ÖZET: Başvuran, Yalova Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yaparken, Mühendislik Fakültesi Dekanlığı tarafından onayı olmadan fazladan ders görevlendirmesi yapıldığını ve bu duruma itiraz ettikten sonra disiplin cezası aldığını iddia etmektedir. Başvuran, bu süreçte kendisine uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca mobbing yaşadığını belirtmektedir. İtirazı üzerine yapılan disiplin soruşturmasında, başvuranın ders yükünün diğer öğretim üyeleriyle karşılaştırıldığında adil bir şekilde belirlendiği ve disiplin cezasının usulüne uygun olarak verildiği sonucuna varılmıştır.

Yalova Üniversitesi Rektörlüğü, başvuranın ders vermediği günlerdeki durumu ve ders görevlendirmelerinin gerekliliğini detaylı bir şekilde açıklamıştır. Disiplin cezasının verilmesi sürecinde, başvuranın savunma hakkının gözetildiği ve disiplin soruşturmasının ilgili mevzuata uygun olarak yürütüldüğü belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın mobbing iddialarının da somut bir dayanağı olmadığı, verilen derslerin akademik yeterlilik ve ihtiyaçlar doğrultusunda belirlendiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talepleri, disiplin cezasının kaldırılması, ders görevinin geri alınması ve mobbingin sonlandırılması yönündeki istekleri, yapılan incelemeler sonucunda reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun hukuka uygun olduğunu ve idarenin işlemlerinin geçerli olduğunu belirterek, başvurunun reddine karar vermiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/4036-S.24.6396

BAŞVURU NO : 2023/20912

KARAR TARİHİ : 19.04.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : YALOVA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUNUN KONUSU : Disiplin cezası, ek ders görevi ve mobbing iddiaları hk.

BAŞVURU TARİHİ : 27.12.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Yalova Üniversitesi Rektörlüğü Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan başvuran,

1.1. Onayı olmadığı halde Mühendislik Fakültesi Dekanlığınca tarafına dönem ortasında fazladan ders görevlendirmesi yapıldığını, bu görevlendirmeye itiraz ettiğini, itirazı üzerine disiplin soruşturması açılarak tarafına kınama cezası verildiğini, soruşturma sürecinde gizli olarak gönderilen soruşturma zarflarının üzerinde “Soruşturmacı” kelimesinin yazılması ile zarfları gören idari personele karşı itibarının zedelendiğini,

1.2. YÖK’ün doçentlik kriterlerine göre, ders vermenin puan değeri %4, atama ve yükseltme kriterlerine göre ders vermenin puan değeri %8 olduğu, YÖK’ün doçentlik kriterlerine göre ve üniversitenin atama ve yükseltme kriterlerine göre sırasıyla %96 ve %92 oranlarında akademik yayın ve faaliyet sorumlulukları ve görevlerinin bulunduğunu, bu oranlara göre görevinin en önemli kısmının akademik yayın ve faaliyetler olduğunun açık olduğu, Üniversite bilgi sisteminde (UBS) mevcut olan tarafına ait Ekim yük bildirimi formuna göre haftada 22 saat ders yükü bulunduğunu, dönem ortasında tarafına dayatılan ders görevlendirmesi ile birlikte, haftalık ders yükünün 26 saate çıktığını, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre 10 saat olan zorunlu ders yükümünün dışında, onayı olmadan fazladan ders yüklenmesinin akademik çalışmalar yapma sorumluluğunu ve görevlerini yerine getirmesine engel olduğunu ve dönem ortasında tarafına dayatılan ders görevlendirmesine ilişkin yapılan ders programı nedeniyle derslerinin çakıştığını,

1.3. Tarafına asistan yardımı olmadan 400 öğrenci ile haftada 26 saat ders yükü verilirken, özellikle öğrenci sayısı az olan Polimer, Ulaştırma, Enerji Sistemleri Mühendisliği bölümleri ve genel olarak Mühendislik

Fakültesi hocalarının her birine düşen öğrenci ve ders yükünün araştırılmasını istediğini,

1.4. Verilen ders yükü ve buna bağlı olarak tecziye edilen disiplin cezasının Anayasanın Kanun Önünde

Eşitlik İlkesine ve 657 s. Devlet Memurları Kanununun amirin maiyetindeki memurlara eşit davranma yükümlüğüne aykırılık teşkil ettiğini ve tarafına mobbing uygulandığını,

belirterek hukuka aykırı olan söz konusu inceleme ve soruşturma işlemlerinin usul ve esas yönleriyle incelenmesini, tarafına uygulanan mobbingin sona erdirilmesi ve mağduriyetine sebep olan hukuka aykırı işlemlerin geri alınarak sorumlu amirler hakkında yasal işlem yapılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden Yalova Üniversitesi

Rektörlüğünün 8/2/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1. Başvuranın Mühendislik Fakültesi-Bilgisayar Mühendisliği Bölümü-Bilgisayar Yazılımı Ana Bilim

Dalında Dr. Öğr. Üyesi olduğu,

2.2. Şikâyete konu olan Diferansiyel Denklemler dersi öğretim üyesinin kendisine, dersi veren öğretim üyesi Öğr. Gör. nin refakatçi raporu almasından sonra 10.11.2023 tarihli Fakülte Yönetim Kurulu kararıyla bir zorunluluk neticesinde verildiği, Mühendislik Fakültesi’ndeki Matematik, Calculus, Diferansiyel Denklemler, Lineeer Cebir gibi Matematik alt yapısı içeren derslerin tamamının ağırlıklı olarak Öğr. Gör. ve bu akademik yılda birime 13/B maddesiyle görevlendirilen Öğr. Gör.

tarafından verildiği, başvurana sadece Calculus ve İnşaat Mühendisliği Bölümündeki Diferansiyel

Denklemler dersinin verildiği, birimleri tarafından başvurana verilen toplam ders saati 8 saat olup Calculus

2 şube olarak açıldığı için toplam ders saatinin 12 olarak görünmekte olduğu, Öğr. Gör. nin kanuni

mazereti sonrası da esasında derslerin yine ağırlıklı olarak Öğr. Gör. ’ye verildiği, zorunlu durumlardan dolayı Öğr. Gör. .’nin hiç itiraz etmeden bu dersleri aldığı ve böylelikle haftanın beş günü derslerini verebildiği, Öğr. Gör. .’nin üzerindeki iki ayrı şube birleştirilerek tek şube halinde Öğr. Gör. ’ye verildiği, 8 saat yerine 4 saatlik dersin 2 katı fazla öğrenci yüküyle verildiği,

2.3. Tartışmaya sebep olan Diferansiyel Denklemler dersinin (Elektrik – Elektronik Mühendisliği Bölümü)

Öğr. Gör. .’nin (17 saat ders yükü) daha önce bu dersi hiç vermemiş olması sebebiyle başvurana verildiği, ders verilirken sistemden derslerin çakışmadığı zaman dilimi olarak Çarşamba günü 13.30-17.30 saatleri arası belirlendiği, 14.11.2023 günü Bölüm Başkanlığına ders görevlendirmesinin bildirildiği, kendisi ders görevlendirmesinin yapıldığı gün Fakülte Yönetim Kurulu’nun görevlendirme yaptığı bu dersi vermeyeceğini, ders çakışması hususundan hiç bahsetmeksizin Mühendislik Fakültesi Dekan Yardımcısı

Dr. Öğr. Üyesi ’ye beyan ettiği, 15.11.2023 günü itiraz dilekçesinde de ders çakışması olduğundan bahsetmediği, böyle bir çakışmanın olduğunun ancak yaklaşık 2 hafta sonra Rektörlüğe verilen dilekçeyle ortaya çıktığı, çakışan dersin lisansüstü olduğu için Mühendislik Fakültesi’ne ait sistemde ders programında görünmediği, UBS sistemindeki modüllerin farklı öğretim planlarını senkronize edememesinden dolayı dersi veren öğretim üyelerinin beyanı olmadıkça bu çakışmalardan haberdar olmalarının mümkün olmadığı, bu dersin, yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı Matematik dersi veren diğer öğretim elemanlarına verilmesinin de mümkün olmadığı,

2.4. Ocak 2021 tarihinde başlayan yeni Dekan ve yeni Fakülte Yönetim Kurulu tarafından başvurana bugüne kadar geçen süre içerisinde 4 dönem ders görevlendirmesi yapıldığı, kendisine 4 dönem boyunca

Dekanlık tarafından en fazla 3 ders en az 1 ders verildiği, Dekanlığın, kendisine karşı taraflı bir davranışının söz konusu olmadığı, daha önceki yapılanmada Üniversite Temel Bilimler Bölümü bulunmaması sebebiyle başvuranın, Matematikle ilgili dersleri vermek üzere Bilgisayar Mühendisliği bölümü üzerinden Fakülteye alınan tek kadrolu öğretim üyesi olduğu, Öğr. Gör. ’nin, Rektörlük Ortak Dersler bölümünün elemanı olup tüm Üniversitenin Matematik derslerine girmekle yükümlü olduğu, Öğr. Gör. ’nin ise Çınarcık

Meslek Yüksek Okulu’nun öğretim elemanı olduğu, Mühendislik Fakültesine 13/B maddesiyle Matematik bazlı derslerin yoğunluğundan dolayı görevlendirildiği, başvuranın, Bilgisayar Mühendisliği lisans, yüksek lisans ve doktorasına sahip olmaması sebebiyle Bilgisayar Mühendisliği disiplinine ait dersleri veremeyeceği, dolayısıyla Dekanlık tarafından hakkaniyet gözetilerek verilen dersleri almakla yükümlü olduğu,

2.5. Dekanlık bünyesindeki her öğretim üyesi eğitim-öğretim faaliyetlerinin paydaşı olduğu, bu bilinçle bir öğretim üyesinden beklenen öğrencinin eğitim hakkına engel olmamak için asgari özen yükümlülüğüne sahip olması gerektiği, ancak başvuranın, 15.11.2023 günü derse girmediği, ertesi hafta öğrenciye görünüp gitmiş sonraki 2 hafta ise hastalık raporu alarak dönemi bu dersleri telafi etmeden tamamladığı, derse girmeme durumu hakkında açılan disiplin soruşturması neticesinde, söz konusu fiil her ne kadar “kınama” cezasına karşılık gelse de Dekanlık makamınca bir alt ceza olan “uyarma” cezasına düşürüldüğü,

2.6. Başvuranın mobbing iddiasına ilişkin dilekçesinde, bu görevin, iş yükü kendisinden daha az olan diğer öğretim üyelerine/elemanlarına değil kendisine verildiğinden dem vurarak bunun mobbing olduğunu ifade ettiği, aynı gün (17.11.2023) başlatılan inceleme neticesinde ders yükünün, Matematik dersi veren diğer öğretim elemanlarından daha fazla olmadığının tespit edildiği, inceleme sırasında, ”söz konusu dersin

Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. tarafından da verilebileceğini” belirttiği, uzmanlığı Matematik alanında olmayan Doç. Dr. ’nın ders yükünü incelendiğinde kendisinin 18 saat lisans, 13 saat lisansüstü olmak üzere toplam 31 saat ders yükünün olduğu tespit edilmekle beraber Doç.

Dr. .’nın uzmanlık alanı söz konusu ders için uygun olmadığı, matematik alanında uzmanlığa sahip diğer bir öğretim üyesi Prof. Dr. .’nin lisans ders yükünün 20 saat, lisansüstü ders yükünün ise 15 saat olmak üzere toplam 35 saat olduğu, Rektörlüğe verdiği şikâyet dilekçesiyle ortaya çıkan ders çakışması durumu incelendiğinde, Mühendislik Matematiği dersinin Çarşamba günü 11.30-14.30 saatleri arasında olduğu, verilen ders görevi ile tam bir çakışma söz konusu olmadığı, kendisi tarafından iyi niyet gözetilmesi halinde dersin bir saat bile olsa çakıştığı bildirilerek dersin başka bir güne alınabileceği,

2.7. Başvuranın doçentliğe başvuracağından bahisle Ar-Ge çalışmalarının kendisi için öncelikli olduğunu ifadesi çerçevesinde, başvuranın akademik çalışmalarına ilişkin 2023 yılına ait biri TR dizin, diğer ikisi

SCI-Expanded olmak üzere 3 adet özgün makalesinin bulunmakta olduğu, Fakültede, sadece 2023 yılında

12 adet makale yayınlayan toplam 20 saat ders yükü olan öğretim üyelerinin bulunmakta olduğu,

2.8. Matematik dersi vermek üzere istihdam edilen başvuranın aynı dersi verme yükümlülüğüne sahip diğer öğretim üyelerinden farklı bir muameleye maruz bırakılmadığı, aksine 2 yıl içerisindeki toplam ders yüküne bakıldığında bölümdeki diğer öğretim üyelerinden daha az ders aldığı,

2.9. Üniversite tarafından yürütülen herhangi bir soruşturma sürecinde Personel Daire Başkanlığı ile soruşturmacılar arasında bilgi talebine ilişkin yazılar gizlilik esasına riayet edilerek yapılmakta olduğu, soruşturmacıya gönderilen cevabi yazılar gizli kapalı zarf içerisinde olup, bu zarfın üzerine ‘Soruşturmacı’ ibaresi zarfın ilgilisinden başka birine teslim edilmemesi ve açılmaması için belirtilmekte olduğu ve

dolayısıyla zarfın üzerinde soruşturulana ait herhangi bir bilgi bulunmadığı, ayrıca söz konusu iddianın gerçekleşip gerçekleşmediğine, bu konuyla ilgili bir şikâyetin olup olmadığına dair Rektörlüğe ulaşmış bilgi de bulunmadığı

açıklamalarına yer verilmiş olup, söz konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ek olarak Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü amirdir.

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir.

5. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun

5.1. “Amaç” başlıklı 4 üncü maddesinde, “Yükseköğretimin amacı:

a) Öğrencilerini; (1) ATATÜRK İnkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı, (2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan, (3) Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu, (4) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren, (5) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, (6) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş, (7) İlgi ve yetenekleri yönünde yurt kalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim ve mutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahip, vatandaşlar olarak yetiştirmek, b) Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olarak, refah ve mutluluğunu artırmak amacıyla; ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunacak ve hızlandıracak programlar uygulayarak, çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı ve seçkin bir ortağı haline gelmesini sağlamak, c) Yükseköğretim kurumları olarak yüksek düzeyde bilimsel çalışma ve araştırma yapmak, bilgi ve teknoloji üretmek, bilim verilerini yaymak, ulusal alanda gelişme ve kalkınmaya destek olmak, yurt içi ve yurt dışı kurumlarla işbirliği yapmak suretiyle bilim dünyasının seçkin bir üyesi haline gelmek, evrensel ve çağdaş gelişmeye katkıda bulunmaktır.”,

5.2. “Yükseköğretim Kurumlarının görevleri” başlıklı 12 nci maddesinde, “Bu kanundaki amaç ve ana ilkelere uygun olarak yükseköğretim kurumlarının görevleri; a. Çağdaş uygarlık ve eğitim – öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde, toplumun ihtiyaçları ve kalkınma planları ilke ve hedeflerine uygun ve ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim – öğretim, bilimsel araştırma, yayım ve danışmanlık yapmak,

b. Kendi ihtisas gücü ve maddi kaynaklarını rasyonel, verimli ve ekonomik şekilde kullanarak, milli eğitim politikası ve kalkınma planları ilke ve hedefleri ile Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan plan ve programlar doğrultusunda, ülkenin ihtiyacı olan dallarda ve sayıda insangücü yetiştirmek,…”,

5.3.” Genel esaslar” başlıklı 53 üncü maddesinde, “a. Yükseköğretim Kurulu Başkanı üst kuruluşlar, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürlerinin (…)50; rektör, üniversitenin; bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürü, bağımsız vakıf meslek yüksekokulunun; dekan, fakültenin; enstitü ve yüksekokul müdürleri, enstitü ve yüksekokulların; kadrosu bulunan uygulama araştırma merkezi ile bağımsız enstitü müdürleri, uygulama araştırma merkezi ile enstitünün; bu birimlerin genel sekreter veya sekreterleri de bağlı birim personelinin disiplin amirleridir.

b. Devlet ve vakıf yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezalarıdır. (Ek cümleler: 15/4/2020- 7243/7 md.) Öğretim elemanları dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ve iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine tabidir. Memurlar hakkında ise

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesi uygulanır.

…

(2) (Ek cümle: 15/4/2020-7243/7 md.) Kınama: Öğretim elemanına, görevinde ve davranışlarında kusurlu

olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır:

….

o) (Ek: 15/4/2020-7243/7 md.) Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kusurlu davranmak.”,

5.4. “Disiplin soruşturması ve savunma hakkı” başlıklı 53/A maddesinde, “Disiplin soruşturmasında

uyulacak esaslar şunlardır:

a) Disiplin cezası verilmesini gerektiren bir fiilin işlendiğini öğrenen disiplin amiri yazılı olarak disiplin soruşturması başlatır. Üst disiplin amirinin soruşturma açtığı veya açtırdığı disiplin olayında alt disiplin amiri ayrıca soruşturma yapamaz veya yaptıramaz. Daha önce açılmış soruşturma varsa bunlar üst amirin açtığı veya açtırdığı soruşturma ile birleştirilir.

…

c) Disiplin amiri soruşturmayı kendisi yapabileceği gibi soruşturmayı yapmak üzere birim içerisinden soruşturmacı veya komisyon görevlendirebilir. Ancak zorunlu hallerde rektörlük aracılığıyla diğer birimlerden soruşturmacı talep edilebilir.

d) Soruşturmacının görev ve unvanı, soruşturulanın görev ve unvanının üstünde veya onunla aynı düzeyde olmalıdır.

e) Fiilin ast ile üst tarafından birlikte işlenmesi hâlinde soruşturma usulü ve disiplin cezası verme yetkisi üste göre belirlenir.

…

g) Soruşturmacı, disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişiye başvurma, keşif yapma, inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir.

…

ı) Soruşturmacı, görevlendirildiği konuda soruşturma yürütür; soruşturma sırasında disiplin soruşturmasına konu olabilecek başka fiillerin ortaya çıkması durumunda bunları gecikmeksizin disiplin amirine bildirir.

j) Soruşturma işlemleri bir tutanakla tespit olunur.

k) Soruşturmanın gizliliği esastır.

l) Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tamamlanır. Soruşturma bu süre içinde tamamlanamaz ise soruşturmacı gerekçeli olarak ek süre talep edebilir, disiplin amiri gerekçeyi değerlendirerek ve zamanaşımı sürelerini dikkate alarak karar verir.

m) Fiili işleyenin emeklilik veya başka nedenlerle görevinin sona ermesi, hakkında soruşturma açılmasına ve soruşturmanın devamına engel olmaz. Bu durumda soruşturma sonunda verilen disiplin cezası, özlük dosyasında saklanır. Aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezaları ilgilinin kamu görevine dönmesi ya da bir vakıf yükseköğretim kurumunda göreve başlaması halinde uygulanır.

…

o) Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez.

Savunma hakkı kapsamında gözetilecek hususlar şunlardır:

a) Soruşturulana, iddialar hakkında savunma imkânı tanınmadan disiplin cezası verilemez.”,

5.5. “Zamanaşımı” başlıklı 53/C maddesinde, “Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, b) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamaz.

Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.”,

5.6. “Disiplin cezası verme yetkisi” başlıklı 53/Ç maddesinde, “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve

kurullar şunlardır:

a) Uyarma ve kınama cezaları sıralı disiplin amirleri tarafından, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürleri hakkında Yükseköğretim Kurulu Başkanı tarafından verilir.”,

5.7. “Disiplin cezası verilmesinde uygulanacak temel ilkeler” başlıklı 53/D maddesinin üçüncü fıkrasında, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir. Bir derece alt cezayı, asıl cezayı vermeye yetkili makam verir.”,

5.8. “İtiraz” başlıklı 53/F maddesinde, “Disiplin cezalarına itiraz edilebilecek amir ve kurullar şunlardır:

a) (Değişik: 15/4/2020-7243/9 md.) Uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, ilgilinin görevli olduğu birimin disiplin kuruluna, rektör tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı üniversite disiplin kuruluna, rektörler ve bağımsız vakıf meslek yüksekokulu müdürleri için Yüksek Disiplin Kuruluna yapılabilir. Cezayı veren disiplin amiri disiplin kurullarına katılamaz. Bu halde ilgili disiplin kuruluna, üyelerden en yüksek unvanlı öğretim üyesi, en yüksek unvanlı öğretim üyesinin birden fazla olması halinde en kıdemli üye, öğretim üyesi bulunmaması halinde en kıdemli öğretim görevlisi başkanlık eder.

…

İtiraz süresi, cezanın tebliğ tarihinden itibaren yedi gündür.

İtiraz mercileri, itiraz tarihinden itibaren altmış gün içinde karar verir.

İtiraz mercileri itirazı kabul ya da reddedebilir. İtirazın kabul edilmesi halinde ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar, ancak ilgili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından kabul gerekçesine uygun olarak en geç üç ay içerisinde yeni bir işlem tesis edilebilir.”

hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin reddedilmesi yönünde hazırlanan Karar Önerisi, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Yalova Üniversitesi Rektörlüğü Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde doktor öğretim üyesi olarak görev yapmakta olan başvuran, dönem ortasında tarafına verilen ders görevini yerine getirmemesi sebebiyle tecziye edilen disiplin cezasının kaldırılmasını, verilen ders görevinin geri alınmasını, hakkında uygulanan mobbingin sonlandırılmasını ve bu süreçte sorumlu amirler hakkında yasal işlem yapılmasını talep etmektedir.

8. Başvuran, onayı olmadığı halde Mühendislik Fakültesi Dekanlığınca tarafına dönem ortasında fazladan ders görevlendirmesi yapıldığını, bu görevlendirmeye itiraz ettiğini, itirazı üzerine disiplin soruşturması açılarak tarafına kınama cezası verildiğini, soruşturma sürecinde gizliliğe uyulmayarak itibarının zedelendiğini, mobbing uygulandığını, kendisinin ve diğer öğretim görevlilerinin ders yükü dikkate alınmadan tarafına ilave ders görevi verilmesinin amirin maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlilik içerisinde davranması sorumluluğunun yerine getirilmediğini belirtilmekte olup, başvuruya konu ders görevinin, buna bağlı olarak verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğunu ve söz konusu süreçte tarafına mobbing uygulandığını iddia etmektedir.

9. Bilindiği üzere, disiplin cezaları, gerek yargı kararlarında gerekse doktrinde belirtildiği gibi kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin emrettiği ödevleri yerine getirmeyen, uyulmasını zorunlu kıldığı hususlara uymayan ve yasakladığı işleri yapan devlet memurlarına durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre verilen cezalardır. Kamu hizmetinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesi için gerekli önlemlerden olan disiplin cezaları, niteliği gereği öteki idari işlemlerden farklıdır. Disiplin cezası vermeye yetkili organlar, bu organların oluşumu, çalışma usulü, karar oluşturması, bu kararlara itiraz ve bütün bu sürecin her aşaması için öngörülen süre koşulları ile disiplin cezası işlemi sıkı şekil şartına bağlı olarak uygulanmalıdır.

10. Dosya kapsamında, Mühendislik Fakültesi Dekanlığının 17.11.2023 tarihli ve sayılı yazısı ile başvuranın 15.11.2023 tarihinde vermekle yükümlü olduğu Diferansiyel

Denklemler dersini vermediği yönündeki fiilinin tespitine ilişkin düzenlenen tutanağın Dekanlık Makamına gönderilmesi üzerine soruşturmanın başlatıldığı, soruşturma yapmakla görevlendirilen doçent doktor unvanlı öğretim üyesi soruşturmacının 03.01.2024 tarihli soruşturma raporu ile 2547 sayılı Yükseköğretim

Kurulu Kanunu’nun 53 üncü maddesinin 2 sayılı fıkrasının (o) fıkrasında geçen “Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kusurlu davranmak.” fiili çerçevesinde kınama cezasının teklif edildiği, Dekanlıkça 03.01.2024 tarih ve sayılı yazı ile yedi gün süre verilerek savunmanın talep edildiği, Dekanlık Makamı tarafından 15/01/2024 tarihli yazı ile 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesi gereğince geçmiş çalışma ve sicillerinin olumlu olması nedeniyle bir alt ceza olan “Uyarma” cezasının verildiği, başvuranın 24/01/2024

tarihli itirazı üzerine Mühendislik Fakültesi Fakülte Disiplin Kurulunun 29/01/2024 tarihli ve sayılı toplantısı ile itirazın reddedildiği görülmektedir.

11. Bu açıdan, başvuruya konu disiplin cezalarına ilişkin sunulan bilgi ve belgelerde, söz konusu disiplin soruşturma süreçlerinde yürütülen iş ve işlemlerin, zamanaşımı süreleri, usulüne uygun savunma alınması, itiraz süreci, ceza vermeye yetkili makam gibi usulü işlemler açısından ilgili mevzuat hükümlerine uygun olduğu değerlendirilmiştir.

12. Başvuruya konu disiplin cezasının esasına ilişkin olarak ise, başvuranın bilimsel çalışma alanına ve akademik çalışmalarına uygun olarak 10/11/2023 tarihli toplantıda Fakülte Yönetim Kurulunca belirlenen

“Diferansiyel Denklemler” dersi görevine rağmen başvuranın 15/11/2023 tarihinde ders görevini yerine getirmediği, söz konusu görevlendirmenin başvurana tebliğ edildiği, bu görevlendirmenin hukuka aykırı olmadığı ve başvuranın söz konusu dersi vermeme yönünde sunmuş olduğu dilekçesi ile derse girmeme fiilinin bilinçli olarak yapıldığı dikkate alındığında 2547 sayılı Yükseköğretim Kurulu Kanunu’nun 53 üncü maddesinin 2 sayılı fıkrasının (o) fıkrasında geçen “Görevin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, kusurlu davranmak.” fiili çerçevesinde kınama cezasının teklif edilmesi ve fakat 2547 sayılı Kanunun 53/D maddesinde yer alan

“Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan veya ödül veya başarı belgesi alanlara verilecek disiplin cezalarında bir derece alt ceza uygulanabilir. Bir derece alt cezayı, asıl cezayı vermeye yetkili makam verir.” hükmü gereğince uyarma disiplin cezasının tecziye edilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

13. Soruşturma sürecinde, gizli olarak gönderilen soruşturma zarflarının üzerinde “Soruşturmacı” kelimesinin yazılması ile zarfları gören idari personele karşı itibarının zedelendiği iddiasına karşılık ilgili idare tarafından soruşturma sürecinde bilgi talebine ilişkin yazıların gizlilik esasına riayet edilerek yapılmakta olduğu, soruşturmacıya gönderilen cevabi yazıların gizli kapalı zarf içerisinde ve zarfın üzerine

‘Soruşturmacı’ ibaresi ile hazırlanmakta ve bu ibare zarfın ilgilisinden başka birine teslim edilmemesi ve açılmaması için belirtilmekte olduğu, zarfın üzerinde soruşturulana ait herhangi bir bilgi bulunmadığı belirtilmektedir. Disiplin soruşturması yürütenlerin, görevleri gereği öğrendikleri bilgileri diğer personel veya üçüncü şahıslarla paylaşmaları soruşturmanın gizliliği ilkesine, disiplin mevzuatına ve özel hayatın gizliliği ilkeleri yönünden ilgili mevzuata aykırılık teşkil etmekle birlikte, başvuru kapsamında gizlilik ihlali olarak değerlendirilen zarfın üzerinde yer verilen ‘Soruşturmacı’ ibaresi bu kapsamda değerlendirilemeyeceğinden söz konusu iddia kapsamında hukuka aykırılığın bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

14. Ayrıca, başvuran başvuruya konu ders görevi ve soruşturma süreci çerçevesinde tarafına mobbing uygulandığını ve söz konusu mobbingin sonlandırılmasını talep etmektedir.

15. Bilindiği üzere, mobbing “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle Mücadele

Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

16. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında;

“Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir.…Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” hükmü yer almaktadır.

17. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı kararında;

“Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır.” denilmektedir.

18. “…Bu bakımdan idarelerin yetkili merci ya da personelinin; statü hukukundan kaynaklanan hiyerarşik yetkilerini kullanırken ve görevlerini yerine getirirken; hizmetin niteliği ve gerekleri bakımından yetkili ve görevli oldukları konularda, hizmetin niteliği, gerekleri ve işleyişinin gerektirdiği kabul edilebilir amaçlarla ve yetki kuralının öngördüğü konularda tesis ettikleri işlemlerde ya da işyeri uygulamalarında salt “amaç ve neden” yönünden hukuksal sakatlıkların; salt ilgililerinin öznel değerlendirmeleri nedeniyle doğurduğu algı ve manevi zararların “işyerinde psikolojik taciz” olarak kabul edilmesine hukuksal olanak bulunmamaktadır…” (İzmir BİM Altıncı İdare Dava Dairesi 2020-164 2020-364)

19. Yukarıda açıklandığı üzere, mobbing olduğu iddia edilen fiillerin mobbingin oluşturabilmesi için uzun süreden bu yana devam etmekte olması, kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik niteliklerini taşıması gerekmektedir. Somut olay kapsamında ise, her ne kadar başvurana verilen ders görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle uyarma disiplin cezasının uygulandığı görülmekle birlikte, başvuranın öğretim görevlisi statüsünden kaynaklı haklarını (izin, atama, şikayet, dava açma gibi) kullanabildiği, ders görevlendirmelerinin akademik çalışma alanına uygun ve yetkinliği gereğince yapıldığı, Mühendislik

Fakültesi bünyesinde görevli diğer öğretim görevlilerine verilen ders yükü açısından ayrımcılığın ve eşitsizliğin oluştuğuna dair bir kanaatin de oluşmadığı hususları dikkate alındığında, ilgili amirlerce gerçekleştirilen eylemlerin kasıtlılık, süreklilik ve sistemlilik unsurlarını içermediği ve bu kapsamda somut olayda mobbing olgusunun oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

20. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın dönem ortasında tarafına verilen ders görevini yerine getirmemesi sebebiyle tecziye edilen disiplin cezasının kaldırılması, verilen ders görevinin geri alınması, hakkında uygulanan mobbingin sonlandırılması ve bu süreçte sorumlu amirler hakkında yasal işlem yapılması taleplerinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

21. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Kararın başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Bursa İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN REDDİNE

Bu kararın BAŞVURANA ve YALOVA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi