuşacağını belirtiği akabinde . ’nin . .A ‘yı yanına çağırarak aralarında samimiyet olduğunu düşünerek o şakayı yaptığını öğrencisinin kendisini yanlış anladığını yaptığı harekette herhangi bir yanlışlık olmadığını belirttiği, adı geçen öğretmenin öğrencisiyle yalnızken konuşmaya çalıştığı ayrıca yaşanan olayla ilgili Rehber Öğretmeni . tarafından gerekli hassasiyet gösterilmeyerek aileye bilgi verilmediği” iddiası nedeniyle İzmir Valiliği İl Mili Eğitim Müdürlüğünün 16/02/2024 tarih ve sayılı Olur’u incelme, gerekiyorsa soruşturma başlatıldığı,
12) İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü Eğitimi Müfettişlerince yapılan inceleme/soruşturma
sonucunda; Disiplin yönünden, öğrencisi . . ’i rahatsız eden, öğrencide korku ve tedirginliğe yol açan söz ve davranışlarda bulunarak hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunduğu nedeniyle başvuran hakkında 657 sayılı DMK’nın 125 C/ı maddesi uyarınca “1/30 oranında Aylıktan Kesme Cezası” ile tecziyesinin uygun olacağı; İdari yönden ise: alınan ifadelerden yaşanan olayın okul genelinde duyulduğu, konuşulduğu bu yaşanan olumsuz durumdan dolayı öğretmenin okuldu çalışmaya devam etmesi halinde görevini verimli bir şekilde ifa edemeyeceği, telafisi güç durumların oluşabileceğinin anlaşılması nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerin Atama ve
Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 50 inci maddesinin (I) fıkrası ile 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 8 inci maddesinin C fıkrası uyarınca başvuranın aynı yerleşim yeri içerisinde durumuna uygun başka bir okula atamasının yapılmasının teklif edildiği,
13) Bergama Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Akif Ersezgin Anadolu Lisesi Müdürlüğünün
29.03.2024 tarihli yazısıyla getirilen teklif doğrultusunda başvurandan savunma istendiği, başvuranın
vermiş olduğu savunmasının yeterli görülmesi. olumlu çalışmaları ve başarı belgesinin bulması gerekçesiyle anılan okul müdürlüğünün 04.04.2024 tarihli yazısıyla, disiplin amiri olan okul müdürü tarafından başvurana bir alt ceza olan “Kınama Cezası” verildiği, başvuranın, hakkında uygulanan disiplin cezasına 05.04.2024 tarihli dilekçesiyle itiraz ettiği, itirazının ise İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Disiplin
Kurulunun 08.05.2024 tarih ve sayılı kararıyla reddedilerek başvurana 16.05.2024 tarihinde kararın tebliğ edilerek disiplin cezasının kesinleştiği, diğer yandan yapılan soruşturmaya istinaden İzmir
Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 09.04.2024 tarih ve sayılı Olur’u ile Milli Eğitim
Bakanlığı Öğretmenlerin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 50 inci maddesini uyarınca başvuranın
Kınık İlçesi Kınık Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Coğrafya Öğretmenliğine atandığı görülmüştür.
14) Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin
mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir.
15) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin suçlarının tespiti ve ortaya çıkarılması için yapılması
gereken soruşturmanın yöntemine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte; yargı kararlarında da
belirtildiği üzere; soruşturma, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ve tarafsız bir şekilde, suç konusu olayı incelemek, lehte ve aleyhte tüm delil ve bilgileri toplamak, konuyla ilgili bilgisi bulunan kişilerin ifadelerini ve kişinin savunmasını almak suretiyle yapılması gerekmektedir.
16) Nitekim Danıştay 8 inci Dairesi’nin 11/02/1997 tarihli ve E: 1995/3680, K: 1997/3928 sayılı kararına
göre; “bir memur hakkında takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması ilkesi disiplin hukukunun temel ilkelerindendir. Bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.” Yine Danıştay 8 inci Dairesi’nin aynı yönde 12/10/1998 tarihli ve E: 1998/4988, K: 1998/3015 sayılı kararı bulunmaktadır.
17) Danıştay İdari Dava Daireleri’nin 07/12/2006 tarihli ve E: 2003/172, K: 2006/2053 sayılı kararında;
“… Bir idari yaptırım olan disiplin cezasının verilebilmesi için cezanın dayanağı olan fiilin hiç bir şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanması gerekmektedir. Bu belirlemeyi yapabilmek için tarafsız ve usulüne uygun olarak yapılacak olan bir soruşturma sonucunda düzenlenen disiplin soruşturma raporu bulunmalıdır. Disiplin kurulları, disiplin cezasına esas fiilin kişi tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini ancak bir soruşturma raporunu değerlendirerek tespit edebilecekler ve bu rapora dayalı olarak ceza tayinine gidebileceklerdir.” ifadesine yer vermiştir. Yine Danıştay İdari Dava
Daireleri’nin aynı yönde 29/11/2007 tarihli ve E: 2004/611, K: 2007/2412 sayılı kararı bulunmaktadır.
18) Danıştay 8 inci Dairesi 25/10/1978 tarihli ve E: 1977/3246, K: 1978/6317 sayılı kararında; “disiplin
soruşturması ile güdülen amaç; olaylarla, kanıtların, suçun işleniş koşulları, oluş biçimi, sonuçları ve ilgililerin kişisel durumları göz önünde tutularak yansız bir biçimde incelenip değerlendirilmesi ve böylece cezalandırma yönünden sağlıklı bir sonuca ulaşılmasıdır. Kuşkusuz bu amaçla yürütülen bir soruşturmanın somut birtakım verilere dayandırılması, soruşturma konusu yapılan olay sanık ve tanık durumlarının tüm ayrıntılarıyla incelenip en iyi değerlendirebilme durumunda bulunan soruşturmacı raporlarında yer alan önerilere ağırlık tanınması ve soruşturmacı tarafından önerilen disiplin cezasından daha ağır bir ceza tayin edilmesi halinde de gerekçelerin açıkça belirtilmesi gerekir.” şeklinde bir değerlendirmede bulunmuştur.
19) Danıştay 8 inci Dairesi’nin 06/06/1991 tarihli ve E: 4297, K:1099 sayılı kararında “… ilgiliye, idarenin
işlemini gerekli kılan suçlama konularını önceden açıkça bildirerek savunmasını almasının idari işlemlere güveni ve hukuka uygunluk yönünden isabet oranını artıracağı kuşkusuzdur…” denilmektedir.
20) Bu kapsamda somut olay açısından başvuru dosyasında yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde
yürütülen disiplin soruşturmasının usul ve esas açısından yapılan incelemesi neticesinde; öğrenci velisinin vermiş olduğu dilekçesinde belirtmiş olduğu disiplin soruşturmasına konu olayla ilgili olarak İdare tarafından, vakit kaybetmeksizin soruşturmaya başlanıldığı, görevlendirilen müfettişlerce tarafların konuyla ilgili iddialarına ilişkin tanıkların dinlenildiği ve ifadelerin alındığı, soruşturma raporuna eklenmesi gereken belgelerin eklenerek soruşturmanın tamamlandığı, soruşturma sonucunda getirilen teklif doğrultusunda başvuranın savunmasının usulüne uygun olarak alındığı, yine başvuranın disiplin cezasına itirazı üzerine yetkili disiplin kurulunca süresi içerisinde karar verilerek kararın tebliğ edildiği, başvuranın öğrenciye yönelik fiilinin olaya maruz kalan öğrenci ve tanık ifadeleri doğrultusunda somut olarak ortaya konularak olayın gerçekleştiğine yönelik yeterli kanaat oluştuğu anlaşıldığından başvuran hakkında uygulanan disiplin cezasına yönelik idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
21) Öte yandan, başvuranın hem yer değişikliği hem de disiplin cezasının birlikte uygulanmasının hukuka
aykırı olduğu oysa Danıştay 2. Dairesinin 2009/3951E, 6310 sayılı Kararında da belirtildiği gibi disiplin
cezası verilmesinin yanında aynı fiillerden dolayı ikinci bir ceza olarak yer değiştirme işlemi uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddiasının incelenmesinde; yukarıda ilgili mevzuat kısmında yer verilen 657 sayılı Kanun’un 76 ncı ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 8. maddesi ile idareye memurları kazanılmış hak aylık dereceleriyle bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atama konusunda takdir yetkisi tanınmıştır.
22) Ancak, şüphesiz ki, idarenin takdir yetkisine sahip olması, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği
anlamına gelmemektedir. İdareye yasalarla tanınan takdir yetkisi mutlak olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlıdır. İdare, takdir yetkisini kullanırken kendisine verilen yetkinin amacı doğrultusunda hareket etmeli, nesnellik ve tarafsızlık içinde davranmalı, eşitlik kuralını gözetmeli, orantılılık ilkesine uymalı, hukuken geçerli ve makul bir sebebe dayanmalı, mevzuatın belirlediği sınırlar içinde kalmalı, kanunlar özel koşullar öngörmüşse bunlara uymalı; bu yetkiyi kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun bir şekilde kullanmalıdır
23) Ayrıca, idarenin işlem tesis ederken hukuka bağlı olması ve hukuk kuralları içinde hareket etmesi hukuk
devleti ilkesinin bir gereğidir. İdari işlemin belli ve geçerli bir sebebe dayanması gerektiği açık bir kuraldır.
İdari işlemlerin bir sebebe ve gerekçeye dayalı olması hukukun genel ilkelerinden olduğundan, bu ilke genel anlamda düzenleme veya işlem yapan idareyi uyguladığı ve düzenleme yaptığı alanda doğru ve anlamlı olgular ortaya koymaya ve denetim yapmaya zorlar. İşlemlerde gösterilen sebep ve gerekçe, işlemin yasaya uygunluğu ve dayanağını değerlendirme, itiraz edip etmeme konusunda ilgililere yardımcı olmakla birlikte, idarenin saydamlığı, savunma hakları ve idareye güven ilkeleri ve hukuk devleti anlayışının oluşumu açısından da büyük öneme sahiptir.
24) Soruşturma raporuna konu olan olayda, idarî yönden getirilen teklifin gerekçesine bakıldığından, alınan
ifadelerden yaşanan olayın okul genelinde duyulduğu, konuşulduğu bu yaşanan olumsuz durumdan dolayı öğretmenin okulda çalışmaya devam etmesi halinde görevini verimli bir şekilde ifa edemeyeceği, yine öğrenci velisinin beyanında olayın kızının okul yaşantısını çok olumsuz bir şekilde etkilediği,, ayrıca söz konusu öğretmenin halen kızının öğretmeni ve onunla yüz yüze de gelmek istemediği yönündeki beyanı dikkate alındığında, idarenin açıklamalarda da belirtildiği gibi başvuran hakkında öğretmen öğrenci ilişkileri sürecinde iş verimini olumsuz etkileyen olaylar gözetilerek işlem tesis edildiği yapılan iş ve işlemlerin kişiye ikinci bir ceza niteliği olarak değerlendirilmeyeceği, yapılan yer değişikliği işlemi ile kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hizmetin iyi işlemesi veya kamu görevlisinin etkin ve güvenilir bir biçimde görevini yerine getirmesinin amaçlandığı, dolayısıyla idarece kullanılan takdir yetkisinin yargısal denetimine esas alınan ilkelerin disiplin hukuku bakımından dikkate alınan suçun unsurlarıyla ilgili değerlendirme ölçütlerinden de farklı olduğu ve kişi hakkında uygulanan kararların hizmetin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edildiği anlaşıldığından yapılan işlemin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.
25) Sonuç olarak, Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuran hakkında
gerçekleştirilen disiplin ve atama işlemlerinin soruşturma sürecinin sonundaki bilgi belge ve ifadelere dayalı tespitlere dayalı olarak hukuki içtihatlar, mevzuat hükümleri, kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek gerçekleştirildiği anlaşıldığından başvuranın talebinin reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
26) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler idare tarafından süresi içinde ve detaylı açıklamalara yer verilmek suretiyle gönderildiği, başvuran hakkında uygulanan işleme ilişkin gönderilen yazıda bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterildiği bu kapsamda “savunma hakkı”, hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ve kararın geciktirilmeksizin gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem tesis ettiği görülmüştür.
27) Öte yandan, idare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda, disiplin cezalarının kesin işlemler
olması nedeniyle, cezayı veren idarece yeni bir işlemle kaldırılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Bu noktada, Kurumumuzca disiplin cezalarının iptal edilmesi yönünde verilen tavsiye kararları karşısında, kamu idarelerinin uygulama açısından tereddütte düştükleri müşahede edildiğinden, bu konuda açıklama yapmak gerekmektedir.
28) Bu kapsamda ilk olarak, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluş, görev ve çalışma usullerine ilişkin
ilkeleri düzenleyen 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri ele alınmalıdır. Bilindiği üzere 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun’un 8’nci maddesi ile T.C. Anayasası’nın 74 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile Kamu
Denetçiliği Kurumu kurulmuştur. Daha sonra kabul edilen 6328 sayılı Kanun ile de, kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmakla görevli Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturulmuştur.
29) Mezkûr Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında Kurumun görev alanı dışında tutulan işlemler,
kararlar ve faaliyetler belirlenmiştir. Madde metninden de görüleceği üzere, bu işlem, karar ve faaliyetler arasında idare tarafından kamu görevlilerine verilen disiplin cezaları bulunmamaktadır. Öte yandan anılan madde hükmünün, Kurumun görev alanını belirlerken istisnai olarak söz konusu hususları düzenlediği, bu anlamda Kurumun görev alanı dışında tutulan işlem, karar ve faaliyetin sınırlı sayıda olduğu, dolayısıyla hükmün yorum yoluyla genişletilerek bir kısım idari işlemlerin ve bu arada disiplin cezalarının Kurumun görev alanı dışında olduğunu kabul etmeye hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmaktadır.
30) Öte yandan memur disiplin hukukunda, kararı veren makam tarafından disiplin cezalarının geri alınıp
alınamayacağı hususunun öğretide tartışmalı olduğu görülmektedir. Danıştay bu konuda menfi bir tutum içerisinde olup, verilen disiplin cezalarının veriliş usulü ve kesinliğinden hareketle geri alınamayacağı görüşündedir. Ne var ki, Yüksek Mahkemenin bu tutumu itiraz etme ve dava açma sürelerini kaçıran kişiler yönünden hukuka aykırı bir disiplin cezasına katlanmak zorunda bırakılmalarına neden olacağı gerekçesiyle haklı olarak eleştirilmektedir.
31) Bu nedenle disiplin cezalarının kesinliğinin; idari usul yönüyle anlaşılması, açık bir ifadeyle söz konusu
kesinliğin kesinleşen disiplin cezaları hakkında idari başvuru yolunun kalmadığı şeklinde yorumlanması gerektiği, hukuka aykırılığı tespit edilen disiplin cezalarının geri alınmasına hukuki bir engel bulunmadığı ifade edilmektedir. (Ramazan Çağlayan, İdare Hukuku Dersleri, 6. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s. 560, 561.) Benzer şekilde öğretide, ilgilisine yükümlülük yükleyen idari işlemlerin herhangi bir süre ile sınırlı olmadan her zaman geri alınabileceği, bu anlamda disiplin cezalarının da yükümlendirici işlem kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yükümlendirici bir işlem olan disiplin cezalarının geri alınamayacağı yönündeki bir kabulün ise, ilgilisinin hukuka aykırı bir cezaya katlanması sonucunu
doğuracağı, bu durumun ise hukuk devleti ilkesine ve bu kapsamda hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacağı ifade edilmektedir. Nihayet disiplin cezalarının kesinliğinin, kesinleşen disiplin cezalarının geri alınarak ilgililerine daha ağır bir disiplin cezası verilemeyeceği şeklinde, bireyin hakkını koruyucu yoruma tabi tutulması gerektiği savunulmaktadır. (F. Ebru Gündüz, “Disiplin Cezalarının Geri Alınması”, Gazi
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 20, S: 1, 2016, s. 422, 423.) Dolayısıyla hukuka aykırılığı tespit edilen bir disiplin cezasının, idare tarafından geri alınması mümkün olduğu gibi muhatabı olan kamu görevlilerinin hukuki güvenliğinin korunması açısından zorunlu olduğu değerlendirilmektedir.
32) Önemle belirtmek gerekir ki Danıştay kararlarının, disiplin cezalarının idarece re’sen geri
alınamayacağına ilişkin olduğu ve Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulmasından önce verildiği anlaşılmaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yapılacak incelemeler sonucunda verilecek kararlar üzerine disiplin cezasının geri alınıp alınamayacağı konusunda bugüne kadar herhangi bir mahkeme kararı verilmemiştir. Kaldı ki yukarıda da değinildiği üzere, 6328 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında disiplin cezalarının Kurumun görev alanı içerisinde bulunduğu, bu kapsamda Kurumun kamu görevlisine verilen disiplin cezasını konu alan başvuru hakkında inceleme ve araştırma yaparak, bu inceleme ve araştırmasının sonucunu ve varsa önerilerini idareye bildirebileceği açıktır.
33) Ayrıca, disiplin amirlerince verilen karaların itiraz mercii olan disiplin kurullarına yapılan itirazın
kabulü halinde değiştirilebildiği, yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine idarece yeni bir disiplin cezası verilebildiği ve belli süreler geçtikten sonra disiplin amirlerince silinebildiği hususları da dikkate alındığında, Anayasa ile düzenlenen bir şikâyet mercii olan Kamu Denetçiliği Kurumunun kararları üzerine de söz konusu disiplin cezalarının kaldırılabilmesi gerektiği, bunun yasalarda yer alan kesinleşme yönündeki hükümlerin konuluş amacına da aykırı düşmeyeceği değerlendirilmektedir. Bu itibarla, Kamu
Denetçiliği Kurumunca hukuka ve hakkaniyete aykırılığı tespit edilen disiplin cezasının idarece geri alınmasında hukuki bir engelin olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
34) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ
tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve İZMİR VALİLİĞİNE tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi