ÖZET: Başvuran, Atatürk Üniversitesi’nde yürütülen disiplin soruşturmasının hukuka aykırı olduğunu ve sürecin mobbinge dönüştüğünü iddia ederek, disiplin soruşturmasının zamanaşımına uğratılmasını talep etmiştir. Danıştay, başvuruyu iki açıdan inceleyerek, öncelikle uyarma cezası işlemini, ardından mobbing iddiasını değerlendirmiştir. İnceleme sonucunda, disiplin soruşturmasının tamamlanması ile soruşturmacı görevlendirilmesi arasındaki sürenin mevzuatta öngörülen zaman aşımı sürelerine uymadığı ve bu gecikmeye dair hukuki bir gerekçe sunulmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç olarak, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ve bu nedenle verilen uyarma cezasının usule uygun olmadığına karar verilmiştir. Mobbing iddialarının ise yeterli delil sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu durum, disiplin soruşturmasının hukuki çerçevede yürütülmesi gerektiğini ve mobbing iddialarının ispat yükünün başvurucuya ait olduğunu ortaya koymaktadır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/13545-S.23.21438

BAŞVURU NO : 2023/6011

KARAR TARİHİ : 24/10/2023

KISMEN TAVSİYE KISMEN RET KARARI ,TCKN:

Adres:

ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın mobbing uygulandığı iddiası ve disiplin cezasının iptali talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 26/04/2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesinde Araştırma Görevlisi Doktor olarak görev yaptığını, Dekanlığın 06/07/2022 tarihli yazısı ile hakkında soruşturma açıldığını, soruşturmanın usulüne uygun yürütülmediğini, ön soruşturma sürecinde dört kez ifade verdiğini, 21/03/2023 tarihinde yeniden ön inceleme soruşturması açıldığını ve aynı kişinin soruşturmacı olarak görevlendirildiğini, söz konusu soruşturmaya konu olayın 9 ay kadar önce meydana gelen basit bir sözlü tartışmadan ileri geldiğini, iki kez resmi kanallardan ve yedi kez özel numarasından aranmak suretiyle ifade vermeye çağrıldığını ve soruşturmanın mobbing boyutuna dönüşerek amacından saptığı iddiasıyla anılan işlemlerin sonlandırılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünün 27/07/2023 tarihli ve sayılı yazısı ile 03/10/2023 tarihli ve sayılı yazısında özetle; 2.1. Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Müdürlüğünün 05/07/2022 tarihli yazısı ile, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlileri Dr. ve Dr.

ile Hemşire ’in, aynı Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr.

ile ilgili iddialarının yer aldığı 28/06/2022 tarihli tutanak doğrultusunda Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından başlatılan araştırma-inceleme neticesinde, Araştırmacı-İncelemeci Dr. Öğretim Üyesi

tarafından hazırlanan rapor doğrultusunda Dr. Dr. ve Dr.

’ın “Uyarma Cezası” ile tecziye edildikleri, 2.2. Araştırmacı-İncelemeci olarak görevlendirilen Dr. Öğretim Üyesi ’ın incelemeyi tamamlayarak raporu Tıp Fakültesi Dekanlığına ilettiğini, aynı olay ile ilgili olarak Tıp Fakültesi

Dekanlığının 29/12/2022 tarihli yazısı ile başlatılan disiplin soruşturması doğrultusunda kendisinin soruşturmacı sıfatı ile görevlendirildiğini ve bu göreve ait raporu Tıp Fakültesi Dekanlığına ilettiğini, Cumhuriyet Başsavcılığına verilen farklı şikayet dilekçelerinin Rektörlüğe iletilmesi ve Tıp Fakültesi

Dekanlığının 13/03/2023 tarihli yazısı doğrultusunda yeniden başlatılan aynı olaya ilişkin ceza soruşturması kapsamında İlk Soruşturmacı (Ön İnceleme) olarak yeniden görevlendirildiğini ifade etmektedir. Bununla beraber, Başvuran ’ın iddia ettiği üzere kendisinin ifadesine tek bir soruşturmadan dolayı birden fazla kez başvurulmadığını; bunların ön inceleme, disiplin soruşturması ve

Cumhuriyet Başsavcılığından gönderilen yeniden inceleme yazıları dolayısıyla yapılan soruşturmalardan ibaret olduğunu, olağan hukuki süreç kapsamında aynı olay çerçevesinde farklı soruşturma işlemleri nedeniyle birden fazla kez ifade alma işlemi gerçekleştirildiği kaydedilmektedir. Başvuranın, resmi yazı ile ifadeye davet edildiği ve çağrı yazısında ne kapsamda ifadeye çağrıldığının belirtildiğini, çağrı yazılarının

ÜBYS sistemi üzerinden gönderildiğini, kendisinin hastane içinde sabit bir yerde olmaması ve tebliğ evraklarının ilgili personel tarafından kendisine ivedilikle ulaştırılabilmesi amacıyla şahsi telefonundan ulaşıldığı belirtilerek mobbing iddialarının gerçeği yansıtmadığı

Açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve

Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 5.1. ‘Disiplin soruşturması ve savunma hakkı’ başlıklı 53/A maddesinde; “…

l) Soruşturma, görevlendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tamamlanır. Soruşturma bu süre içinde tamamlanamaz ise soruşturmacı gerekçeli olarak ek süre talep edebilir, disiplin amiri gerekçeyi değerlendirerek ve zamanaşımı sürelerini dikkate alarak karar verir. …” n) Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.”

5.2. ‘Zamanaşımı’ başlıklı 53/C maddesinde; “Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, b) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamaz.” 6. “İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi” konulu Başbakanlık Genelgesinde; “kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesi, iş sağlığı ve güvenliğinin ve çalışma barışının geliştirilmesi için bazı tedbirlerin alınması gerektiği, işyerinde psikolojik tacizle mücadelenin öncelikle işverenin sorumluluğunda olduğu, işverenlerin çalışanların tacize maruz kalmamaları için gerekli bütün önlemleri alacakları, bütün çalışanların psikolojik taciz olarak değerlendirilebilecek her türlü eylem ve davranışlardan uzak duracakları belirtilmiştir.” hükümleri düzenlenmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

7. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde hazırlanan “Ret Kararı Önerisi”

Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran 1 numaralı paragrafta yer verilen başvurusunda özetle, hakkında yürütülen disiplin soruşturmasının hukuka aykırı yürütüldüğünden bahisle sürecin mobbinge dönüştüğünü belirterek, disiplin soruşturmasının zamanaşımına uğratılmasını ve mobbingin sonlandırılmasını talep etmektedir.

9. Şikâyet konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, başvuruyu iki açıdan değerlendirmek gerekmekte, öncelikle uyarma cezası işlemi incelenmekte takiben mobbing iddiası ele alınmaktadır

10. Kurumumuza iletilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; başvuranın Kurumumuza yapmış olduğu şikâyet başvurusu sonrasında, 20/07/2023 tarihinde tarafına uyarı cezanın tecziye edildiği görülmüş ve sürece ilişkin takvimin; 28/06/2022 tarihinde şikâyete konu üniversite Tıp Fakültesi araştırma görevlileri ve hemşire ile başvuran arasında gerçekleşen sözlü tartışma sonrası tutanak tutulması, 06/07/2022 tarihinde incelemeci görevlendirilmesi, 29/12/2022 tarihinde soruşturmacı görevlendirilmesi, 20/06/2023 tarihinde soruşturmanın tamamlanması, 13/03/2023- savcılık tarafından rektörlüğe gelen yazı sonrası, aynı olaya ilişkin, aynı kişinin İlk Soruşturmacı(Ön İncelemeci) olarak yeniden görevlendirilmesi ve nihayet 20/07/2023 tarihinde Uyarma Cezası tecziyesi eklinde olduğu anlaşılmıştır.

11. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununda, soruşturmanın görevlendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tamamlanacağı, eğer bu süre içinde tamamlanamaz ise soruşturmacının gerekçeli olarak ek süre talep edebileceği, disiplin amiri gerekçeyi değerlendirerek ve zamanaşımı sürelerini dikkate alarak karar vereceği, uyarma cezası için, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamayacağı düzenlenmiştir. Soruşturmaya başlama ve ceza verme zamanaşımı süreleri, idare açısından cezalandırma yetkisini sınırlandıran sürelerdir. Bu sebeple, disiplin soruşturmalarında

disiplin suçu oluşturan fiil ve hallerin gerçekleştiği ve söz konusu fiil ve halin işlendiğinin öğrenildiği tarihler ile disiplin cezası tecziye edilebilecek tarihlere dikkat edilmesi gerekmektedir. Danıştay ve idari yargı kararlarında belirtildiği üzere, disiplin soruşturmasına başlanılması soruşturmacı görevlendirilmesiyle başlamaktadır. Bu işleme kadar geçen süre ise, idarenin soruşturmaya başlama zaman aşımı için gözetmesi gereken süredir. Soruşturmanın açılıp açılmayacağına veya hangi merci tarafından açılacağına karar verilmesi için yapılan yazışmalar ve ön incelemeler de bu süreye dahildir. (Bakınız. Danıştay 12.

Dairesinin 18/02/2009 tarihli ve E:2008/6979, K:2009/854 sayılı; Danıştay 12. Dairesinin 27/10/2015 tarihli ve E: 2012/11481, K:2015/5579 sayılı; Danıştay 10. Dairesinin 20/03/1991 tarihli ve E:1998/2495, K:1991/1002 sayılı kararları)

12. Bu kapsamda disiplin soruşturması süreci incelendiğinde, soruşturmacı görevlendirilmesi ile soruşturmanın tamamlanması arasındaki süre göz önüne alındığında ilgili mevzuatta öngörülen zaman aşımı sürelerine uymadığı, bu gecikmeye ilişkin hukuki bir gerekçe de sunulmadığı anlaşıldığından disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı bu nedenle başvurana verilen uyarma disiplin cezasının usule uygun olmadığı anlaşıldığından söz konusu disiplin cezasının başvurana uygulanmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

13. Bilindiği üzere, Anayasanın 5 inci maddesinde devletin amaç ve görevleri arasında kişilerin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak sayılmış; 49 uncu ve 56 ncı maddelerinde ise, devletin çalışma hayatını geliştirmek, çalışanları korumak ve çalışma barışını sağlamak için ve ayrıca herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı belirtilmiştir.

14. Ayrıca, Ülkemizin taraf olduğu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası sözleşmeler ile

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) sözleşmelerinde de, herkesin elverişli koşullarda çalışma, edinilen iş veya meslekte tabi olunacak muamelede eşitliğin sağlanması, kamu çalışanları dahil olmak üzere istihdam edilen bütün kişilerin çalışma sırasındaki sağlığı etkileyen fiziksel ve zihinsel unsurların dikkate alınması gerektiği düzenlenmiş ve üye devletlere bu konularda gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu bağlamda, Devletin ve kamu otoritelerinin çalışanların fiziksel ve ruhsal yönden zarar görmelerine neden olmamaları gerekmektedir.

15. Mobbing, işyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)] 16. Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında da; “Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucuların bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir. Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması

/

durumunda, bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

17. Bu çerçevede başvuranın mobbing iddialarına ilişkin olarak, başvuranın birden fazla kez ifadesine başvurulması açısından, ön inceleme, disiplin soruşturması ve Cumhuriyet Başsavcılığından gönderilen yeniden inceleme yazıları dolayısıyla yapılan soruşturmalardan kaynaklandığı, olağan hukuki süreç kapsamında aynı olay çerçevesinde farklı soruşturma işlemleri nedeniyle birden fazla kez ifade alma işlemi gerçekleştirildiği, başvuranın resmi yazı ile ifadeye davet edildiği ve çağrı yazısında ne kapsamda ifadeye çağrıldığının belirtildiği, çağrı yazılarının ÜBYS sistemi üzerinden gönderildiği, kendisinin hastane içinde sabit bir yerde olmaması ve tebliğ evraklarının ilgili personel tarafından kendisine ivedilikle ulaştırılabilmesi amacıyla şahsi telefonundan ulaşıldığı belirtilmiş olup başvuranın şikâyetinde yer verdiği iddialara ilişkin söz konusu hususların haklı sebeplere dayandığına dair değerlendirme/gerekçe ve belge sunulduğundan söz konusu işlemlerin hukuken yerinde olmadığına dair tespitte bulunulamamış ve mobbingin unsurlarının oluştuğu değerlendirilememiştir.

18. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; uyarma cezasına ilişkin olarak disiplin soruşturmasının iki aylık süre içerisinde tamamlanmaması nedeniyle disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı tespit edilmiş verilen uyarma cezasının başvurana uygulanmasına olanak bulunmadığından söz konusu uyarma cezasının iptal edilmesi gerektiği ve başvurana uygulanan mobbingin incelenmesi talebine ilişkin olarak ise mobbingin varlığı tespit edilemediğinden başvuranın talebin reddedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi

Yönetim İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede; başvuru kapsamında Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

20. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi(varsa) gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. 21 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca ise tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi(varsa) kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede

İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Başvuranın mobbingin tespiti yapılması talebinin REDDİNE, Başvuran hakkında verilen uyarma cezasının iptal edilmesi yönünde ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ

REKTÖRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN ile ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi