|
ÖZET: Danıştay, başvuran avukatın, 16 yaşındaki cinsel istismar mağduru çocuğun ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde alınması gerektiği halde, Çocuk Şube Müdürlüğünde aldırdığı ve bu durumu tutanağa şerh etmediği gerekçesiyle Ankara Barosu tarafından sistemden kesin çıkarılma cezası verilmesini incelemiştir. Başvuran, bu cezanın kaldırılmasını talep etmiştir. Danıştay, başvuranın eyleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etse de, cezanın verilme biçimini eleştirmiştir.
Cezanın, başvuranın geçmişteki olumlu hizmetleri ve eylemin oluş biçimi göz önünde bulundurulmadan en üst sınırdan verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını vurgulamıştır. Danıştay, disiplin cezasının orantılılık ilkesine uygun olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, başvuran hakkında verilen disiplin cezasının yeniden değerlendirilmesi yönünde Ankara Barosu Başkanlığına tavsiyede bulunmuştur. Bu karar, hukuk devletinin temel ilkeleri olan adalet ve insan haysiyeti ilkeleri çerçevesinde verilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/3142-S.23.5281
BAŞVURU NO : 2022/13172
KARAR TARİHİ : 13/03/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : ANKARA 1 NOLU BAROSU BAŞKANLIĞI
Başvuran, Ankara Barosu Yönetim Kurulunun “Sistemden Kesin
BAŞVURUNUN KONUSU :
Olarak Çıkarma” kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
BAŞVURU TARİHİ : 12/09/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan (T.C Kimlik No:
özetle; CMK Uygulama Merkezinin 10.06.2022 tarih ve sayılı Kararı ile, 07.01.2022 günü yürürlüğe giren CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin 27/e maddesi uyarınca,“mağdure ifadesinin CMK
Merkezi yerine Çocuk Şubede alınması” nedeniyle CMK sisteminden kesin olarak çıkarılmasına karar verildiğini, bu karara karşı 07.07.2022 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazın Ankara Barosu Yönetim Kurulunun
20.07.2022 tarihli kararı ile reddedildiğini ve 21.07.2022 tarihli yazı ile bildirildiğini, itirazın reddine karar
verilirken, itiraz dilekçesindeki hiçbir hususun dikkate alınmadığını ve taktir edilen cezanın orantılılık ilkesine de aykırılık oluşturduğunu belirterek; “Sistemden Kesin Olarak Çıkarma” kararının ve Ankara
Barosu Yönetim Kurulunun 20.07.2022 tarihli İtirazın Reddine Dair Kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 21/09/2022 tarihli ve sayılı yazısı ile şikayet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara 1 Nolu Barosu Başkanlığından bilgi ve belge talebinde bulunulmuştur.
Ankara 1 Nolu Barosu Başkanlığı tarafından gönderilen 26/12/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;
2.1 04/04/2022 tarihinde “Cinsel İstismar/Taciz” mağduru çocuk . ın ifadesinin alınması için Ankara
Barosu CMK Uygulama Merkezi tarafından Şikayetçi Av. görevlendirildiği, görevlendirme üzerine Karapürçek Polis Merkezinde mağdur vekili olarak hazır bulunan şikayetçi, yasal düzenlemelere göre Çocuk İzlem Merkezinde ifade vermesi gereken 16 yaşındaki çocuk mağdurun ifadesinin Çocuk
Şube Müdürlüğü’nde alındığının öğrenilmesi üzerine CMK Merkezi tarafından mevzuat uyarınca
sistemden kesin çıkarılmasına karar verilerek, bu durumun şikayetçiye 10/06/2022 tarih ve sayılı yazı ile bildirildiği, şikayetçinin süresinde anılan karara Yönetim Kurulu nezdinde itiraz etmesi üzerine
Yönetim Kurulu tarafından itirazının reddine karar verilmiş, bu kararın da şikayetçiye 21/07/2022 tarih ve sayılı yazı ile bildirildiği,
2.2 Çocuk Koruma Kanunu; 2012/20 Sayılı Çocuk İzlem Merkezi Genelgesinde; mağdur çocukların; kolluk
kuvvetleri, adli merciler ve sağlık kurumları tarafından ayrı ayrı değerlendirilmesi ve bu süreçte yaşadıklarını defalarca dile getirmek zorunda bırakılması, gizliliğin yeterince sağlanamaması, ilgili kurumlarda çocukla görüşme yapanların; çocuğun ruhsal durumunu gözeterek görüşme yapabilecek yeterlilikte eğitime sahip olmaması halinde, çocuğun uğradığı travma şiddetlendiği, çocuk istismarının önlenmesi ve istismara uğrayan çocuklara bilinçli ve etkin bir şekilde müdahale edilmesi amacıyla, öncelikli olarak cinsel istismara uğramış çocukların ikincil örselenmesini asgariye indirmek, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişilerden oluşan bir merkezde ve tek seferde gerçekleştirilmesini temin etmek üzere mağdur çocuğun ifadesinin Çocuk İzleme Merkezinde alınması gerektiği gerekçeli olarak açıklandığı,
2.3 CMK uygulamaları kapsamında mağdurun “Suç sayılan fiil nedeniyle hak ve menfaatleri doğrudan
zarara uğrayan gerçek kişi olduğu, avukatı bulunmayan suç mağduru çocuğa istemi aranmaksızın bir avukat görevlendirileceği, mağdur çocuğun adalet sistemi içerisinde ikincil travmalara maruz kalma riskinin azaltılması, verilecek avukatlık hizmetinin niteliği ile de doğru orantılı olacağı, mağdurun süreç içinde defalarca dinlenmesi veya muayene edilmesinin önlenmesi, korunma ihtiyacının tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınmasının sağlanmaya çalışılması, delillerin usulüne uygun toplanması ikincil travmalara uğrama riskini azaltacağı,
2.4 Cinsel istismar mağduru çocuklar ile diğer suç mağduru çocuklar arasında farklı beyan alma usul ve
yöntemleri kullanıldığı, ancak temel kuralın mağdur çocuğun dinlenilmesi sırasında görüntü veya sesli olarak kayıt alınmasının zorunlu olması (CMK m.52) ve beyanın uzman eşliğinde alınması olduğu (CMK m.236/3) işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma evresinde kural olarak bir kez dinleneceği, ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından tekrar dinlenmesi zorunluluk arz ediyorsa tekrar dinleneceği, dinlenecek olan mağdur çocuk veya işlenen suç nedeniyle psikolojisi bozulmuş yetişkin kişi ise dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulacağı, (CMK m.236/3) Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından ifade ve beyanının özel ortamda alınması gerektiği ya da şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğu değerlendirilen çocuk veya mağdurların ifade ve beyanlarının özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınacağı, (CMK m.236/4) Türk Ceza Kanununun 103’üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanlarının, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınacağı, mağdur çocuğun beyan ve görüntülerinin kayda alınacağı, kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlemin, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirileceği, mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle belirtilen işlemlerin yerine getirileceği,.(CMK m.236/5)
2.5 Yasada bahsi geçen özel ortamların uygulamada Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) ve Adli Görüşme
Odaları olduğu, ancak söz konusu olayda şikayetçinin, yukarıdaki kanun maddelerine uymayıp, mağdur çocuğun ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde alınmasını talep dahi etmediğinden avukatlık mesleğinin getirmiş olduğu görev ve sorumluklarını yerine getirmediği,
2.6 Şikayetçinin her ne kadar şikayet dilekçesinde avukatlık mesleğinde yeni olduğunu ve söz konusu
ifadenin savcının talimatı ile Çocuk İzlem Merkezinde değil de Çocuk Şube Müdürlüğünde alındığını beyan etmiş olsa da söz konusu olayda çocuğun yüksek menfaati, hukuk ve mevcut mevzuat gereği savcının bu
kararının yerinde olmadığını belirterek Çocuk İzlem Merkezinde alınması gerektiği yönündeki beyanını veya konu ile ilgili Savcı talimatı olduğu ve bu nedenle ifadenin bu şekilde alındığı ve söz konusu durumun hukuka uygun olmadığı yönündeki beyanını ifade alma tutanağına şerh düşmesi gerektiği, ancak 05/04/2022 tarihli ifade alma tutanağı incelendiğinde çocuk mağdur vekili olan şikayetçinin böyle bir beyanı veya şerhi olmadığı,
2.7 CMK listesine kayıt olmadan avukat ve stajyer avukatlara Ankara Barosu tarafından CMK eğitimi
verilmekte ve özellikle suça sürüklenen çocuk ve mağdur veya çocuğa yönelik yapılacak görevlendirmelerde çocuğun yüksek menfaatinin gözetilmesinin usul ve yasa bakımından öneminin vurgulandığı ile ilgili birçok seminer ve eğitim verildiği, verilen CMK eğitimi üzerine Ankara Barosu tarafından CMK görevlendirmesinin bütün gereklerini yerine getirebilecek niteliği gösterir CMK Eğitim
Sertifikası ve Çocuk Adalet Sistemi Sertifikası verildiği,
2.8 Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin “İstekli Avukatların
Yükümlülükleri başlıklı Md. 19/g; “Uygulama mercilerinde, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tespit edilen veya kendisine iletilen hukuka aykırılıkları, olayın özelliğine göre, görüşme tutanağı, ifade, kimlik tespiti ya da sorgu tutanaklarına geçirmek, şerh düşmek ve durumu yazılı olarak CMK Uygulama
Merkezine bildirmekle yükümlüdür.” ve yine aynı yönergenin “Sistemden kesin olarak çıkarılma başlıklı
Madde 27/e; “Eylemin ağırlığına göre C.M.K., Avukatlık yasası ve Meslek Kurallarına aykırı davranan istekli avukat, İstekli avukat listesinden ve CMK Yürütme Kurulundan kesin olarak çıkarılırlar. Bu avukatlar iki yıl geçmeden tekrar listelere dahil edilmezler.” Hükümlerine amir olduğu,
2.9 Çocuğun üstün yararı terimi genel olarak bir çocuğun esenliğini ifade ettiği, bu esenlik, yaş, çocuğun
olgunlaşma düzeyi, ebeveynlerin varlığı veya yokluğu, çocuğun çevresi ve deneyimleri gibi pek çok bireysel unsura bağlı olarak belirlendiği, çocuğun üstün yararına ilişkin uluslararası ve ulusal olmak üzere birçok düzenleme yapıldığı, bunlardan en kapsamlı olanının Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme olduğu,
2.10 Sözleşmenin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edildiği,
sözleşmenin önsözünde yer alan ifadelerden özetle: eşitlik, adalet, barış, özgürlük, özel ilgi, mutluluk, sevgi, anlayış gibi çocukların her türlü üstün yararının korunması çerçevesinde anlaşmaya varılmıştır.
Sözleşme’nin çeşitli maddelerinde çocuğun yüksek yararı ilkesi vurgulanmaktadır: (Aileden ayrılma (Madde 9), ana-babanın sorumlulukları (Madde 18), ailesinden yoksun çocukların korunması (Madde 20), evlat edinme (Madde 21), özgürlükten yoksun bırakılma (Madde 37) ve suçla karşılaşan çocuklara yönelik hükümler (Madde 40). Bununla birlikte, ana tanımın 3. maddenin ilk paragrafında yapıldığı, Birleşmiş
Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca; “1) Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. 2) Taraf Devletler, çocuğun anababasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de göz önünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. 3) Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların; hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.”
2.11 Çocukların korunması ve bu çerçevede yapılacak çalışmalarda geçerli olacak en temel ilkelerden
birisinin çocukların üstün yararı olduğu gerek madde metninden gerekse madde numarasından anlaşıldığı, zira Sözleşme’nin ilk maddesinde tanım yer almış; ikinci maddesinde ise eşitlik ilkesinden bahsedildiği, bunlardan hemen sonra çocukların üstün yararının yer almasının bu kavramın ne kadar önemli olduğunu vurguladığı, yine, çocuğun üstün yararı ile anne babanın yararı, başka çocukların yararı ve toplumun yararı çatışma içerisinde olabileceği, işte bu tür durumlarda çocuğun üstün yararı ile diğer yararlar arasında olabildiğince adil olacak bir şekilde karar alınması gerektiği,
2.12 Çocuğun yüksek yararı, çocuğu ilgilendiren her işte göz önüne alınması zorunlu olan ve unsurlarının
belirlenmesi çok bilimli bir çalışmayı gerektiren bir kavram olduğu, çocuğun yüksek yararı, BM Çocuk
Hakları Sözleşmesinde öngörülen bir usul kuralı olarak çocuğun haklarını garanti altına alan bir işlev de üstlendiği, belirli bir somut olayda çocuk için en iyisinin ne olduğunu belirlemede dikkate alınan bir ölçüt, bir kılavuz olduğu,
2.13 Yargıtay’a göre çocuğun yararı ise; çocuğun bedensel, fikri ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde
gelişebilmesi ve böyle bir gelişmenin gerçekleştirilmesi için, çocuğa sosyal, ekonomik ve kültürel koşulların sağlanmış olması olduğu, çocuğun üstün yararını belirlerken, onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesinin gerekli olduğu,
2.14 Suçla karşılaşan çocukların, ilk önce ve her şeyden çok, çocuk oldukları ve çocuklara uygulanan kabul
edilmiş bütün insan hakları korumalarından yararlanabilmeleri gerektiği, bu durumun Çocuk Haklarına
Dair Sözleşmenin çocuklar için ayrı bir adalet sistemi geliştirilmesi çağrısının verildiği mesajlardan birisi olduğu,
2.15 Soyut bir kavram olan çocuğun yüksek yararının iç hukukumuzda somut düzenlemeleri 12 Eylül 2010
değişikleri ile birlikte Anayasa’da yer aldığı, Anayasa’nın “ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41.
maddesinde; “her çocuğun, korunma ve bakımdan yararlanmaları, yüksek yararlarına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babalarıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olduğu” düzenlendiği, ayrıca aynı madde ile “devletin, her türlü istismara ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma yükümlülüğü” düzenlendiği, Anayasa’dan hareketle 5395 sayılı Çocukları Koruma
Kanununun (“ÇKK”) 4. maddesi Sözleşmeye uygun düzenlendiği, ÇKK’nın uygulanmasındaki ilkelerden birinin çocuğun esenliğinin ve yararının korunması olarak belirlendiği,
2.16 Söz konusu olayda “Cinsel İstismar/Taciz” suçu mağduru çocuğun yüksek menfaatinin korunmasına
yönelik birçok kanun ve yönetmelik olmasına ve özellikle bu amaçla Çocuk İzlem Merkezleri kurulmasına rağmen bir avukatın bu durumu göz ardı edip mesleğin gereklerine aykırı davranmasının CMK Yürütme
Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesine göre sistemden kesin çıkarılmasını gerektirdiği belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının;
3.1 “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. maddesinde; “Temel hak ve hürriyetler,
özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”;
3.2 “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin 3. ve 4.
fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”, 4. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun;
4.1 “Avukatlığın mahiyeti:” başlıklı 1. maddesinde; “Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir.
(Değişik ikinci fıkra: 2/5/2001 – 4667/1 md.) Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”
4.2 “Avukatlığın Amacı:” başlıklı 2. maddesinde; “Avukatlığın amacı; hukuki münasabetlerin
düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler,
resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder…”
4.3 “Avukatın Hak ve Ödevleri” başlıklı Altıncı Kısımın “Genel olarak:” başlıklı 34. maddesinde;
“Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye
Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.”
4.4 “Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller:” başlıklı 134. maddesinde; “Avukatlık onuruna, düzen
ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu
Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”
4.5 “Disiplin cezaları:” başlıklı 135. maddesinde; “Disiplin cezaları şunlardır: 1. (Değişik: 22/1/1986 –
3256/23 md.) Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesidir. 2. Kınama; meslekinde ve davranışında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir. 3.
Onbin liradan yüzellibin liraya kadar para cezası. 4. İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır. 5. Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir.”
4.6 “Adlî yardım bürosu” başlıklı 177. maddesinde; “Adlî yardım hizmeti, baro merkezlerinde, baro
yönetim kurullarınca avukatlar arasından oluşturulan adlî yardım bürosu tarafından yürütülür. Baro yönetim kurulu, ayrıca baro merkezi dışında avukat sayısı beşten çok olan her yargı çevresinde de bir avukatı adlî yardım bürosu temsilcisi olarak görevlendirebilir. Büro ve temsilciler, baro yönetim kurulunun gözetimi altında çalışırlar. Birden fazla baronun bulunduğu illerde her bir baro tarafından adli yardım bürosu oluşturulur. Yargı mercilerinin talebi üzerine yapılacak görevlendirmeler, Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulan elektronik bilişim sistemi üzerinden o ildeki avukatlar arasında eşitlik gözetilerek yapılır.” 5. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
5.1 “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150. maddesinde; “(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir
müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar
Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
5.2 “Mağdur ile şikâyetçinin hakları” başlıklı 234. maddesinde; “(1) Mağdur ile şikâyetçinin hakları
şunlardır: a) Soruşturma evresinde; 1. Delillerin toplanmasını isteme, 2. Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme, 3. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,75 4. 153 üncü maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme, 5. Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma… (2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir. (3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır… (5) (Ek:17/10/2019-7188/22 md.) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci
fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir…” 6. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun;
6.1 “Temel İlkeler” başlıklı 4. maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasında, çocuğun haklarının
korunması amacıyla; a) Çocuğun yaşama, gelişme, korunma ve katılım haklarının güvence altına alınması, b) Çocuğun yarar ve esenliğinin gözetilmesi,…
g) Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi,..
l) Çocuklar hakkında yürütülen işlemlerde, yargılama ve kararların yerine getirilmesinde kimliğinin başkaları tarafından belirlenememesine yönelik önlemler alınması, İlkeleri gözetilir.”
6.2 “Soruşturma” başlıklı 15. maddesinde; “Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma çocuk
bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır. Çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.
Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerekli görüldüğünde çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hâkiminden isteyebilir.” 7. 02/03/2007 tarih 26450 ve Resmi Gazetede yayınlanan Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince
Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin
Yönetmeliğin;
7.1 “Müdafi veya vekillerin görevlendirilmesi” başlıklı 5. maddesinde; “ (1) Şüpheli veya sanıktan
kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, görevlendirilecek müdafiye yapılacak ödemelerin yargılama giderlerinden sayılacağı ve mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceği hususu hatırlatılarak talep ettiği takdirde barodan bir müdafi görevlendirmesi istenir. (2) Şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malûl veya sağır ve dilsiz ise ya da hakkında alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı soruşturma ya da kovuşturma yapılıyorsa istemi aranmaksızın barodan bir müdafi görevlendirmesi istenir. Ancak bunun için şüpheli veya sanığın müdafinin olmaması şarttır. (3) İkinci fıkrada sayılan hâllerde kovuşturma aşamasında sanığa iddianamenin tebliği için çıkarılan çağrı kâğıdına ayrıca “tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde müdafi bulunup bulunmadığını bildirmesi, bildirimde bulunmadığı takdirde barodan bir müdafi görevlendirmesinin isteneceği, görevlendirilen müdafiye ödenecek ücretin yargılama giderlerinden sayılacağı ve mahkûmiyeti hâlinde kendisinden tahsil edileceği” hususunu hatırlatan meşruhat verilir. Sanığın tutuklu olması hâlinde Ceza Muhakemesi Kanununun 176 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince yapılan işlemler sırasında yukarıda belirtilen meşruhat hatırlatılır.
Sanık tarafından bildirimde bulunulmadığı, tebligat yapılamadığı veya tutuklu sanığın müdafi olmadığını bildirmesi hâlinde duruşma günü beklenmeksizin barodan bir müdafi görevlendirmesi istenir. (4) Vekili bulunmayan mağdur, şikâyetçi veya katılanın talep etmesi hâlinde, barodan bir vekil görevlendirmesi istenir. (5) Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince mağdur veya suçtan zarar gören için zorunlu olarak vekil görevlendirilmesi gereken hâllerde istemi aranmaksızın barodan bir vekil görevlendirmesi istenir.
Ancak bunun için mağdur veya suçtan zarar görenin vekilinin olmaması şarttır. (6) Müdafi veya vekil görevlendirilmesi; soruşturma evresinde ifadeyi alan merci veya sorguyu yapan hâkim, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından barodan talep edilir. (7) (Ek:RG-7/11/2020-31297) Birden fazla baronun bulunduğu illerde, Avukatlık Kanununun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca oluşturulan
/
bürodan müdafi veya vekil görevlendirilmesi istenir. Büro, hangi baroya kayıtlı olduğuna bakılmaksızın o ildeki tüm avukatlar arasından eşitlik gözetilerek belirlediği müdafi veya vekilin kayıtlı olduğu baro tarafından görevlendirilmesini sağlar.”
7.2 “Görevlendirme esasları” başlıklı 6. maddesinde; “(1) Soruşturma evresinde görev yapan müdafi
veya vekil, engel bulunmadığı takdirde kovuşturma evresinde de öncelikle görevlendirilir. (2) Soruşturma veya kovuşturma makamlarınca aralarında menfaat çatışması bulunduğu bildirilmediği takdirde birden fazla şüpheli, sanık, mağdur, şikâyetçi, suçtan zarar gören veya katılan için aynı müdafi veya vekil görevlendirilebilir. (3) Baro tarafından müdafi veya vekil olarak atanan avukat, haklı mazereti hâlinde görevlendirilmesine ilişkin yazıya dayanarak başka bir avukata yetki verebilir. (4) Müdafi veya vekilin mesleği bırakması ya da kanunî engellerle davadan çekilmesi hâlinde, baro tarafından yeni bir müdafi veya vekil görevlendirilir. (5) Dosyada görevli müdafi veya vekilin, istinaf veya temyiz kanun yolu muhakemesinde yapılacak duruşmaya katılmayacağını bildirmesi durumunda, zorunlu müdafi veya vekil gerektiren hâllerde görevlendirme, kanun yolu incelemesini yapacak mahkeme tarafından birden fazla baronun bulunduğu illerde bürodan, diğer yerlerde doğrudan o yer barosundan istenir. (6) Müdafi veya vekil, soruşturma evresinde ya da duruşmada hazır bulunmaz veya vakitsiz olarak duruşmadan çekilir veya görevini yerine getirmekten kaçınırsa, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme derhal başka bir müdafi veya vekil görevlendirilmesi için gerekli işlemi yapar.”
7.3 “Görevin sona ermesi” başlıklı 7. maddesinde; “(1) Müdafi veya vekilin görevi; a) Soruşturma
evresinde; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi, yetkisizlik veya görevsizlik kararı, kamu davası açılması hâlinde ise iddianamenin kabulü kararı verilmesi, b) Kovuşturma evresinde; yargılamanın yapıldığı il veya ilçe dışında yargılamayı gerektirir görevsizlik veya yetkisizlik kararı, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesi ya da davanın nakline karar verilmesi, c) Müdafi, vekil veya kendisine müdafi ya da vekil görevlendirilen kişinin ölmesi, ç) Kişinin kendisine bir müdafi veya vekil seçmesi, hâllerinde sona erer. (2) Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının talebi üzerine görevlendirilen müdafi veya vekil azledilemez.” 8. Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin;
8.1 “Cmk Merkezinin Tanımı ve İşlevi” başlıklı 15. maddesinde; “Ankara Barosu Yönetim Kurulu
kararı ile kurulmuş bulunan CMK Uygulama Merkezi, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Barolara verilmiş istekli avukat atama yetki ve görevini, Ankara Barosu Yönetim Kurulu adına yönergede belirlenen kurallar çerçevesinde yürütür. Görevlendirmenin; istekli avukatlar arasından adil ve eşitlik ilkelerine dayalı olarak yapılması, emeklerine uygun ücretlerinin süratle ve şeffaf şekilde ödenmesi görevlerini; resmi tatil günleri de dahil olmak üzere 24 saat kesintisiz hizmet vererek yerine getirir.”
8.2 “ Cmk Merkezi Görevlendirme Esasları” başlıklı 16. maddesinde; “ CMK Uygulama Merkezi,
CMK eğitim seminerini tamamlamış ve listede yer alan avukatlar arasından, Mahkemelerden, savcılıklardan, Kolluk kuvvetlerinden yazı/telefon/faks/yazılım sistemi üzerinden gelen avukat taleplerinin, eşitlik ilkesi çerçevesinde dağıtımını yapar. Görevlendirmeler, CMK Uygulama Merkezinde bulunan bilgisayarlara yüklenmiş bilgisayar programları vasıtasıyla; soruşturma ve kovuşturma olarak iki ayrı liste üzerinden, ücret esaslı puanlama sistemine göre yapılır.
a) CMK merkezindeki kayıtlı telefonlardan aranıp görevi kabul eden istekli avukatların, arandığı listeye görev puanı olarak ücretlendirmeye esas puan eklenir. Görevi kabul eden istekli avukat, 24 saat süreyle sistemde mazeretli olarak kabul edilir. 24 saat süreyle mazeretli kabul edilme durumu, kovuşturma görevlendirmelerinde duruşma gün ve saatinden itibaren başlar…
o) Suça sürüklenen çocuk ve mağdur veya müşteki çocuğa yönelik olarak yapılacak görevlendirmeler CMK
Uygulamaları Merkezi Çocuk Koruma Listesinden yapılır. Çocuk Koruma Listesi, meslek içi eğitim kapsamında Çocuk Adalet Sistemi sertifikası ya da katılım belgesi sahibi istekli avukatlar tarafından oluşturulur.
8.3 “İstekli Avukat” başlıklı 18. maddesinde; “ CMK uygulaması çerçevesinde müdafi ya da vekil
olarak görev almak isteyen Ankara Barosu’na kayıtlı, SSK ya da vergi kaydı bulunan avukatlar arasından yazılı olarak başvuruda bulunanlar görev alabilirler. Görevlendirilen istekli avukat ve görevi kapsamında sunduğu hukuksal fayda, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında anılan savunma ve adil yargılanma hakkının kullanımı için gerekli meşru vasıtalardan kabul edilir. Kamusal dayanaklar ile kamu adına işlem yürüten mercilerin talebi üzerine, ücretlendirmesi kamu tarafından tahakkuk ettirilerek ve kamu yararına ifa edilen görevlendirmelerde istekli avukatlarca sunulan hukuksal danışmanlık ve hak savunusunun temel bir kamu hizmeti olduğu bilinci ve sorumluluğu ile harekât edilir. CMK Merkezi görevlendirmeleri ve değerlendirmeleri de bu bilinç ve sorumluluk esas alınarak yapılır.”
8.4 “İstekli Avukatların Yükümlülükleri” başlıklı 19. maddesinde; “İstekli Avukatlar;
a)Zorunlu nedenler dışında, görevlendirildiği birime en geç bir saat içinde ulaşmakla, b) Ankara Barosu tarafından kendilerine verilen görevleri sonuna kadar özenli ve dikkatli biçimde yerine getirmekle, c) Yapmış oldukları göreve ilişkin tüm evrakları ve ödeme yapılabilmesi için gerekli tüm belgeleri CMK
Uygulama Merkezi tarafından talep edilmesi halinde tebliğ/tebellüğ tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde CMK Uygulama Merkezine teslim etmek ve CMK Uygulama Merkezi tarafından görevlendirilmiş olduğu dosyalarla ilgili kendisinden istenilen yazılı bilgiyi tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde cevaplamakla, d) Yürürlükteki yasalara göre görevden çekilmeyi ya da işi reddetmeyi gerektiren hallerde durumu derhal
CMK Uygulama Merkezine yazılı olarak bildirmekle, e) CMK Uygulama Merkezindeki kayıtların sağlıklı tutulmasını sağlamak ve iş dağıtımında hataların önlenmesi amacıyla, Merkez tarafından talep edilmesi halinde tebliğ/tebellüğ tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde, derdest olan ve kesinleşmiş tüm davalara ilişkin rapor hazırlayıp kararlarla birlikte
CMK Uygulama Merkezine vermekle, f) Görevlendirme hangi aşamada olursa olsun, görevlendirildiği kişi ile ön görüşme yapmak, dosya tutmak ve belge asılları veya suretlerini saklamakla, g) Uygulama mercilerinde, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tespit edilen veya kendisine iletilen hukuka aykırılıkları, olayın özelliğine göre, görüşme tutanağı, ifade, kimlik tespiti ya da sorgu tutanaklarına geçirmek, şerh düşmek ve durumu yazılı olarak CMK Uygulama Merkezine bildirmekle, h) İş, ev ve cep telefonlarını, adreslerini ve sonradan oluşan değişiklikleri, değişiklik tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde yazılı olarak Baro Levhasında değiştirmekle ve CMK Uygulama Merkezine yazılı olarak bildirmekle, i) Görevlendirildiği dosya kapsamında tutuklanan şüpheli veya sanık ile tutuklamadan itibaren en geç bir ay ve her halükarda duruşmadan önce görüşmekle, görevlendirildiği dosya kapsamında olmasa dahi, ceza evinde bulunan müvekkili ile duruşma öncesinde görüşmekle yükümlüdür. İşbu yükümlülük, soruşturma aşamasında görevi kabul eden istekli avukatın Yönergenin 16/m. maddesi kapsamında öncelikli görevlendirmeyi reddetmesi halinde geçerli değildir.
j) Müvekkilinin yazılı talebi üzerine, elinde bulunan dosya içerisindeki tüm belgelerin bir suretini müvekkiline veya yine müvekkil tarafından yazılı olarak avukata bildirilmek suretiyle müvekkilinin belirleyeceği bir kişiye imza karşılığı vermekle yükümlüdür.
k) Soruşturma aşamasında görevlendirildiği dosyanın kovuşturma aşamasına geçmesi ve mahkeme tarafından kendisine görevlendirmeye ilişkin tebligat yapılması durumunda işbu tebligatı mahkemeye iade etmekle yükümlüdür, Mahkeme tarafından yapılan bu tebligatları görevlendirme olarak kabul edip duruşmaya katılan ve sonrasında kovuşturma görevi olarak bunun sistem kayıtlarına işlenmesini talep eden istekli avukata, duruşma tutanağı yahut tebliğ mazbatasına dayanak alınarak kovuşturma
görevlendirmesi yapılmaz. İş bu” tebliğ mazbatasının mahkemesine iadesi ve mahkemenin CMK
Uygulama Merkezinden dosyaya -ilişkin görevlendirme talep etmesi durumunda yönergenin 16/m hükmü uygulanır.
8.5 “Ücret Ödenmeyecek Haller” başlıklı 22. Maddesinde; “Aşağıdaki hallerde istekli avukata ücret
ödenmez, a) Eksik bilgi ve belge sunan istekli avukatların ücretleri, eksiklikler tamamlanıncaya kadar ödenmez.
b) Baro tarafından ataması yapılmamış görevlerin ücretleri ödenmez.
c) 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğa kolluk biriminde kimlik tespiti dışında işlem yaptıran müdafiye ücret ödenmez.
d) İstekli avukat olarak görev almasına rağmen sonradan vekaletle görevlendirildiği davayı takip eden istekli avukata ücret ödenmez.
e) Yönerge hükümlerine aykırı! davranışı nedeniyle; hakkında CMK Başkanlık Divanınca ücret ödenmeme yolunda karar verilen istekli avukata ücret ödenmez.
f) 12 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğa herhangi bir birimde kimlik tespiti dışında işlem yaptıran müdafiye ücret ödenmez g) Görevlendirildiği kişi ve dosya sayısı dışında görev alan istekli avukata ücret ödenmez.
h) Hukuka aykırı herhangi bir işleme katılan istekli avukata ücret ödenmez. Ücret ödenmemesine neden olan haller bu yönerge ya da yürürlükteki mevzuata göre başka bir yaptırımı da öngörüyor ise; ücret ödenmemiş olması bu yaptırım uygulanmasına engel değildir.”
8.6 “Yaptırım İlkeleri” başlıklı 24. Maddesinde; “CMK Uygulama Merkezinde görev alan istekli
avukatlardan, verilen görevin her aşamasında gereken yasal işlemleri yapmayan ya da ihmal eden, Yönergede belirlenen kurallara aykırı davranan, Baro Yönetim Kurulu veya CMK Yürütme Kurulu kararlarına uymayan avukatlar hakkında, Avukatlık Yasası, Meslek Kuralları ve Yönergenin ilgili maddelerinde belirtilen yaptırımlar uygulanır. Bu yaptırımların uygulanması eylem için ayrıca idari ya da adli soruşturma ve kovuşturma yapılmasına engel değildir. Yaptırım uygulanması gereken eylemin
Yönergenin ilgili maddelerinde sayılanlardan birine girmemesi durumunda en yakın eyleme ilişkin yaptırım uygulanır.”
8.7 “Uyarma” başlıklı 25. Maddesinde; “Uyarma, istekli avukatın, tayin edildiği veya CIVIK Uygulama
Merkezindeki görevi nedeniyle, CIVIK Yürütme Kurulunun kararı ile yazılı olarak uyarılması olup, sistemi aksatan istekli avukatlara aşağıdaki hallerde uyarma yaptırımı uygulanır.
a) Duruşmayı mazereti olmaksızın takip etmeyen istekli avukat, b) Görevlendirildiği birime zorunlu haller dışında bir saat içinde gitmeyen istekli avukat, c) Görevlendirilmediği halde göreve giden istekli avukat, d) Eylemin ağırlığına göre Yönerge, C.M.K., Avukatlık Yasası ve Meslek Kurallarına aykırı davranışta bulunan istekli avukat.
CMK Uygulama Merkezi tarafından görevlendirilmiş olduğu dosyalarla ilgili kendisinden istenilen yazılı bilgiyi tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde cevaplamayan istekli avukat, Yazılı olarak uyarılır.”
8.8 “Sistemden Geçici Olarak Çıkarılma” başlıklı 26. maddesinde; “Geçici olarak sistemden çıkarma;
istekli avukatın, CIVIK Yürütme Kurulunun kararı ile geçici olarak tüm görev listelerinden en az üç en çok on iki ay süre ile çıkarılması olup, sistemi aksatan istekli avukatlara aşağıda yazılı hallerde sistemden geçici çıkarma cezası uygulanır.
a) İki veya daha fazla duruşmayı mazereti olmaksızın takip etmeyen istekli avukat, b) Ücreti alınan dosya için mükerrer ücret talebinde bulunmayı alışkanlık haline getiren istekli avukat,
c) Eylemin ağırlığına göre Yönerge, C.M.K., Avukatlık Yasası ve Meslek Kurallarına aykırı davranışta bulunan istekli avukat, d) 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğa kolluk biriminde kimlik tespiti dışında işlem yaptıran müdafi, e) İlk uyarma cezasını aldıktan sonraki takip eden bir yıl içinde ikinci kez uyarı cezası alan istekli avukat, f) Yönergenin 16/g hükmü uyarınca liste ve adres değişikliğini yapması için yazılı olarak ikaz edilmesine rağmen geçerli bir mazeret bildirmeksizin değişikliği yapmayan istekli avukat altı ay süre ile
Sistemden geçici olarak çıkartılır.
Sistemden geçici olarak çıkardan istekli avukata sistem dişi kaldığı süre içerisinde başka görev verilemez.
Ancak istekli avukat çıkarma kararından önce kendisine verilen işleri takip eder. Geçici olarak çıkartılma süresi sona eren istekli avukat yazılı başvurusu ile listelere başvuru tarihindeki ortalama puandan alınır.
Ancak, listeden geçici çıkartılan istekli avukatın çıkartılma tarihindeki puanı, yeniden kayıt tarihindeki ortalama puandan yüksek ise, tekrar kayıtta yüksek olan puan nazara alınır.”
8.9 “Sistemden Kesin Olarak Çıkarılma” başlıklı 27. maddesinde; “Sistemden kesin olarak çıkarma;
istekli avukatın, tayin edildiği veya CMK Uygulama Merkezindeki görevi nedeniyle, CMK Yürütme
Kurulunun kararı ile tüm görev listelerinden süresiz olarak çıkarılması olup, sistemi aksatan istekli avukatlara aşağıda yazılı hallerde sistemden kesin çıkarma cezası uygulanır. İstekli avukat listesinde yer alanlardan; a) Sistemden ilk geçici çıkarma tarihini takip eden iki yıl içinde ikinci kez aynı cezayı alan istekli avukat, b) Raporlarında kasıtlı olarak gerçeğe aykırı bilgi verdikleri tespit edilen istekli avukat, c) CMK Uygulama Merkezi tarafından atanmış olduğu göreve ilişkin müvekkilinden vekaletname veya ücret aldığı tespit edilen istekli avukat, d) Görevlendirme kapsamında ispat edilebilir şekilde yazılı ya da tutanağa geçmek suretiyle sözlü olarak açıkça müvekkili aleyhine beyanda bulunduğu herhangi bir suretle tespit edilen istekli avukat, e) Eylemin ağırlığına göre Yönerge, C.M.K., Avukatlık Yasası ve Meslek Kurallarına aykırı davranan istekli avukat, f) 12 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğa herhangi bir birimde kimlik tespiti dışında işlem yaptıran müdafi, İstekli avukat listesinden ve CIVIK Yürütme Kurulundan kesin olarak çıkarılırlar. Bu avukatlar iki yıl geçmeden tekrar listelere dahil edilmezler.
Sisteme geri alınma Yönetim Kurulu kararı ile olur. İstekli avukat listesinden kesin olarak çıkarılan avukatlar takip etmekte oldukları işlerle ilgili sorumlulukları devam eder. Listeden çıkarılan istekli avukat, takip etmekte olduğu dosyaları ve duruşma günlerini içeren raporunu CMK Uygulama Merkezine yazılı olarak kararın kesinleşmesinden itibaren en geç bir hafta içinde verir.”
8.10 “İtiraz Hakkı” başlıklı 28. maddesinde; “CMK Uygulama Merkezi tarafından alınan kararlara karşı
tebliğ ve tebellüğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Ankara Barosu Başkanlığı nezdinde itiraz yolu açıktır.”
9. 2021/20 sayılı Çocuk İzlem Merkezleri Hakkında Genelgede; “ÇİM’lerin işleyişi hususunda;…3 – Özellikle cinsel istismar suçunun mağduru olan çocukların etkin bir şekilde korunmalarının sağlanması, ikincil mağduriyetlerinin önlenmesi, adli ve tıbbi işlemlerin bu alanda eğitimli kişiler tarafından tek seferde yapılması ve istismarı önleyici tedbirlerin alınması amacıyla
Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturma işlemlerinin; Hâkimler ve Savcılar Yüksek
Kurulunca yayımlanan “Soruşturma Usul ve Esasları” konulu Genelgenin ilgili bölümüne göre yürütülmesi, Bu kapsamda, üniversitelerde kurulan ve Sağlık Bakanlığı tarafından ÇİM’lerin işleyişine dair usul ve esaslar dikkate alınarak tamamlanmış özelliklere sahip bulunan çocuk koruma birimleri veya merkezlerinde de soruşturma işlemlerinin yapılmasına dair Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararına uygun hareket edilmesi,”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; hazırlanan “ Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran 1 numaralı paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda; Ankara Barosu Yönetim
Kurulunun “Sistemden Kesin Olarak Çıkarma” kararının kaldırılmasını talep etmektedir.
12. Somut olayda idare tarafından gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde;
12.1 04/04/2022 tarihinde “Cinsel İstismar/Taciz” mağduru çocuğun ifadesinin alınması için Ankara
Barosu CMK Uygulama Merkezi tarafından Başvuranın görevlendirildiği,
12.2 Görevlendirme üzerine Karapürçek Polis Merkezinde mağdur vekili olarak hazır bulunan başvuranın,
16 yaşındaki çocuk mağdurun ifadesini Çocuk Şube Müdürlüğü’nde aldırdığı,
12.3 Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin “İstekli Avukatların
Yükümlülükleri başlıklı Md. 19/g, aynı yönergenin “Sistemden kesin olarak çıkarılma başlıklı Madde 27/e maddesi gereğince Başvuranın, CMK Uygulama Merkezinin 10.06.2022 tarih ve sayılı Kararı ile sistemden kesin çıkarılmasına karar verildiği,
12.4 Başvuranın, bu karara karşı 07.07.2022 tarihli dilekçe ile yaptığı itirazın da Ankara Barosu Yönetim
Kurulunun 20.07.2022 tarihli kararı ile reddedildiği anlaşılmıştır.
13. Ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenleyen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 234. maddesinde; mağdur ile şikâyetçinin hakları düzenlenmiş olup; soruşturma evresinde, mağdurun, vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme hakkı bulunduğu, ancak mağdurun, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olması ve bir vekili de bulunmaması halinde, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirileceği belirtilmiştir. Aynı kanunun 150.
maddesinde ise; zorunlu müdafilikle ilgili hususların, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
14. Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak
Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinde de 5271 sayılı Kanunun 234.
maddesinde belirtilen hususlara yer verilmiş olup; tüm bu düzenlemeler ışığında yapılacak olan zorunlu
müdafii ve vekil görevlendirmelerinde hukuki yardımın yapılacağı yerde bulunan Baronun yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
15. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Müdafi ve Vekillerin
Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik gereğince Ankara
Barosu Yönetim Kurulu kararı ile oluşturulan CMK Uygulama Merkezi ile CMK Yürütme Kurulu’nun görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemek amacıyla Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK
Uygulama Merkezi Yönergesi çıkarılmıştır.
16. Yönerge kapsamında; CMK Uygulama Merkezi, CMK eğitim seminerini tamamlamış ve listede yer alan avukatlar arasından, mahkemelerden, savcılıklardan, kolluk kuvvetlerinden yazı/telefon/faks/yazılım sistemi üzerinden gelen avukat taleplerinin, eşitlik ilkesi çerçevesinde dağıtımını yapmakta olup, suça sürüklenen çocuk ve mağdur veya müşteki çocuğa yönelik olarak yapılacak görevlendirmelerin de CMK
Uygulamaları Merkezi Çocuk Koruma Listesinden yapılacağı, Çocuk Koruma Listesini de, meslek içi eğitim kapsamında Çocuk Adalet Sistemi sertifikası ya da katılım belgesi sahibi istekli avukatlar tarafından oluşturulacağı düzenlenmiştir.
17. Yönerge de; Kamusal dayanaklar ile kamu adına işlem yürüten mercilerin talebi üzerine, kamu yararına ifa edilen görevlendirmelerde istekli avukatlarca sunulan hukuksal danışmanlık ve hak savunusunun temel bir kamu hizmeti olduğu bilinci ve sorumluluğu ile harekât edileceği, CMK Merkezi görevlendirmeleri ve değerlendirmelerinin de bu bilinç ve sorumluluk esas alınarak yapılacağı düzenlenmiştir.
18. Yönergenin 19. maddesinde istekli avukatların yükümlülükleri belirtilmiş olup; istekli avukatların, Ankara Barosu tarafından kendilerine verilen görevleri sonuna kadar özenli ve dikkatli biçimde yerine getirmekle yükümlü oldukları, Görevlendirme hangi aşamada olursa olsun, görevlendirildiği kişi ile ön görüşme yapmak, dosya tutmak ve belge asılları veya suretlerini saklamakla, Uygulama mercilerinde, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tespit edilen veya kendisine iletilen hukuka aykırılıkları, olayın özelliğine göre, görüşme tutanağı, ifade, kimlik tespiti ya da sorgu tutanaklarına geçirmek, şerh düşmek ve durumu yazılı olarak CMK Uygulama Merkezine bildirmekle, yükümlü oldukları belirtilmiştir.
19. Ankara Barosu tarafından hazırlanmış olan Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama
Merkezi Yönergesinin 24. maddesinde yaptırım ilkeleri düzenlenmiş, 25. maddesinde Uyarma cezası, 26.
maddesinde Sistemden Geçici Çıkarma cezası, 27. maddesinde de Sistemden Kesin Olarak Çıkarma olarak toplamda 3 adet yaptırımın öngörüldüğü, diğer yandan, Yönergenin 24. maddesinde; CMK
Uygulama Merkezinde görev alan istekli avukatlardan, verilen görevin her aşamasında gereken yasal işlemleri yapmayan ya da ihmal eden, Yönergede belirlenen kurallara aykırı davranan, Baro Yönetim
Kurulu veya CMK Yürütme Kurulu kararlarına uymayan avukatlar hakkında, Avukatlık Yasası, Meslek
Kuralları ve Yönergenin ilgili maddelerinde belirtilen yaptırımlar uygulanacağı, yaptırım uygulanması gereken eylemin Yönergenin ilgili maddelerinde sayılanlardan birine girmemesi durumunda en yakın eyleme ilişkin yaptırımın uygulanacağı belirtilmiştir.
20. Başvuranın, “taktir edilen cezanın kaldırılması” talebine ilişkin olarak;
20.1 Başvuran hakkında idare tarafından; 16 yaşındaki Cinsel İstismar/Taciz mağduru çocuğun
ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) değil de Çocuk Şube Müdürlüğü’nde alındığı ve başvuranın, mağdurun ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde alınması ve söz konusu durumun hukuka uygun olmadığı yönündeki beyanını 05/04/2022 tarihli ifade alma tutanağına şerh düşmediği
/
gerekçesiyle, Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin “İstekli
Avukatların Yükümlülükleri başlıklı Md. 19/g, “Sistemden kesin olarak çıkarılma başlıklı Md. 27/e hükümleri gereğince sistemden kesin çıkarılmasına karar verildiği,
20.2 Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin 27. maddesinde;
sistemden kesin olarak çıkarma yaptırımı düzenlenmiş olup; kişinin CMK Yürütme Kurulunun kararı ile tüm görev listelerinden süresiz olarak çıkarılması anlamına geldiği, sistemden kesin çıkarma cezası uygulanacak hallerin maddede sayılmakla beraber söz konusu saymanın tahdidi olmadığı, bu durumun Yönergenin 24. maddesinde belirtilen “yaptırım uygulanması gereken eylemin Yönergenin ilgili maddelerinde sayılanlardan birine girmemesi durumunda en yakın eyleme ilişkin yaptırımın uygulanacağı” düzenlemesi ile anlaşıldığı,
20.3 Somut olayda; 16 yaşındaki mağdur çocuğun ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde alınmaması
durumunun sistemden kesin çıkarılma hallerinde doğrudan düzenlenmiş bir fiil olmadığı, Yönergenin 24.
maddesinden hareketle en yakın eyleme ilişkin olarak Yönergede suça sürüklenen çocuklar için işlem yaptıran müdafi için yapılmış düzenlemelerin bulunduğu, yönergede idare tarafından suça sürüklenen çocuklar için ikili bir ayrıma gidilmiş olup, 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğa kolluk biriminde kimlik tespiti dışında işlem yaptıran müdafi için Sistemden Geçici Olarak Çıkarılma cezasının verilebileceğinin, 12 yaşından küçük suça sürüklenen çocuğa herhangi bir birimde kimlik tespiti dışında işlem yaptıran müdafi için Sistemden Kesin Olarak Çıkarılma cezasının verilebileceğinin düzenlendiği,
20.4 Somut olayda başvuran için uygulanan yaptırımın; Yönergenin “Sistemden kesin olarak çıkarılma
başlıklı 27/e maddesinde düzenlenen “Eylemin ağırlığına göre Yönerge, C.M.K., Avukatlık Yasası ve
Meslek Kurallarına aykırı davranışta bulunan istekli avukat” düzenlemesi olduğu, ancak “Eylemin ağırlığına göre Yönerge, C.M.K., Avukatlık Yasası ve Meslek Kurallarına aykırı davranışta bulunan istekli avukat,” eyleminin yönerge de düzenlenmiş olan her üç cezada da sayılan eylemlerden olduğu bu kapsamda; idare tarafından Başvuran avukat için bu eylemi dolayısı ile Yönerge kapsamında Uyarma
Cezası da verilebileceği gibi daha ağır yaptırımlar olan Sistemden Geçici Çıkarma ve Sistemden Kesin
Olarak Çıkarma Cezasının da verilebileceği,
20.5 “Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve
işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.” (Anayasa
Mahkemesi E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013)
20.6 İdare eylem ve işlemlerinde kanunun çizdiği sınırlar içerisinde kalmak zorundadır. Anayasanın 8.
maddesinde bu husus yürütme yetkisi ve görevi Anayasa ve Kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir denilerek ifade edilmiştir. (Kemal Gözler- Gürsel Kaplan İdare Hukukuna Giriş Ekin Basın Yayın
Dağıtım Ağustos 2017, s.28)
20.7 Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “hukuk güvenliği” ilkesidir. Hukuk güvenliği, normların
öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Hukuk devletinde kanun metinlerinin ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. “Belirlilik” ilkesine göre ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden
herhangi bir tereddüde ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. (Anayasa Mahkemesi E. 2012/157, K.2013/79 sayılı ve 18/06/2013 tarihli kararı)
20.8 Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi
somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (Anayasa Mahkemesi, E.2005/5, K.2008/93, 17/04/2008 tarihli kararı)
20.9 Disiplin hukuku yaptırımları uygulama alnı açısından oldukça önemli bir hukuk dalıdır. Uyarma, gibi
ağır sayılmayan yaptırımların yanında, meslekten atılma gibi ağır yaptırımları da içermektedir. Bu nedenle suçların ve cezaların belirlenmiş olması soruşturma usullerinin güvenirliği açısından zorlayıcı bir ihtiyaçtır.
Genel ceza hukukunda kıyas yasak olmakla birlikte birçok disiplin mevzuatında kıyas öngörülmektedir. Ancak geniş tutulmuş ve esnek tutulmuş fiiller kişi özgürlüğü açısından oldukça tehlikelidir. Nasıl ki ceza ve usul ilkeleri adaleti gerçekleştirmeye hizmet ediyorsa, disiplin hukukunda da olguyu iyi tespit edip adaleti yerine getirmek önemlidir.(Danıştay Dergisi, Danıştay Yayınları, Yıl:24, Sayı : 2023/3142-S.23.528188, 1994)
20.10 Her ne kadar idare tarafından, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 3. maddesi
düzenlemesi uyarınca çocuğun üstün yararının gözetilerek Sistemden Kesin Çıkarma Cezasının uygulandığı belirtilmişse de; çocuğun üstün yararı adalet sisteminin içinde bulunan suça sürüklenen çocuklar içinde geçerli bir kavram olup yalnızca mağdur çocuklar için düşünülmesi gereken bir durum değildir. Ankara Barosu tarafından çıkarılan Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama
Merkezi Yönergesinin suça sürüklenen çocuklar için yaş ayırımına giderek ağır (Geçici Çıkarma) ve daha ağır yaptırımlar (Kesin Çıkarma) düzenlediği görüldüğünde aynı hususun Yönergenin 24. maddesinden hareketle en yakın eyleme ilişkin adalet sistemi içindeki diğer bir çocuk olan mağdur çocuk yönünden de dikkate alınması gerektiği değerlendirilmektedir.
21. Başvuranın “cezada orantılı olunmadığı” iddiasına ilişkin olarak;
21.1 Danıştay 12. Dairesi; disiplin cezasının iptali istemiyle dava açılması durumunda yapılacak
yargılamanın “Adil yargılanma” ilkesine uygun bir şekilde yürütülebilmesi için “Eylemin ağırlığına göre cezalandırma” ilkesinin disiplin cezası verilmesi aşamasında gözetilmesinin zorunlu olduğunu, görevlilerinin gerçekleştirdikleri eylemlerin, kamu hizmetlerinin yürütülmesinde yaratacağı olumsuzlukların ağırlığına göre disiplin cezası verilmesi; diğer bir deyişle cezanın suç ile orantılı olması gerektiğini, orantılılığın bir yandan kanunda suç tipi olarak belirlenmiş olan eylem ile buna karşılık verilecek ceza arasında adil bir dengenin olması, benzer hukuksal değerleri korumaya yönelik suçlar için öngörülen cezalar arasında mantıklı bir dengenin olması, diğer yandan ise hukuksal değerlerin hiyerarşik özelliğinin zorunlu bir sonucu olarak farklı hukuksal değerleri koruyan suçlar için öngörülen cezalar arasında bir dengenin olması şeklinde sonuçları bulunduğunu, işlenen disiplin suçu karşılığında niteliği itibariyle o suç için öngörülenden daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda
“eylemin ağırlığına göre cezalandırma” diğer bir deyişle “orantılılık” ilkesinin ihlal edileceğini belirtmiştir. (Danıştay 12. Dairesinin 26/12/2006 tarihli ve E. 2003/3174, K. 2006/6690 sayılı kararı)
21.2 Ölçülülük ilkesi, hukuksal bir ihlal ile onun sonucu olan yaptırım arasında, beklenen amaç ve
kullanılan araç yönünden adil ve makul bir dengenin sağlanmasını konu edinen bir ilkedir. Ölçülülük ilkesi idarenin takdir yetkisinin bulunduğu alanlarda önem arz etmektedir. Ölçülülük ilkesi, elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç ana unsurdan oluşmaktadır. Bu unsurların uygulanmasıyla hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde korunması amaçlanmaktadır. Elverişlilik ilkesi; amaca ulaşmak için başvurulan tedbirin amaca ulaşılabilmesine uygun olması anlamına gelmektedir. Disiplin hukuku açısından elverişlilik unsurunun değerlendirilmesinde, caydırıcılık aracılığıyla, kamu hizmetlerinin düzenli yürütülmesidir. Gereklilik unsuru; amaca ulaşmayı sağlayacak araçların içinden hak ve özgürlükleri en az sınırlayacak olanın ve kamuya en az yük getirecek olanın seçilmesidir. Orantılılık ilkesi; hukuka aykırı işlem ile yaptırım arasında makul bir oranın olması, ihlal derecesine göre verilecek yaptırımın orantılı olması, cezanın bireyselleştirilmesidir. Orantılılık İlkesi yönünden yapılan denetimle, kamu gücünün sahip olduğu takdir yetkisinin sınırları daha da somutlaşmaktadır. Bireylerin menfaati ile kamu yararı arasında bir dengeleme kurulurken aynı zamanda “adalet ve insan haysiyeti ilkeleri” de gerçekleştirilmektedir. Bireylere uygulanan yükümlülük katlanılamaz boyutta ise, uygulanan tasarrufun orantısız olduğu karşımıza çıkmaktadır. Danıştay, eylemin varlığını tek başına yeterli görmemiş, disiplin cezası gerektiren fiillerin işlenmeleri halinde, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığının, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtmiştir. (Kamu Görevlilerine Disiplin
Cezalarının Uygulanmasında Ölçülülük İlkesi, Mehmet Hatipoğlu, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı : 2023/3142-S.23.5281143)
21.3 Danıştay 8. Dairesi; fiilin ağırlığı ile karşılığı cezayı saptamada idareye tanınan takdir yetkisinin
makul ölçüler içinde kullanılmasının hukukun gerekliliklerinden olduğunu belirtmiştir. (Danıştay 8.
Dairesinin 14/11/1995 tarihli ve E. 1995/3706, K. 1995/3622 sayılı kararı)
21.4 Ankara Barosu CMK Yürütme Kurulu ve CMK Uygulama Merkezi Yönergesinin 19. maddesinde
istekli avukatların yükümlülükleri belirtilmiş olup; istekli avukatların, Ankara Barosu tarafından kendilerine verilen görevleri sonuna kadar özenli ve dikkatli biçimde yerine getirmekle yükümlü oldukları, uygulama mercilerinde, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında tespit edilen veya kendisine iletilen hukuka aykırılıkları, olayın özelliğine göre, görüşme tutanağı, ifade, kimlik tespiti ya da sorgu tutanaklarına geçirmek, şerh düşmek ve durumu yazılı olarak CMK Uygulama Merkezine bildirmekle, yükümlü oldukları belirtilmiştir. Somut olayda; 16 yaşındaki Cinsel İstismar/Taciz mağduru çocuğun ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) değil de Çocuk Şube Müdürlüğü’nde alındığı ve başvuranın, mağdurun ifadesinin Çocuk İzlem Merkezinde alınması ve söz konusu durumun hukuka uygun olmadığı yönündeki beyanını 05/04/2022 tarihli ifade alma tutanağına da şerh düşmediği dikkate alındığında; başvuranın kusurlu eylemi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmasa da eylemin oluş biçimi, samimi ikrar ve ifadeleri, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmalarının olumlu olup olmadığı, daha alt bir cezanın verilip verilmeyeceği hususunun dikkate alınmadan en üst sınırdan cezalandırılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
22. Başvuranın iddiaları, idarenin konuyla ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat, Kurumumuz kararları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk Devleti olması, Hukuk devleti ve Anayasanın 8. maddesi hükmü gereğince idari makamların görevlerini yerine getirirken hukuka, kanunlara ve çağdaş hukukta evrensel olarak kabul görmüş ilkelere de uygun hareket etmek zorunda olması, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan hukuk güvenliği ilkesi gereğince, normların
öngörülebilir olması, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde idareye güven duyabilmesi, idarenin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasının gerekli olduğu, genel ceza hukukunda kıyas yasak olmakla birlikte birçok disiplin mevzuatında kıyasın öngörüldüğü, ancak geniş tutulmuş ve esnek tutulmuş fiillerin kişi özgürlüğü açısından oldukça tehlikeli olduğu dikkate alındığında; idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 sayılı mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; hem başvuranın dilekçesi hem de şikâyet başvurusunun inceleme ve araştırması kapsamında Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgeler bakımından idareler tarafından süresi içerisinde işlem tesis edildiği; böylece “makul sürede karar verme ve kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranıldığı anlaşılmıştır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
24. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 17 nci maddesinin sekizinci fıkrasına göre Kamu Denetçiliği Kurumuna dava açma süresi içinde yapılan başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmakta olup, anılan Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise (varsa)
durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı
Ankara İdare Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuran hakkında verilen disiplin cezasının yeniden değerlendirilmesi yönünde ANKARA 1 NOLU
BAROSU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
ANKARA 1 NOLU BAROSU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve ANKARA 1 NOLU BAROSU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi