TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/2675-S.20.4371
BAŞVURU NO : 2018/13992
KARAR TARİHİ : 20/02/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın tarafına verilen disiplin cezalarının iptal edilmesi, yemek hizmetlerinden merkez personeli gibi yararlanmaya devam etmesi ve maaşından yapılan kesintinin iade edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 08/11/2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran, tarihinde Kurumumuza yaptığı başvurusunda, özetle;
1.1) … Üniversitesi … Mescidinde imam hatip olarak görev yapmakta olduğunu, engelli
çocuğu ile daha iyi ilgilenebilmesi için burada görevlendirildiğini,
1.2) 2014 yılında Türkiye genelindeki bütün personele standart cipli kimlik kartı verildiğini,
4 yıldır cipli personel kartı ile kartına para yükleyerek sisteme okutup Başkanlıkta yemek
yediğini, ayrıca Bilgi Yönetim Sisteminde kendisine ait sayfanın “Yemek Kartı” sekmesinden kartında ne kadar para kaldığını kontrol edebildiğini,
1.3) Yeni Sosyal Hizmetler Daire Başkanı göreve başlayıncaya kadar yemek konusunda
sıkıntı yaşamadığını, hatta namaz vakitlerine yetişebilmesi için önceki yönetim ile görüşerek yemekhane personeli ile birlikte yemek saatinden 15 dakika önce yemek yiyebildiğini, yeni yönetim gelince bu şekilde yemek yiyemeyeceğini söylediklerini, daha önceden yiyebildiğini söylediğinde … Bey’in “bence sorun yok, ancak yeni daire başkanına sorayım” diyerek ismini ve telefon numarasını aldığını, daha sonra yeni Sosyal
Hizmetler Daire Başkanı … Bey’e kendisini şikayet ettiğini öğrendiğini,
1.4) Daire Başkanının kendisini dinlemediğini ve yemek kartının içindeki parayla birlikte iptal
edildiğini, ayrıca Sicil Daire Başkanı … Bey’in kayın validesinin vefat ettiği gün cenaze esnasında defalarca telefon ederek kartını getirmesini istediğini, kendisine taşra görevlisi olduğunu ve misafir gibi yemek yemesi gerektiğinin söylendiğini,
1.5) Halbuki personel kimlik kartını kendisine Diyanet İşleri Başkanlığının vermiş olduğunu
ve Çankaya Müftüsü tarafından imzalandığını, personel arasında taşra-merkez ayrımının yapılmaması gerektiğini, zira gerek mevzuatta gerekse Maliye Bakanlığının ilgili tebliğinde taşra ayrımının yapılmadığını,
1.6) Yaşadığı sorunu ve kendisini anlatmak için muhatap bulamadığını, derdinin yemek
kartının iptal edilmesi olmadığını, ancak sorununu anlatıp çare bulmak için muhatap bulamamasının ve taşra personeli olduğu gerekçesiyle ayrımcılık yapılmasının kendisinde haysiyetiyle oynandığı duygusu oluşturduğunu,
1.7) Bunun üzerine muhatap bulamayınca mecburen BİMER, AKİM ve CİMER üzerinden
başvurularda bulunduğunu, bu nedenle hakkında soruşturma açıldığını ve disiplin cezaları verildiğini, halbuki hak aramak maksadıyla başvuru yapması nedeniyle hakkında soruşturma açılmasının doğru olmadığını, ifade ederek; yemek kartının yeniden sistem yüklenmesini ve disiplin cezalarının iptal edilmesini talep etmiştir.
2) Başvuran, 22/01/2018 tarihinde Kurumumuza yaptığı başvurusunda ise;
2.1) Daha önceki başvurusunda bahsettiği disiplin cezalarına ilişkin olarak Disiplin Kuruluna
yapmış olduğu itiraz sonucunda verilen kararın 22/01/2019 tarihinde tarafına tebliğ edilerek kesinleştiğini,
2.2) Kimlik kartı verilmeden önce ek göstergesine göre merkez teşkilatı personeliyle aynı
yemeği aynı ücretten yediğini, kartının sisteme yüklenmesi konusunda herhangi birini araya sokmadığını, erken yemek yeme konusunda ise 2014 ile 2018 yılları arasında yemekhane personeliyle herhangi bir sıkıntı yaşamadan erken yemek yiyebildiğini,
2.3) 2018 yılının başından itibaren erken yemek yeme konusunda sıkıntı yaşamaya
başladığını, bu konuda Yemekhane Sorumlusu … Bey ile en az 10 kere görüştüğünü, …
Beyin erken yeme konusunda personele bilgi verdiğini, ancak sıkıntı yaşamaya devam etmesi üzerine … Beye ve personele “ismimi yazdırayım duvara assınlar” şeklinde ifadelerinin olduğunu,
2.4) 2018 yılının Nisan ayında ise, son yemeğini yedikten sonra, yemekhane hizmetlerinden
yararlanmadığı bir haftalık süre içerisinde kartının iptal edildiğini, bunu yemekhaneye gittiğinde öğrendiğini,
2.5) Bu konuda önce … Bey ve … Bey ile görüştüğünü, bir sonuç alamayınca yardımcı
olacağını söyleyerek ismini ve bilgilerini alan yemekhane sorumsusunun davranışlarından dolayı kendisine kumpas kurulduğu şeklindeki ifadelerle BİMER ve
CİMER’e başvurduğunu, bu dilekçelerinde kendisinin çağrılarak dinlenmeden kartının iptal edilmesi nedeniyle şeref ve haysiyetiyle oynandığından bahsettiğini,
2.6) BİMER ve CİMER’e başvuru nedeniyle ceza verilemeyeceği konusunda Adana 1. İdare
Mahkemesinin 06/10/2011 tarihli ve E:2010/1614, K:2011/1335 sayılı kararının bulunduğunu ve bu kararın Danıştay tarafından da onaylandığını,
2.7) Ayrıca tarafına 475 TL yemekhane ücreti farkı çıkarıldığını ve maaşından kesinti
yapıldığını, bu konuda yapmış olduğu itirazların ise kabul edilmediğini, ifade ederek; daha önce ifade ettiği gerekçelerle hukuka aykırı olan söz konusu disiplin cezalarının iptalini ve tarafına çıkarılan yemek borcunun iadesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
3) Diyanet İşleri Başkanlığının 31/12/2018 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde;
3.1) Başkanlığın merkez teşkilatı yemekhane servis hizmetlerinin, Devlet Memurları Yiyecek
Yardımı Yönetmeliği, bu yönetmeliğe dayanılarak hazırlanan Diyanet İşleri Başkanlığı
Merkez Teşkilatı Yemek Servisi Yönergesi ile bu yönergenin 5 inci maddesinde çalışma esas ve usulleri ile görev ve yetkileri belirlenen Yemekhane Yönetim Kurulu tarafından yürütüldüğü, ayrıca 28/11/2007 tarihli Diyanet İşleri Başkanlığı İç Genelgesinin 10 uncu maddesinde personel kimlik kartı, 48 inci maddesinde ise yemek saatleri ve yemekhane hizmetleri ile ilgili hükümlerin bulunduğu,
3.2) Konuyla ilgili mevzuat hükümlerine bakıldığında, Devlet memurlarının yiyecek
yardımından hangi hallerde, ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasların açık bir şekilde belirlendiğinin görüldüğü, bununla birlikte her yıl Maliye
Bakanlığı tarafından yayımlanan Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliğinde öğle yemeği servisinden faydalanacak olan memurlardan ve sözleşmeli personelden alınacak asgari yemek bedellerine ilişkin esasların belirtildiği,
3.3) Yemekhane Yönetim Kurulu tarafından, bahse konu tebliğde belirtilen asgari bedellerin,
sunulan hizmet kalitesi ve maliyetler göz önünde bulundurularak, memur, sözleşmeli personel, taşra personeli ve kurum dışı personel gibi tasniflere göre, bunların her biri için ayrı ayrı olmak üzere yemek ücretlerinin belirlendiği,
3.4) Personel kimlik kartlarıyla ilgili olarak; Başkanlığın 2007 Genelgesinin 93 üncü
maddesinde Başkanlık teşkilatının her kademesinde görev yapan personele, görev süresince kimlik belgesi olarak kullanacağı “Diyanet İşleri Başkanlığı Personel Kimlik
Kartı” hazırlanarak verileceği hükmüne yer verildiği, Başkanlık İç Genelgesinin 10 uncu maddesinde ise Başkanlık merkez teşkilatının daimi kadrolarında görevli personele, görev süresince kullanılmak üzere, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü tarafından
“Personel Kimlik Kartı” verileceği hükmünün yer aldığı, diğer taraftan Başkanlık Tanıtım
Yönergesinde merkez ve taşra teşkilatı personel kimlik kartlarının tasarım ve şekillerinin nasıl ve ne şekilde olacağının belirlendiği,
3.5) Başkanlığın merkez teşkilatı personelinin, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü tarafından
kendilerine verilen personel kimlik kartlarını kartlı geçiş sistemine okutmak suretiyle yemek hizmetinden yararlandıkları, personel kimlik kartlarına para yüklenebildiği, bu kartların turnikelere okutulduğunda personelin merkezdeki görevi ve birimine ilişkin bilgilerin ve yemek bedelinin kartlı geçiş ekranında görüntülendiği, yemekhane kartlı geçiş sisteminin günlük olarak yemek sayısını tespit ve yemekhane girişlerini kontrol etmeyi sağladığı, ayrıca yemekhane otomasyon sistemi üzerinden yemek hizmeti alan personel hareketlerinin gün ve saat olarak raporlanabildiği,
3.6) Taşra teşkilatı personelinin ve sivil misafirlerin ise, kimlik numarasıyla para dolum
ünitesine (kiosk) giriş yaptıktan sonra kendileri için belirlenen yemek ücretini yatırarak aldıkları barkodla yemek hizmeti alabildikleri, kart okutmak suretiyle yemek hizmetinden yararlanılması uygulamasının, sadece merkez teşkilatı personeli için geçerli olduğu,
3.7) Yemekhane Yönetim Kurulu tarafından belirlenen fiyat tarifesinin ilgili mevzuat
çerçevesinde merkez teşkilatı personeline yazı ile bildirildiği, aynı zamanda Yönetim
Hizmetleri Genel Müdürlüğünün web sayfasında yayımlandığı, Başkanlığa toplantı, sınav, seminer gibi etkinlikler sebebiyle gelen kurum personelinin ve misafirlerin yemekhane hizmetlerinden yararlanmak istemeleri halinde, yemekhane binası giriş kısmında danışma bölümündeki personel tarafından bu konuda bilgilendirildiği,
3.8) Başvurana verilen kimlik kartının personeli olduğu Çankaya İlçe Müftülüğünce verildiği,
bu kartın taşra teşkilatı personeline verilen kartlardan olduğu, ancak 2014 yılında bu kartın merkez teşkilatı kart sistemine tanıtıldığının ve bu şekilde başvuranın taşra personeli olduğu halde merkez personeli gibi yemek hizmetinden yararlandığının anlaşıldığı, konuyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında kartın sisteme tanıtılması işleminin ne zaman ve kim tarafından yapıldığının tespit edildiği, ayrıca bundan böyle benzer bir duruma sebebiyet verilmemesi için gerekli tedbirlerin alındığı,
3.9) Yemekhane servis ücretlerinde merkez, taşra ve kurum dışı misafir gibi farklı ücret
kategorileri belirlenmesinin sebeplerinden birisinin Devlet memurlarına yapılan yiyecek yardımı olduğu, genel bütçeden yapılan bu yardımın merkez teşkilatında görevli personel sayısına göre Saymanlık aracılığıyla yemekhane hesabına aktarıldığı, taşra teşkilatı personelinden büro personeli olanların yiyecek yardımının ise il/ilçe müftülüklerinin hesaplarına gönderildiği, büro personeli olmayan (günlük 8 saat büro mesaisine tabi olmayan) imam-hatip ve müezzin-kayyım gibi görevliler için yemek ödeneği verilmediği,
3.10) Taşra teşkilatı personelinin merkez teşkilatı yemek servis hizmetlerinden faydalanmak
istediği takdirde yemek maliyetine göre ve ilgili mevzuat çerçevesinde Yemekhane
Yönetim Kurulunca belirlenen fiyat üzerinden hizmet almakta olduğu, bu durumun hemen her kurumda benzer şekilde yürütülmekte olduğu ve personel açısından merkeztaşra ayrımı yapılmasının kamu hizmetlerinin doğal sonucu olduğu,
3.11) Yemek hizmetiyle ilgili olarak kurum tarafından mevzuata uygun şekilde usul
belirlenmesinin ve bu hizmetten nasıl yararlanacağına dair hükümler getirilmesinin, (ilgili yönetmelikte öngörüldüğü gibi) farklı unvan ve görevde bulunan personele farklı yemek ücreti belirlenmesinin, ayrımcılık olarak nitelendirilemeyeceği,
3.12) Başvuranın taşra teşkilatında görev yapan İl ve İlçe Müftüsü, Şube Müdürü, Şef, Vaiz.
İmam-Hatip, Müezzin-Kayyım, Kur’an Kursu Öğreticisi vb. kadrolarda görev yapan binlerce personel için geçerli olan uygulamaya tabi durumda olduğu,
3.13) Diyanet İşleri Başkanlığının merkez teşkilatı personel sayısı yaklaşık 1200 kişi iken taşra
personeli sayısının 100.000’den fazla olduğu, bugüne kadar taşra personeli olup da merkez personeli gibi yemek hizmetinden yararlanmak isteyen veya bu yönde ısrar eden personel olmadığı,
3.14) Başvuranın Ankara Çankaya İlçe Müftülüğü (taşra teşkilatı) personeli olarak görev
yapmakta olduğu, ancak merkez teşkilatı personeli gibi yemek hizmetlerinden yararlandığı, bu durumun fark edilmesi neticesinde ise kendisine konu hakkında ayrıntılı bilgi verildiği, taşra personeli olarak bu personel için belirlenen yemek ücretini ödeyerek yemek hizmetinden yararlanabileceğinin defaatle kendisine anlatıldığı, başvuranın kurum yemekhanesinden yararlanması hiçbir zaman engellenmediği, aksine en baştan itibaren kendisine yemek hizmetinden yararlanmasının yolunun gösterildiği ve bu konuda gerekli açıklamaların yapıldığı,
3.15) Buna rağmen başvuranın yemek hizmetinden erken saatlerde keyfi şekilde yararlanmak
istediği, bu konudaki yersiz ısrarına devam ettiği, yemekhane personeline karşı anlaşılması güç kaba ve saygısız tavırlar sergilediği, 2018 yılında taşra personeli için belirlenen 5 TL ödeyerek yemek hizmetinden yararlanabilecekken bunu yapmadığı, ayrıca konuyu BİMER, CIMER ve AKİM üzerinden idareyi haksız yere suçlayıcı tarzda şikayet konusu haline getirdiği,
3.16) Başvuranın söz konusu başvurularında keyfi yorumlar yaparak (15 Temmuz gecesi
sokağa çıktığı, daha önce emekli olacakken şimdiki görev yerine verilince bundan vazgeçtiği vb.) ve “yemek kartını kullanmasının iptal edilmesi nedeniyle haysiyet ve şerefiyle oynandığı” şeklinde akıl ve mantıkla bağdaşmayan beyanlarda bulunarak çeşitli mercilere başvuruda bulunduğu, bu başvurularında kurumun işleyişini ve idarecileri haksız yere hedef alan, bir Devlet memuru ve din görevlisine yakışmayan beyanlarda bulunduğu,
3.17) Başvuranın söz konusu mercilere yaptığı başvurulara yazılı olarak cevap verildiği ve
kendisine yemek hizmetinden nasıl yararlanacağının bildirildiği, buna rağmen haksız talebinde ısrarcı olması, yemekhanede göre”‘ yapan personele karşı kaba ve saygısız tavırlar sergilemesi (“Ben islediğim zaman yemek yerim”, “ben şef, daire başkanı, genel müdür falan tanımam, ben direk Allah’a bağlıyım”, “yemekhane duvarına benim adımı yazacaksınız” şeklinde beyanlarda bulunması ve personelle tartışması vs.) ve İdareyi haksız yere itham ederek yazılı başvurularını sürdürmesi üzerine, gerekli disiplin işlemlerinin yapılması için konunun ilgili birime bildirildiği,
3.18) Başvuran hakkında Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yürütülen soruşturma kapsamında
başvuranın eylemlerinin değerlendirildiği, başvuranın yemek kartının nasıl sisteme tanımlandığı ve kimler tarafından bu işlemin gerçekleştirildiği hususlarının ele alındığı, ilgili personelin ifadelerine başvurulduğu, netice olarak başvuranın “haksız şekilde yemek hizmetinden indirimli yararlandığı, yemekhane personeline karşı kaba ve saygısız söz ve tavırlar sergilediği, idareciler hakkında asılsız ve haksız ithamlarda bulunduğu” hususlarının tespit edildiği,
3.19) Bunun üzerine disiplin suçu niteliği taşıyan bu eylemleri nedeniyle (657 sayılı DMK’nın
125 inci maddesi kapsamında) iki defa “Kınama”, bir defa da “Uyarma” cezaları ile
tecziye edilmesi, ayrıca 2014 yılından itibaren yemek hizmetlerinden merkez personeli gibi yararlanması nedeniyle ödemesi gereken yemek farkının adı geçenden geri alınması yönünde teklifte bulunulduğu, söz konusu tekliflerin idare tarafından uygun görüldüğü, başvuran hakkında gerekli disiplin cezaları uygulandığı ve gerekli işlemlerin tesis edildiği,
4) Diyanet İşleri Başkanlığının 28/03/2019 tarihli ve … sayılı yazısı ve eklerinde;
4.1) Yemekhane otomasyon sistemi gereği yemek hizmetinden yararlanmak isteyen taşra
teşkilatı personeli ve sivil misafirlerin, kimlik numarasıyla para dolum ünitesine (kiosk)
giriş yaptıktan sonra kendileri için belirlenen yemek ücretini yatırmakta ve aldıkları barkodla yemek hizmetinden yararlanabilmekte olduğu, aynı şekilde kart okuyucuda kimlik kartını okutarak yemek yiyen personelin de, kiosk makinelerinde kendi kartına para yükleyerek kart okuyucuda bunu okutmak suretiyle yemek ücretini ödediği, personelin kendi kartına istediği kadar para yükleyebildiği, yemek yediği zamanlarda yemek ücreti karttan düşüldüğü ve kalan miktarın personelin kartında yüklü olarak kaldığı,
4.2) Kart sahibi olan personelin kartına yüklü bulunan meblağın nakit olarak kişiye iade
edilmesi durumunun, ancak kişinin bu konuda yazılı olarak başvurması halinde mümkün olduğu, başvuranın kullandığı kartta kalan 13,45 TL’nin iade edilmesi konusunda idareye herhangi bir başvurusu olmadığı, başvuranın yemek hizmetinden yararlanmak istemesi halinde taşra personeli için belirlenen yemek bedeli üzerinden hesabında bulunan tutarı kullanmasının veya yazılı olarak başvuru yapması halinde kartta kalan miktarın nakit olarak adı geçene iade edilmesinin mümkün olduğu,
4.3) Başvuranın usulsüz şekilde kart temin ettiğinin tespit edilerek kartın iptal edilmesinden
(2018 yılı Nisan ayı) bugüne kadar, kartta bulunan parasının iade edilmesi konusunda idareye herhangi bir başvurusu olmadığı, ayrıca taşra personeli olarak yemek hizmetinden yararlanma konusunda da bir talebi olmadığı, halihazırda taşra personeli için belirlenen ücret karşılığında yemek hizmetinden yararlanmasının önünde hiçbir engel bulunmadığı, başvuranın kimlik bilgilerinin yemekhane sisteminden kaldırıldığı ve bu nedenle hiç yemek yiyemediği şeklindeki iddiasının asılsız olduğu, her taşra personeli gibi başvuranın da kimlik numarasıyla fiş alarak yemek yemesinin mümkün olduğu,
4.4) Başvurandan yemek bedeli farkı olarak tahsil edilen 475 TL tutarın adı geçenin usulsüz
temin ettiği kartla yediği yemekler ile taşra personeli olarak ödemesi gereken yemek bedeli arasındaki fark hesaplanarak çıkarıldığı, söz konusu tahsil işleminin başvuran hakkında Rehberlik ve Teftiş Başkanlığınca yürütülen idari soruşturma neticesinde düzenlenen raporda, müfettiş tarafından yapılan tespit ve teklif doğrultusunda, personelin bağlı olduğu Çankaya İlçe Müftülüğünce yapıldığı,
4.5) Başvurandan alınan miktarın, yemek bedeli olarak ödemesi gereken tutar olduğu ve
kendisine sunulan yemek hizmetinin bedeli olduğu, başvuranın yaklaşık 4 yıl boyunca, binlerce taşra personelinin ödediği şekilde yemek ücreti ödemek yerine, hakkı olmadığı halde daha az miktarda yemek ücreti ödediği; bu nedenle, müfettiş raporuna istinaden, başvurandan yemek ücretinin geri kalan kısmının tahsil edildiği ve bu sayede başvurandan her taşra personelinin ödediği yemek miktarına eşit ücretin alındığı, bu durumun eşitlik ve hakkaniyete de uygun olduğu,
4.6) Yukarıda açıklanan hususlar ile dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler çerçevesinde,
başvuranın yapmış olduğu başvurunun reddedilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
5.1) “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde;
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.”
5.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun
6.1) “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6.2) “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.
Ancak; a) (Mülga: 2/7/2018 – KHK/703/110 md.)
b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”
7) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun
7.1) “Davranış ve işbirliği” başlıklı 8 inci maddesinde;
“Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.”
7.2) “Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları” başlıklı 10 uncu
maddesinde; “Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun ve diğer mevzuatla belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetinde-ki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar.
Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun ve diğer mevzuatta belirtilen esaslar içinde kullanır.”
7.3) “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” başlıklı 125 inci
maddesinde; “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil
ve haller şunlardır:
A – Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
… e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak, … B – Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
… d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak, … Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir”
7.4) “Disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullar” başlıklı 126 ncı maddesinde;
“Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; … verilir.
Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttirler.”
7.5) “Zamanaşımı” başlıklı 127 nci maddesinde;
“Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, … başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.”
7.6) “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134 üncü maddesinde;
“Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ayrıca Milli Eğitim müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur.
Bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususlar Cumhurbaşkanınca (eski halinde: Bakanlar Kurulunca) çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
7.7) “İtiraz” başlıklı 135 inci maddesinde;
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, … itiraz edilebilir.
… İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler.”
7.8) “Yiyecek yardımı” başlıklı 212 nci maddesinde;
“Devlet memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esaslar Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet
Personel Başkanlığının birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunur.”
8) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Kamu zararı” başlıklı 71
inci maddesinde; “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde; … e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, … esas alınır.
Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
… Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”
9) 22/02/2012 tarihli ve 28212 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Diyanet İşleri
Başkanlığı Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin
9.1) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“(1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Başkan: Diyanet İşleri Başkanını, … c) Disiplin amiri: Bu Yönetmeliğe ekli listede unvanları belirtilen yetkili disiplin ve üst disiplin amirini, … ifade eder.”
9.2) “Disiplin amirlerinin belirlenmesi” başlıklı 5 inci maddesinde;
“(1) Diyanet İşleri Başkanı bu Yönetmelik kapsamına giren bütün personelin yurt içinde ve yurt dışında disiplin amiridir. Bu sıfatla haiz bulunduğu yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilir.
… (3) Başkanlığın görev alanına giren iş ve işlemlerin denetimi, etkin ve süratli bir uygulamayı sağlamak için; a) Başkan yardımcıları, taşra ve yurt dışı teşkilatında görevli bütün personelin, b) Birim amirleri ve daire başkanları, birim veya dairelerde görevli bütün personelin, c) İl Müftüleri, kendi il sınırlarında bulunan dinî yüksek ihtisas merkezleri ve eğitim merkezi müdürlüklerindeki personel hariç ilçe müftüleri de dahil olmak üzere bu
Yönetmelik kapsamına giren görevli bütün personelin, … disiplin amiridirler.”
10) 19/10/2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Zararlarının
Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
10.1) “Tanımlar” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; … c) Kamu kaynağı: Borçlanma suretiyle elde edilen imkanlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri, ç) Kamu zararı: Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasından doğan zararı, … h) Sorumlu: Kamu zararının oluşmasına sebep olan kamu görevlisini, ı) Takibe yetkili birim: Merkezde strateji geliştirme birimlerini, taşrada ise strateji geliştirme biriminin bağlı olduğu üst yöneticinin, alacağın takibi konusunda yetki verdiği birimleri, i) Üst yönetici: Bakanlıklarda kendilerine doğrudan bağlı hizmet birimleri bakımından bakanı, kendilerine bağlı hizmet birimleri bakımından bakan yardımcılarını, diğer kamu idarelerinde en üst yöneticiyi, il özel idarelerinde valiyi, belediyelerde belediye başkanını, ifade eder.
10.2) “Kamu zararının belirlenmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“(1) Kamu zararının belirlenmesinde; … f) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, esas alınır.”
10.3) “Kamu zararının tespiti ve bildirilmesi” başlıklı 7 nci maddesinde;
(1) Kamu zararı 6 ncı maddede belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle; a) Kontrol, denetim veya inceleme, b) Sayıştayca kesin hükme bağlama, c) Yargılama, sonucunda tespit edilir.
10.4) “Kamu zararının tespiti ve bildirilmesi” başlıklı 7 nci maddesinin kamu zararının
gerçekleştiği veya tespit edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde; “… (2) Tespit edilen kamu zararına ilişkin yazı, tutanak, rapor, ilâm ve benzeri belgeler ilgili kamu idarelerine gönderilir. Kontrol, denetim ve inceleme sonucunda tespit edilerek kamu idarelerine bildirilen kamu zararlarına ilişkin belgelerde yer alan hususlar, ilgili harcama yetkilisinin de görüşleri alınmak suretiyle merkezde üst yönetici, taşrada ise idarenin en üst yöneticisi tarafından değerlendirilir. …
(3) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararına ilişkin belgelerde, sorumlularla birlikte tahsil sürecine dahil edilecek ilgililer de belirtilir. Bu belirlemenin yapılmadığı durumlarda, zararın tahsil sürecine dahil edilecek ilgililer merkezde üst yönetici, taşrada ise idarenin en üst yöneticisi tarafından yaptırılacak inceleme ile belirlenir.”
10.5) 15/06/2019 tarihli ve 30802 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1147 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararının ekinde yer alan Yönetmeliğin 3 üncü maddesi ile eklenen “Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın değerlendirilmesi” başlıklı 7/A maddesinde; “(1) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zarara ilişkin hususlar, ilgili harcama yetkilisinin görüşünü de içeren ve harcama birimi tarafından düzenlenen Ek1’deki Değerlendirme Formu ile birlikte merkezde üst yöneticinin, taşrada ise idarenin taşrada bulunan en üst yöneticisinin değerlendirmesine sunulur. Merkezde üst yönetici, taşrada ise taşrada bulunan idarenin en üst yöneticisi gerek görmesi halinde hukuk biriminin görüşüne, sorumluların ve/veya ilgililerin bilgisine başvurabilir.
Değerlendirme altmış gün içerisinde sonuçlandırılır.
(3) Kamu zararına ilişkin tespitlerin değerlendirilmesinde aşağıda yer alan hususlar
birlikte dikkate alınır:
a) Kamu görevlilerinin mevzuata aykırı karar, işlem veya eyleminin varlığı.
b) Mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemden bir kamu zararı oluşması.
c) Sorumlu ve ilgililerin belirlenmesi.
ç) Kamu zararının; sorumlunun kasıt, kusur veya ihmalinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması.
(4) Üst yönetici veya idarenin taşrada bulunan en üst yöneticisi tarafından yapılan değerlendirmede, kamu zararının oluştuğuna karar verilmesi halinde Değerlendirme
Formu ile zararın tespitine ilişkin belgeler takibe yetkili birime gönderilir.
(5) Tespit edilen zararın, sorumlular ve/veya ilgililerce defaten ödenmesi veya ödeneceğinin yazılı olarak taahhüt edilmesi halinde söz konusu alacak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen işlemlere gerek kalmaksızın borç tahakkuk kaydı yaptırılarak tahsil edilir.
(6) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın, yapılan değerlendirme sonucunda kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte, tahsili gereken bir alacak olduğuna karar verilmesi halinde bu alacak genel hükümlere göre takip ve tahsil edilir.”
10.6) “Kamu zararından doğan alacağın tebliği ve takibi” başlıklı 10 uncu maddesinin
kamu zararının gerçekleştiği veya tespit edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde; “(1) Kamu zararından doğan alacaklar, merkezde strateji geliştirme birimlerince, taşrada ise takibe yetkili birimlerce sorumluların ve ilgililerin bilinen adreslerine imzaları alınmak suretiyle veya 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir.
(2) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararı alacaklarının sorumlulara ve ilgililere tebliğ işlemlerine, 7 nci madde gereğince yapılacak değerlendirme işlemlerinin tamamlandığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde başlanır. Tebliğde; borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödeme yeri, yedi günlük itiraz süresi, itiraz mercii belirtilerek, söz konusu tutarın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenmesi istenir. İtiraz merkezde strateji geliştirme birimince, taşrada ise takibe yetkili birimin en üst yöneticisince on iş günü içerisinde sonuçlandırılır. İtiraz ve itirazı değerlendirme süresi bir aylık ödeme süresini etkilemez.
… (6) Kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi halinde ilgili alacak takip dosyası, sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde, alacağın hükmen tahsili için, strateji geliştirme birimi veya taşradaki ilgili takip birimince kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir.”
10.7) “Kamu zararından doğan alacağın tebliği ve takibi” başlıklı 10 uncu maddesinin
15/06/2019 tarihli ve 30802 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1147 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararının ekinde yer alan Yönetmeliğin 6 ncı maddesi ile değişik halinde; “(1) Kamu zararından doğan alacaklar, takibe yetkili birimce sorumlular ve ilgililerin bilinen adreslerine imzaları alınmak suretiyle veya 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı
Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir.
(2) Kontrol, denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen kamu zararından doğan alacakların sorumlulara ve ilgililere tebliğ işlemlerine, 7/A maddesi gereğince yapılacak değerlendirme işlemlerinin tamamlanarak değerlendirme formunun takibe yetkili birime ulaştırıldığı tarihten itibaren beş iş günü içerisinde başlanır. Tebliğde; borcun miktarı, sebebi, doğuş tarihi, faiz başlangıç tarihi, ödeme yeri belirtilir ve sorumlulara ve/veya ilgililere ödeme, itiraz veya sulh teklifinde bulunmak üzere otuz gün süre verilir.
a) Sorumluların ve/veya ilgililerin varsa itirazları 15 gün içinde sonuçlandırılır. Bu süre içinde sonuçlandırılmayan başvurular reddedilmiş sayılır. İtiraz, merkezde üst yönetici, taşrada ise idarenin taşrada bulunan en üst yöneticisi tarafından, gerek görülmesi halinde harcama birimi ve/veya hukuk biriminin de görüşüne başvurularak sonuçlandırılır.
… (4) Kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi, sulh teklifinde ya da itirazda bulunulmaması halinde sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde, sulh teklifinin ya da itirazın idare tarafından reddedilmesi halinde ise bu ret tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde ve her hâlükârda 30 günlük ödeme süresinden sonra ilgili alacak takip dosyası, alacağın tahsili için takibe yetkili birimce kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir.”
10.8) “Kamu zararından doğan alacakların tahsil şekilleri” başlıklı 12 nci maddesinde;
“(1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlulardan ve/veya ilgililerden, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte tahsil edilir.
(2) Tespit edilen kamu zararları; a) Rızaen ve sulh yolu ile ödenmek, b) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas yapılmak, c) 2004 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak, suretiyle tahsil edilir
10.9) “Rızaen ve sulh yolu ile tahsilat” başlıklı 13 üncü maddesinin kamu zararının
gerçekleştiği veya tespit edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde; “(1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen veya ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sulh yoluyla ödenebilir.
(2) Oluştuğu tarih itibarıyla onaltı yaşından büyükler için tespit edilen asgarî ücretin bir aylık brüt tutarının yarısını geçmeyen alacaklar, merkezde üst yöneticinin, taşrada ise idarenin en üst yöneticisinin izni ve sorumlunun ve/veya ilgilinin kabul etmesi koşuluyla, tebliğ tarihini izleyen aybaşından itibaren aylığından kesilerek rızaen tahsil edilir.”
10.10) “Rızaen ve sulh yolu ile tahsilat” başlıklı 13 üncü maddesinin 15/06/2019 tarihli ve
30802 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1147 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının
ekinde yer alan Yönetmeliğin 8 inci maddesi ile değişik halinde; “(1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen veya ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sulh yoluyla ödenebilir.
… (3) Kamu zararından doğan alacağın ödenmesinin ilgili mevzuat çerçevesinde sulh yolu ile sağlanması halinde, sulh işleminin kesinleştiği tarihi izleyen ay başından itibaren sorumlunun ve/veya ilgilinin yazılı muvafakati ile aylığından kesilerek tahsil edilebilir.
Rızaen ve defaten ödemede, sorumlunun ve/veya ilgilinin yazılı isteğiyle aylığından kesilerek tahsil edilebilir.”
10.11) “İcra yoluyla tahsilat” başlıklı 15 inci maddesinde;
“(1) Sayıştay ve mahkeme ilâmları ile hüküm altına alındığı halde sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen ödenmeyen kamu zararından doğan alacaklar, 2004 sayılı
Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.”
11) 11/12/1986 tarihli ve 19308 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Devlet Memurları
Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinin
11.1) “Yardım Şekli” başlıklı 3 üncü maddesinde;
“Yiyecek yardımı sadece yemek verme şeklinde yapılır. Bu yardım, nakden veya kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı verilmek suretiyle yapılamaz.
Yiyecek yardımı haftalık çalışma süresi 40 saati aşmayan yerlerde öğle yemeği olarak verilir. Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmetlerde çalışan memurlara, görevlerinin diğer yemek saatlerinde de devam etmesi şartıyla üç öğüne kadar yemek verilebilir.”
11.2) “Yemek Servisi Giderleri” başlıklı 4 üncü maddesinde;
“Yiyecek yardımının gerektirdiği giderler, yemek maliyetlerinin Ankara, İstanbul ve
İzmir illeri için üçte ikisini, diğer iller için yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanır.
Ödenek dağıtımı yemek servisi kurulacak kurumdaki memur sayısı dikkate alınmak suretiyle yapılır.
Yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmı yemek yiyenlerden alınır.”
11.3) “Yardımın Şartları” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Yemek servisi, yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla atamaya yetkili amirin onayı ile kurulabilir. Yiyecek yardımı bu şekilde kurulan yemek servislerinde yapılır.”
11.4) “Yemek Servisi Hizmetleri” başlıklı 7 nci maddesinde;
“Yemek servisinin yönetiminden kurumun idari ve mali işlerle görevli birimi sorumludur.
Servis hizmetleri biri müdür, biri satın alma veya ambar memuru ve biri de muhasebe memuru olmak üzere en az üç kişilik bir komisyonca yürütülür. Ayrıca hizmetin gerektirdiği diğer personel kurum içinden sağlanabilir.
Servisin işlem ve hesapları kurumun teftişe yetkili amir ve elemanları tarafından yılda bir defadan az olmamak kaydıyla denetlenir.”
12) 13/01/2018 tarihli ve 30300 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2018 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Uygulama Tebliğinin (Sıra No: 1)
12.1) “Amaç” başlıklı birinci maddesinde;
“Bu Tebliğin amacı, 2018 yılında öğle yemeği servisinden faydalanacak olan memurlardan ve sözleşmeli personelden alınacak asgâri yemek bedellerine ilişkin esasları belirlemektir.”
12.2) “Alınacak bedeller” başlıklı 4 üncü maddesinde,
“2018 yılında öğle yemeği servisinden faydalanacak olanlardan en az Ek-1’de belirlenen tutarlar üzerinden günlük yemek bedeli alınır.”
12.3) “Belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespiti” başlıklı 5 inci maddesinde;
“Kuruluşlar, personelin kadro veya pozisyon unvanını, hizmetlerinin özelliğini, yemek maliyetlerini ve yemek servisinin farklı mahallerde daha iyi şartlarda sunulması gibi hususları dikkate alarak Ek-1’de belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespit edebilir.”
13) 05/01/2016 tarihli ve 177 sayılı Başkanlık onayı ile yürürlüğe giren Diyanet İşleri
Başkanlığı Merkez Teşkilatı Yemek Servisi Yönergesinin
13.1) “Amaç” başlıklı birinci maddesinde;
“Bu Yönergenin amacı, Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Teşkilatında görev yapan personele yemek hizmeti verilmesinin usul ve esasları ile bu hizmetleri yürütecek personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemektir.”
13.2) “Yönetim kurulunun teşkili ve çalışma esasları” başlıklı 5 inci maddesinde;
“(1) Yönetim Kurulu; Sosyal Hizmetler Daire Başkanının başkanlığında, Malzeme
Yönetimi ve Satınalma Daire Başkanı, Bütçe ve Performans Daire Başkanı, Sosyal
Hizmetler Daire Başkanlığında görevli uzman, yemekhane sorumlusu, muhasebe memuru, satınalma memuru ve gıda mühendisi/diyetisyen/tabip olmak üzere 8 (sekiz)
kişiden oluşur.
(2) Yönetim Kurulu, Yönetim Kurulu Başkanının çağrısı üzerine; üye tam sayısı ile toplanır ve kararlarını çoğunlukla alır. … Alınan kararlar onaylı karar defterine yazılır ve üyelerce imzalanır.”
13.3) “Yönetim kurulunun görev ve yetkileri” başlıklı 6 ncı maddesinde;
“(1)Yönetim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a) Yemekhane bütçesine Başkanlık bütçesinden aktarılan ödenekler ile personelden alınan katkı paylarının ekonomik, verimli, hesap verebilirlik ve saydam bir şekilde kullanılmasını takip ve kontrol etmek, b) Muhasebe memuru tarafından düzenlenen bilanço ve gelir tablosunu kontrol edip, mali yılın bitimini takip eden ayın sonuna kadar Genel Müdürün onayına sunmak, c) Mutfak ve yemekhanelerinin idaresini, yemeklerin pişirilmesini, personele servis edilmesini sağlamak, buna ilişkin tedbirleri almak ve uygulamak, ç) Kasadan yapılabilecek ödeme miktarını belirlemek, … ”
13.4) “Sosyal hizmetler daire başkanı” başlıklı 9 uncu maddesinde;
“(1) Sosyal Hizmetler Daire Başkanının yemek servis hizmetleri ile ilgili görevleri
şunlardır:
a) Yemekhanede görevli personelin bu Yönerge hükümlerine göre çalışmalarını takip etmek, …”
13.5) “Yemekhane sorumlusu” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“(1) Yemekhane sorumlusunun görevleri şunlardır:
a) Bu Yönerge hükümleri ile yönetim kurulu kararları çerçevesinde yemek servisinin düzenli bir şekilde yapılmasını sağlamak. …”
13.6) “Yiyecek yardımının şekli ve yemek bedelleri” başlıklı 19 uncu maddesinde;
“… (3) Yönetmelik hükümleri uyarınca her yıl yayımlanan Merkezi Yönetim Bütçe
Uygulama Tebliği, yemek maliyetlerindeki artışlar, yemek servisinin farklı mahallerde daha iyi şartlarda sunulması gibi hususlar dikkate alınarak yiyecek yardımından yararlanacak memurlar ile yemek servisi hizmetinden yararlanacak diğer görevlilere ve misafirlere ait ayrı ayrı yemek bedelleri, Genel Müdürün teklifi ile Başkan Yardımcılığı
Makamının onayı ile belirlenir.”
13.7) “Denetim” başlıklı 26 ncı maddesinde;
“(1) Yönetim Kurulunun hesap iş ve işlemlerinin denetimi, Genel Müdürün onayı ile görevlendirilen Daire Başkanının başkanlığında, en az üç kişiden oluşan Denetim
Komisyonu tarafından 6 (altı) ayda bir yapılır. Denetim sonuçları 1 (bir) ay içinde
Başkan Yardımcısı, Genel Müdür ve Yönetim Kuruluna rapor edilir. Raporda belirtilen eksiklikler en kısa sürede Yönetim Kurulunca giderilir.
(2) Yemek servisinin işlemleri, dönem sonu itibariyle, merkezde Başkanlık denetim elemanlarınca denetlenir.”
13.8) “Yemekhaneden faydalanacaklar, yer ve zaman” başlıklı 28 inci maddesinde;
“(1) Yemekhaneden kurum memurları, Başkanlıkta görev yapan şirket elemanları, sözleşmeli personel ile misafirler yemek yiyebilir. Yemeklerin yemekhanede yenilmesi şarttır. … Yemek saatleri merkez teşkilatında Başkanlıkça tayin ve tespit olunur. Bu saatler dışında hiçbir kimseye yemek verilmez.
(2) Yemek hizmetinden faydalanan personel, İdare tarafından uygulanması benimsenen kart okutma, otomasyon gibi geçiş sistemine riayet etmek zorundadır. Söz konusu sisteme riayet etmeyen personele yemek hizmeti verilmez.”
14) 28/11/2007 tarihli ve 1250 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı İç Genelgesinin
14.1) “Personel kimlik kartı ve optik okuyuculu giriş kartı” başlıklı 10 uncu maddesinde;
“(1) Başkanlığımız merkez teşkilatının daimî kadrolarında görevli personele, görev süresince kullanılmak üzere, Personel Dairesi Başkanlığınca “Personel Kimlik Kartı”; İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığınca da “Optik Okuyuculu Giriş Kartı” verilecektir.”
14.2) “Yemek saatleri ve yemekhane hizmetleri” başlıklı 48 inci maddesinde;
“(1) Gördüğü hizmet gereği, saat 12’den itibaren yemek yemesine müsaade edilen personelin dışında hiçbir personel mesai sona ermeden yemekhaneye gitmeyecektir.
Yemekhane görevlileri de vaktinden önce hiçbir personeli yemekhaneye kabul etmeyecektir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
15) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurana verilen
disiplin cezalarının zaman aşımına uğramış olduğu anlaşıldığından ve ölçülülük ilkesine uygun olmadığı değerlendirildiğinden iptal edilmesi; hakkaniyet gereği başvuranın yemekhane hizmetlerinden merkez teşkilatı personeli gibi yararlandırılmaya devam ettirilmesi, ayrıca muvafakati olmadan başvuranın maaşından kesilen miktarın iadesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği gerektiğine yönelik hazırlanan öneri
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
16) Başvuran, yemek kartının yeniden sistem yüklenmesini, hakkında verilen disiplin
cezalarının iptal edilmesini ve tarafına çıkarılan yemek borcunun iade edilmesini talep etmektedir.
17) ODTÜ Atölyeler Mescidi imam-hatibi olarak görev yapmakta OLAN başvuranın, görev
yerinin Diyanet İşleri Başkanlığı merkez binasına yakın olması nedeniyle uzun yıllardır
Başkanlığın yemekhane hizmetlerinden yararlandığı, cipli kimlik kartlarının kullanılmaya başlanması ve personele verilen yemek hizmetinin bu kartlara yüklenen miktarlardan düşülmeye başlanmasından sonra, bağlı olduğu Çankaya Müftülüğü tarafından kendisine verilen ve mahiyet itibariyle bütün Diyanet personelinin kimlik kartlarından farkı olmayan cipli kimlik kartının sisteme tanıtılmasını talep ettiği, bu şekilde başvuranın kartının da 27/02/2014 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı yemekhane sistemine tanıtılarak bu tarihten itibaren ek göstergesine göre merkez teşkilatı personeli için belirlenen bedel üzerinden yemek hizmetinden yararlandığı, bu durumun Sicil Daire
Başkanlığı tarafından fark edilmesi üzerine 13/04/2018 tarihinde kimlik kartının
Başkanlık yerleşkesinde kullanılmasının engellendiği, yapılan soruşturma sonucunda ise başvuranın 17/03/2014 ile 11/04/2018 tarihleri arasında merkez teşkilatı personelinin yaraladığı ücret üzerinden yararlandığı yemek bedeli ile taşra teşkilatı personeli için belirlenen ücret arasındaki farkın başvurandan tahsiline karar verildiği, ayrıca başvuranın yaptığı itirazlar nedeniyle kendisine 3 ayrı disiplin cezası verildiği görülmektedir.
a. Disiplin Cezaları Yönünden Değerlendirme
18) Bilindiği üzere, disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi
bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptir. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatla belirlenmiş, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmuştur.
19) Soruşturmaya başlama ve ceza verme zamanaşımı süreleri, idare açısından cezalandırma
yetkisini sınırlandıran sürelerdir. Bu sebeple, disiplin soruşturmalarında disiplin suçu oluşturan fiil ve hallerin gerçekleştiği ve söz konusu fiil ve halin işlendiğinin öğrenildiği tarihlere dikkat edilmesi gerekmektedir. Danıştay ve idari yargı kararlarında belirtildiği üzere, disiplin soruşturmasına başlanılması soruşturmacı (incelemeci)
görevlendirilmesiyle başlamaktadır. Bu işleme kadar geçen süre ise, idarenin soruşturmaya başlama zaman aşımı için gözetmesi gereken süredir. Soruşturmanın açılıp açılmayacağına veya hangi merci tarafından açılacağına karar verilmesi için yapılan yazışmalar ve ön incelemeler de bu süreye dahildir.
20) Danıştay 12. Dairesinin 18/02/2009 tarihli ve E.2008/6979, K.2009/854 sayılı kararında,
davacı hakkında aynı klinikte görevli başka bir doktor tarafından 11/01/2007 tarihinde hastane yöneticiliğine verilen dilekçenin, Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilmesi ve
İl Sağlık Müdürlüğünce gerekli incelemenin Bakanlık Müfettişlerince yapılması için konunun 12/02/2007 günlü yazıyla Sağlık Bakanlığına bildirilmesine rağmen Sağlık
Bakanı tarafından ise 28/02/2007 tarihinde verilen soruşturma onayıyla yapılan soruşturmanın zamanaşımı gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.
21) Ayrıca, Danıştay 12. Dairesinin 27/10/2015 tarihli ve E: 2012/11481, K:2015/5579 sayılı
kararında ise, öğretmen olarak görev yapan davacı hakkında 24/11/2008 tarihinde okul müdürü, müdür yardımcısı ve iki öğretmen tarafından düzenlenen tutanağın İl Milli
Eğitim Müdürlüğüne iletilmesi üzerine, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 26/12/2008 tarihli yazısıyla okul müdürü tarafından olayın incelenmesinin istendiği, okul müdürü tarafından yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 20/01/2009 tarihli raporda İl Milli Eğitim
Müdürlüğüne soruşturulmasının uygun olacağını belirttiği, davacı hakkında soruşturmanın İl Milli Eğitim Müdürünün 14/04/2009 tarihindeki görevlendirme emri üzerine başlatılan soruşturma sonucunda dava konusu kınama cezası ile tecziye edildiği ifade edilerek; 24/11/2008 tarihinde tutulan tutanakta davacının disiplin cezasına konu fiili açıkça yazılmış olduğundan, bu tarihten itibaren soruşturmaya başlama süresi içinde soruşturma açılması gerekirken, bir aylık disiplin soruşturma zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 14/04/2009 tarihinde görevlendirme emri üzerine başlatılan soruşturma sonucu tesis edilen disiplin cezası işleminde hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetmiştir.
22) Konuyla ilgili soruşturma raporunda, soruşturmacı, disipline konu 3 olay hakkında
fiillerin genel olarak 2018 yılının Nisan ayı öncesinde başladığını ifade etmiştir. Yukarıda yer alan yargı kararlarından da anlaşılacağı üzere, disipline konu olayların ne zaman işlendiğinin soruşturma raporunda net bir şekilde ifade edilmesi, hem olayların araştırılması hem de zamanaşımının belirlenmesi açısından önemlidir. Ancak, başvuruya konu disiplin cezalarına ilişkin soruşturma raporunda, fiillerin işleniş tarihlerinin kesin olarak belirlenmesi yoluna gidilmediği gibi, disiplin soruşturmasına başlama zamanaşımı yönünden de bir değerlendirme yapılmamıştır.
23) Somut olayımızda, soruşturma raporu ve eklerinden, başvurana disiplin cezası
verilmesine konu olaylardan ilki olan, merkez teşkilatı personeli olmadığı halde kimlik kartını sisteme tanıtarak indirimli fiyat üzerinden yemekhane hizmetlerinden yararlanması fiilinin, 11/04/2018 tarihine kadar işlendiği, söz konusu fiilin Kurumun yemekhanesinde (danışmada, turnikede ve giriş kartları kontrol yerinde) görev yapan personelce daha önceden bilindiği, yemekhane sorumlusu olarak görev yapan Sosyal
Hizmetler Daire Başkanlığı Şefi …’ün 2018 yılının Şubat ayında göreve başlamasının ardından öğrendiği, kartların sisteme tanıtılmasından sorumlu olan birimin başında olan
Sicil Daire Başkanı tarafından ise soruşturma kapsamında verdiği ifadesine göre 13/04/2018 tarihinde öğrenildiği anlaşılmaktadır. Ancak, başvuranın bu durumunun görev tanımları itibariyle gerekli işlemleri yapması gereken personelce ve yemekhane hizmetlerinin Yönerge hükümlerine göre işleyişinden sorumlu Sosyal Hizmetler Daire
Başkanlığı idarecileri tarafından bilinmesine rağmen, soruşturma 02/07/2018 tarihinde
Başkanlık Makamı Oluru ile başlatılmıştır. Soruşturma raporunda araştırılmamakla birlikte, başvuran, bu durumun Sosyal İşler Daire Başkanlığı yöneticileri tarafından 2014 yılından beri bilindiğini ifade etmektedir. Buna göre, başvuranın indirimli olarak son yemeğini 11/04/2018 tarihinde yediği göz önünde bulundurulduğunda, mütemadi bir suç olarak kabul edilerek disiplin soruşturmasına başlanılması için zorunlu olan sürenin bu tarihten itibaren başlatılacağı kabul edilse dahi, soruşturmanın kanunda öngörülen soruşturmaya başlama süresi içerisinde başlatılmadığı, dolayısıyla disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı görülmektedir.
24) Disipline konu diğer olay olan, başvuranın mutat yeme saatlerinden erken vakitlerde
yemekhaneye gelerek yemek saatinin henüz başlamadığını hatırlatan personele karşı kaba ve saygısız tavırlar sergilediği fiili ile ilgili olarak ise, soruşturma kapsamındaki ifadelerden, başvuranın uzun süreden beri erken yeme konusunda yemekhane personeli ile tartışmalar yaşadığı, hatta bu durumun yıllardır devam ettiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, başvuranın son indirimli yemeğini 11/04/2018 tarihinde yediği, soruşturma raporu ekinde yer alamamakla birlikte Kurumumuza gönderilen belgelere göre, konuyla ilgili olarak yemekhane sorumlusunun da aralarında bulunduğu 6 yemekhane personeli tarafından 17/04/2018 tarihinde bir tutanak tutulduğu görülmektedir. Disipline konu fiile ilişkin son olayın tutanak tarihinde meydan geldiği kabul edilse dahi, soruşturmanın 02/07/2018 tarihli Başkanlık Makamı Oluru ile başlatıldığı göz önünde bulundurulduğunda, bu fiil ile ilgili olarak da, soruşturmanın kanunda öngörülen soruşturmaya başlama süresi içerisinde başlatılmadığı, dolayısıyla disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı anlaşılmaktadır.
25) Son olarak, başvuranın yemek kartının iptal edilmesi üzerine kendisine kumpas
kurulduğunu ve ayrımcılığa maruz kaldığını belirterek BİMER, AKİM ve CİMER üzerinden idarecilere haksız ithamlarda bulunduğu fiili ilgili olarak ise, başvuranın sırasıyla 26/04/2018, 08/05/2018 ve 14/05/2018 tarihli başvurularının idare tarafından sırasıyla 10/05/2018, 17/05/2018 ve 30/05/2018 tarihide cevaplandığı, ardından Yönetim
Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne gönderilen 13/06/2018 tarihli ve 73635 sayılı yazıyla başvuran hakkında disiplin işlemlerinin başlatılmasının talep edildiği, bu talebin İnsan Kaynakları Genel
Müdürlüğünün 21/06/2018 tarihli ve … sayılı yazısıyla Başkanlık Makamına iletildiği, bunun akabinde Başkanlık Makamının 02/07/2018 tarihli ve … sayılı Oluru ile müfettiş görevlendirilmek suretiyle başvuran hakkında disiplin soruşturmasına başlandığı görülmektedir. Söz konusu başvuruların Kuruma ne zaman ulaştığını gösteren evrak akış bilgileri idarece gönderilmemekle birlikte, idarenin, bahsi geçen başvurulardan, başvuranın ilk başvurusuna veya son başvurusuna verilen cevap tarihinde disipline konu söz konusu fiilinden haberdar olduğu kabul edilse bile, bu fiil ile ilgili olarak da, soruşturmanın kanunda öngörülen soruşturmaya başlama süresi içerisinde başlatılmadığı, dolayısıyla disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı anlaşılmaktadır.
26) Öte yandan, başvuranın son olarak 01/06/2018 tarihinde yeni bir CİMER başvurusunda
bulunduğu, bu başvurunun 05/06/2018 tarihinde idareye havale edildiği ve idare tarafından 21/06/2018 tarihinde cevaplandığı, ardından Yönetim Hizmetleri Genel
Müdürlüğü tarafından İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğüne gönderilen 21/06/2018 tarihli ve … sayılı yazıyla 13/06/2018 tarihli ve … sayılı yazıda belirtilen hususlarla birlikte değerlendirilmesinin talep edildiği, bu talebin İnsan Kaynakları Genel
Müdürlüğünün 28/06/2018 tarihli ve … sayılı yazısıyla 21/06/2018 tarihli ve … sayılı havale onayı ile birlikte değerlendirilmek üzere Rehberlik ve Teftiş Başkanlığına iletildiği, bunun akabinde İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğünün 28/06/2018 tarihli ve
… sayılı yazısının Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanı tarafından Başkanlık Makamının 02/07/2018 tarihli ve … sayılı Olur ve eki evrakla birlikte değerlendirilmek üzere soruşturmayı yürüten müfettişe gönderildiği görülmektedir.
27) Soruşturma usulünde, sonradan ortaya çıkan disipline konu edilebilecek nitelikteki
eylemlere ilişkin hususların daha önceden açılmış bir disiplin soruşturmasına eklenmesi, disiplin soruşturması başlatan makamın veya mevzuata göre aynı yetkiyi kullanabilecek makamın ek onayıyla mümkündür. Ancak, ne 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı
Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunda, ne Diyanet İşleri Başkanlığı Disiplin Amirleri
Yönetmeliğinde, ne de Diyanet İşleri Başkanlığı İmza Yetkileri Yönergesinde, Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanının disiplin yönünden böyle bir yetkisi bulunduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Başvuranın 01/06/2018 tarihli CİMER başvurusu nitelik itibariyle, disipline konu diğer şikayet makamlarına yaptığı başvurular ile aynı nitelikte olduğu ve yetkili disiplin amirlerinin bu başvuruyu da disiplin soruşturmasına eklenmesine onay vereceği kabul edilebilir ise de, yetki yönünden hukuka aykırı olan bir işlemle soruşturmaya eklenen başvuranın son CİMER başvurusunun soruşturma kapsamında incelenmesinin ve yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde zamanaşımına uğramış bir soruşturmanın süre açısından canlandırılmasının mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
28) Sonuç olarak, yukarıda bahsedildiği üzere, Danıştay’ın içtihat kazanmış kararlarında yer
aldığı şekliyle, disiplin işlemlere, başvuranın disipline konu işlemlerinin kurum çalışanları tarafından öğrenildiği tarihten itibaren bir aylık soruşturmaya başlama zaman aşımı süresi içerisinde yetkili disiplin amirleri tarafından soruşturma onayı vermek suretiyle başlanması gerekmekte olup, kurum içi yazışmaların bir aylık süre içerisinde bitirilmemesi geçerli bir mazeret olarak kabul edilmemektedir. Bu açıdan, soruşturmanın disipline konu bütün fiiller açısından zaman aşımına uğradığı anlaşılmaktadır.
29) Diğer yandan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda disiplin suçlarının tespiti ve
ortaya çıkarılması için yapılması gereken soruşturmanın yöntemine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamakla birlikte; soruşturma, hukukun genel ilkeleri çerçevesinde ve tarafsız bir şekilde, suç konusu olayı incelemek, lehte ve aleyhte tüm delil ve bilgileri toplamak, konuyla ilgili bilgisi bulunan kişilerin ifadelerini ve kişinin savunmasını almak suretiyle yapılması gerekmektedir.
30) Soruşturmada amaç, yaşanan olayın arkasındaki maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır.
Soruşturmacı olarak görevlendirilen kişi, kendisini yazılı olarak görevlendiren disiplin
âmirinin disiplin cezası verme yetkisi hariç bütün yetkilerini hâiz olup; soruşturma konusuyla sınırlı olmak üzere her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan ve kişilerden bilgi ve belge almaya, tanık dinlemeye, mahallinde keşif yapmaya, hakkında soruşturma yapılan memurun ifadesini almaya yetkilidir.
31) Bu bağlamda, soruşturma raporunda; soruşturma konusu fiil ve durumların yasal
unsurlarının açık ve ayrıntılı bir şekilde belirlenmesi, hakkında disiplin soruşturması yürütülen memurunun disipline aykırı fiil veya hâline ilişkin tüm tanıkların kapsamlı bir şekilde beyanlarının alınması, memurun savunmasında belirttiği ve araştırılmasını istedikleri hususların incelenmesi, hakkında soruşturma yapılan kişinin lehinde ve aleyhinde toplanan bütün kanıtların her suç maddesi itibariyle ayrı ayrı tartışılması; bulgular ve deliller, suçun işleniş koşulları, oluş biçimi, ilgililerin kişisel durumları, ilgilinin öne sürdüğü özürlerin doğruluk derecesi araştırılarak elde edilen bilgiler ve ilgili mevzuat hükümleri ışığında yapılan değerlendirmelerle tarafların iddialarının somut delillerle ortaya konması ve fiilin şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanması; sebep ve sonuçların açıkça belirtilmesi, olaya uygulanacak hukuk kurallarının tespit edilmesi suretiyle memurun cezalandırılmasının gerekli olup olmadığı hususunun irdelenmesi, raporun bütün soruşturma konularını kapsayacak şekilde doğru ve eksiksiz hazırlanması, raporun bölümleri arasında herhangi bir çelişkiye meydan verilmemesi ve böylece sağlıklı bir sonuca ulaşılması gerekmektedir.
32) Başvuranın kartını sisteme tanıtarak indirimli yemek hizmetinden yararlanması ile ilgili
olarak, başvuran, cipli siteme geçilmesinden önce (2014 öncesinde) de, evinin görev yaptığı mescide uzak olması ve görev yerinin merkez teşkilatı yemekhanesine yakın olmasından dolayı, ek göstergesine göre yemek hizmetinden yararlandığını, cipli sisteme geçişten sonra da aynı şekilde yemek hizmetinden yararlanma talebinde bulunduğunu, araya herhangi bir kimseyi sokmadığını, sadece önceki uygulamaya binaen talepte bulunduğunu ve talebinin kabul edilerek kartının sisteme tanıtıldığını, daha öncesinde indirimli ücretten yararlanamayacağı konusunda bir sorun yaşamadığını, sadece erken yeme konusunda yemekhane personeliyle zaman zaman tartışmalar yaşadığını ifade etmektedir. Ancak, yapılan soruşturma kapsamında, başvuranın 2014 öncesinde de bu hizmetten ek göstergesine göre yararlanıp yaralanmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmamış, başvuranın kartının sisteme tanıtılması sürecinde dahli bulunan personelin ifadelerinde üst yönetimce böyle bir talimatın verildiği yönünde beyanlar bulunasına rağmen, 2014 öncesinde 2014 ile 2018 arasında ve soruşturma döneminde yemekhane hizmetlerinden sorumlu olan Sosyal Hizmetler Daire Başkanlarının, önceki dönemde görevli olan yemekhane sorumlularının ifadelerine başvurulmamıştır.
Yemekhane personeline ise, sadece erken yeme ve yaşanan tartışmalar hakkında sorular yöneltilmiş; özellikle yemekhane bünyesinde danışma, giriş kartlarının kontrolü, turnike ve kiosk bölümünde görevli personele, başvuranın yöneticilerin talimatıyla mı indirimli ücretten yararlandığı, böyle bir talimat yoksa bu hususun yöneticilere iletilip iletilmediği konusunda herhangi bir araştırma yoluna gidilmemiştir.
33) Başvuranın, erken yeme konusunda personel ile arasında yaşanan tartışma konusunda ise,
yemekhanede görevli personel listesi bilinmemekle birlikte, konuyla ilgili tutulan tutanakta ismi bulunan 2 personelin ve önceki yöneticiler ile yemekhane sorumlularının ifadesine başvurulmadığı görülmekte olup, yaşanan son tartışmaların yemekhane personelinin değişmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmamıştır. Zira, başvuran ifadesinde 2014 yılından itibaren yöneticilerden ve yemekhane sorumlularından izin alarak erken yemek yiyebildiğini, ancak zaman zaman yemekhane personelince bu konuda kendisine zorluk çıkarıldığını, bu nedenle yöneticilere çıkmaktan yorulduğunu, bu nedenle sürekli sorun yaşamamak için ismini duvara astıracağı şeklinde beyanlarda bulunduğunu ifade etmektedir.
34) Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 14/11/2013 tarihli ve E:2013/15, K:2013/131 sayılı
kararında; disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu, eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırıldığı ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinden oluştuğundan bahisle “Elverişlilik ilkesi”nin, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi”nin öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi”nin ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade ettiği açıklanmaktadır.
35) Danıştay 8. Dairesinin 11/02/1997 tarihli ve E:1995/3680, K:1997/3928 sayılı kararına
göre, bir memur hakkında takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması ilkesi disiplin hukukunun temel ilkelerindendir. Bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Danıştay’ın benzer mahiyette birçok kararı bulunmaktadır.
36) Başvuran, kendisinin özel durumu (evinin Etimesgut ilçesinde olması ve işyerinin merkez
yerleşkesine yakın olması) nedeniyle 2011 yılının başından itibaren ek göstergesine göre yemek hizmetinden yararlandığını, erken yeme konusunda da yöneticilerden izin aldığını, ancak yeni yönetimle birlikte sorun yaşamaya başladığını ifade etmektedir.
37) Her ne kadar idare tarafından Yemekhane Yönetim Kurulu Kararıyla 2014 yılından
itibaren taşra teşkilatında görev yapan personel için farklı bir ücret belirlenmiş olsa da, bu hususun ilgililere ne şekilde duyurulduğu, yemek ücretlerinin yemekhane girişinde uygun bir yerde asılmak suretiyle ilan edilip edilmediği konusunda herhangi bir bilgi sunulmamıştır. Bu konuda idarece yemek ücretlerinin merkez personeline yazı ile bildirildiği, aynı zamanda Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü web sayfasında yayımlandığı ifade edilmektedir. Ancak, gerek başvuru tarihinden hemen sonrasında gerekse yakın zamanda (2020 yılı başında) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü web sayfasında yapılan incelemede, Yemek ücretlerinin yayınlandığı bir bölüm bulunmadığı, haberler ve duyurular arşivinde 2015 yılından itibaren yayımlanan haberler ve duyurular bulunmasına rağmen yemekhane ücretlerine ilişkin bir habere veya duyuruya rastlanılamamıştır.
38) Kaldı ki, başvuran, taşra için ayrı bir ücret belirlenmesinin hukuka uygun olmadığını ve
ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmekle birlikte, kendisinin özel durumu nedeniyle indirimli ücretten yaralandığını ve yönetimin izniyle erken yemek yiyebildiğini ifade etmektedir. Bu durumda, başvuranın, idarenin öteden beri devam eden kendisine yönelik uygulaması nedeniyle bir beklenti içine girdiği, ancak yeni yönetimle birlikte bu konuda sıkıntı yaşadığı anlaşılmaktadır.
39) Gerçekten de, başvuranın disipline konu eylemlerinin, 2018 yılının Şubat ayında Sosyal
Hizmetler Daire Başkanı ile yemekhane sorumlusunun değişmesinden sonra yaşandığı görülmektedir. Başvuranın, söz konusu fiilleri, Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Teşkilatı
Yemek Servisi Yönergesinin 9 uncu maddesi uyarınca yemekhanede görevli personelin
Yönerge hükümlerine göre çalışmalarını takip etmekle görevli olan Sosyal Hizmetler
Daire Başkanı ile Yönergenin 10 uncu maddesi uyarınca yemek servisinin Yönerge hükümleri ile Yönetim Kurulu Kararları çerçevesinde düzenli bir şekilde yapılmasını sağlamakla görevli olan Yemekhane Sorumlusunun bilgisi dışında işlediğini kabul etmek mümkün değildir. Ayrıca, turnikelerden ve girişlerin kontrolünden sorumlu personelin de, 28/11/2007 tarihli ve 1250 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı İç Genelgesinin 48 inci maddesinde yer alan, gördüğü hizmet gereği saat 12’den itibaren yemek yemesine müsaade edilen personelin dışında hiçbir personel mesai sona ermeden yemekhaneye gitmeyeceği ve vaktinden önce hiçbir personelin yemekhaneye kabul edilmeyeceği hükmüne rağmen, yıllar boyunca kendi inisiyatifleriyle, başvuranın erken yemek yemesine ve taşra personeli olmasına rağmen barkod göstermek yerine giriş kartıyla indirimli tarifeden yararlanmasına göz yumduklarını kabul etmek de mümkün değildir.
Bu bağlamda, soruşturma kapsamında araştırılmamış olmakla birlikte, başvuranın, önceki yönetimce verilen izinler çerçevesinde, merkez personeli için belirlenen yemek ücretinden faydalandırıldığı; ayrıca, dönemler itibariyle değişmekle birlikte, görevli olduğu mescitteki vazifesine yetişebilmek amacıyla, yönetimin izniyle erken vakitte yemek yediği, bu anlamda idare tarafından “gördüğü hizmet gereği saat 12’den itibaren yemek yemesine müsaade edilen personel” kapsamında değerlendirildiği anlaşıldığından; başvuranın, merkez personeli için belirlenen ücretten faydalanmasında ve erken yemek yeme konusunda suç kastının bulunmadığının kabul edilmesi gerekmektedir.
40) Başvuranın erken yemek yeme konusunda yemekhane personeli ile tartıştığı sırada
kullandığı iddia edilen ifadeler konusunda, yemekhane personelinin ifadelerinde birbirleriyle mutabık beyanlarda bulundukları görülmektedir. Ancak, zaman zaman yaşandığı anlaşılan bu durumun zaman ve tarih belirtmeksizin aradan bir zaman geçtikten sonra tutanakla kayıt altına alınmasının ve bu durumun bilinmesine rağmen aylar sonra soruşturmaya başlamak için harekete geçilmesinin ve kanunda öngörülen süre de geçirilerek işlem başlatılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
41) Bunun yanında, başvuranın, BİMER, AKİM ve CİMER başvuruları yoluyla, karşılaştığı
yeni yönetimin tavrı nedeniyle bir takım başvurularda bulunduğu, bu başvurularında kendisine yönelik tavırları nedeniyle bazı yöneticileri hedef alan ifadeler kullandığı görülmektedir. Başvuran, söz konusu başvurularında kullandığı “kendisine kumpas kurulduğu” ve “şeref ve haysiyetiyle oynandığı” yönündeki ifadeleri, yeni yemekhane sorumlusunun kendisine erken vakitte yemek yiyemeyeceğini söylemesi, konunun kendisini aşıyorsa Daire Başkanı ile görüşmek istediğini söylemesi üzerine yiyebileceğini söylemesi, aynı zamanda aralarındaki sohbet esnasında aynı dönemde mezun olduklarını öğrendikten sonra ayda bir imam-hatip mezunlarıyla toplandıklarını ve kendisini de çağırabileceklerini ifade ederek ismini ve telefonunu alması, ardından bu bilgileri yöneticilere iletmesi, bunun üzerine kayınvalidesinin cenazesi sırasında Sicil Daire
Başkanı tarafından birçok kez aranarak bu konuda suçlu gibi muamele edilmesi, yöneticilerin kendisiyle görüşmeden sorgusuz sualsiz kartını kullanıma kapatması nedeniyle kullandığını ifade etmektedir.
42) Bilindiği üzere, hak arama özgürlüğü Anayasal güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek
yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verdiklerini düşündükleri kişilere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını veya cezalandırılmalarını isteme hakkına sahip olup, ancak şikayet hakkının kötüye kullanılması durumunda hukuk düzeni bunu korumamaktadır. Şikayet hakkının kötüye kullanıldığından söz edebilmek için ihbar veya şikayetin, kötü niyetle, karşı tarafın suçsuzluğunu bilerek zararlandırmak veya küçük düşürmek amacıyla yapılması yahut şikayet konusu hakkında delil ve emare olmadığı halde yapılmış olması gerekmektedir. (Bakınız. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09/10/2013 tarihli E.2013/48, K.2013/1458 sayılı kararı)
43) Ayrıca, bütün vatandaşların dilek ve şikayet haklarını doğrudan BİMER ve CİMER
vasıtasıyla yapabilmektedir. Bu konuda, kamu görevlileri yönünden de mevzuatta herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir. Dolayısıyla, memurların da şikayetlerini doğrudan söz konusu şikayet kanallarını kullanabilmeleri mümkündür. Bu konuda, Adana 1. İdare
Mahkemesi 16/10/2011 tarihli ve E.2010/1614, K:2011/1535 sayılı kararıyla, memurun
BİMER kanalıyla yaptığı şikayeti nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceği, bunun dilekçe hakkının ve BİMER’e şikayet hakkının ihlali olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, Danıştay 12. Dairesinin 11/11/2015 tarihli ve E.2012/1881, K.2015/5887 sayılı kararıyla onanmış, idarenin yapmış olduğu karar düzeltme başvurusu ise Danıştay 12. Dairesinin 06/12/2017 tarihli ve E.2016/5625, K.2017/6293 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
44) Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından verilen 16/11/2017 tarihli ve 2014/12143
başvuru numaralı bireysel başvuru kararında, başvuranın şikâyet konusu ettiği hususların, idare içerisinde çözülebilecek sorunlar olduğu, idare bakımından zarar doğurabilecek veya itibar kaybı oluşturacak özellik taşımadığı, dilekçenin ulaştırıldığı BİMER’in kamu kurumları içinde yer aldığı ve dilekçe içeriğinin kamuoyuna yansımadığı ifade edilerek, başvuranın, somut olayın koşullarında, kişisel sorunları ve birim içerisindeki birtakım haksız uygulamalarla ilgili olarak yaptığı başvuruların sonuçsuz kalması nedeniyle
Başbakanlığa bağlı bir kamu kurumu olan BİMER’e dilekçe gönderilmesine “uyarma” cezası ile yaptırım uygulanmasının, demokratik toplum düzeninde gerekli bir müdahale olmadığı kararına varmıştır.
45) Bu bağlamda, başvuranın çeşitli hak arama ve şikayet yollarını kullanarak yaptığı
başvuruların idareye ulaştırıldığı ve bu başvuruların idarenin kendi içerisinde kaldığı göz önünde bulundurulduğunda, haksız bir muameleyle karşılaştığını düşünen ve halen
Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliğine göre merkez ve taşra ayrımı yapılamayacağını, diğer mevzuatta da böyle bir ayrıma gidilebilmesine cevaz veren bir hükmün bulunmadığını iddia eden başvurana, idareyi haksız yere suçlayıcı tarzda şikayet ettiği, keyfi yorumlarda ve akıl ve mantıkla bağdaşmayan beyanlarda bulunarak çeşitli mercilere başvurduğu, Daire Başkanları hakkında haksız ithamlarda bulunduğundan bahisle, “Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” fiilini işlediği gerekçesiyle disiplin cezası verilmesinin ölçülülük ilkesine uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
46) Bütün bunların yanında, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 22/02/2007
tarihli ve E. 2005/374, K. 2007/103 sayılı kararında “… maddesinde; geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlara bir derece hafif olan cezanın uygulanabileceği konusunda takdir yetkisi tanınmış, ancak bu yetkinin fiilin niteliği ve ağırlık derecesine göre kullanılacağına dair bir hükme yer verilmemiştir. Bu duruma göre, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulların öncelikle; ilgililerin geçmiş hizmetleri ile sicil durumlarına göre bir alt ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmayacağı konusunda bir değerlendirme yapmaları ve bu değerlendirmenin sonucuna göre ceza vermeleri gerektiğinden, bu durum göz ardı edilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, İdare
Mahkemesinin davanın reddi yolundaki ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Birçok Danıştay kararında da bu yönde değerlendirme yapılmakta, disiplin amirinin ceza verirken ilgilinin geçmiş hizmetleri ile başarı durumunu dikkate alması ve bir alt ceza ile cezalandırılıp cezalandırılmaması konusunda bir değerlendirme yaparak, alt ceza uygulamasına gidilmiyorsa bunun gerekçesinin kararda belirtilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Ancak, idarece başvuranın daha önceden disiplin cezası aldığı yönünde herhangi bir bilgi sunulmamakla birlikte, soruşturma kapsamında da müfettişçe başvuranın daha önceden disiplin cezası alıp almadığının araştırılmadığı, disiplin cezası gerekçesinde de bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
47) Sonuç olarak, açıkça zamanaşımına uğradığı ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu anlaşılan
başvuruya konu disiplin cezaların iptal edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bu noktada, Kurumumuzca iptal edilmesi yönünde verilen kararlar karşısında, kamu idarelerinin uygulama açısından tereddütte düştükleri müşahede edildiğinden, bu konuda açıklama yapmak gerekmektedir.
48) Bu kapsamda ilk olarak, Kamu Denetçiliği Kurumunun kuruluş, görev ve çalışma
usullerine ilişkin ilkeleri düzenleyen 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri ele alınmalıdır. Bilindiği üzere 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 8’nci maddesi ile T.C.
Anayasası’nın 74 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmuştur. Daha sonra kabul edilen 6328 sayılı Kanun ile de, kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin bir şikâyet mekanizması oluşturmak suretiyle, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmakla görevli Kamu Denetçiliği Kurumu oluşturulmuştur.
49) Mezkûr Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında Kurumun görev alanı dışında
tutulan işlemler, kararlar ve faaliyetler belirlenmiştir. Madde metninden de görüleceği üzere, bu işlem, karar ve faaliyetler arasında idare tarafından kamu görevlilerine verilen disiplin cezaları bulunmamaktadır. Öte yandan anılan madde hükmünün, Kurumun görev alanını belirlerken istisnai olarak söz konusu hususları düzenlediği, bu anlamda Kurumun görev alanı dışında tutulan işlem, karar ve faaliyetin sınırlı sayıda olduğu, dolayısıyla hükmün yorum yoluyla genişletilerek bir kısım idari işlemlerin ve bu arada disiplin cezalarının Kurumun görev alanı dışında olduğunu kabul etmeye hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmaktadır.
50) Öte yandan memur disiplin hukukunda, kararı veren makam tarafından disiplin
cezalarının geri alınıp alınamayacağı hususunun öğretide tartışmalı olduğu görülmektedir. Danıştay bu konuda menfi bir tutum içerisinde olup, verilen disiplin cezalarının veriliş usulü ve kesinliğinden hareketle geri alınamayacağı görüşündedir. Ne var ki, Yüksek Mahkemenin bu tutumu itiraz etme ve dava açma sürelerini kaçıran kişiler yönünden hukuka aykırı bir disiplin cezasına katlanmak zorunda bırakılmalarına neden olacağı gerekçesiyle haklı olarak eleştirilmektedir.
51) Bu nedenle disiplin cezalarının kesinliğinin; idari usul yönüyle anlaşılması, açık bir
ifadeyle söz konusu kesinliğin kesinleşen disiplin cezaları hakkında idari başvuru yolunun kalmadığı şeklinde yorumlanması gerektiği, hukuka aykırılığı tespit edilen disiplin cezalarının geri alınmasına hukuki bir engel bulunmadığı ifade edilmektedir.
(Ramazan Çağlayan, İdare Hukuku Dersleri, 6. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2018, s.
560, 561.) Benzer şekilde öğretide, ilgilisine yükümlülük yükleyen idari işlemlerin herhangi bir süre ile sınırlı olmadan her zaman geri alınabileceği, bu anlamda disiplin cezalarının da yükümlendirici işlem kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Yükümlendirici bir işlem olan disiplin cezalarının geri alınamayacağı yönündeki bir kabulün ise, ilgilisinin hukuka aykırı bir cezaya katlanması sonucunu doğuracağı, bu durumun ise hukuk devleti ilkesine ve bu kapsamda hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacağı ifade edilmektedir. Nihayet disiplin cezalarının kesinliğinin, kesinleşen disiplin cezalarının geri alınarak ilgililerine daha ağır bir disiplin cezası verilemeyeceği şeklinde, bireyin hakkını koruyucu yoruma tabi tutulması gerektiği savunulmaktadır. (F. Ebru Gündüz, “Disiplin Cezalarının Geri Alınması”, Gazi
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C: 20, S: 1, 2016, s. 422, 423.) Dolayısıyla hukuka aykırılığı tespit edilen bir disiplin cezasının, idare tarafından geri alınması mümkün olduğu gibi muhatabı olan kamu görevlilerinin hukuki güvenliğinin korunması açısından zorunlu olduğu değerlendirilmektedir.
52) Önemle belirtmek gerekir ki Danıştay kararlarının, disiplin cezalarının idarece resen geri
alınamayacağına ilişkin olduğu, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından yapılacak incelemeler sonucunda verilecek kararlar üzerine disiplin cezasının geri alınıp alınamayacağı konusunda olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yukarıda da değinildiği üzere, 6328 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında disiplin cezalarının Kurumun görev alanı içerisinde bulunduğu, bu kapsamda Kurumun kamu görevlisine verilen disiplin cezasını konu alan başvuru hakkında inceleme ve araştırma yaparak, bu inceleme ve araştırmasının sonucunu ve varsa önerilerini idareye bildirebileceği açıktır. Tüm bu açıklamalardan sonra, Kamu Denetçiliği Kurumunca hukuka aykırılığı tespit edilen disiplin cezasının idarece geri alınmasında hukuki bir engelin olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
b. Yemek hizmetinde yaralanmaya devam etme talebi yönünden değerlendirme
53) Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 212 nci maddesinde, Devlet
memurlarının hangi hallerde yiyecek yardımından ne şekilde faydalanacakları ve bu yardımın uygulanması ile ilgili esasların Maliye Bakanlığı ile Başbakanlık Devlet
Personel Başkanlığı’nın birlikte hazırlayacakları bir yönetmelik ile tespit olunacağı hükme bağlanmış; anılan Yasa hükmüne dayanılarak yürürlüğe konulan Devlet
Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğinde, yiyecek yardımının yemek verme şeklinde yapılacağı, bu yardım karşılığında nakden bir ödemede bulunulamayacağı, yiyecek yardımının haftalık çalışma süresi 40 saati aşmayan yerlerde öğle yemeği olarak verileceği, yiyecek yardımının gerektirdiği giderlerin, yemek maliyetlerinin yarısını aşmamak üzere, bu Yönetmelik kapsamına dahil memur kadrosu adedine göre kurum bütçelerine konulacak ödeneklerle karşılanacağı, yemek bedelinin bütçeden karşılanamayan kısmının yemek yiyenlerden alınacağı, yemek servisinin yiyecek yardımından faydalanabilecek personel sayısının asgari 50 olması ve yemekhane için elverişli yer bulunması şartıyla kurulabileceği kuralına yer verilmiştir.
54) Diğer yandan, öğle yemeği servisinden faydalanacak olan memurlardan ve sözleşmeli
personelden alınacak asgâri yemek bedellerine ilişkin esasları belirlemek amacıyla her yıl yayımlanan Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliği ile Tebliğin ekinde yer alan Ek-1 nolu tabloda belirlenen tatarlardan az olmamak şartıyla yemek bedeli alınacağı; ancak, kurum ve kuruluşların personelin kadro veya pozisyon unvanını dikkate alarak Ek-1’de belirtilen miktarların üzerinde yemek bedeli tespit edebileceği düzenlenmiştir. Buna göre, personelin kadro özelliğini dikkate alarak farklı ücretler belirleme konusunda kurumlara takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır.
55) Bu çerçevede, Diyanet İşleri Başkanlığının merkez teşkilatında görev yapmakta olan
personele verilecek yiyecek yardımına ilişkin usul ve esasları, Diyanet İşleri Başkanlığı
Merkez Teşkilatı Yemek Servisi Yönergesi ile belirlenmiştir. İdare, ilgili mevzuat gereğince, yemek hizmetinin sadece günlük 8 saat görev yapan büro mesaisine tabi olan personele yönelik olduğu, bu anlamda merkez teşkilatı personelinin ve il/ilçe müftülüklerinin yemek ödeneklerinin farklı olduğunu, günlük 8 saat mesaiye tabi olmayan imam-hatipler ve müezzin-kayyım gibi görevliler için ise yemek ödeneği verilmediğini, bu kişilerin ilgili Yemekhane Yönetim Kurullarınca belirlenen ücretler üzerinden hizmet aldığını ifade etmektedir. Bunun yanında, idare, merkez teşkilatı personel sayısının 1200 civarında, taşra teşkilatı personel sayısının ise 100 binden fazla olduğunu, bu sebeple taşra personeli için ayrı bir ücret belirlenmesinin zorunlu olduğunu ifade etmektedir.
56) Bilindiği gibi, imam-hatipler ve müezzin-kayyım gibi görevliler genellikle 24 saat esasına
göre görevlendirildikleri camide hizmet vermekte ve bu kişilere idare tarafından görevli bulundukları caminin yakınında lojman hizmeti sunulmaktadır. Bu açıdan, bu personele yemek hizmeti verilmesi hem mevzuat açısından hem de fiilen mümkün bulunmamaktadır.
57) Ancak, somut olayımızda, başvuranın görevli bulunduğu … Üniversitesi yerleşkesi
içerisindeki … Mescidi için, mescidin yakınında bir lojman imkanı bulunmadığı, başvuranın uzak bir yerde (Etimesgut ilçesinde) ikamet ettiği; görev yerinin yakınında lojman imkanı bulunmaması sebebiyle öğle yemeklerini dışarıda karşılaması gerektiği, bu sebeple Diyanet İşleri Başkanlığı merkez yerleşkesinin yakında olması nedeniyle, idarecilerin bilgisi dahilinde 2011 yılından 2014 yılına kadar ek göstergesine göre fiş karşılığında merkez personeli için belirlenen ücretten yemek hizmetinden yararlandığı,
2014 yılında cipli siteme geçilmesinin ardından bütün Diyanet İşleri Başkanlığı
personeline verilen standart kimlik kartını sisteme tanıtarak 2014 ile 2018 yılının Nisan ayı arasında yine merkez personeli için belirlenen ücretten yemek hizmetinden yararlandığı, Sosyal Hizmetler Daire Başkanının ve yemekhaneden sorumlu şefin değişmesinin ardından ise, bu durumun yeni idarecilerce öğrenilmesi üzerine, başvuranın kartının sisteme kapatıldığı ve hakkında yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verildiği görülmektedir.
58) Her ne kadar, idare bütün taşra personelinin sayısına dikkat çekerek, taşra personeli için
farklı bir ücret belirlenmesi gerektiğini ifade etse de, taşra personelinin görev yerleri ve görevlerinin niteliği gereği düzenli olarak merkez teşkilatı bünyesindeki öğle yemeği hizmetinden yaralanması mümkün değildir. Bu açıdan, görev yeri ve durumu itibariyle diğer taşra teşkilatından farklı bir konumda olan başvuranın, merkez teşkilatı personeli gibi öğle yemeğinden faydalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; başvuranın
2011 ile 2014 yılı arasında ve 2014 ile 2018 yılının Nisan ayı arasında merkez personeli
için belirlenen ücretten yemek hizmetinden yararlanmasının hakkaniyete uygun olduğu, bundan sonra da bu şekilde yemek hizmetinden yararlanmaya devam etmesinin de hakkaniyet açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.
c. Eksik ödeme nedeniyle yapılan kesinti yönünden değerlendirme
59) Diğer yandan konuyla ilgili yapılan soruşturma sonucunda müfettiş tarafından getirilen
teklif doğrultusunda, 2014 yılının Mart ayı ile 2018 yılının Nisan ayı arasında başvuranın eksik ödediği belirlenen miktarın tahsili yoluna gidildiği, hesaplanan miktarın ise başvuranın rızası alınmaksızın başvuranın maaşından 475 TL kesinti yapıldığı görülmektedir.
60) Konuyla ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde, memurlara yapılan sosyal bir yardım
niteliğinde olan yemek yardımı, Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliğin 4 üncü maddesi uyarınca, yemek yardımı maliyetleri, yardımdan faydalanacak memur sayısı (kurumdaki bütün memurların sayısı) dikkate alınarak Ankara için yemek maliyetlerinin üçte ikisini aşmayacak şekilde kurum bütçesine konulacak ödenek ile karşılanmaktadır. Buna göre, kurum bütçesinden memurların her gün yiyebileceği ihtimaline karşılık konulan yiyecek yardımı ödeneğinden yemek maliyetinin üçte ikisini aşmamak üzere harcama yapılabilecektir. Diğer bir ifadeyle, yemek bedellerinin en fazla üçte ikisi kurum bütçesinden, geri kalan en az üçte birlik kısmı ise yemek hizmetinden yaralanan memurlardan karşılanmak zorundadır.
61) Kurumlar, her yıl yayımlanan Merkezi Yönetim Bütçe Uygulama Tebliğinde asgari
yemek bedellerinden az olmamak üzere, toplam yemek maliyetinin bütçeden karşılanan kısmı dışında kalan kısmının yemek hizmetinden yaralananlardan alınmasını sağlamak amacıyla yemek yiyenlerden alınan yemek bedellerini belirlemektedir. Bu amaçla, idarece her yıl yapılacak hesaplama ve değerlendirme neticesinde, ya yemek maliyetlerinin azaltılarak yemek bedellerinin daha az belirlenmesi yoluna gidilmesi, ya da yemek yiyenlerden alınacak yemek bedellerinin yemek maliyetinin bütçeden karşılanmayan kısmı için yeterli olacak şekilde arttırılması yoluyla denge sağlanmaya çalışılmaktadır.
62) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda ve bu Kamu Zararlarının
Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte, kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanmış; kamuya ait gelirler ve alacaklar kamu kaynağı olarak sayılmış; idarenin gelirlerinin tahsil işlemlerinin mevzuata uygun olarak yapılmamasının da kamu zararının belirlenmesinde esas alınacağı düzenlenmiştir.
63) Bu bağlamda, soruşturma raporu sonucuna göre başvurandan taşra personeli için
belirlenen yemek bedelinden az ücret tahsil edilmesi nedeniyle oluşan eksik ödemenin başvurandan tahsil edilmesine karar verilmesi ve söz konusu eksik ödemenin kamu zararı olarak kabul edilmesi durumunda mevzuatta öngörülen prosedürlerin işletilmesi gerekmektedir. Buna göre, somut olayımızda, öncelikle, daha önce idarece bilinmediği iddia edilen ve yapılan soruşturma sonucunda tespit edilen eksik ödemenin, Kamu
Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre, harcama yetkilisinin de görüşleri alınmak veya Değerlendirme Formu doldurulmak suretiyle üst yöneticinin değerlendirmesine sunulması; değerlendirme kapsamında yaptırılacak veya yapılacak incelemede, mevzuata aykırı eylemin ve oluşan bir zararın bulunup bulunmadığının araştırılması, sorumlu ve ilgililerin belirlenmesi, sorumlunun kasıt, kusur veya ihmalinden kaynaklandığına ilişkin illiyet bağının kurulması; yapılan değerlendirmenin ardından kamu zararının oluştuğuna karar verilmesi halinde zararın tespitine ilişkin belgelerin takibe yetkili birime gönderilmesi ve bir alacak takip dosyası açılması; Tebligat Kanunu hükümlerine göre sorumluların ve ilgililerin adreslerine tebliğe edilmesi, tebliğde borcun miktarının, sebebinin, doğuş tarihinin, ödeme yerinin, itiraz merciinin belirtilmesi; itiraz vaki olursa harcama birimi ve/veya hukuk biriminin de görüşüne başvurularak itirazın sonuçlandırılması ve alacağın Yönetmelikte belirtilen usullere uygun olarak tahsil edilmesi icap etmekte ise de; bahsi geçen işlemlerin hiçbirinin tesis edilmediği anlaşılmaktadır.
64) Tespit edilen kamu zararının tahsili konusunda ise, Yönetmelikte tahsil işlemi için 3 usul
öngörülmüştür. Birincisi, ilgilinin veya sorumlunun kendi rızasıyla veya sulh yoluyla söz konusu borcu defaten ödemesi veya ödeyeceğini taahhüt etmesi halinde, yukarıda bahsedilen işlemlere gerek kalmaksızın borç tahakkuk kaydı yaptırılarak, doğrudan ödenmesi veya yazılı isteği veya muvafakati üzerine aylığından kesinti yapılması suretiyle tahsil edilmesi; ikincisi, karşılıklı olarak nakit ve vadesi gelmiş alacak durumu söz konusu olması halinde, Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas usulünün işletilmesi; üçüncüsü ise, ilgilinin veya sorumlunun diğer usullerle ödemeyi kabul etmemesi halinde,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil edilmesidir.
65) Bunun yanında, Yönetmeliğin güncel halinin 7/A maddesinin 6 ncı fıkrasında, kontrol,
denetim veya inceleme sonucunda tespit edilen zararın, yapılan değerlendirme sonucunda kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte, tahsili gereken bir alacak olduğuna karar verilmesi halinde bu alacak genel hükümlere göre takip ve tahsil edileceği düzenlenmiştir.
66) Bu durumda, başvurandan tahsil edilmesi gereken tutarın, gerek kamu zararı olarak kabul
edilmesi halinde, gerekse kamu zararı niteliği taşımamakla birlikte tahsili gereken bir alacak olduğunun kabul edilmesi halinde, öncelikle söz konusu alacağın ilgiliye yazılı olarak tebliğ edilmesi, ardından ilgilisinin rızaen ödemeyi kabul etmesi durumunda ona göre işlem tesis edilmesi, ilgilisinin ödemeyi kabul etmemesi durumunda ise genel hükümle göre veya icra yoluyla alacağın tahsil edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, tespit edilen alacağın tahsil edilmesi konusunda, ilgilinin aylığından yazılı onayı alınmaksızın kesinti yapılması mümkün bulunmamaktadır.
67) Ancak, somut olayımızda, gerek kamu zararının tespiti gerekse tahsili konusunda gerekli
işlemlerin usulüne göre yerine getirilmediği gibi, bahsi geçen tutarın, başvurana herhangi bir tebligat yapılmadan ve muvafakati alınmadan 2019 yılı Ocak ayı maaşından kesildiği ve Diyanet İşleri Başkanlığının ilgili hesabına aktarıldığı görülmektedir. Bu durum, başvuranın mülkiyet hakkının ve temel hakların ancak kanunla sınırlandırılabileceği ilkesinin ihlali anlamına gelmektedir.
68) Bunun yanında, başvuranın eksik ödediği miktarın hesaplanması sırasında, başvuranın
kartında 13,45 TL’nin kaldığı, ancak bu miktarın hesaplanan toplam miktardan düşülmediği gibi, başvuran geri ödenmediği görülmektedir. Konuyla ilgili olarak
Kurumumuzca bilgi ve belge istenmesi üzerine, idare tarafından söz konusu miktarın başvurana iade edilmediğini, başvuranın bu konuda yazılı olarak talepte bulunmadığı, yazılı olarak başvuru yapması halinde nakit olarak iade edilebileceği veya yemek hizmetinden yararlanmak istemesi halinde taşra personeli için belirlenen yemek bedeli üzerinden hesabında bulunan tutarı kullanabileceği şeklinde cevap verilmiştir.
69) Ancak, başvuranın kartının sisteme kapatılmış olması nedeniyle, başvuranın kartında
kalan miktarı merkez yerleşkesindeki veya başkaca bir taşra teşkilatı yemekhanesinde kullanmasına imkan bulunamamaktadır. Ayrıca, taşra personelinin kimlik numarasıyla para dolum ünitesine giriş yaptıktan sonra para yükledikten sonra kendileri için belirlenen yemek ücretini yatırarak aldıkları barkodla yemek hizmetinden yararlanabildikleri göz önünde bulundurulduğunda, başvuranın kartı sisteme kapatılmış olduğundan söz konusu kalan miktar karşılığında peyderpey barkod alması da mümkün olmayacaktır. Bunun için başvuranın kartının içeride kalan miktar bitene kadar sisteme açılması gerektiği gibi, yemek ücretleri tam olarak denkleştirilemeyeceğinden yine bir miktar ücretin kartta kalması söz konusu olacaktır. Ayrıca, başvuranın kartının sisteme açılması ve içindeki miktar bittikten sonra da kapatılması da ayrı bir iş yükü getirecektir.
70) Bu noktada, idarenin söz konusu miktarın iadesini yazılı başvuru şartına bağlaması da
hakkaniyete uygun değildir. Kaldı ki, başvuran, hakkında yürütülen soruşturma esnasında verdiği ifadesinde, kartının siteme kapatıldığı tarihte, sisteme girerek tam olarak tespit edememekle birlikte, kartında önceden yüklediği paradan arta kalan bir miktar paranın bulunduğunu, bunun akıbetini merak ettiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, kartta kalan miktar başvuran tarafından peşinen ödenmiş olduğundan, soruşturma sonucunda eksik ödendiği tespit edilen tutar hesaplanırken, bakiye olarak kartta kalan miktarın hesaplanan toplam miktardan düşülmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Zira, söz konusu miktarın başvuranın kullanımına kapatılmış olması nedeniyle kullanılamaması ve peşinen gelir olarak kaydedilen bu miktarın başvuranın rızası olmadan aylarca iade edilmemesi, karşılığında herhangi bir hizmet sunulmamış olması nedeniyle, idare açısından sebepsiz zenginleşme anlamına gelecektir.
71) İşbu kararın 53 ila 58 inci paragraflarında ifade edildiği üzere, başvuranın hakkaniyet
gereği yemekhane hizmetlerinden merkez personeli gibi yararlandırılmaya devam edilmesi gerektiği değerlendirildiğinden, başvuranın maaşından kesilen 475 TL’nin ve 13,45 TL’nin başvurana iade edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
72) Kurumuzca yapılan inceleme neticesinde, zamanaşımına uğramış olduğu tespit edilen
ve ölçülülük ilkesine uygun olarak tesis edilmediği anlaşılan başvurana verilen disiplin cezalarının iptal edilmesi; özel durumu nedeniyle hakkaniyet gereği başvuranın yemekhane hizmetlerinden merkez teşkilatı personeli gibi yararlandırılmaya devam ettirilmesi, ayrıca muvafakati olmadan maaşından kesilen miktarın başvurana iadesi yönünde idareye tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
73) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliğin 6 ncı maddesinde iyi yönetim ilkelerine yer verilmiş olup; idare tarafından, Kurumumuzca talep edilen bilgi ve belgeler süresi içinde gönderildiğinden ve Gönderme
Kararımız üzerine hem başvurana hem de Kurumumuza kısa sürede cevap verdiğinden
“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkesine uygun hareket edildiği; ancak, başvuranın talebini reddederken bu işlem karşısında hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uyulmadığı tespit edilmiş olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
74) 6328 sayılı Kanunun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21 inci
maddesinde, Kamu Denetçiliği Kurumunun inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması hâlinde durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda incelemenin altı ayda bitirilememe gerekçesi, dava açma süresinin kaldığı yerden yeniden işlemeye başlayacağı hususu ve yargı yolu, başvurana 07/05/2019 tarihli ve … sayılı yazı ile bildirilmiştir.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvurana verilen disiplin cezalarının iptal edilmesi, başvuranın yemekhane hizmetlerinden merkez teşkilatı personeli gibi yararlandırılmaya devam ettirilmesi, ayrıca muvafakati olmadan maaşından kesilen miktarın başvurana iadesi konusunda DİYANET
İŞLERİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca, DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve gereği için DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi