ÖZET: Başvuran, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’nde avukat olarak çalışırken, hakkında verilen kınama cezasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmektedir. Disiplin soruşturmasının, 10/08/2022 tarihinde kendisine tebliğ edilen mahkeme kararının ardından yaklaşık üç ay sonra başlatıldığını ve bu durumun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 127. maddesi uyarınca zamanaşımına uğradığını belirtmektedir. Ayrıca, benzer bir durumda başka bir avukata ceza verilmediğini, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ifade etmektedir. Başvuran, disiplin cezasının iptalini talep etmekte ve geçmiş hizmetlerinin olumlu değerlendirilmediğini vurgulamaktadır.

İdare, disiplin cezasının gerekçelerini açıklarken, başvuranın mahkeme kararının ifasını zamanında gerçekleştirmediğini ve bu nedenle ceza verildiğini belirtmiştir. Ancak, idarenin disiplin soruşturmasına geç başlaması ve başvuranın savunmasında öne sürdüğü organizasyon eksiklikleri dikkate alınmamıştır. İdarenin, benzer fiiller nedeniyle başka memurlara farklı disiplin cezaları uygulaması, başvuranın durumunun haksız yere değerlendirildiği izlenimini doğurmaktadır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın kınama cezasının geri alınması yönünde Sağlık Bakanlığı’na tavsiyede bulunmuştur. Disiplin cezasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığına dair yapılan değerlendirmeler, başvuranın hak arama özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/1265-S.24.2067

BAŞVURU NO : 2023/12700

KARAR TARİHİ : 05.02.2024

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : SAĞLIK BAKANLIĞI

Başvuranın hakkında uygulanan disiplin cezasının hukuka aykırı

BAŞVURUNUN KONUSU :

olduğu iddiası hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 07.08.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran (TC Kimlik No: ) başvurusunda özetle; Ankara İl Sağlık

Müdürlüğü Muhakemat Biriminde Avukat olarak çalışmakta olduğunu, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde 17/07/2023 tarihli yazıyla tarafına kınama cezası verildiğini, yürütülen disiplin soruşturmasında disiplin hukukunun temel ilkelerinden olan şekil şartlarına uyulmadığını, bahse konu disiplin soruşturmasına konu mahkeme kararı ilgili idareye tarafınca 10/08/2022 tarihinde gönderilmiş olmasına rağmen disiplin soruşturmasına bu tarihten itibaren yaklaşık 3 ay sonra (09/11/2022) başlandığını, oysaki idarenin disiplin soruşturmasına konu fiile 10/08/2022 tarihinde ıttıla olduğunu, dolayısıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 127 nci maddesindeki; “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğrar” hükmü uyarınca açıkça zamanaşımı söz konusu iken, mezkur hükmün şahsı hakkında yürütülen disiplin soruşturmasında dikkate alınmadığını, aynı soruşturma kapsamında birimde görevli Avukat ’ın takip ettiği bir muayenehane açma ruhsatına ilişkin dava dosyasında, temyiz başvurusu kaçırılmış olmasına rağmen zamanaşımı hükümlerinin göz önünde bulundurularak adı geçene ceza verilmediğini, yazılı ifadesinde de belirttiği üzere 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “İlkeler” başlıklı 3 üncü maddesinde: b)

İdarelerin taraf oldukları davaların, usul ekonomisine uygun olarak, imkânlar ölçüsünde idarelerde

istihdam edilen hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından takip edileceği, 4 üncü maddesinde, Hukuk

Birimlerinin muhakemat hizmetleri kapsamında; a) İdarenin taraf olduğu adli ve idari davalarda, iç ve dış tahkim yargılamasında, icra işlemlerinde ve yargıya intikal eden diğer her türlü hukuki uyuşmazlıklarda idareyi temsil edeceği, dava ve icra işlemlerini vekil sıfatı ile takip edeceği düzenlemelerine yer verildiğini, İYUK’un 28 inci maddesinde ise; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” hükmüne yer verildiğini, bahse konu mevzuat hükümleri çerçevesinde doğrudan idareye tebliğ edilen ve 30 gün gibi kısa bir sürede uygulanması zorunlu olan idare mahkemesi kararlarının, birim amiri tarafından, karar ifalarını yazan memurlar yerine avukatlara havale etmesi işlemindeki organizasyon eksikliği bir tarafa bu durumun usul ekonomisine de açıkça aykırılık oluşturduğunu, bu minvalde, bahse konu karar ifalarının avukatlar tarafından yerine getirileceğine ilişkin bir ön kabulle yürütülen disiplin soruşturması neticesinde teklif edilen kınama cezasında tipiklik ilkesine de uyulmadığını,

657 sayılı Kanunun 125 inci maddesinde; “Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında,

görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak” hükmüne yer verildiğini, disiplin soruşturmasına konu karar ifalarının kim tarafından yazılması gerektiğine ilişkin açık bir mevzuat hükmüne dayanmadan, hatta pandemi zamanında, sokağa çıkma yasaklarının ve uzaktan çalışma yöntemlerinin kullanıldığı bir dönemde 30 gün gibi kısa bir sürede uygulanması zorunlu olan idare mahkemesi kararını usul ekonomisine aykırı bir biçimde doğrudan karar ifalarını yazan birim yerine şahsına havale eden dönemin birim amiri ’NUN kusuru araştırılmadan eksik inceleme sonucunda konuyla ilgili tüm sorumluluğun şahsına yüklenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, yürütülen disiplin soruşturmasında savunma yazılarında özellikle belirttiği organizasyon eksikliği konusu müfettiş tarafından da eleştiri konusu yapıldığı halde bu konudaki sorumluluğun sadece şahsına yüklendiğini, diğer taraftan 3359 sayılı Kanunun Ek 11 inci maddesinde; “Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetleneceğinin” kurala bağlandığını, takip ettiği dava dosyasında ilgili doktorun 8-9 ay gibi bir süre boyunca hiçbir denetime uğramadan muayenehane faaliyetlerini sürdürmesi ve bu konudaki idarenin ağır ihmali görmezden gelinerek olayın avukatın asli vazifesi dahi olmayan karar ifasının geç yazılmış olmasına indirgenerek şahsı hakkında disiplin cezası uygulanmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, yürütülen disiplin soruşturmasında ilgili denetim biriminin 8-9 ay gibi bir süre boyunca neden ilgili muayenehane hakkında herhangi bir denetim yapmadığının ve hukuk biriminden dava dosyasına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge talebinde bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre işlem yapılmasının hukuka ve hakkaniyete daha uygun olacağını, disiplin soruşturmasına konu mahkeme kararı ile ilgili, avukat olarak asli vazifelerinden olan savunma dilekçesinin verildiğini, ilk derece mahkemesi kararının ifasının süresinde yazıldığını, müvekkil kurum aleyhine çıkan mahkeme kararının da yine süresinde istinaf edildiğini, Bölge İdare Mahkemesi tarafından idare lehine verilen karar neticesinde dosyanın temyiz aşamasına geçtiğini, disiplin soruşturmasının yürütüldüğü esnada Danıştay tarafından henüz bir karar dahi verilmemişken, temyiz mahkemesi kararı sonrasında sürecin şahıs lehine sonuçlanması durumunda idare tarafından tesis edilen işlemin en baştan itibaren iptal edilmiş olacağı bu sebeple şahsına verilecek olan disiplin cezasının da konusuz kalmış olacağı ve Kurumumun gereksiz yere dava masraflarıyla karşı karşıya kalacağı ortada iken

bu hususların göz önünde bulundurulmadığını, savunma istem yazısında şahsına ait dosya sayısının Ankara

Hukuk ve Muhakemat Birimindeki diğer avukatlara göre ortalamanın altında kaldığına yönelik tespitin kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, disiplin soruşturmasına konu olan mahkeme kararının 01/11/2021 tarihinde tebliğ olunduğunu, o dönemde kadroya geçen işçilerin ücret farkı ile ilgili çok sayıda dosya geldiğinden dolayı her gün 70 – 80 adet evrakın EBYS’ye girdiğini, 2013 tarihinden beri Ankara’da çalıştığından dolayı dosya sayısının çok fazla olduğunu, özellikle 2021 yılındaki avukat sayısının şu anki sayıya nazaran az olması nedeniyle dosya sayının çok daha fazla olduğunu, şu anda dosya sayısı olarak ortalamanın üzerinde bulunduğunu, ayrıca söz konusu mahkeme kararının tebliğ edildiği tarihte geriye yönelik olarak dosya sayısını belirten bir sistem olmamasına rağmen şahsının dosya sayısının ortalamanın altında olduğuna yönelik tespitin hangi somut verilere dayalı olarak yapıldığını anlamadığını, daha önce hakkında herhangi bir disiplin cezası uygulanmamış olması hasebiyle geçmiş hizmetlerinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini belirterek; disiplin soruşturması açılması açısından zamanaşımına uğramış, tipiklik ilkesine uymayan ve ortada herhangi bir kamu zararının olmadığı dosya hakkında, tarafına verilen kınama cezasının hukuk ve hakkaniyet ilkesine uymadığı gerekçesiyle bahse konu disiplin cezasının iptalini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu iddialar hakkında bilgi-belge talebimize istinaden idarenin göndermiş olduğu 6/10/2023 tarih ve sayılı ve 30/10/2023 tarih ve – – sayılı cevabi yazıları ve eklerinde özetle;

2.1. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalında görev yapan Prof. Dr.

’in, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’ne 08.07.2020 tarih barkod numaralı dilekçe ile

“Muayenehane Uygunluk Belgesi” düzenlenmesi talebinin, Sağlık Bakanlığı 2014/15 sayılı Genelge gereği olarak 16.07.2020 tarih ve sayılı ( ) yazı ile reddedildiği, bu yazı üzerine Prof. Dr vekili tarafından Ankara Valiliği aleyhine Ankara 8. İdare Mahkemesinin E / esasına kayden açılan davada 13.03.2021 tarih ve K / sayılı karar ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, bunun üzerine İYUK Madde 28’e göre karar icaplarının yerine getirilmesi için dosyayı takip eden avukat tarafından karar ifası yazılması için ilgili personele EBYS sistemi üzerinden sevk edildiği, ilgili personel tarafından 24.05.2021 tarih ve barkod no ile mahkeme kararının ifa yazısının

Sağlık Hizmetleri Başkanlığına gönderildiği, 02.06.2021 tarih ve barkod numaralı Müdürlük makam oluru da alınarak belge numaralı Muayenehane Uygunluk Belgesinin düzenlendiği, Ankara

Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesinin 13.10.2021 tarih ve / / sayılı kararı ile “istinaf başvurusunun kabulü, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın reddine” karar verildiği bilgisinin 10.08.2022 tarihinde İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr.

‘ ye ulaştığı, anılan kararın 09.11.2021 tarihinde ilgili avukata tebliğ edilmiş olmasına rağmen karar yazısının ifası için gerekli olan yazışmanın yapılmaması sebebiyle adı geçen hekimin muayenehanesinde mesleğini haksız olarak serbestçe icra ettiğinin tespit edildiği,

2.2. 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin; 2.2.1. “İlkeler” başlıklı 3. Maddesinde; b) İdarelerin taraf oldukları davaların, usul ekonomisine uygun olarak, imkânlar ölçüsünde idarelerde istihdam edilen hukuk müşavirleri ve avukatları tarafından takibi,

2.2.2 “Hukuk Birimlerinin Görevleri” başlıklı 4- Maddesinde; a) idarenin taraf olduğu adli ve İdari

davalarda, iç ve dış tahkim yargılamasında, icra işlemlerinde ve yargıya intikal eden diğer her türlü hukuki uyuşmazlıklarda idareyi temsil eder, dava ve icra işlemlerini vekil sıfatı ile takip eder.

2.2.3. “İdareler, muhakemat hizmetleri ihtiyaçları” başlıklı 5. Maddesinde; 1) Hukuk birimlerinde istihdam edecekleri hukuk müşavirleri ve avukatlardan,3)5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen usullere göre muhakemat hizmeti temin edilemeyen hallerde adli ve idari davalar ile icra takiplerini yürütmek üzere merkez ve taşra birim amirlerine üst yönetici tarafından temsil yetkisi verilebilir. Üst yönetici bu yetkisini hukuk birimi amirine devredebilir.

2.2.4. “Takip ve temsil yetkileri ile bunların kapsamı, niteliği ve kullanılması” başlıklı 6. Maddesinde ise;

2) İdareleri adli ve idari yargıda, icra mercileri ve hakemler nezdinde vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisi;

hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukatlara aittir.

Düzenlemelerinin yer aldığı,

2.3. İYUK 28 inci maddede; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” Hükmünün bulunduğu,

2.4. Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Genelgenin (2016/4 sayılı); 2.4.1. “Hak kaybına sebep olabilecek durumlarda işlem yapma” başlıklı 9 uncu maddesinde; Dâva veya takiplerle alâkalı usûlî iş ve işlemlerin dosya hakkında yeterli bilgisi olmayan avukatlarca yapılması hak kayıplarına sebep olabileceğinden, zorunlu ve acil hâller dışında iş ve işlemler mutlaka ilgili dâva dosyasını takiple görevli avukat tarafından yapılacaktır.

2.4.2. “Bilgi belge talebi ve sorumluluk” başlıklı 11 inci maddesinde; a) Bir dâva veya takiple alâkalı bilgi ve belgeler avukatlık hizmetleri biriminde dâvayı takip eden avukat tarafından, işlemin tesis edildiği kurum veya kuruluştan doğrudan temin edilecektir. Bu maksatla dâvaya bakan avukat ilgili mercilerle doğrudan yazışma yapabilecektir. Bu kapsamda istenilen bilgi ve belgeler mutlaka bildirilen süre içinde ilgili avukatlık hizmetleri birimine intikal ettirilecektir.

Düzenlemelerinin bulunduğu,

2.5. Disiplin soruşturmasına konu fiil olan Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli mahkeme karar yazısının ifası için gerekli olan yazışmanın yapılmaması nedeniyle disiplin cezasının verilmesi konusunda, başvurucu Av. ‘ün bahsettiği gibi 2021 Kasım ayında birimin pandemi dönemi şartları altında çalışmadığı, hukuk birimine gelen evrakın birim amiri tarafından ilgili avukata EBYS sistemi üzerinden havale edildiği, ilgili avukatın evrak için hangi işlem yapılması gerekiyorsa (bilgi belge istemek, karar ifası yazılması gibi…) ilgili personele EBYS sistemi üzerinden havale ettiği, ilgili personelin de yazdığı evrakı avukata kontrol etmesi için paraf açarak yine EBYS sistemi üzerinden havale ettiği, avukat tarafından kontrol edilmiş ve paraflanmış yazının, birim amirine imzalaması için yine EBYS sistemi üzerinden havale edildiği, hukuk biriminin rutin işleyiş şeklinin bu şekilde olduğu, pandemi döneminde de işleyiş açısından bir değişikliğin söz konusu olmadığı, birime gelen her evrakın amir tarafından ilgili avukata EBYS sistemi üzerinden havale edildiği, hukuk biriminde tüm avukatların mahkeme karar ifalarını bu şekilde takip ettikleri, günde ortalama 250 tane evrak gelen bir birimde amirin ilgili avukata göndermeden işlem tesisi için hiçbir hukuk eğitimi almayan veri hazırlama kadrosunda görevli ve tüm birim avukatlarının karar ifalarını yazan tek bir personelin bulunduğu memura doğrudan gönderilmesinin ve davayı takip eden avukatın mahkeme kararını görmeden personelin karar hakkında ifasını talep etmesinin dava dosyasının tek elden takibini zorlaştıracağı için asıl bu durumda hak kayıpları ve usul ekonomisi ilkesinin ihlal edilmesinin söz konusu olacağı, ilgili avukatın 2020 yılında 22 tane, 2021 yılında

15 tane idari dava dosyası olduğu bir dönemde otuz günlük karar ifası için yerine getirilmesi gereken

sürenin uzun bir süre olduğu, ayrıca kendisine tebliğ edilen mahkeme kararının ifası için bu otuz günlük süre geçtikten sonra da herhangi bir işlem tesis etmediği, hukuk birimine kararın ifasının yapılmadığının İl

Sağlık Müdürlüğü tarafından bildirilmesi üzerine işlem tesis edildiği, Ankara BİM 7. İdari Dava Dairesinin kararının : ) 09.11.2021 tarihinde 09.15’te birimin evrak bölümüne geldiği, birim amiri tarafından 14:45’te ilgili avukata havalesinin gerçekleştirildiği, ilgili avukatın aynı tarihte saat 16:09’da mahkeme kararını okumasına rağmen kararın ifası için hiçbir işlem gerçekleştirmediği, İYUK, 696 sayılı

KHK ve 2016/4 Sayılı Genelgelere bakıldığında sorumluluğun tamamen dosyayı takip eden avukata ait olduğu, birim amiri tarafından idare mahkemesi kararlarının karar ifasını yazan personele doğrudan havalesi durumunda da ilgili avukatın dava dosyasındaki takip ve sorumluluğunun ortadan kalkmadığı,

2.6. 2016/4 sayılı Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Genelgede de belirtildiği üzere dosya takiplerinin avukatlar tarafından yürütüleceği bilgisinin bir ön kabul değil, avukata ait yürütülmesi gereken asıl işler arasında yer aldığı, bu nedenle disiplin soruşturması neticesinde verilen kınama cezasının tipiklik ilkesine aykırılık oluşturmadığı, dava dosyasının takibinin ilgili avukatın sorumluluğunda olduğundan ve Ankara ilinde her avukatın takip ettiği dosya sayısının fazlalığı ve iş yoğunluğu dikkate alındığından bilgi belge isteme ve karar ifası gibi hukuki bir yazışmanın başka illerde avukatlar tarafından yazılmasına rağmen işlerin hızlı yürümesi ve hak kayıplarını önlemek adına tüm bu işlemler için sorumluluk ve takip avukatta olmak üzere mahkeme karar ifalarını yazması için personel görevlendirildiği, hiçbir hukuk eğitimi almamış personelin mahkeme karar ifasını yazıp avukata paraflaması için havalesinin bir nevi yazılan evrakın kontrolünü sağladığı, birim amiri tarafından mahkeme karar ifa yazılarının doğrudan karar ifalarını yazan personele havale edilmesi halinde; dosyaya asıl hâkim olan avukatın haberi dahi olmadan mahkeme kararının ifasının yazılmasının, hak kayıplarının ortaya çıkma ihtimaline neden olacağı,

2.7. İYUK madde 28’e göre; idare mahkemesi kararları idare tarafından gecikmeksizin yerine getirileceği için her bir mahkeme kararı karardan sonra otuz gün içerisinde kesinleşme kararı beklenmeden yerine getirilmek zorunda olduğu, ilgili avukat tarafından da ikrar edildiği üzere disiplin soruşturmasına konu olan davanın ilk derece mahkemesi kararının ifasının İYUK 28. maddeye göre kesinleşmemesine rağmen süresinde yazıldığı, ancak Bölge İdare Mahkemesinin kararı yine İYUK madde 28’e göre kararın tebliğinden itibaren otuz günlük sürede verine getirilmesi gerekirken süresinde yazılmaması nedeniyle davacı Prof. Dr. ‘in muayenehanesi haksız olarak hizmet verdiği, ilgili avukat hakkında disiplin cezasının verilme nedeni mahkeme karar ifasının süresinde yazılmaması nedeniyle ortaya çıkan haksız işlem olduğundan temyiz mahkemesi kararı ile idari işlemin en başından itibaren iptal edilmiş olmasının disiplin cezasının verilme nedenini etkilemediği, eğer mahkeme karar ifası süresinde yazılmış olsaydı davacının muayenehanesinin haksız olarak yaklaşık sekiz ay açık kalmayacağı,

2.8. Hukuk biriminde, açılan her dava için 2020 yılından beri kullanmakta olunan PERSUS sistemine hangi avukata dosya dağıtımı yapılacak ise o avukatın adına dosya kaydı oluşturularak ve bir dosya numarası verilerek kayıt yapıldığı, kayıtların düzenli tutulduğu PERSUS sistemi ile her avukat üzerine kayıtlı birimdeki dosya sayısının bilindiği ve birim amirinin her avukata eşit dosya dağıtımının sağlanması adına ayrıca EXELL programı ile kayıt tutması nedeniyle ilgili avukatın geçmişe dönük dosya sayısına somut olarak ulaşmanın mümkün olduğu, birimde 2020 yılında 44, 2021 yılında 51, 2023 yılında 60 avukat çalıştığı, 2020 yılına ait kayıtlı dosya sayısı 16728 iken 2021 yılında 21178 olduğu, tüm bu istatistiksel bilgilere halen kullanmakta olunan PERSUS sisteminden ulaşıldığı, ayrıca her avukat için yıl bazında ve dava türleri ayrımı da yapılarak ayrı ayrı istatistiklere de ulaşmanın mümkün olduğu, ayrıca diğer avukatların dosya sayı bilgilerine ulaşmanın ve kıyas yapmanın da imkan dahilinde bulunduğu,

2.9. Gerek idare tarafından gerekse idarenin yakın gözetim ve denetimi altında özel kişiler tarafından kamu hizmetinin yürütülmesi esnasında gözetilmesi gereken bir takım ilkeler söz konusu olduğu, bunlardan birisinin “İdarenin Sürekliliği İlkesi” olduğu, kamu hizmetinin kesintisiz ve düzenli olarak sunulması gerektiği, idarenin sürekliliği ilkesi nedeniyle birimin hizmetin aksamaması için gerekli önlemlerin alındığı, bu nedenle pandemi dönemi olmasının avukatın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, ayrıca bu fiziki şartların birimde çalışan bütün avukatlar için geçerli olduğu, karar ifasının geç yazılmasının hayatın olağan akışına uygun ve mazur görülebilecek bir aksaklık olarak değerlendirilmesi halinde, birimde çalışan her avukatın mahkeme karar ifasını yazdırmadığı düşünüldüğünde ortaya çıkacak zararın büyük olacağı, 2020-2021 yılında iki kez birimin hizmet yerinin değiştiği, ancak birimde yazıcıların çoğu zaman çalışmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, zaten kâğıt israfını önlemek adına ve hizmetin işleyişinin daha hızlı olması sebebiyle evrakın EBYS sistemi üzerinden havale edildiği. 2020- 2021 yılları

Pandemi dönemi olması nedeniyle çoğu duruşmanı ertelendiği, bazı duruşmalarda e-duruşma şeklinde yapıldığı, çoğu zaman avukatların birime gelmeyerek evden çalıştıkları, yani iş yoğunluğundan söz edilemeyeceği, dosyanın avukatın masasına gelmemiş olması ihtimali kabul edilmemekle birlikte ilgili avukata EBYS sistemi üzerinden mahkeme kararının sevkinin, birim amiri Av.

tarafından 09.11.2021 tarihinde sağlandığı, birimde evrak dağıtan personelin sayısının, birimdeki avukat sayısı ve iş yoğunluğuna göre paralel olarak değişiklik gösterdiği, ilgili avukatın tesadüfen fark edilen iki tane daha idari dava mahkeme karar ifasını geç yazdırdığının tespit edildiği ancak zamanaşımı nedeniyle herhangi bir işlem yapılmadığı, ayrıca ilgili avukatın yine tesadüfen fark edilen 19.10.2023 barkod nolu evrakta dava dilekçesine yasal süresi geçtikten sonra cevap vermesi hususunun tutanak altına alındığı,

2.10. 3359 saylı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda yer verilen “Sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığınca denetlenir ” hükmüyle sağlık hizmeti sunucularının denetlenmesi görevinin Sağlık Bakanlığına verildiği, bu görevin, Sağlık Bakanlığı Taşra Teşkilatı Kadro Standartları ile

Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönerge gereğince Sağlık Hizmetleri İzleme, Değerlendirme ve Denetim

Birimleri eliyle yürütüldüğü, ruhsatlandırılan muayenehanelerin, her yılın başında Den-İz (Denetim ve

İzleme Sistemi) üzerinden yapılan plan dâhilinde, gerekli haller dışında yılda bir kez olağan olarak denetlendiği, şikayet vb. gerekli durumlarda ayrıca olağan dışı denetimlerin yapıldığı, Dr.

adına ruhsatlandırılan muayenehanenin bahsi geçen dönemde 14.11.2022-21.11.2022 tarihleri arasında olağan olarak denetlenmesinin planlandığı, ancak Muayenehane Uygunluk Belgesi 11/08/2022 tarihli ve barkod sayılı Makam Oluru ile iptal edildiğinden 2022 yılında denetim yapılmadığı, a dli makamlarca bir muayenehanenin ruhsatının iptal edilmesini gerektirecek bir karar verilmesi halinde, işlem yapılabilmesi için öncelikle ilgili yargı kararının Sağlık Hizmetleri Başkanlığına ulaştırılması gerektiği, bahse konu olayda, Ankara BİM 7. İdari Dava Dairesi tarafından 13.10.2021 tarihinde karar verilmesine rağmen bu durumun 10.08.2022 tarihli yazıyla bildirildiği, arada geçen bu sürede adı geçen hekime ait muayenehanenin yasal olarak faaliyetine devam ettiği, şikayet vb. gerekli bir durum olmadığından olağandışı denetim yapılmadığı, yargı süreciyle ilgili tüm iş ve işlemlerin Hukuk ve Muhakemat Biriminin görev alanında bulunduğu, Hukuk ve Muhakemat Birimi üzerinden gelen mahkeme kararlarına istinaden bahsi geçen hekimlerin muayenehane ile ilgili iş ve işlemlerinin Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Özel Ayaktan

Tanı ve Tedavi Merkezleri Birimi tarafından yürütüldüğü, açıklamalarına yer verilmiş olup, söz konusu başvuruya ilişkin diğer bilgi ve belgeler ek olarak

Kurumumuza gönderilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği

Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü amirdir.

4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı

5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü

eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” hükmüne yer verilmiştir.

5. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun

5.1. “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinde, ““(Değişik: 12/5/1982 – 2670/31 md.) Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a)

Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak, b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek, B – Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak, b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek, c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak, d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak, f)

Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek, g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak, h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak, ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak, j) Verilen emirlere itiraz etmek, k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak, l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak. (Eklenmiş Bent Rgt: 21.09.2004 Rg No: 25590 Kanun No: 5234/1) m) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek…”

5.2. “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci maddesinin E/l bendinden sonra gelen ikinci paragrafında, “Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.”,

5.3. “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde, “Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”,

5.4. “Disiplin amiri ve disiplin cezaları” başlıklı 124 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, “Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir.”,

5.5. “Savunma hakkı” başlıklı 130 uncu maddesinde, “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.”,

5.6. “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134 üncü maddesinde, “Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.

Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

5.7. “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesinde, “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.”,

6. Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin “Zamanaşımı” başlıklı 32 inci maddesinde, “(1) Disiplin cezası gerektiren fiil ve hâllerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiil veya hâllerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü yönünde öneri, Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

8. Başvuran özetle, hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde 17/07/2023 tarihli yazıyla tarafına verilen kınama cezasında; şekil şartlarına uyulmadığını, disiplin soruşturmasına konu mahkeme kararının ilgili idareye tarafınca 10/08/2022 tarihinde gönderilmiş olmasına rağmen disiplin soruşturmasına bu tarihten itibaren yaklaşık 3 ay sonra (09/11/2022) başlandığını, muayenehane açma ruhsatına ilişkin bir başka dava dosyasında, temyiz başvurusu kaçırılmış olmasına rağmen zamanaşımı hükümlerinin göz önünde bulundurularak Kurumda görevli diğer bir avukata ceza verilmediğini, diğer taraftan karar ifalarının avukatlar tarafından yerine getirileceğine ilişkin bir ön kabulle yürütülen disiplin soruşturması neticesinde teklif edilen kınama cezasında tipiklik ilkesine de uyulmadığını, pandemi zamanında, sokağa çıkma yasaklarının ve uzaktan çalışma yöntemlerinin kullanıldığı bir dönemde 30 gün gibi kısa bir sürede uygulanması zorunlu olan idare mahkemesi kararını usul ekonomisine aykırı bir biçimde doğrudan karar ifalarını yazan birim yerine şahsına havale eden dönemin birim amirinin kusuru araştırılmadan eksik inceleme sonucunda konuyla ilgili tüm sorumluluğun şahsına yüklenmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, daha önce hakkında herhangi bir disiplin cezası uygulanmamış olması hasebiyle geçmiş hizmetlerinin hiçbir şekilde değerlendirilmediğini belirterek; disiplin soruşturması açılması açısından zamanaşımına uğramış, tipiklik ilkesine uymayan ve ortada herhangi bir kamu zararının olmadığı dosya hakkında, tarafına verilen kınama cezasının hukuk ve hakkaniyet ilkesine uymadığı gerekçesiyle bahse konu disiplin cezasının iptalini talep etmektedir.

9. Bilindiği üzere, Anayasanın 2 inci maddesinde Devletin temel nitelikleri arasında hukuk devleti ilkesine yer verilmiş olup, hukuk devletinin temel ilkelerinden biri belirliliktir. Bu ilkeye göre, hukuki düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir.

10. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, 17/04/2008 tarihli, E.2005/5, K.2008/93 sayılı kararı).

11. Başvuruya konu disiplin cezasına ilişkin sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde,

11.1. Başvuran hakkında kınama cezası uygulanmasına neden olan olayın 13/10/2021 tarihli mahkeme karar yazısının ifası için gerekli olan yazışmanın yapılmaması olduğu,

11.2. Mahkeme kararının 1/11/2021 tarihinde idareye tebliğ olunduğu, başvuran tarafından bahse konu mahkeme kararının gereğinin yapılması için Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Özel Teşhis ve Tedavi

Merkezleri Birimine 10/8/2022 tarihinde yazı yazıldığı,

11.3. Ankara Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünce Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına yazılan 21/9/2022 tarih ve sayılı yazı ile başvuran hakkında konu ile ilgili inceleme yapılmasının talep edildiği,

11.4. Teftiş Kurulu Başkanlığının 9/11/2022 tarih ve sayılı yazısı ile konu hakkında inceleme görevinin Başmüfettiş ’ya verildiği,

11.5. İsmi geçen Başmüfettiş tarafından yapılan inceleme neticesinde soruşturma oluru talep edilmesi üzerine, Bakanlık Makamınca 27/2/2023 tarihinde soruşturma oluru verildiği,

11.6. Başmüfettiş tarafından düzenlenen 10/4/2023 tarih ve sayılı Soruşturma Raporunda başvuran hakkında Devlet Memurları Kanunun 125 inci maddesinin b fıkrası uyarınca Kınama cezası ile tecziyesinin önerildiği,

11.7. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığınca anılan soruşturma raporu üzerine hazırlanan 26/4/2023 tarihli tensip yazısında, başvuran hakkında raporda yer verilen kanaat doğrultusunda işlem yapılmasının

Bakanlık Makamının onayına sunulduğu,

11.8. 17/7/2023 tarihli Makam Onayı ile başvuran hakkında Devlet Memurları Kanunun 125 inci maddesinin b fıkrası uyarınca Kınama cezası uygulandığı,

anlaşılmaktadır.

12. Disiplin cezaları, gerek yargı kararlarında gerekse doktrinde belirtildiği gibi kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin emrettiği ödevleri yerine getirmeyen, uyulmasını zorunlu kıldığı hususlara uymayan ve yasakladığı işleri yapan devlet memurlarına durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre verilen cezalardır. Kamu hizmetinin belli bir düzen içerisinde yürütülmesi için gerekli önlemlerden olan disiplin cezaları, niteliği gereği öteki idari işlemlerden farklıdır.

Disiplin cezası vermeye yetkili organlar, bu organların oluşumu, çalışma usulü, karar oluşturması, bu kararlara itiraz ve bütün bu sürecin her aşaması için öngörülen süre koşulları ile disiplin cezası işlemi sıkı şekil şartına bağlı olarak uygulanmalıdır.

13. Bu kapsamda, disiplin cezası işlemlerine ilişkin düzenlenen şekil şartları açısından başvuruya konusu disiplin soruşturmasında yürütülen iş ve işlemler incelendiğinde, başvuran hakkında kınama cezası uygulanmasına neden olan olayın 13/10/2021 tarihli mahkeme karar yazısının ifası için gerekli olan yazışmanın yapılmaması olduğu, Bununla birlikte söz konusu fiilin, başvuran tarafından bahse konu mahkeme kararının gereğinin yapılması için Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Özel Teşhis ve Tedavi

Merkezleri Birimine 10/8/2022 tarihinde yazı yazıldığı anda idare tarafından öğrenildiği düşünülmekle birlikte, idare konu ile ilgili soruşturma başlatmak yerine 21/9/2022 tarihinde Sağlık Bakanlığı Teftiş

Kurulu Başkanlığına hakkında konu ile ilgili inceleme yapılması yönünde yazı yazdığı, dolayısıyla idarenin en geç anılan yazının yazıldığı tarihte konuyu öğrendiğinin her türlü şüpheden uzak şekilde açık olduğu, Teftiş Kurulu Başkanlığınca başvuranın fiilinin üzerinden yaklaşık 3 ay, idarenin konuyla ilgili yazısının üzerinden ise yaklaşık 50 gün sonra 9/11/2022 tarihinde inceleme emrinin hazırlandığı, söz konusu emri yerine getirmekle görevlendirilen Başmüfettiş tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde soruşturma izni talep edilmesi üzerine, fiilin idare tarafından öğrenilmesinin üzerinden yaklaşık 6 ay geçtikten sonra 27/2/2023 tarihinde soruşturmaya başlanıldığı görülmektedir. Mevzuat kısmında da yer verildiği üzere Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler

hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır. Dolayısıyla soruşturmaya başlama zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak ceza gerektiren fiil ve hallerin öğrenildiği tarih esas alındığından öğrenilme tarihinin açıklığa kavuşturulması, bir diğer ifadeyle “kim tarafından öğrenilmesi halinde” zamanaşımı süresinin başlayacağının tespiti önem arz etmektedir. Somut olayda idarenin fiili başvuran tarafından bahse konu mahkeme kararının gereğinin yapılması için Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Özel Teşhis ve Tedavi

Merkezleri Birimine 10/8/2022 tarihinde yazı yazıldığı anda öğrendiği düşünülmekle birlikte, en geç bu fiilin incelenmesi için Teftiş Kurulu Başkanlığına yazı yazılan 21/9/2022 tarihinde öğrendiği kabul edilmek durumundadır. Söz konusu fiil hakkında gerek inceleme başlatılma tarihi olan 9/11/2022, gerekse soruşturma başlatılma tarihi olan 27/2/2023 tarihleri, idarenin öğrenme tarihinin üzerinden bir aylık süreden aşkındır. Konuyla ilgili surette idare tarafından Kurumumuza sunulan evrak arasında yer alan

Ankara 17. İdare Mahkemesinin / K. Sayılı Kararında, başvuran ile benzer bir fiili işlediği öne sürülerek Devlet Memurları Kanunun aynı madde, fıkra ve bendi kapsamında tecziye edilen bir kişinin açmış olduğu davada, öğrenme tarihi olarak idarece inceleme başlatılma tarihine yer verilerek, bu süreden itibaren bir ay içerisinde disiplin soruşturmasına başlanılmaması sebebiyle disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığına hükmedilmiştir. Somut olayda öğrenme tarihi olarak inceleme başlatılma tarihi kabul edilse dahi, soruşturma başlangıç tarihinin yine bir aylık zamanaşımı süresinden sonra olduğu görülmektedir. Bu itibarla idarenin disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır.

14. Başvuruya konu olayda tecziye konusu fiil ve yürütülen soruşturma süreci ile ilgili esas üzerinde yapılan incelemede; başvuranın savunmasında, disiplin soruşturmasında yer verilen diğer memurlar hakkında getirilen tecziye önerileri ile kendisi arasında mukayese yaparak, somut olaydaki uygulamanın kanun önünde eşitlik ilkesi ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmadığını belirttiği anlaşılmaktadır. Başvuran hakkında kınama cezası uygulanması gerektiği belirtilen Müfettiş raporunda, konuyla ilgili olarak idare tarafından “

Tarafımızca dosyanın bütün olarak yapılan tetkikinden dosyanın sorumlu avukatı tarafından hukuki ve usuli bir hata yapılmadığı görülmüştür. Ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi 13/10/2021 tarih ve / E, / K sayılı kararının gereğinin yerine getirilmesi yönünde Sağlık

Hizmetleri Başkanlığı Özel Teşhis ve Tedavi Merkezleri Birimine 10/8/2022 tarihli yazı ile bilgi verildiği tespit edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesinin ilgili kararının tarafımıza tebliğ tarihi ile kararın gereğinin yerine getirilmesi yönünde Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Özel Teşhis ve Tedavi Merkezleri Birimine yazılan yazı arasında 9 aylık bir süreç bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar bu durum yargı kararının yerine getirilmesi noktasında gecikmeye sebep olmuş ise de idaremiz açısından herhangi bir kamu zararı ve hak kaybı oluşmadığı mütalaa edilmiştir.” açıklamalarının getirildiği görülmektedir. Buna karşın Teftiş

Kurulu Başkanlığının mezkur soruşturma raporu ile ilgili tensip yazısında, çok sayıda benzer fiili nedeniyle hakkında birden fazla disiplin cezası talep olunan bir diğer memur hakkında raporda yer verilen tespit ve kanaatlere iştirak etmeyerek farklı tespitler içeren bir Başkanlık görüşü hazırladığı ve disiplin cezası verilmesine yer olmadığı kanaatine vardığı görülmektedir. Bahse konu Başkanlık görüşünde; “mahallinde yapılan tespitler ve derlenen tüm bilgiler, belgeler ile meri mevzuat birlikte ele alındığında; Ankara İl

Sağlık Müdürlüğü Hukuk ve Muhakemat biriminde takip edilen dava sayısının diğer illere göre yüksek olduğu, merkezi dava takip otomasyon sistemi yazılımının (HTS) henüz tamamlanmadığı, Ankara İl

Sağlık Müdürlüğünde PERSUS adlı bir otomasyon sistemi kullanıldığı, ancak bu sistemin denetim için yeterli olmadığı, gerek Ankara İl Sağlık Müdürlüğü ve gerekse diğer illerdeki Hukuk ve Muhakemat

Birimlerinin, standart birim içi ayrı bir denetim prosedürünün bulunmadığı, dosya takiplerinin tamamen avukatların insiyatifinde ilerlediği, arşiv sisteminde ciddi sıkıntılar olduğu, sık yer değiştirme, fotokopi makinası, yazıcı ve tarayıcı gibi cihaz ve teçhizat sıkıntısının davaların takibinde de birtakım sıkıntılara yol açtığı, avukatlar ile büro personeli arasında koordinasyonsuzluklar yaşandığı tespit edilmiş, bu

çerçevede herhangi bir olası usulsüzlüğün önüne geçmek ve Ankara İl Sağlık Müdürlüğü Hukuk ve

Muhakemat Biriminin düzgün çalışmasını temin etmek için mezkur inceleme raporunda 11 maddelik idari teklif önerilmiş, işbu idari teklifler 17/4/2023 tarihli ve sayılı Bakan Onayı ile ilgili yerlere gönderilmiştir. Buradan cihetle Av. … …. ‘ün yukarıda ayrıntılı şekilde anlatılan iş ve eylemlerinde kasti hareket etmediği, söz konusu eylemlerin vuku bulmasına münferit bir fiilden çok organizasyon kusurunun yol açtığı anlaşılmış olup, bu doğrultuda Av. … …. Hakkında disiplin yönünden herhangi bir işlem yapılmaması kanaatine varılmıştır.” ibarelerine yer verilmiştir. Mezkur başkanlık görüşünde yer verilen, arşiv sisteminde ciddi sıkıntılar olduğu, sık yer değiştirme, fotokopi makinası, yazıcı ve tarayıcı gibi cihaz ve teçhizat sıkıntısının davaların takibinde de birtakım sıkıntılara yol açtığı, avukatlar ile büro personeli arasında koordinasyonsuzluklar olduğu gibi tespitlerin başvuranın idareye sunmuş olduğu savunmasında da yer almasına karşın, aynı soruşturma raporunda yer alan ve benzer fiilleri çok sayıda işlediği iddia olunan bir kamu görevlisi hakkında önerilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına varan birden fazla ceza önerisinin, yukarıda yer verilen bu tespitlere istinaden disiplin cezası verilmesine gerek olmadığı yönünde değerlendirilmesi, buna karşın başvuranca yalnızca bir defa işlenmiş olan benzer fiil için aynı minvalde yapılan savunmanın, anılan başkanlık görüşüne rağmen kabul edilmeyişi kanun önünde eşitlik ilkesi ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşmamaktadır.

15. Yukarı anlatılan hususlar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; yürütülen soruşturma sonucunda başvuran hakkında verilen disiplin cezasının gerek usul gerekse esas yönüyle hukuken yerinde olmadığı tespit edildiğinden başvuruya konu disiplin cezasının geri alınması yönünde idareye tavsiyede bulunmak gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

16. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; idarenin şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği anlaşıldığından iyi yönetim ilkelerinden kanunlara uygunluk ve karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkelere uyması beklenmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

17. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜ İLE

Başvuran hakkında uygulanan kınama disiplin cezasının geri alınması yönünde SAĞLIK

BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, SAĞLIK BAKANLIĞINCA bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde başvurana ve Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Bu kararın BAŞVURANA ve SAĞLIK BAKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi